2021-03-03 - 23:59
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Haydar Akar başkanlığında toplandı. Genel Kurulda, Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin birinci bölümünde yer alan 12 madde kabul edildi.
Meclis Başkanvekili Akar, üç milletvekiline gündem dışı söz verdi.
AK Parti Afyonkarahisar Milletvekili İbrahim Yurdunuseven "gizemli şehir Afyonkarahisar", CHP İstanbul Milletvekili İbrahim Özden Kaboğlu "1921 Teşkilatı Esasiye Kanunu'nun 100. yılı" ve HDP Ağrı Milletvekili Abdullah Koç, "Ağrı'nın ekonomik ve sosyal sorunları" konularında gündem dışı konuşmalar yaptılar.
TBMM Genel Kurulu'nda, Meclis Başkanvekili Haydar Akar, grup başkanvekillerine söz verdi.
İYİ Parti Grup Başkanvekili Müsavat Dervişoğlu, Çin'in Uygur Türklerine yönelik baskılarına değindi. BM kayıtlarına göre 1 milyon Müslüman Türk'ün toplama kamplarında tutulduğunu vurgulayan Dervişoğlu, "Zalim Çin yönetiminin bütün insani değerleri yok sayan, hak ve hürriyetleri ayaklar altına alan büyük bir saldırısıyla karşı karşıyayız. Bu bir insan avıdır ve hedefinde yalnızca Türklük ve Uygur Türkleri vardır." diye konuştu.
Doğu Türkistanlı insanların akla gelmez yöntemlerle katledildiğine ve bu zulümlere karşı çaresiz olduklarına dikkati çeken Dervişoğlu, şunları kaydetti:
"Neredesiniz, her fırsatta kendisini Türk milliyetçiliğinin temsilcisi ilan edenler? Neredesiniz, Kudüs'te ve Mısır'da Müslümanlara yapılanları kendilerine kırmızı çizgi ilan eden AK Parti yetkilileri? Neredesiniz, kendilerini Müslüman olarak gören İslam ülkelerinin yetkilileri? Neredesiniz Türk cumhuriyetleri? Doğu Türkistan için 22 ülkeden ortak bildiri yayımlandı? Neden içlerinde bir İslam ülkesi yok. Neden içlerinde hiçbir Türk cumhuriyeti ve Türkiye yok? İYİ Parti olarak bu tablodan mustaribiz. Hiç kimse timsah gözyaşları dökmesin, herkes elini taşın altına koysun."
HDP Grup Başkanvekili Hakkı Saruhan Oluç ise TÜİK şubat ayı enflasyon rakamlarına değinerek, açıklanan verilerin "hormonlu veriler" olduğunu ileri sürdü.
TÜİK başkanlarının sürekli değiştirildiğini belirten Oluç, "TÜİK başkanlarını ne kadar değiştirirseniz değiştirin, tutmuyor. Aralarında akademisyen ve ekonomistlerin de bulunduğu Enflasyon Araştırma Grubu'nun açıkladığı veriler, TÜİK verilerinin iki katı oranında. TÜİK verilerinin, gerçekleri yansıtmadığını herkes biliyor." ifadesini kullandı.
CHP Grup Başkanvekili Engin Altay da 3 Mart 1924 tarihinde en önemli devrim kanunlarının yapıldığını söyledi. Bu tarihin, dünyaya, hem laik hem de Müslüman olunacağının gösterildiği bir tarih olduğunu vurgulayan Altay, Gazi Mustafa Atatürk başta olmak üzere devrim kanununda emeği geçen herkesi minnet ve rahmetle andığını dile getirdi.
Rusya'dan alınan S-400 hava savunma sistemine de değinen Altay, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar'ın açıklamalarının tam tersi açıklamalar yapıldığını ileri sürdü.
Altay, "S-400 meselesiyle ilgili Milli Savunma Bakanı ve saray sözcülerinin açıklamalarından hangisine inanacağız? S-400'lere verilen 2 veya 2,5 milyar dolar para bu Meclis'in hazırladığı bütçeden sağlanıyor. Harcanan paranın akıbetini öğrenmek ve bunu denetlemek, parti ayrımı yapmadan bütün milletvekillerinin, tarih ve milletimize karşı sorumluluğudur." değerlendirmesinde bulundu.
AK Parti Grup Başkanvekili Cahit Özkan ise AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak reform yapmaya devam ettiklerini vurgulayarak, "18 yıldır yaptığımız yasal ve anayasal reformlar, hamdolsun ülkemizin demokratik standartlarını yükseltmiştir. Avrupa Konseyi müktesebatıyla uyumlu, milletimizin hak ettiği, hukukun üstünlüğü anlayışına uygun nice mesafeler aldık." dedi.
AB müktesebatını, milletin hakkı olduğu için adım adım hayata geçireceklerini ifade eden Özkan, atılan adımlarda, toplumun tüm kesimlerinden destek beklediklerinin altını çizdi.
Diyarbakır HDP il binası önünde çocuklarına kavuşmak için eylem yapan Diyarbakır annelerinin durumuna da değinen Özkan, "Bu eylemlerinin 550. günündeyiz. Diyarbakır annelerinin kutlu mücadelesini destekliyor, yanlarında olduğumuzu bilmelerini istiyoruz. Evlat acısıyla yanan Diyarbakır anneleri, küçük yaşlarda dağa kaçırılan evlatlarının nöbetini tutmaktadır. Kürt kadınları, PKK'nın genç yaşlarda dağa kaçırdığı yavrularının acılarını kuşaktan kuşağa aktaracaktır." diye konuştu.
TBMM Genel Kurulunda, Finansman, Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin görüşmeleri devam ediyor.
Teklifin birinci bölümü üzerinde İYİ Parti Grubu adına söz alan Denizli Milletvekili Yasin Öztürk, Tasarrufa Dayalı Faizsiz Finansman Sistemi'nin son yıllarda hızla yaygınlaştığını dile getirdi.
Alt gelir gruplarıyla faize karşı hassas olan vatandaşların daha çok bu sistemi tercih ettiğini kaydeden Öztürk, "Sistem bugüne kadar başıboş bir şekilde, hiçbir sermaye, yeterlilik, lisans belgesi ve izin şartı aranmaksızın kendi kendilerine kurulup, kontrolsüzce büyümüştür. Şirket sayılarının hızla çoğalması riskleri artırmış ve mağdur sayıları da artmıştır. Mağdurların sesinin yükselmesi ve hızla çoğalmasının da iktidarı bir düzenleme yapmak zorunda bıraktığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, bu kanun teklifinin hazırlanmasında çok geç kalınmıştır." değerlendirmesinde bulundu.
MHP Konya Milletvekili Esin Kara ise uzun vadeli ekonomik büyümenin sürdürülebilmesi için yurt içi ve yurt dışı tasarruflarının kilit rol oynadığını belirtti.
Tasarrufa dayalı finansman düşüncesinin 1775 yılında İngiltere'de kurulan yapı tasarruf sandıklarıyla ilk defa kamu kurumuna kavuştuğunu dile getiren Kara, bu sistemin Türkiye'de 30 yılı aşkın süredir halk arasında "el birliği sistemi" adıyla uygulandığını belirtti.
Bu sistemin faiz kavramına mesafeli yaklaşan vatandaşların tercih ettiği bir sistem olduğuna dikkati çeken Kara, "Sisteme katılım arttıkça büyümektedir. Büyüyen sistem içerisinde gözle görünür sorunlar yaşanmasa da tasarruf amacıyla katılan vatandaşların hukuki olarak güvence altına alınması amacıyla bazı düzenlemelere ihtiyaç duyulmaktadır. Çünkü olası bir mağduriyet zinciri bir yandan sisteme olan güveni yıkarken diğer yandan tasarruflarını kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalan vatandaşlar ortaya çıkaracaktır. O nedenle görüşmekte olduğumuz teklifle, sistemin getirebileceği olası mağduriyetlerin önüne geçilmesi hedeflenmektedir." ifadelerini kullandı.
HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu da kanun teklifinin özü itibarıyla vatandaşların faizsiz taşıt ve konut kredileri sağlayan şirketlerle ilgili bir düzenlemeyi içerdiğini söyledi.
Düzenlemeyle şirketler üzerinde BDDK denetiminin sağlanmasının öngörüldüğünü vurgulayan Kenanoğlu, "Kanun teklifini, faizsiz finans alanında bir denetleme mekanizması, bir kontrol mekanizması oluşturması açısından destekliyoruz. Eksiklikleri olsa da doğru bir tekliftir, olması gereken bir şeydir." diye konuştu.
CHP Kocaeli Milletvekili Tahsin Tarhan, geç kalınmış, mağdurlar oluşturduktan sonra önlem alınmamış ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ağzından çıkan bir kelimeyle acele yazılmış bir yasayla karşı karşıya olduklarını iddia etti.
Tarhan, "Faizsiz kazanç vaadiyle, ev ve otomobil hayaliyle vatandaşın hem inancını hem sıkıntılı maddi koşullarını kendi çıkarlarına uygun kullanmaya çalışan finansman şirketleri ülkemizde yıllardır faaliyet göstermektedir. Küçük ölçekli kuruluşlarla sayısı 300'ü buluyor. Yaklaşık 1 milyon vatandaşımız birikimini bu firmalara emanet ediyor. Hiçbirinin eylemleri, ne koşullarda çalıştıkları, nasıl kazanç sağladıkları, gelirlerini nereye harcadıkları bilinmiyor." görüşünü savundu.
AK Parti Konya Milletvekili Ziya Altunyaldız ise istikrarlı ve sürdürülebilir bir büyüme performansının en önemli anahtarlarından birinin yurt içi tasarruflar olduğunu belirtti.
Türkiye'deki kamu ve özel sektörünün artan tasarruf eğiliminin birçok ülkeye kıyasla daha iyi bir seviyede olduğuna dikkati çeken Altunyaldız, "Dünya Bankası verilerine göre, toplam tasarrufların milli gelire oranına baktığımız zaman, ülkemizde yüzde 26 olan tasarruf oranı Fransa ve İspanya'da yüzde 23, Avustralya'da yüzde 22, İtalya'da yüzde 21 ve ABD'de ise yüzde 19 seviyesinde gözükmektedir." şeklinde konuştu.
Eleştirilere cevap veren TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Mustafa Elitaş, şu anda sistemde kayıtlı yaklaşık 272 bin kişinin olduğunu dile getirdi.
Konuyla ilgili kanunun ilk defa 1991 yılında çıktığını kaydeden Elitaş, "1991 yılında bir firma hayata geçmiş, 1992 yılında da ikinci bir firma takip etmiş. 1992 yılından 2016 yılına kadar 2 firma sektörü domine etmiş. Arkasından 2016 yılında çıkan bir firmayla birlikte, yeni yeni firmalar devreye girmeye başlamış. 1991 yılı ve 2018 yılı sonuna kadar kurulan firma sayısı 9. 1991'de 1, 1992'de 1, 2016'da 1, 2017'de 1 firma, 2018 yılında da 5 firma devreye girmiş." dedi.
İmza sahibi milletvekillerinin uzun süredir konuyla ilgili detaylı çalıştıklarına işaret eden Elitaş, şöyle konuştu:
"2019 ve 2020 yılında kurulmuş 25 firmanın bir saadet zincirini beraberinde getirmemesi, bu sektörün disipline edilebilmesi için bu kanun teklifini ortaya koyduk. Siyasi partilerin temsilcisi milletvekili arkadaşlarımız da aynı fikirdeler. Yani 1991 ve 2017 yılları arasında bu kadar olağanüstü bir şikayet yok. Şikayetlerin bir kısmı teslimatın geciktirildiği, organizasyon ücretlerinin iade edilmediğiyle ilgili. Yani buradaki şikayetler sözleşmeden kaynaklanan durumdan ortaya çıkıyor.
Bu düzenlemeyi yeni kurulan şirketlerin saadet zinciri oluşturmasını engellemek adına yapıyoruz. Burada yapılan, sistemin kötülüğünden, bugüne kadar yürüyen sistemin kötü oluşmasından değil, 'bundan sonra kötülükler olabilir mi?' endişesi için biz bunu BDDK'nin denetimi altına almaya çalışıyoruz."
Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin birinci bölümünde yer alan 12 madde, TBMM Genel Kurulunda kabul edildi.
Kabul edilen maddelere göre, Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu'na, kurulması öngörülen tasarruf finansman faaliyetine ilişkin yapı ve süreçlerin daha iyi anlaşılabilmesi için "organizasyon ücreti", "tahsisat", "tasarruf finansman faaliyeti" ile "tasarruf fon havuzu" gibi kavramlar eklenecek.
Genel Kurulda kabul edilen önerge doğrultusunda yapılan değişikliğe göre, "organizasyon ücreti", müşterilerin tasarruf finansman sözleşmesi kapsamında tasarruf finansman faaliyeti ve tasarruf fon havuzunun yönetimi karşılığında ödeyecekleri tutar olarak tanımlanacak.
"Tahsisat", tasarruf finansman sözleşmesi uyarınca, tahsisata hak kazanılmasına ilişkin koşulların yerine gelmesi şartıyla müşterinin tasarruf birikimlerinin ve sözleşme kapsamında taahhüt edilen finansman tutarının müşterinin, mirasçısının veya vekilinin konut, çatılı iş yeri veya taşıt edinmesi amacıyla satıcı konumundaki üçüncü kişilere hesaben ödenmesini kapsayacak.
"Tasarruf finansman faaliyeti", bir sözleşme kapsamında önceden belirlenen koşulların gerçekleşmesi şartıyla konut, çatılı iş yeri veya taşıtın edinimi için faizsiz finansman esaslarına göre belirli bir süre tasarruf edilmesi, müşterilere finansman kullandırılması ve toplanan tasarrufların yönetimini içerecek.
"Tasarruf fon havuzu" ise belirli bir dönemde tasarruf finansman şirketi nezdindeki birikmiş tasarruflar ve finansman geri ödemelerinden oluşan tutarlar toplamından, tahsisat olarak verilmiş tutarlar ile tasarruf geri ödemelerinin düşülmesinden sonra kalan tutarı tanımlayacak.
Tasarruf finansman şirketlerinin, denetim ve gözetime elverişli, faaliyetlerini emin ve güvenilir şekilde icra edebilecek, sektörde güven ve istikrara zarar vermeyecek bir ortaklık yapısına, iyi yönetime, yeterli mali güce, gerekli organizasyon yapısına sahip olması amaçlanıyor. Bu kapsamda söz konusu şirketlerin kuruluş izinleri, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun (BDDK) en az 5 üyesinin aynı yöndeki oyuyla verilecek.
Tasarruf finansman şirketlerinin asgari sermaye tutarı 100 milyon lira olarak düzenlenecek ve BDDK'ye belli standart ve sınırlamalar getirme yetkisi verilecek.
Tasarruf finansman şirketleri yalnızca konut, çatılı iş yeri veya taşıt ediniminden doğan borçları finanse edebilecek. Bu şirketler, tasarruf finansman sözleşmeleri dışında finansman sağlayamayacak ve yalnızca yurt içinde tescil edilmiş konut veya taşıt alımlarını finanse edebilecek.
Tasarruf finansman şirketlerinin birleşme, devir, bölünme ve iradi tasfiyeleri; BDDK'nin denetiminde, mevcut yükümlülüklerini yerine getirebileceğine ilişkin bir plan sunması, müşterilerine olan finansman yükümlülükleri dahil olmak üzere tüm yükümlülüklerinin yerine getirilmesi şartıyla gerçekleşebilecek. Bu şirketler, tasfiye sürecinde yeni müşteri edinemeyecek, sunulan plana uyulmaması veya söz konusu işlemlerin müşteri hak ve menfaatlerini zarara uğratacağının tespiti halinde BDDK kararıyla iradi tasfiye izni iptal edilecek.
Şirketlerin aktif kalitesinin ve gelir-gider dengesinin bozulması dolayısıyla öz kaynaklarının faaliyetlerin emin şekilde yürütülmesine engel olacak şekilde bozulması ya da şirket yönetimlerinin basiretsizliği nedeniyle maruz kalınan risklerin önemli ölçüde artması veya mali bünyeyi zayıflatabilecek şekilde yoğunlaşması hallerinden birinin BDDK'ce tespit edilmesi halinde şirketten ilave tedbirler alması istenebilecek.
Tasarruf finansman şirketleri, tasfiyeleri halinde tasarruf sahiplerine ödenmek üzere, tahsil ettikleri organizasyon ücretlerinin binde beşini gelir hesaplarından ayırmak zorunda olacak. BDDK, bu oranı firma bazında üç katına kadar artırmaya ve uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkili olacak.
Kanun teklifiyle Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu'na, "tasarruf finansman sözleşmesi" başlıklı madde eklenecek.
Maddeyle, tasarruf finansman sözleşmesinin kapsamı belirlenecek. Müşteri, sözleşme imzalanmasını takip eden 14 gün içinde herhangi bir gerekçe göstermeksizin cayma hakkına sahip olacak. Bu durumda katılım bedeli dahil tüm tasarruf geri ödenecek.
Müşteri, tasarruf finansman sözleşmesinin tasarruf dönemi bitimine kadar sözleşmede fesih hakkına sahip olacak. Bu kapsamda katılım bedeli şirkette kalacak, diğer tasarrufları geri ödenecek.
Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu'na, tasarruf finansman faaliyetinin kapsamını belirleyen madde eklenecek. Bu kapsamda şirket fon havuzunu kendi operasyonel hesaplarından ayırmak zorunda olacak. Fon havuzundaki paralar amacı dışında kullanılamayacak ve haczedilemeyecek. Şirketler, faizsiz esaslara göre faaliyet gösterecek.
Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Birliğinin ismi "Finansal Kurumlar Birliği" olarak değiştirilecek ve varlık yönetim şirketleri ile BDDK gözetim ve denetimine tabi diğer kuruluşlardan uygun görülenler Birliğe üye olabilecek.
Teklifle, tasarruf finansman müşterilerinin sözleşme fesih ve sözleşmeden cayma haklarını kullanmaları durumunda birikimlerinin iade edilmesini engelleyen kişilere yönelik ve zimmet suçu işleyen tasarruf finansman şirketi yönetici ve mensuplarına yönelik adli ceza hükümleri de düzenleniyor.
Bu kapsamda cayma ve sözleşme fesih hakkına aykırı işlem yapılması halinde, 62 bin 500 liradan az olmamak üzere aykırılık oluşturan işlem tutarının 5 katına kadar, "tasarruf finansman sözleşmesi" kapsamında aykırı işlem yapılması halinde ise 25 bin liradan 50 bin liraya kadar idari para cezası uygulanacak.
BDDK'nin ilgili Cumhuriyet Başsavcılığını muhatap talebi üzerine, sulh ceza hakimince, dava açılması halinde davaya bakan mahkemece iş yerlerinin faaliyetleri ve reklamları geçici olarak durdurulacak, ilanları toplatılacak.
Bu aykırılıkların internet ortamında gerçekleşmesi halinde BDDK tarafından içeriğin çıkarılması veya erişimin engellenmesi kararı verilebilecek. Karar uygulanmak üzere Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumuna gönderilecek.
İzinsiz tasarruf finansman faaliyetinde bulunan şirketler hakkında Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu tasfiye kararı verebilecek.
Alınması gereken izinleri almaksızın tasarruf finansman faaliyetlerinde bulunan kişiler, 2 yıldan 5 yıla kadar hapis ve 5 bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılacak.
Teklifle, Kanuna "Tasarrufların çekilmesini engellemek" başlıklı yeni bir madde ekleniyor.
Sözleşme imzalanmasını takip eden 14 gün içinde cayma hakkını kullanan müşteriye organizasyon ücreti dahil, aldığı tutarın tamamını 14 gün içinde iade etmeyen, fesih hakkını kullanan müşteriye belirlenen süre içinde toplam birikim tutarını iade etmeyen veya sözleşmeyi tek taraflı fesheden şirketler, 6 aydan 2 yıla kadar hapis ve 500 güne kadar adli para cezası ile cezalandırılacak.
Kanun teklifinin görüşmeleri sırasında söz alan HDP Ankara Milletvekili Filiz Kerestecioğlu, İnsan Hakları Eylem Planı'nda, haber sınırlarını aşmayan veya eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamalarının soruşturma konusu olmaması için hakim, savcı ve kolluk görevlilerine düzenli eğitim verilmesinin yer aldığını belirterek, "Tepede birisi var, sürekli yargıya talimat veriyor, 'Elinizi kaldırın, elinizi indirin. Gereğini yaparız, gereğini yapın.' Erdoğan'ı kim eğitecek? Siyasette de 'HDP'yi kapatacağız, hukuken de kapatacağız.' diyen Cahit Özkan'ı kim eğitecek? Hakimi, savcıyı eğitmişsiniz ne fayda. Sonuçta tepeden bu talimatlar geldikten sonra hakim, savcı eli kolu bağlı duruyor." ifadelerini kullandı.
AK Parti Grup Başkanvekili Cahit Özkan, HDP'li Kerestecioğlu'nun sözlerine cevap verirken, hukuk devleti ilkeleri ve kuvvetler ayrılığının anayasal düzen içerisinde işlediğini vurguladı.
Türkiye'de, gelişmiş demokrasilerde bile bulunmayan uygulamaların bulunduğuna işaret eden Özkan, "Avrupa'da şu anda, 15 Temmuz gibi bir hain darbe teşebbüsüne muhatap olmamış, çukur terörüyle karşı karşıya kalmamış ve 17-25 Aralık, Gezi kalkışması gibi süreçleri görmemiş bir ülkede bile, bizim ülkemizde var olan özgürlükler bulunamıyor. Bundan sonra siyaset bilimi fakültelerinde, yüzlerce yıl boyunca üst üste seçimlerde galip olmuş, millete büyük hizmetler etmiş, milletin mahrumiyet yıllarını telafi etmiş liderimiz Recep Tayyip Erdoğan anlatılacaktır." diye konuştu.
HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş ise "Sayın Özkan 'Gelişmiş demokrasilerde olmayan şeyler yapıyoruz.' dedi. Kırk yıl düşünsem katılacağımı düşünmezdim, şu noktada katılıyorum, hiçbir gelişmiş demokraside 79 yaşındaki kadınlar gözaltına alınıp tutuklanmıyor, eli kolu olmayan engelliler bu pandemi döneminde ölüme mahkum edilmiyor." sözlerini sarf etti.
CHP Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu, hayvan yem fiyatları ile gıda sektöründeki fahiş fiyatlara değinerek yanında bulundurduğu küspe, ayçiçeği, ham ayçiçek yağı ve sıvı yağı kürsüden gösterdi.
HDP Bingöl Milletvekili Erdal Aydemir, bir somun ekmek ile sırada bekleyen insanların bulunduğu fotoğrafları göstererek, söz konusu kişilerin bayat etmek kuyruğunda beklediğini öne sürdü. Daha sonra kuru soğanları gösteren Aydemir, AK Parti'li milletvekillerinin bu ürünü tanımadıklarını savundu.
İYİ Parti Isparta Milletvekili Aylin Cesur, kanun teklifinin gecikmiş bir düzenleme olduğunu dile getirerek, "Bu düzenlemeleri eğer siz baştan yapsaydınız birikimlerini kaybeden vatandaşlarımızın da vebalini almazdınız. 'İyi de vatandaş niye riske girdi de bu tür bir finansman yönetimini seçti?' diyorsanız; ekonomiyi hasta ettiniz ve bir türlü de sağlığına kavuşturamadınız ondan." dedi.
CHP İzmir Milletvekili Sevda Erdan Kılıç, görüşülen kanun teklifini, ileriye dönük ve geneli itibarıyla olumlu gördüklerini belirterek, "Teklif, geçmiş yıllara yayılmış ve binlerce vatandaşımızı mağdur etmiş finanszede sorununu kalıcı biçimde çözmekten uzaktır. Yıllarca insanlar bir umut hayatlarını düzelteceklerine, araba, ev sahibi olacaklarına inanmışken maddi kayıpları bir yana büyük hayal kırıklıklarına uğramışlardır." şeklinde konuştu.
Meclis Başkanvekili Haydar Akar, teklifin birinci bölümünde yer alan maddelerin kabul edilmesinin ardından birleşime ara verdi. Aradan sonra komisyonun yerinde olmaması üzerine Akar, birleşimi bugün saat 14.00'te toplanmak üzere kapattı.
AK Parti Afyonkarahisar Milletvekili İbrahim Yurdunuseven "gizemli şehir Afyonkarahisar", CHP İstanbul Milletvekili İbrahim Özden Kaboğlu "1921 Teşkilatı Esasiye Kanunu'nun 100. yılı" ve HDP Ağrı Milletvekili Abdullah Koç, "Ağrı'nın ekonomik ve sosyal sorunları" konularında gündem dışı konuşmalar yaptılar.
TBMM Genel Kurulu'nda, Meclis Başkanvekili Haydar Akar, grup başkanvekillerine söz verdi.
İYİ Parti Grup Başkanvekili Müsavat Dervişoğlu, Çin'in Uygur Türklerine yönelik baskılarına değindi. BM kayıtlarına göre 1 milyon Müslüman Türk'ün toplama kamplarında tutulduğunu vurgulayan Dervişoğlu, "Zalim Çin yönetiminin bütün insani değerleri yok sayan, hak ve hürriyetleri ayaklar altına alan büyük bir saldırısıyla karşı karşıyayız. Bu bir insan avıdır ve hedefinde yalnızca Türklük ve Uygur Türkleri vardır." diye konuştu.
Doğu Türkistanlı insanların akla gelmez yöntemlerle katledildiğine ve bu zulümlere karşı çaresiz olduklarına dikkati çeken Dervişoğlu, şunları kaydetti:
"Neredesiniz, her fırsatta kendisini Türk milliyetçiliğinin temsilcisi ilan edenler? Neredesiniz, Kudüs'te ve Mısır'da Müslümanlara yapılanları kendilerine kırmızı çizgi ilan eden AK Parti yetkilileri? Neredesiniz, kendilerini Müslüman olarak gören İslam ülkelerinin yetkilileri? Neredesiniz Türk cumhuriyetleri? Doğu Türkistan için 22 ülkeden ortak bildiri yayımlandı? Neden içlerinde bir İslam ülkesi yok. Neden içlerinde hiçbir Türk cumhuriyeti ve Türkiye yok? İYİ Parti olarak bu tablodan mustaribiz. Hiç kimse timsah gözyaşları dökmesin, herkes elini taşın altına koysun."
HDP Grup Başkanvekili Hakkı Saruhan Oluç ise TÜİK şubat ayı enflasyon rakamlarına değinerek, açıklanan verilerin "hormonlu veriler" olduğunu ileri sürdü.
TÜİK başkanlarının sürekli değiştirildiğini belirten Oluç, "TÜİK başkanlarını ne kadar değiştirirseniz değiştirin, tutmuyor. Aralarında akademisyen ve ekonomistlerin de bulunduğu Enflasyon Araştırma Grubu'nun açıkladığı veriler, TÜİK verilerinin iki katı oranında. TÜİK verilerinin, gerçekleri yansıtmadığını herkes biliyor." ifadesini kullandı.
CHP Grup Başkanvekili Engin Altay da 3 Mart 1924 tarihinde en önemli devrim kanunlarının yapıldığını söyledi. Bu tarihin, dünyaya, hem laik hem de Müslüman olunacağının gösterildiği bir tarih olduğunu vurgulayan Altay, Gazi Mustafa Atatürk başta olmak üzere devrim kanununda emeği geçen herkesi minnet ve rahmetle andığını dile getirdi.
Rusya'dan alınan S-400 hava savunma sistemine de değinen Altay, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar'ın açıklamalarının tam tersi açıklamalar yapıldığını ileri sürdü.
Altay, "S-400 meselesiyle ilgili Milli Savunma Bakanı ve saray sözcülerinin açıklamalarından hangisine inanacağız? S-400'lere verilen 2 veya 2,5 milyar dolar para bu Meclis'in hazırladığı bütçeden sağlanıyor. Harcanan paranın akıbetini öğrenmek ve bunu denetlemek, parti ayrımı yapmadan bütün milletvekillerinin, tarih ve milletimize karşı sorumluluğudur." değerlendirmesinde bulundu.
AK Parti Grup Başkanvekili Cahit Özkan ise AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak reform yapmaya devam ettiklerini vurgulayarak, "18 yıldır yaptığımız yasal ve anayasal reformlar, hamdolsun ülkemizin demokratik standartlarını yükseltmiştir. Avrupa Konseyi müktesebatıyla uyumlu, milletimizin hak ettiği, hukukun üstünlüğü anlayışına uygun nice mesafeler aldık." dedi.
AB müktesebatını, milletin hakkı olduğu için adım adım hayata geçireceklerini ifade eden Özkan, atılan adımlarda, toplumun tüm kesimlerinden destek beklediklerinin altını çizdi.
Diyarbakır HDP il binası önünde çocuklarına kavuşmak için eylem yapan Diyarbakır annelerinin durumuna da değinen Özkan, "Bu eylemlerinin 550. günündeyiz. Diyarbakır annelerinin kutlu mücadelesini destekliyor, yanlarında olduğumuzu bilmelerini istiyoruz. Evlat acısıyla yanan Diyarbakır anneleri, küçük yaşlarda dağa kaçırılan evlatlarının nöbetini tutmaktadır. Kürt kadınları, PKK'nın genç yaşlarda dağa kaçırdığı yavrularının acılarını kuşaktan kuşağa aktaracaktır." diye konuştu.
TBMM Genel Kurulunda, Finansman, Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin görüşmeleri devam ediyor.
Teklifin birinci bölümü üzerinde İYİ Parti Grubu adına söz alan Denizli Milletvekili Yasin Öztürk, Tasarrufa Dayalı Faizsiz Finansman Sistemi'nin son yıllarda hızla yaygınlaştığını dile getirdi.
Alt gelir gruplarıyla faize karşı hassas olan vatandaşların daha çok bu sistemi tercih ettiğini kaydeden Öztürk, "Sistem bugüne kadar başıboş bir şekilde, hiçbir sermaye, yeterlilik, lisans belgesi ve izin şartı aranmaksızın kendi kendilerine kurulup, kontrolsüzce büyümüştür. Şirket sayılarının hızla çoğalması riskleri artırmış ve mağdur sayıları da artmıştır. Mağdurların sesinin yükselmesi ve hızla çoğalmasının da iktidarı bir düzenleme yapmak zorunda bıraktığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, bu kanun teklifinin hazırlanmasında çok geç kalınmıştır." değerlendirmesinde bulundu.
MHP Konya Milletvekili Esin Kara ise uzun vadeli ekonomik büyümenin sürdürülebilmesi için yurt içi ve yurt dışı tasarruflarının kilit rol oynadığını belirtti.
Tasarrufa dayalı finansman düşüncesinin 1775 yılında İngiltere'de kurulan yapı tasarruf sandıklarıyla ilk defa kamu kurumuna kavuştuğunu dile getiren Kara, bu sistemin Türkiye'de 30 yılı aşkın süredir halk arasında "el birliği sistemi" adıyla uygulandığını belirtti.
Bu sistemin faiz kavramına mesafeli yaklaşan vatandaşların tercih ettiği bir sistem olduğuna dikkati çeken Kara, "Sisteme katılım arttıkça büyümektedir. Büyüyen sistem içerisinde gözle görünür sorunlar yaşanmasa da tasarruf amacıyla katılan vatandaşların hukuki olarak güvence altına alınması amacıyla bazı düzenlemelere ihtiyaç duyulmaktadır. Çünkü olası bir mağduriyet zinciri bir yandan sisteme olan güveni yıkarken diğer yandan tasarruflarını kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalan vatandaşlar ortaya çıkaracaktır. O nedenle görüşmekte olduğumuz teklifle, sistemin getirebileceği olası mağduriyetlerin önüne geçilmesi hedeflenmektedir." ifadelerini kullandı.
HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu da kanun teklifinin özü itibarıyla vatandaşların faizsiz taşıt ve konut kredileri sağlayan şirketlerle ilgili bir düzenlemeyi içerdiğini söyledi.
Düzenlemeyle şirketler üzerinde BDDK denetiminin sağlanmasının öngörüldüğünü vurgulayan Kenanoğlu, "Kanun teklifini, faizsiz finans alanında bir denetleme mekanizması, bir kontrol mekanizması oluşturması açısından destekliyoruz. Eksiklikleri olsa da doğru bir tekliftir, olması gereken bir şeydir." diye konuştu.
CHP Kocaeli Milletvekili Tahsin Tarhan, geç kalınmış, mağdurlar oluşturduktan sonra önlem alınmamış ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ağzından çıkan bir kelimeyle acele yazılmış bir yasayla karşı karşıya olduklarını iddia etti.
Tarhan, "Faizsiz kazanç vaadiyle, ev ve otomobil hayaliyle vatandaşın hem inancını hem sıkıntılı maddi koşullarını kendi çıkarlarına uygun kullanmaya çalışan finansman şirketleri ülkemizde yıllardır faaliyet göstermektedir. Küçük ölçekli kuruluşlarla sayısı 300'ü buluyor. Yaklaşık 1 milyon vatandaşımız birikimini bu firmalara emanet ediyor. Hiçbirinin eylemleri, ne koşullarda çalıştıkları, nasıl kazanç sağladıkları, gelirlerini nereye harcadıkları bilinmiyor." görüşünü savundu.
AK Parti Konya Milletvekili Ziya Altunyaldız ise istikrarlı ve sürdürülebilir bir büyüme performansının en önemli anahtarlarından birinin yurt içi tasarruflar olduğunu belirtti.
Türkiye'deki kamu ve özel sektörünün artan tasarruf eğiliminin birçok ülkeye kıyasla daha iyi bir seviyede olduğuna dikkati çeken Altunyaldız, "Dünya Bankası verilerine göre, toplam tasarrufların milli gelire oranına baktığımız zaman, ülkemizde yüzde 26 olan tasarruf oranı Fransa ve İspanya'da yüzde 23, Avustralya'da yüzde 22, İtalya'da yüzde 21 ve ABD'de ise yüzde 19 seviyesinde gözükmektedir." şeklinde konuştu.
Eleştirilere cevap veren TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Mustafa Elitaş, şu anda sistemde kayıtlı yaklaşık 272 bin kişinin olduğunu dile getirdi.
Konuyla ilgili kanunun ilk defa 1991 yılında çıktığını kaydeden Elitaş, "1991 yılında bir firma hayata geçmiş, 1992 yılında da ikinci bir firma takip etmiş. 1992 yılından 2016 yılına kadar 2 firma sektörü domine etmiş. Arkasından 2016 yılında çıkan bir firmayla birlikte, yeni yeni firmalar devreye girmeye başlamış. 1991 yılı ve 2018 yılı sonuna kadar kurulan firma sayısı 9. 1991'de 1, 1992'de 1, 2016'da 1, 2017'de 1 firma, 2018 yılında da 5 firma devreye girmiş." dedi.
İmza sahibi milletvekillerinin uzun süredir konuyla ilgili detaylı çalıştıklarına işaret eden Elitaş, şöyle konuştu:
"2019 ve 2020 yılında kurulmuş 25 firmanın bir saadet zincirini beraberinde getirmemesi, bu sektörün disipline edilebilmesi için bu kanun teklifini ortaya koyduk. Siyasi partilerin temsilcisi milletvekili arkadaşlarımız da aynı fikirdeler. Yani 1991 ve 2017 yılları arasında bu kadar olağanüstü bir şikayet yok. Şikayetlerin bir kısmı teslimatın geciktirildiği, organizasyon ücretlerinin iade edilmediğiyle ilgili. Yani buradaki şikayetler sözleşmeden kaynaklanan durumdan ortaya çıkıyor.
Bu düzenlemeyi yeni kurulan şirketlerin saadet zinciri oluşturmasını engellemek adına yapıyoruz. Burada yapılan, sistemin kötülüğünden, bugüne kadar yürüyen sistemin kötü oluşmasından değil, 'bundan sonra kötülükler olabilir mi?' endişesi için biz bunu BDDK'nin denetimi altına almaya çalışıyoruz."
Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin birinci bölümünde yer alan 12 madde, TBMM Genel Kurulunda kabul edildi.
Kabul edilen maddelere göre, Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu'na, kurulması öngörülen tasarruf finansman faaliyetine ilişkin yapı ve süreçlerin daha iyi anlaşılabilmesi için "organizasyon ücreti", "tahsisat", "tasarruf finansman faaliyeti" ile "tasarruf fon havuzu" gibi kavramlar eklenecek.
Genel Kurulda kabul edilen önerge doğrultusunda yapılan değişikliğe göre, "organizasyon ücreti", müşterilerin tasarruf finansman sözleşmesi kapsamında tasarruf finansman faaliyeti ve tasarruf fon havuzunun yönetimi karşılığında ödeyecekleri tutar olarak tanımlanacak.
"Tahsisat", tasarruf finansman sözleşmesi uyarınca, tahsisata hak kazanılmasına ilişkin koşulların yerine gelmesi şartıyla müşterinin tasarruf birikimlerinin ve sözleşme kapsamında taahhüt edilen finansman tutarının müşterinin, mirasçısının veya vekilinin konut, çatılı iş yeri veya taşıt edinmesi amacıyla satıcı konumundaki üçüncü kişilere hesaben ödenmesini kapsayacak.
"Tasarruf finansman faaliyeti", bir sözleşme kapsamında önceden belirlenen koşulların gerçekleşmesi şartıyla konut, çatılı iş yeri veya taşıtın edinimi için faizsiz finansman esaslarına göre belirli bir süre tasarruf edilmesi, müşterilere finansman kullandırılması ve toplanan tasarrufların yönetimini içerecek.
"Tasarruf fon havuzu" ise belirli bir dönemde tasarruf finansman şirketi nezdindeki birikmiş tasarruflar ve finansman geri ödemelerinden oluşan tutarlar toplamından, tahsisat olarak verilmiş tutarlar ile tasarruf geri ödemelerinin düşülmesinden sonra kalan tutarı tanımlayacak.
Tasarruf finansman şirketlerinin, denetim ve gözetime elverişli, faaliyetlerini emin ve güvenilir şekilde icra edebilecek, sektörde güven ve istikrara zarar vermeyecek bir ortaklık yapısına, iyi yönetime, yeterli mali güce, gerekli organizasyon yapısına sahip olması amaçlanıyor. Bu kapsamda söz konusu şirketlerin kuruluş izinleri, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun (BDDK) en az 5 üyesinin aynı yöndeki oyuyla verilecek.
Tasarruf finansman şirketlerinin asgari sermaye tutarı 100 milyon lira olarak düzenlenecek ve BDDK'ye belli standart ve sınırlamalar getirme yetkisi verilecek.
Tasarruf finansman şirketleri yalnızca konut, çatılı iş yeri veya taşıt ediniminden doğan borçları finanse edebilecek. Bu şirketler, tasarruf finansman sözleşmeleri dışında finansman sağlayamayacak ve yalnızca yurt içinde tescil edilmiş konut veya taşıt alımlarını finanse edebilecek.
Tasarruf finansman şirketlerinin birleşme, devir, bölünme ve iradi tasfiyeleri; BDDK'nin denetiminde, mevcut yükümlülüklerini yerine getirebileceğine ilişkin bir plan sunması, müşterilerine olan finansman yükümlülükleri dahil olmak üzere tüm yükümlülüklerinin yerine getirilmesi şartıyla gerçekleşebilecek. Bu şirketler, tasfiye sürecinde yeni müşteri edinemeyecek, sunulan plana uyulmaması veya söz konusu işlemlerin müşteri hak ve menfaatlerini zarara uğratacağının tespiti halinde BDDK kararıyla iradi tasfiye izni iptal edilecek.
Şirketlerin aktif kalitesinin ve gelir-gider dengesinin bozulması dolayısıyla öz kaynaklarının faaliyetlerin emin şekilde yürütülmesine engel olacak şekilde bozulması ya da şirket yönetimlerinin basiretsizliği nedeniyle maruz kalınan risklerin önemli ölçüde artması veya mali bünyeyi zayıflatabilecek şekilde yoğunlaşması hallerinden birinin BDDK'ce tespit edilmesi halinde şirketten ilave tedbirler alması istenebilecek.
Tasarruf finansman şirketleri, tasfiyeleri halinde tasarruf sahiplerine ödenmek üzere, tahsil ettikleri organizasyon ücretlerinin binde beşini gelir hesaplarından ayırmak zorunda olacak. BDDK, bu oranı firma bazında üç katına kadar artırmaya ve uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkili olacak.
Kanun teklifiyle Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu'na, "tasarruf finansman sözleşmesi" başlıklı madde eklenecek.
Maddeyle, tasarruf finansman sözleşmesinin kapsamı belirlenecek. Müşteri, sözleşme imzalanmasını takip eden 14 gün içinde herhangi bir gerekçe göstermeksizin cayma hakkına sahip olacak. Bu durumda katılım bedeli dahil tüm tasarruf geri ödenecek.
Müşteri, tasarruf finansman sözleşmesinin tasarruf dönemi bitimine kadar sözleşmede fesih hakkına sahip olacak. Bu kapsamda katılım bedeli şirkette kalacak, diğer tasarrufları geri ödenecek.
Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu'na, tasarruf finansman faaliyetinin kapsamını belirleyen madde eklenecek. Bu kapsamda şirket fon havuzunu kendi operasyonel hesaplarından ayırmak zorunda olacak. Fon havuzundaki paralar amacı dışında kullanılamayacak ve haczedilemeyecek. Şirketler, faizsiz esaslara göre faaliyet gösterecek.
Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Birliğinin ismi "Finansal Kurumlar Birliği" olarak değiştirilecek ve varlık yönetim şirketleri ile BDDK gözetim ve denetimine tabi diğer kuruluşlardan uygun görülenler Birliğe üye olabilecek.
Teklifle, tasarruf finansman müşterilerinin sözleşme fesih ve sözleşmeden cayma haklarını kullanmaları durumunda birikimlerinin iade edilmesini engelleyen kişilere yönelik ve zimmet suçu işleyen tasarruf finansman şirketi yönetici ve mensuplarına yönelik adli ceza hükümleri de düzenleniyor.
Bu kapsamda cayma ve sözleşme fesih hakkına aykırı işlem yapılması halinde, 62 bin 500 liradan az olmamak üzere aykırılık oluşturan işlem tutarının 5 katına kadar, "tasarruf finansman sözleşmesi" kapsamında aykırı işlem yapılması halinde ise 25 bin liradan 50 bin liraya kadar idari para cezası uygulanacak.
BDDK'nin ilgili Cumhuriyet Başsavcılığını muhatap talebi üzerine, sulh ceza hakimince, dava açılması halinde davaya bakan mahkemece iş yerlerinin faaliyetleri ve reklamları geçici olarak durdurulacak, ilanları toplatılacak.
Bu aykırılıkların internet ortamında gerçekleşmesi halinde BDDK tarafından içeriğin çıkarılması veya erişimin engellenmesi kararı verilebilecek. Karar uygulanmak üzere Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumuna gönderilecek.
İzinsiz tasarruf finansman faaliyetinde bulunan şirketler hakkında Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu tasfiye kararı verebilecek.
Alınması gereken izinleri almaksızın tasarruf finansman faaliyetlerinde bulunan kişiler, 2 yıldan 5 yıla kadar hapis ve 5 bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılacak.
Teklifle, Kanuna "Tasarrufların çekilmesini engellemek" başlıklı yeni bir madde ekleniyor.
Sözleşme imzalanmasını takip eden 14 gün içinde cayma hakkını kullanan müşteriye organizasyon ücreti dahil, aldığı tutarın tamamını 14 gün içinde iade etmeyen, fesih hakkını kullanan müşteriye belirlenen süre içinde toplam birikim tutarını iade etmeyen veya sözleşmeyi tek taraflı fesheden şirketler, 6 aydan 2 yıla kadar hapis ve 500 güne kadar adli para cezası ile cezalandırılacak.
Kanun teklifinin görüşmeleri sırasında söz alan HDP Ankara Milletvekili Filiz Kerestecioğlu, İnsan Hakları Eylem Planı'nda, haber sınırlarını aşmayan veya eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamalarının soruşturma konusu olmaması için hakim, savcı ve kolluk görevlilerine düzenli eğitim verilmesinin yer aldığını belirterek, "Tepede birisi var, sürekli yargıya talimat veriyor, 'Elinizi kaldırın, elinizi indirin. Gereğini yaparız, gereğini yapın.' Erdoğan'ı kim eğitecek? Siyasette de 'HDP'yi kapatacağız, hukuken de kapatacağız.' diyen Cahit Özkan'ı kim eğitecek? Hakimi, savcıyı eğitmişsiniz ne fayda. Sonuçta tepeden bu talimatlar geldikten sonra hakim, savcı eli kolu bağlı duruyor." ifadelerini kullandı.
AK Parti Grup Başkanvekili Cahit Özkan, HDP'li Kerestecioğlu'nun sözlerine cevap verirken, hukuk devleti ilkeleri ve kuvvetler ayrılığının anayasal düzen içerisinde işlediğini vurguladı.
Türkiye'de, gelişmiş demokrasilerde bile bulunmayan uygulamaların bulunduğuna işaret eden Özkan, "Avrupa'da şu anda, 15 Temmuz gibi bir hain darbe teşebbüsüne muhatap olmamış, çukur terörüyle karşı karşıya kalmamış ve 17-25 Aralık, Gezi kalkışması gibi süreçleri görmemiş bir ülkede bile, bizim ülkemizde var olan özgürlükler bulunamıyor. Bundan sonra siyaset bilimi fakültelerinde, yüzlerce yıl boyunca üst üste seçimlerde galip olmuş, millete büyük hizmetler etmiş, milletin mahrumiyet yıllarını telafi etmiş liderimiz Recep Tayyip Erdoğan anlatılacaktır." diye konuştu.
HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş ise "Sayın Özkan 'Gelişmiş demokrasilerde olmayan şeyler yapıyoruz.' dedi. Kırk yıl düşünsem katılacağımı düşünmezdim, şu noktada katılıyorum, hiçbir gelişmiş demokraside 79 yaşındaki kadınlar gözaltına alınıp tutuklanmıyor, eli kolu olmayan engelliler bu pandemi döneminde ölüme mahkum edilmiyor." sözlerini sarf etti.
CHP Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu, hayvan yem fiyatları ile gıda sektöründeki fahiş fiyatlara değinerek yanında bulundurduğu küspe, ayçiçeği, ham ayçiçek yağı ve sıvı yağı kürsüden gösterdi.
HDP Bingöl Milletvekili Erdal Aydemir, bir somun ekmek ile sırada bekleyen insanların bulunduğu fotoğrafları göstererek, söz konusu kişilerin bayat etmek kuyruğunda beklediğini öne sürdü. Daha sonra kuru soğanları gösteren Aydemir, AK Parti'li milletvekillerinin bu ürünü tanımadıklarını savundu.
İYİ Parti Isparta Milletvekili Aylin Cesur, kanun teklifinin gecikmiş bir düzenleme olduğunu dile getirerek, "Bu düzenlemeleri eğer siz baştan yapsaydınız birikimlerini kaybeden vatandaşlarımızın da vebalini almazdınız. 'İyi de vatandaş niye riske girdi de bu tür bir finansman yönetimini seçti?' diyorsanız; ekonomiyi hasta ettiniz ve bir türlü de sağlığına kavuşturamadınız ondan." dedi.
CHP İzmir Milletvekili Sevda Erdan Kılıç, görüşülen kanun teklifini, ileriye dönük ve geneli itibarıyla olumlu gördüklerini belirterek, "Teklif, geçmiş yıllara yayılmış ve binlerce vatandaşımızı mağdur etmiş finanszede sorununu kalıcı biçimde çözmekten uzaktır. Yıllarca insanlar bir umut hayatlarını düzelteceklerine, araba, ev sahibi olacaklarına inanmışken maddi kayıpları bir yana büyük hayal kırıklıklarına uğramışlardır." şeklinde konuştu.
Meclis Başkanvekili Haydar Akar, teklifin birinci bölümünde yer alan maddelerin kabul edilmesinin ardından birleşime ara verdi. Aradan sonra komisyonun yerinde olmaması üzerine Akar, birleşimi bugün saat 14.00'te toplanmak üzere kapattı.
