2020-06-03 - 15:15
TBMM GENEL KURULU TOPLANDI
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Süreyya Sadi Bilgiç başkanlığında toplandı. TBMM Genel Kurulunda, Çarşı ve Mahalle Bekçileri Kanunu Teklifinin birinci bölümünde yer alan 7 madde kabul edildi.
TBMM Başkanvekili Süreyya Sadi Bilgiç, gündeme geçmeden önce üç milletvekiline gündem dışı söz verdi.

AK Parti Mersin Milletvekili Zeynep Gül Yılmaz, Kovid-19 ve pandemi sürecine ilişkin yaptığı gündem dışı konuşmasında, salgına karşı verilen mücadeleye ilişkin bilgi verdi.

Türkiye'nin 27 Mayıs 1960'tan bu yana mücadele ettiği ve Kovid-19'dan daha tehlikeli bir virüsün daha olduğunu ifade eden Yılmaz, şunları kaydetti:

"27 Mayıs 1960'tan sonra pek çok darbe, muhtıra veya darbe girişimiyle demokrasimize yönelik saldırılarla karşı karşıya kalınmıştır. Darbeler ve darbe girişimleri ülkemizin ilerlemesinin önündeki en büyük engel olduğu gibi, demokrasi kazanımları yönünden de on yıllarca geriye gitmemize sebep olmuştur. Ülkemizin de küresel bir salgınla uğraştığı bugünlerde iktidarımızın süreçte gösterdiği haklı başarıyı hazmedemeyen ve yasal yollarla yani millet iradesiyle iktidara gelme umudu olmayanların darbe imalarıyla dolu konuşmaları bu ülkeye yapılabilecek en büyük kötülüktür. Yine milletin inançları, değerleriyle uğraşmak, ezanıyla, camiyle, kiliseyle uğraşmak ya da gencecik bir bedenin, bir acının üzerinden yalan yanlış, provokatif açıklamalarla pirim yapmak, halkı kin ve nefretle kutuplaştırmaya çalışmak bu memlekete yapılabilecek en büyük kötülüktür. Farklı araçlarla olsa da aynı yerden kurulan, aynı amaca yönelik olan provokatif söylemler ve eylemlerle artık bu milleti kandıramayacaksınız."

MHP Kütahya Milletvekili Ahmet Erbaş, gündem dışı konuşmasında, son günlerdeki ısı değişimleri nedeniyle çiftçilerin mağdur olduğunu, ürünlerinde ciddi zararların bulunduğunu söyledi.

Pandemi sürecinde tüm dünyada gıda ve suyu bulunan ülkelerin ne kadar büyük bir güce sahip olduğunun görüldüğünü dile getiren Erbaş, "Çiftçimiz huzurlu olmazsa, tarımımız üretimde geri kalırsa nelerle karşılaşabileceğimizi dünya ve bizler gördük. Çiftçilerin sorunları vardır. Devlet destekli TARSİM, ödemeleri geciktirmektedir. TARSİM sigortaları, don olayını karşılamamaktadır. Parçalı araziler toplulaştırılmalıdır. Sigortaya giremeyen arazilerden veraset ve intikal vergisi alınmamalıdır. DSİ sulama yatırımlarına hız verilmeli, su kanallarının iyileştirilmesi sağlanmalıdır." diye konuştu.

Erbaş, milletvekillerine de çağrıda bulunarak, çiftçilerin sorunlarına çare bulunması yönünde gereken desteğin verilmesini istedi.

CHP Hatay Milletvekili Mehmet Güzelmansur, "Gezi olayları ve Abdullah Cömert'in vefatının 7. yılı" nedeniyle yaptığı konuşmada, Gezi'de hayatını kaybedenleri minnet ve rahmetle andığını söyledi.

Güzelmansur, 7 yıl önce bugün anayasal hakkını kullanarak, demokratik ve barışçıl bir eylemde yer alan Abdullah Cömert'in hedef gözetilerek yaşamdan kopartıldığını savundu.

TBMM Genel Kurulunda, grup başkanvekilleri gündeme ilişkin değerlendirmede bulundu.

İYİ Parti Grup Başkanvekili Lütfü Türkkan, pandemi nedeniyle bu sene eğitim öğretime ara verilmesine rağmen Milli Eğitim Bakanlığının özel okullara ayrıcalık tanıyan bir karara imza attığını söyledi.

Türkkan, "Sayın Bakan, eğitime ilişkin aldığı bu kararla özel okulların çıkarlarını önde tutmuş oldu. Salgınla devlet okullarını kapatan Bakanlık, özel okullara telafi eğitimi izni vermesi fırsat eşitsizliği veya ayrımcılık değil de nedir? Bu yolla velilerin özel okulların yönetimlerinden ücretlerin talep edilmesinin önüne geçilmesi mi hesap edilmektedir? Hal böyle ise özel okulların maddi çıkarlarını korumak için çocuklarımızın ve ailelerinin hayatlarını riske atmış oluruz. Buna değer mi? Alınan bu kararı İYİ Parti olarak oldukça sakıncalı gördüğümüzü özellikle ifade etmek istiyorum. Kararın tekrar gözden geçirilerek vazgeçilmesini talep ediyoruz." şeklinde konuştu.

HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın cezaevinden eşine gönderdiği mektubun, cezaevi disiplin kurulunca sansürlendiğini öne sürerek şunları kaydetti:

"Bu, özel bir mektup. Disiplin kurulu kararı ile 4 sayfanın tümü eşine beyaz sayfa şeklinde postadan gelmiş. Bu Demirtaş'ın olduğu için öğrendik, binlerce tutuklunun mektuplarının sansürlendiğini, ailelerine verilmediğini, iletişim hakkının yok sayıldığını biliyoruz. Yüz yüze görüş yasaklandı. Rehin alma politikasına şimdi de sansür eklendi. Bu kin, intikam ve nefretin sebebini tekrar soruyoruz. Bu mektubun orijinalinin derhal ailesine verilmesini, eşiyle yazışmalarını inceleyen ve sansürleyen böyle bir yaklaşımı şiddetle reddettiğimizi ve kınadığımızı da ifade etmek istiyorum."

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay da Kovid-19 salgınıyla mücadelede yeni normal hayata başlandığını anımsatarak maske, sosyal mesafe, dezenfektan konusunda vatandaşların tedbiri elden bırakmamasını istedi.

TBMM'nin milletin derdiyle hemhal olması gerektiğini söyleyen Altay, polise, hemşirelere, din adamlarına ve öğretmenlere 3 bin 600 ek gösterge verme sözünü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ne zaman yerine getireceğini merak ettiklerini, takipçisi olacaklarını söyledi.

Son günlerdeki ısı değişimlerinin çiftçileri perişan ettiğini dile getiren Altay, CHP'den bazı milletvekillerinin 18 ile gönderileceğini, zararların yerinde tespit edileceğini vurguladı. Altay, çiftçilerin zararlarına ilişkin hükümetin de gereken tedbirleri almasını istedi.

Bekçi ve polislerle ilgili dünkü konuşmasının ardından "polis ve bekçileri teröristlere benzettiği" yönünde AK Parti'nin bir grup başkanvekilinin tweet attığını aktaran Altay, şunları söyledi:

"Buna üzüldüm. Emniyet Genel Müdürlüğünden 33 bin polis memuru terör örgütüyle iltisaklı ve irtibatlı olduğu için siz tasfiye ettiniz. Emniyet Genel Müdürlüğüne 33 bin teröristi ben yerleştirmedim. Güvenlik teşkilatımızın şanını şerefini korumak hepimizin görevidir. Lakin hiçbir polis ve bekçi kardeşimizin hukukun dışına çıkma hakkı yoktur. Vatandaşımıza polis her hal ve şartta şefkatli elini, güler yüzünü göstermek zorundadır."

AK Parti Grup Başkanvekili Cahit Özkan da salgınla mücadelenin devlet-millet dayanışmasıyla başarılı bir şekilde yürütülmeye çalışıldığını söyledi. Vatandaşları sadece ülke sınırları içerisinde değil yurt dışında da takip ederek onları sağlıklarına kavuşturmaya gayret ettiklerini belirten Özkan, "Yaptığımız çalışmanın, hem siyasi iradenin hem millet-devlet dayanışması hem de bu noktada stratejik ve bilimsel hakkın öne çıkması sayesinde yapıyoruz. Bilim Kurulunun tavsiye kararları çerçevesinde süreç yürütülüyor. Bu noktada hem bilimsel hem de istatiksel veriler ışığında yürütülmektedir." diye konuştu.

Ayasofya'da, İstanbul'un Fethi'nin 567. yılında Fetih Suresi okunmasının milletin farklılıklara saygısının bir göstergesi olduğuna dikkati çeken Özkan, "Evet, Ayasofya'da Fetih Suresi okunmuştur. Bu millet kendi coğrafyasında, al bayrağın dalgalandığı her yerde kendi iradesini ortaya koymaktadır. Aynı zamanda hoşgörüyü de elden bırakmamaktadır. Son bir yıllık sürede Gaziantep'te yine bir müze olan Hanuka Sinagogu'nda Hanuka Töreni 40 yıl sonra bu sene kutlanmıştır. Yine azınlık gruplarının katıldığı Akdamar Kilisesi tanıtım etkinliği bu coğrafyada hoşgörünün bir göstergesi olarak hayata geçmiştir." ifadesini kullandı.

TBMM Genel Kurulunda, İYİ Parti, HDP ve CHP'nin gündeme ilişkin grup önerileri kabul edilmedi.

Genel Kurulda, İYİ Parti'nin "Türkiye'de aşı üretimi" ile ilgili verdiği genel görüşme önergesinin bugün ele alınmasına dair grup önerisi görüşüldü.

İYİ Parti İstanbul Milletvekili Hayrettin Nuhoğlu, Türkiye'nin sağlık ordusunun salgınla mücadelede çok başarılı bir sınav verdiğini, bu sınavı aşı üretiminde de başarıyla verebilecek durumda olduğunu ifade etti.

Nuhoğlu, Ankara ve Erciyes üniversitelerindeki bilim insanlarının kısa sürede yeni tip koronavirüse yönelik aşı çalışmaları kapsamında virüsü izole etmeyi başardıklarını, ancak iktidarın büyük emekler ve bedellerle kurulmuş aşı üretimi yapabilecek milli tesisleri sattığını veya kapattığını öne sürdü.

Hayrettin Nuhoğlu, Türkiye'nin ihtiyaçlarının karşılanması, komşulara ve ihtiyacı olan bütün ülkelere destek olacak aşıların üretilebilmesi için milli kaynakların ve bilim insanı gücünün seferber edilmesi gerektiğini söyledi.

AK Parti Malatya Milletvekili Öznur Çalık, Türkiye Sağlık Enstitüsü Başkanlığının 13 Mart'tan itibaren "Kovid-19" konulu proje başvurularını almaya başladığını belirterek, bu bağlamda 8 klinik çalışma, 6 Kovid-19 aşı geliştirme, 6 tanı kiti geliştirme ve 11 adet de temel bilimler alanında olmak üzere toplam 31 projeye destek sağlandığını kaydetti.

Aşı geliştirme için çağrıya çıkıldığını, projeler alındığını ve bilimsel değerlendirme aşamalarının devam ettiğini bildiren Çalık, Türkiye'nin salgınla mücadelede dünyaya örnek bir süreç yönettiğine dikkati çekti.

Öznur Çalık, diğer partilerin, iktidarı yıpratmaya yönelik değil çalışmalarına katkı sağlayacak çalışmalar yapmasını istedi.

İYİ Parti'nin grup önerisi kabul edilmedi.

Genel Kurulda, HDP'nin "küresel salgın sürecinde kadına karşı şiddet" ve CHP'nin "tarım sektörünün sorunları" hakkındaki grup önerileri de kabul edilmedi.

Grup önerilerinin ardından, Çarşı ve Mahalle Bekçileri Kanun Teklifi'nin birinci bölümünün görüşmelerine geçildi.

TBMM Genel Kurulunda, Çarşı ve Mahalle Bekçileri Kanunu Teklifi'nin birinci bölümü üzerinde milletvekilleri söz aldı.

İYİ Parti Adana Milletvekili Mehmet Metanet Çulhaoğlu, iktidarın yeni bir kolluk kuvveti yarattığını savunarak bir ülkede güvenliğin silahla değil, adaletli yönetimle tesis edilebileceğini ifade etti. Teklifteki "çarşı" ibaresinin hukuki kapsamının belli olmamasının, kanunun uygulanabilmesinin önünü kapattığını öne süren Çulhaoğlu, "24 Nisan 1914 ve 14 Temmuz 1966'da çarşı tarifi bugünkünden farklıydı, AVM kavramı yoktu. Bu nedenledir ki çarşı ibaresi tanımının hukuki çerçevesi çizildikten sonra teklif metnine eklenmesi gerekmekteydi." diye konuştu.

MHP Düzce Milletvekili Ümit Yılmaz, bekçilerin sayısındaki artışla son bir yıl içerisinde evden hırsızlık vakalarının günde ortalama 282'den 151'e düşerek yüzde 47'lik bir azalma sağlandığının İçişleri Bakanlığının yaptığı tespitlerde görüldüğünü aktardı.

Yılmaz, "Birkaç münferit olayı baz alarak 30 bine yakın personeli olan bekçilik teşkilatını karalamaya yönelik açıklamaları doğru bulmadığımızı ifade etmek istiyorum. Her meslekte yanlış yapan insanlar olmuştur ve olacaktır. Önemli olan, bu hataları yapanların adalet önünde hesap vermeleridir." şeklinde konuştu.

Yeni bir kolluk kuvveti oluşturulduğu iddiasına da değinen Yılmaz, teklifte, bekçilerin "kolluk kuvvetine yardımcı sıfatı"nın belirtildiğini, kanunda bile yazılan sıfatına rağmen bir kişiye bağlı yeni bir kolluk kuvveti oluşturulacağına dair dayanaksız iddiaların kafa karışıklığı oluşturmaktan başka bir şeye yaramayan safsatalar olduğunu söyledi.

HDP Gaziantep Milletvekili Mahmut Toğrul, genel kolluğa bağlı yardımcı statüdeki bekçilerin, kanun teklifiyle, genel kolluğun hemen tüm yetkileriyle donatıldığını savundu. Toğrul, "Bu durumda sorulması gereken soru şudur: 'Genel kolluk varken, hemen hemen de aynı yetkilerle donatılmışken alternatif, daha doğrusu paralel bir kolluk rejimi oluşturmanın amacı nedir?' Bu soru, ne teklifin genel gerekçesinde ne de madde gerekçelerinde tatmin edici bir şekilde cevaplandırılmamıştır." ifadelerini kullandı.

CHP Bursa Milletvekili Erkan Aydın, CHP olarak teklife karşı olmadıklarını, teklif içerisindeki sakıncalı bazı maddelere karşı olduklarını belirtti. Aydın, "Sanki biz bekçilik müessesine karşıyız, CHP bunların tamamen karşısında, istemezükçülük yapıyormuş gibi bir algı yaratılıyor. Bu kanunun içerisinde üç dört tane madde var ki düzeltelim, hep birlikte çıkalım ve bizim o çocukken bildiğimiz mahallenin bekçi amcasına, herkesin tanıdığı o yere geri dönelim. Bunu yapmaz isek işte gördük, tipini beğenmediğini, gece yaşam tarzını beğenmediğini ya da önceden husumeti olan birini çağırıp, yolda çevirip, kimlik sorup, alıkoyup, darbedip? 1028 tane olay olmuş, bunlar İçişleri Bakanlığının gönderdiği rakamlar." şeklinde konuştu.

AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş, teklifin yeni bir kanun olmadığını, 1960'lı yıllarda yapıldığını ve o zamandan bu yana kadar bu asayiş biriminin görev yaptığını dile getirdi.

AK Parti hükümetleri olarak temel görevlerinin vatandaşın can ve mal güvenliğini sağlamak olduğunu ifade eden Muş, "Kolluğun görevi vatandaşının başını yastığa rahat koymasını temin etmek, illegal yapılanmaların, terör örgütlerinin onlara haraç kesmesini, dükkanlarını talan etmesini, onlara zorla kepenk kapattırmasını engellemektir. 'Bekçide silah var.' Bekçide silah yeni bir şey değil. Geceleyin insanların can ve mal güvenliğini korumak için görevlendirdiğimiz bir güvenlik biriminin elinde sadece düdük olmaz, tabii ki silahı olacak. Kurulduğu ilk günden itibaren de bunların belinde silah var. Yeni bir düzenleme değil, mevcut düzenlemenin güncellenerek bugünlere getirilmesiyle alakalı meseledir." değerlendirmesinde bulundu.

Muş, geçen günlerde Etimesgut'ta bir gencin katledildiğini, olayı HDP'nin, "Kürtçe şarkı dinlediği için onu katlettiler." şeklinde kamuoyuna aktardığını, bu yönde tweet'ler atıldığını söyledi.

Mehmet Muş, şunları kaydetti:

"Yalan, provokasyon, kışkırtma, ayrıştırma, kutuplaştırma, faşizmdir bu. Çocuğun babası olayı anlatıyor, aile olayı anlatıyor. Çocuğu katledenler yakalanıyor, savcılığa teslim ediliyor, hepimizi derinden üzen bir hadise fakat buradan bile, utanmadan, sıkılmadan, kızarmadan 'Kürt olduğu için bunu yaptılar.' diyorsunuz. Canın Kürt'ü, Türk'ü, Arap'ı yok. Can, candır. Kaybedilen canın etnik kökenine bakılmaz, kaybedilen her bir can bu ülkeden gidiyor. Meseleye böyle bakmıyorsunuz, her bir meseleyi buraya koyup 'Acaba biz buradan kaç kişiyi daha bu ülkeden, bu devletten soğuturuz?' diyorsunuz."

HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, "Ben o tweet'i attım. Bizden binlerce, on binlerce 'tweet' atıldı." diye konuştu. Olayın yargıda olduğunu, yargının beklenmesi gerektiğini söyleyen Beştaş, "Yargı olayın sonucunda ne karar verecek, telaşsız, sakin, bunu izleyelim." dedi.

***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***