2013-03-25 - 15:00
CHP İzmir Milletvekili Aytun Çıray, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında CHP'nin, Türkiye ile Irak'ın kuzeyindeki bölgesel Kürt yönetimi arasında imzalandığı belirtilen yeni petrol boru hattı anlaşmasına ilişkin Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu hakkında gensoru önergesi verdiğini söyledi.
CHP İzmir Milletvekili Aytun Çıray, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında CHP'nin, Türkiye ile Irak'ın kuzeyindeki bölgesel Kürt yönetimi arasında imzalandığı belirtilen yeni petrol boru hattı anlaşmasına ilişkin Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu hakkında gensoru önergesi verdiğini söyledi.
CHP'li Aytun Çıray, bu anlaşmaların, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın koordinasyonunda, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız ve Dışişleri Bakanı Davutoğlu'nun, birlikte yürüttükleri bir proje kapsamında olduğunun ortaya çıktığını belirtti.
CHP'li Aytun Çıray, sözlerine şöyle devam etti:
"Ulusal basında bir süredir Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi ile Türkiye arasında imzalanan yeni petrol boru hattı anlaşması ve Türkiye üzerinden Irak Merkezi Hükümeti atlanarak yapılan petrol ihracatı ile ilgili haberler yer almaktadır. Nitekim bu anlaşmaların Başbakan Sayın R. Tayyip Erdoğan'ın koordinasyonunda, Enerji Bakanı Sayın Taner Yıldız'ın ve Dışişleri Bakanı Sayın Ahmet Davutoğlu'nun birlikte yürüttükleri bir proje olduğu ortaya çıkmıştır.
Ayrıca Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi (KIBY) ile gizli bir anlaşmanın yapıldığı da basına yansımıştır. Bu anlaşmanın ortaya çıkaracağı süreçlerin de Irak'ın ve Türkiye'nin bölünmesi ile birlikte Ortadoğu coğrafyasında yeni istikrarsızlıklara neden olabileceği aşikârdır.
Nitekim 24 Eylül'de bir konuşma yapan KIBY Doğal Kaynaklar Bakanı Hawrami'nin, "Kuzey Irak bölgesinden Türkiye'ye gelecek ana boru hatlarının 2014 ilk yarısında tamamlanmasını öngörüyoruz. Gaz boru hattının yeni santraller devreye girmeden önce tamamlanmış olması gerekiyor.
Doğalgaz santrallarının kullanımından artan doğalgazı, Türkiye'deki iç piyasaya verebileceğimizi düşünüyoruz," demesi edindiğimiz bilgi ve izlenimlerin doğruluğunu açıktan teyit etmiştir. Nitekim Başbakan 20 Haziran 2012'de, "Oradan ham petrol alıp Türkiye'de işleyeceğiz. Ardından Kuzey Irak'a geri göndereceğiz," dedikten sonra 17 Kasım 2012'de de, "Irak'ın Kuzeyi'ndeki Bölgesel Kürt Yönetimi ile Türkiye arasında enerji alanında yeni anlaşmalar imzalandığı"açıkladı.
Bu bağlamda 8 Ocak 2013 tarihli Reuters başta olmak üzere, uluslararası yayın organlarında ve Türk medyasında kuzey Irak'tan Türkiye'ye tankerlerle karayolu üzerinden petrol ve türevleri sevkiyatının başladığı, öncelikle Genel Enerji yetkilileri tarafından dünyaya duyurulmuştur. Şirketin CEO'su da yaptığı açıklama ile bu anlaşmaların "Government to Government" olduğunu söylemiştir.
Başbakan'a yakın iki firmanın kayırılmaya çalışıldığı bu anlaşmalar:
Ahlâki olarak sorunludur: Powertrans ve Siyah Kalem isimli şirketlere özel imtiyaz sağlanmıştır. Hukuki açıdan sorunludur: Irak Merkezi Hükümeti yerine KIBY ile anlaşma yapıldığı ve bu anlaşmalar TBMM'de onaylanmadan yürürlüğe sokulduğu için hükümet Dışişleri Bakanı açısından Anayasal suç oluşturmuştur.
Siyasi olarak sorunludur: KIBY bu anlaşma ile bir devlet olarak tanınmış olmakta, böylece Irak bölünme aşamasına getirilmektedir. Irak'ın bütünlüğünü koruma politikamız böylece ihlâl edilmektedir. Güvenliğimiz açısından sorunludur: Bölünmüş bir Irak ülkemizi de bölecektir. Ticari olarak sorunludur: Irak Merkezi Hükümeti ile yaptığımız petrol arama anlaşmaları iptal edilme süreci başlamıştır.
Bütün bu yaşananların perde arkasını ve Türkiye'nin çıkarlarına etkilerinin, yandaş şirketlerle ilişkililerinin ve Anayasa ihlâli olup olmadığının anlaşılması için ben 28.01.2013'de Dışişleri ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlarına yazılı sorular yönelttim ve aynı soruların cevaplanmasını 4982 sayılı Bilgi Edinme Kanunu'na istinaden de talep ettim, ancak henüz hiçbir yanıt alamadım.
Özetle, "Türkiye ile KIBY arasında bir enerji anlaşması imzalandığı doğru mudur? Anlaşma kimin tarafından imzalanmıştır? Ekleri var mıdır? Bu anlaşma neden gizlidir? Bu uluslararası bir anlaşmaysa hükümetiniz tarafından hangi tarihte onay için TBMM'ne sevk edilecektir? Irak'ta çatışma ihtimalinin artması ilgili kurumları rahatsız etmemekte midir?" şeklindeki sorulara süresi içinde cevap alınamamıştır. Sonuç olarak burada Türkiye için de varoluşsal bir boyut söz konusudur.
Sonuçta bazı şirketlere özel imtiyazla çıkar sağlamak için devletin olanakları seferber edilmiş; milli güvenliğimizi tehdit edecek, Irak'ın ve ülkemizin bölünmesine neden olacak açık ve gizli anlaşmalara imza atılmıştır. Bu nedenlerle Sayın Ahmet Davutoğlu hakkında Anayasanın 98 ve 99 uncu, TBMM İçtüzüğünün 106. maddeleri gereğince gensoru açılmasını saygılarımızla arz ve teklif ederiz." şeklinde konuştu.
H. Alper Durmaz
CHP'li Aytun Çıray, bu anlaşmaların, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın koordinasyonunda, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız ve Dışişleri Bakanı Davutoğlu'nun, birlikte yürüttükleri bir proje kapsamında olduğunun ortaya çıktığını belirtti.
CHP'li Aytun Çıray, sözlerine şöyle devam etti:
"Ulusal basında bir süredir Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi ile Türkiye arasında imzalanan yeni petrol boru hattı anlaşması ve Türkiye üzerinden Irak Merkezi Hükümeti atlanarak yapılan petrol ihracatı ile ilgili haberler yer almaktadır. Nitekim bu anlaşmaların Başbakan Sayın R. Tayyip Erdoğan'ın koordinasyonunda, Enerji Bakanı Sayın Taner Yıldız'ın ve Dışişleri Bakanı Sayın Ahmet Davutoğlu'nun birlikte yürüttükleri bir proje olduğu ortaya çıkmıştır.
Ayrıca Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi (KIBY) ile gizli bir anlaşmanın yapıldığı da basına yansımıştır. Bu anlaşmanın ortaya çıkaracağı süreçlerin de Irak'ın ve Türkiye'nin bölünmesi ile birlikte Ortadoğu coğrafyasında yeni istikrarsızlıklara neden olabileceği aşikârdır.
Nitekim 24 Eylül'de bir konuşma yapan KIBY Doğal Kaynaklar Bakanı Hawrami'nin, "Kuzey Irak bölgesinden Türkiye'ye gelecek ana boru hatlarının 2014 ilk yarısında tamamlanmasını öngörüyoruz. Gaz boru hattının yeni santraller devreye girmeden önce tamamlanmış olması gerekiyor.
Doğalgaz santrallarının kullanımından artan doğalgazı, Türkiye'deki iç piyasaya verebileceğimizi düşünüyoruz," demesi edindiğimiz bilgi ve izlenimlerin doğruluğunu açıktan teyit etmiştir. Nitekim Başbakan 20 Haziran 2012'de, "Oradan ham petrol alıp Türkiye'de işleyeceğiz. Ardından Kuzey Irak'a geri göndereceğiz," dedikten sonra 17 Kasım 2012'de de, "Irak'ın Kuzeyi'ndeki Bölgesel Kürt Yönetimi ile Türkiye arasında enerji alanında yeni anlaşmalar imzalandığı"açıkladı.
Bu bağlamda 8 Ocak 2013 tarihli Reuters başta olmak üzere, uluslararası yayın organlarında ve Türk medyasında kuzey Irak'tan Türkiye'ye tankerlerle karayolu üzerinden petrol ve türevleri sevkiyatının başladığı, öncelikle Genel Enerji yetkilileri tarafından dünyaya duyurulmuştur. Şirketin CEO'su da yaptığı açıklama ile bu anlaşmaların "Government to Government" olduğunu söylemiştir.
Başbakan'a yakın iki firmanın kayırılmaya çalışıldığı bu anlaşmalar:
Ahlâki olarak sorunludur: Powertrans ve Siyah Kalem isimli şirketlere özel imtiyaz sağlanmıştır. Hukuki açıdan sorunludur: Irak Merkezi Hükümeti yerine KIBY ile anlaşma yapıldığı ve bu anlaşmalar TBMM'de onaylanmadan yürürlüğe sokulduğu için hükümet Dışişleri Bakanı açısından Anayasal suç oluşturmuştur.
Siyasi olarak sorunludur: KIBY bu anlaşma ile bir devlet olarak tanınmış olmakta, böylece Irak bölünme aşamasına getirilmektedir. Irak'ın bütünlüğünü koruma politikamız böylece ihlâl edilmektedir. Güvenliğimiz açısından sorunludur: Bölünmüş bir Irak ülkemizi de bölecektir. Ticari olarak sorunludur: Irak Merkezi Hükümeti ile yaptığımız petrol arama anlaşmaları iptal edilme süreci başlamıştır.
Bütün bu yaşananların perde arkasını ve Türkiye'nin çıkarlarına etkilerinin, yandaş şirketlerle ilişkililerinin ve Anayasa ihlâli olup olmadığının anlaşılması için ben 28.01.2013'de Dışişleri ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlarına yazılı sorular yönelttim ve aynı soruların cevaplanmasını 4982 sayılı Bilgi Edinme Kanunu'na istinaden de talep ettim, ancak henüz hiçbir yanıt alamadım.
Özetle, "Türkiye ile KIBY arasında bir enerji anlaşması imzalandığı doğru mudur? Anlaşma kimin tarafından imzalanmıştır? Ekleri var mıdır? Bu anlaşma neden gizlidir? Bu uluslararası bir anlaşmaysa hükümetiniz tarafından hangi tarihte onay için TBMM'ne sevk edilecektir? Irak'ta çatışma ihtimalinin artması ilgili kurumları rahatsız etmemekte midir?" şeklindeki sorulara süresi içinde cevap alınamamıştır. Sonuç olarak burada Türkiye için de varoluşsal bir boyut söz konusudur.
Sonuçta bazı şirketlere özel imtiyazla çıkar sağlamak için devletin olanakları seferber edilmiş; milli güvenliğimizi tehdit edecek, Irak'ın ve ülkemizin bölünmesine neden olacak açık ve gizli anlaşmalara imza atılmıştır. Bu nedenlerle Sayın Ahmet Davutoğlu hakkında Anayasanın 98 ve 99 uncu, TBMM İçtüzüğünün 106. maddeleri gereğince gensoru açılmasını saygılarımızla arz ve teklif ederiz." şeklinde konuştu.
H. Alper Durmaz
