2012-11-02 - 12:15
CHP KONYA MİLLETVEKİLİ ATİLLA KART'IN BASIN TOPLANTISI?
Atilla Kart: "Başbakan gölge etmesin, Başbakan'a rağmen biz Anayasayı yapmayı başarırız"? "Türkiye'de bir diktatör var ve diktatörlüğün tüm tezahürleri Türkiye'de yaşanıyor."
CHP Konya Milletvekili Atilla Kart wikileaks belgelerinde yer alan 'Emniyet Müdürlüğü'nün Silivri ve bağlı davalarla ilgili ABD elçiliğine rapor ve brifing verdiği' iddialarını basın mensuplarıyla paylaştı.

Atilla Kart, 24 Kasım 2008 tarihli belgeye göre; emniyet birimlerinin yargılama yaptığını ve hüküm koyduklarını öne sürdü. Kart, "Türkiye Cumhuriyeti Emniyet Genel Müdürlüğü Silivri ve bağlı davalarla ilgili ABD elçiliğine raporlama yapıyor, brifingler veriyor. Yaptıkları açıklama ve değerlendirmelerde soruşturma ve yargılamalar sonucunda şüphelilerin mahkumiyetinden emin olduklarını dile getiriyorlar. Mezkur belgeye göre, Başbakan Erdoğan'ın Silivri soruşturması ve bağlı dosyalarla ilgili davayı yürütenlerle haftalık toplantılar yaptıkları tespit ediliyor" dedi.

"Başbakan Silivri ve bağlı olaylarla ilgili soruşturma dosyalarının doğrudan içindedir" diyen Kart, "Kolluk gücü, siyasi iktidarın emir ve talimatları doğrultusunda görev yapmaktadır. Bu çalışmalar yapılırken ABD mercilerinin izni ve icazeti alınmakta, bilgilendirmeler yapılmaktadır" şeklinde konuştu.

Atilla Kart, belgede yer alanların tahkikinin yapılması ve konuyla ilgili kamuoyuna bilgi verilmesi gerektiğini söyledi. Kart, "Recep Tayyip Erdoğan'ın kişisel onur ve haysiyeti beni ilgilendirmiyor. Ancak teslimiyet, sömürgeleştirme belgesine karşı eğer kendilerinden eminlerse bu olayı dava boyutuna kadar götürebilirler. Bunlar gerçek değilse, biz de memnuniyetimizi ifade ederiz. Umarım Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı bu cesaret ve sorumluluğu ve halka saygıyı gösterir" diye konuştu.

"Türkiye'de bir diktatör var ve diktatörlüğün tüm tezahürleri Türkiye'de yaşanıyor" diyen Atilla Kart, şunları söyledi: "Yaşadığımız rejimde siyasilerin, muhaliflerin özel hayatları izleniyor, bu görüntüler iktidar tarafından şantaj ve tehdit aracı olarak kullanılıyor, failleri bulunamıyor. Bu rejimde ÖSYM odaklı KPSS, yargıçlık, TUS, Komiser Yardımcılığı sınav soruları servis ediliyor, yargı da karartma ortamına iştirak ediyor. Bu rejimde; Uludere faciasının, Suriye'de düşen uçağın, 29 Ekim kutlamalarına ilişkin istihbaratın nereden geldiği bir türlü öğrenilemiyor. Diktatör açlık grevlerinin 50.gününde olan insanları taciz ediyor, insaf ve vicdanla bağdaşmayacak şekilde ölüm sınırındaki insanları rencide ediyor. Bu rejimde 'ağaoğulları' yaratılıyor. Ağaoğullarını kamu yönetimindeki hukuksuz ve haksızlıkları ifade anlamında kullanıyoruz. Bu yolla kamu alanları orman alanları talan ediliyor. Ancak unutulmamalıdır ki; ağaoğulları sonuçta diktatörlerin elinde patlar, toplum ağır bedeller öder."

Yaşanan sürecin sonunda yargı mekanizmalarının kritik davalarda delilleri araştıramayacaklarını delillerden korkar hale geleceklerini öne süren Kart, "Deliller araştırıldığında yargı mekanizmasının da illegal yapılanma içinde olduğu ortaya çıkacaktır. Türkiye'de mahkemeler, gerçeklerin ortaya çıkmasından korkmaktadır" dedi.

Toplantı sonrası soruları cevaplayan Kart, eski Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın zehirlenme sonucu hayatını kaybettiği iddialarıyla ilgili olarak şunları söyledi: "Türkiye Cumhuriyeti'nin Cumhurbaşkanı'na yönelik bu iddiadan kişisel olarak çok büyük üzüntü ve kaygı duyarım. Bu olay, o dönemdeki tüm yöneticiler adına da büyük bir utançtır. Diğer taraftan Türkiye'de bir karartma dönemi yaşanıyor. AKP ile birlikte bu, uluslararası bir boyut kazandı. Derin devlet kurumsal hale geldi. Türkiye'nin uzmanlık kurumları adileştirildi, sıradanlaştırıldı. Tubitak ve Adli Tıp Kurumu bunların en başındadır. Bu kurumlar siyasi talimatlarla nitelik değiştirmişlerdir. Kişisel olarak Adli Tıp Kurumu'nun kritik konulardaki tespitlerine şüpheyle ve soru işaretiyle bakıyorum."

Başbakan'ın Anayasa Uzlaşma Komisyonu çalışmaları ile ilgili de sözlerinin sorulması üzerine Kart, şöyle konuştu: "Başbakan Anayasa Komisyonu çalışmalarından rahatsız. Komisyonda müzakere yapılıyor. Müzakere, Başbakan'ın bilmediği, kabullenmediği, kabullenemediği bir kavram. O, masadan kaçmak için gerekçe arıyor. Biz orada TBMM adına görev yapıyoruz. Başbakan gölge etmesin, Başbakan'a rağmen biz Anayasayı yapmayı başarırız." (12:15)

Meltem SALİMOĞLU