2012-12-06 - 15:12
CHP Konya Milletvekili Atilla Kart, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında Kamu Başdenetçisi'nin ''seçilebilirlik şartlarını'' taşımadığı iddiasıyla TBMM Başkanlığı'na yaptığı itirazın kabul edilmemesine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
CHP Konya Milletvekili Atilla Kart, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında Kamu Başdenetçisi'nin ''seçilebilirlik şartlarını'' taşımadığı iddiasıyla TBMM Başkanlığı'na yaptığı itirazın kabul edilmemesine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Kamu Başdenetçiliği Kurumu'nun, milletvekilleri tarafından denetlenmesinin, birileri tarafından TBMM'den kaçırıldığını savunan Kart, TBMM Başkanı'nın ise bu tabloyu izlediğini öne sürdü.
CHP Konya Milletvekili Atilla Kart, sözlerinde şunları kaydetti:
"Kamu Baş Denetçisinin "seçilebilirlilik şartlarını" taşımadığına dair itirazımızı TBMM Karma Komisyonu'na 29 Kasım tarihinde yapmıştık. Karma Komisyonun Başkanı konumunda olan Dilekçe Komisyonu Başkanı Çanakkale Milletvekili Mehmet Daniş imzasıyla Tarafımıza verilen 05.12.2012 tarihli cevap ile "başvurumuzun reddi yönünde" işlem tesis edildiği bildirilmiştir. Karma Komisyon Üyeleri toplantıya çağırılmadan, Başkan olarak bu işlemin tesis edildiği anlaşılmaktadır.
Sorumsuzluğa, keyfiliğe ve saygısızlığa bakar mısınız? Komisyon Başkanı en başta Karma Komisyonda beraber mesai yaptığı Milletvekili arkadaşlarına saygısızlık yapmıştır. Dilekçe ve İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Üyelerini yok sayan dayatmacı bir zihniyet.
Komisyon toplantıya dahi çağırılmadan birileri kendi başına işlem tesis ediyor. Senin öncelikle, Komisyon Başkanı olarak böyle bir işlemi tesis etme yetkin yok.Tesis ettiğin işlem yok hükmündedir. Ancak, Türkiye'de hukuksuzluk artık cüretkârlık boyutlarına varmıştır. Halk Egemenliğinin tecelli ettiği Türkiye Büyük Millet Meclisi içinde, Komisyon Başkanları artık aleni bir şekilde Anayasayı ve İçtüzüğü ihlâl eder hale gelmişlerdir.
Daha evvel Anayasa Komisyonu ve birçok Komisyon Başkanının yaptığını bugün Karma Komisyon Başkanı gerçekleştirmektedir. Kamu Baş Denetçiliği Kurumu'nun, Milletvekilleri tarafından denetlenmesi, birileri tarafından TBMM'nden kaçırılıyor. Demokrasiyi katleden ironik ve trajik tabloya bakar mısınız?
Bu arada Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı ne yapıyor? Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı da bu tabloyu sadece seyrediyor. Her şey normal, anayasal seyrinde cereyan ediyormuşçasına ihlalleri izlemeye devam ediyor. Bir taraftan da panik halde TBMM dışından birilerinden görüş alınıyor. Görüş nereden alınıyor? Mevlana Üniversitesinden konuyla ilgili görüş alınıyor.
Kim Mevlana Üniversitesi? Mevlana Üniversitesi, TBMM'nin Danışman Kurumu mudur? TBMM'nin Hukuk Birimi yok mudur? TBMM'nin Kanunlar Kararlar Başkanlığı ne iş yapar? Kanunlar Kararlar Başkanlığı böyle bir konuda bir yerlerden görüş alma ihtiyacını neden duyar? Böyle bir konuda dışarıdan, bir yerlerden görüş almak TBMM Başkanlığına yakışır mı?
Böyle bir tablo TBMM'nin tarihi kimliğiyle, müktesebatıyla, misyonuyla, güvenirliliğiyle ve nihayet saygınlığıyla bağdaşır mı! İşin özü şudur; Türkiye'de başta Emniyet ve Yargı olmak üzere artık Kamu Yönetiminde Parti ve Cemaat yapılanması egemen hale gelmiştir. Bu yapı Anayasal Kurumları fiilen yönetir, yönlendirir hale gelmiştir. Bu sebepledir ki, Anayasal Kurumlar işlevini kaybetmiştir. Hukuki kazanımlarımız ve Kurumların gelenekleri, kültürleri ayaklar altına alınmaktadır. Makyavelist anlayış ve yaklaşımlarla, her türlü araçlar kullanılarak haksız kazançlar ve nüfuz suiistimalleri yapılmaktadır.
TBMM Başkanı böyle bir dönemde bir duruş sergilemek durumundadır. Kişisel kaygı ve beklentilerin üstüne çıkarak tavrını ortaya koymalıdır. TBMM Başkanı'nı, temsil ettiği Makamın tarihi kimliği ve saygınlığı adına TBMM'nin hukukuna sahip çıkmaya ve göreve davet ediyoruz. Türkiye Cumhuriyetinin demokrasi ve hukuk kazanımlarını yok etmek isteyen dikta heveslilerine ve kifayetsiz muhteris anlayışlara karşı herkes üstüne düşen görevi yapmalıdır.
Kamu Baş Denetçiliği Kurumu, AKP ile olan organik bağlantısı ve anayasal ihlaller sebebiyle ölü doğmuştur. Şekli anlamda yasal olan, ancak meşruiyeti ve güvenirliliği doğum esnasında sakatlanan Ölü Bir Kurum ile karşı karşıyayız. "Ölü Doğumu" yasal ve anayasal boyutlarıyla tescil ettirmek konusunda mücadelemizi bundan böyle de sürdüreceğiz. Türkiye Cumhuriyetinin kazanımları ve ortak aklı; dikta girişimlerine geçit vermeyecek bilince sahiptir. Bu anlayış ve kararlılıkla olayı gündemde tutacak ve takip edeceğiz."
CHP'li Kart, gazetecilerin, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün, 13 ilin büyükşehir olmasını öngören kanunu onaylamasına ilişkin sorusunu yanıtladı. Kart, Gül'ün, ''Cumhurun, devletin başı olmadığını, bu sorumluluğu taşımadığını bir kez daha gösterdiğini'' savundu.
Başka bir soru üzerine de Kart, dokunulmazlıkların kaldırılmasından sonra yargılama teminatı olmadığı için tutuklama kararı verilebileceğini, şu anda 8 olan sayının, 18, 28'e çıkabileceği endişesi taşıdığını söyledi.
H. Alper Durmaz
Kamu Başdenetçiliği Kurumu'nun, milletvekilleri tarafından denetlenmesinin, birileri tarafından TBMM'den kaçırıldığını savunan Kart, TBMM Başkanı'nın ise bu tabloyu izlediğini öne sürdü.
CHP Konya Milletvekili Atilla Kart, sözlerinde şunları kaydetti:
"Kamu Baş Denetçisinin "seçilebilirlilik şartlarını" taşımadığına dair itirazımızı TBMM Karma Komisyonu'na 29 Kasım tarihinde yapmıştık. Karma Komisyonun Başkanı konumunda olan Dilekçe Komisyonu Başkanı Çanakkale Milletvekili Mehmet Daniş imzasıyla Tarafımıza verilen 05.12.2012 tarihli cevap ile "başvurumuzun reddi yönünde" işlem tesis edildiği bildirilmiştir. Karma Komisyon Üyeleri toplantıya çağırılmadan, Başkan olarak bu işlemin tesis edildiği anlaşılmaktadır.
Sorumsuzluğa, keyfiliğe ve saygısızlığa bakar mısınız? Komisyon Başkanı en başta Karma Komisyonda beraber mesai yaptığı Milletvekili arkadaşlarına saygısızlık yapmıştır. Dilekçe ve İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Üyelerini yok sayan dayatmacı bir zihniyet.
Komisyon toplantıya dahi çağırılmadan birileri kendi başına işlem tesis ediyor. Senin öncelikle, Komisyon Başkanı olarak böyle bir işlemi tesis etme yetkin yok.Tesis ettiğin işlem yok hükmündedir. Ancak, Türkiye'de hukuksuzluk artık cüretkârlık boyutlarına varmıştır. Halk Egemenliğinin tecelli ettiği Türkiye Büyük Millet Meclisi içinde, Komisyon Başkanları artık aleni bir şekilde Anayasayı ve İçtüzüğü ihlâl eder hale gelmişlerdir.
Daha evvel Anayasa Komisyonu ve birçok Komisyon Başkanının yaptığını bugün Karma Komisyon Başkanı gerçekleştirmektedir. Kamu Baş Denetçiliği Kurumu'nun, Milletvekilleri tarafından denetlenmesi, birileri tarafından TBMM'nden kaçırılıyor. Demokrasiyi katleden ironik ve trajik tabloya bakar mısınız?
Bu arada Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı ne yapıyor? Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı da bu tabloyu sadece seyrediyor. Her şey normal, anayasal seyrinde cereyan ediyormuşçasına ihlalleri izlemeye devam ediyor. Bir taraftan da panik halde TBMM dışından birilerinden görüş alınıyor. Görüş nereden alınıyor? Mevlana Üniversitesinden konuyla ilgili görüş alınıyor.
Kim Mevlana Üniversitesi? Mevlana Üniversitesi, TBMM'nin Danışman Kurumu mudur? TBMM'nin Hukuk Birimi yok mudur? TBMM'nin Kanunlar Kararlar Başkanlığı ne iş yapar? Kanunlar Kararlar Başkanlığı böyle bir konuda bir yerlerden görüş alma ihtiyacını neden duyar? Böyle bir konuda dışarıdan, bir yerlerden görüş almak TBMM Başkanlığına yakışır mı?
Böyle bir tablo TBMM'nin tarihi kimliğiyle, müktesebatıyla, misyonuyla, güvenirliliğiyle ve nihayet saygınlığıyla bağdaşır mı! İşin özü şudur; Türkiye'de başta Emniyet ve Yargı olmak üzere artık Kamu Yönetiminde Parti ve Cemaat yapılanması egemen hale gelmiştir. Bu yapı Anayasal Kurumları fiilen yönetir, yönlendirir hale gelmiştir. Bu sebepledir ki, Anayasal Kurumlar işlevini kaybetmiştir. Hukuki kazanımlarımız ve Kurumların gelenekleri, kültürleri ayaklar altına alınmaktadır. Makyavelist anlayış ve yaklaşımlarla, her türlü araçlar kullanılarak haksız kazançlar ve nüfuz suiistimalleri yapılmaktadır.
TBMM Başkanı böyle bir dönemde bir duruş sergilemek durumundadır. Kişisel kaygı ve beklentilerin üstüne çıkarak tavrını ortaya koymalıdır. TBMM Başkanı'nı, temsil ettiği Makamın tarihi kimliği ve saygınlığı adına TBMM'nin hukukuna sahip çıkmaya ve göreve davet ediyoruz. Türkiye Cumhuriyetinin demokrasi ve hukuk kazanımlarını yok etmek isteyen dikta heveslilerine ve kifayetsiz muhteris anlayışlara karşı herkes üstüne düşen görevi yapmalıdır.
Kamu Baş Denetçiliği Kurumu, AKP ile olan organik bağlantısı ve anayasal ihlaller sebebiyle ölü doğmuştur. Şekli anlamda yasal olan, ancak meşruiyeti ve güvenirliliği doğum esnasında sakatlanan Ölü Bir Kurum ile karşı karşıyayız. "Ölü Doğumu" yasal ve anayasal boyutlarıyla tescil ettirmek konusunda mücadelemizi bundan böyle de sürdüreceğiz. Türkiye Cumhuriyetinin kazanımları ve ortak aklı; dikta girişimlerine geçit vermeyecek bilince sahiptir. Bu anlayış ve kararlılıkla olayı gündemde tutacak ve takip edeceğiz."
CHP'li Kart, gazetecilerin, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün, 13 ilin büyükşehir olmasını öngören kanunu onaylamasına ilişkin sorusunu yanıtladı. Kart, Gül'ün, ''Cumhurun, devletin başı olmadığını, bu sorumluluğu taşımadığını bir kez daha gösterdiğini'' savundu.
Başka bir soru üzerine de Kart, dokunulmazlıkların kaldırılmasından sonra yargılama teminatı olmadığı için tutuklama kararı verilebileceğini, şu anda 8 olan sayının, 18, 28'e çıkabileceği endişesi taşıdığını söyledi.
H. Alper Durmaz
