2015-12-17 - 16:26
TBMM GENEL KURULU...
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Akif Hamzaçebi başkanlığında toplandı. Genel Kurul'da, 2016 Yılı Merkezi Yönetim Geçici Bütçe Kanunu Tasarısı kabul edildi.
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Akif Hamzaçebi başkanlığında toplandı.

MHP Adana Milletvekili Mevlüt Karakaya gündem dışı söz alarak, Adana'nın sorunlarına değindi.

Türkiye ve Rusya arasında yaşanan gelişmelerin ticari ilişkilere olumsuz etkilerine dikkati çeken Karakaya, narenciye üreticilerinin bu gelişmelerle de bağlantılı olarak sıkıntılı günler geçirdiklerini belirtti.

Karakaya, narenciye üreticilerinin sorunlarını gidermeye yönelik adımların bir an evvel atılmasını istedi.

CHP Eskişehir Milletvekili Cemal Okan Yüksel ise 17-25 Aralık soruşturmalarıyla ilgili gündem dışı konuşma yaptı.

"AK PARTİ'nin 17 ve 25 Aralık süreciyle ilgili halka hikaye anlattığını" ileri süren Yüksel, bu hikayenin neresinden tutulursa tutulsun elde kaldığını söyledi.

Yüksel, şunları kaydetti:

"Sayın milletvekilleri '17 Aralık'tan beri bize komplo kurdular, bize darbe yapacaklardı' diyorsunuz. Ama biriniz bile çıkıp 'İçimizde hırsız yok, biz hırsız değiliz' diyemiyorsunuz. Bu süre içinde 4 seçim oldu, meydanlara çıktınız paralel yapıyı kast ederek, 'hırsızlığı mı, hainliği mi tercih edeceksiniz?' diye sordunuz. Biz CHP olarak bu oyunu bozmaya çalıştık. 'Hainlerle hırsızlar arasında seçim yapmak zorunda değilsiniz, CHP var, biz varız' dedik. Ama vatandaşı ikna edemedik. Kabahatliyiz. Kabul, paralel yapının niyeti kötü, paralel yapı çok başka, tamam. Hainlik, hırsızlıktan daha kötü ona da tamam. Tamam da siz içinizdeki hırsızların yargılanmasına neden engel oldunuz? Hırsızlık sizin ahlakınıza göre suç değil mi? Günah değil mi? Bunlar yargılanırsa partide adam kalmayacak diye mi korktunuz?"

Yüksel'in konuşmasına bazı AK PARTİ milletvekilleri yerlerinden tepki gösterdiler.

AK PARTİ Grup Başkanvekili İlknur İnceöz de sataşma nedeniyle söz alarak 17 Aralık günü henüz yargılama olmadan suçlama yapıldığını, algı operasyonu gerçekleştirildiğini söyledi.

"Bu olaylar AK PARTİ iktidarına karşı, milletin iradesine karşı yapılmış bir operasyondu. Bunun için de bu söylemlerinizden alınacak hiçbir şeyimiz yok" diyen İnceöz, yolsuzluk iddialarının Meclis Soruşturma Komisyonunda ele alındığını da hatırlattı.

AK PARTİ Ordu Milletvekili Metin Gündoğdu ise gündem dışı konuşmasında Türk Kızılayının Suriyeli sığınmacılarla ilgili başlattığı "Görmezden Gelmeyin" yardım kampanyası hakkında bilgi verdi.

Gündem dışı konuşmaların ardından Meclis Başkanvekili Hamzaçebi, kürsüden yaptığı kısa konuşma ile Mevlana Celaleddin-i Rumi'yi 742'nci vuslat yılı dolayısıyla andı.

Öte yandan MHP milletvekilleri Genel Kurulda yakalarına "17-25 Aralık yolsuzluk ve rüşvete hayır" yazılı kartlar taktılar.

MHP, "rüşvet ve yolsuzlukların önlenmesi amacıyla verilen araştırma önergesinin bugün görüşülmesi" önerisini TBMM Genel Kurulu'na getirdi.

MHP Antalya Milletvekili Mehmet Günal, Türkiye'nin 2 yıl önce 17 Aralık sabahına, ülke tarihinin en büyük yolsuzluk operasyonu iddiasıyla uyandığını iddia etti.

Bu olaya dikkati çekmek için her yıl 17 Aralık haftasını, rüşvet ve yolsuzluklarla mücadele haftası olarak anacaklarını belirten Günal, "Ama biz etkinliklere başlamadan AK PARTİ etkinliklere katılmış, Can Dündar'ı adliyeye çağırmış, emniyet mensupları hakkında da yakalama kararı çıkartılmış, size teşekkür ediyoruz" diye konuştu.

Günal, o zamanki tapeler hakkında, "paralel yaptı" denildiğini ama kimsenin, "Böyle bir şey olmadı" demediğini kaydetti. AK PARTİ sıralarından laf atılması üzerine Günal, "Madem yolsuzluk yoktu, o zaman dört bakanı niye istifa ettirdiniz? Şu anda da vekil değiller, cezayı çektiler" karşılığını verdi.

AK PARTİ Yozgat Milletvekili Yusuf Başer, "17 Aralık operasyonu, seçimler yoluyla AK PARTİ'yi iktidardan düşüremeyeceğini anlayan, Türkiye'nin güçlenmesinden, kalkınmasından rahatsız olan uluslararası çevrelerin, onların yerli işbirlikçilerinin ve emir erliğini yapanların hukuku ayaklar altına alanların 'Dönemin Başbakanı' ifadesini kullanacak kadar alçalmak suretiyle fezleke hazırlamalarının adıdır. 17 Aralık; hakim ve savcılık yeminlerini yok saymak suretiyle, emir ve talimatı yasadan ve Anayasa'dan alması gereken ve hukuka en fazla saygılı olması gereken hakimlerin, savcıların ve kolluk güçlerinin AK PARTİ kurucu Genel Başkanı, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ı hedef alan, millet iradesine gem vurmak isteyenlerin yolsuzluk adı altında darbe girişiminde bulunmasının adıdır" ifadelerini kullandı.

Adalet dağıtan yargı organlarının, mensuplarının ve kolluk kuvvetlerinin suç işleme özgürlüğünün olmadığını hep söylediklerini kaydeden Başer, şöyle konuştu:

"17 Aralık operasyonu darbe girişiminin adıdır ve inşallah bundan sonra AK PARTİ ile birlikte eski Türkiye alışkanlıkları artık tarihin çöp sepetine atılmıştır. Bundan sonra darbe Türkiye'de olmayacaktır. 17 Aralık soruşturması, ekonomik çıkar sağlamak amacıyla örgüt kurmak, üye olmak, yardım etmek, rüşvet almak ve vermek, rüşvete aracılık etmek, mal varlığı değerlerini aklamak, fuhuşa aracılık etmek suçlarını işledikleri iddiasıyla açılmış olmasına rağmen, maalesef soruşturma dosyalarında bu suçların yüzde 90'ı ile ilgili hiçbir araştırma yapılmamıştır. Bu operasyon yargı eliyle, seçilmiş Hükümete darbe girişiminin adıdır. 17 Aralık operasyonu, hukuku katletme operasyonudur. AK PARTİ dün olduğu gibi bugün de hukuku katletme operasyonuna ve darbe girişimlerine dur diyecek.

Eğer Soruşturma Komisyonuyla ilgili raporlarımızı okumuş olsaydınız, bununla ilgili Meclis'e tekrar 17 Aralık operasyonuyla ilgili yeni bir araştırma önerisi getirmezdiniz. Okumadınız, dosyayı bilmiyorsunuz, sadece ahkam kesmeye devam ediyorsunuz. Eğer Soruşturma Komisyonu raporlarını okumuş olsaydınız şu an burada 'cek cek cek' konuşmayacaktınız."

AK PARTİ'li Başer, kendisine laf atan CHP'lilere, "Haddinizi bilin, terbiyenizi kullanın. Terbiyeye davet ediyorum sizi" karşılığını verdi.
Kolluk kuvvetlerinin soruşturmaya başlamak için Cumhuriyet savcısına haber vermesi gerekirken vermediğini, yapılan ihbarları UYAP sistemine işlemesi gerekirken işlemediğini belirten Başer, "AK PARTİ olarak biz, dün olduğu gibi bugün de hukuk, adalet diyeceğiz" dedi.

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, Başer'in konuşmasını ibretle dinlediklerini ifade ederek, "Daha önce yapılan basmakalıp ve genel olarak bürokratlar tarafından hazırlanmış, çoğaltılarak milletvekillerine dağıtılmış, 'bu konuda ne gelirse dönüp dönüp bunları söyleyin' diyen konuşmalardan bir tanesini dinledik" diye konuştu.

AK PARTİ'nin CHP'ye, "Paralelle işbirliği yaptı" dediğini belirten Özel, "Asıl işbirliğini siz yaptınız. Paralel o zaman taşerondu, esas işveren sizdiniz" ifadelerini kullandı.

CHP İzmir Milletvekili Atila Sertel, AK PARTİ Grubunda dürüst ve namuslu milletvekilleri bulunduğunu ifade ederek, "Ama haram ve hırsızlıkla anılan AK PARTİ'li bazı bakanlara yazıklar olsun" diye konuştu.

AK PARTİ'li milletvekillerinin bu sözlerine cevap vermesi üzerine, Sertel, "Namuslu olanlar ve hırsızlıkla anılmayan insanlar tepki göstermez. Hırsız hırsızlığını yapar bundan asla utanmaz ama asıl sorun hırsızların savunulmasıdır" sözlerini sarf etti.

CHP'li Sertel, hırsızların mutlaka yargı önüne çıkarılması gerektiğine işaret ederek, "Eğer hırsızlık yoksa bağırarak, çağırarak, 'yok' diyerek aklayamazsınız. Adınız gibi olmanız gerekir, ak olmalısınız. Ak olmak için de siz bizden çok bu olayların sonuçlanması için karar almalısınız, yoksa hepiniz zan altında kalırsınız" dedi.

Atila Sertel, 17 Aralık soruşturmasını yürüten savcılar ve hakimlerin görevden alındığını, 97 hakim ve savcının yerinin değiştirildiğini iddia etti.

AK PARTİ Grup Başkanvekili Naci Bostancı ise 17 Aralık soruşturmasındaki bütün süreçlerin hukuka uygun olduğunu söyleyerek, "Onlar hukuk istemiyor, onlar kendi hukuklarını istiyorlar. 'Biz bunu böyle görüyoruz. Burada bir hırsızlık var, buna biz karar verdik. Ey Meclis, bize tabi olun ve bu hükmü verin' diyor. Bu Meclis, sizin iradenize tabi olmayacak. Bu Meclis, kendi hür iradesiyle karar verdi, dün öyle verdi, yarın da öyle verecek. Keyfe göre hukuk olmaz" diye konuştu.

AK PARTİ Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç ise MHP'nin araştırma komisyonu kurulması istediği konunun, iki yıl önce Meclis'te tartışıldığını ve komisyonun raporunu Genel Kurul'a sunduğunu belirtti.

Üç muhalefet partisinin de bu konu hakkında, Meclis araştırma komisyonu kurulmasını talep ettiğini belirten Tunç, şunları kaydetti:

"Ama AK PARTİ, 'böyle iddialar mademki kamuoyunda dillendiriliyor, o zaman biz bu iddiaların gerçek olup olmadığını anlamak için soruşturma komisyonu kuralım' dedi. 'Sorumlular varsa, bu iddialar gerçekse, Yüce Divan kararı da vermek gerekiyorsa araştırma önergesiyle Yüce Divan kararı verilmez' dedik. AK PARTİ, 77 AK PARTİ'li milletvekiliyle 'soruşturma komisyonu kurulsun' diye ilk önergeyi veren partidir. Komisyon kurulduktan sonra, o komisyona üye seçilen muhalefet milletvekilleri çeşitli mazeretler sunarak komisyondan çekildiklerini açıkladı. CHP'nin komisyon üyesi olan savcı kökenli üyesi İstanbul Milletvekili Ercan Cengiz, 'ben savcıyım, hukuka göre karar vermemiz gerekir. Dosyalar böyle iken böyle karar veremeyiz. Ben hukuki olarak, arkadaşlarımız siyasi olarak bakıyor' diyerek komisyondan istifa etti. Biz incelemek için 2 ay daha ek süre istedik, isteseydik 2 ayda kapatırdık.

Komisyon raporunu hanginiz okudu? Hukuka aykırı delillerin nasıl toplandığını, farklı suçlamaların nasıl bir araya getirildiğini, farklı kişilerle ilgili dosyalar hakkında aynı anda operasyonların nasıl başladığını ve bu operasyonların canlı yayınlarda nasıl sunulduğunu gördük. Ceza yargılaması böyle mi olur? Bu rapor Meclis'in benimsediği bir rapor ve herkesin incelemesine de açıktır. Her birinin hangi gerekçeyle Yüce Divan'a gitmemesi yönündeki kararlar hukukidir."

Konuşmaların ardından, MHP'nin önerisi kabul edilmedi.

Meclis Başkanlığı, MHP'nin bu önergesini Anayasa ve İçtüzüğe aykırı olduğu gerekçesiyle önce reddetti. Daha sonra MHP'nin gerekli düzeltmeyi yaptıktan sonra tekrar göndermesi üzerine işleme aldı.

MHP, önergelerinin önce reddedilmesi nedeniyle, Meclis Başkanlığı'nın tutumu hakkında usul tartışması açılmasını istedi.

AK PARTİ İstanbul Milletvekili Doğan Kubat, önergenin, gerekçesindeki bir cümleden dolayı iade edildiğini, fakat sonra düzeltme yapıldıktan, Meclis Başkanlığı'na gönderildikten sonra işleme alındığını söyledi.

MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, TBMM Başkanlığı'nın parlamenter faaliyetleri engelleme ve sansür yetkisi olmadığını iddia ederek, "Kendisini kimin yerine koyuyor? Bir önergede 'yolsuzluk' kelimesi geçti, kaba ve yaralayıcı söz... Kimseyi yolsuzlukla suçlayamayacak mıyız? Bunu kaba ve yaralayıcı olarak değerlendiriyorsanız, o zaman yolsuzluk yapmayın. Ben bir davayı sorgulamıyorum Sayın İsmail Kahraman, ben iddiada bulunuyorum" dedi.

CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı, "Meclis Başkanı bunu reddetmeyip de ne yapsın? Demoklesin kılıcı tepesinde. Böyle önerge verilir mi? Yiğit mi bu kadar? Yolsuzluk var mı diye mazallah bir araştırılsa ne olur? Doğru çıkarsa ne olacak? Ben olsam, ben de reddederim" sözlerini sarf etti.

TBMM Başkanvekili Akif Hamzaçebi, konuşmaların ardından, Meclis Başkanlığı'nın sözkonusu işlemi hakkında Başkanlık Divanı olarak yapacakları bir işlem bulunmadığını açıkladı.

TBMM Genel Kurulu'nda, HDP'nin, "Türkiye'de süren çatışmalı süreç esnasında PKK tarafından alıkonulan asker, polis ve diğer kamu görevlilerinin ailelerine kavuşturulması" amacıyla Meclis Araştırması açılması ile ilgili önergenin bugün görüşülmesine ilişkin grup önerisi ele alındı.

HDP Batman Milletvekili Mehmet Ali Aslan, öneriye ilişkin yaptığı konuşmada, sokağa çıkma yasakları ile bu bölgelerde güvenlik güçlerince gerçekleştirilen operasyonları eleştirdi.

Yanında getirdiği lav silahının bir bölümü ile tank mermisinden bir parçayı kürsüden gösteren Aslan, üzerilerinde Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumu'na ait olduklarına ilişkin ibareler olduğunu ileri sürdü.

Camilerin güvenlik güçlerince mühimmat deposu olarak kullanıldığını savunan Aslan, boş gaz bombası fişeklerini de göstererek, bunların bölgede halkın ve HDP'li milletvekillerinin üzerine atıldığını iddia etti.

MHP Gaziantep Milletvekili Ümit Özdağ da konuşmasında, bölgede terör örgütü tarafından kaçırılan kişilerin mutlaka bir an önce kurtarılması gerektiğini, bunun iktidarın namus borcu olduğunu ifade etti.

CHP Ankara Milletvekili Murat Emir, Doğu ve Güneydoğu'da yaşananların AK PARTİ'nin çelişkiler dolu politikasından kaynaklandığını savundu. HDP'nin bölgede izlediği siyaseti de eleştiren Emir, "HDP'den de PKK'ya karşı çok daha dik bir duruş beklediğimizi ifade etmek isteriz" dedi.

Daha sonra sataşma nedeniyle söz alan HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, kaçırılan kişilerin serbest bırakılması yönünde partilerinin her zaman çağrıda bulunduğunu söyledi.

AK PARTİ İstanbul Milletvekili Metin Külünk ise öneri üzerindeki konuşmasına, "Cizre'de, Nusaybin'de, Diyarbakır'da, Silopi'de, bu coğrafyada barışı kalıcı kılmak için terörle ve teröristlerle bir büyük mücadelenin içinde olan Yavuz Sultan Selim Han'ın torunları olan güvenlik güçlerimizi, Rabia selamı ile selamlıyorum" diyerek başladı.

Kürsüden, sokağa çıkma yasağı ilan edilen yerleşim yerlerinde, terör örgütü tarafından kazılan hendeklerin fotoğraflarını gösteren, yaşananların sorumlusunun terör örgütü ve ona destek verenler olduğunu söyleyen Külünk, "Bu toprakların bekası için, barış için söyleyecek sözü olanların her sözünü dinleriz ama önce gidip Silopi'de, Cizre'de hendek kazıp, mayın döşeyenlere karşı bir çift sözünüz olsun" dedi.

Külünk, şöyle devam etti:

"PKK'ya 'Silah bırakın' diyemeyenler kim? Sizler sözde barışı, silahsız siyasi hareketi temsil ettiğinizi söylüyorsunuz ama barışta İmralı'nın bile gerisinde kaldınız. Bu coğrafyada üç hedef vardı son dönemde, Recep Tayyip Erdoğan Sayın Cumhurbaşkanımız bir, İmralı iki, Barzani üç. Siz ikinci hedefin enterne edilmesine ses çıkarmıyorsunuz. Onu tasviye etmek için bir büyük gayretin içerisindesiniz. Geçtiğimiz Nevruz'da Diyarbakır'da barış mektubu okunan, PKK'ya 'Silah bırak' diyen, kongreyi toplamaya çağıran Öcalan'ın iradesini hendeğe gömen sizsiniz."

HDP'li siyasetçilerin bundan sonra "hendeğe düşmüş siyasetçiler" olarak anılacağını belirten Külünk, partinin, PKK'nın esareti altında bir siyasi harekete dönüştüğü ifade ederek, "İmralı, 'Savaş dönemi artık bitmiştir' diyor. Siz diyebiliyor musunuz? Diyemezsiniz ki" değerlendirmesinde bulundu.

Külünk, HDP'nin yaklaşımlarını eleştirerek, "Sizler sokaktakilerden, dağdakilerden öyle korkuyorsunuz ki İmralı'nın barış iradesinin dahi yanına yaklaşamıyorsunuz. Sizler kimin yanındasınız? Türklerin, Kürtlerin yanında olmadığınız kesin. Sizler, silahın, savaşın, hendeğin, baskının ve dayatmanın yanındasınız" diye konuştu.

Külünk'ün, konuşmasında birkaç kez "Devlet Başkanımız Erdoğan" ifadesini kullanması bazı muhalefet partisi milletvekillerinin, "Devlet başkanı değil, Cumhurbaşkanı" şeklinde tepkisine yol açtı.

HDP Muş Milletvekili Ahmet Yıldırım ise "Allah bazen böyle şaşırtır işte. Evet, doğru söylüyorsunuz, Öcalan üç yıl bu ülkenin toplumsal barışına mühür basmış, sizin de ifade ettiğiniz üzere bir barış mimarıydı. Peki, Sayın Öcalan bir barış iradesiydi de ve bu rolü vardı da 5 Nisan'dan beri neden ağır tecrit koşulları altında ve bugünkü kaotik ortamın yine bir barışa evrilmesine müdahale etme şansını vermiyorsunuz?" diye sordu.

MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural da yerinden söz alarak, Külünk'ün sözlerini eleştirdi. Vural, "Oradaki askerimize, polisimize dört bakan işaretiyle değil, ay yıldızlı bayrakla selam verilir. Ve bugün AKP ile HDP'nin Öcalan güzellemesinde nasıl buluştuklarını müşahede ettik. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni ve milletini temsil eden Cumhurbaşkanı ile Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni ve milletini bölmek isteyen, mahkum edilmiş terörist başını aynı kefeye koyan bir zihniyetin bugün neler konuştuğunu esefle müşahede ediyoruz" şeklinde konuştu.

Külünk ise tekrar söz alarak, Külünk ailesinin bayrak sevgisini ve duyarlılığını herkesin çok iyi bildiğini söyledi.

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel ise yerinden söz alarak Külünk'ün, "devlet başkanı" ifadesini kullanmasını eleştirdi. Özel, şöyle konuştu:

"Anayasamızda devlet başkanı diye bir tanımlama yoktur. Cumhurbaşkanı, başbakan, bakanlar vardır. Hepsinin görev ve yetkileri ortadadır. Böyle tanımlanmamış bir makamı dil sürçmesiyle değil, bir siyasi saikle söylemek ve TBMM'ye bilerek ve doğrudan istikamet dayatma anlayışı darbecilikten başka bir şey değildir."

HDP'nin grup önerisinin görüşmeleri sırasında bazı CHP milletvekilleri, üzerinde "Hırsızlık yapma, kimsenin önüne yatma", "Babacığım saat kaç", "Yılın en uzun günü 17 Aralık", "Hafızalarımızı sıfırlayamazsınız, hırsız var" yazılı kartonları basın locasına doğru kaldırarak, gazetecilere gösterdiler.

***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***