CHP Grup Başkanvekili Kılıç, Meclis'te düzenlediği basın toplantısında, Meclis Başkanlığına, "yeni nesil suç örgütleri ile mafyalaşmanın ulaştığı boyutlar ile çocukların ve gençlerin bu yapılar tarafından suç ağlarına çekilme yöntemlerine" ilişkin bir araştırma önergesi verdiklerini söyledi.
Bu sorunun bir asayiş meselesi olmadığını ifade eden Kılıç, "Evladını uyuşturucuya kaptıran annenin gözyaşı sadece bir ailenin acısı değildir. O annenin gözyaşı, bu ülkenin vicdanına düşmüş bir ateştir. Evladını kurtarmaya çalışan babanın çaresizliği sadece bir aile meselesi değildir. Bu, devletin önleyici mekanizmalarının nerede olduğunu sormamız gereken bir toplumsal güvenlik meselesine dönüştü." diye konuştu.
Kılıç, partisinin 38'inci Olağan Kurultayının 3 yıldır çok konuşulduğunu, yazıldığını ve tartışıldığını anlattı.
Kurultayda bazı milletvekillerinin CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nu, bazılarının da Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel'i desteklediğini hatırlatan Kılıç, şöyle devam etti:
"Kurultaydaki tercihi nedeniyle birçok arkadaşımızın önüne listeler konuldu. Görevlerden dışlandık. Basın ve medya alanında milletvekili arkadaşlarımıza ambargo uygulandı. Uluslararası komisyonlardaki görevlerimizden çıkarıldık. Yerel seçim süreçlerinde, aday belirleme süreçlerinde dışlandık. Meclis'teki kürsü hakkımız, söz hakkımız sınırlandırıldı. Bununla da yetinilmedi. Yaklaşık 2-2,5 yıl boyunca sosyal medya trollerinin hedefi olduk. Sadece biz de değil, ailelerimiz, çocuklarımız, hatta hayatını kaybetmiş anamız, babamız, aile büyüklerimiz üzerinden saldırılar yapıldı. Bazı gazeteciler bizi hedef gösterdi. Ben de birçok milletvekili arkadaşım da bütün bunlara rağmen büyük ölçüde sustuk. Çünkü CHP’yi kendi iç tartışmalarımız üzerinden yıpratmak istemedik. Ama susmuş olmamız, yaşananları unuttuğumuz anlamına gelmez."
38'inci Olağan Kurultaya ilişkin dava sürecinde Kılıçdaroğlu'nun yer almadığını belirten Kılıç, şu ifadeleri kullandı:
"CHP milletvekillerini kendi genel merkezlerine barikat kurarak sokmamayı hangi hukukla, hangi siyasetle anlatacaksınız? Neden parti binalarının duvarlarına çirkin ifadeler yazıldığını bize anlatamazsınız. Neden il ve ilçe binalarındaki demirbaşların sökülüp götürüldüğüne ilişkin görüntüleri bize anlatamazsınız. Masa, sandalye, bilgisayar, evrak bir yana, çay bardaklarından A4 kağıtlarına kadar partiye ait malzemelerin alınıp götürüldüğüne dair görüntüleri bize anlatamazsınız. Bunları da konuşmak zorundayız. Çünkü CHP binaları kimsenin şahsi mülkü değildir. Oradaki her masa, her sandalye, bir A4 kağıdında bile bu parti örgütünün ortak emeği vardır. Siyasi mücadele edilir, her alanda edilir. İtirazlar edilir, mahkemeye gidilir, temyize başvurulur, eleştirilir. Ama parti örgütünün ortak malına zarar verilmesi, ortak mülkün kişisel bir tasarruf alanı gibi görülmesi sadece parti içindeki bir grubun malı gibi görülmesi siyasi mücadele değildir. Farklı düşüncenin cezalandırılmadığı, milletvekilinin kurultaydaki tercihi nedeniyle dışlanmadığı, siyasi eleştirinin ailelere hakaret, küfür edecek kadar uzanmadığı, bu linçin tamamen bittiği bir CHP istiyoruz. İktidarla mücadele eden, kendi içinde de demokrasiyi yaşatan bir CHP istiyoruz. Bizim siyaset anlayışımız budur."
