2015-12-08 - 17:00
TBMM GENEL KURULU...
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Ahmet Aydın başkanlığında toplandı.
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Ahmet Aydın başkanlığında toplandı.

MHP Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı, "Her dilden, dinden ve renkten herkesi kucaklayan Mevlana sevgi, kardeşlik ve hoşgörünün sembolüdür" dedi.

İlk kez birleşimi yöneten Aydın, 26. Dönem'in Türkiye'ye, millete ve demokrasiye hayırlar getirmesi temennisinde bulunarak, şöyle konuştu:

"TBMM olarak millete hizmet yolunda bir araya geldiğimiz bu dönemde, hoşgörünün temel alınacağı, her türlü fikrin Meclisimizin mehabetine uygun adap ve üslup içerisinde tartışılacağı, nezaket, zarafet ve uzlaşı kültürünün en güzel örneklerinin yaşanacağı bir çalışma süreci diliyorum. Bu bağlamda milli iradenin daha da güçleneceği, yeni anayasa başta olmak üzere milletimizin beklentilerini karşılayacak, huzuru ve refahını artıracak reformların yapılacağı, Cumhuriyetimizin tam anlamıyla demokrasiyle taçlanacağı bir dönem geçirmek dileğiyle, iktidar muhalefet tüm gruplara ve milletvekillerimize başarılar diliyorum. Ayrıca, Başkanlık Divanı'na vereceğiniz her türlü katkı ve desteğe teşekkür ediyorum. Milli iradenin tecelligahı olan yüce Meclisimizin kurulduğu günden bugüne kadar bu çatı altında hizmet vermiş başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm başkanlarımızı, parlamenterlerimizi, şehit ve gazilerimizi minnetle anıyorum."

Aydın, daha sonra Anayasa uyarınca milletvekillerinin göreve başlamadan önce ant içmeleri gerektiğini anımsatarak, HDP Mardin Milletvekili Gülser Yıldırım'ı yemin etmek üzere kürsüye çağırdı.

Yıldırım, kürsüye geldikten sonra, yemin etmeden önce vurgulamak istediği bir konu olduğunu belirtti. Yemin töreninde Meclis'te bulunmamasının bir nedeni olduğunu ifade eden Yıldırım, Mardin'de sivillerin de yaşamını yitirdiği sokağa çıkma yasağını kınadı.

Aydın, Yıldırım'a, "Sadece yemin etmek üzere davet ettim. Yemin etmemiş bulunuyorsunuz. Yemin etmeyen milletvekili yasama faaliyetine katılamaz" diyerek ant içmesini istedi.

Bazı milletvekillerinin de tepki gösterdiği Yıldırım, daha sonra ant içti.

Meclis Başkanvekili Ahmet Aydın, gündeme geçmeden önce üç milletvekiline söz verdi.

MHP Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı, gündem dışı konuşmasını, "Hz. Mevlana'nın Hakka vuslatının 742. yıl dönümü"ne ayırdı. Kalaycı, her dilden, dinden ve renkten herkesi kucaklayan Mevlana'nın sevgi, kardeşlik ve hoşgörünün sembolü olduğunu ifade etti.

CHP Bursa Milletvekili Erkan Aydın da gündem dışı konuşmasında, 3 Aralık Engelliler Günü olduğunu belirterek, engellilerin ve engelsiz yaşamanın en temel hak olduğunu belirterek, son yıllarda hazırlanan birçok projenin sevindirici ancak bunların yetersiz olduğunu vurguladı.

Çözüm bulunması gereken ağır sorunlar bulunduğunu anlatan Aydın, geçim sıkıntısı ve işsizliğin engellilerin en önemli sorunu olduğunu, yüzde 40 üzeri engeli olan her bireyin maaş alması gerektiğini ve kamu kurumlarının engelli çalıştırma kontenjanını doldurmadığını savundu.

AK PARTİ Bursa Milletvekili Bennur Karaburun da 3 Aralık Engelliler Günü dolayasıyla gündem dışı konuşma yaptı. Kendisi için kurulan platforma çıkarak kürsüden konuşan Karaburun, 9 milyon engellinin sorunlarına çözüm bulmak için Meclis'in gerekli hassasiyeti göstereceğine inancını ifade etti. Kalıcı çözüm için empati yapılması gerektiğini savunan Karaburun, AK Parti olarak "engelsiz dünya" için mücadeleyi kendilerine görev saydıklarını bildirdi.

Meclis Başkanvekili Ahmet Aydın, sisteme giren bazı milletvekillerinin olduğunu belirterek, kısa söz talepleri gündem dışı konuşmalara dönüştüğü için bu talepleri karşılamayacağını belirtti. CHP İzmir Milletvekili Musa Çam'ın "keyfi davrandığını" söylemesi üzerine Aydın, "Keyfi davranmıyorum, İçtüzüge bakabilirsiniz" dedi.

Aydın'ın bu sözleri üzerine söz alan grup başkanvekilleri konuya ilişkin görüşlerini ifade etti.

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, Meclis'in en önemli sorunlardan birinin birleşimi yöneten başkanvekillerinin yönetim tutumlarına ilişkin farklılık ve çelişkiler olduğunu vurgulayarak, bunun uyum sorununa yol açtığını kaydetti.

Bazı milletvekillerine verilen kısa söz taleplerinin Meclis'in tansiyonunun düşmesine yararı olduğunu savunan Altay, söz verilmemesinden ötürü usul tartışmalarıyla daha fazla zaman israfının söz konusu olabildiğini ifade etti.

HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken de Genel Kurul'un İçtüzüğe uygun yönetilmesini beklediklerini bildirdi.

Baluken, AK PARTİ'nin ülkeyi seçimlerden sonra hem içeride hem de dışarıda savaş ortamına sürüklediğini ileri sürerek, Güneydoğu'da bazı kentlerde ilan edilen sokağa çıkma yasaklarıyla hukuksuzluk örneği sergilendiğini ve günlük yaşamın felç olduğunu belirtti. Kentlerde sadece canlılara değil, tarihi ve kültürel değerlere de saldırılar olduğunu iddia eden Baluken, "Devreye sokulan savaş konseptini kınıyoruz" diye konuştu.

MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural ise Meclis başkanvekillerinin ortak anlayışla birleşimleri yönetmesi gerektiğini kaydetti.

Terör örgütü PKK'nın güvenlik güçlerinin yanı sıra tarihi ve manevi değerlere saldırdığına işaret eden Vural, milletin olayları ibretle izlediğini ve kınadığını kaydetti.

Boğaz'dan geçen Rus donanmasına ait gemiden bir füzenin gösteriş amaçlı kullanılmasının Türkiye'nin egemenlik ve hükümranlık haklarına yönelik hasmane tutum olarak değerlendirdiklerini ve kınadıklarını belirten Vural, Hükümetin Montrö Antlaşması'ndan kaynaklı haklarını kullanması gerektiğini anımsattı.

NATO Genel Sekreteri Stoltenberg'in NATO'nun IŞİD'e karşı savaşmak üzere Suriye'ye asker göndermeyeceğini söylediğini aktaran Vural, "Bu mücadeleyi Müslümanlar için yürütemeyiz" ifadesini talihsiz gördüklerini ve bu kategorik yaklaşımın kabul edilemeyeceğini vurguladı.

AK PARTİ Grup Başkanvekili Nurettin Canikli de terör örgütünün devletin hakimiyeti ve egemenliğini belirli bölgelerde ortadan kaldırmaya yönelik faaliyetler içinde olduğunu belirterek, devletin kendi sistemine yönelik tehdidi ortadan kaldırma hakkına sahip olduğunu ve bu refleksi her yerde gösterdiğini anlattı.

Canikli, terör faaliyetlerinin bertarafına yönelik çalışmaların desteklenmesi gerektiğini, bunlar yerine getirilirken insan haklarının korunması noktasında hassasiyetin gösterildiğini ifade etti.

Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, bazı milletvekillerinin soruları üzerine yaptığı açıklamada, seçmeli derslerin, Türkiye genelinde bazı okullarda sadece Kur'an-ı Kerim veya Siyer-i Nebi dersleriyle ilgili olarak değil, bütün diğer seçmeli derslerle ilgili olarak bazı okullarda yöneticilerin, değişik gerekçelerle velilerin ve öğrencilerin tercihlerini yönlendirmeye çalıştıklarına dair bilgilerin geldiğini aktardı.

Bununla ilgili uyarılarda bulunduklarını belirten Avcı, herhangi bir derste eğer öğretmen sıkıntısı varsa ve seçmeli dersi seçmek konusunda öğretmen eksiği gerekçe olarak gösteriliyorsa bu durumun ilçe ve il milli eğitim müdürlüklerine bildirilmesi gerektiğini ifade etti.

Avcı, velilerin bunu bildirmeleri halinde, bu gerekçelerin sağlıklı olup olmadığını veya yöneticinin kişisel tercihlerinden kaynaklanıp kaynaklanmadığını araştırıp gerekli düzenlemeleri yaptıklarını kaydetti.

Nabi Avcı "Eğer somut olarak 'Filanca okulda şöyle bir uygulama oldu. Dolayısıyla çocuğumuz istediği seçmeli dersi değil, okul yönetiminin tavsiye ettiği bir başka dersi seçmek zorunda kaldı, kendi isteği hilafına' gibi bir bilgi varsa, o bilgiyi benimle paylaşırsanız, ben gereğini araştırır yaparım" diye konuştu.

Milli Eğitim Bakanı Avcı, kadın cezaevlerinde anneleriyle birlikte yatma zorunda olan çocuklarla ilgili alınabilecek tedbirler konusunu da Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ile paylaşacaklarını söyledi.

Birleşimi yöneten Meclis Başkanvekili Ahmet Aydın, hükümete ilişkin güven oylamasında açık oylama sonucunda sehven 194 olarak ifade edilen ret oylarının sayısının, 204 olarak düzeltildiğini ifade etti.

TBMM Başkanlığının, eski Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay hakkında bakanlığın Teftiş Kurulu Başkanlığı raporu ile Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı hakkındaki Çorum Cumhuriyet Başsavcılığının 3 ayrı yazısına ilişkin tezkeresi okundu.

Tezkerede, Meclis soruşturması açılması için söz konusu rapor ve yazıların milletvekillerinin tetkik ve takdirlerine açıldığı belirtildi.

MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, 17-25 Aralık operasyonlarına ilişkin cumhuriyet savcılığınca gönderilen fezlekeler bulunduğunu anımsatarak, bu fezleke ve eklerinin Meclis'te milletvekillerinin inceleme ve tetkikine açılmadığını hatırlattı.

Bunun, bilerek ve istenerek, soruşturmayı ve milletvekillerinin incelemesini engellemek adına yapıldığını iddia eden Vural, "Siz bunları açıklarken, milletvekillerinin inceleme ve tetkikine açık tutuyorsunuz da 19 Mart 2014 tarihinde TBMM'ye sunulmuş fezleke ve eklerini neden milletvekillerinin tetkikine ve incelemesine açık tutmadınız?" ifadesini kullandı.

Vural, bunun çok vahim bir konu olduğunu ve milletvekillerine verilen yetkinin kısıtlanması anlamına geldiğini savundu.

TBMM Başkanvekili Aydın ise 24. Yasama Döneminde, 19 Mart 2014 tarihli birleşimde, 4 eski bakan ile ilgili fezlekelere ilişkin başkanlık tezkeresinin okunduğunu, ancak dosyaların, devam etmekte olan başka bir hazırlık soruşturmasına konu olduğunu ve soruşturmanın gizliliği gerekçeleriyle milletvekillerinin incelemesine açılmadığını anımsatarak, bugün Genel Kurulun bilgisine sunulan dosyalara ilişkin ise yürütülmekte olan bir hazırlık soruşturması bulunmadığını, bu nedenle milletvekillerinin inceleme yapmasının önünde bir engel olmadığını söyledi.

Oktay Vural da yasama faaliyetinin gizli olamayacağını belirterek, "Yani cumhuriyet savcılığı şimdi TBMM hakkında bu oturumla ilgili gizlilik kararı aldığı zaman 'gizlilik kararı var, o bakımdan yayın yapamıyor muyuz' diyeceğiz? Öyle bir şey olabilir mi?" değerlendirmesinde bulundu.

Vural, "Ne yapacaksınız? Diyelim ki savcılığın MİT tırlarıyla ilgili gizlilik şeyi var, burada bir değerli milletvekili çıktı, onunla ilgili konuşma yapıyor, ne yapacaksınız, karartma mı yapacaksınız, Meclis'i mi kapatacaksınız?" görüşünü dile getirdi.

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay ise 17 ve 25 Aralık soruşturmalarıyla ilgili evrakın o dönemin Meclis Başkanı Cemil Çiçek'in şahsına gelmediğini, TBMM'deki milletvekillerinin bilgisine, ilgisine, dikkatine ve bu çerçevede bir işlem yapılmasına yönelik olarak geldiğini söyledi.

Altay, "Şimdi, bu noktada, bugün İsmail Kahraman'ın uygulaması ile o gün Cemil Çiçek'in uygulaması arasındaki durum için şu söylenebilir; aslında ha Cemil Çiçek ha İsmail Kahraman. O gün TBMM'nin iradesini hiçe sayan, saygısızlık yapan, gasbeden, dolayısıyla 78 milyona saygısızlık yapan, 78 milyonu hiçe sayan irade de Adalet ve Kalkınma Partisi, AKP iradesidir; bugün işin doğrusunu yapan da o iradedir. Bu, AKP için bir ayıptır, bir utanç vesilesidir" dedi.

Engin Altay, "TBMM, kendisine yapılan bu saygısızlığa, bu hiçe saymaya, bu hak gasbına karşı el birliği yaparak 17 ve 25 Aralığı yeniden ortaya koymalıdır" dedi.

HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken de 17-25 Aralık soruşturmasıyla ilgili Meclis'te iktidar partisi eliyle bir aklama faaliyetinin yürütüldüğünü ileri sürerek, 'Meclis'te kurulan soruşturma komisyonunun yürüttüğü bütün çalışmaların, 17-25 Aralık yolsuzluklarını, hırsızlıklarını açığa çıkarma değil, tam tersine, üstünü örtme girişimi olarak tarihe ve kayıtlara geçtiğini' söyledi.

Milletvekillerinin bu konudaki bilgi edinme haklarının gasbedildiğini iddia eden Baluken, "Bundan sonra, buradaki herhangi bir konuyla ilgili herhangi bir cumhuriyet savcısı yazı yazarak milletvekillerinin bilgi edinme hakkını ve burada sağlıklı bir tartışma yürütme, Meclis'in sağlıklı bir sonuç çıkarma hakkını gasbetmek isteyecektir" görüşünü savundu.

AK PARTİ Grup Başkanvekili Nurettin Canikli ise 17-25 Aralık olaylarının çok uzun bir zaman dilimi içerisinde belki de Türk siyasi tarihinde en çok tartışılan konulardan bir tanesi olduğunu belirtti.

Söz konusu olaya ilişkin konuşmaların ve tapelerin hepsinin herkes tarafından bilindiğini ve servis edildiğini hatırlatan Canikli, şunları söyledi:

"Yani, o gizlilik kararına rağmen o dosya münderecatı gizli kalmamıştır, hepsi siyasi parti grupları da dahil olmak üzere herkesin rahatlıkla ulaşabileceği bir konuma getirilmiştir. Dolayısıyla, buradan yola çıkarak, yani o uygulama nedeniyle o iddialarla ilgili bilgi ve belgelere ulaşılamamıştır, resmi olarak, resmi kanaldan ulaşılamamıştır ama bu bütün topluma servis edilmiştir. Bunu da biliyoruz, bütün belgeler, bütün bilgiler, bütün tapeler. Yani şunu anlatmaya çalışıyorum, o değerlendirmeyi yapanlar, o konuda görüş, kanaat belirtenler bu bilgilerden rahatlıkla, özgürce düşüncelerini ifade edebilmeleri açısından bir mahrumiyet yaşamamışlardır, o bilgilere ulaşamama gibi bir durum, o belgelere ulaşamama gibi bir durum söz konusu olamamıştır. Dolayısıyla, konuşulmadık hiçbir şey kalmamıştır, bilinmeyen hiçbir şey yoktur."

Soruşturmaya ilişkin TBMM'deki bütün işlemlerin yasaya uygun bir şekilde yürütüldüğünü, eğer usulüne uygun, yöntemine, anayasaya uygun bir işlem yapılıyorsa bunun sonucunda ortaya çıkan sonucun hukuka aykırı olduğunun söylenemeyeceğini dile getiren Canikli 'aklama' ifadesinin hukuki olmadığını ve gerçeği yansıtmadığını kaydetti.

Muhalefet partilerinin grup başkanvekilleri söz alarak bu konuda bir usül tartışması açılması talebinde bulundu.

Meclis BaşkanvekiliAydın ise şu anda usulü uyguladıklarını belirterek, usül tartışması açmanın ise usulsüzlük olduğunu söyledi.

Aydın, uygulamaya ilişkin olarak siyasi parti temsilcilerine de söz verdi.

Oktay Vural, 17-25 Aralık operasyonlarına ilişkin fezlekelerin milletvekillerinin inceleme ve tetkikine açılmadığını hatırlatarak, belgelerin milletvekillerinin incelemesine açılması gerektiğini söyledi.

HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken ise 17-25 Aralık operasyonlarıyla ilgili olarak AK Parti grubunda korku bulunduğunu iddia ederek, bunun kabul edilemeyeceğini söyledi.

AK PARTİ Grup Başkanvekili Naci Bostancı da hukuk metinlerinin, okuyanın kendi keyfine göre yorumlayacağı metinler olmadığını belirterek, bugün yapılan uygulamanın, iç tüzüğün ruhuna da lafzına da uygun olduğunu belirtti.

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay ise eski TBMM Başkanı Cemil Çiçek tarafından milletvekillerinin yasama yetkilerine 24. Dönemde fiili darbe yapıldığını ileri sürdü. Altay, "Yemin ediyorum, vallahi de billahi bu rüşvetin, bu yolsuzluğun hesabını sormazsak 20 sene daha biz bu işi konuşuruz. Bizden sonra gelenler konuşur. Yazıktır, günahtır" ifadelerine yer verdi.

TBMM Başkanvekili Aydın, bugünkü uygulamanın milletvekillerinin tetkikine imkan tanıdığını belirterek, uygulamada herhangi bir sorun bulunmadığını ve tutumunu bu bağlamda değiştirmediğini kaydetti.

**** HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DOKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****