2012-07-20 - 16:28
MHP GRUP BAŞKANVEKİLİ VURAL'IN BASIN TOPLANTISI?
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında Suriye konusu ve gündeme dair konularda değerlendirmelerde bulundu.
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında Suriye konusu ve gündeme dair konularda değerlendirmelerde bulundu.

MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, "Türkiye ne yazık ki bu coğrafyada İsrail eksenli politikaları destekleyen politikaları sürdürmektedir ve ne yazık ki şiddet ve terör meşru bir yöntem olarak komşularımızda kullanılıyor ise Türkiye'nin de bu ateşten açıkçası zarar görmesinin mümkün olabileceğini düşünüyoruz."

MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, sözlerinde şunları kaydetti:

" Medyada da yer aldı. Bizim basın toplantılarında birinci olduğumuz açıklandı. Dolayısıyla basın toplantısı yapmamızdan dolayı bu konuda birinci olmak gibi bir şey bahsedilirken hep sizlere söylediğim gibi her gün beş, altı vakit sürekli konuşan bir başbakanın olması aslında bizim bu durumumuzu ortaya çıkarmıştır.

1 Ocak 2012 tarihinden 20 Temmuz 2012 tarihine kadar Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın yazılı basında yer aldığı haber adedi 111.867'dir. Sayın Genel Başkanımızın yer aldığı haber adedi ise 11.001'dir. Bakıldığı zaman Recep Tayyip Erdoğan'ın yer aldığı haberlerin reklam eşdeğeri 780.835. 094$. Sayın Genel Başkanımızın 63.207.230$'dır. Dolayısıyla bu kadar tekelleşmiş bir medya gücü, propagandası ve PİAR karşısında doğrusu yaptığımız basın toplantılarının ne kadar esamesi okunur doğrusu bilemiyorum.

Sizlere de teşekkür etmek isterim ki; 1 Ocak 2012 tarihinden 20 Temmuz 2012 tarihine kadar toplam 2871 haber ile yazılı basında yer almışım ve birinci sıradayım. Fakat enteresan bir şey var. Her ne kadar yazılı basında birinci sırada yer almama rağmen reklam eşdeğeri 16. 766.090$. Ancak daha az yazılı basında yer alıp ta yaklaşık 2400'lü adet haber sayılarında yer alanların reklam eşdeğeri ise bizden daha fazla. Dolayısıyla bu basın toplantılarının yer aldığı gazetelere bakıldığı zaman bu konuda da bu haberlere nispeten gerekli önemin verildiğini ifade etmek istiyorum.

Biz MHP olarak bu yasama dönemi ile ilgili meclis faaliyetlerimizi içeren bir kitap çıkardık. Geçen yasama döneminde toplam 161 kanun teklifi, 114 Araştırma Önergesi, Üç genel görüşme önergesi , 1078 sözlü soru, 3796 yazılı soru önergesi vermişiz. Gündem dışı da 94 konuşma ile oldukça yoğun bir meclis faaliyeti sürdürdük.

Değinmek istediğim ikinci bir konu ise Suriye konusudur. Türkiye, bugün tarihinde hiçbir zaman suçlanmadığı konularla ilgili suçlanmaktadır. Milletimizin ecdadına ve değerlerine yakışmayan suçlamalarla karşı karşıya kaldığımızı ifade etmek isterim.

Bugün Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Suriye'de iç savaşı oluşturan silahların dağıtıldığı bir ülke olarak lanse edilmekte, bütün yayın organlarında Katar ve Suudi Arabistan'ın gönderdiği silahların ve paraların Türkiye aracılıyla dağıtıldığı ifade edilmektedir. Bu yüzkarası bir durumdur. Bu bize kesinlikle yakışmamaktadır.

Komşunun içinde insanların birbirlerini öldüren silahların tetikçisi ve destekçisi Türkiye olmamalıdır. Türkiye Cumhuriyeti, oysa Suriye'de gücünü kullanmak suretiyle bu kavganın ve şiddetin bitmesini temin edebilirdi. Ama bugün Türkiye, maalesef bu kanlı senaryonun bir tarafı haline gelmiştir. Bunu kabullenmemiz mümkün değildir. Türkiye bugün ABD ve İsrail eksenli bir politikanın taşeronluğunu yürüten bir ülke konumuna gelmiştir.

Komşumuzda halkına şiddet uygulayan bir iktidar Türkiye'nin menfaatini ve huzurunu bozacağı kadar komşuda istikrarsızlığı ve kanlı eylemleri yapanlarında Türkiye'nin istikrarına ve huzursuzluğuna tehdit olduğunu ifade etmek istiyorum. Bugün geldiğimiz bu noktada Suriye'de bir eylem sonucu bakanlar ölürken maalesef suçlanan Türkiye olmuştur. Maalesef yazılı dış basın organları Türkiye'nin muhalifleri silahlandırdığı ve bu kanlı iç savaşın tarafı haline geldiğine ilişkin yorumlar yoğun bir şekilde yapılmaktadır.

Bugün Türkiye'yi yöneten AK Parti tarafından ABD ve İsrail eksenli bir politika, CHP tarafından ise Rusya eksenli bir politika denklemi ile Suriye meselesine bakılmaktadır. Oysa Türkiye gözüyle bu meseleye bakmak lazımdır. Soğuk savaş döneminin aktörleri Suriye'de de ortaya çıkmış görünüyor ve bu soğuk savaş aktörleri Türkiye'yi emelleri doğrultusunda kullanmaktalar.

Türkiye ne yazık ki bu coğrafyada İsrail eksenli politikaları destekleyen politikaları sürdürmektedir ve ne yazık ki şiddet ve terör meşru bir yöntem olarak komşularımızda kullanılıyor ise Türkiye'nin de bu ateşten açıkçası zarar görmesinin mümkün olabileceğini düşünüyoruz. Endişemiz tamamen budur. O bakımdan MHP olarak herkese sesleniyoruz; "Esad'ı kanlı diktatörü destekleyenlerle, muhalif olan ve onlara silah temin eden insanlara sesleniyorum. Ramazan ayı barış ayıdır. Silahı ve terörü bırakın. Sayın Genel Başkanımızın yaptığı Ramazan ayı barış çağrısını Türkiye Cumhuriyeti Devleti neden dile getirmiyor? Sayın başbakan neden dile getirmiyor? Böyle bir mübarek ramazan ayında tarafların silahları bırakması, silah kullanmaması, silah temin edenlerin silah temininden vazgeçmesi konusundaki tavrını oluşturmasını ve bu ramazan ayının Suriye halkının arzuladığı bir yönetim biçiminin gerçekleşmesi için bir zemin olarak kullanılması gerektiğini ifade ediyoruz."

O bakımdan Sayın başbakan İslam coğrafyasından bahsediyor, Suriye halkından bahsediyor ama Suriye halkı için en azından huzuru ve barışı getirebilecek bir öneriniz yok. Maalesef Türkiye'nin böyle bir önerisi söz konusu değil.

Suriye'de kan dökmenin ve silah kullanmanın bir yöntem olarak bir araç olarak meşrulaştırılması karşısında, özellikle Türkiye'nin muhalifleri silahlandırdığına dair birçok haber çıkarken Türkiye böyle bir şeyin olmadığına dair kesin mesaj vermeli ve böyle bir silahlandırmayla ilgili bir girişim varsa bu girişimi sürdüren ülkeler nezdinde de bunun yapılmamasını talep etmeli ve istemelidir."

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik'e yönelik eleştirilerde de bulunan Vural, sözlerinde şunları söyledi:

''Her fırsatta BDP, PKK ve KCK'nın sözcülüğünü yapmak suretiyle adeta onların söylediklerini tekrar eden bu sözcü, maalesef AKP'nin kılavuzu olarak siyasal Kürtçülüğün mihmandarlığını yapar duruma gelmiştir.

PKK BDP, Diyarbakır'da 'özerklik, Öcalan'a özgürlük' diye bağırıyor, Çelik, Ankara'da bunu PR'ını yapıyor. Kendi İçişleri Bakanı'nı, terör örgütü propagandası yapanların önüne atıyor. Uludere meselesinde PKK ağzıyla konuşan Çelik, Diyarbakır'daki mitingiyle ilgili de aynı tavrı sergiliyor. Bölücülere cesaret veren açıklamalar, AKP kılavuzu Çelik'ten geliyor.

Aynı Hüseyin Çelik, milliyetçilere, ülkücülere, vatanperverlere, bu ülkenin birlik bütünlüğünü savunanlara göstermesi gereken nezaketi göstermiyor ama PKK'ya gösteriyor. Sanki AKP sözcüsü değil BDP sözcüsü gibi davranıyor.'' dedi (16:28)