2012-04-10 - 16:42
MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Denizli Milletvekili Emin Haluk Ayhan, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında hükümetin açıkladığı yeni teşvik paketi hakkında değerlendirmelerde bulundu.
MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Denizli Milletvekili Emin Haluk Ayhan, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında hükümetin açıkladığı yeni teşvik paketi hakkında değerlendirmelerde bulundu.
MHP Genel Başkan Yardımcısı Ayhan, ekonomik gelişmelere değindi. Türkiye'nin 1998-2011 yılı ortalama büyüme hızının yüzde 3,9, son 10 yıllık ortalama büyüme hızının yüzde 4,7 olduğunu belirtti.
MHP'li Ayhan, iç talepte de ciddi biçimde yavaşlama işaretleri olduğunu ifade ederek, ''İhracat artışı, iç talepteki büyük düşüşü telafi etmeye çalışıyor ama yeterli değil'' dedi.
MHP'li Ayhan, Potansiyel üzerinde büyümenin, ekonomide enflasyon ve cari işlemler açığı gibi dengesizlik yarattığını, 2011 yılında Türkiye ekonomisinin yüzde 8,5 büyürken, cari işlemler açığının 77 milyar dolar ile milli gelirin yüzde 10'una ulaştığını söyledi.
MHP Genel Başkan Yardımcısı Ayhan, sözlerine şöyle devam etti:
" 2011 yılınının dördüncü çeyreğinde GSYH, piyasa beklentileri doğrultusunda yüzde 5.2 oranında. 2011 yıllık büyüme hızı yüzde 8.5 gerçekleşmiştir. Bununla birlikte TÜİK 2010 yılı GSHY büyümesini de 0.2 puan yukarı yönlü revize ederek 9.2 olarak açıklamıştır.
2011 yılında 10624 dolar olarak hedeflenen kişi başına gelir 10.444 dolar olarak gerçekleşmiştir. 2008 yılı düzeyine yeni gelinmiştir.
Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış GSYH, 2011 yılının üçüncü çeyreğinde yüzde 1.3 dördüncü çeyreğinde ise bir önceki çeyreğe göre yüzde 0.6 oranında artmıştır. Yılın dördüncü çeyreğinde ekonomik aktivitede yavaşlama gerçekleşmiştir.
Yılın dördüncü çeyreğinde katma değer tarım sektöründe yüzde 6.2 oranında artmıştır. İkinci çeyrek tarım büyümesi yüzde 4.5'den yüzde 4.2'ye revize edilmiştir.
Yurt içi talepte 2011 yılının dördüncü çeyreğinde bir daralma kaydedilmiştir. Özel tüketim ve özel sabit sermaye yatırımları artış hızında yılın son çeyreğinde önceki dönemlere göre nispi gerileme kaydedilmiştir.
Toplam yurtiçi talep; 2011 yılının dördüncü çeyreğinde yüzde 1.9 oranında artış göstermiştir. Toplam tüketim ise söz konusu dönemde yüzde 2.2 oranında artmıştır. Özel tüketimde ki artış yüzde 3.4 oranında gerçekleşmiştir.
2011 yılında net ihracatın büyümeye katkısı ise negatif 1.4 puan gerilemiştir.
Yılın dördüncü çeyreğinde özel sabit sermaye yatırımlarındaki artış yüzde 5.2 olarak gerçekleşmiştir. Özel kesim sabit sermaye yatırımlarının alt bileşenleri incelendiğinde; söz konusu dönemde, özel kesim makine teçhizat yatırımlarının yüzde 2.2, inşaat yatırımlarının ise yüzde 12.3 oranında arttığı gözlenmiştir.
Aynı dönemde kamu tüketimi yüzde 4.3 oranında azalırken, kamu sabit sermaye yatırımları yüzde 9.4 oranında azalış kaydetmiştir.
Stok değişiminin büyümeye katkısı 2011 yılının dördüncü çeyreğinde yüzde 0.4 puan olarak hesaplanmıştır.
Talep yönünden 2011 yılının dördüncü çeyreğinde GSYH'da kaydedilen yüzde 5.2 oranındaki büyümeye katkılar, özel tüketimden yüzde 2.4 puan, özel sabit sermaye yatırımından yüzde 1.1 puan olmuştur. Büyümeye kamu tüketiminin katkısı yüzde negatif 0.6 puan, kamu sabit sermaye yatırımının katkısı yüzde negatif 0.5 puan olmuştur.
2011 yılında toplam nihai yurtiçi talep yüzde 9.8 oranında artmıştır. Özel tüketim yüzde 7.7 , özel sabit sermaye yatırımları yüzde 22.8 oranında artmıştır.
2011 yılında kamu sabit sermaye yatırımları yüzde 3.2 oranında azalırken, kamu tüketimi yüzde 4.5 oranında artış kaydetmiştir.
Ülkemizin 1998-2011 yılı ortalama büyüme hızı yüzde 3.9, son 10 yıllık ortalama büyüme hızı yüzde 4.7'dir.
Uzun dönemli ortalamam büyüme hızlarından yola çıkılırsa ülkemizin potansiyel büyüme hızının yüzde 4-5 arası olduğu anlaşılmaktadır.
Dolayısıyla 2010 ve 2011 yıllarında yüzde 9'lardaki büyüme hızı potansiyelin üzerinde büyümelerdir.
Potansiyelin üzeninde büyüme ekonomide enflasyon ve cari işlemler açığı gibi dengesizlik yaratmaktadır.
Nitekim, 2011 yılında Türkiye ekonomisi yüzde 8,5 büyürken, cari işlemler açığı 77 milyar dolara, mili gelirin yüzde 10'una ulaşmıştır.
Enflasyon hedefi yüzde 5 iken, gerçekleşme yüzde 10,4 olmuştur. Büyümede dünya rekoru kırıldığı gibi cari açık ve enflasyonda da dünya rekoru kırılmıştır.
Tasarruf seviyemiz tarihi en düşük seviyelere gerilemiştir. 2011 yılında yüzde 12'ye gerilemiştir. Yetersiz tasarruf nedeniyle hızlı büyümenin finansmanı yurtdışı borçlanmalarla ve kredilerle sağlanmıştır. Alınan önlemlere rağmen kredilerin yıllık artışı yüzde 30 olmuştur.
2002 yılında 130 milyar dolar olan dış borçlar 2011 yılında 310 milyar dolara yükselmiştir. 2002 yılında 16 milyar dolar olan kısa vadeli dış borçlar 2011 yılında 89 milyar dolara ulaşmıştır. Döviz rezervlerimiz kısa vadeli dış borçları karşılayamaz durumdadır.
Son beş yılda ekonomi ortalama yüzde 3,5 büyürken, yılda ortalama 735 bin kişiye istihdam yaratmıştır. Son beş yılda işgücü yılda ortalama 800 bin kişi artmıştır.
İşsizlik oranının sabit kalması için her yıl işgücüne katılan 800 bin kişiye iş sağlamamız gerekiyor. Dış finansmana bağlı olarak 2011 yılında hızlı büyüyen ekonomi, 2012 yılında bu hızda büyüyemeyecektir. Ne yazık ki 2012 yılının ilk çeyreğine ilişkin öncü göstergeler büyümeye dair olumlu sinyaller vermemektedir.
Tarımdaki istihdam ve verim ise adeta basında yer alan şekliyle bilmeceye, diğer bir ifade ile çok bilinmeyenli denkleme dönüşmüştür.
Geçen yıl tarımdaki istihdam artışının tarımdaki üretim artışının üç katını bulması, 2010 Yılında tarımda istihdam başına verimliliğin ciddi biçimde düşmesine rağmen, 2011 Yılında istihdam artışının devamının ekonomik olarak açıklanmasının nasıl yapılabildiği soru işaretleri basında ciddi olarak sorgulanmaktadır.
Sanayi üretimi Ocak ayında yüzde 1,5 arttı. Sanayi üretimi 2011 yılında yüzde 8,9, 2006-2011 sanayi üretimi ortalama yıllık artışı yüzde 4,3'tür. Ortalamalara bakıldığında sanayi üretiminin Ocak ayında ciddi biçimde ivme kaybettiğini görüyoruz.
Şubat ve Mart ayları da çok olumlu değil. İmalat sanayi kapasite kullanım oranı yılın ilk üç ayında yüzde 73,6 seviyesinde gerçekleşmiş. Geçen yılın aynı dönemine göre hiç bir artış yok.50'nin altı üretimde daralmayı işaret eden PMI verileri (satın alma yöneticileri endeksi) Ocak ayında 50'nin üzerindeyken, Şubat ve Mart aylarında 50'nin hemen altında gerçekleşti.
Sanayi üretimi, kapasite kullanımı ve PMI verileri yılın ilk çeyreğinde ekonomide ciddi bir yavaşlamaya işaret ediyor. Üretimdeki yavaşlama dış talepten mi iç talepten mi kaynaklandı? Dış talep- İhracatın Ocak ve Şubat ayları toplam artışı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 12,9. Geçen yıl ihracat yüzde 18,5 artmıştı. İhracat bir miktar hız kesmiş gözüküyor. AB pazarlarındaki daralmayı diğer pazarlarla telafi ederek ihracat artışını sürdürüyoruz. TİM verilerine göre Mart ihracat artışı yüzde 8,1 seviyesinde.
İç talep - Ciddi biçimde yavaşlama işaretleri var. İthalat ilk iki ayda geçen yılın aynı dönemine göre sadece yüzde 3,7 artmıştır. Tüketim malları ithalatı yüzde 18,5 daralmıştır. Krediler yavaşlıyor. Yıllık bireysel kredi artış hızı 23 Mart haftasında yüzde 23,6'ya gerilerken, geçen yıl sonuna göre artış sadece yüzde 1,6 olmuştur.
İç talep neden yavaşladı? TCMB'nin 2011 yılı son çeyreğinden itibaren para politikasını sıkılaştırması, küresel ekonomideki sorunlarla dış finansman imkanının yavaşlaması bu gelişmede etkili olmuştur.İhracat artışı iç talepteki büyük düşüşü telafi etmeye çalışıyor ama yeterli değil.
Sanayi üretimi Şubat ayında yüzde 4,4 arttı. Ocak ayında yüzde 1,5 artmıştı. Böylece Ocak-Şubat dönemi ortalama artışı geçen yıla göre yüzde 2,9 oluyor.Sanayi üretimi 2011 yılında yüzde 8,9 artmıştı. 2005-2011 yılı ortalama sanayi artışı yüzde 4.Dolayısıyla bu yılın ilk çeyreğinde bariz bir yavaşlama var."
Bir gazetecinin ''Yeni teşvik paketini uygulanabilir ve gerçekçi buluyor musunuz-'' sorusuna Ayhan, konuyla ilgili olarak hafta içinde basın toplantısı düzenleyeceğine işaret ederek, ''Yeni Teşvik paketi, akordu bozuk piyano gibi. Konuyla, Ekonomi Bakanlığı'nın ilgili birimi sorumlu ama diğer bakanlar da çok istekliler. Bakanlar, konuyla ilgili farklı bilgiler veriyorlar'' diye konuştu. (16:42)
MHP Genel Başkan Yardımcısı Ayhan, ekonomik gelişmelere değindi. Türkiye'nin 1998-2011 yılı ortalama büyüme hızının yüzde 3,9, son 10 yıllık ortalama büyüme hızının yüzde 4,7 olduğunu belirtti.
MHP'li Ayhan, iç talepte de ciddi biçimde yavaşlama işaretleri olduğunu ifade ederek, ''İhracat artışı, iç talepteki büyük düşüşü telafi etmeye çalışıyor ama yeterli değil'' dedi.
MHP'li Ayhan, Potansiyel üzerinde büyümenin, ekonomide enflasyon ve cari işlemler açığı gibi dengesizlik yarattığını, 2011 yılında Türkiye ekonomisinin yüzde 8,5 büyürken, cari işlemler açığının 77 milyar dolar ile milli gelirin yüzde 10'una ulaştığını söyledi.
MHP Genel Başkan Yardımcısı Ayhan, sözlerine şöyle devam etti:
" 2011 yılınının dördüncü çeyreğinde GSYH, piyasa beklentileri doğrultusunda yüzde 5.2 oranında. 2011 yıllık büyüme hızı yüzde 8.5 gerçekleşmiştir. Bununla birlikte TÜİK 2010 yılı GSHY büyümesini de 0.2 puan yukarı yönlü revize ederek 9.2 olarak açıklamıştır.
2011 yılında 10624 dolar olarak hedeflenen kişi başına gelir 10.444 dolar olarak gerçekleşmiştir. 2008 yılı düzeyine yeni gelinmiştir.
Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış GSYH, 2011 yılının üçüncü çeyreğinde yüzde 1.3 dördüncü çeyreğinde ise bir önceki çeyreğe göre yüzde 0.6 oranında artmıştır. Yılın dördüncü çeyreğinde ekonomik aktivitede yavaşlama gerçekleşmiştir.
Yılın dördüncü çeyreğinde katma değer tarım sektöründe yüzde 6.2 oranında artmıştır. İkinci çeyrek tarım büyümesi yüzde 4.5'den yüzde 4.2'ye revize edilmiştir.
Yurt içi talepte 2011 yılının dördüncü çeyreğinde bir daralma kaydedilmiştir. Özel tüketim ve özel sabit sermaye yatırımları artış hızında yılın son çeyreğinde önceki dönemlere göre nispi gerileme kaydedilmiştir.
Toplam yurtiçi talep; 2011 yılının dördüncü çeyreğinde yüzde 1.9 oranında artış göstermiştir. Toplam tüketim ise söz konusu dönemde yüzde 2.2 oranında artmıştır. Özel tüketimde ki artış yüzde 3.4 oranında gerçekleşmiştir.
2011 yılında net ihracatın büyümeye katkısı ise negatif 1.4 puan gerilemiştir.
Yılın dördüncü çeyreğinde özel sabit sermaye yatırımlarındaki artış yüzde 5.2 olarak gerçekleşmiştir. Özel kesim sabit sermaye yatırımlarının alt bileşenleri incelendiğinde; söz konusu dönemde, özel kesim makine teçhizat yatırımlarının yüzde 2.2, inşaat yatırımlarının ise yüzde 12.3 oranında arttığı gözlenmiştir.
Aynı dönemde kamu tüketimi yüzde 4.3 oranında azalırken, kamu sabit sermaye yatırımları yüzde 9.4 oranında azalış kaydetmiştir.
Stok değişiminin büyümeye katkısı 2011 yılının dördüncü çeyreğinde yüzde 0.4 puan olarak hesaplanmıştır.
Talep yönünden 2011 yılının dördüncü çeyreğinde GSYH'da kaydedilen yüzde 5.2 oranındaki büyümeye katkılar, özel tüketimden yüzde 2.4 puan, özel sabit sermaye yatırımından yüzde 1.1 puan olmuştur. Büyümeye kamu tüketiminin katkısı yüzde negatif 0.6 puan, kamu sabit sermaye yatırımının katkısı yüzde negatif 0.5 puan olmuştur.
2011 yılında toplam nihai yurtiçi talep yüzde 9.8 oranında artmıştır. Özel tüketim yüzde 7.7 , özel sabit sermaye yatırımları yüzde 22.8 oranında artmıştır.
2011 yılında kamu sabit sermaye yatırımları yüzde 3.2 oranında azalırken, kamu tüketimi yüzde 4.5 oranında artış kaydetmiştir.
Ülkemizin 1998-2011 yılı ortalama büyüme hızı yüzde 3.9, son 10 yıllık ortalama büyüme hızı yüzde 4.7'dir.
Uzun dönemli ortalamam büyüme hızlarından yola çıkılırsa ülkemizin potansiyel büyüme hızının yüzde 4-5 arası olduğu anlaşılmaktadır.
Dolayısıyla 2010 ve 2011 yıllarında yüzde 9'lardaki büyüme hızı potansiyelin üzerinde büyümelerdir.
Potansiyelin üzeninde büyüme ekonomide enflasyon ve cari işlemler açığı gibi dengesizlik yaratmaktadır.
Nitekim, 2011 yılında Türkiye ekonomisi yüzde 8,5 büyürken, cari işlemler açığı 77 milyar dolara, mili gelirin yüzde 10'una ulaşmıştır.
Enflasyon hedefi yüzde 5 iken, gerçekleşme yüzde 10,4 olmuştur. Büyümede dünya rekoru kırıldığı gibi cari açık ve enflasyonda da dünya rekoru kırılmıştır.
Tasarruf seviyemiz tarihi en düşük seviyelere gerilemiştir. 2011 yılında yüzde 12'ye gerilemiştir. Yetersiz tasarruf nedeniyle hızlı büyümenin finansmanı yurtdışı borçlanmalarla ve kredilerle sağlanmıştır. Alınan önlemlere rağmen kredilerin yıllık artışı yüzde 30 olmuştur.
2002 yılında 130 milyar dolar olan dış borçlar 2011 yılında 310 milyar dolara yükselmiştir. 2002 yılında 16 milyar dolar olan kısa vadeli dış borçlar 2011 yılında 89 milyar dolara ulaşmıştır. Döviz rezervlerimiz kısa vadeli dış borçları karşılayamaz durumdadır.
Son beş yılda ekonomi ortalama yüzde 3,5 büyürken, yılda ortalama 735 bin kişiye istihdam yaratmıştır. Son beş yılda işgücü yılda ortalama 800 bin kişi artmıştır.
İşsizlik oranının sabit kalması için her yıl işgücüne katılan 800 bin kişiye iş sağlamamız gerekiyor. Dış finansmana bağlı olarak 2011 yılında hızlı büyüyen ekonomi, 2012 yılında bu hızda büyüyemeyecektir. Ne yazık ki 2012 yılının ilk çeyreğine ilişkin öncü göstergeler büyümeye dair olumlu sinyaller vermemektedir.
Tarımdaki istihdam ve verim ise adeta basında yer alan şekliyle bilmeceye, diğer bir ifade ile çok bilinmeyenli denkleme dönüşmüştür.
Geçen yıl tarımdaki istihdam artışının tarımdaki üretim artışının üç katını bulması, 2010 Yılında tarımda istihdam başına verimliliğin ciddi biçimde düşmesine rağmen, 2011 Yılında istihdam artışının devamının ekonomik olarak açıklanmasının nasıl yapılabildiği soru işaretleri basında ciddi olarak sorgulanmaktadır.
Sanayi üretimi Ocak ayında yüzde 1,5 arttı. Sanayi üretimi 2011 yılında yüzde 8,9, 2006-2011 sanayi üretimi ortalama yıllık artışı yüzde 4,3'tür. Ortalamalara bakıldığında sanayi üretiminin Ocak ayında ciddi biçimde ivme kaybettiğini görüyoruz.
Şubat ve Mart ayları da çok olumlu değil. İmalat sanayi kapasite kullanım oranı yılın ilk üç ayında yüzde 73,6 seviyesinde gerçekleşmiş. Geçen yılın aynı dönemine göre hiç bir artış yok.50'nin altı üretimde daralmayı işaret eden PMI verileri (satın alma yöneticileri endeksi) Ocak ayında 50'nin üzerindeyken, Şubat ve Mart aylarında 50'nin hemen altında gerçekleşti.
Sanayi üretimi, kapasite kullanımı ve PMI verileri yılın ilk çeyreğinde ekonomide ciddi bir yavaşlamaya işaret ediyor. Üretimdeki yavaşlama dış talepten mi iç talepten mi kaynaklandı? Dış talep- İhracatın Ocak ve Şubat ayları toplam artışı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 12,9. Geçen yıl ihracat yüzde 18,5 artmıştı. İhracat bir miktar hız kesmiş gözüküyor. AB pazarlarındaki daralmayı diğer pazarlarla telafi ederek ihracat artışını sürdürüyoruz. TİM verilerine göre Mart ihracat artışı yüzde 8,1 seviyesinde.
İç talep - Ciddi biçimde yavaşlama işaretleri var. İthalat ilk iki ayda geçen yılın aynı dönemine göre sadece yüzde 3,7 artmıştır. Tüketim malları ithalatı yüzde 18,5 daralmıştır. Krediler yavaşlıyor. Yıllık bireysel kredi artış hızı 23 Mart haftasında yüzde 23,6'ya gerilerken, geçen yıl sonuna göre artış sadece yüzde 1,6 olmuştur.
İç talep neden yavaşladı? TCMB'nin 2011 yılı son çeyreğinden itibaren para politikasını sıkılaştırması, küresel ekonomideki sorunlarla dış finansman imkanının yavaşlaması bu gelişmede etkili olmuştur.İhracat artışı iç talepteki büyük düşüşü telafi etmeye çalışıyor ama yeterli değil.
Sanayi üretimi Şubat ayında yüzde 4,4 arttı. Ocak ayında yüzde 1,5 artmıştı. Böylece Ocak-Şubat dönemi ortalama artışı geçen yıla göre yüzde 2,9 oluyor.Sanayi üretimi 2011 yılında yüzde 8,9 artmıştı. 2005-2011 yılı ortalama sanayi artışı yüzde 4.Dolayısıyla bu yılın ilk çeyreğinde bariz bir yavaşlama var."
Bir gazetecinin ''Yeni teşvik paketini uygulanabilir ve gerçekçi buluyor musunuz-'' sorusuna Ayhan, konuyla ilgili olarak hafta içinde basın toplantısı düzenleyeceğine işaret ederek, ''Yeni Teşvik paketi, akordu bozuk piyano gibi. Konuyla, Ekonomi Bakanlığı'nın ilgili birimi sorumlu ama diğer bakanlar da çok istekliler. Bakanlar, konuyla ilgili farklı bilgiler veriyorlar'' diye konuştu. (16:42)
