2013-05-27 - 15:21
Yeniçeri: "Başbakan Erdoğan dikkatleri MHP'nin mitinginden önce kendisinin yapacağı Reyhanlı ziyaretine çekmeye çalışmıştır. AKP, Reyhanlı'da Reyhanlıların olmadığı, ithal partililerle miting yapmıştır. Reyhanlı'ya civar illerden 600 otobüsle 27 bin kişi taşınmış ve 10 bin polis nezaretinde Başbakan Erdoğan, mitingi gerçekleştirmiştir"
MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri parlamentoda düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Gerekçesi ne olursa olsun hiçbir kuralsız şiddetin meşru görülemeyeceğini ifade eden Yeniçeri, terörün tek yanlı bir saldırı olduğunu, anti "asimilasyonist ya da anti inkârcılıkla" bir ilişkisi olmadığını söyledi.
"Terör örgütüne yasal olmayan örgüt; teröriste aktivist/gerilla demek, terörü terör olmaktan çıkarmaz" şeklinde konuşan Yeniçeri, "AKP'nin barış, sivil, siyaset, müzakere, demokrasi, çözüm kavramlarıyla hareket ettiğini; silah, mücadele, güvenlik, askeri çözüm kavramlarını terk ettiğini açıklamış olması Reyhanlı'daki terörist saldırıyı engellemeye yetmemiştir. Çünkü terör tek yanlı bir saldırıdır ve bir tarafın herhangi bir konu da herhangi bir terör örgütünün taleplerini yerine getirmesiyle önlenebilecek bir olgu değildir" ifadelerine yer verdi.
Terörü taviz ve pazarlığın önleyemeyeceği, aksine azdıracağı görüşünü savunan Yeniçeri, "Teröre verilen büyük taviz, iktidarın mücadele iradesinin kırıldığını gösterir. Büyük tavizlerin verildiği yerde de terör örgütünün talep ettiği küçük tavizlerin yerine getirilmemesi daha büyük tepkilere neden olur" şeklinde konuştu.
İktidar partisinin "halka PKK ve elebaşı ile yaptıkları pazarlıklar konusunda doğruları söylemediğini" kaydeden Yeniçeri, "Milletin gözünün içine baka baka, terör örgütüyle ve elebaşısıyla pazarlık yapmadığını söylüyor. Bu arada da milletin aklıyla alay eder gibi İmralı ile Kandil arasını su yoluna çevirmiş bulunuyor" dedi.
MHP'li Yeniçeri Başbakan'ın ABD gezisine de değinerek "Başbakan Erdoğan, Reyhanlı'da gerçekleştirilen kitle katliamı ve kentin büyük bir bölümünü enkaza çeviren saldırıya rağmen ABD gezisine çıkmakta bir sakınca görmemiştir" ifadelerine yer verdi.
"Başbakan Erdoğan, 52 vatandaşın ölümüne neden olan saldırı dolaysıyla Reyhanlı'ya gidişini ABD gezisi sonrasına ertelerken, aynı sıralarda İngiltere'de meydana gelen ve yalnızca bir emekli askerin ölümüne neden olan saldırı dolaysıyla Fransa'yı ziyaret etmekte olan İngiltere Başbakanı Cameron, Fransa ziyaretini yarıda keserek ülkesine dönmüştür" şeklinde konuşan Yeniçeri, "Başbakan Erdoğan, 'Reyhanlı'ya hemen gelseydim, malum çevreler farklı değerlendirmeler yapabilirdi. Bu işin istismarcıları var' diyerek fıkra gibi bir de savunma yapıyor" dedi.
Başbakan'ın Reyhanlı ziyaretini 30 Mayıs tarihinden 25 Mayıs'a aldığını hatırlatan Yeniçeri, "Çünkü 25 Mayısta MHP, Adana'da Vatan mitingi vardı. Böylece, Başbakan Erdoğan dikkatleri MHP'nin mitinginden önce kendisinin yapacağı Reyhanlı ziyaretine çekmeye çalışmıştır. AKP, Reyhanlı'da Reyhanlıların olmadığı, ithal partililerle miting yapmıştır. Reyhanlı'ya civar illerden 600 otobüsle 27 bin kişi taşınmış ve 10 bin polis nezaretinde Başbakan Erdoğan, mitingi gerçekleştirmiştir" şeklinde konuştu.
MHP'nin Adana mitingine medyanın yeteri kadar yer vermediğini kaydeden Yeniçeri, "İktidarın baskı ve yönlendirmesi altındaki medya, MHP'nin Adana'daki mahşeri kalabalıkla yapılan mitingini görmezlikten gelirken, Başbakan Erdoğan'ın Reyhanlı toplantısını saatlerce ekranlara taşımıştır" dedi.
MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri Suriye konusuna da değindi. Suriye ile ilgili olarak hükümetin "geçmiş söylemleri nedeniyle pozisyonunu kurtarma peşinde olduğunu" ileri süren Yeniçeri, "Türkiye, her geçen gün daha süratli bir biçimde Suriye Bataklığına çekiliyor. Suriye'de iç savaş giderek Sünni-Şii çatışmasına dönüşmüştür. Türkiye ile İran, Hizbullah ve Rusya, Suriye'de karşı karşıyadır" ifadelerine yer verdi.
Türkiye'nin daha fazla zaman kaybetmeden süratle Suriye politikasını gözden geçirmesi gerektiğini kaydeden Yeniçeri, Suriye'deki "kanlı bataklığın" kısa sürede kuruyacak gibi görünmediğini ifade etti.
Reyhanlı'daki "kitle katliamının" ardından "Ankara'da Çeçen davasının idealist adamlarından Metin Ünlü'nün katledildiğini" hatırlatan Yeniçeri şunları kaydetti:
"Türk medyası, kim olduğunu tam olarak bilemediğinden, tanımadığından olacak suikaste gereken önemi vermedi. Bir adam, elini kolunu sallayarak, Medet Ünlü'nün işyerine geliyor, zili çalıyor, kapıyı açan Medet Ünlü'ye kurşun yağdırıyordu. Bu saldırı; Türkiye'de sistematik biçimde devam eden Çeçenlere yönelik suikast zincirinin son halkasıydı. Daha önce Ümraniye'de İslam Canibekov, yine İstanbul'da Albay Edilsultanov, Ali Osaev gibi bir çok kişi benzer şekilde infaz edildi. Çeçenlere yönelik saldırılar son derece profesyonelce gerçekleştiriliyor. Gizli servis elemanları bu saldırıları gerçekleştirdikten sonra, Türkiye'yi terk ediyor. Türkiye'deki güvenlik birimlerine suikastların ardından açıklama, görüntü ve iddiaları dillendirmek kalıyor. Ana Muhalefet ve Muhalefet partilerine yönelik kaset komploları, Çeçen direnişlerine yönelik profesyonel saldırılar, Reyhanlı'da araçlarla yapılan bombalı saldırılardan haber alamayan bir ülkenin istihbaratı yok hükmündedir."
MHP'li Yeniçeri, Bülent Arınç'ın Manisa'daki bir açılış sırasında 10. Yıl marşı yerine Mehter Marşı ile açılmasının daha anlamlı olacağına dair sözlerini şu şekilde değerlendirdi:
"Aslında Arınç, Mehter'in Osmanlı'yı, 10.Yıl Marşının Cumhuriyeti simgelediği için marşlar arasında hiyerarşik bir tercih yapmaktadır. AKP iktidarı döneminde, -marşlar dahil- ayrışmaktan, bölünmekten ve ötekileştirilmekten nasibini almayan hiçbir değer kalmamıştır. Laik-antilaik, içen-içmeyen, türbanlı-başı açık gibi akla gelen ya da gelmeyen hemen her konuda ayrıştırılan bir Türkiye ile karşı karşıyayız. Bir toplumun bir kısmının yürekleri, Mehter Marşında ayrı, Onuncu Yıl Marşında ayrı çarpıyorsa orada duygular ortak değil demektir. Fitnenin ve bölücülüğün her çeşidine sonuna kadar kapıyı açan bir iktidar Türkiye'yi yönetiyor. İktidar sahipleri yalnız tarihi, devleti, milleti değil; etnisiteyi, mezhebi, dili, bilimi, edebiyatı, şiiri, sanatı da ayrıştırmakta bir sakınca görmemektedir.
AKP zihniyeti, Osmanlı Devleti ile Türkiye Cumhuriyetini birbirinin rakibi ve karşıtı olarak görmekte ve göstermektedirler. Bu zihniyet, Osmanlı'nın yüceliğine her fırsatta vurgu yaparken, Türkiye Cumhuriyeti tarihiyle yüzleşmekten ve hesaplaşmaktan söz etmektedir. Esasında Osmanlı Devleti, 1040 yılında kurulmuş Büyük Selçuklu Devleti'nin, Türkiye Cumhuriyeti'nin 1299 yılında kurulmuş Osmanlı Devletinin kurumları üzerinden var olmuştur. Türk jeopolitiğinde ki bin yıllık süreç içinde kurulan (Selçuklu/Osmanlı/Türkiye) her üç devlet de birbirinin devamı ve tamamlayıcısıdır."
F. Banu Doğan
Gerekçesi ne olursa olsun hiçbir kuralsız şiddetin meşru görülemeyeceğini ifade eden Yeniçeri, terörün tek yanlı bir saldırı olduğunu, anti "asimilasyonist ya da anti inkârcılıkla" bir ilişkisi olmadığını söyledi.
"Terör örgütüne yasal olmayan örgüt; teröriste aktivist/gerilla demek, terörü terör olmaktan çıkarmaz" şeklinde konuşan Yeniçeri, "AKP'nin barış, sivil, siyaset, müzakere, demokrasi, çözüm kavramlarıyla hareket ettiğini; silah, mücadele, güvenlik, askeri çözüm kavramlarını terk ettiğini açıklamış olması Reyhanlı'daki terörist saldırıyı engellemeye yetmemiştir. Çünkü terör tek yanlı bir saldırıdır ve bir tarafın herhangi bir konu da herhangi bir terör örgütünün taleplerini yerine getirmesiyle önlenebilecek bir olgu değildir" ifadelerine yer verdi.
Terörü taviz ve pazarlığın önleyemeyeceği, aksine azdıracağı görüşünü savunan Yeniçeri, "Teröre verilen büyük taviz, iktidarın mücadele iradesinin kırıldığını gösterir. Büyük tavizlerin verildiği yerde de terör örgütünün talep ettiği küçük tavizlerin yerine getirilmemesi daha büyük tepkilere neden olur" şeklinde konuştu.
İktidar partisinin "halka PKK ve elebaşı ile yaptıkları pazarlıklar konusunda doğruları söylemediğini" kaydeden Yeniçeri, "Milletin gözünün içine baka baka, terör örgütüyle ve elebaşısıyla pazarlık yapmadığını söylüyor. Bu arada da milletin aklıyla alay eder gibi İmralı ile Kandil arasını su yoluna çevirmiş bulunuyor" dedi.
MHP'li Yeniçeri Başbakan'ın ABD gezisine de değinerek "Başbakan Erdoğan, Reyhanlı'da gerçekleştirilen kitle katliamı ve kentin büyük bir bölümünü enkaza çeviren saldırıya rağmen ABD gezisine çıkmakta bir sakınca görmemiştir" ifadelerine yer verdi.
"Başbakan Erdoğan, 52 vatandaşın ölümüne neden olan saldırı dolaysıyla Reyhanlı'ya gidişini ABD gezisi sonrasına ertelerken, aynı sıralarda İngiltere'de meydana gelen ve yalnızca bir emekli askerin ölümüne neden olan saldırı dolaysıyla Fransa'yı ziyaret etmekte olan İngiltere Başbakanı Cameron, Fransa ziyaretini yarıda keserek ülkesine dönmüştür" şeklinde konuşan Yeniçeri, "Başbakan Erdoğan, 'Reyhanlı'ya hemen gelseydim, malum çevreler farklı değerlendirmeler yapabilirdi. Bu işin istismarcıları var' diyerek fıkra gibi bir de savunma yapıyor" dedi.
Başbakan'ın Reyhanlı ziyaretini 30 Mayıs tarihinden 25 Mayıs'a aldığını hatırlatan Yeniçeri, "Çünkü 25 Mayısta MHP, Adana'da Vatan mitingi vardı. Böylece, Başbakan Erdoğan dikkatleri MHP'nin mitinginden önce kendisinin yapacağı Reyhanlı ziyaretine çekmeye çalışmıştır. AKP, Reyhanlı'da Reyhanlıların olmadığı, ithal partililerle miting yapmıştır. Reyhanlı'ya civar illerden 600 otobüsle 27 bin kişi taşınmış ve 10 bin polis nezaretinde Başbakan Erdoğan, mitingi gerçekleştirmiştir" şeklinde konuştu.
MHP'nin Adana mitingine medyanın yeteri kadar yer vermediğini kaydeden Yeniçeri, "İktidarın baskı ve yönlendirmesi altındaki medya, MHP'nin Adana'daki mahşeri kalabalıkla yapılan mitingini görmezlikten gelirken, Başbakan Erdoğan'ın Reyhanlı toplantısını saatlerce ekranlara taşımıştır" dedi.
MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri Suriye konusuna da değindi. Suriye ile ilgili olarak hükümetin "geçmiş söylemleri nedeniyle pozisyonunu kurtarma peşinde olduğunu" ileri süren Yeniçeri, "Türkiye, her geçen gün daha süratli bir biçimde Suriye Bataklığına çekiliyor. Suriye'de iç savaş giderek Sünni-Şii çatışmasına dönüşmüştür. Türkiye ile İran, Hizbullah ve Rusya, Suriye'de karşı karşıyadır" ifadelerine yer verdi.
Türkiye'nin daha fazla zaman kaybetmeden süratle Suriye politikasını gözden geçirmesi gerektiğini kaydeden Yeniçeri, Suriye'deki "kanlı bataklığın" kısa sürede kuruyacak gibi görünmediğini ifade etti.
Reyhanlı'daki "kitle katliamının" ardından "Ankara'da Çeçen davasının idealist adamlarından Metin Ünlü'nün katledildiğini" hatırlatan Yeniçeri şunları kaydetti:
"Türk medyası, kim olduğunu tam olarak bilemediğinden, tanımadığından olacak suikaste gereken önemi vermedi. Bir adam, elini kolunu sallayarak, Medet Ünlü'nün işyerine geliyor, zili çalıyor, kapıyı açan Medet Ünlü'ye kurşun yağdırıyordu. Bu saldırı; Türkiye'de sistematik biçimde devam eden Çeçenlere yönelik suikast zincirinin son halkasıydı. Daha önce Ümraniye'de İslam Canibekov, yine İstanbul'da Albay Edilsultanov, Ali Osaev gibi bir çok kişi benzer şekilde infaz edildi. Çeçenlere yönelik saldırılar son derece profesyonelce gerçekleştiriliyor. Gizli servis elemanları bu saldırıları gerçekleştirdikten sonra, Türkiye'yi terk ediyor. Türkiye'deki güvenlik birimlerine suikastların ardından açıklama, görüntü ve iddiaları dillendirmek kalıyor. Ana Muhalefet ve Muhalefet partilerine yönelik kaset komploları, Çeçen direnişlerine yönelik profesyonel saldırılar, Reyhanlı'da araçlarla yapılan bombalı saldırılardan haber alamayan bir ülkenin istihbaratı yok hükmündedir."
MHP'li Yeniçeri, Bülent Arınç'ın Manisa'daki bir açılış sırasında 10. Yıl marşı yerine Mehter Marşı ile açılmasının daha anlamlı olacağına dair sözlerini şu şekilde değerlendirdi:
"Aslında Arınç, Mehter'in Osmanlı'yı, 10.Yıl Marşının Cumhuriyeti simgelediği için marşlar arasında hiyerarşik bir tercih yapmaktadır. AKP iktidarı döneminde, -marşlar dahil- ayrışmaktan, bölünmekten ve ötekileştirilmekten nasibini almayan hiçbir değer kalmamıştır. Laik-antilaik, içen-içmeyen, türbanlı-başı açık gibi akla gelen ya da gelmeyen hemen her konuda ayrıştırılan bir Türkiye ile karşı karşıyayız. Bir toplumun bir kısmının yürekleri, Mehter Marşında ayrı, Onuncu Yıl Marşında ayrı çarpıyorsa orada duygular ortak değil demektir. Fitnenin ve bölücülüğün her çeşidine sonuna kadar kapıyı açan bir iktidar Türkiye'yi yönetiyor. İktidar sahipleri yalnız tarihi, devleti, milleti değil; etnisiteyi, mezhebi, dili, bilimi, edebiyatı, şiiri, sanatı da ayrıştırmakta bir sakınca görmemektedir.
AKP zihniyeti, Osmanlı Devleti ile Türkiye Cumhuriyetini birbirinin rakibi ve karşıtı olarak görmekte ve göstermektedirler. Bu zihniyet, Osmanlı'nın yüceliğine her fırsatta vurgu yaparken, Türkiye Cumhuriyeti tarihiyle yüzleşmekten ve hesaplaşmaktan söz etmektedir. Esasında Osmanlı Devleti, 1040 yılında kurulmuş Büyük Selçuklu Devleti'nin, Türkiye Cumhuriyeti'nin 1299 yılında kurulmuş Osmanlı Devletinin kurumları üzerinden var olmuştur. Türk jeopolitiğinde ki bin yıllık süreç içinde kurulan (Selçuklu/Osmanlı/Türkiye) her üç devlet de birbirinin devamı ve tamamlayıcısıdır."
F. Banu Doğan
