2008-11-20 - 16:05
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Nazım Ekren, küresel krize karşı 18 Kasım itibariyle toplam 5,639 trilyon dolarlık bir kurtarma paketinin, değişik ekonomi yönetimleri tarafından ilan edildiğini söyledi.
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Nazım Ekren,
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, Devlet Planlama Teşkilatı (DPT),
Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK),
Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı (TÜİK) ve GAP Bölge Kalkınma İdaresi
Başkanlığının 2009 yılı bütçelerini sundu.
Nazım Ekren, küresel finansal krizin anatomisi, evrimi ve önlemler seti
çerçevesinde, özellikle üzerinde durulması gereken sorunun ana kaynağı olarak
kabul edilecek temel göstergenin, geliri, mesleği ve aktifi olmayan kişilere
yönelik kredilendirme süreci olduğunu kaydetti.
Yatırım bankalarının ve sigorta şirketlerinin görev, yetki ve
sorumlulukları alanında oynadığı rollere bağlı olarak, zamanla ABD ekonomisinin
büyüme dinamiği ve ABD finans sisteminin dinamiklerinin, 2000'li yıllardan sonra
süreci hızlandıran temel değişken olduğunu ifade eden Ekren, ''Bu süreçte
ekonomik büyümeyle birlikte, tutsat (mortgage) kredilerinde teminat kapsamı
dışında kalan konut fiyatlarındaki artışlar, aynı zamanda konut sahiplerinin yeni
kredilendirme sürecine girmelerine neden olmuş ve sistem giderek kendini besleyen
bir mekanizma haline dönüşmüştür'' dedi.
Başbakan Yardımcısı Ekren, 1992'de 880 olan hedge fon sayısının 2008 yılı
başlarında 10 bine kadar çıktığını söyledi. Hedge fon varlıklarının gelişim
trendine bakıldığında; 1992'de 35 milyar olan hedge fon varlıklarının, 2008
yılında 2 trilyon 850 milyar dolarlık bir büyüklüğe ulaştığını bildiren Ekren,
''Küresel finansal krizin dinamiklerini tartışırken, kredilendirme süreci
yanında, bu kredilendirme sürecinin bu mekanizmalarla menkul kıymet haline
getirilmesi, fakat sorun çıktıktan sonra da bunların 'toksik aktif' olarak
adlandırılması çerçevesinde içinde bulunduğumuz tabloya gelinmiştir'' diye
konuştu.
-''FİNANSAL BİR ETKİLEME MEKANİZMASI OLUŞTURUYOR''-
Küresel finansal krizin, çıktığı ABD ekonomisinden hareketle fiyat ve
miktar değişiklikleri yoluyla finansal bir etkileme mekanizması oluşturduğunu
dile getiren Ekren, krizi tartışırken, üzerinde durulması gereken en önemli
ülkenin ABD olduğunu söyledi.
Nazım Ekren, ABD'nin toplam borç stokunun 2007 yılı sonu itibariyle
trilyon dolar olarak düşünüldüğünde, ABD'de 10,4 trilyon dolarlık hane halkı
tutsat borcunun, toplam borç stokunun yüzde 22'sini oluşturduğunu kaydetti.
ABD'de deki özel tüketim harcamalarının, gayri safi yurt içi hasılanın
yüzde 70'ini oluşturduğunu ve bu rakamın da 9,8 trilyon dolar olduğunu ifade eden
Ekren, şöyle konuştu:
''Bu rakam şundan dolayı önemli. Mortgage (tutsat) sistemi, aynı zamanda
bu tür kredi kullanan hane halkının gelirini artırdığından, gelir ve servet
etkisi de oluşturduğundan, hane halkının özel tüketim harcamalarını doğrudan
şekillendiren temel faktördür.
ABD ekonomisi dışında 9,8 trilyon dolarlık başka bir ekonomi olmadığı
için ABD'deki en ufak bir dalgalanma, hem mortgage ile sentetik ürünlerde hem de
hane halkının tüketimi yoluyla bütün dünyanın finans ve ticaret sektörünü
etkileyecek bir mekanizmayı da içinde barındırmaktadır. ABD, en büyük finansal
piyasa, ekonomi ve ithalatçıydı; 2. büyük konumda olan ihracatçı konumdaydı. ABD,
krizin yönetim sürecinde tüketici davranışını etkilemek, tüketimdeki hızlı düşüşü
engellemek amacıyla bir defalığına bir paket ilan etmişti. O pakette; tek
çalışana 600 dolar, evliye bin 200 dolar, emekli, yaşlı ve özürlülere de 300
dolar çek vermekle tüketimin bir miktar canlandırılmasını düşünmüştü.''
-''HAZİNE FAİZLERİ DÜŞTÜ''-
Başbakan Yardımcısı Ekren, 2006-2007 yıl sonuyla 14 Kasım 2008'in
mukayese edilmesi durumunda, ABD'de de 3 aylık hazine faizinin 5,024'ten 0,13'e
düştüğünün görüleceğini kaydetti.
Bu düşüşün ortalama yüzde 95'lik bir düşüş olduğuna işaret eden Ekren,
Avrupa'da da 3 aylık hazine ve libordaki değişimin ABD'nin 3'te 1'i kadar
gerçekleşerek, 2007 yıl sonu ile 14 Kasım 2008 arasında, ortalama yüzde 37,5
azaldığını bildirdi.
Nazım Ekren, dolar cinsinden, gelişmekte olan ülkelerin hisse
senetlerindeki gelişim trendinin, kriz sinyali olarak kabul edilebilecek
etkenlerden birisi olduğunu dile getirerek, ''2007 yılı sonuna göre, 14 Kasım
2008'de, gelişmiş ekonomilerdeki hisse senedi piyasalarının değişim oranı eksi
56,46'dır. Bu rakam, Brezilya'da eksi 58, Güney Afrika'da eksi 50, Macaristan'da
71, Rusya'da 72 ve Türkiye'de 66,98 olmuştur'' diye konuştu.
-ENDEKSTEKİ DÜŞÜŞ-
Başbakan Yardımcısı Ekren, ticaretle ilgili gelişmeleri gösteren
''Baltık, Kuru Yük Endeksi'' hakkında da bilgi verdi.
Bu endeksin 1999 yılından sonraki en düşük seviyesine gerilediğini ve 17
Kasım 2008 tarihi itibariyle endeksin 841'e geldiğini belirten Ekren, 21 Mayıs
2008'de 11 bin 771, 16 Kasım'da ise 10 bin 938 olan bu endeksteki düşüşün, dünya
ticaretinin ciddi bir sıkıntıyla karşı karşıya kaldığının göstergesi olduğunu
kaydetti.
Ekren, ülkelerin, sorun ortaya çıktığında, sorunlu bankaların ya da
kurumların kendi bilançoları içinde sorunu çözme yoluna gittiklerini belirtti.
''Yani, zarar yazarak bu işin çözülebileceği kanaati ön plana çıkmıştır'' diyen
Ekren, sorun çıkan ülkelerin merkez bankalarının, faiz oranlarını düşürerek
likitide sorununu çözmek amacıyla devreye girdiğini anlattı.
Küresel krize karşı 18 Kasım itibariyle toplam 5,639 trilyon dolarlık bir
kurtarma paketinin, değişik ekonomi yönetimleri tarafından ilan edildiğini ifade
eden Ekren, toplam 966,5 milyar dolarlık bir zararın da söz konusu olduğunu,
bunun bir kısmının ABD'de, Avrupa'da ve Asya'da olduğunu söyledi.
Nazım Ekren, IMF'in, 2008-2009 yılları için büyüme tahminlerinin her
defasında daha düşük oranda gerçekleşebileceğinin sinyallerini verdiğine de
dikkati çekti.
Ekren, şeffaflık ve hesap verilebilirliğin güçlendirilmesi, etkin
düzenleyici mekanizmaların güçlendirilmesi, finans piyasalarının bütünlüğünün
geliştirilmesi, uluslararası işbirliğinin güçlendirilmesi ve uluslararası finans
kuruluşları reformunun, bu süreçten çıkış için önemli olduğuna işaret etti.
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, Devlet Planlama Teşkilatı (DPT),
Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK),
Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı (TÜİK) ve GAP Bölge Kalkınma İdaresi
Başkanlığının 2009 yılı bütçelerini sundu.
Nazım Ekren, küresel finansal krizin anatomisi, evrimi ve önlemler seti
çerçevesinde, özellikle üzerinde durulması gereken sorunun ana kaynağı olarak
kabul edilecek temel göstergenin, geliri, mesleği ve aktifi olmayan kişilere
yönelik kredilendirme süreci olduğunu kaydetti.
Yatırım bankalarının ve sigorta şirketlerinin görev, yetki ve
sorumlulukları alanında oynadığı rollere bağlı olarak, zamanla ABD ekonomisinin
büyüme dinamiği ve ABD finans sisteminin dinamiklerinin, 2000'li yıllardan sonra
süreci hızlandıran temel değişken olduğunu ifade eden Ekren, ''Bu süreçte
ekonomik büyümeyle birlikte, tutsat (mortgage) kredilerinde teminat kapsamı
dışında kalan konut fiyatlarındaki artışlar, aynı zamanda konut sahiplerinin yeni
kredilendirme sürecine girmelerine neden olmuş ve sistem giderek kendini besleyen
bir mekanizma haline dönüşmüştür'' dedi.
Başbakan Yardımcısı Ekren, 1992'de 880 olan hedge fon sayısının 2008 yılı
başlarında 10 bine kadar çıktığını söyledi. Hedge fon varlıklarının gelişim
trendine bakıldığında; 1992'de 35 milyar olan hedge fon varlıklarının, 2008
yılında 2 trilyon 850 milyar dolarlık bir büyüklüğe ulaştığını bildiren Ekren,
''Küresel finansal krizin dinamiklerini tartışırken, kredilendirme süreci
yanında, bu kredilendirme sürecinin bu mekanizmalarla menkul kıymet haline
getirilmesi, fakat sorun çıktıktan sonra da bunların 'toksik aktif' olarak
adlandırılması çerçevesinde içinde bulunduğumuz tabloya gelinmiştir'' diye
konuştu.
-''FİNANSAL BİR ETKİLEME MEKANİZMASI OLUŞTURUYOR''-
Küresel finansal krizin, çıktığı ABD ekonomisinden hareketle fiyat ve
miktar değişiklikleri yoluyla finansal bir etkileme mekanizması oluşturduğunu
dile getiren Ekren, krizi tartışırken, üzerinde durulması gereken en önemli
ülkenin ABD olduğunu söyledi.
Nazım Ekren, ABD'nin toplam borç stokunun 2007 yılı sonu itibariyle
trilyon dolar olarak düşünüldüğünde, ABD'de 10,4 trilyon dolarlık hane halkı
tutsat borcunun, toplam borç stokunun yüzde 22'sini oluşturduğunu kaydetti.
ABD'de deki özel tüketim harcamalarının, gayri safi yurt içi hasılanın
yüzde 70'ini oluşturduğunu ve bu rakamın da 9,8 trilyon dolar olduğunu ifade eden
Ekren, şöyle konuştu:
''Bu rakam şundan dolayı önemli. Mortgage (tutsat) sistemi, aynı zamanda
bu tür kredi kullanan hane halkının gelirini artırdığından, gelir ve servet
etkisi de oluşturduğundan, hane halkının özel tüketim harcamalarını doğrudan
şekillendiren temel faktördür.
ABD ekonomisi dışında 9,8 trilyon dolarlık başka bir ekonomi olmadığı
için ABD'deki en ufak bir dalgalanma, hem mortgage ile sentetik ürünlerde hem de
hane halkının tüketimi yoluyla bütün dünyanın finans ve ticaret sektörünü
etkileyecek bir mekanizmayı da içinde barındırmaktadır. ABD, en büyük finansal
piyasa, ekonomi ve ithalatçıydı; 2. büyük konumda olan ihracatçı konumdaydı. ABD,
krizin yönetim sürecinde tüketici davranışını etkilemek, tüketimdeki hızlı düşüşü
engellemek amacıyla bir defalığına bir paket ilan etmişti. O pakette; tek
çalışana 600 dolar, evliye bin 200 dolar, emekli, yaşlı ve özürlülere de 300
dolar çek vermekle tüketimin bir miktar canlandırılmasını düşünmüştü.''
-''HAZİNE FAİZLERİ DÜŞTÜ''-
Başbakan Yardımcısı Ekren, 2006-2007 yıl sonuyla 14 Kasım 2008'in
mukayese edilmesi durumunda, ABD'de de 3 aylık hazine faizinin 5,024'ten 0,13'e
düştüğünün görüleceğini kaydetti.
Bu düşüşün ortalama yüzde 95'lik bir düşüş olduğuna işaret eden Ekren,
Avrupa'da da 3 aylık hazine ve libordaki değişimin ABD'nin 3'te 1'i kadar
gerçekleşerek, 2007 yıl sonu ile 14 Kasım 2008 arasında, ortalama yüzde 37,5
azaldığını bildirdi.
Nazım Ekren, dolar cinsinden, gelişmekte olan ülkelerin hisse
senetlerindeki gelişim trendinin, kriz sinyali olarak kabul edilebilecek
etkenlerden birisi olduğunu dile getirerek, ''2007 yılı sonuna göre, 14 Kasım
2008'de, gelişmiş ekonomilerdeki hisse senedi piyasalarının değişim oranı eksi
56,46'dır. Bu rakam, Brezilya'da eksi 58, Güney Afrika'da eksi 50, Macaristan'da
71, Rusya'da 72 ve Türkiye'de 66,98 olmuştur'' diye konuştu.
-ENDEKSTEKİ DÜŞÜŞ-
Başbakan Yardımcısı Ekren, ticaretle ilgili gelişmeleri gösteren
''Baltık, Kuru Yük Endeksi'' hakkında da bilgi verdi.
Bu endeksin 1999 yılından sonraki en düşük seviyesine gerilediğini ve 17
Kasım 2008 tarihi itibariyle endeksin 841'e geldiğini belirten Ekren, 21 Mayıs
2008'de 11 bin 771, 16 Kasım'da ise 10 bin 938 olan bu endeksteki düşüşün, dünya
ticaretinin ciddi bir sıkıntıyla karşı karşıya kaldığının göstergesi olduğunu
kaydetti.
Ekren, ülkelerin, sorun ortaya çıktığında, sorunlu bankaların ya da
kurumların kendi bilançoları içinde sorunu çözme yoluna gittiklerini belirtti.
''Yani, zarar yazarak bu işin çözülebileceği kanaati ön plana çıkmıştır'' diyen
Ekren, sorun çıkan ülkelerin merkez bankalarının, faiz oranlarını düşürerek
likitide sorununu çözmek amacıyla devreye girdiğini anlattı.
Küresel krize karşı 18 Kasım itibariyle toplam 5,639 trilyon dolarlık bir
kurtarma paketinin, değişik ekonomi yönetimleri tarafından ilan edildiğini ifade
eden Ekren, toplam 966,5 milyar dolarlık bir zararın da söz konusu olduğunu,
bunun bir kısmının ABD'de, Avrupa'da ve Asya'da olduğunu söyledi.
Nazım Ekren, IMF'in, 2008-2009 yılları için büyüme tahminlerinin her
defasında daha düşük oranda gerçekleşebileceğinin sinyallerini verdiğine de
dikkati çekti.
Ekren, şeffaflık ve hesap verilebilirliğin güçlendirilmesi, etkin
düzenleyici mekanizmaların güçlendirilmesi, finans piyasalarının bütünlüğünün
geliştirilmesi, uluslararası işbirliğinin güçlendirilmesi ve uluslararası finans
kuruluşları reformunun, bu süreçten çıkış için önemli olduğuna işaret etti.
