2015-12-29 - 16:01
TBMM GENEL KURULU...
TBMM Genel Kurulu'nda, 12 bin 500 öğretmen kadrosu ihdasını da içeren Yükseköğretim Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Yasa Teklifi'nin birinci bölümünde yer alan 6 madde kabul edildi.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Ahmet Aydın başkanlığında toplandı.

MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, "Bugün üniversitelerde yaşananlar karşıt görüşlü öğrenci çatışması değil, terör örgütü saldırısıdır" dedi.

Gündem dışı söz alan MHP Erzurum Milletvekili Kamil Aydın, üniversite öğrencilerinin olaylar nedeniyle özgürce derslerini yapamadıklarını belirterek, bu olayların bitirilmesi noktasında Cumhurbaşkanını, İçişleri Bakanını, Mili Eğitim Bakanını ve rektörleri göreve davet ettiklerini bildirdi.

Aydın, bu olaylarda siyasi mülahazaların bir kenara bırakılması gerektiğini kaydetti.

CHP Burdur Milletvekili Mehmet Köker, Burdur'un sorunları, AK PARTİ Burdur Milletvekili Bayram Özçelik de Mehmet Akif Ersoy'un vefatının 79. yılı dolayısıyla gündem dışı konuşma yaptı.

Yerinden söz alan MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay da hükümetin üniversitede yaşanan olaylara duyarsız kaldığını, olaylara göz yumduğunu öne sürdü.

Ay yıldızlı bayrak altında yaşama iradesi gösteren, okumaktan başka kaygısı olmayan öğrencilerin hedef alındığını anlatan Akçay, "Üniversitede yaşanan olaylar karşıt görüşlü öğrenci çatışması değil, terör örgütü saldırısıdır" diye konuştu.

TBMM Genel Kurulunda, HDP'nin, Uludere olayıyla ilgili Araştırma Komisyonu kurulmasına ilişkin grup önerisi kabul edilmedi.

TBMM Danışma Kurulunda uzlaşma sağlanamaması üzerine HDP, önerisini Genel Kurula taşıdı.

Öneri üzerinde konuşan HDP İzmir Milletvekili Ertuğrul Kürkcü, sürecin her aşamasında vurulan insanların sivil olduklarının ifade edildiğini belirterek, "Genelkurmay Başkanı Necdet Özel, kendisi bizzat hava harekatı için emir verdi ve bu insanlar 'teröristtir' denilerek öldürüldü. Bugün Kürt halkının her kesiminde bu katliamın acısı yüreklerdedir" dedi.

Meclisin olaya el atmasının acil zorunluluk olduğunu ifade eden Kürkcü, "Yoksa yeniden girdiğimiz savaş ve çatışma ikliminde her yeni ölümle birlikte Roboski yarası yeniden kanamakta, devlet ile halk arasında artık bir daha ortaklık, barışma olabileceği umutlarını bir kenara bırakmakta, ruhi bir kopuş pasın demiri kemirdiği gibi halklarımız arasındaki dokuları kemirmektedir" dedi.

Olayın sorumlularının olayın gerçekleştiği tarihte Başbakan olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve dönemin Genelkurmay Başkanı Necdet Özel olduğuna zerre kadar şüphe olmadığını ileri süren Kürkcü, "Bu iki yetkili bu katliama karar vermiştir. Meclis olaya el koyduğunda, Kürt meselesinin anatomisinin bu olayda da ortaya çıktığını görecektir. Çok açıktır, Türkiye'yi yönetenler Kürt halkı ile Kürdistan devrimcileri arasında herhangi bir ayırım gözetmemektedir. Bu ayırım yoksa, karşı karşıya kaldığınız şeyin terör vakası olduğunu söylemekten vazgeçeceksiniz, bir halk isyanıyla karşı karşıya olduğunuz hakikatıyla yüzleşeceksiniz" diye konuştu.

AK PARTİ Grup Başkanvekili Naci Bostancı, sataşma gerekçesiyle söz alarak, Uludere'de yaşananların "talihsiz bir hadise" olduğunu, milletin bu acıya sahip çıktığını belirterek, "Bu insanlığın acısıdır. Sürekli acıları etnik hapishaneye sokmak iyi ve barışçı dil değil" dedi.

Türkiye'de 30 yıldır terör olduğunu dile getiren Bostancı, "Öldürülen insanlar, gözlerine bakılamayacak çocuklar var. Barış istiyorsak hepsine ilişkin kucaklayıcı dili kurmak durumundayız. Ülkede birlik ve beraberlik istiyorsak, dilimize dikkat edeceğiz. Yaşanan bu tür dramatik olaylarla ilgili elimizde hiçbir delil, ispat olmaksızın illiyet bağları kurmak ve bir tür siyasal hesap duygusuyla 'Recep Tayyip Erdoğan ile bağlantılı' gibi laflar etmek doğru değildir" diye konuştu.

Kürkcü'nün "Kürdistan devrimcileri ile Kürt halkı arasında fark yok?" cümlesinin anlamını soran Bostancı, "Kürt halkı kim? Sadece orada oturan insanların oylarını oraya getiren insanlar değil ki. Aynı zamanda Kürt halkı, çok farklı partilerden insanlara oy veren insanlar. Sizin, 'Kürdistan devrimcisi' dediğiniz teröristlerdir ve o teröristler barikatların arkasına geçtikleri için o insanlar acı çekiyor, oraları terk etmek durumunda kalıyor. Siz Kürt halkının gerçek acısını ve onlara bu acıyı yaşatan teröristleri görün" karşılığını verdi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Bekaroğlu, olayın Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en trajik olayı olduğunu belirterek, üzerinin örtüldüğünü savundu. Olaya ilişkin tüm soruların havada kaldığını ifade eden Bekaroğlu, "O gün olup biten her şeyden elbette ülkeyi yönetenler sorumludur. Mahkemeler de Meclis de onların bilgisine başvurmalıdır. Bunun gibi onlarca olay oldu, insanlar ölüyor ama Meclis susuyor, böyle bir lüksümüz yok. Bir ülkede böyle olaylar cezasız kalıyor ve üzeri örtülüyorsa o ülkede demokrasiden, insan haklarından söz edemeyiz. O ülke karanlıktan kurtulamaz" dedi.

Ülkenin karanlığa yuvarlandığını, ülkenin bir bölgesinde yaşananların Cumhuriyet tarihinde görülmediğini ifade eden Bekaroğlu, vatandaşların bir grubunun özde kabul edilmediği için bugünkü sıkıntıların yaşandığını savundu. Terörle mücadele edileceğini belirten Bekaroğlu, "Hendekleri boşaltmaya, barikatları kaldırmaya Türkiye Cumhuriyeti ve TSK'nın gücü yeter ama bunu yaparken ne kadar insan öldürürseniz öldürün meseleyi çözmüş olmayacaksanız" diye konuştu.

CHP Grup Başkanvekili Levent Gök, öneri lehindeki konuşmasında, "Roboski'de ölenler hiçbir örgüte mensup değildi. Bu biliniyordu. MİT kendisini sakladı, askerler 'görevimizi yaptık' dedi, siyasal iktidar kendini sakladı. Hepsinin içinde olduğu bir olayı tartışıyoruz. Bu grubun kaçakçı olduğu ama içinde PKK'lı üst düzey sorumlu Fehman Hüseyin'in sınırı geçeceği bilgisi alındığı için düğmeye basıldı. Hava harekatı için MGK toplantısında Genelkurmay Başkanından onay alındı. O toplantıda hangi üyeler varsa, harekattan haberdardı, ellerini ovuşturarak Hüseyin'in vurulmasını bekledi" dedi.

Dönemin İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin'in bakanlıktan ayrıldıktan sonra açıklamaları olduğunu belirten Gök, olayın tekrar Meclis tarafından ele alınmasının gerektiğini savundu.

AK PARTİ Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç, öneri aleyhinde yaptığı konuşmada, olayın herkesi derinden üzdüğünü, hiçbir vicdanın böyle bir vehameti kabul edemeyeceğini söyledi. Olayla ilgili süreci anlatan Tunç, hükümet ve ilgili bakanlıkların devreye girerek soruşturmaları başlattığını, yasama olarak da TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonunun olayı ele alarak, kapsamlı bir rapor sunduğunu hatırlattı.

CHP sıralarından kendisine laf atılması üzerine Tunç, "Failleri yargı araştıracak. Bu rapora göre kim ne yapması gerekiyorsa yapacak. Ölenlerin yakınlarına tazminat ödenmiş, eşi vefat eden 28 kadına maaş bağlanmış. Başbakanlık da bu ödemelerin dışında ayrıca 3,4 milyon lira kaynak sağlamış ve ödemeler yapmıştır. Bölgede yaşayanların geçim sıkıntısına çözüm için yeni sınır kapısı açılması Irak sıcak bakmadığı için gerçekleşmemiştir" diye konuştu.

Olayın en önemli sebebinin bölgede devam eden terör olayları olduğunu kaydeden Tunç, olayın birinci sorumlusunun PKK ve benzeri terör örgütleri olduğunu, terör bittiğinde bölgenin huzur ve sükuna kavuşacağını ifade etti. Yeniden komisyon kurulmasının, acıların tazelenmesi anlamına geleceğini savunan Tunç, benzeri olayların bir daha gerçekleşmemesi için ilgililerin terörle mücadele ederken daha dikkatli olmalarının önemli olduğunu vurguladı.

Konuşmaların ardından HDP grup önerisi kabul edilmedi.

TBMM Genel Kurulu'nda, öğretim üyeleri emeklilik yaşı, 12 bin 500 öğretmen kadrosu ihdası, er ve erbaşlar ile askeri öğrencilerin harçlıklarına zam yapılmasıyla ilgili düzenlemeleri de içeren "Torba Kanun" teklifinin görüşmelerine başlandı.

Genel Kurul'da AK PARTİ'nin Meclis çalışma saatlerine ilişkin grup önerisi görüşülerek kabul edildi.

Buna göre, Genel Kurul bugün ve yarın Yükseköğretim Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin görüşmelerinin bitimine kadar çalışacak. Teklifin görüşmelerinin yarın bitirilmesi durumunda Genel Kurul 31 Aralık Perşembe günü çalışmayacak.

Öneri üzerinde söz alan CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, teklifin "Temel Kanun" olarak getirilmesini eleştirdi.

Bunun İçtüzüğe aykırı olduğunu savunan Altay, "(Çoğunluğum var, istediğimi yaparım) anlayışı, burada anarşi, kaos, uyumsuzluk yaratır. TBMM kanun yapan yerdir, kanun çiğnenen yer değildir" dedi.

Bugün Genel Kurul açıldığında hükümet temsilcisinin bulunmadığını dile getiren Engin Altay, "Bu, yürütmenin yasamaya saygısızlığıdır" diye konuştu.
HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken de terör operasyonları ve sokağa çıkma yasaklarına ilişkin eleştirilerde bulundu.

Baluken, "Bu işler siyaset kanalıyla, diyalogla çözülür. Çatışmasızlığı hem devlete, hem PKK'ya söylüyoruz. Bizim elimizde olsa derhal çatışmasızlığa gidilmesini ve diyalog kanallarının açılmasını sağlarız" ifadelerini kullandı.

AK PARTİ Grup Başkanvekili Bülent Turan ise "temel kanun"ları kendilerinin de çok doğru bulmadıklarını, ancak teklifte yer alan konuların süre kısıtlamasından dolayı "temel kanun" olarak görüşülmek zorunda kalındığını kaydetti.

Teklif üzerinde MHP adına konuşan İstanbul Milletvekili İsmail Faruk Aksu, teklifte, yıl sonunda dolacak sürelerin uzatıldığını belirterek, öğretim üyelerine yeni kurulan üniversitelerde 72 yaşına kadar çalışma imkanı getirildiğini söyledi.

Aksu, üniversitelerin sorunlarının reformist anlayışla çözümlenmesi ve daha demokratik işleyişe kavuşturulması gerektiğini savunarak, AK PARTİ'nin üniversiteleri siyasallaştırma ve ele geçirme gayreti içinde olduğunu ifade etti.

Teklifte, askerlerle ilgili düzenlemelerini olumlu bulduklarını kaydeden Aksu, erbaşların mali haklarının da iyileştirilmesini istedi. Teklifin taşeron sistemine neşter vurmayıp ötelemeye yol açacağını ileri süren Aksu, 12 bin 500 öğretmen atamasının yeterli olmadığını söyledi.

HDP Grubu adına konuşan İstanbul Milletvekili Garo Paylan, ülkenin bir yerinde yangının sürdüğünü, insanların en temel haklarından yoksun olduğunu ifade ederek, doğudan gelen acıların batıya bir türlü ulaşmadığını söyledi. 4 yıl önce Uludere olayından 3 gün sonra ülkenin her yerinde yılbaşının kutlandığını belirten Paylan, "Bütün bünyemiz üstü örtülmüş katliamla zehirleniyor. Üstü örtülen her suçun faili devlettir. Bugün Roboski'de üstünü örttüğümüz suç devam ediyor. Roboski'nin hesabı sorulsaydı Kürt halkıyla bir empati kurulabilirdi ve bugünkü duruma belki gelmezdik.
Ancak Ermeni halkının Hrant'la ilgili yaşadığı duyguyu, Kürt halkı Roboski ile ilgili yaşıyor. Üstünü örttüğümüz sürece de duygusal kopuş emarelerinden bir tanesi Roboski olmaya devam edecek" görüşünü ileri sürdü.

Yeniden güvenlikçi politikalara başvurulduğunu savunan Paylan'ın "Ancak sizlerin, AKP Hükümeti'nin ve sarayın zorlamasıyla şu anda güvenlik kuvvetleri, Genelkurmay kendi halkını bombalıyor. Esad'ı kendi halkını bombalamakla itham edenler, bugün kendi halkını bombalıyor" sözlerine, AK PARTİ milletvekilleri tepki gösterdi. Paylan, "Yalan söylemiyorum, gidip görebilirsiniz. Gelin beraber gidelim. Fikirle cevap vermek yerine tankla topla cevap veriyorlar. Millet diyorsunuz ama 'Biz ne dersek o olacak' diyorsunuz. Sizin dediğiniz değil, saray ve bürokrat ne gönderiyorsa o oluyor" karşılığını verdi.

AK PARTİ'li bazı milletvekillerinin "saray meşru yer, Kandil gayrimeşru..." demesine Paylan, "Toplumsal talepleri duymalıyız. Yüz yıl önce Ermeni halkı, tıpkı bugün olduğu gibi demokratik özerklik talep ediyorlardı. Ancak bu talepler o günkü ceberut devlet geleneği, ilk cunta tarafından soykırımla cevaplandırıldı. Bugün Kürt halkının kendi kimlik ve yönetim anlayışı anlamında demokratikleşme talepleri var ancak bunlara da bugün tankla, topla cevap veriliyor. Demokratik özerkliği biz keşfetmedik. Pek çok ülke faşizan dönemlerden geçti, iç savaşa girdiler ve vardıkları yer demokratik özerklik oldu. Biz o acılar, ölümler yaşanmadan oraya varılmasını öneriyoruz. Nedir fikriniz, zikriniz?" diye konuştu.

AK PARTİ Grup Başkanvekili Naci Bostancı, sataşma gerekçesiyle söz alarak, "AK PARTİ ve sarayın genelkurmayı zorlayarak halkını bombalayan TSK...Bu nasıl laf? İnsan biraz gözlerini ovuşturarak oradaki gerçekliğe bakar. Ordunun mücadele ettiği oradaki halk değil, teröristtir. Teröristleri halk kılığında göstermeye kalkmayın. Esed ile Türkiye'yi mukayese etmek.... Esed'in neler yaptığından ya haberiniz yok, cahillikle böyle laf ediyorsunuz yahut da bile bile kışkırtıcı tarzda davranıyorsunuz. Ülkede çözüm sürecini başlatan AK PARTİ... Demokrasi üç-beş kişinin zorbalığı değildir, 'Ben burada özerk yönetim ilan ettim kabul edin.' Bu mudur demokrasi? Demokrasinin karşılığı Meclis'tir. Burada halkın iradesi ülkenin iradesi var. Siz de bunun parçasısınız. Lütfen ona göre yerinizi alın, olup bitenleri gerçekçi şekilde paylaşın" diye konuştu.

Paylan da sataşma gerekçesiyle söz alarak Bostancı'ya, "Hocam cehaletiniz okumakla bitmiyor maalesef. Türkiye'nin her yerinde halkın özgünlüğü var. Her özgünlüğe göre Türkiye, çözüm üretmeli. Demokratik özerklik bu bir fikirdir, buna fikirle cevap verin. Dayatma yok. Kadir Topbaş dahi şikayet etti, 'O binalara imza atmıyorum' diyor. İzmir Belediye Başkanı da şikayet ediyor. Bütün Türkiye'ye demokratik özerkliği öneriyoruz" görüşünü savundu.

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Selin Sayek Böke, teklifin içerik olarak yetersiz olduğunu belirterek, ülkenin ücret politikası olmadığını, bu nedenle her torba düzenlemede farklı bir sınıfa yönelik düzenlemeler yapıldığını söyledi. Böke, bütüncül reform anlayışıyla ülkenin asgari ücrete mahkum olmayacak düzenlemeler önerdiklerini ifade ederek, sosyal adaleti düzeltecek düzenlemelerin yapılması gerektiğini, asgari ücretten vergi alınmamasının da teklifte yer almasını istediklerini kaydetti.

"Türkiye'nin üniversite sorunu var. Bilim üreten ODTÜ ile uğraşılma gayreti, nasıl bir ülke istenildiği tablosunu ortaya koymaktadır. Türkiye'nin bir ODTÜ'ye değil, birkaç ODTÜ'ye ihtiyacı var" diyen Böke, kendisini bilimle konuşturacak üniversitelere gereksinim duyulduğunu belirtti. Bütüncül yaklaşımlara ve ODTÜ'lerden korkmayan zihniyete ihtiyaç olduğunu ifade eden Böke, üniversitelerle ilgili düzenlemelerin öğretim üyelerinin 67 yaşından sonra da çalışmasıyla sınırlı olmaması gereğini vurguladı. Özgürlüklerden korkmayan yaklaşım sergilenmesi, YÖK ile değil kendi iradeleriyle yönetilen üniversitelerin inşa edilmesini isteyen Böke, "Aziz Sancar'ların ABD'de değil, burada bilim yapmalarını sağlayalım" dedi.

AK PARTİ Grubu adına konuşan Konya Milletvekili Halil Etyemez ise AK PARTİ'nin 2002 yılından beri sessiz devrimlere imza attığını belirterek, insanı merkeze alan siyaseti benimsediklerini söyledi. Öğretmenlerin özlük ve istihdamını iyileştirmeye yönelik çalışmalar yapıldığını belirten Etyemez, Şubat ayında 30 bin öğretmen atamasının yapılacağını kaydetti.

Teklif üzerinde şahsı adına söz alan AK PARTİ Kahramanmaraş Milletvekili Uğur Dilipak, 13 yıllık AK PARTİ iktidarı döneminde eğitimde reform sayılabilecek değişiklikler yaşandığını söyledi.

Bu değişimlerden birinin atama bekleyen öğretmenlerin durumu olduğunu dile getiren Dilipak, "13 yılda 500 binin üzerinde öğretmen ataması yapıldı. Bu sayı, şu anda kadrolu olarak görev yapan öğretmenlerin yüzde 55'lik kısmına tekabül etmektedir" diye konuştu.

Dilipak, 234 bin derslik yapılarak toplam derslik sayısının 570 bine çıkartıldığını; dersliklerdeki ortalama öğrenci mevcudiyetinin 60'lardan 20'lere indirildiğini kaydetti.

CHP İstanbul Milletvekili Dursun Çiçek, er, erbaş, uzman olmasına bakılmadan harçlıkların en az asgari ücret seviyesine çıkarılması gerektiğini ifade etti.

Ordunun moralinin çok önemli olduğunu ifade eden Çiçek, "Kumpas davalarıyla ordu yıpratılırken, ülkenin Genelkurmay Başkanı terör örgütü kurmak ve yönetmekle hapsedilirken Bakanlar Kurulu ne yapıyordu? Gece Mecliste çıkarılan yasal düzenlemelerle silahlı kuvvetlerinin onurlu üyelerini paralel yargıya teslim etme dışında ne yaptı?" diye sordu.

Kırılan onurun iadesi için mutlaka iadeyi itibar yasasının çıkarılması gerektiğini dile getiren Çiçek, "Bu, Meclisin onur, vefa borcudur" dedi.

Teklifin tümü üzerinde soruları yanıtlayan Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, pek çok ilde terör saldırıları sebebiyle zarar gören, tahrip edilen okulların bulunduğunu, bu okulları en kısa zamanda onarmak, gerekirse yerine yenilerini inşa etmek üzere hazırlıklarının bulunduğunu kaydetti.

Diyarbakır'da eğitim yapılmayan okulun bulunmadığını dile getiren Avcı, "Pek çok okulumuz terör örgütü tarafından yakılıyor, yıkılıyor veya taciz ediliyor. Oralarda tedbir alıyoruz ve almaya devam edeceğiz" diye konuştu.

Avcı, Ankara Valiliğinin, "okullarda yılbaşı kutlamasını yasaklamasıyla" ilgili bilgisinin bulunmadığını, bunu araştıracağını ifade etti.

Son 10 yılda yurtlarda çok ciddi manada hem yenileştirmeler hem ilaveler yapıldığını ifade eden Avcı, Milli Eğitim Bakanlığı pansiyonlarında 2002 yılında bin 450 olan pansiyon sayısının geçen yıl 2 bin 514'e yükseldiğini söyledi.

Avcı, hiçbir öğrencinin istemediği bir okul türüne kaydedilmediğini, imam hatiplere zorla kayıt diye bir şeyin söz konusu olmadığını kaydetti.

Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz da silahlı kuvvetler mensuplarına açılan davalar nedeniyle 366 personel emekliye ayrıldığını; beraat eden toplam 205 personel ise TSK'daki görevlerine devam ettiklerini bildirdi.

Genelkurmay Başkanlığı tarafından da bu davalar nedeniyle hak kaybına uğrayan emekli ve muvazzaf personelin kayıplarının giderilmesine yönelik bir taslak çalışmanın bakanlığa intikal ettiğini ifade eden Yılmaz, "Bugün itibarıyla diğer bakanlıklara bu görüşleri sunuyoruz. O bakanlıklardan alacağımız görüşlerle birlikte bir mutabakata varıldığında Meclis Genel Kuruluna bu davalardan dolayı mağdur olanların mağduriyeti giderilecektir" dedi.

Farklı görüşlerde, farklı inançlarda, farklı etnik gruplarda olmayı veya bir yere aidiyet sahibi olmayı veya öyle hissetmeyi Türkiye'nin zenginliği olarak düşündüğünü belirten Yılmaz, "İnanç işi zorla olmaz, gönüllü olur" diye konuştu.

Başika ile ilgili bir soru üzerine de Yılmaz, şu bilgileri verdi:

"Musul Valisinin kontrolünde olan Musul Ulusal Muhafız Gücüne mensup personele Başika'da 29 Mart 2015 tarihinden itibaren eğitim verilmeye başlandı ve bugüne kadar da yaklaşık 2 bin 500 personele eğitim verildi. Sincar bölgesinde DEAŞ ile Irak Kürt Bölgesel Yönetimi arasında çatışmaların başlamasıyla birlikte Musul'a yaklaşık 25 kilometre, DEAŞ'la temas hattına 5 kilometre mesafede bulunan Başika üs bölgesindeki Türk eğiticiler ve Iraklı personele yönelik verilen eğitime karşı DEAŞ unsurlarının bir tehdit oluşturduğu düşünülerek, bu tehdidin bertaraf edilmesi için ilave bir emniyet unsurunun bölgeye intikal ettirilmesi kararlaştırılmıştır. Bu kapsamda, Başika üs bölgesinin emniyeti için ilave unsurların intikalikasım, aralık aylarında gerçekleştirilmiştir. Başika üs bölgesindeki unsurlarımız 14 Aralık 2015 tarihinde yeniden tanzim edilerek, bir kısım unsurlarımız Irak'ın kuzeyinde Bamami üssüne intikal ettirilmiştir.

Irak'ta 15'e yakın ülke eğitim vermektedir. Dolayısıyla, İspanya'nın, İtalya'nın, Amerika'nın, Portekiz'in niçin orada bulunduğunu izah edebilmek lazım. Eğer o ülkelerin orada bulunma hakkı varsa, Irak'la komşu olan Türkiye'nin de öncelikle vardır. Peki, niye çekildiniz o halde? Yaptığınız doğru bir hareket, dış güçlerin de katkısıyla bir yanlış anlaşılmaya neden olmuşsa, bu yanlış anlaşılmayı gidermek için bir yeniden tanzimin gerekliliğinin de uygun olacağı değerlendirilmiştir. DEAŞ tarafından Başika üs bölgesine yapılan saldırılar, hükümetimizin Başika'ya takviye güvenlik birlikleri göndermesinin ne kadar gerekli olduğunu göstermektedir. Türkiye'nin Başika'da bulunmasının nedeni, öncelikle Iraklıların eğitilmesi ve Irak'a huzur ve güvenliğin gelmesidir."

***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***