2011-09-29 - 12:59
CHP GRUP BAŞKANVEKİLİ EMİNE ÜLKER TARHAN VE ANKARA MİLETVEKİLİ GÜLSÜN BİLGEHAN'IN BASIN TOPLANTISI...
CHP Grup Başkanvekili Emine Ülker Tarhan, ''daha önce yapılan anayasa değişikliğiyle kadına yönelik pozitif ayrımcılık getireceğini söyleyenlerin, kadına yönelik şiddete ivme kazandırdığını'' savundu.
CHP Grup Başkanvekili Emine Ülker Tarhan, ''daha önce yapılan anayasa değişikliğiyle kadına yönelik pozitif ayrımcılık getireceğini söyleyenlerin, kadına yönelik şiddete ivme kazandırdığını'' savundu.

Tarhan, CHP Ankara Milletvekili Gülsün Bilgehan ile ''Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi'nin Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi'' hakkında TBMM'de basın toplantısı düzenledi.

Anayasa değişikliği yapıldığını anımsatan Tarhan, anayasa referandumu sonrası, bugünkü uygulamalarla, Türkiye'de demokratik hukuk devleti tanımının bir aşınmaya uğradığını öne sürdü.

''Deniz Feneri uygulamalarını, yargıçlar üzerindeki baskıları, iktidarın işaret etmediği kararı veren savcı, yargıcın nasıl gözdağıyla korkutulmaya çalışıldığını görüyoruz'' diyen Tarhan, anayasa değişikliğiyle hangi noktaya gelindiğini bildiklerini söyledi.

''Anayasa değişikliğiyle kadına yönelik pozitif ayrımcılık getireceğini söyleyenlerin, kadına yönelik şiddete ivme kazandırdığını'' ileri süren Tarhan, anayasa değişikliği sonrasında her gün bir ya da birden çok kadının öldürüldüğünü, vücut bütünlüğüne ağır müdahalelerde bulunulduğunu anlattı.

Tarhan, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Kadınlarla ilgili olarak şunları görüyoruz; sürekli karşı cinsi tahrik ettiği imasıyla toplumsal yaşamdan kadınlar geri çekilmeye ve adeta görünmez olmaya zorlanıyorlar. Kentlerimiz çocuk gelin ve çocuk annelerle dolduruluyor. Kadının tercihlerine hiç değinmeden, kadınlara en az üç çocuk nasihat edilir, ikinci sınıf statü atfeden emirlerle eve kapatılıp, üretim ve yaşamdan kopartılırken, kadın -erkek eşitliğine inanmadığını söyleyen bir Başbakan tarafından yönetilen ülkemizde, artık kadın bugün itibariyle tabeladan indirildi.''

CHP'li Tarhan, ''HSYK'nın, ilk uygulamasının yüksek yargıda kadın temsilini yüzde 36'dan yüzde 2'ye indirmek olduğunu ve kadının tecavüzcüsüyle evlenmesini önerdiğini'' ileri sürerek, şöyle devam etti:

''HSYK ancak birden çok tecavüzcü bulunması halinde, adaleti hangi tecavüzcüyle evlenerek sağlayacağını henüz çözememiş anlaşılan. Kadının kimlik ve iradesini yok sayan, zora dayalı olarak dersinin verilmesini örtülü olarak destekleyen, tecavüzcüsü bile olsa erkekler tarafından kontrol altında tutulmalarını sağlayan bir zihniyet ülkemizde egemen olmaktayken... Bağlayıcı metinlerin uygulanabilir olmasını sağlayan şey, yani zihniyet değişikliği, kadını bir nesne olarak görmekten vazgeçmektir; asıl yapmamız gereken budur.''

CHP Ankara Milletvekili Gülsün Bilgehan da teklifi hakkında bilgi verdi.

Terörün, son günlerde özellikle kadınları hedef aldığını, terörden en çok kadınların etkilendiğini belirten Bilgehan, şehit cenazelerine gitmenin kendilerini çok üzdüğünü söyledi. Bir kadın milletvekili olarak şehit cenazelerine gitmekten, ailelerin karşısında mahcup düşmekten utanç duyduğunu kaydeden Bilgehan, ''Kadın milletvekillerinin görevi, o cenazelere katılmak değil, engellemek'' dedi.

Bilgehan, kadının sadece aile içindeki rolüyle gündemde olduğunu ancak özellikle boşanmış, aile dışına çıkmış kadınlara yönelik şiddetin çok daha fazla olduğunu belirtti.

Avrupa Konseyi bünyesinde hazırlanan sözleşmenin, 7 Nisan 2011'de aralarında Türkiye'nin de bulunduğu 13 ülke tarafından imzalandığına işaret eden Bilgehan, kadınlara yönelik şiddeti önlemeye yönelik çok kapsamlı bir sözleşme olduğunu söyledi. Bilgehan, sözleşmeye göre, devletin, kadınlara yönelik şiddette sorumluluk aldığını, verilecek tazminatlarda ciddi yükümlülükler altına girdiğini anlattı.

Sözleşmenin, kadına yönelik şiddeti önlemek için yasalar çıkarma, tazminat verme zorunluluğu getirdiğini belirten Bilgehan, ''Sözleşme, kadına karşı şiddetin nedenlerini, şiddetten korunma amaçlı olarak alınacak yasal ve diğer önlemleri ayrıntılı biçimde açıklamakta, mağdurların ve çocukların hukuki, tıbbi, psikolojik, ekonomik olarak korunmaları, eğitilmeleri, güçlendirilmeleri için bütün tedbirleri almanın devletin görevi olduğunu açıkça kabul etmektedir'' diye konuştu.

Bilgehan, devletin mağdurlara maddi yardım yapması, gerektiğinde tazminat ödemesine ilişkin düzenlemelerin yer aldığı sözleşmenin, çekincesiz olarak onaylanmasını istedi.

Ülker'e, Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç'ın, ABD Büyükelçisi'ne, siyasi parti davaları, askerlerin sivil mahkemede yargılanmaları gibi konularda bilgi verdiğine yönelik haberler anımsatıldı.

Kılıç'ın, büyükelçiyle konuştuğunu doğruladığını ifade eden Ülker, ''Hukukçu olmasa dahi yasalar gereği yargıç olan birinin, elindeki bir dosyaya ilişkin olarak ABD Büyükelçisi'ne bilgi vermesini onursuzluk sayarım. Zaten kendisi de onursuzluk saymış'' dedi.

Ülker, BDP milletvekillerinin 1 Ekimde Meclise geleceğinin anımsatılması üzerine, parlamentonun her konunun çözüm platformu olduğunu ifade etti. (12:53)