2022-12-06 - 13:20
2023 YILI BÜTÇESİ TBMM GENEL KURULUNDA
TBMM Genel Kurulunda, TBMM, Adalet Bakanlığı ile Gençlik ve Spor Bakanlığının 2023 yılı bütçelerinin görüşmeleri başladı.

TBMM Genel Kurulu, bütçenin 1. tur görüşmeleri için Meclis Başkanvekili Haydar Akar başkanlığında toplandı.

Genel Kurulda, TBMM , Adalet Bakanlığı ile Gençlik ve Spor Bakanlığı bütçelerinin yanı sıra Kamu Denetçiliği Kurumu, Anayasa Mahkemesi, Sayıştay, Yargıtay, Danıştay, Ceza İnfaz Kurumları ile Tutukevleri İşyurtları Kurumu, Türkiye Adalet Akademisi, Hakimler ve Savcılar Kurulu, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu, Kişisel Verileri Koruma Kurumunun bütçeleri ele alınacak.

AK Parti milletvekilleri, TBMM Genel Kurulunda, Meclis, Adalet Bakanlığı ile Gençlik ve Spor Bakanlığı bütçeleri üzerine söz aldı.

AK Parti Kocaeli Milletvekili Mehmet Akif Yılmaz, Gazi Meclisin milli iradeyi hakim kılma adına kurulduğu günden bu yana yüz yılı geride bıraktığını ve acı bedellerin ödendiği dönemlerden geçtiğini söyledi.

Yılmaz, 94 yılda 65 hükümet kurulduğunu, askeri vesayet odaklarının işaret ettiği isimlerin başbakan, cumhurbaşkanı seçilebildiğini, bakanların otel odalarında pazarlıklarla belirlendiğini, Meclisten güven oyu alamadığı halde ülkeyi yöneten başbakanların olduğunu ifade etti.

Bu dönemlerin, Türkiye'nin yıllarını heba ettiğini ve altılı masanın çözüm olarak yine parlamenter sistemi sunduğunu dile getiren Yılmaz, "Parlamenter sistemin cari olduğu dönemler, darbelerin, hükümet krizlerinin, koalisyon kavgalarının tetiklediği ekonomik bunalımlar ve istikrarsızlıklar tarihidir. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ni 'ucube', halkın seçtiği bir Cumhurbaşkanını 'tek adam' diye yaftalayanlar, esasında milletimizi, milli iradeyi aşağılamaktadırlar." diye konuştu.

Cumhurbaşkanını halkın seçmesine "hayır" diyen bir anlayıştan milli iradeye saygı duymasını beklemenin beyhude olduğunu söyleyen Yılmaz, Gazi Meclis çatısı altında yeni Türkiye Yüzyılı'na "güçlü Meclis, güçlü hükümet, yönetimde istikrar, temsilde adalet" anlayışıyla girildiğini belirtti.

Milletin yamalı bohçalı, profili düşük bir Cumhurbaşkanına asla izin vermeyeceğini ifade eden Yılmaz'a, konuşması sırasında muhalefet partilerinin milletvekilleri zaman zaman tepki gösterdi.

AK Parti Samsun Milletvekili Orhan Kırcalı, Türkiye'deki demokratikleşme çabalarının bir tezahürü olarak hak arama yollarının AK Parti hükümetleri döneminde çeşitlendiğini ve vatandaşların kolayca erişebileceği kurumsal yapılar oluşturulduğunu vurguladı.

Dünyada 130 ülkede bulunan Kamu Denetçiliği Kurumunun (KDK) bunlardan birisi olduğunu belirten Kırcalı, kurumun gücünü Meclisten aldığını kaydetti.

Kırcalı, KDK'nin, idarenin hizmet kalitesinin yükseltilmesine, iyi yönetim ilkesinin yerleşmesine, insan haklarının gelişmesine, hukukun üstünlüğünün sağlanmasına, hak arama kültürünün yaygınlaşmasına; şeffaf, hesap verebilir, insan odaklı bir idarenin oluşmasına katkı sağladığını dile getirerek, kurumun çalışmaları hakkında bilgi verdi.

AK Parti Afyonkarahisar Milletvekili Ali Özkaya, Anayasa Mahkemesinin AK Parti'nin temel hakları, insan haklarını, hukuk devletini öncelemesi kapsamında getirdiği bireysel başvuruyla birlikte gerçek bir yüksek mahkeme ve özgürlükler mahkemesine dönüştüğünü söyledi.

Özkaya, "Anayasa Mahkemesi bugün hukuk devletinin, insan haklarının, bireysel özgürlüklerin adeta istinatgahı olan bir mahkemeye dönüşmüş ve bu açıdan da ülkemizin hukuk ve özgürlük standartlarını yükselten bir konuma gelmiştir." değerlendirmesinde bulundu.

Anayasa Mahkemesinin önündeki ciddi sorunlardan birinin uzun yargılamayla ilgili bireysel müracaatlar olduğunu bildiren Özkaya, bu hususun yasal bir düzenlemeyle çözülmesi gerektiğini ifade etti.

Ali Özkaya, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine gitmeden Anayasa Mahkemesinin sorunları çözmesi ve hak ihlallerini düzeltmesinin kıvanç verici bir durum olduğuna değindi.

AK Parti Balıkesir Milletvekili Adil Çelik, Sayıştayın Meclis adına denetleme görevini yerine getiren çok önemli bir kurum olduğuna işaret ederek, kurumun uluslararası standartlarda tarafsızca işini yaptığını ve yapmaya devam edeceğini bildirdi.

AK Parti Ağrı Milletvekili Ekrem Çelebi, adalet sistemini ve yargı etkinliğini güçlendirmek adına büyük bir gayret sarf ederek, yeni politikalar geliştirdiklerini ve uyguladıklarını anlattı.

Temel hak ve özgürlüklerin geliştirilmesi ve sivilleşme adına yapılan değişiklikleri çok önemli gördüklerini kaydeden Çelebi, temel hak ve özgürlüklere ilişkin anlaşmaları iç hukukun parçası haline getirdiklerini, idarenin işleyişiyle ilgili şikayetleri incelemek için Kamu Denetçiliği Kurumunu kurduklarını, kişisel verilerin korunmasını ve bilgi edinmeyi temel haklar kapsamına alıp Anayasa ile güvenceye aldıklarını hatırlattı.

Çelebi, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumunu oluşturarak insan haklarının daha etkin korunmasını sağladıklarını da dile getirdi.

AK Parti Gaziantep Milletvekili Müslüm Yüksel, Yargıtayın, Türk hukuk sisteminin en köklü ve en büyük kurumlarından biri olduğuna dikkati çekerek, kurumun kuruluşundan bugüne Türk hukukuna yön verdiğini, hukuk düzeninin yerleşmesinde ve adaletin gerçekleşmesinde etkin rol oynayarak öncülük ettiğini anımsattı.

Hukuk devleti gereklerine uygun etkin ve kaliteli bir yargı hizmetiyle herkesin hukuki güvenlik, barış ve huzur içinde yaşamasının nihai amaçları olduğunu belirten Yüksel, "Ülkemizi sivil, özgürlükçü ve kuşatıcı bir anayasaya kavuşturmak için çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Geçmişten edindiğimiz tecrübelerle çağın gereği olan yeni çalışma yöntemlerini geliştirmek ve uygulamak, geleceğimizi güzel bir şekilde inşa etmemizi sağlayacaktır." görüşünü paylaştı.

AK Parti Afyonkarahisar Milletvekili İbrahim Yurdunuseven, işkenceye karşı sıfır tolerans politikası çerçevesinde insan hakkı ihlallerine hiçbir müsamaha göstermeyen Adalet Bakanlığının, kötü muamelenin yaşanmaması ve bu yöndeki iddiaların ortadan kaldırılması için tüm yasal değişiklikleri yaptığını, buna ilişkin tüm adli, idari denetim ve sivil izleme mekanizmalarını oluşturduğunu anlattı.

AK Parti İstanbul Milletvekili Serkan Bayram, Türkiye Adalet Akademisinin çalışmaları hakkında bilgi verdiği konuşmasında, "Uluslararası toplumun onurlu ve saygın bir üyesi olan ülkemizde özgürlükçü demokrasinin geliştirilmesi, temel hak ve özgürlüklerin güçlendirilmesi, hukukun evrensel değerlerinin hakim kılınması yolunda Türkiye Adalet Akademisi görev ve sorumluluklarını yerine getirmek amacıyla çalışmalarını kararlılıkla sürdürmektedir." dedi.

AK Parti Hatay Milletvekili Sabahat Özgürsoy Çelik, "İktidara geldiğimiz günden bugüne AK Partimizin bütçeleri, daima 'insanı yaşat ki devlet yaşasın' anlayışı üzerine hazırlanmış, eğitim ve sağlık bütçeleri başta olmak üzere, tüm alanlarda çok önemli artışlar sağlanmıştır. Bugün de Cumhuriyetimizin 100'üncü yılı bütçesini hazırlamanın haklı gururunu yaşıyor ve ilk günkü inanç ve azimle daha nice bütçeler hazırlayacağımıza canıgönülden inanıyorum." diye konuştu.

Çelik, Gazi Meclisin çatısı altında farklı görüşleri savunsalar da zaman zaman tansiyon yükselse de herkesin ortak gayesinin muasır medeniyetler seviyesine ulaşmış büyük Türkiye olduğuna inandığını kaydetti.

AK Parti Bursa Milletvekili Ahmet Kılıç, AK Parti hükümetleri olarak toplumun her kesimini önemsemekle birlikte gençleri bu ülkenin geleceği olduğu bilinciyle her zaman daha ayrıcalıklı bir konumda tuttuklarını ifade etti.

Gençlerin bugün büyük ideallere yürüdüğünü, hayallerini gerçekleştirmek için çalıştığını, araştırdığını ve başardığını vurgulayan Kılıç, "Gençlerimize sunduğumuz hizmetlerle onların hem hayatlarını hem de hayallerini değiştiriyoruz. Bugün sanatta, sporda, kültürde, eğitimde çok farklı bir seviyedeyiz; önceden hayalini bile kuramadığımız işleri bugün itibarıyla başarıyoruz, gerçekleştiriyoruz. Hemen her branşta yetiştirdiğimiz sporcu sayımız katbekat artıyor." sözlerini sarf etti.

AK Parti İstanbul Milletvekili Rümeysa Kadak, bir genç ve öğretmen olarak görevi başındayken PKK'lı teröristler tarafından şehit edilen öğretmenler Ayşenur Alkan, Aybüke Yalçın, Necmettin Yılmaz ve şehitleri andı.

Kadak, kendisini binlerce genç ve öğretmenin izlediğini ve takip ettiğini dile getirerek, "Ben bu öğretmenlerimizin, inançlı gençlerin, ülkenin dertlerini kendi derdi benimseyen, milleti için üreten gençlerin, teröristlerin ve terör örgütlerinin korkulu rüyası olduğuna inanıyorum." değerlendirmesinde bulundu.

İktidara geldikleri 2002'den itibaren Gençlik ve Spor Bakanlığının Doğu Anadolu'da 2 bin 947, Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde 3 bin 161 gençlik ve spor tesisini hizmete açtığını bildiren Kadak, yapılanların bir cümlede özetlenecek hizmetler olmadığını, çünkü milyonlarca gence dokunulduğunu kaydetti.

AK Parti'nin problemleri bir bir çözdüğünü ve çözmeye devam edeceğini vurgulayan Kadak, gençlerle ilgili konuların partiler üstü bir mesele olduğunu ve bunun bütün partilerce karşılık bulduğunu görmenin çok kıymetli olduğunu dile getirdi.

Kadak, ileriki yıllarda daha fazla gencin Meclise gireceğine inandığını belirterek, "Bana buradan 'büyüklerin meselesine karışmayalım' diyen sayın vekillerim dahi bence istemeye istemeye genç milletvekillerimizle aynı sıralarda görev yapacaklar, bunu da AK Parti olarak çok büyük bir gururla takip edeceğiz." görüşünü dile getirdi.

İYİ Parti milletvekilleri,  TBMM  Genel Kurulunda görüşülen Adalet Bakanlığı ile Gençlik ve Spor Bakanlığı bütçeleri üzerine söz aldı.

İYİ Parti Aksaray Milletvekili Ayhan Erel, bağımsız ve tarafsız bir yargı erkinin sağlıklı bir ekonomi sisteminin de direği olduğunu söyledi. Yargıya güvenin, ekonomik kalkınmanın ön şartı olduğunu belirten Erel, adalete, yargıya güven yoksa ekonominin de yok olacağını kaydetti. Ekonomide dönüşüm ve reform yapılması gerektiğini vurgulayan Erel, ekonomik reformun yapılabilmesi için yargıya olan güvenin tesis edilmesinin birinci öncelik olduğunu belirtti.

Yapılan araştırmalara göre, 2004 yılında yargıya güven yüzde 65 iken, bugün yüzde 33'e kadar gerilediğini öne süren Erel, vatandaşların yüzde 67'sinin yargıya güvenini yitirdiğini söyledi. Erel, "Sadece kağıt üzerinde değil, uygulanma ve teşkilatlanma bakımından da aldığı kararları yüce Türk milleti adına verebilen tarafsız ve bağımsız bir yargı sisteminin acilen kurulması gerekmektedir. Yargıya güvensizliği ortadan kaldıracak, hakim ve savcıların tarafsız, korkusuz karar vermesini sağlayacak, coğrafi teminat sözü yerine getirilmelidir." diye konuştu.

İYİ Parti Antalya Milletvekili Hasan Subaşı ise Türkiye'de 396 cezaevi bulunduğunu, 2023'te de 20 yeni cezaevi yapılmasının hedeflendiğini belirterek, 183 yeni okul binasının yapımının ise maliyet artışı nedeniyle iptal edildiğini kaydetti.

Subaşı, Avrupa Konseyi Space 2021 Raporu'na göre, 47 üye ülke arasında, en çok mahkumun olduğu ülkeler sıralamasında Türkiye'nin, Rusya'nın ardından ikinci sırada geldiğini belirtti. Hasan Subaşı, "Cezaevi kapasitesi yüzde 100 oranında tam dolu tek ülke. 19 bin 850 başvuruyla AİHM'de en çok başvuru yapan birinci ülkeyiz. En fazla hak ihlali kararı verilen ülke Türkiye'dir. Adaletsizliğin hakim olduğu ülkemizde yurttaşımız başka mecralarda hak aramak zorunda kalmıştır." diye konuştu.

İYİ Parti Antalya Milletvekili Feridun Bahşi de AK Parti hükümetlerinin kurumları asıl görevinden uzaklaştırdığını, bu kurumların başında Sayıştay'ın geldiğini savundu. Eskiden Sayıştay denetçilerinin raporlarını yazıp kurula sunduğunu, kurul eksik görürse tamamlattırdığını belirten Bahşi, son yıllarda, raporların yazımı sırasında müdahaleler geldiği yönünde duyumlar olduğunu söyledi.

Bahşi, şöyle konuştu:

"Yine bir başka duyum ise filigran sistemi. Yani Sayıştay raporlarının dışarıya sızmasını önleme amaçlı olarak, hangi bilgisayardan çıktı alındığının tespit edilmesi sistemi. Sayıştay Başkanına bu hususları sormak istiyorum: Bunlar doğru mudur? Sayıştay bir istihbarat teşkilatı haline mi getirilmiştir? Hukukun üstünlüğüne inanan her iktidar hesap verebilir, denetlenebilir olmak zorundadır. Bundan dolayı Sayıştay'ın daha etkin bir şekilde işini yapması mutlaka sağlanmalıdır."

İYİ Parti Tekirdağ Milletvekili Enez Kaplan da Kamu Denetçiliği Kurumu'nun 2013 yılından itibaren şikayet başvurularını almaya başladığını anımsattı. Sadece 2021 yılında 18 bin 843 şikayet başvurusu yapıldığı bilgisini veren Kaplan, "Bu durum kurumun, kamu kurumlarının, vatandaşın hakkını korumada yetersiz kaldığının bir göstergesi. Hak arama, şikayet ve taleplerin karşılanmasında önemli bir rolü olduğunu düşündüğüm bu kurumun, daha etkin bir işleyişe sahip olması gerektiği kanaatindeyim. Görevi vatandaşın haklarını güçlü kamu kurumlarına karşı korumak olan bu kurumun daha caydırıcı bir denetim yetkisi olması gerekmekte." diye konuştu.

Görüşmelerde söz alan CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, iktidar milletvekillerinden Genel Kurul'daki görüşmelere katılımın az olduğunu savunarak, "Uzun süre 286 milletvekilinden 4 kişiyle dinlediler, şu anda 8 arkadaş salonda; Milliyetçi Hareket Partisi'nde 48 milletvekilinden hiçbiri yoktu, şu anda 2 arkadaşımız salonda. Muhalefet partileri bütçede eleştiride bulunuyorlar. Bu bütçe kimin bütçesi? Bu bütçe, Adalet ve Kalkınma Partisi'nin, Cumhur İttifakı'nın, Recep Tayyip Erdoğan'ın başında olduğu veya tek kişilik hükümet sisteminin bütçesi. Şüphesiz o, bütçeyi grubuna emanet ederek yolluyor ama kimse yok."diye konuştu.

AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan ise "Bir görev kusuru, bir görev eksiği olsa bu millet bize yirmi bir sene bu işi yapma imkanı vermez. Sorun şu: Çok uzun bir takvim var, başka işlerimiz var, Anayasa çalışmalarımız var." yanıtını verdi. Turan, bu konuyu değerlendirirken zaman zaman Meclis'in mehabetine yakışmayan, küfürleşmeye varan kavgaların, sloganların olduğunun da değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Turan, "Kürsüdeki dinlenmeye ilişkin diğer hatiplerin de kanaatini almakta fayda var diye düşünüyorum. İnsanların buraya keyifle gelmesi lazım, saygınca gelmesi lazım, kürsüyü dinlemek için 'Muhalefet öyle bir eleştirsin ki ben not alayım' demesi lazım. Ama sadece ithamların, ilzamların olduğu bir atmosferden, takdir edin ki insanlar zaman zaman kaçarlar." dedi.

MHP Grup Başkanvekili Muhammed Levent Bülbül de MHP'nin  TBMM'de devam konusunda kendini ispata ihtiyaç duymayan bir grup olduğunu belirtti. Bülbül, şu ifadeleri kullandı:

"Milliyetçi Hareket Partisi, kanunların çıkarılış sürecinde, bütçe görüşmelerinde, diğer bütün çalışmaların içerisine etkin katılım sağlayan, büyük bir disiplinle devamlılığı temin eden bir siyasi parti grubudur. Bizler kalkıp da burada 'Görevimiz gereği şu kadar kişi olsak yeter, bunun da ötesi gereksiz' diye bakacak değiliz; bütün arkadaşlarımızın gruba devamlılığını temin etmeye çalışıyoruz. Ancak milletvekillerinin görevlerinden bir tanesi de Genel Kurulu takip etmektir, bu çok önemli bir vazifedir. 'İktidar partisi' veya 'muhalefet partisi' diye bir ayrımı yoktur, Genel Kurulu takip vazifesi açısından. İktidar iktidar görevini yaparken muhalefet de muhalefet görevini yapacaktır."

Daha sonra İYİ Parti İstanbul Milletvekili Ümit Beyaz kürsüye geldi. Beyaz ile AK Parti milletvekilleri arasında karşılıklı laf atmalar yaşandı. Tartışmanın büyümesi üzerine AK Parti ile İYİ Parti milletvekilleri arasında kavga çıktı. Kavga bir süre daha devam edince Meclis Başkanvekili Haydar Akar birleşime ara verdi. Verilen arada da devam eden kavga sırasında İYİ Parti Trabzon Milletvekili Hüseyin Örs yaralandı. Meclis revirinde müdahale edilen Örs, daha sonra ambulansla hastaneye kaldırıldı.

TBMM Genel Kurulunda, TBMM, Adalet Bakanlığı ile Gençlik ve Spor Bakanlığının 2023 yılı bütçelerinin görüşmeleri sürüyor.

MHP Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı, seçilmenin hiç kimseye hukuki imtiyaz sağlayamayacağını; demokrasi, hürriyet, insan hak ve hukukunun ihanetin bahanesi olamayacağını ve dünyanın hiçbir demokratik ülkesinin buna cevaz vermeyeceğini söyledi.

Yasama dokunulmazlığının suç işleme özgürlüğü olmadığının altını çizen Kalaycı, "Bu yasama döneminde işleme alınan yasama dokunulmazlığı tezkerelerinin sayısı yaklaşık 1800 civarındadır. TBMM suç ve suçluların sığınağı ve barınağı olamaz, olmamalıdır. Milletvekilliği dokunulmazlığı kamu vicdanının kabul edeceği makul esaslara bağlanmalıdır. Bu değişiklik yapılıncaya kadar özellikle bölücülük, terör örgütlerine yardım ve yataklık gibi iddialarla ilgili düzenlenen fezlekeler bekletilmeksizin işleme konulmalıdır." diye konuştu.

MHP'li Kalaycı, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile Meclisin yazılı soru, genel görüşme, Meclis araştırma ve soruşturması yoluyla denetim fonksiyonlarının devam ettiğini belirterek, "TBMM'de hızlı, etkin, şeffaf, katılımcı ve kaliteli bir yasama ve denetim sürecinin sağlanması için Meclis İçtüzüğü'nün mutlaka yeniden düzenlenmesi gerekmektedir. Meclis faaliyetlerinin verimli ve etkin yürütülmesi için faaliyet gösteren TBMM İdari Teşkilatı çalışanlarının mali ve sosyal haklarındaki farkları giderecek düzenlemelerin yapılması verimliliği artıracak, hakkaniyet sağlayacaktır." değerlendirmelerinde bulundu.

MHP Afyonkarahisar Milletvekili Mehmet Taytak, Kamu Denetçiliği Kurumunun sadece idareyi değil kamuoyunu ilgilendiren tüm konulara müdahale edebilmesi gerektiğini ifade etti.

Toplumu etkileyen, ruh sağlığını tehdit eden gündüz kuşağı programlarına, ahlaksızlığın dayatıldığı dizilere, denetimi daha az olan dijital platformlara ve yeni neslin kimliksiz, cinsiyetsiz ve köksüz olarak yetişmesini hedefleyen sosyal medya dayatmalarına karşı tüm kurumlarla ortak hareket edilmesi gerektiğini vurgulayan Taytak, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Dizilerde, filmlerde, magazin programlarında ve sosyal medyada paranın uşağı olması için gençlerimize dayatılan iğrenç akımlara tahammülümüz kalmamıştır. Türk milleti, sosyal medya karamsarlığına, umutsuzluğa ve sanal dilenciliğe alıştırılmak isteniyor. 3-5 beğeni fazla almak için sanal şaklabanlık yapan, toplumun sinir uçlarıyla oynayan, elinde bir mikrofon, bir kamerayla 'sokak röportajları' adı altında meydanlarda milleti birbirine sokan, birbirine kırdıran denetimsiz fenomenlerin topluma verdiği zararları kamusal olarak değerlendirmemiz gerekmektedir. Siyaset kurumu bu konuda da çok titiz hareket etmek zorundadır; sorumsuz açıklamaları ve politikalarıyla toplumumuzun ahlaki ve vicdani değerlerinin içi boşaltılmamalıdır çünkü bozulan değerler hepimizindir, gelecek nesil hepimizindir."

MHP İstanbul Milletvekili Feti Yıldız, bölücü terör örgütü PKK'nın asıl sahiplerinin kim olduğunu bütün dünyanın bildiğini, ABD bütçesinden her yıl terör örgütü PKK-PYD'ye milyonlarca dolar yardım yapıldığını ifade etti. Yıldız, "Her fırsatta Türk devletine, Türk milleti aleyhine ahlaksızca sözler sarf eden Coni, vahşet ve zulüm arıyorsa tarihine baksın. Amerikan tarihi ve Amerika Kıtası'ndaki 286 farklı köken ve halktan 100 milyon yerlinin 18'inci yüzyılın başından itibaren nasıl katledildiğine baksın. Hiçbir hormonlu sözcük, göçmenler ülkesi Amerika'nın yerli halkları katlederek kurulduğu bir ülke olduğu gerçeğini değiştiremez." dedi.

İhaneti bir meta gibi pazarlayan odakların Cumhur İttifakı aleyhine sürekli yalan haberler ürettiğini söyleyen Yıldız, şunları kaydetti:

"Duygusal olarak yoğun, dikkat çekici, büyük ölçüde görsel unsurlarla harmanlanarak hazırlanan yalan haberler demokrasiyi tahrip ediyor. Yalancılar her zaman vardı ama eskiden siyasi yalanlar ve bunu söyleyenler genellikle tereddüt ederek, kaygı duyarak, bir parça suçlulukla, en azından az mahcubiyetle dile getirirlerdi; bugün siyasi parti görünümlü yalan üretim merkezleri inşa edildi. Dezenformasyon yasası ve yalan haber karşıtı mücadele yasası tartışmalarında, Teyo Pehlivan'a, Köşk Emin'e, Kırkyalan Çapan'a rahmet okutacak sözler söylendi. Ancak biz iş birlikçilere, yeni mandacılara, terör örgütünün elinde tutsak olanlara karşı durmadan, duraksamadan kutlu yolumuza devam edeceğiz."

MHP Kocaeli Milletvekili Saffet Sancaklı, Türkiye'de futbol kulüplerine yönelik yasal düzenlemenin hayata geçirildiğini anımsatarak, bu kulüplerin yaşatılmasının önemine işaret etti.

Kulüp yöneticilerinin, bu kadar çok yabancı sporcu transfer etmelerinin gerekçesini "Avrupa kupalarında başarılı olmak ve pahalı Türk oyuncuları transfer edememek" şeklinde sıraladığını aktaran Sancaklı, son dönemde Türk futbolunun Avrupa'da hangi başarılara imza attığını sordu.

Türk futbolunun son dönemde Avrupa'da başarılı olmadığı göz önüne alındığında gerekçelerden birinin ortadan kalktığını dile getiren Sancaklı, öte yandan 30 milyona yakın genç nüfusa sahip Türkiye'de yetenekli futbolcular yetiştirilebileceğini, altyapıdan çok oyuncu çıkarsa bu kadar çok yabancı oyuncu transferinin önüne geçilebileceğini kaydetti. Sancaklı, "Futbolda altyapı seferberliği başlatmamız lazım. Bunu belli bir kurumun üzerine yüklemeye kalkarsak biraz kolaycılık olacak. Gençlik ve Spor Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Futbol Federasyonu ve yerel yönetimleri de içine alarak futbol için altyapı strateji planı hazırlamamız lazım. Hazırladıktan sonra da uygulanmasını denetlememiz lazım." diye konuştu.

Yabancı oyuncuya karşı olmadığını vurgulayan Sancaklı, "Son 5 yıla bakın; Türkiye, yaş ortalaması 30'un üzerinde bir yabancı çöplüğü haline geldi. Altyapıdaki organizasyonu kurup, yabancı ile yerliyi rekabet ettirmemiz lazım." dedi.

Saffet Sancaklı, yabancı oyuncu transferlerine yaş sınırı ve oynadığı maç sayısı gibi standartlar getirilmesi gerektiğini de söyledi.

Bu arada, Genel Kurulda çıkan kavgada yaralanan İYİ Parti Trabzon Milletvekili Hüseyin Örs'e TBMM Başkanvekili Haydar Akar ve siyasi parti gruplarınca geçmiş olsun dileğinde bulunuldu.

TBMM Başkanvekili Akar, hakaret edilmediği sürece milletvekilleri arasında laf atma olabileceğini, ancak fiziki şiddetin kabul edilebilir olmadığını belirtti.

Türkiye'ye iyi gelecek yasalara imza atmaya çalıştıklarını dile getiren Akar, "Fikirlerimizi söyleyerek yol alabiliriz ama kavga, gürültü ve şiddetle yol alma şansımız yoktur." diye konuştu.

İYİ Parti Grup Başkanı İsmail Tatlıoğlu, üzücü bir gelişmenin çok ötesinde bir olay yaşandığını ifade ederek, şöyle devam etti:

"Adeta karşı sıralarda kadrolu laf atıcılar var. Bunlar, daima laf atarak insicam bozma arzusunda olanlar. Bizim konuşmacımız daha kürsüye gelirken bu tavrı göstererek başlatılan bir olay var. Arkadaşımız şu an yoğun bakımda, tedbiren yoğun bakıma alındı. Bu biraz, siyasette son zamanlarda tırmanan şiddet dilinin Meclise yansıması ve alan bulması. Bu alan bulmasında da parti gruplarının yöneticilerinin çok önemli rolü var. TBMM Başkanı Sayın Şentop'un dünkü olaylarla ilgili yaptığı açıklamayı bu olay üzerine de tekrar değerlendirmesini ve tekrar açıklama yapmasını bekliyoruz. Biz, bu açıklamanın sadece AK Parti dışındaki gruplar için mi yapıldığı endişesini taşıyoruz çünkü bu olayın müsebbiplerinin bunu okumadığı ve anlamadığı kanaatindeyiz. Meclis Başkanlığının bu olayla ilgili tavrının sıkı takipçisi olacağız."

AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan fiili müdahale, küfür ve kavganın asla kabul edilemez olduğunu vurgulayarak, Örs için geçmiş olsun dileklerini iletti.

Benzer şeylerin dünkü görüşmelerde de yaşandığını anımsatan Turan, Meclisin mehabetine uygun davranmak ve daha dikkatli olmak gerektiğini kaydetti.

Turan, AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş'ın Hüseyin Örs'ü hastanede ziyaret ettiğini aktararak, "Durumunun iyi olduğunu yerinde öğrendiler. Tedbiren müşahede sürecinin devam ettiğini bize ifade ettiler. Tekrar Hüseyin Bey'e geçmiş olsun diyorum." ifadesini kullandı.

MHP Grup Başkanvekili Muhammed Levent Bülbül, HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş ve CHP İstanbul Milletvekili Zeynel Emre de Örs için geçmiş olsun dileğinde bulundu.

CHP Milletvekilleri, TBMM Genel Kurulunda, Meclis, Adalet Bakanlığı ile Gençlik ve Spor Bakanlığı bütçeleri üzerinde söz aldı.

CHP İzmir Milletvekili Tuncay Özkan, bütçenin okul sıralarındaki aç çocuklar için, cezaevlerindeki yoksullar için yapılması gerektiğini belirterek "Hadi gelin, hep birlikte böyle bir önerge getirin, biz bunu destekleyeceğiz. Devlet okullarında sabah kahvaltı verelim, bir meyve suyu, bir kek verelim, ekmek arası bir sandviç verelim." dedi.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Nurettin Canikli'nin bütçeyi "löp et bütçesi" olarak nitelediğini anımsatan Özkan, "Löp et bütçesinin insanlarımızın gerçekten et yiyebileceği bir bütçe haline gelebilmesi için sizden ricam şudur: Eti veya diğer giderleri bu bütçe içerisinde bir yurttaşlık hakkı olarak görelim. Hadi gelin, bütçeye bir ödenek koyalım, siz getirin öneriyi de her ay bir kilo löp eti ücretsiz verelim." diye konuştu.

CHP Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül, Adalet Bakanlığına verdikleri 2 bin 253 soru önergesinden 3'ünün süresinde, 139'unun ise süresi geçtikten sonra yanıtlandığını kaydetti. Bülbül, "Yani soru önergelerini cevaplandırma konusundaki başarınız yüzde 6. Böyle mi yasamaya saygı duyulacak?" ifadesini kullandı.

CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal, KDK'nin Türkiye'de hukuka aykırılık sebepleriyle devrim gibi kararlar verdiğini söyledi.

Baro başkanlarının Ankara'ya alınmadığını ve bu durum nedeniyle KDK'ye başvurduklarını anlatan Tanal, KDK'nin bunun hukuka aykırı olduğu yönünde karar verdiğini anımsattı. Tanal, "KDK'nin çıkaracağımız kararlarla güçlendirilmesi lazım. Resen hareket etmesi gerekiyor, dava açması gerekiyor." dedi.

CHP İstanbul Milletvekili İbrahim Kaboğlu ise Anayasa Mahkemesine 10 yılda 500 bine yakın başvuru yapıldığını söyledi.

Anayasa Mahkemesinin önünde 150 bin bireysel başvuru dosyası, 800'e yakın norm denetim başvurusu beklediğini dile getiren Kaboğlu, "Bu tablo bile başlı başına Türkiye'nin insan hakları karnesini gösteriyor. Tablo ağırdır." diye konuştu.

CHP Antalya Milletvekili Rafet Zeybek, devletin temelinin adalet olduğunu, eğer bir ülkede adalet yoksa devletinde de olmayacağını ifade etti.

Türkiye'nin uzun yıllardır yaşadığı temel sorunlarından birinin yargının bağımsız ve tarafsız olmaması olduğunu savunan Zeybek, iktidara geldiklerinde Hakimler ve Savcılar Kurulu'nu ayıracaklarını, iddia ve savunma makamını eşitleyeceklerini, hakimler ve savcıların coğrafi teminatını sağlayacaklarını iddia etti.

CHP İstanbul Milletvekili Turan Aydoğan da hakim ve savcılara coğrafi teminat taleplerini hatırlatarak "22 yıldır hakimlere coğrafi teminatı niye getiremediniz? Burada 5 parti var, bu gruplardan hiçbir tanesi hakimlere coğrafi teminata itiraz etmezdi. Niye getirmediniz? Biz getiriyoruz kabul etmiyorsunuz. Niye getirmediniz biliyor musunuz? Genel Başkan'ımızın dün burada söylediği gibi siz seçimli despotizmin bakanısınız artık." görüşünü savundu.

CHP İstanbul Milletvekili Özgür Karabat ise Sayıştay'ın halkın cebinden çıkan her kuruşun hesabını Türkiye Büyük Millet Meclisi adına sormakla yükümlü olduğunu kaydetti. Sayıştay denetimlerini engellemenin suç olduğuna dikkati çeken Karabat, "Sayıştay denetçilerini Dokuz Eylül Üniversitesine sokmayan rektör hakkında herhangi bir suç duyurusunda bulundunuz mu yoksa o Sayıştay denetçisi hakkında soruşturma mı yaptınız? Türkiye'yi yalanlarla işgal eden Pinokyo TÜİK belge sunmadığı halde, onlar hakkında denetlemeyi engellemekten suç duyurusunda bulundunuz mu? Milli İstihbarat Teşkilatı hakkında belge vermedi diye suç duyurusunda bulundunuz mu?" sözlerini sarf etti.

Karabat, Cumhurbaşkanlığı ve Spor Toto'da yedi yılda hiçbir bulgu olmadığını anlatan Karabat, "Şimdi, insanın sorası geliyor: Niye bu kurumlarda bulgular hep sıfır? Denetçi kuruma gider, rapor hazırlar, Rapor Değerlendirme Kurulu okur ve sonra o, on-line olarak sisteme girilir. Burada bir budama ustasıyla karşı karşıyayız. Koyun kırpar gibi Sayıştay raporlarını kırpan bir Sayıştay Başkanlığıyla karşı karşıyayız." diye konuştu.

CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Bulgaristan'da Hasköy Bölge Mahkemesinin, kırmızı bültenle aranan ve ülkede yakalanan Necip Hablemitoğlu suikastı zanlısı Mustafa Levent Göktaş'ın Türkiye'ye iadesini reddettiğini anımsattı.

Bulgaristan'ın Göktaş'ın iadesini Türkiye'de adil yargılama olmadığı gerekçesiyle reddettiğini söyleyen Tanrıkulu, "Bakana soruyorum: Aradan bir hafta geçti, bir kelime ettiniz mi? Her şeye konuşuyorsunuz. Soruyorum Ömer Çelik'e: Bir kelime etti mi?" dedi.

CHP Ankara Milletvekili Murat Emir yargının giderek artan oranda "iktidarın sopası" haline geldiğini öne sürdü.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yüksek yargıyı doğrudan veya dolaylı belirlediğini savunan Emir, "Yargıçlar, özellikle kritik davalarda 'Acaba saray ne istiyor? Acaba sarayın avukatları bu mahkemede müdahil mi? Acaba farklı bir karar verirsem bir yere sürülür müyüm?' diye korku içerisindeler. Maalesef bundan son derece olumsuz etkileniyoruz ve adalet sistemi çürüme noktasına gelmiş durumda." ifadelerini kullandı.

CHP Bartın Milletvekili Aysu Bankoğlu ise Türkiye'de gençlerin baskı altında olduğunu, özgür olmadığını savundu. Üniversite eğitimin niteliksiz olduğunu öne süren Bankoğlu, gençlerin diplomalarına uygun iş bulmadığını, saygı görmediğini iddia etti. Bankoğlu, "Gençler uyuşturuluyorlar ve bu ülkeden gitmek istiyorlar çünkü mutsuzlar. Saraya göre ise işsizlik yok, iş beğenmeyen genç var." dedi.

CHP Ordu Milletvekili Mustafa Adıgüzel, Yüzme Bilmeyen Kalmasın Projesi'ni eleştirdi. Pandemi döneminde portatif şişme havuzlarda 5 milyon kişiye yüzme öğretildiğinin açıklandığını aktaran Adıgüzel, "2 kişinin el ele tutuşup bir araya gelmekten imtina ettiği bir dönemde şişme havuzlarda 5 milyon kişi arkadaşlar. Peki, gerçek ne? Spor il müdürlerine talimat gitti, okullardan, nüfus müdürlüklerinden, birçok spor kulübünden listeler gitti. Bu, veri gizliliğine de aykırı. Bunların hiçbirisinin yüzme öğrendiğinden haber yok. Bu konuda hodri meydan diyorum; bu bilgileri açın, her şey ortaya dökülsün ."

Şahsı adına lehte söz alan AK Parti Adana Milletvekili Mehmet Şükrü Erdinç, insan haklarını ve mahremiyetin korunmasını temel alan bir anlayışla yargıda devrim niteliğinde işler yapıldığını söyledi.

Erdinç, "Özellikle, kişisel hak ve özgürlüklerinin önünü açarak on binlerce vatandaşımızın inancını yaşamasına engel olan başörtüsü zulmü Ak Parti döneminde ortadan kaldırılmıştır. Üniversitelerde başörtüsünü düzenleyen ve Meclis Genel Kurulunda 411 milletvekilinin oyuyla kabul edilen anayasa teklifine karşı çıkarak Anayasa Mahkemesine gidenlerin Meclisimize kanun teklifi sunmalarına da şahitlik ettik." dedi.