2012-04-30 - 12:45
CHP'Lİ ÇETİN'İN BASIN TOPLANTISI?
CHP Ankara Milletvekili İzzet Çetin, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında sendikal örgütlenmenin önündeki engellerin varlığını sürdürdüğünü öne sürdü.
CHP Ankara Milletvekili İzzet Çetin, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında sendikal örgütlenmenin önündeki engellerin varlığını sürdürdüğünü öne sürdü.

CHP'li Çetin, AK Parti'nin emek haklarına karşı yeni bir saldırı dalgasına hazırlandığını öne sürerek," Hazırladıkları Ulusal İstihdam Stratejisi belgesi ile güvencesiz ve kuralsız çalıştırma uygulamalarını daha da yaygınlaştırmak, kıdem tazminatını olabiliyorsa ortadan kaldırmak, olamıyorsa kazanılmış hakları sözüm ona koruyarak oluşturulacak fona devretmek ya da yarı yarıya azaltmak, bölgesel asgari ücret düzenlemeleri ile emekçileri daha da parçalamak istiyor." dedi

CHP'li Çetin, sözlerinde şunları kaydetti:

"Türkiye'de sendikal hareket ve sendikal örgütlenme güç kaybettikçe emek haklarındaki gerileme ve emeğe yönelik saldırılar da artıyor. İçinde bulunduğumuz dönemde de, göstermelik, özden yoksun, göz boyama amaçlı birkaç düzenleme bir yana emek haklarına saldırılar da yoğunlaşmaktadır. 75 milyona ulaşan nüfusumuz içindeki sendikalı işçi sayısının ancak 800 bin dolayında, toplu sözleşme hakkını kullanabilen işçi sayısının da 567 bin kişi olduğu bizzat Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı tarafından açıklanmıştır. Yaklaşık 2,7 milyon olan kamu çalışanlarının da ancak 1,1 milyonunun sendikalı olduğu, bunun da yarısının yandaş sendikalarda bulunduğu ortadadır.

AK Parti emek haklarına karşı yeni bir saldırı dalgasına hazırlanıyor. Hazırladıkları Ulusal İstihdam Stratejisi belgesi ile güvencesiz ve kuralsız(esnek) çalıştırma uygulamalarını daha da yaygınlaştırmak, kıdem tazminatını olabiliyorsa ortadan kaldırmak, olamıyorsa kazanılmış hakları -sözüm ona- koruyarak oluşturulacak fona devretmek ya da yarı yarıya azaltmak, bölgesel asgari ücret düzenlemeleri ile emekçileri daha da parçalamak istiyor.

Diğer yandan gerçekçi yasal düzenlemeler yapılmadığı/yapılamadığı için işçiler iş cinayetlerinde neredeyse kitlesel diyebileceğimiz ölümlere muhatap oluyor. Vergi adaletsizliği ve gelir eşitsizliği artarak devam ediyor. Taşeron uygulaması yaygınlaştırılıp AK Partisince çalışma yaşamında devlet politikası haline dönüştürülürken, çalışanların işçi-memur diye ayrıldığı, parçalandığı yetmezmiş gibi, memurlar da kendi içinde sözleşmeli, 4/B'li, 4/C'li gibi ayrıştırılıyor.

Çalışma yaşamında bugün;

Kamu çalışanları grev hakkından yoksun olarak ve adeta "tahkim sözleşme" niteliğinde sözleşme yapmak için masaya oturuyor,
Bazı hükümet üyelerine baskı uygulandığı için 2821 ve 2822 Sayılı Yasalar Meclis Genel Kurulu'na indirilemiyor,
Sendikal örgütlenmenin önündeki engeller varlığını sürdürmektedir,

İş cinayetlerinde her gün emekçiler neredeyse kitlesel olarak can verir olmuşlardır. Bugün Türkiye iş cinayetlerinde dünya birincisi ve Avrupa üçüncüsü konumundadır. Bu duruma rağmen İşçi Sağlığı ve İş Güvenliğine ilişkin Yasa Tasarısı hala TBMM Genel Kurulu'nda görüşülüp yasalaştırılmıyor,

Taşeronlaşma olanca hızıyla yaygınlaşmaktadır,

Çocuk emeği dâhil emek sömürüsü hız kesmeden devam etmektedir,

Kayıt dışı istihdam hala toplam istihdamın nerdeyse yarısını oluşturmaktadır.

Tüm bu olumsuz koşulları ters çevirmek için "birlik-mücadele ve dayanışma" içinde olması gereken emek hareketi "1 Mayıs" Birlik, Mücadele ve Dayanışma gününde bölünmüştür. Emek haklarına bu kadar yoğun saldırıların yaşandığı günümüzde bu bölünme en başta AK Parti hükümetinin işine gelmektedir. Her konuda toplumu ayrıştırarak fayda sağlama yolunu seçen AK Parti, bu 1 Mayıs'ta emekçileri de ayrıştırmayı, bölmeyi başarmıştır.
AK Parti güdümlü yandaş sendikalarla, diğer sendikaların alanlarda omuz omuza 1 Mayıs kutlamaları, taleplerini güçlü bir şekilde dile getirmeleri zaten beklenmiyordu. Ancak gerçekten emeği ve emekçileri temsil eden sendikaların da alanlarda bir arada olmaları başarılamamıştır. Emekçi halkın örgütsüzlüğünden yararlanan AK Parti, var olan emek örgütlerini de ayrıştırarak, planlarını uygulamaya sokacak fırsatı elde etmiştir.

Bilindiği gibi 1 Mayıs, Nisan 2009'da resmi bayram oldu. 1 Mayıs kutlamalarının yasak olduğu dönemde korkudan bir araya gelemeyen sendikalar, korkularını yenerek ortak mücadele ettiklerinde 1 Mayıs özüne uygun olarak kutlanmaya başlandı. Ancak bugün kutlamalar yine tehdit altındadır. İstanbul Valisi'nin "herhangi bir olay olursa Taksim'i bir daha vermeyiz" sözleri buram buram tehdit ve provokasyon kokmaktadır.

Vahşi kapitalizm döneminde çoluk çocuk demeden 16 saati bulan iş gününün 8 saate çekilmesi mücadelesini simgeleyen 1 Mayıs, çalışma koşullarını tekrar vahşi kapitalizm dönemine götürmek isteyen, bu uğurda her türlü düzenlemeyi yapan, daha fazlasını yapmaya hazırlanan AK Parti döneminde daha büyük anlam taşımaktadır. Kuşkusuz bu koşullarda emekçi halkımızın ortak mücadele etmesinin de büyük anlamı olacaktır.

Yarın 1 Mayıs'ta sendikalar ve konfederasyonlar ayrışık biçimde alanlarda olsa da, emekçiler, yoksullar, işsizler ve emek dostları, sendikalara ve hükümete rağmen alanlarda dostluk ve kardeşlik duygularıyla alanlarda buluşacak ve bayramlarını kutlayacaktır.

Biz CHP olarak, çalışma yaşamı ve sosyal politika alanını hak ve özgürlükler alanı haline dönüştürme kararlılığındayız.

Ben de bu düşüncelerle bütün emekçilerin Birlik, Mücadele ve Dayanışma günü olan 1 Mayıs İşçi Bayramını kutlarım." (12:45)