2011-12-23 - 15:12
BDP Grup Başkanvekili Pervin Buldan, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında 4 gün önce 50'ye yakın gazetecinin gözaltına alındığını ancak merkez medyada bu konuya dair kayda değer bir haber ve tepki olmadığını ifade etti. Buldan, KCK soruşturması kapsamında gözaltına alınan gazetecilerin serbest bırakılmasını istedi.
BDP Grup Başkanvekili Pervin Buldan, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında 4 gün önce 50'ye yakın gazetecinin gözaltına alındığını ancak merkez medyada bu konuya dair kayda değer bir haber ve tepki olmadığını ifade etti. Buldan, KCK soruşturması kapsamında gözaltına alınan gazetecilerin serbest bırakılmasını istedi.
Bunun ''üzüntü ve kaygı verici bir tabloya işaret ettiğini'' iddia eden Buldan, ''Zaten bu operasyonların temel amacı, basın üzerinde baskı kurmak, susturmak, sindirmek, oto kontrol mekanizmasını genişletmektir. Bugün medyada yaşanan tam da budur'' görüşünü ifade etti.
Eğer bu gidişata dur denilmezse Türkiye'nin çok daha kötü noktalara doğru gideceğini öne süren Buldan, ''Bugün gerçekten hukuk askıya alınmış durumdadır. Muhalif her şeyi suç haline getiren, muhalif herkesi suçlu konumuna getirerek cezaevine atan bir zihniyetin hukukla, meşruiyetle uzaktan yakından ilgisi yoktur. İşte bugün binlerce tutuklu ve siyasetçi bu durumu yaşamaktadır. Siyasete dönük operasyonlarla siyaset, gazetecilere yönelik operasyonlarla da düşünce yasaklanmaya çalışılmaktadır'' dedi.
BDP Grup Başkanvekili Buldan, sözlerinde şunları kaydetti:
''49 gazeteci bugün şu saatlerde İstanbul Cumhuriyet Savcılığındalar. Eğer bu ülkede zerre kadar hukuk ve demokrasi varsa bu 49 gazeteci arkadaşlarımızın biran önce serbest bırakılmaları gerekir.
Bir ülke düşünün ki; muhalif bütün gazeteciler tutuklanmış, siyasetçiler, akademisyenler, yazarlar, sanatçılar, insan hakları savunucuları cezaevine atılmış, muhalif basın susturulmuş, demokratik muhalefet bastırılmış, demokrasi, özgürlükler, adalet, hukuk askıya alınmış! Otoriter bir rejim her alana hâkim olmuş!
Eğer bu gidişat önlenemez ise Türkiye ne yazık ki, adım adım böylesi bir noktaya doğru ilerliyor. Muhalif kim varsa tutuklanarak susturulmaya çalışılıyor. Demokratik siyasetin ve özgürlüklerin alanı giderek daraltılıyor.
Siyasetçilere yönelik operasyon halkasına muhalif gazetecilerin de eklenmiş olması Türkiye'nin nasıl bir otoriter zihniyetle karşı karşıya olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.
4 gün önce bu ülkede 50'ye yakın gazeteci sabaha karşın düzenlenen operasyonlarla gözaltına alındı. Özgür Gündem Gazetesi, Dicle Haber Ajansı, Etik Ajans, Etkin Haber Ajansı, Gün Matbaası, Demokratik Modernite Dergisi basılarak gazeteciler teker teker gözaltına alındı.
Ancak merkez medyaya bakıyoruz, günlerdir bu konuya dair kayda değer bir haber ve tepki yok. Sanki bu ülkede gazeteciler gözaltına alınmamışçasına bu hukuk dışı operasyonlar yok sayılıyor, görmezden geliniyor. Muhalif gazeteler günlerdir bu konuyu manşetlerinden duyuruyor ama nedense ana akım medya bu çığlığı duymuyor.
Bu son derece kaygı verici bir durumdur. Gazeteci meslek örgütleri, demokratik kamuoyu, sivil toplum örgütleri, siyasi partiler, insan hakları kuruluşları hatta uluslararası basın örgütleri bu gözaltı operasyonlarına günlerdir tepki gösterirken, Türkiye medyasının konuyu es geçmesi gerçekten üzüntü ve kaygı verici bir tabloya işaret etmektedir.
Zaten bu operasyonların temel amacı, basın üzerinde baskı kurmak, susturmak. Sindirmek, oto kontrol mekanizmasını genişletmektedir. Bugün medyada tamda yaşanan budur. Açıkça bir sindirme harekâtı söz konusudur.
Özgür basın, özgür toplum demektir. Eğer basın özgür değil ise toplumsal özgürlükten bahsetmek de olanaklı değildir. Basının susturulduğu bir ortamın kapalı ve karanlık bir rejime doğru giden sürecin önemli bir aşaması olduğunu unutmamak gerekir. Basın susturulmuşsa artık toplum da , kamuoyu da susturulmuş demektir.
Bu sessizlik öyle bir hal alacak ki, yarın sıra başkalarına gelecektir. Bugün bu duruma sessiz kalanlar bilsinler ki yarın kendi kapıları da çalınacaktır.
Eğer bu gidişata dur denilmez ise Türkiye çok daha kötü noktalara doğru gidecektir. Bunun bilinmesi gerekir.
Bugün gerçekten hukuk askıya alınmış, Türkiye hukuk ve adaletten giderek uzaklaşmış durumdadır.
Sayın Bülent Arınç'ın bahsettiği "kürtlere anayasal hak verilmesi 'nin yolu kelepçeden değil, tutuklu bütün siyasetçilerin, gazetecilerin biran önce özgürleştirilmesinden geçer.
Bir kez daha çağrı yapıyoruz. Gazeteciler derhal serbest bırakılmalıdır. Muhalif basın üzerinde kurulmaya çalışılan abluka kaldırılmalıdır.
Buradan bütün basın kuruluşlarına ve demokrasi güçlerine de şu çağrıyı yapıyoruz. Susmayın, sessiz kalmayın. Eğer bugün susarsanız, yarın sıra size gelecektir."
Buldan, milletvekili emekli maaşlarının artırılmasına ilişkin soruya, ''Biz Hazineden yardım almıyoruz. Bu soruyu Hazineden yardım alan grupların milletvekillerine sorarsanız daha iyi olur'' karşılığını verdi.( 15:12)
