2010-11-25 - 14:30
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Sadık Yakut başkanlığında toplandı. AK Parti Edirne Milletvekili Necdet Budak da Edirne'nin Kurtuluş
Yıldönümü dolayısıyla gündem dışı konuşma yaptı.
MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır, kadına
yönelik şiddetin önlenmesi için gereken ne varsa TBMM'nin yapmasını istediklerini
söyledi.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Sadık Yakut başkanlığında toplandı.
Ağız ve Diş Sağlığı Haftası dolayısıyla gündem dışı konuşan CHP Adıyaman
Milletvekili Şevket Köse, 2009'da 4 milyon dolgu işleminin yapıldığını, ancak
araştırmalarla 247 milyon dolgu yapılmasına ihtiyaç olduğunu; 243 milyon açık
bulunduğunu ifade etti. Bu verilerle ''ağız ve diş sağlığından bahsetmenin mümkün
olamayacağını'' dile getiren Köse, diş tedavisiyle ilgili ''hizmet alımı''
projesinin hayata geçirilmesi gerektiğini savundu.
Köse, diş hekimlerinin bazı sorunlarını anlattı.
BDP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel, kadına yönelik şiddetin
erkeklerin de sorunu olduğunu söyledi.
Kadınlar kadar erkeklerin de bu problemin üstüne düşmesi gerektiğini
ifade eden Tuncel, ''Kadına yönelik şiddetle ortak mücadele edilmelidir'' diye
konuştu.
Kadınların sadece fiziksel olarak şiddet görmediklerini dile getiren
Tuncel, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ''üç çocuk'' önerisini eleştirdi.
Yerinden söz alan MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır, kadına yönelik
şiddet konusunda duyarlılıkları paylaştıklarını belirterek, ''Kadına yönelik
şiddetin önlenmesi için gereken ne varsa TBMM'nin yapmasını istiyoruz'' dedi.
AK Parti Edirne Milletvekili Necdet Budak da Edirne'nin Kurtuluş
Yıldönümü dolayısıyla gündem dışı konuşma yaptı.
CHP Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk,
''çocuklarına, torunlarına, geçmişi siyasi cinayetlerle dolu bir Türkiye'yi miras
bırakmak istemediklerini'' söyledi.
BDP, Danışma Kurulunda uzlaşma sağlanamadığı için faili meçhul
cinayetlere ilişkin Meclis araştırma önergesinin bugün görüşülmesini, grup
önerisi olarak TBMM Genel Kuruluna getirdi.
Grup önerisi lehinde söz alan CHP Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk,
faili meçhul bırakılan siyasi cinayetlerde yaşamlarını kaybedenlerin ailelerinin,
bu ölümlerin arkasında hangi kirli ilişkilerin bulunduğunu bilmek istediğini,
bunun en doğal hakları olduğunu söyledi.
Demokratik hukuk devletinin, bunları aydınlatmasının temel görevi
olduğunu dile getiren Öztürk, ''Demokratikleşme iddialarıyla işe başlıyorsunuz,
diğer taraftan komisyon kurulmasını engelliyorsunuz, bu doğru değil'' dedi.
Son 1 yıldır, ısrarla parlamentonun gündemine bu önergelerin
getirildiğine işaret eden Öztürk, AK Parti'nin oylarıyla araştırma komisyonu
kurulmasının reddedildiğini ifade etti.
Öztürk, faili meçhul cinayetlerin, ''demokratik hukuk devletinin yüz
karası'' olduğunu ifade ederek, '' Çocuklarımıza, torunlarımıza, geçmişi
karanlıklarla, siyasi cinayetlerle dolu bir Türkiye'yi miras bırakmak
istemiyoruz'' görüşünü dile getirdi.
BDP Muş Milletvekili Sırrı Sakık da öneri lehinde yaptığı konuşmada,
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, ''Biz katile katil diyoruz'' açıklamasına
işaret ederek, ''Kendi ülkende katile katil diyemiyorsan, başka ülkede de
diyemezsin. Hepimiz yaralıyız. Yanıbaşımızda milletvekillerimizi, il, ilçe
başkanlarımızı öldürdüler. 17 bin 500 faili meçhul cinayet var. Barış sürecinden
bahsediyorsak, oturup bunlarla yüzleşmeliyiz'' diye konuştu.
Öneri aleyhinde söz alan AK Parti Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç ise
Türkiye'nin artık faili meçhul cinayetler ülkesi olmadığını, güvenlik güçlerinin
başarılı çalışmalarıyla faillerin kısa sürede yakalandığını belirtti.
Tunç, son 8 yılda Necip Hablemitoğlu dışındaki faili meçhul cinayetlerin
hepsinin aydınlatıldığını kaydederek, iktidarın, hiçbir şeyi karanlıkta
bırakmayacağını söyledi.
Geçmiş dönemlerde, her faili meçhul cinayet için komisyon kurulduğunu
dile getiren Tunç, ancak komisyon raporları incelendiğinde komisyonların başarıya
ulaşamadığının görüldüğünü kaydetti. Araştırma önergesindeki konuların bir
bölümünün yargının gündeminde olduğuna işaret eden Tunç, sözlerini, ''Bu önemli
konunun, tüm parti gruplarımız tarafından görüşülüp, uzlaşma dahilinde gündeme
getirilmesine biz de taraftarız. Karanlıklar aydınlatılsın şeklindeki bir
önerinin hemen, acilen, bugün Genel Kurul gündemine alınması, TBMM çalışmalarını
aksatmaya yönelik bir girişim. Bu önemli konunun, Meclis çalışmalarını aksatma
vesilesi olarak kullanılmasını doğru bulmuyorum'' diyerek tamamladı.
Konuşmaların ardından yapılan oylamayla BDP'nin grup önerisi
reddedildi.
Daha sonra MHP'nin, kadına yönelik şiddete ilişkin araştırma önergesinin
bugün Genel Kurul gündemine alınmasına dair grup önerisinin görüşmelerine
geçildi.
MHP Yozgat Milletvekili Mehmet Ekici, kadına
şiddeti engellemek için gerekli yasal düzenlemelerin yapılması gerektiğini
söyledi.
TBMM Genel Kurulunda, MHP'nin kadına yönelik şiddet konusuyla ilgili
araştırma önergesinin bugün görüşülmesi önerisi ele alındı.
MHP Yozgat Milletvekili Ekici, ''25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle
Mücadele Günü'' ile ilgili olarak, böyle bir günün olmasının bile ''utanç
verici'' olduğunu ifade etti.
Kadına yönelik şiddetin kabul edilebilir olmadığını ve herkesin
sorumluluğu olduğunu dile getiren Ekici, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de
şiddet gören, töre uğruna öldürülen kızların bulunduğunu söyledi. Ekici,
''Kadınlar şiddetin çeşitli biçimlerine maruz kalmaya devam ediyorlar'' dedi.
Problemin temelinde bilinç zafiyetinin yattığını dile getiren Ekici,
kadına şiddeti engellemek için gerekli yasal düzenlemelerin yapılması gerektiğini
anlattı.
Ekici, ceza ve yaptırımların da caydırıcı hale getirilmesini isteyerek,
''Kadın ve kadına şiddet, medyatik nesne olarak kullanılmamalıdır. Bunun önüne
geçmek önemli bir devlet görevidir'' diye konuştu.
CHP İzmir Milletvekili Canan Arıtman, bugün Türkiye'de her on kadından
dördünün fiziksel şiddet mağduru olduğunu ve bu oranın her geçen gün arttığını
söyledi.
Arıtman, ''Kadına yönelik şiddet ile mücadele ediliyor gibi yapılıyor ama
gerçekte mücadele edilmiyor. Türkiye'de cinsiyet ayrımcılığı artıyor'' dedi.
Kadın belediye başkanı oranının yüzde bir bile olmadığını, tek kadın vali
bulunmadığını, Mecliste kadın oranının yüzde 9 olduğunu dile getiren Arıtman,
''Bu ülkede iktidar tarafından kadın hakkı türban hakkıyla sınırlandırılmakta,
bunun ötesine geçilmemektedir'' diye konuştu.
Kadını çocuk yapmaya zorlamanın şiddet uygulamanın türlerinden biri
olduğunu ifade eden Arıtman, ''Bu ülkenin kadınları güçsüzleştirildikçe ülkemiz
de güçsüzleşecektir'' dedi.
BDP Iğdır Milletvekili Pervin Buldan, son beş yılda 2 bin dolayında
kadının namus cinayetlerine kurban gittiğini söyledi.
Buldan, ''Kadına yönelik şiddete karşı mücadelede devlet üstüne düşeni
yapmalı ve bu mücadeleyi yürüten kadın örgütlerine destek vermelidir'' diye
konuştu.
Pervin Buldan, devletin şiddet mağduru olan kadınların korunmasındaki
önemli sorumluluğunu yerine getirmesi gerektiğini söyledi.
AK Parti Gaziantep Milletvekili Fatma Şahin, kadına karşı şiddetin
partiler üstü bir mesele olduğunu, sabah kadın milletvekilleriyle ortak basın
bildirisi yapılmasının önemli olduğunu belirtti.
Bu konuyla ilgili bir süre önce araştırma komisyonunun kurulduğunu
anımsatan Şahin, komisyonda yapılan çalışmaları ve sonuçlarını anlattı.
Bu konuda kadının eğitimi, istihdamı kadar erkeklerin zihinsel
dönüşümünün de önemli olduğunu belirten Şahin, komisyon sonuçlarının Başbakan
Recep Tayyip Erdoğan'ın genelgesine dönüştüğünü hatırlattı.
Şahin, ''Sorun, AK Parti iktidarının değil toplumsal sorundur'' dedi.
MHP'nin önerisi reddedildi.
AK Parti İstanbul Milletvekili İdris Güllüce ve
MHP İstanbul Milletvekili Mithat Melen, İstanbul için ayrı bir yasa gerektiğini
ifade etti.
CHP, Danışma Kurulunda uzlaşma sağlamaması üzerine, İstanbul'daki imar
uygulamalarıyla ilgili araştırma önergesinin TBMM Genel Kurulunda bugün
görüşülmesine dair grup önerisi getirdi.
Grup önerisi lehinde konuşan CHP İstanbul Milletvekili Çetin Soysal,
İstanbul'un çok önemli sorunlarla boğuştuğunu, bunların başında ulaşım ve
trafiğin geldiğini söyledi. Soysal, bu sorunların plansız kentleşmeden
kaynaklandığını ifade etti.
Kişi başına düşen yeşil alanın Amsterdam'da 16,5 mektekare, Londra'da 13
metrekare, Viyana'da 18 metrekareyken İstanbul'da 6,9 metrekare olduğunu belirten
Soysal, ormanların talan edildiğini kaydetti.
Soysal, İstanbul'a yapılacak 3. köprünün, şehre ihanet köprüsü olacağını
savundu.
BDP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel, öneri aleyhinde yaptığı
konuşmada, İstanbul'un çok ciddi sorunlarının bulunduğunu, özellikle imar
konusunun önemli bir sorun olduğunu belirtti.
İmar planlarının, rant üzerinden ele alındığını, iktidarın ya da yerel
yönetimlerin insafına bırakıldığını kaydeden Tuncel, deprem, sel, trafik
konularının imar planıyla da ilgili olduğunu vurguladı.
Tuncel, iktidarın, İstanbul'un taşını, toprağını, suyunu ranta
dönüştürdüğünü, rant konusu olmayan hiçbir şeyin kalmadığını savundu.
Grup önerisinin lehinde söz alan MHP İstanbul Milletvekili Mithat Melen,
İstanbul'da trafiğin yoğun olduğunu, yeşil alanların bulunmadığını, tarihi kültür
mirasın doğru korunamadığını belirterek, bu yönetim biçiminin yeterli olmadığını
kaydetti. Melen, İstanbul'da yeni bir yapıya ihtiyaç bulunduğunu, sadece
kanalizasyon sorunu için bile 10 milyar dolara ihtiyaç duyulduğunu söyledi.
Melen, politik nedenlerle, yanlış imar planları, yanlış yorumlarla
İstanbul'da yaşamanın daha zor hale geldiğini kaydederek, ''Amsterdam'dan
İstanbul'a uçakla 3 saatte geliyorsunuz, İstanbul'dan evinize gitmek için 3 saat
gerekiyor'' diye konuştu.
İstanbul için araştırma yapmak değil, özel yasalar çıkarmak gerektiğine
işaret eden Melen, ''İstanbul Kanunu çıkarmakta fayda var. New York Belediyesi,
500 yıl sonraki kanalizasyon ve su durumunu inceleyen bir seminer yaptı, biz
bırakın 500 yıl sonrayı yarından emin değiliz'' dedi.
AK Parti İstanbul Milletvekili İdris Güllüce de öneri aleyhinde yaptığı
konuşmada, İstanbul için ayrı bir yasa, hatta yasaların olması gerektiğini dile
getirdi.
Yaşanabilirliğe yönelik yapılan araştırmada İstanbul'un yerine yönelik
olarak Güllüce, bunun, Türkiye ile sorunları olan, özel şirketin sıralaması
olduğunu, İstanbul Büyükşehir Belediyesinin, bu konuda dava açacağını bildirdi.
Güllüce, ''Nasıl oluyor da 1984 ile 2010'u karşılaştırıp, 25 rakam geriye gitti
diyeceksiniz? Arıtması, metrosu olmayan İstanbul'u düşünün, bugünkü İstanbul'dan
daha iyi olacak, İstanbul, 1984'dekinden kötü olacak, bunu anlamakta
zorlanıyorum'' diye konuştu.
Güllüce, boğaz köprüsüne karşı çıkmanın, ülkenin kaderinde olduğunu ifade
ederek, şöyle devam etti:
''Geçmişte Keban Barajı da tartışılmıştı. İstanbul'da birkaç saat sis
olduğunu, vapurların çalışmadığını, milyonlarca kişinin işe gidemediğini, bu
arada iki köprünün olmadığını düşünün. Köprüye evet mi hayır mı demek lazım onu
değerlendirin. 3. Boğaz Köprüsü arazisinin dörtte üçü devlet ormanı ve tarım
arazisi; planlama yapamazsınız. Köprüden sonra planlamalarla kente açılır sözü
teknik anlamda doğru değil, Orman Kanunu'na aykırı.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş'a yönelik eleştirilerle
ilgili olarak, Topbaş, 1990 ve 2004'te imar planında ticaret alanı olan bir yeri
satın aldı. Buranın daha önce cami olup, yıkıldığının anlaşılması üzerine Topbaş,
bu yıl, cami planı haline çevirdi. Kendi mülkünü, parayla satın aldığı, iskanı
olan, daha önce yıllarca ticaret alanı olarak kullanılan bir yeri, kendi
isteğiyle cami alanına çevirdi. Bana göre eleştirilecek değil, takdir edilecek
bir durum, çünkü bir servet kaybıdır.''
Konuşmaların ardından CHP'nin grup önerisi reddedildi.
Danışma Kurulunun önerisi ise kabul edildi, Avrupa Konseyi Çocukların
Cinsel Sömürü ve İstismara Karşı Korunması Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun
Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı, gündemin ön sırasına çekildi.
Genel Kurulda, Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Kanunu ve Bazı
Kanunlarda Değişiklik Yapan Kanun Teklifinin görüşmelerine geçildi.
AK Parti İstanbul Milletvekili İdris Güllüce ve
MHP İstanbul Milletvekili Mithat Melen, İstanbul için ayrı bir yasa gerektiğini
ifade etti.
CHP, Danışma Kurulunda uzlaşma sağlamaması üzerine, İstanbul'daki imar
uygulamalarıyla ilgili araştırma önergesinin TBMM Genel Kurulunda bugün
görüşülmesine dair grup önerisi getirdi.
Grup önerisi lehinde konuşan CHP İstanbul Milletvekili Çetin Soysal,
İstanbul'un çok önemli sorunlarla boğuştuğunu, bunların başında ulaşım ve
trafiğin geldiğini söyledi. Soysal, bu sorunların plansız kentleşmeden
kaynaklandığını ifade etti.
Kişi başına düşen yeşil alanın Amsterdam'da 16,5 mektekare, Londra'da 13
metrekare, Viyana'da 18 metrekareyken İstanbul'da 6,9 metrekare olduğunu belirten
Soysal, ormanların talan edildiğini kaydetti.
Soysal, İstanbul'a yapılacak 3. köprünün, şehre ihanet köprüsü olacağını
savundu.
BDP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel, öneri aleyhinde yaptığı
konuşmada, İstanbul'un çok ciddi sorunlarının bulunduğunu, özellikle imar
konusunun önemli bir sorun olduğunu belirtti.
İmar planlarının, rant üzerinden ele alındığını, iktidarın ya da yerel
yönetimlerin insafına bırakıldığını kaydeden Tuncel, deprem, sel, trafik
konularının imar planıyla da ilgili olduğunu vurguladı.
Tuncel, iktidarın, İstanbul'un taşını, toprağını, suyunu ranta
dönüştürdüğünü, rant konusu olmayan hiçbir şeyin kalmadığını savundu.
Grup önerisinin lehinde söz alan MHP İstanbul Milletvekili Mithat Melen,
İstanbul'da trafiğin yoğun olduğunu, yeşil alanların bulunmadığını, tarihi kültür
mirasın doğru korunamadığını belirterek, bu yönetim biçiminin yeterli olmadığını
kaydetti. Melen, İstanbul'da yeni bir yapıya ihtiyaç bulunduğunu, sadece
kanalizasyon sorunu için bile 10 milyar dolara ihtiyaç duyulduğunu söyledi.
Melen, politik nedenlerle, yanlış imar planları, yanlış yorumlarla
İstanbul'da yaşamanın daha zor hale geldiğini kaydederek, ''Amsterdam'dan
İstanbul'a uçakla 3 saatte geliyorsunuz, İstanbul'dan evinize gitmek için 3 saat
gerekiyor'' diye konuştu.
İstanbul için araştırma yapmak değil, özel yasalar çıkarmak gerektiğine
işaret eden Melen, ''İstanbul Kanunu çıkarmakta fayda var. New York Belediyesi,
500 yıl sonraki kanalizasyon ve su durumunu inceleyen bir seminer yaptı, biz
bırakın 500 yıl sonrayı yarından emin değiliz'' dedi.
AK Parti İstanbul Milletvekili İdris Güllüce de öneri aleyhinde yaptığı
konuşmada, İstanbul için ayrı bir yasa, hatta yasaların olması gerektiğini dile
getirdi.
Yaşanabilirliğe yönelik yapılan araştırmada İstanbul'un yerine yönelik
olarak Güllüce, bunun, Türkiye ile sorunları olan, özel şirketin sıralaması
olduğunu, İstanbul Büyükşehir Belediyesinin, bu konuda dava açacağını bildirdi.
Güllüce, ''Nasıl oluyor da 1984 ile 2010'u karşılaştırıp, 25 rakam geriye gitti
diyeceksiniz? Arıtması, metrosu olmayan İstanbul'u düşünün, bugünkü İstanbul'dan
daha iyi olacak, İstanbul, 1984'dekinden kötü olacak, bunu anlamakta
zorlanıyorum'' diye konuştu.
Güllüce, boğaz köprüsüne karşı çıkmanın, ülkenin kaderinde olduğunu ifade
ederek, şöyle devam etti:
''Geçmişte Keban Barajı da tartışılmıştı. İstanbul'da birkaç saat sis
olduğunu, vapurların çalışmadığını, milyonlarca kişinin işe gidemediğini, bu
arada iki köprünün olmadığını düşünün. Köprüye evet mi hayır mı demek lazım onu
değerlendirin. 3. Boğaz Köprüsü arazisinin dörtte üçü devlet ormanı ve tarım
arazisi; planlama yapamazsınız. Köprüden sonra planlamalarla kente açılır sözü
teknik anlamda doğru değil, Orman Kanunu'na aykırı.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş'a yönelik eleştirilerle
ilgili olarak, Topbaş, 1990 ve 2004'te imar planında ticaret alanı olan bir yeri
satın aldı. Buranın daha önce cami olup, yıkıldığının anlaşılması üzerine Topbaş,
bu yıl, cami planı haline çevirdi. Kendi mülkünü, parayla satın aldığı, iskanı
olan, daha önce yıllarca ticaret alanı olarak kullanılan bir yeri, kendi
isteğiyle cami alanına çevirdi. Bana göre eleştirilecek değil, takdir edilecek
bir durum, çünkü bir servet kaybıdır.''
Konuşmaların ardından CHP'nin grup önerisi reddedildi.
Danışma Kurulunun önerisi ise kabul edildi, Avrupa Konseyi Çocukların
Cinsel Sömürü ve İstismara Karşı Korunması Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun
Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı, gündemin ön sırasına çekildi.
Genel Kurulda, Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Kanunu ve Bazı
Kanunlarda Değişiklik Yapan Kanun Teklifinin görüşmelerine geçildi. (15.57)
yönelik şiddetin önlenmesi için gereken ne varsa TBMM'nin yapmasını istediklerini
söyledi.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Sadık Yakut başkanlığında toplandı.
Ağız ve Diş Sağlığı Haftası dolayısıyla gündem dışı konuşan CHP Adıyaman
Milletvekili Şevket Köse, 2009'da 4 milyon dolgu işleminin yapıldığını, ancak
araştırmalarla 247 milyon dolgu yapılmasına ihtiyaç olduğunu; 243 milyon açık
bulunduğunu ifade etti. Bu verilerle ''ağız ve diş sağlığından bahsetmenin mümkün
olamayacağını'' dile getiren Köse, diş tedavisiyle ilgili ''hizmet alımı''
projesinin hayata geçirilmesi gerektiğini savundu.
Köse, diş hekimlerinin bazı sorunlarını anlattı.
BDP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel, kadına yönelik şiddetin
erkeklerin de sorunu olduğunu söyledi.
Kadınlar kadar erkeklerin de bu problemin üstüne düşmesi gerektiğini
ifade eden Tuncel, ''Kadına yönelik şiddetle ortak mücadele edilmelidir'' diye
konuştu.
Kadınların sadece fiziksel olarak şiddet görmediklerini dile getiren
Tuncel, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ''üç çocuk'' önerisini eleştirdi.
Yerinden söz alan MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır, kadına yönelik
şiddet konusunda duyarlılıkları paylaştıklarını belirterek, ''Kadına yönelik
şiddetin önlenmesi için gereken ne varsa TBMM'nin yapmasını istiyoruz'' dedi.
AK Parti Edirne Milletvekili Necdet Budak da Edirne'nin Kurtuluş
Yıldönümü dolayısıyla gündem dışı konuşma yaptı.
CHP Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk,
''çocuklarına, torunlarına, geçmişi siyasi cinayetlerle dolu bir Türkiye'yi miras
bırakmak istemediklerini'' söyledi.
BDP, Danışma Kurulunda uzlaşma sağlanamadığı için faili meçhul
cinayetlere ilişkin Meclis araştırma önergesinin bugün görüşülmesini, grup
önerisi olarak TBMM Genel Kuruluna getirdi.
Grup önerisi lehinde söz alan CHP Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk,
faili meçhul bırakılan siyasi cinayetlerde yaşamlarını kaybedenlerin ailelerinin,
bu ölümlerin arkasında hangi kirli ilişkilerin bulunduğunu bilmek istediğini,
bunun en doğal hakları olduğunu söyledi.
Demokratik hukuk devletinin, bunları aydınlatmasının temel görevi
olduğunu dile getiren Öztürk, ''Demokratikleşme iddialarıyla işe başlıyorsunuz,
diğer taraftan komisyon kurulmasını engelliyorsunuz, bu doğru değil'' dedi.
Son 1 yıldır, ısrarla parlamentonun gündemine bu önergelerin
getirildiğine işaret eden Öztürk, AK Parti'nin oylarıyla araştırma komisyonu
kurulmasının reddedildiğini ifade etti.
Öztürk, faili meçhul cinayetlerin, ''demokratik hukuk devletinin yüz
karası'' olduğunu ifade ederek, '' Çocuklarımıza, torunlarımıza, geçmişi
karanlıklarla, siyasi cinayetlerle dolu bir Türkiye'yi miras bırakmak
istemiyoruz'' görüşünü dile getirdi.
BDP Muş Milletvekili Sırrı Sakık da öneri lehinde yaptığı konuşmada,
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, ''Biz katile katil diyoruz'' açıklamasına
işaret ederek, ''Kendi ülkende katile katil diyemiyorsan, başka ülkede de
diyemezsin. Hepimiz yaralıyız. Yanıbaşımızda milletvekillerimizi, il, ilçe
başkanlarımızı öldürdüler. 17 bin 500 faili meçhul cinayet var. Barış sürecinden
bahsediyorsak, oturup bunlarla yüzleşmeliyiz'' diye konuştu.
Öneri aleyhinde söz alan AK Parti Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç ise
Türkiye'nin artık faili meçhul cinayetler ülkesi olmadığını, güvenlik güçlerinin
başarılı çalışmalarıyla faillerin kısa sürede yakalandığını belirtti.
Tunç, son 8 yılda Necip Hablemitoğlu dışındaki faili meçhul cinayetlerin
hepsinin aydınlatıldığını kaydederek, iktidarın, hiçbir şeyi karanlıkta
bırakmayacağını söyledi.
Geçmiş dönemlerde, her faili meçhul cinayet için komisyon kurulduğunu
dile getiren Tunç, ancak komisyon raporları incelendiğinde komisyonların başarıya
ulaşamadığının görüldüğünü kaydetti. Araştırma önergesindeki konuların bir
bölümünün yargının gündeminde olduğuna işaret eden Tunç, sözlerini, ''Bu önemli
konunun, tüm parti gruplarımız tarafından görüşülüp, uzlaşma dahilinde gündeme
getirilmesine biz de taraftarız. Karanlıklar aydınlatılsın şeklindeki bir
önerinin hemen, acilen, bugün Genel Kurul gündemine alınması, TBMM çalışmalarını
aksatmaya yönelik bir girişim. Bu önemli konunun, Meclis çalışmalarını aksatma
vesilesi olarak kullanılmasını doğru bulmuyorum'' diyerek tamamladı.
Konuşmaların ardından yapılan oylamayla BDP'nin grup önerisi
reddedildi.
Daha sonra MHP'nin, kadına yönelik şiddete ilişkin araştırma önergesinin
bugün Genel Kurul gündemine alınmasına dair grup önerisinin görüşmelerine
geçildi.
MHP Yozgat Milletvekili Mehmet Ekici, kadına
şiddeti engellemek için gerekli yasal düzenlemelerin yapılması gerektiğini
söyledi.
TBMM Genel Kurulunda, MHP'nin kadına yönelik şiddet konusuyla ilgili
araştırma önergesinin bugün görüşülmesi önerisi ele alındı.
MHP Yozgat Milletvekili Ekici, ''25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle
Mücadele Günü'' ile ilgili olarak, böyle bir günün olmasının bile ''utanç
verici'' olduğunu ifade etti.
Kadına yönelik şiddetin kabul edilebilir olmadığını ve herkesin
sorumluluğu olduğunu dile getiren Ekici, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de
şiddet gören, töre uğruna öldürülen kızların bulunduğunu söyledi. Ekici,
''Kadınlar şiddetin çeşitli biçimlerine maruz kalmaya devam ediyorlar'' dedi.
Problemin temelinde bilinç zafiyetinin yattığını dile getiren Ekici,
kadına şiddeti engellemek için gerekli yasal düzenlemelerin yapılması gerektiğini
anlattı.
Ekici, ceza ve yaptırımların da caydırıcı hale getirilmesini isteyerek,
''Kadın ve kadına şiddet, medyatik nesne olarak kullanılmamalıdır. Bunun önüne
geçmek önemli bir devlet görevidir'' diye konuştu.
CHP İzmir Milletvekili Canan Arıtman, bugün Türkiye'de her on kadından
dördünün fiziksel şiddet mağduru olduğunu ve bu oranın her geçen gün arttığını
söyledi.
Arıtman, ''Kadına yönelik şiddet ile mücadele ediliyor gibi yapılıyor ama
gerçekte mücadele edilmiyor. Türkiye'de cinsiyet ayrımcılığı artıyor'' dedi.
Kadın belediye başkanı oranının yüzde bir bile olmadığını, tek kadın vali
bulunmadığını, Mecliste kadın oranının yüzde 9 olduğunu dile getiren Arıtman,
''Bu ülkede iktidar tarafından kadın hakkı türban hakkıyla sınırlandırılmakta,
bunun ötesine geçilmemektedir'' diye konuştu.
Kadını çocuk yapmaya zorlamanın şiddet uygulamanın türlerinden biri
olduğunu ifade eden Arıtman, ''Bu ülkenin kadınları güçsüzleştirildikçe ülkemiz
de güçsüzleşecektir'' dedi.
BDP Iğdır Milletvekili Pervin Buldan, son beş yılda 2 bin dolayında
kadının namus cinayetlerine kurban gittiğini söyledi.
Buldan, ''Kadına yönelik şiddete karşı mücadelede devlet üstüne düşeni
yapmalı ve bu mücadeleyi yürüten kadın örgütlerine destek vermelidir'' diye
konuştu.
Pervin Buldan, devletin şiddet mağduru olan kadınların korunmasındaki
önemli sorumluluğunu yerine getirmesi gerektiğini söyledi.
AK Parti Gaziantep Milletvekili Fatma Şahin, kadına karşı şiddetin
partiler üstü bir mesele olduğunu, sabah kadın milletvekilleriyle ortak basın
bildirisi yapılmasının önemli olduğunu belirtti.
Bu konuyla ilgili bir süre önce araştırma komisyonunun kurulduğunu
anımsatan Şahin, komisyonda yapılan çalışmaları ve sonuçlarını anlattı.
Bu konuda kadının eğitimi, istihdamı kadar erkeklerin zihinsel
dönüşümünün de önemli olduğunu belirten Şahin, komisyon sonuçlarının Başbakan
Recep Tayyip Erdoğan'ın genelgesine dönüştüğünü hatırlattı.
Şahin, ''Sorun, AK Parti iktidarının değil toplumsal sorundur'' dedi.
MHP'nin önerisi reddedildi.
AK Parti İstanbul Milletvekili İdris Güllüce ve
MHP İstanbul Milletvekili Mithat Melen, İstanbul için ayrı bir yasa gerektiğini
ifade etti.
CHP, Danışma Kurulunda uzlaşma sağlamaması üzerine, İstanbul'daki imar
uygulamalarıyla ilgili araştırma önergesinin TBMM Genel Kurulunda bugün
görüşülmesine dair grup önerisi getirdi.
Grup önerisi lehinde konuşan CHP İstanbul Milletvekili Çetin Soysal,
İstanbul'un çok önemli sorunlarla boğuştuğunu, bunların başında ulaşım ve
trafiğin geldiğini söyledi. Soysal, bu sorunların plansız kentleşmeden
kaynaklandığını ifade etti.
Kişi başına düşen yeşil alanın Amsterdam'da 16,5 mektekare, Londra'da 13
metrekare, Viyana'da 18 metrekareyken İstanbul'da 6,9 metrekare olduğunu belirten
Soysal, ormanların talan edildiğini kaydetti.
Soysal, İstanbul'a yapılacak 3. köprünün, şehre ihanet köprüsü olacağını
savundu.
BDP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel, öneri aleyhinde yaptığı
konuşmada, İstanbul'un çok ciddi sorunlarının bulunduğunu, özellikle imar
konusunun önemli bir sorun olduğunu belirtti.
İmar planlarının, rant üzerinden ele alındığını, iktidarın ya da yerel
yönetimlerin insafına bırakıldığını kaydeden Tuncel, deprem, sel, trafik
konularının imar planıyla da ilgili olduğunu vurguladı.
Tuncel, iktidarın, İstanbul'un taşını, toprağını, suyunu ranta
dönüştürdüğünü, rant konusu olmayan hiçbir şeyin kalmadığını savundu.
Grup önerisinin lehinde söz alan MHP İstanbul Milletvekili Mithat Melen,
İstanbul'da trafiğin yoğun olduğunu, yeşil alanların bulunmadığını, tarihi kültür
mirasın doğru korunamadığını belirterek, bu yönetim biçiminin yeterli olmadığını
kaydetti. Melen, İstanbul'da yeni bir yapıya ihtiyaç bulunduğunu, sadece
kanalizasyon sorunu için bile 10 milyar dolara ihtiyaç duyulduğunu söyledi.
Melen, politik nedenlerle, yanlış imar planları, yanlış yorumlarla
İstanbul'da yaşamanın daha zor hale geldiğini kaydederek, ''Amsterdam'dan
İstanbul'a uçakla 3 saatte geliyorsunuz, İstanbul'dan evinize gitmek için 3 saat
gerekiyor'' diye konuştu.
İstanbul için araştırma yapmak değil, özel yasalar çıkarmak gerektiğine
işaret eden Melen, ''İstanbul Kanunu çıkarmakta fayda var. New York Belediyesi,
500 yıl sonraki kanalizasyon ve su durumunu inceleyen bir seminer yaptı, biz
bırakın 500 yıl sonrayı yarından emin değiliz'' dedi.
AK Parti İstanbul Milletvekili İdris Güllüce de öneri aleyhinde yaptığı
konuşmada, İstanbul için ayrı bir yasa, hatta yasaların olması gerektiğini dile
getirdi.
Yaşanabilirliğe yönelik yapılan araştırmada İstanbul'un yerine yönelik
olarak Güllüce, bunun, Türkiye ile sorunları olan, özel şirketin sıralaması
olduğunu, İstanbul Büyükşehir Belediyesinin, bu konuda dava açacağını bildirdi.
Güllüce, ''Nasıl oluyor da 1984 ile 2010'u karşılaştırıp, 25 rakam geriye gitti
diyeceksiniz? Arıtması, metrosu olmayan İstanbul'u düşünün, bugünkü İstanbul'dan
daha iyi olacak, İstanbul, 1984'dekinden kötü olacak, bunu anlamakta
zorlanıyorum'' diye konuştu.
Güllüce, boğaz köprüsüne karşı çıkmanın, ülkenin kaderinde olduğunu ifade
ederek, şöyle devam etti:
''Geçmişte Keban Barajı da tartışılmıştı. İstanbul'da birkaç saat sis
olduğunu, vapurların çalışmadığını, milyonlarca kişinin işe gidemediğini, bu
arada iki köprünün olmadığını düşünün. Köprüye evet mi hayır mı demek lazım onu
değerlendirin. 3. Boğaz Köprüsü arazisinin dörtte üçü devlet ormanı ve tarım
arazisi; planlama yapamazsınız. Köprüden sonra planlamalarla kente açılır sözü
teknik anlamda doğru değil, Orman Kanunu'na aykırı.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş'a yönelik eleştirilerle
ilgili olarak, Topbaş, 1990 ve 2004'te imar planında ticaret alanı olan bir yeri
satın aldı. Buranın daha önce cami olup, yıkıldığının anlaşılması üzerine Topbaş,
bu yıl, cami planı haline çevirdi. Kendi mülkünü, parayla satın aldığı, iskanı
olan, daha önce yıllarca ticaret alanı olarak kullanılan bir yeri, kendi
isteğiyle cami alanına çevirdi. Bana göre eleştirilecek değil, takdir edilecek
bir durum, çünkü bir servet kaybıdır.''
Konuşmaların ardından CHP'nin grup önerisi reddedildi.
Danışma Kurulunun önerisi ise kabul edildi, Avrupa Konseyi Çocukların
Cinsel Sömürü ve İstismara Karşı Korunması Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun
Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı, gündemin ön sırasına çekildi.
Genel Kurulda, Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Kanunu ve Bazı
Kanunlarda Değişiklik Yapan Kanun Teklifinin görüşmelerine geçildi.
AK Parti İstanbul Milletvekili İdris Güllüce ve
MHP İstanbul Milletvekili Mithat Melen, İstanbul için ayrı bir yasa gerektiğini
ifade etti.
CHP, Danışma Kurulunda uzlaşma sağlamaması üzerine, İstanbul'daki imar
uygulamalarıyla ilgili araştırma önergesinin TBMM Genel Kurulunda bugün
görüşülmesine dair grup önerisi getirdi.
Grup önerisi lehinde konuşan CHP İstanbul Milletvekili Çetin Soysal,
İstanbul'un çok önemli sorunlarla boğuştuğunu, bunların başında ulaşım ve
trafiğin geldiğini söyledi. Soysal, bu sorunların plansız kentleşmeden
kaynaklandığını ifade etti.
Kişi başına düşen yeşil alanın Amsterdam'da 16,5 mektekare, Londra'da 13
metrekare, Viyana'da 18 metrekareyken İstanbul'da 6,9 metrekare olduğunu belirten
Soysal, ormanların talan edildiğini kaydetti.
Soysal, İstanbul'a yapılacak 3. köprünün, şehre ihanet köprüsü olacağını
savundu.
BDP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel, öneri aleyhinde yaptığı
konuşmada, İstanbul'un çok ciddi sorunlarının bulunduğunu, özellikle imar
konusunun önemli bir sorun olduğunu belirtti.
İmar planlarının, rant üzerinden ele alındığını, iktidarın ya da yerel
yönetimlerin insafına bırakıldığını kaydeden Tuncel, deprem, sel, trafik
konularının imar planıyla da ilgili olduğunu vurguladı.
Tuncel, iktidarın, İstanbul'un taşını, toprağını, suyunu ranta
dönüştürdüğünü, rant konusu olmayan hiçbir şeyin kalmadığını savundu.
Grup önerisinin lehinde söz alan MHP İstanbul Milletvekili Mithat Melen,
İstanbul'da trafiğin yoğun olduğunu, yeşil alanların bulunmadığını, tarihi kültür
mirasın doğru korunamadığını belirterek, bu yönetim biçiminin yeterli olmadığını
kaydetti. Melen, İstanbul'da yeni bir yapıya ihtiyaç bulunduğunu, sadece
kanalizasyon sorunu için bile 10 milyar dolara ihtiyaç duyulduğunu söyledi.
Melen, politik nedenlerle, yanlış imar planları, yanlış yorumlarla
İstanbul'da yaşamanın daha zor hale geldiğini kaydederek, ''Amsterdam'dan
İstanbul'a uçakla 3 saatte geliyorsunuz, İstanbul'dan evinize gitmek için 3 saat
gerekiyor'' diye konuştu.
İstanbul için araştırma yapmak değil, özel yasalar çıkarmak gerektiğine
işaret eden Melen, ''İstanbul Kanunu çıkarmakta fayda var. New York Belediyesi,
500 yıl sonraki kanalizasyon ve su durumunu inceleyen bir seminer yaptı, biz
bırakın 500 yıl sonrayı yarından emin değiliz'' dedi.
AK Parti İstanbul Milletvekili İdris Güllüce de öneri aleyhinde yaptığı
konuşmada, İstanbul için ayrı bir yasa, hatta yasaların olması gerektiğini dile
getirdi.
Yaşanabilirliğe yönelik yapılan araştırmada İstanbul'un yerine yönelik
olarak Güllüce, bunun, Türkiye ile sorunları olan, özel şirketin sıralaması
olduğunu, İstanbul Büyükşehir Belediyesinin, bu konuda dava açacağını bildirdi.
Güllüce, ''Nasıl oluyor da 1984 ile 2010'u karşılaştırıp, 25 rakam geriye gitti
diyeceksiniz? Arıtması, metrosu olmayan İstanbul'u düşünün, bugünkü İstanbul'dan
daha iyi olacak, İstanbul, 1984'dekinden kötü olacak, bunu anlamakta
zorlanıyorum'' diye konuştu.
Güllüce, boğaz köprüsüne karşı çıkmanın, ülkenin kaderinde olduğunu ifade
ederek, şöyle devam etti:
''Geçmişte Keban Barajı da tartışılmıştı. İstanbul'da birkaç saat sis
olduğunu, vapurların çalışmadığını, milyonlarca kişinin işe gidemediğini, bu
arada iki köprünün olmadığını düşünün. Köprüye evet mi hayır mı demek lazım onu
değerlendirin. 3. Boğaz Köprüsü arazisinin dörtte üçü devlet ormanı ve tarım
arazisi; planlama yapamazsınız. Köprüden sonra planlamalarla kente açılır sözü
teknik anlamda doğru değil, Orman Kanunu'na aykırı.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş'a yönelik eleştirilerle
ilgili olarak, Topbaş, 1990 ve 2004'te imar planında ticaret alanı olan bir yeri
satın aldı. Buranın daha önce cami olup, yıkıldığının anlaşılması üzerine Topbaş,
bu yıl, cami planı haline çevirdi. Kendi mülkünü, parayla satın aldığı, iskanı
olan, daha önce yıllarca ticaret alanı olarak kullanılan bir yeri, kendi
isteğiyle cami alanına çevirdi. Bana göre eleştirilecek değil, takdir edilecek
bir durum, çünkü bir servet kaybıdır.''
Konuşmaların ardından CHP'nin grup önerisi reddedildi.
Danışma Kurulunun önerisi ise kabul edildi, Avrupa Konseyi Çocukların
Cinsel Sömürü ve İstismara Karşı Korunması Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun
Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı, gündemin ön sırasına çekildi.
Genel Kurulda, Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Kanunu ve Bazı
Kanunlarda Değişiklik Yapan Kanun Teklifinin görüşmelerine geçildi. (15.57)
