2016-03-06 - 11:38
TBMM Genel Kurulu'nda Ekonomi Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ile bağlı kuruluşlarının 2016 yılı bütçeleri kabul edildi. Daha sonra 2016 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Tasarısı'nın maddelerinin görüşülmesine geçildi. Genel Kurul'da 2016 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Tasarısı'nın ilk beş maddesi kabul edildi.
TBMM Genel Kurulu'nda Ekonomi Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ile bağlı kuruluşlarının 2016 yılı bütçelerinin görüşülmesine başlandı.
Genel Kurul, Meclis Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı başkanlığında toplandı.
Bütçe görüşmelerinin dokuzuncu turunda; Ekonomi Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı, Maliye Bakanlığı bağlı kuruluşlarının bütçeleri ile 2016 yılı Merkezi Bütçe Kanun Tasarısı'nın ilk beş maddesi görüşülecek.
TBMM Genel Kurulunda dokuzuncu turda yer alan kurumların bütçeleri üzerinde HDP milletvekilleri söz aldılar.
HDP Diyarbakır Milletvekili Nursel Aydoğan, konuşmasında, kendi ülkesinde Kürt meselesini çözemeyen AK PARTİ iktidarının, Suriye'deki Kürt politikasına müdahil olduğunu ve yanlış yaklaşımlar sergilediğini ileri sürdü.
Yerli ve yabancı sermayenin yatırım için aradığı ilk şartın barışçıl bir ortam, güven ve istikrar olduğunu vurgulayan Aydoğan, "Diyarbakır'da neredeyse bir şehir savaşı yaşanıyor. Böyle bir ortama hangi aklıbaşında işadamı yatırım yapar ki?" diye sordu.
Aydoğan, şöyle konuştu:
"Cizre'de, Silopi'de, Sur'da yaşananlardan sonra Sayın Başbakan Silopi'ye gitti, 'Silopi Edirne'yle, Keşan'la, Muğla'yla, Rize'yle, Artvin'le, Türkiye'nin her köşesiyle kardeştir' dedi. Tabii ki kardeştir ama bu söylem için ne yazık ki çok geç kalınmıştır. İnsanlar rüyalarında bile göremeyecekleri bir tabloyla karşılaştılar Cizre'de, Silopi'de. Yaşadıkları şehir, kent yerle bir olmuştu. Evleri, o evlerdeki hatıraları, yaşantıları hepsi yerle bir olmuştu.
Onlar gözünün önündeyken Sayın Başbakanın yaptığı bu söylemlerin ne kadar inandırıcı olduğunu da ben sizlere bırakmak istiyorum. Yine Sayın Başbakan 'Biz bu topraklarda sadece sevgi tohumları ekmeye geldik. Hep beraber bu tohumları ekeceğiz' cümlelerini kurarken, hemen yanında evi barkı yerle bir edilmiş olan vatandaşın yüzündeki ifadeyi de ben görmesini isterdim. Bölgede yaşayan halkın, özellikle Kürt halkının artık böyle süslü, güzel cümlelerden etkilenmediğini, yaşamın içinde gerçek olana baktığını belirtmek istiyorum.
Yine Başbakan 'Önümüzdeki günlerde birtakım provokasyonlarla karşı karşıya kalabiliriz' dedi Silopi'de. Bir Başbakanın edeceği cümleler değildir bunlar. İktidarın görevi, bu provokasyonları önlemek ve çözüm gücü olmaktır. Zaten çözüm gücü olunmazsa ekonomik istikrarın da olmayacağı aşikardır."
AK PARTİ Grup Başkanvekili İlknur İnceöz sataşma nedeniyle kürsüye gelerek, Güneydoğu illerinde yaşanan sorunların tek sorumlusunun terör örgütü olduğunu, hükümetin yaptığının ise terör örgütüyle meşru bir mücadele sürdürmek olduğunu belirtti.
Aydoğan da sataşma gerekçesiyle tekrar kürsüye gelerek, "Ankara'dan bakınca ülkede her şey güllük gülistanlık görünüyor herhalde. 'Hendekler açıldı' diye siz bir halkın evini, barkını bombalayamazsınız, sivil yerleşim yerlerine en ağır silahlarla saldıramazsınız. Dünyanın neresinde böyle bir operasyon var? Hendekler açılalı bir sene oldu, siz altı aydır müdahale ediyorsunuz. O hendekler açıldı, altı ay kaldı... Bütün kentleri yerle bir etseniz de Kürtler direnişlerinden mücadelelerinden asla geri adım atmayacaklar. Eşbaşkanlarımız yaşanan bu vahşete karşı elbette sessiz kalmayacaklar. Elbette halkı direnişe ve mücadeleye çağıracaklar" ifadesini kullandı.
İnceöz ise daha önce bir konuşmasında kullandığı eti tırnaktan ayıramazsınız ifadesine HDP milletvekillerinin "Biz tırnak değiliz" diye karşılık verdiklerini hatırlatarak, "Biz tırnak oluruz, et siz olun hiç önemli değil. Ama etle tırnağı ayırmak mümkün değil. Benim Türk, Kürt yeğenlerim var. Bunu ayırmamız, iç içe geçmiş bir toplumu ayırmamız mümkün değil" diye konuştu.
Kürt vatandaşların terör örgütünün oynamak istediği oyuna asla gelmeyeceğine işaret eden İnceöz, "Orada olan şey vatandaşımızı kalkan yapanlara karşı, terörle mücadele eden bir süreçten söz ediyoruz. Diyarbakır Çınar'a bakmak lazım, Mardin Nusaybin'de yeni olan patlamaya bakmak lazım. Bunu da mı devlet yaptı? Yazıklar olsun. Elbette ki oradaki mücadele güçlü ve kuvvetli bir şekilde sürecek ve sizin bu dilinizle de ayrıştırmayı gerçekleştiremeyeceksiniz" dedi.
HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken de Türkiye'yi 13 yıldır AK PARTİ'nin yönettiğine dikkati çekerek, "Bu ülkenin herhangi bir köşesinde herhangi bir şekilde gelişen asayiş ve güvenlikle ilgili bütün hadiselerde sorumluluk AKP iktidarınındır" ifadesini kullandı.
Çözüm süreci ve sonrasında iktidar yetkililerince yapıldığını iddia ettiği açıklamaları aktaran Baluken, "Buna rağmen 'Anlamıyorum' diyorsanız, buna rağmen hala orada bir terörle mücadele saçmalığını bize gerekçe olarak gösteriyorsanız, kusura bakmayın buna hiçkimse inanmaz. Orada viraneye döndürdüğünüz kent merkezleri var" dedi.
CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel de yerinden söz alarak, gelinen noktada iktidarın kendi sorumluluğunu kabul etmesi gerektiğini savundu. Özel, "Göz göre göre 70 milyonun gözünün içine baka baka gerçeklerden bu kadar uzaklaşıp, iktidarın bu konuda hiçbir sorumluluğu yokmuş gibi bütün meseleyi bir başka tarafa doğru yüklemek en azından samimiyetten uzaktır. Bir özeleştiriye ihtiyacımız var" değerlendirmesinde bulundu.
Çözüm süreci sırasında partisinin yaptığı uyarıların iktidar tarafından dikkate alınmadığını belirten Özel, gelinen süreçle ilgili gerekçeler anlatılırken kullanılan, "7 Haziran'da güçlü bir hükümet çıkmayınca" yönündeki ifadeleri de tehlikeli bulduğunu söyledi. Özel, "7 Haziran'da da 8 Haziran'da da bir Türkiye Cumhuriyeti hükümeti görevdeydi. O hükümetin bütün bakanları Adalet Ve Kalkınma Partisi'nden müteşekkildi. Hiçbir yetkileri de kısıtlanmamıştı" dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın başbakanlığı döneminde 35 yıldır süren terör sorununun çözülmesi için her türlü çabayı göstereceği iradesini ortaya koyduğunu hatırlatan İnceöz, şöyle devam etti:
"Siyasi hayatına mal olsa dahi bu meselenin çözümü konusunda elini değil, gövdesini taşın altına koyan bir liderden bahsediyoruz. Bu lider mi başkanlık hesabı için ülkeyi kan gölüne çevirecek? Gerçekleri konuştuğumuz için birilerinin vicdanı sızlıyor olabilir. Ama yeter, haksızlık bu. Böyle bir siyasi hesabımız yok. Başkanlık sistemini Sayın Cumhurbaşkanımızın şahsı üzerinden dar bir alana sıkıştırmak suretiyle ülkenin önüne ket vurmaya kimsenin hakkı yok. Sistemler kalıcıdır, kişiler geçicidir. Eğer bugün ülkede başkanlık sistemini savunuyorsak, Sayın Cumhurbaşkanımız savunuyorsa bu ülkenin geleceği içindir."
CHP Grup Başkanvekili Özel ise yerinden söz alarak, Çözüm Sürecinin nasıl bittiğine ilişkin doğru tespitler yapılması gerektiğini ifade ederek, 7 Haziran seçimleri sonrasında iktidar mensuplarınca alınan sonuçlar ile Çözüm sürecini ilişkilendiren ve sürecin bittiğini ortaya koyan açıklamalar yapıldığını kaydetti.
HDP'li Paylan, Maliye Bakanlığı bütçesi üzerinde yaptığı konuşmada, Meclisin bütçeyi yapma hakkını kullanamadığını, bürokratik oligarşinin hazırladığı bütçenin milletvekillerinin önüne geldiğini ifade etti. Paylan'ın "Bu bütçeyi Meclis hazırlamıyor. Aksi olsaydı... Bürokrasinin getirdiği kalemlerden tek bir kalemi bile değiştiremedik. Bürokrasi ne getiriyorsa onu onaylıyorsunuz" ifadelerine, AK PARTİ milletvekilleri tepki gösterdi.
İktidarın 14 yıldır rant dağıttığını savunan Paylan, şöyle devam etti:
"İstanbul tarumar oldu; ne yaşanırlığı ne silueti kaldı. Rant dağıttıklarınız vergi vermiyor. Çünkü rantın vergisi yok. İmalat yapanlar imalatı bıraktı, inşaatçı oldu. İnşaatçılık ne ballı börekmiş çünkü vergisi yok. İspanya bu yollardan geçti. İmalatı küçülttü, hizmet ve inşaatı büyüttü. Gün geldi balon patladı, ekonomisi geriledi. Bu yoldan geri dönmemiz lazım. Bunu rant vergisi getirerek, inşaat sektörünü vergilendirerek yapacağız."
Paylan, demokrasinin olduğu yere yatırımın geleceğine işaret ederek, "Siz Boydak'ları sırf muhalif diye içeri tıkarsanız, bir basın kuruluşunu kapatırsanız ülkeye yatırımcı gelmez, yatırım olmaz. Demokrasinin olduğu yerde yatırım olur, ekonominin çarkları döner. Arınç konuşuyor, Manisalı işadamlarına operasyon yapılıyor. Boydaklar muhalif diye kayyum atanıyor. Böyle devam ederse muhalif olmayanlar dahil AKP'nin yanında gözükenler de yatırımı durdurur" dedi.
Korku iklimi yaratılması halinde bunun ülkeye yayılacağını belirten Paylan, "Bu coğrafyada hiçbir zaman nereden buldun yasası çıkmadı. Bir mali milada ihtiyaç var. Herkes varlığını ortaya koyacak. Servet vergisi konulacak. Ondan sonra herkesin harcadığından Maliyenin 'nereden buldun' diye sorma hakkı olacak. Yoksa en muhteşem yasayı da getirseniz soramazsınız. Maliye Bakanımız 'nereden buldun' diye sorabilmeli. Her ay kredi kartından 50 bin lira harcayan ama 3 bin lira vergi verenden de sorabilmeli" ifadesini kullandı.
HDP Diyarbakır Milletvekili Nursel Aydoğan, Maliye Bakanlığı bütçesi üzerinde yaptığı konuşmada, 2016 yılı bütçesini "savaş bütçesi" olarak tanımlayarak, "Bu bütçe; hem ülkemizde hem de Suriye'de Kürtlerin bir statü elde etme isteğine karşı yürüttüğü mücadeleyi yok etmek ve bastırmak için saplandığı bataklığın onaylanmış belgesi niteliğindedir. 7 Haziran seçimleri sonrasında bütçenin, savaşa dönük mal ve hizmet alımlarının artmasıyla ortaya çıkmıştır. Bu haliyle bütçenin her 100 lirasından 9 lirasının mal ve hizmet alımına harcandığını söylemek yanlış olmayacak. Mal ve hizmet kaleminde, savunma ve güvenlik kalemi payı alımların üçte biridir" dedi.
HDP İstanbul Milletvekili Celal Doğan da Gençlik ve Spor Bakanlığı bütçesi üzerinde yaptığı konuşmada, Bakanlığın daha çok tesisleşmeyi esas aldığını, bu konuda Türkiye'nin, Avrupa'nın çok gerisinde bulunduğunu, şehirlerin dışında spor tesisleri yapıldığını, kent içindeki rantın spora değil TOKİ ve başka alanlara kaydırıldığını savundu.
Doğan, Türkiye'de spor denildiğinde akla futbolun geldiğini vurgulayarak, şunları ifade etti:
"İstiklal Marşını çok çaldırarak yozlaştırıyorsunuz. Lig maçlarında bile çaldırıyorsunuz. Değerini ve kutsiyetini azaltıyorsunuz. Futbolda seyirci hızla azalıyor. Şiddet ve küfrün egemen olduğu alanda seyirci gitmez. Şike iddiaları yüzde 99 yalandır, totodur. Yüzde 1 hatır şikelerinden bahsedebilir. Futbol kulüplerinin büyük borcu vardır. Çoğu kapanmakla yüz yüze. 4 katrilyon lira borcu var. UEFA ve FIFA görüşü alınmadan düzenleme yapılmamalı."
Türkiye'de 30 federasyon olduğunu hatırlatan Doğan, "14 yıldan beri AKP il ve ilçe kongreleri nasıl yapılıyorsa federasyon kongrelerinin de onlardan bir farkı yok. Bu da futbolun özerkliğine engeldir. Sporla ilgili yasal düzenlemeler çıkarılmadan Meclisin konuyla ilgili hazırlık yapması gerekir. Bununla ilgili yasadan önce araştırma önergeleriyle konuyu inceleyelim" önerisinde bulundu.
Ülkede, askeri dönemlerde bile yaşanmayan durumların yaşandığını savunan Doğan, 15 yıl belediye başkanlığı yaptığını, ancak HDP'de olduğu için Gaziantep'te adını taşıyan üç yerin isminin silinmek istendiğini belirtti. Doğan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın BM için "Dünya 5'ten büyüktür" dediğini hatırlatarak, "Grubunuzdan rica ediyorum, dünya birden büyüktür" dedi.
TBMM Genel Kurulunda AK PARTİ milletvekilleri 2016 yılı bütçesi üzerinde söz aldılar.
AK PARTİ Erzurum Milletvekili Zehra Taşkesenlioğlu, AK PARTİ iktidarlarının ekonomik alandaki başarılı çalışmalarının Türkiye'yi dünyada önemli bir aktör haline getirdiğini belirtti.
Güneydoğu illerinde terör örgütünün saldırılarının bölge ekonomisine zarar verdiğini vurgulayan Taşkesenlioğlu, "Maalesef Güneydoğu ve Doğu Anadolu'da devam eden terör olayları neticesinde bugüne kadar mukayesede üstün olduğumuz lojistik sektöründe sadece son altı ayda yüzde 9,4'lük bir düşüşü üzülerek ifade etmek istiyorum. Sur'da, Cizre'de, Şırnak'ta kazılan çukurlar sadece insanların hayatlarında olumsuzluklar meydana getirmediler, aynı zamanda ekonominin ciddi anlamda daralmasını meydana getirdiler" ifadesini kullandı.
AK PARTİ Denizli Milletvekili Cahit Özkan da ekonomide 13 yıllık AK PARTİ hükümetlerinin gayretleriyle büyük başarılar elde ettiklerini bildirdi.
Özkan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Ancak ekonomik gelişmemizin önündeki farklı bir tehlike ve tehdide de dikkati çekmek istiyorum. Moody's, Standart and Poor's, Fitch gibi kuruluşların, ülkemizi sürekli yatırım yapılamaz ülkeler kategorisinde gösterdikleri vakadır. Krizlere rağmen büyüyen ve yatırım yapılamaz notlara rağmen inadına yatırım çeken güzel ülkemize niçin böyle notlar verilmektedir bunu iyi anlamamız gerekiyor. Bu kuruluşların olumsuzluk görmelerinde Türkiye düşmanlarının gayretlerinin etkili olduğu açıktır. Ancak bu kuruluşlar değerlendirme yaparlarken anayasamızın ekonomik ve siyasi istikrarsızlık üretme kabiliyetini esaslı surette dikkate almaktadırlar. 1982 darbe anayasasının ortaya koyduğu antidemokratik vesayetçi anlayış, sürekli kriz, ekonomi ve siyasi istikrarsızlık üretmek suretiyle bu notların verilmesinde belirleyici olmuştur. Daha hızlı ekonomik gelişme, daha kalıcı kalkınma ve daha hızlı büyüme hedefleri için istikrar üreten başkanlık sistemine dayalı, sivil, demokratik bir anayasayı hayata geçirmek en büyük zaruretimizdir."
AK PARTİ İstanbul Milletvekili Ahmet Hamdi Çamlı, konuşmasına besmele çekerek başladı. Şehitlere Allah'tan rahmet dileyen Çamlı, "İnsan maskesi takmış meşin suratlı iki bacaklıların da cirit attığı bu fani dünyada son nefesimizi şehitlik makamına ermiş olarak vermeyi alemlerin Rabbi'nden niyaz ediyorum" ifadesini kullandı.
Geçmişte gençler daha çok sahiplenilmiş olsaydı, bugün terör örgütlerinin ağına düşmelerinin önlenmiş olacağını söyleyen Çamlı, gençlerin milli ve manevi değerlerle donatılarak yetiştirilmesinin önemine işaret etti.
CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal, Çamlı'nın konuşmasında yer verdiği bir yargı kararıyla ilgili başvuruyu CHP'nin yaptığını ifade ederek, sataşmadan söz aldı.
Tanal, şöyle konuştu:
"Besmeleye kurban olsunlar. Kuran'da sadece besmele yok ki. Kuran'da kul hakkı yememek, yetim hakkı yememek... Bu ayetleri niye unutuyorsunuz siz? 17-25 Aralık'ta kul hakkı, yetim hakkı yiyenler, devletin imkanlarıyla zenginleşenler kimlerdi? Bismillahirrahmanirrahim'e kurban olasınız. Siz bunu oy uğruna hatırlıyorsunuz. İhalelere girerken, mal varlığını kazanırken bunu niye hatırlamıyorsunuz? Dün yerlerde sürüklenen o kızcağızı niye hatırlamıyorsunuz? Cizre'yi, Sur'u niye hatırlamıyorsunuz? Dört bakanınızı niçin kolladınız?"
Anayasanın dinin devlet işlerine alet edilemeyeceğine ilişkin maddesini kürsüden okuyan Tanal'ın, "Allah'la, dinle halkı kandırıyorsunuz. Dine kurban olasınız. Sizin ne dinle alakanız var, ne Allah'la alakanız var. Siz bunları oy devşirmek için yapıyorsunuz" şeklindeki sözlerine AK PARTİ Milletvekilleri tepki gösterdiler.
Birleşimi yöneten Meclis Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı da Tanal'ı temiz bir dille konuşması ve kimsenin dini inancı konusunu kürsüden dile getirmemesi yönünde uyardı.
AK PARTİ Grup Başkanvekili İlknur İnceöz de sataşma nedeniyle kürsüye gelerek, sarf ettiği sözleri Tanal'ın şahsına iade ettiğini bildirdi.
İnceöz, Tanal'ın iddialarını ispatlamakla yükümlü olduğunu belirterek, "Buraya her seferinde gelip müfteri olmanızı ancak size yakıştırıyorum. Burada söylediklerinizi biz hiç üzerimize alınmadık. Ama 'din istismarı yapıyorsunuz' demek çok ağır bir itham. Kullandığınız dili eleştiriyorum, yazıklar olsun" diye konuştu.
İnceöz'ün konuşmasının ardından da CHP ve AK PARTİ milletvekilleri arasında karşılıklı sözlü sataşmalar devam etti.
AK PARTİ Kars Milletvekili Selahattin Beyribey'in, CHP sıralarındaki Tanal'a doğru yürümesi üzerine CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel ve bazı milletvekilleri araya girerek, Beyribey'i durdurdu.
AK PARTİ ve CHP'li milletvekilleri arasındaki gerginlik bir süre devam etti. Bu sırada AK PARTİ İstanbul Milletvekili Mehmet Metiner ile CHP Kocaeli Milletvekili Haydar Akar arasında itişme yaşandı.
Gerginliğin sona ermemesi üzerine birleşimi yöneten Meclis Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı oturuma ara verdi.
Meclis Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, aranın ardından grup başkanvekilleri ile görüşme yaptığını belirterek, "Ortak inancımız ve kararlılığımız şudur ki bu kürsü, burada dile getirilen görüşler milletvekilerinin dini inanç ve değerlerinin, siyasi rekabetin ve sorgulamalarının aracı olarak kullanılmaması gerekmektedir. Milletvekillerinin burada konuşurken bu bağlamda sözlerine dikkat etmelerini grup başkanvekilleri ile birlikte Divan olarak da önermekteyiz" diye konuştu.
CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, Mecliste zaman zaman gerginlikler yaşandığını, aradan sonra yaptıkları görüşmede ortaya çıkan bir mutabakat ve ortak temenniye işaret ederek, bunu önemli bulduklarını ifade etti.
Özel, "Dinin pratik siyasetin rekabet aracı haline gelmemesi lazım. Bugün içerideki mutabakatı önemsiyoruz ve tartışmalı ortamdan buraya gelmeyi sağlayan tüm grup başkanvekillerine teşekkür ediyorum" dedi.
***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***
Genel Kurul, Meclis Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı başkanlığında toplandı.
Bütçe görüşmelerinin dokuzuncu turunda; Ekonomi Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı, Maliye Bakanlığı bağlı kuruluşlarının bütçeleri ile 2016 yılı Merkezi Bütçe Kanun Tasarısı'nın ilk beş maddesi görüşülecek.
TBMM Genel Kurulunda dokuzuncu turda yer alan kurumların bütçeleri üzerinde HDP milletvekilleri söz aldılar.
HDP Diyarbakır Milletvekili Nursel Aydoğan, konuşmasında, kendi ülkesinde Kürt meselesini çözemeyen AK PARTİ iktidarının, Suriye'deki Kürt politikasına müdahil olduğunu ve yanlış yaklaşımlar sergilediğini ileri sürdü.
Yerli ve yabancı sermayenin yatırım için aradığı ilk şartın barışçıl bir ortam, güven ve istikrar olduğunu vurgulayan Aydoğan, "Diyarbakır'da neredeyse bir şehir savaşı yaşanıyor. Böyle bir ortama hangi aklıbaşında işadamı yatırım yapar ki?" diye sordu.
Aydoğan, şöyle konuştu:
"Cizre'de, Silopi'de, Sur'da yaşananlardan sonra Sayın Başbakan Silopi'ye gitti, 'Silopi Edirne'yle, Keşan'la, Muğla'yla, Rize'yle, Artvin'le, Türkiye'nin her köşesiyle kardeştir' dedi. Tabii ki kardeştir ama bu söylem için ne yazık ki çok geç kalınmıştır. İnsanlar rüyalarında bile göremeyecekleri bir tabloyla karşılaştılar Cizre'de, Silopi'de. Yaşadıkları şehir, kent yerle bir olmuştu. Evleri, o evlerdeki hatıraları, yaşantıları hepsi yerle bir olmuştu.
Onlar gözünün önündeyken Sayın Başbakanın yaptığı bu söylemlerin ne kadar inandırıcı olduğunu da ben sizlere bırakmak istiyorum. Yine Sayın Başbakan 'Biz bu topraklarda sadece sevgi tohumları ekmeye geldik. Hep beraber bu tohumları ekeceğiz' cümlelerini kurarken, hemen yanında evi barkı yerle bir edilmiş olan vatandaşın yüzündeki ifadeyi de ben görmesini isterdim. Bölgede yaşayan halkın, özellikle Kürt halkının artık böyle süslü, güzel cümlelerden etkilenmediğini, yaşamın içinde gerçek olana baktığını belirtmek istiyorum.
Yine Başbakan 'Önümüzdeki günlerde birtakım provokasyonlarla karşı karşıya kalabiliriz' dedi Silopi'de. Bir Başbakanın edeceği cümleler değildir bunlar. İktidarın görevi, bu provokasyonları önlemek ve çözüm gücü olmaktır. Zaten çözüm gücü olunmazsa ekonomik istikrarın da olmayacağı aşikardır."
AK PARTİ Grup Başkanvekili İlknur İnceöz sataşma nedeniyle kürsüye gelerek, Güneydoğu illerinde yaşanan sorunların tek sorumlusunun terör örgütü olduğunu, hükümetin yaptığının ise terör örgütüyle meşru bir mücadele sürdürmek olduğunu belirtti.
Aydoğan da sataşma gerekçesiyle tekrar kürsüye gelerek, "Ankara'dan bakınca ülkede her şey güllük gülistanlık görünüyor herhalde. 'Hendekler açıldı' diye siz bir halkın evini, barkını bombalayamazsınız, sivil yerleşim yerlerine en ağır silahlarla saldıramazsınız. Dünyanın neresinde böyle bir operasyon var? Hendekler açılalı bir sene oldu, siz altı aydır müdahale ediyorsunuz. O hendekler açıldı, altı ay kaldı... Bütün kentleri yerle bir etseniz de Kürtler direnişlerinden mücadelelerinden asla geri adım atmayacaklar. Eşbaşkanlarımız yaşanan bu vahşete karşı elbette sessiz kalmayacaklar. Elbette halkı direnişe ve mücadeleye çağıracaklar" ifadesini kullandı.
İnceöz ise daha önce bir konuşmasında kullandığı eti tırnaktan ayıramazsınız ifadesine HDP milletvekillerinin "Biz tırnak değiliz" diye karşılık verdiklerini hatırlatarak, "Biz tırnak oluruz, et siz olun hiç önemli değil. Ama etle tırnağı ayırmak mümkün değil. Benim Türk, Kürt yeğenlerim var. Bunu ayırmamız, iç içe geçmiş bir toplumu ayırmamız mümkün değil" diye konuştu.
Kürt vatandaşların terör örgütünün oynamak istediği oyuna asla gelmeyeceğine işaret eden İnceöz, "Orada olan şey vatandaşımızı kalkan yapanlara karşı, terörle mücadele eden bir süreçten söz ediyoruz. Diyarbakır Çınar'a bakmak lazım, Mardin Nusaybin'de yeni olan patlamaya bakmak lazım. Bunu da mı devlet yaptı? Yazıklar olsun. Elbette ki oradaki mücadele güçlü ve kuvvetli bir şekilde sürecek ve sizin bu dilinizle de ayrıştırmayı gerçekleştiremeyeceksiniz" dedi.
HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken de Türkiye'yi 13 yıldır AK PARTİ'nin yönettiğine dikkati çekerek, "Bu ülkenin herhangi bir köşesinde herhangi bir şekilde gelişen asayiş ve güvenlikle ilgili bütün hadiselerde sorumluluk AKP iktidarınındır" ifadesini kullandı.
Çözüm süreci ve sonrasında iktidar yetkililerince yapıldığını iddia ettiği açıklamaları aktaran Baluken, "Buna rağmen 'Anlamıyorum' diyorsanız, buna rağmen hala orada bir terörle mücadele saçmalığını bize gerekçe olarak gösteriyorsanız, kusura bakmayın buna hiçkimse inanmaz. Orada viraneye döndürdüğünüz kent merkezleri var" dedi.
CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel de yerinden söz alarak, gelinen noktada iktidarın kendi sorumluluğunu kabul etmesi gerektiğini savundu. Özel, "Göz göre göre 70 milyonun gözünün içine baka baka gerçeklerden bu kadar uzaklaşıp, iktidarın bu konuda hiçbir sorumluluğu yokmuş gibi bütün meseleyi bir başka tarafa doğru yüklemek en azından samimiyetten uzaktır. Bir özeleştiriye ihtiyacımız var" değerlendirmesinde bulundu.
Çözüm süreci sırasında partisinin yaptığı uyarıların iktidar tarafından dikkate alınmadığını belirten Özel, gelinen süreçle ilgili gerekçeler anlatılırken kullanılan, "7 Haziran'da güçlü bir hükümet çıkmayınca" yönündeki ifadeleri de tehlikeli bulduğunu söyledi. Özel, "7 Haziran'da da 8 Haziran'da da bir Türkiye Cumhuriyeti hükümeti görevdeydi. O hükümetin bütün bakanları Adalet Ve Kalkınma Partisi'nden müteşekkildi. Hiçbir yetkileri de kısıtlanmamıştı" dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın başbakanlığı döneminde 35 yıldır süren terör sorununun çözülmesi için her türlü çabayı göstereceği iradesini ortaya koyduğunu hatırlatan İnceöz, şöyle devam etti:
"Siyasi hayatına mal olsa dahi bu meselenin çözümü konusunda elini değil, gövdesini taşın altına koyan bir liderden bahsediyoruz. Bu lider mi başkanlık hesabı için ülkeyi kan gölüne çevirecek? Gerçekleri konuştuğumuz için birilerinin vicdanı sızlıyor olabilir. Ama yeter, haksızlık bu. Böyle bir siyasi hesabımız yok. Başkanlık sistemini Sayın Cumhurbaşkanımızın şahsı üzerinden dar bir alana sıkıştırmak suretiyle ülkenin önüne ket vurmaya kimsenin hakkı yok. Sistemler kalıcıdır, kişiler geçicidir. Eğer bugün ülkede başkanlık sistemini savunuyorsak, Sayın Cumhurbaşkanımız savunuyorsa bu ülkenin geleceği içindir."
CHP Grup Başkanvekili Özel ise yerinden söz alarak, Çözüm Sürecinin nasıl bittiğine ilişkin doğru tespitler yapılması gerektiğini ifade ederek, 7 Haziran seçimleri sonrasında iktidar mensuplarınca alınan sonuçlar ile Çözüm sürecini ilişkilendiren ve sürecin bittiğini ortaya koyan açıklamalar yapıldığını kaydetti.
HDP'li Paylan, Maliye Bakanlığı bütçesi üzerinde yaptığı konuşmada, Meclisin bütçeyi yapma hakkını kullanamadığını, bürokratik oligarşinin hazırladığı bütçenin milletvekillerinin önüne geldiğini ifade etti. Paylan'ın "Bu bütçeyi Meclis hazırlamıyor. Aksi olsaydı... Bürokrasinin getirdiği kalemlerden tek bir kalemi bile değiştiremedik. Bürokrasi ne getiriyorsa onu onaylıyorsunuz" ifadelerine, AK PARTİ milletvekilleri tepki gösterdi.
İktidarın 14 yıldır rant dağıttığını savunan Paylan, şöyle devam etti:
"İstanbul tarumar oldu; ne yaşanırlığı ne silueti kaldı. Rant dağıttıklarınız vergi vermiyor. Çünkü rantın vergisi yok. İmalat yapanlar imalatı bıraktı, inşaatçı oldu. İnşaatçılık ne ballı börekmiş çünkü vergisi yok. İspanya bu yollardan geçti. İmalatı küçülttü, hizmet ve inşaatı büyüttü. Gün geldi balon patladı, ekonomisi geriledi. Bu yoldan geri dönmemiz lazım. Bunu rant vergisi getirerek, inşaat sektörünü vergilendirerek yapacağız."
Paylan, demokrasinin olduğu yere yatırımın geleceğine işaret ederek, "Siz Boydak'ları sırf muhalif diye içeri tıkarsanız, bir basın kuruluşunu kapatırsanız ülkeye yatırımcı gelmez, yatırım olmaz. Demokrasinin olduğu yerde yatırım olur, ekonominin çarkları döner. Arınç konuşuyor, Manisalı işadamlarına operasyon yapılıyor. Boydaklar muhalif diye kayyum atanıyor. Böyle devam ederse muhalif olmayanlar dahil AKP'nin yanında gözükenler de yatırımı durdurur" dedi.
Korku iklimi yaratılması halinde bunun ülkeye yayılacağını belirten Paylan, "Bu coğrafyada hiçbir zaman nereden buldun yasası çıkmadı. Bir mali milada ihtiyaç var. Herkes varlığını ortaya koyacak. Servet vergisi konulacak. Ondan sonra herkesin harcadığından Maliyenin 'nereden buldun' diye sorma hakkı olacak. Yoksa en muhteşem yasayı da getirseniz soramazsınız. Maliye Bakanımız 'nereden buldun' diye sorabilmeli. Her ay kredi kartından 50 bin lira harcayan ama 3 bin lira vergi verenden de sorabilmeli" ifadesini kullandı.
HDP Diyarbakır Milletvekili Nursel Aydoğan, Maliye Bakanlığı bütçesi üzerinde yaptığı konuşmada, 2016 yılı bütçesini "savaş bütçesi" olarak tanımlayarak, "Bu bütçe; hem ülkemizde hem de Suriye'de Kürtlerin bir statü elde etme isteğine karşı yürüttüğü mücadeleyi yok etmek ve bastırmak için saplandığı bataklığın onaylanmış belgesi niteliğindedir. 7 Haziran seçimleri sonrasında bütçenin, savaşa dönük mal ve hizmet alımlarının artmasıyla ortaya çıkmıştır. Bu haliyle bütçenin her 100 lirasından 9 lirasının mal ve hizmet alımına harcandığını söylemek yanlış olmayacak. Mal ve hizmet kaleminde, savunma ve güvenlik kalemi payı alımların üçte biridir" dedi.
HDP İstanbul Milletvekili Celal Doğan da Gençlik ve Spor Bakanlığı bütçesi üzerinde yaptığı konuşmada, Bakanlığın daha çok tesisleşmeyi esas aldığını, bu konuda Türkiye'nin, Avrupa'nın çok gerisinde bulunduğunu, şehirlerin dışında spor tesisleri yapıldığını, kent içindeki rantın spora değil TOKİ ve başka alanlara kaydırıldığını savundu.
Doğan, Türkiye'de spor denildiğinde akla futbolun geldiğini vurgulayarak, şunları ifade etti:
"İstiklal Marşını çok çaldırarak yozlaştırıyorsunuz. Lig maçlarında bile çaldırıyorsunuz. Değerini ve kutsiyetini azaltıyorsunuz. Futbolda seyirci hızla azalıyor. Şiddet ve küfrün egemen olduğu alanda seyirci gitmez. Şike iddiaları yüzde 99 yalandır, totodur. Yüzde 1 hatır şikelerinden bahsedebilir. Futbol kulüplerinin büyük borcu vardır. Çoğu kapanmakla yüz yüze. 4 katrilyon lira borcu var. UEFA ve FIFA görüşü alınmadan düzenleme yapılmamalı."
Türkiye'de 30 federasyon olduğunu hatırlatan Doğan, "14 yıldan beri AKP il ve ilçe kongreleri nasıl yapılıyorsa federasyon kongrelerinin de onlardan bir farkı yok. Bu da futbolun özerkliğine engeldir. Sporla ilgili yasal düzenlemeler çıkarılmadan Meclisin konuyla ilgili hazırlık yapması gerekir. Bununla ilgili yasadan önce araştırma önergeleriyle konuyu inceleyelim" önerisinde bulundu.
Ülkede, askeri dönemlerde bile yaşanmayan durumların yaşandığını savunan Doğan, 15 yıl belediye başkanlığı yaptığını, ancak HDP'de olduğu için Gaziantep'te adını taşıyan üç yerin isminin silinmek istendiğini belirtti. Doğan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın BM için "Dünya 5'ten büyüktür" dediğini hatırlatarak, "Grubunuzdan rica ediyorum, dünya birden büyüktür" dedi.
TBMM Genel Kurulunda AK PARTİ milletvekilleri 2016 yılı bütçesi üzerinde söz aldılar.
AK PARTİ Erzurum Milletvekili Zehra Taşkesenlioğlu, AK PARTİ iktidarlarının ekonomik alandaki başarılı çalışmalarının Türkiye'yi dünyada önemli bir aktör haline getirdiğini belirtti.
Güneydoğu illerinde terör örgütünün saldırılarının bölge ekonomisine zarar verdiğini vurgulayan Taşkesenlioğlu, "Maalesef Güneydoğu ve Doğu Anadolu'da devam eden terör olayları neticesinde bugüne kadar mukayesede üstün olduğumuz lojistik sektöründe sadece son altı ayda yüzde 9,4'lük bir düşüşü üzülerek ifade etmek istiyorum. Sur'da, Cizre'de, Şırnak'ta kazılan çukurlar sadece insanların hayatlarında olumsuzluklar meydana getirmediler, aynı zamanda ekonominin ciddi anlamda daralmasını meydana getirdiler" ifadesini kullandı.
AK PARTİ Denizli Milletvekili Cahit Özkan da ekonomide 13 yıllık AK PARTİ hükümetlerinin gayretleriyle büyük başarılar elde ettiklerini bildirdi.
Özkan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Ancak ekonomik gelişmemizin önündeki farklı bir tehlike ve tehdide de dikkati çekmek istiyorum. Moody's, Standart and Poor's, Fitch gibi kuruluşların, ülkemizi sürekli yatırım yapılamaz ülkeler kategorisinde gösterdikleri vakadır. Krizlere rağmen büyüyen ve yatırım yapılamaz notlara rağmen inadına yatırım çeken güzel ülkemize niçin böyle notlar verilmektedir bunu iyi anlamamız gerekiyor. Bu kuruluşların olumsuzluk görmelerinde Türkiye düşmanlarının gayretlerinin etkili olduğu açıktır. Ancak bu kuruluşlar değerlendirme yaparlarken anayasamızın ekonomik ve siyasi istikrarsızlık üretme kabiliyetini esaslı surette dikkate almaktadırlar. 1982 darbe anayasasının ortaya koyduğu antidemokratik vesayetçi anlayış, sürekli kriz, ekonomi ve siyasi istikrarsızlık üretmek suretiyle bu notların verilmesinde belirleyici olmuştur. Daha hızlı ekonomik gelişme, daha kalıcı kalkınma ve daha hızlı büyüme hedefleri için istikrar üreten başkanlık sistemine dayalı, sivil, demokratik bir anayasayı hayata geçirmek en büyük zaruretimizdir."
AK PARTİ İstanbul Milletvekili Ahmet Hamdi Çamlı, konuşmasına besmele çekerek başladı. Şehitlere Allah'tan rahmet dileyen Çamlı, "İnsan maskesi takmış meşin suratlı iki bacaklıların da cirit attığı bu fani dünyada son nefesimizi şehitlik makamına ermiş olarak vermeyi alemlerin Rabbi'nden niyaz ediyorum" ifadesini kullandı.
Geçmişte gençler daha çok sahiplenilmiş olsaydı, bugün terör örgütlerinin ağına düşmelerinin önlenmiş olacağını söyleyen Çamlı, gençlerin milli ve manevi değerlerle donatılarak yetiştirilmesinin önemine işaret etti.
CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal, Çamlı'nın konuşmasında yer verdiği bir yargı kararıyla ilgili başvuruyu CHP'nin yaptığını ifade ederek, sataşmadan söz aldı.
Tanal, şöyle konuştu:
"Besmeleye kurban olsunlar. Kuran'da sadece besmele yok ki. Kuran'da kul hakkı yememek, yetim hakkı yememek... Bu ayetleri niye unutuyorsunuz siz? 17-25 Aralık'ta kul hakkı, yetim hakkı yiyenler, devletin imkanlarıyla zenginleşenler kimlerdi? Bismillahirrahmanirrahim'e kurban olasınız. Siz bunu oy uğruna hatırlıyorsunuz. İhalelere girerken, mal varlığını kazanırken bunu niye hatırlamıyorsunuz? Dün yerlerde sürüklenen o kızcağızı niye hatırlamıyorsunuz? Cizre'yi, Sur'u niye hatırlamıyorsunuz? Dört bakanınızı niçin kolladınız?"
Anayasanın dinin devlet işlerine alet edilemeyeceğine ilişkin maddesini kürsüden okuyan Tanal'ın, "Allah'la, dinle halkı kandırıyorsunuz. Dine kurban olasınız. Sizin ne dinle alakanız var, ne Allah'la alakanız var. Siz bunları oy devşirmek için yapıyorsunuz" şeklindeki sözlerine AK PARTİ Milletvekilleri tepki gösterdiler.
Birleşimi yöneten Meclis Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı da Tanal'ı temiz bir dille konuşması ve kimsenin dini inancı konusunu kürsüden dile getirmemesi yönünde uyardı.
AK PARTİ Grup Başkanvekili İlknur İnceöz de sataşma nedeniyle kürsüye gelerek, sarf ettiği sözleri Tanal'ın şahsına iade ettiğini bildirdi.
İnceöz, Tanal'ın iddialarını ispatlamakla yükümlü olduğunu belirterek, "Buraya her seferinde gelip müfteri olmanızı ancak size yakıştırıyorum. Burada söylediklerinizi biz hiç üzerimize alınmadık. Ama 'din istismarı yapıyorsunuz' demek çok ağır bir itham. Kullandığınız dili eleştiriyorum, yazıklar olsun" diye konuştu.
İnceöz'ün konuşmasının ardından da CHP ve AK PARTİ milletvekilleri arasında karşılıklı sözlü sataşmalar devam etti.
AK PARTİ Kars Milletvekili Selahattin Beyribey'in, CHP sıralarındaki Tanal'a doğru yürümesi üzerine CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel ve bazı milletvekilleri araya girerek, Beyribey'i durdurdu.
AK PARTİ ve CHP'li milletvekilleri arasındaki gerginlik bir süre devam etti. Bu sırada AK PARTİ İstanbul Milletvekili Mehmet Metiner ile CHP Kocaeli Milletvekili Haydar Akar arasında itişme yaşandı.
Gerginliğin sona ermemesi üzerine birleşimi yöneten Meclis Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı oturuma ara verdi.
Meclis Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, aranın ardından grup başkanvekilleri ile görüşme yaptığını belirterek, "Ortak inancımız ve kararlılığımız şudur ki bu kürsü, burada dile getirilen görüşler milletvekilerinin dini inanç ve değerlerinin, siyasi rekabetin ve sorgulamalarının aracı olarak kullanılmaması gerekmektedir. Milletvekillerinin burada konuşurken bu bağlamda sözlerine dikkat etmelerini grup başkanvekilleri ile birlikte Divan olarak da önermekteyiz" diye konuştu.
CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, Mecliste zaman zaman gerginlikler yaşandığını, aradan sonra yaptıkları görüşmede ortaya çıkan bir mutabakat ve ortak temenniye işaret ederek, bunu önemli bulduklarını ifade etti.
Özel, "Dinin pratik siyasetin rekabet aracı haline gelmemesi lazım. Bugün içerideki mutabakatı önemsiyoruz ve tartışmalı ortamdan buraya gelmeyi sağlayan tüm grup başkanvekillerine teşekkür ediyorum" dedi.
***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***
