2013-04-15 - 14:55
CHP GENEL BAŞKAN YARDIMCISI LOĞOĞLU'NUN BASIN TOPLANTISI?
Faruk Loğoğlu: "Kredisi Arap dünyasında bu kadar yüksek olan bir Başbakan, gittiği her yerde yüzlerce, binlerce insanla karşılandığını iddia eden Davutoğlu acaba bu son gelişmeler karşısında ne düşünüyor? Niçin bu konuda sessiz kalıyorlar? Ve niçin Türkiye'yi bu kadar etkisiz, dışlanan bir noktaya getirdiler, bunun muhasebesini yapıyorlar mı? Bu soruların cevabının sadece kendi açımızdan değil, kamuoyu bakımından da verilmesi gerektiğini düşünüyoruz."
CHP Genel Başkan Yardımcısı Faruk Loğoğlu, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında dış politikaya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Türkiye ABD ilişkilerine değinen Loğoğlu, iki ülke arasında çok yoğun bir trafik olduğuna dikkat çekti. ABD Dışişleri Bakanı'nın iki defa geldiğini, önümüzdeki günlerde Suriye'nin dostları çekirdek grubu adı verilen grubun toplantısı için bir kez daha geleceğini, ayrıca ABD Savunma Bakanı'nın da çok yakında Türkiye'ye geleceğini hatırlatan Loğoğlu, Başbakan'ın da Mayıs ortasında Washington'a gideceğini söyledi.

"Diyeceksiniz ki, bütün Amerikan yönetimi her gün burada, ne kadar güzel, Türkiye'nin itibarı artmış, bundan daha iyi bir şey olabilir mi? Ancak soruyu bir başka açıdan sorduğunuzda neden bu kadar ilgi? Türkiye'ye boşuna gidip gelmiyorlar" ifadelerine yer veren Loğoğlu, bu Amerika ziyaretlerinin odağında bir Türkiye-İsrail ilişkileri olduğunu söyledi. Bu konuda Türkiye üzerinde ağır bir baskı olduğunu kaydeden Loğoğlu, ABD'nin bu konuda Başbakan'ın Washington ziyaretinden önce somut bir ilerleme kaydedilmiş olmasından emin olmak istediğini belirtti.

İsrail ilişkileri, Suriye ve İran'ın Türkiye ABD arasındaki diplomasi trafiğinde önemli konular olduğunu vurgulayan Loğoğlu, bu konularda Türkiye ile ABD arasında nispi bir görüş ayrılığı olduğunu savundu. ABD'nin, Suriye'deki değişimin barışçıl ve en az şiddet içerecek şekilde gerçekleşmesini istediğini açıklarken Türk hükümetinin o noktada olmadığını belirten Loğoğlu, "Suriye'nin dostları çekirdek grubu toplantısının gündemini bilmiyoruz ama herhalde bu toplantıdan barış çıkmayacak" şeklinde konuştu.

ABD diplomasi trafiği yoğunluğunun, Suriye, İsrail ve İran konusunda farklılaşmaya başlayan Türk-ABD görüşlerinin bir orta çizgiye getirilmesi amacında olduğu görüşünü savunan Loğoğlu, "bu, ABD ile Türkiye arasında bir bilek güreşi ise, bu bilek güreşinin nasıl sonuçlanacağını tahmin etmek istemiyorum" ifadelerine yer verdi. Bu konuda olması gerekenin, zaten bu konularda yanlış bir yolda olan Ak Parti hükümetinin daha doğru bir çizgiye gelmesi olduğunu, bunun beklendiğini kaydeden Loğoğlu, "fakat bunun olabileceğinden de pek umudumuz yok" dedi.

Konuyla ilgili olarak en hassas noktalardan birinin hem Araplarla İsrail arasında, hem de Filistin fraksiyonları arasında Türkiye'nin Ortadoğu barış sürecinde aracılık yapması şeklinde bir beklentinin olması olduğunu vurgulayan Loğoğlu, her iki konuda da tarafların Türkiye'nin arabuluculuğunu istemediğini söyledi. Loğoğlu şunları kaydetti:

"Kredisi Arap dünyasında bu kadar yüksek olan bir Başbakan, gittiği her yerde yüzlerce, binlerce insanla karşılandığını iddia eden Davutoğlu acaba bu son gelişmeler karşısında ne düşünüyor? Niçin bu konuda sessiz kalıyorlar? Ve niçin Türkiye'yi bu kadar etkisiz, dışlanan bir noktaya getirdiler, bunun muhasebesini yapıyorlar mı? Bu soruların cevabının sadece kendi açımızdan değil, kamuoyu bakımından da verilmesi gerektiğini düşünüyoruz."

CHP Genel Başkan Yardımcısı Loğoğlu, CHP'nin Suriye konusunda hala diplomasinin tek yol, diyaloğun ve siyasi sürecin en etkili yol olacağını düşünmeye devam ettiğini belirtti. Basında Rusya Dışişleri Bakanı'nın ABD Dışişleri Bakanı'na Suriye muhalefetinin Beşer Esad rejimi ile görüşmesi yönünde baskı yapacağına dair haberler bulunduğunu hatırlatan Loğoğlu, "eğer bu doğruysa Suriye için büyük bir haber. Biz CHP olarak böyle bir gelişmeyi olumlu karşılarız" şeklinde konuştu. Loğoğlu şunları kaydetti:

"AKP hükümetinin Suriye politikası maalesef Türkiye'yi birçok açıdan, sadece siyasi, uluslararası ilişkiler bakımından değil, ekonomik, toplumsal, psikolojik, sosyal açılardan da sıkıntılara sokmaya devam ediyor.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Gülseren Onanç'ın, parti tabanının yüzde 65'inin çözüm sürecine destek verdiğine yönelik açıklamalarının sorulması üzerine Loğoğlu, ''O rakam belki de eksik. Türkiye'de, toplumsal barış gelmesini, şiddetin sona ermesini istemeyen hiç kimse yok. Yapılan araştırmanın hangi çerçevede, hangi tarihte, hangi sorularla yapıldığını bilmiyorum ama bu şekilde yorumlamak lazım. Herkes, hepimiz, toplumsal barıştan yanayız, şiddetin sona ermesi istiyoruz. Ama bunun şeffaf ve hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde istiyoruz. Halen AKP, iktidar bu konuda nasıl bir çözüm peşinde olduğunu halkımız ile paylaşmamıştır. Bildiğimiz unsurlar, sadece Abdullah Öcalan'ın mektupları, yaptığı açıklamalar. Ben değil ama çoğumuz, onun ağzından çıkacak kelamları bekleyen bir Türkiye haline geldik. Ayıplıyorum. Konuşsun, konuşmasına itirazım yok. Ama Türkiye'nin geleceği onun ağzından çıkacak sözlerle şekillenecekse vay halimize'' görüşünü dile getirdi.

Loğoğlu, PKK'nın geri çekileceğine yönelik açıklamaların hatırlatılmasına ise şöyle karşılık verdi:
''En önemli nokta, PKK silahlı unsurlarının silahlı ya da silahsız çekilmesi değil, PKK'nın şiddetten vazgeçtiğini resmen, alenen, şartsız, koşulsuz ilan etmesi lazım. Diyelim ki silahsız çekildiler, çekildikleri yerde silah bulamayacaklar mı, bulacaklar. Diyelim ki silahlı çekildiler, ellerinde hazır silahla ülke dışında bekleyecekler. Çekilme kavramı, hukuk dışı bir kavram. Bir hukuk devleti, kendisine karşı terör eylemlerinde bulunmuş bir örgütün mensuplarına 'sen çek, git, göz yumacağım' şeklinde bir tutum içinde olamaz, olmaması gerekir. Delillendirecek somut veri yok ama tahminim Akil İnsanlar gösterisi, pazarlıklar devam ederken, eğer hakikatten PKK içinde bir çekilme kararı alınmışsa bunlar zaten şu anda çekiliyor. Çözüm arayışı, barış süreci yanlış nitelendirmeler. Öyle bir süreç yok, ne olduğu belli olmayan bir siyasi süreç var. Bu süreç neyse, bu konuda görüşlerimizi, özellikle dış dünyaya, yabancı misyona anlatmak için hazırlığımız var.''

Faruk Loğoğlu, Fazıl Say'ın mahkûmiyeti ile ilgili olarak "her ne kadar ertelenmiş ise de, bu başlı başına bir demokrasi ayıbıdır. Bu ilk demokrasi ayıbı değil. Ancak ifade özgürlüğünün üzerine vurulan her zincir sonunda kırılmaya mahkûmdur" dedi.

Baskın Oran'ın "solculuğumdan utanıyorum" sözlerini ise "solculuktan utanılacak hiçbir taraf yok. Hiçbir solcu kendi solculuğundan utanmaz. Herhalde bir zihin karışıklığı olsa gerek. Baskın Oran olsa olsa şu anda temsil ettiği, adına konuştuğu parti açısından bir utanma duygusu ifade etmiş olmalıdır. Ben bu şekilde algılıyorum" şeklinde değerlendirdi.

F. Banu Doğan