2010-03-17 - 16:42
BİYOGÜVENLİK KANUNU TASARISI TBMM GENEL KURULUNDA...
Genetik Yapısı Değiştirilmiş Organizmalı (GDO) ürünler, bebek mamalarında ve ek gıdalarında kullanılamayacak.
Tasarı üzerinde MHP Grubu adına konuşan Erzurum Milletvekili Zeki
Ertugay, GDO'lu ürünlerin insan, hayvan, bitki sağlığı ve biyoçeşitlilik için
risk taşıdığını belirterek, risklerin bertaraf edilmemesi halinde bu ürünlerin
insanlık için tehdit olacağını kaydetti. Yasal düzenleme olmadığı için Türkiye'ye
2004 yılından beri GDO'lu ürünlerin hiçbir denetim olmaksızın girdiğini anlatan
Ertugay, gecikmiş olsa da konuyla ilgili yasa çıkarılmasının önemli olduğunu
vurguladı.

Tasarıyı önemsediklerini, ancak eksiklikleri bulunduğunu dile getiren
Ertugay, ''Hükümet bu konuda başından beri yanlış bir yol izlemiştir. Yasa
olmadan yönetmelik çıkarılmıştır, sonra yönetmelik de değiştirilmiştir. 1 Marta
kadar bu ürünlerin ülkeye girişi serbestti. İzlenen yanlış politikalarla başta
soya olmak üzere GDO'lu ürünler ithal edilmiş, yem ve kırmızı et sektörü dikkate
alınmadan karmaşaya neden olunmuştur. GDO'lu mamalar, daha 2 yıl raflarda yer
alacaktır'' diye konuştu.

Dünyada 125 milyon hektarlık alanda GDO'lu ürün üretimi yapıldığına
işaret eden Ertugay, en fazla üretimin soyada yapıldığını kaydetti. Ertugay,
Türkiye'nin soya üretiminin çok az olduğunu, bu nedenle ihtiyacını ithalat
yoluyla karşıladığına dikkati çekti.

Ertugay, Türkiye'de ''doğru bir yasaya'' ihtiyaç olduğunu belirterek,
düzenlemenin bu ihtiyacı karşılamaktan uzak olduğunu savundu. ''Tasarı,
endişeleri bertaraf etmekten uzaktır'' diyen Ertugay, düzenleme kapsamında
mutlaka Biyoteknoloji Araştırma Kurumu oluşturulması gerektiğini, ayrıca Tarım
Bakanlığına bağlı olarak faaliyet gösterecek Biyogüvenlik Kurulunun da
tarafsızlığının tartışmalı olduğunu ifade etti.

CHP Grubu adına konuşan Mersin Milletvekili Vahap Seçer, GDO konusunda
bilgi kirliliği olduğunu, konuyla ilgili yayın yapılırken sebze ve meyve
görüntüleri gösterildiğini, bunun da sebze ve meyve üreticilerini olumsuz
etkilediğini söyledi.

Bilim dünyasının da konu hakkında ikiye ayrıldığını kaydeden Seçer, insan
ve çevre sağlığına zarar verdiği konusunda endişelere sahip olduğunu anlattı.
GDO'lu ürünlerin olumsuz etkilerinin onlarca yıl sonra görülebileceğine işaret
eden Seçer, ''Gönül isterdi ki bu düzenleme çok önce yapılmış olsaydı. 3 kez
yönetmelik çıkarıldı. Deyim yerindeyse bu konuyu elimize yüzümüze bulaştırdık.
1994 yılından beri bu ürünleri tüketiyoruz. Bu ürünlerin ithalatı niye serbest
bırakıldı? Bunda ABD gibi GDO'lu üretimini yapan büyük ülkelerin mi yoksa büyük
şirketlerin lobi faaliyetleri mi etkili oldu?'' diye sordu.

Soya, mısır ve kanolada GDO üretiminin yoğun olarak yapıldığına dikkati
çeken Seçer, ''Herkes GDO'ya karşı...O halde biz de GDO'ya geçit vermeyelim''
dedi.

BDP İstanbul Milletvekili Ufuk Uras da Genetiği Değiştirilmiş Ürünler
kadar ''genetiği değiştirilmiş siyasetçilerin de yarattığı tahribatın ülkede
büyük sorunlara yol açtığını'' savundu. Mustafa Kemal Atatürk'ün 'Köylü milletin
efendisidir'' sözünü hatırlatan Uras, bugün uluslararası tarım tekellerinin
milletin efendisi olduğunu ileri sürdü.

Bütün partilerin Kemal Derviş politikalarını uyguladığını, ancak
muhalefette bu politikaları eleştirdiklerini belirten Uras, ''Kemal Derviş'in
bedeni başka tarafta ama ruhu burada...Tüm partiler onun politikalarını
uyguluyor'' dedi.

GDO'lu ürünler konusunda toplumda güçlenen tedirginliğin giderilmesi için
konuyla ilgili yasal düzenleme yapılmasının gerekli olduğuna işaret eden Uras,
''Bilim dünyası da GDO'lu ürünlerin yarattığı tehlikeyi kestiremiyor. GDO
konusunda yasal düzenleme yapılırken gelecek kuşaklara karşı yükümlülüğümüzü
unutmamalıyız. Uluslararası tekellerin bir dediği iki edilmeyecekse, Çanakkale'de
bu kadar insanımızı niye zayi ettik? Uluslararası tekelleri bir yana bırakarak
kamu yararını gözetmek, bizi bu konuda samimiyet testinden geçirecek'' diye
konuştu.

Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker, insan, çevre, gıda ve hayvan sağlığı
konusunda risk taşıyan hiçbir biyolojik ürünün ithaline izin verilmeyeceğini bildirdi.

Eker, TBMM Genel Kurulu'nda görüşülmeye başlanan Genetiği Değiştirilmiş
Organizmalar (GDO) ve ürünlerine ilişkin düzenlemeleri de içeren Biyogüvenlik
Kanunu Tasarısı hakkında bilgi verdi.

Dünyada son yıllarda biyoteknoloji alanında önemli gelişmeler yaşandığına
dikkati çeken Eker, bazı tarımsal ürünlerin genetiğine yapılan müdahaleyle
verimini artırma veya hastalıklara olan direncini artırmaya yönelik çalışmalar
yapıldığını anımsattı.

Tarım, gıda ve yem kanunlarındaki yetkileri doğrultusunda hazırladıkları
yönetmeliğin, Danıştay tarafından yürütmesinin durdurulduğunu, ancak daha sonra
yaptıkları itirazın kabul edildiğini anlatan Eker, yönetmelikle GDO'lu ürünlere
sıkı denetim getirdiklerini ve kontrol mekanizması oluşturduklarını kaydetti.

Tasarısıyla bilimsel ve teknolojik gelişmeler çerçevesinde, modern
biyoteknoloji kullanılarak elde edilen genetik yapısı değiştirilmiş organizmalar
ve ürünlerinden kaynaklanabilecek riskleri engellemek, insan, hayvan ve bitki
sağlığı ile çevrenin ve biyolojik çeşitliliğin korunması, sürdürülebilirliğinin
sağlanmasının amaçlandığını belirten Eker, yasaya paralel olarak ambalajlama,
etiketleme, taşıma gibi 9 ayrı konuda yönetmelik bulunduğunu söyledi.

GDO ve ürünlerinin ithalatına ilişkin müracaatların bilimsel komiteler
ile Biyogüvenlik Kurulu tarafından inceleneceğini kaydeden Eker, ''Bilimsel
komiteden geçmemiş hiçbir ürünün kullanımına izin verilmeyecektir. GDO ve
ürünlerinin Kurul kararına aykırı kullanması, kullandırılması yasaklanmaktadır.
GDO ve ürünlerinin bu kanun hükümlerine aykırı kullananlara, işledikleri fiillere
göre 5-10 yıl arası hapis ve para cezası verilebilecektir'' diye konuştu.

Yeryüzünde 134 milyon hektar alanda GDO ve ürünlerinin üretildiğini, AB
üyesi 7 ülkede de belli şartlar altında üretildiğini kaydeden Eker, insan, çevre,
bitki ve hayvan sağlığı konusunda herhangi bir risk ihtimali olması halinde bu
ürünlerin, bilimsel komite ve Biyogüvenlik Kurulu tarafından reddedileceğini
kaydetti.

Eker, ''Kanunla birlikte, modern ve teknolojik ürünlerin kullanımına,
bilimsel risk ve sosyo-ekonomik değerlendirme sonuçları dikkate alınarak izin
verilecek. İthal edilmesi talep edilen ürünlere, sosyo-ekonomik risk taşıma
ihtimali olması halinde izin verilmeyecek. Karar verilmeden önce konu halkın
bilgisine sunulacak, itirazlar dikkate alınarak karar verilecek. Risk taşıyan
hiçbir biyolojik ürünün ithaline izin verilmeyecek. Zengin biyolojik
çeşitliliğimizin korunması için genetiği değiştirilmiş bütün organizmaların
üretimi yasaklanmaktadır'' diye konuştu.

GDO ve ürünlerine getirilecek etiketleme zorunluluğu ile tüketicilerin
bilgilendirilerek, tercih hakkı sağlanacağını belirten Eker, Türkiye'ye ithal
edilmek istenen GDO ve ürünlerinin soya, mısır, ayçiçeği, kanola gibi yağlı
tohumlardan oluştuğunu kaydetti.

Eker, yağlı bitkilere olan ithal talebini azaltmak için verilen
teşvikleri artırdıkların belirterek, soya maliyetinin yüzde 45'inin, ayçiçeğinin
ise yüzde 39'unun devlet tarafından desteklendiğini bildirdi.

AK Parti Edirne Milletvekili Necdet Budak da tasarı üzerinde yaptığı
konuşmada, genetik mühendisliğinin 1970'li yıllarda uygulamaya başlandığını
belirterek, 25 ülkede GDO'lu bitki ekildiğini kaydetti.

GDO'nun tartışmalı bir teknoloji olduğunu belirten Budak, biyoteknoloji
ve nanoteknolojinin her geçen gün gelişmekte olduğuna dikkati çekti.

Görüşülen tasarının GDO konusunda yapılan ilk yasal düzenleme olduğunu
hatırlatan Budak, AB müktesebatına uyum kapsamında bu düzenlemenin 2010 yılında
yapılmasının planlandığını, düzenleme yapmak için herhangi bir gecikmenin söz
konusu olmadığını ifade etti.

TASARININ TÜMÜ ÜZERİNDEKİ GÖRÜŞMELER TAMAMLANDI

Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker,
Biyogüvenlik Kanunu Tasarısı ile GDO'lu ürünlerin serbestleştirilmediğini,
denetim ve kontrolüne ilişkin esas ve standartları belirlediklerini söyledi.
TBMM Genel Kurulunda, Biyogüvenlik Kanunu Tasarısı üzerindeki
milletvekillerinin sorularını yanıtlayan Eker, konuyla ilgili yönetmeliğin halen
yürürlükte olduğunu ve buna göre işlem yapıldığını kaydetti.
GDO'lu ürünlerin ithalatına ihtiyaç olup olmadığı konusunda Eker,
Türkiye'nin soya ihtiyacı olduğunu, ama bunun mutlaka GDO'lu ürünle
karşılanmasının gerekmediğini ifade ederek, şöyle konuştu:
''Bizim tasarıyla getirdiğimiz husus, bunların denetim altına
alınmasıdır. Yapılacak ithalatın şartlarının ne olacağı, AB standartlarında nasıl
denetlenecek, kontrol edilecek ve hangi risk derlendirmesine tabi tutulacağıdır.
Eğer bir ürün risk değerlendirmesine göre zararsız olduğu bilimsel komite ve
Biyogüvenlik Kurulu tarafından tespit edilip, halk da 'evet' derse, bu durumda
etiketlenmek şartıyla girecek. Yoksa biz bu konuda bir şeyi serbestleştirmiyoruz.
Biz sadece denetim ve kontrole ait esas ve standartları belirliyoruz. Eğer
risksizse Türkiye'ye girişi mümkün olacak. Geldikten sonra etiketlenecek ve
vatandaşın tercih hakkı olacak. Vatandaş, GDO'lu ürün ile GDO'lu olmayan ürün
arasında tercih yapabilecek. Milletin hiçbir ferdinin kesinlikle endişe etmesine
gerek yok. Bu konuda dünyadaki en muhafazakar görüş, AB'nin standartlarıdır. AB
standartlarıyla biz zaten işi esasa bağlıyoruz.''
Eker, 19 Kasım 2009 tarihinde bir gazetede yer alan ''GDO pamuk tohumunda
dünyanın en büyüğü olan bir ABD şirketinin, sahte denetim raporları düzenlemeleri
için Tarım Bakanlığı yetkililerine rüşvet verdiği'' iddiasını içeren haberle
ilgili İstanbul Cumhuriyet Savcılığına suçduyurusunda bulunduklarını, yapılan
soruşturma sonucunda takipsizlik kararı verildiğini söyledi. Eker, kendilerinin
de ayrıca idari soruşturma başlattıklarını bildirdi.
Türkiye'de GDO analizi yapabilen 8 laboratuvar bulunduğunu, bunların
5'inde ayrıntılı analiz, bazı laboratuvarlarda da tarama analizi yapılabildiğini
ifade eden Eker, 2 özel laboratuvarın yetkilendirme talebinin değerlendirildiğini
kaydetti. Bakan Eker, ''Şu anda laboratuvarlar yeterlidir'' dedi.
Antibiyotiğe dirençli genlerin kullanıldığı GDO'ların tüketim yoluyla
insana geçtiği yolundaki araştırmalarla ilgili olarak da Eker, bunun lehinde ve
aleyhinde görüşlerin bulunduğuna dikkati çekerek, kesin ve kanıtlanmış bilimsel
veri söz konusu olmadığı için AB mevzuatında bu konuda hüküm bulunmadığını
hatırlattı. Eker, ''Gerek yağlı tohumlar, gerekse yemle hayvansal üretime
geçmediğine dair 23 uluslararası yayın var. Yapılan araştırmalarda, aksine
herhangi bir bulguya rastlanmamıştır'' diye konuştu.
Genel Kurulda, Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar (GDO) ve ürünlerine
ilişkin düzenlemeleri içeren Biyogüvenlik Kanunu Tasarısının tümü üzerindeki
görüşmeler tamamlanarak maddelerine geçildi.
Görüşmeler, ''Temel Kanun'' olarak iki bölüm halinde ele alınan tasarının
birinci bölümü üzerinde sürüyor.

GDO'LU ÜRÜNLERİN BEBEK MAMALARI VE EK BESİNLERİNDE
KULLANILMASI DA YASAK KAPSAMINA ALINDI

Genetik Yapısı Değiştirilmiş Organizmalı (GDO)
ürünler, bebek mamalarında ve ek gıdalarında kullanılamayacak.
TBMM Genel Kurulunda, Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar (GDO) ve
ürünlerine ilişkin düzenlemeleri de içeren Biyogüvenlik Kanunu Tasarısının 1.
Bölümü içinde yer alan 5 maddesi kabul edildi.
Tasarının 1. bölümünün görüşülmesi sırasında milletvekillerinin
sorularını yanıtlayan Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker, GDO ile ilgili
araştırma geliştirme faaliyetlerinin sürdüğünü ifade etti. Eker, Türkiye
şartlarına uygun 6 soya çeşidinin geliştirilerek üretime başlandığını,
üreticilerin en karlı ürünü tercih ettiğini söyledi.
Yağlı tohumların üretiminin sulu alanlarda mümkün olduğuna dikkati çeken
Eker, sulanabilir alanların artırılmasına yönelik çalışmaların sürdüğünü, bu
alanların artırılmasıyla Türkiye'nin kendine yeter ülke konumuna gelebileceğini
kaydetti.
Eker, GDO ve ürünlerinin risk değerlendirilmesinin ardından ithalatına
izin verildiğini, transgenetik ürünlerin üretimine ise izin verilmediğini
bildirdi.
Sebze ve meyvelerde GDO'nun söz konusu olmadığını vurgulayan Eker,
''Televizyonlarda GDO ile haberler yayınlanırken sebze ve meyvelerin görüntüsü
gösteriliyor. Bu çok yanlış. Türkiye'de şu ana kadar hiçbir şekilde trnasgenetik
ürün üretilmemiş; meyve ve sebze ile bu konunun hiçbir ilgisi yok. Sebze ve
meyvelerimiz, temiz, güvenlikli ve sağlıklı. Hiçbir şekilde GDO içermiyor'' diye
konuştu.
CHP Muğla Milletvekili Gürol Ergin, ABD'de GDO'lu mısır üretimi hariç
diğer ürünlerin üretilmesine izin verilmediğini, AB üyesi 20 ülkede de GDO ve
ürünlerinin üretiminin yasak olduğunu anımsattı.
GDO'lu ürünlerin sağlık açısından riskli olduğunu savunan Ergin, GDO'lu
ürünler nedeniyle alerjik hastalıkların söz konusu olabileceğini, kronik
zehirlenmelerin görülebildiğini söyledi.
Ergin, GDO'lu ürünlerin fareler üzerinde denenmesinde, farelerin
bağışıklık sisteminin zayıfladığını, yavrularının zayıf ve küçük olduğunun
kanıtlandığına dikkati çekti.
Tasarının, GDO'lu ürünlerle ilgili sadece izin mekanizmasını
düzenlediğini belirten Ergin, biyogüvenlik sisteminin oluşturulması gerektiğini
söyledi.

-ÖNERGE-

Tasarının ''yasaklar''ı düzenleyen maddesi üzerinde, CHP Adana
Milletvekili Nevin Gaye Erbatur ile AK Parti Trabzon Milletvekili Cevdet Erdöl
ortak bir önerge verdi. Kabul edilen önergeyle, Genetik Yapısı Değiştirilmiş
Organizmalı ürünlerin, bebek mamaları ve bebek formülleri, devam mamaları ve
devam formülleri ile bebek ve küçük çocuk ek besinlerinde kullanılması yasak
kapsamına alındı.
Erbatur, önerge üzerinde yaptığı konuşmada, GDO'lu ürünler konusunun
kamuoyunda endişe kaynağı olduğunu belirterek, ''İnsanlar kendileri, yakınları,
çocukları için GDO'lu ürün kullanmak istemiyor ve bu ürünler konusundaki
belirsizliğin giderilmesini istiyor'' dedi.
GDO'lu ürünlerin bebek mamalarında kullanılması konusunda ne Türkiye ne
de dünyada yeterli bilimsel araştırmanın yapıldığına işaret eden Erbatur, ne tür
sonuçları olduğunun henüz bilinmediğini kaydetti. Erbatur, konuyla ilgili daha
fazla araştırma yapılması gerektiğine dikkati çekerek, yapılan değişiklikle hem
GDO'lu ürünlerin kullanılması ortadan kaldırılırken hem de konuyla ilgili çeşitli
araştırmaların yapılmasının mümkün olabileceğini söyledi.
Başkanvekili Güldal Mumcu, Tasarının 5. maddesinin kabul edilmesinin
ardından çalışma süresinin dolduğunu belirterek birleşimi yarın saat 13.00'te
toplanmak üzere kapattı.