2012-12-28 - 10:54
CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında, Van depreminin yaralarının hala sarılamadığını ve depremin sorumlularının hala bulunamadığını söyledi.
CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında, Van depreminin yaralarının hala sarılamadığını ve depremin sorumlularının hala bulunamadığını söyledi.
1924 yılında, Erzurum'da meydana gelen depreminde 214 kişinin hayatını kaybettiğini, 3.787 konutun tamamen yıkıldığını anımsatan Oran, " O zaman Atatürk ne yaptı? Hemen bölgeye gitti. Oradaki insanlarla birlikte oldu. Acısını paylaştı. Sonra bölgeye devletin güçlü elini uzattı. 37 günde konut sorunu çözüldü. 15 günde yıkılan okullar yerine yenisi yapıldı. Daha 1 yaşında olan, savaşlardan çıkmış, en büyük acıları yaşamış bu cumhuriyet depremin yaralarını bu kadar kısa sürede sardı." diye konuştu.
Atatürk'ün yokluk içindeki o dönemde halka derman olduğunu, ancak bugün Türkiye'yi yönetenlerin halka dert olmaya devam ettiğini savunan Oran, "Bakın Sayın Bakan Beşir Atalay çadırda yanarak ölenlere bile "münferit" deyip sorularımızı geçiyor." dedi.
"Van'da yaşanan bu büyük yıkım neden yaşandı?" diyen Oran, Van'daki konutların yeterliliği kontrol edilemediğini ve ihmal edildiğini kaydetti.
Oran sözlerine şöyle devam etti:
"Bir söz var 'deprem öldürmez bina öldürür' hayır bina da öldürmez. Binaları kontrol etmeyen, görevini ihmal eden, sorumlulardan hesap sormayan yöneticiler öldürür. Yani bu yapıları devlet kontrol edecek. Belediye başkanları kontrol edecek, savcılar görevini yapmayanlardan hesap soracak. Hukuk devleti demek bu demek. Hukuk devleti herkesin hesap verdiği ülke demek. hukuk devleti herkesin görevini yaptığı, herkesin hukuk güvencesi altında olduğu ülke demek."
Oran, AK Parti Van Milletvekili Fatih Çiftçi'nin 2004 - 2011 yılları arasında iki dönem Van Erciş Belediye Başkanlığı görevini üstlendiğini ve kendisinin de Van'da yaşanan tabloda sorumluluğu olduğunu belirtti.
"Nitekim mağdur olan Vanlı kardeşlerimiz gereken şikâyeti yaparak, soruşturma açıldı. Ancak kendisi milletvekili olduğu için İçişleri Bakanlığı'na ön inceleme yapılması maksadıyla başvuruldu." diyen Oran, sözlerine şöyle devam etti:
"İçişleri Bakanlığı da yapılan başvuruyu 16 Eylül 2012 tarihinde sonuçlandırdı. Fatih Çiftçi ile ilgili olarak soruşturma izni vermedi. Ancak İçişleri Bakanlığı'nın verdiği bu karara itiraz edildi. Bunun sonucunda, Danıştay birinci dairesi konuyu inceledi ve bir karar verdi?
Bakın o karar ne diyor? 'Fatih Çiftçi'nin ve adı geçenin eylemlerinin kapsam dışı bırakılarak, yapılan ön inceleme sonucu düzenlenen rapora dayanılarak verilen İçişleri Bakanı'nın 16 Eylül 2011 tarih ve 2011/362 sayılı kararı eksik ön incelemeye dayanmaktadır.
Fatih Çiftçi'nin yasama dokunulmazlığının 4483 sayılı kanun kapsamında ifadesinin alınmasına, hakkında ön inceleme yapılmasına ve yetkili merci tarafından karar verilmesine engel oluşturmadığı bu nedenle yetkili merci tarafından verilecek ön inceleme emri uyarınca hakkında ön inceleme yapılmasına' oybirliği ile karar verildi. Yani Danıştay diyor ki, ön inceleme yapılması yasama dokunulmazlığını engellemez. Yani hukuk diyor ki, 'ey İçişleri Bakanlığı perdeleme yapma. Bu insanı koruma, bırak hukuk gerekeni yapsın. Yani hukuk diyor ki: 'içişleri bakanlığı Fatih Çiftçi'yi koruyarak sorumluların açığa çıkmasını engelliyor.'"
Türkiye'de Vanlıların yaşadığı acının hesabının sorulması engellendiğini ifade eden Oran, "Bu ülkede hiç kimse hukukun üstünde değildir. Bir insan AKP rozeti taktı diye, milletvekili oldu diye hukukun üstünde olmaz. Hukuk herkesin üstündedir. Herkes hukuk önünde hesap vermek zorundadır. Çünkü bu ülkede üstünlerin hukukunu değil, hukukun üstünlüğünü istiyoruz." dedi.
M.Fatih Kılıç
