2010-10-25 - 15:18
MHP GRUP BAŞKANVEKİLİ VURAL'IN BASINLA SOHBET TOPLANTISI?
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunmak üzere basınla sohbet toplantısı düzenledi. Vural, yarın Plan Bütçe Komisyonunda 2011 yılı bütçesinin sunumunun yapılacağını söyledi.

MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, gündeme ilişkin değerlendirmelerde
bulunmak üzere basınla sohbet toplantısı düzenledi.

Vural, yarın Plan Bütçe Komisyonunda 2011 yılı bütçesinin sunumunun
yapılacağını söyledi.

2011 yılı bütçesinin Türkiye'nin ihtiyacını karşılamaktan uzak olduğunu
söyleyen Vural, işsizliğe ve yoksulluğa çare bulunulacak bir bütçe
olmadığını savundu.

Vural, hükümetin, işsizlik sorununda işsizleri kendi haline bıraktığını,
işsizliği azaltan bir politika sergilemediğini kaydetti.

2011 yılı bütçesinin cari açığın kapatılmasından yoksun olduğunu ifade eden
Vural, hükümetin ekonomik politikasının olmadığını iddia etti.

Vural, 2011 bütçesinde ''vergilerde yüzde 18'lik bir artış olduğunu''
söyledi.

Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın, şeker hastası olan bir vatandaşa ''daha az
ye '' dediğini öne süren Vural, ''Vatandaşa 'daha az ye' Başbakan'a da şekere iyi
gelen kilosu 50-75 lira olan altın çilek...'' dedi.

Türkiye'de kadınların iş gücüne katılım oranının son derece geride
olduğunu belirten Vural, ''Kadınlarımızın istihdama daha fazla ulaşmasını temin
etmemiz gerekiyor'' diye konuştu. Vural, şöyle devam etti:

''Başörtüsü sorunundan dolayı okuyamayanların, eğitimli insan gücü olarak
istihdama katılması önemli. Başörtüsü konusunun çözümlenmesi son derece önemli.
Siyasi partiler, bu konuda siyasi rekabet oluşturacaklarına, birbirlerini suçlama
aracı olarak kullanacaklarına, bu meselenin çözümü için adım atmalılar. Türkiye,
bu meseleyi çözmelidir. Biz, bu sorunu çözümüyle ilgili olarak 2008'deki
mutabakatımızın arkasındayız.

AK Parti grup başkanvekilleri, bizim grubumuza geldiğinde, CHP'nin böyle
bir konunun çözümü konusunda komisyona üye vermeyeceğini ifade etti. 'MHP ile
birlikte yapmak istiyoruz' dediler. Biz 2008 yılında vardığımız mutabakatın
arkasında olduğumuzu ve bunun hayata geçirilmesi gerektiği yönünde önerimizi
yaptık. Bu süreç, bu partilerin kendi aralarında çekişme ve suçlamalarıyla
akamete uğratılmak istenmektir, ipe un serilmektedir. CHP ve AKP'yi uyarıyoruz;
bu eksende toplumu birbirine düşman kılmayın. Gelin, MHP iradesi doğrultusunda
adım atalım.''

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ''Ruhban Okulu'nu hukuk içerisinde en
kısa zamanda çözeceğiz'' dediğini aktaran Vural, ''Bu ülkenin insanlarının milli
kimliğiyle yaşaması, kendisini ifade edebilmesi için illa Ruhban Okulu üzerinden
mi açılım yapılması gerekiyor. Ne günlere kaldık? Lozan Anlaşmasına aykırı bir
şekilde Ruhban Okulu'nu hukuk içerisinde çözmek isteyen bir zihniyet, hukuk
içerisinde çözülmesi gereken başörtüsü konusunda bir suçlama ve mazeret arayışına
giriyor'' dedi.

Vural, ''Bu konuda CHP gibi ikna odalarına değil, hukuka ihtiyaç olduğunu
düşünüyoruz'' diye konuştu.

HSYK'nın, adeta ''Demokles'in kılıcı'' gibi, yürütmenin, hakimler ve
savcılar üzerindeki aracı olduğunu ileri süren Vural, ''HSYK'dan seçilen bir üye
'ben yemeklere katıldım' diyor. Hani propaganda yasaktı?'' diye sordu.

Hakim ve savcılar arasında ''onlar-biz'' ayrımının oluşmaya başladığını
söyleyen Vural, ''Kayserili olmak HSYK üyesi olmak için tercih edilen bir sebep
midir? Bu ne biçim anlayıştır? Türkiye, demokrasiden giderek uzaklaşmaktadır''
dedi.

Şehit askerlerin aileleriyle yapılan röportajların ''RTÜK tarafından
sakıncalı bulunarak ceza kesildiğini'' ileri süren Vural, ''RTÜK de yürütmenin
medya üzerindeki kılıcı haline dönüşmüştür. İmralı'nın istek ve taleplerini masum
göstermek sakıncalı değil, şehit ailelerinin haberini yapmak sakıncalı'' diye
konuştu.

Vural, bir soru üzerine, ''başörtüsü ''sorunuyla ilgili ''2008'deki
mutabakatın tekrar hayata geçirilmesi'' yönünde yaptıkları çağrıya AK Parti'den
bir yanıt ve görüşme talebinin gelmediğini söyledi.

Ahmet Türk ve Aysel Tuğluk'un yeniden bağımsız milletvekili olmasıyla
ilgili başvurunun sorulması üzerine de Vural, şöyle konuştu:

''Acaba bu referandum da AKP ve BDP ortaklığı içinde verilen sözlerden
biri miydi? Takip edeceğiz. Siyasi partilerin kapatılması CMUK'a göre infaz
edilmiştir. Dolayısıyla buradan geriye dönüş olacağı kanaatinde değiliz. Bu
ülkede silah sıkılmasını tasvip eden, asker öldürülmesini, ülkenin bölünmesini
tasvip, teşvik eden milletvekillerinin, partileri kapatılmış olsa bile
milletvekili sıfatı devam edecektir. İçinize siniyor mu?''(15.18)