2012-11-29 - 13:05
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında Sayıştay'ın kamu hesapları ile ilgili yaptığı denetim konusunda değerlendirmelerde bulundu.
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında Sayıştay'ın kamu hesapları ile ilgili yaptığı denetim konusunda değerlendirmelerde bulundu.
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, "Milletin bütçe hakkı elinden alınmıştır. 12 Eylül darbesini yapan komutanlar bile kendi döneminin harcamalarını Sayıştay denetimi dışında bırakmayı düşünmemişlerdir. Bu ilk kez yaşanmaktadır."
CHP'li Hamzaçebi, Sayıştay'ın denetimi yapılmış ve raporu düzenlenmiş olan konuları içeren 132 raporu TBMM'ye göndermesi gerektiğini belirterek " 2013 yılı bütçe kanun tasarısı üzerinde Plan ve Bütçe Komisyonu'nda yapılan görüşmeler bu nedenle eksiktir." dedi
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, sözlerine şöyle devam etti:
"Sayıştay'ın kamu hesapları ile ilgili yaptığı denetim konusunda bir değerlendirme yapmak istiyorum. Demokrasiler ve demokrasilerin temel kurumu olan parlamentolar bütçe hakkından doğmuştur.
İnsan hak ve özgürlüklerinin tarihini bir anlamda bütçe hakkının tarihi olarak da isimlendirilebiliriz.
Demokrasilerde ve demokrasilerin kökleştiği bütün ülkelerde devletin nereye ne kadar harcama yapacağı ile ve bu harcamaların yapılabilmesi için halktan alınacak vergilere millet adına, halk adına onun temsilcileri karar verir. Yani gerçekte bütçeyi yapan milletin kendisidir.
Milletin bu hakkına bütçe hakkı diyoruz. Millet bu hakkını temsilcileri kanalı ile kullanır. Parlamentoya seçilmiş olan kişiler kanalıyla kullanır. Bu nedenle bütçe hakkı ülkelerine anayasalarında ayrıca düzenlenir.
Türkiye'nin anayasası da öteden beri bütçe kanununa ilişkin özel düzenlemeler içerir. Bütçe hakkının doğal sonucu devletin topladığı vergilerin usulüne uygun olarak toplanıp toplanmadığı ile toplanan bu vergiler ile yapılan harcamaların usulüne uygun olarak ve yerinde yapılıp yapılmadığının denetlenmesidir.
Yine bu denetimi bütün demokrasilerde parlamento adına Sayıştay'lar yapar.
Türkiye'de de Sayıştay millet adına, TBMM adına kamu harcamalarının usulüne uygun olarak yapılıp yapılmadığını denetlemekle görevli olan bir kurumdur. Sayıştay'ın bu görevi kurulmuş olduğu 1862 yılından bu yana bu şekildedir.
Kamu mali yönetim ve denetiminde 2005 yılında yeni bir sisteme geçtik. Yine bu sisteme geçişin doğal sonucu olarak 2010 yılı sonunda yeni bir Sayıştay yasası TBMM tarafından kabul edilerek yürürlüğe girdi. Ancak devletin 2010 yılı harcamaları Sayıştay tarafından denetlenmemiştir.
Sayıştay bunun gerekçesini yeni yasaya uyum sağlama olarak ortaya koymuştur. Bu gerekçe gerçekçi değildir. Yeni Sayıştay yasasının hazırlığı 2005 yılından bu yana Sayıştay tarafından yürütülmüştür.
Devletin 2011 yılı harcamaları ise Sayıştay tarafından denetlendiği ve bu denetim sonucunda 132 adet rapor düzenlendiği halde bu raporlar TBMM'ye intikal ettirilmemiştir. Bunun gerekçesi olarak da 4 Temmuz 2012 tarihinde TBMM'de kabul edilen torba yasada Sayıştay'ı ilgilendiren bir hüküm gösterilmektedir.
Söz konusu torba yasa Sayıştay'ın denetim yetkisini kısıtlamıştır. Biz bu kısıtlaya yönelik düzenlemeyle ilgili olarak anayasa mahkemesinde iptal davası açtık. Ancak kısıtlama kısıtlamanın yürürlüğe girdiği tarihten sonra yapılacak olan denetimlerle ilgilidir.
Bu tarihten önce denetimi yapılmış ve raporu düzenlenmiş olan konular bu kısıtlamanın dışındadır. Sayıştay'ın görevi 132 raporu TBMM'ye göndermektir. 2013 yılı bütçe kanun tasarısı üzerinde Plan ve Bütçe Komisyonunda yapılan görüşmeler bu nedenle eksiktir.
Milletin bütçe hakkı elinden alınmıştır.
12 Eylül darbesini yapan komutanlar bile kendi döneminin harcamalarını Sayıştay denetimi dışında bırakmayı düşünmemişlerdir. Bu ilk kez yaşanmaktadır. Bütçe hakkı milletin elinden alınmıştır, bütçe hakkına darbe vurulmuştur.
Sayın Başbakan Muhteşem Yüzyıl dizisiyle Kanuni'ye sahip çıkan, onun dizide yanlış tanıtıldığın söyleyen değerlendirmeler yapıyor. Ben Başbakan'a bütçe hakkına da sahip çıkmasını tavsiye ediyorum. Bütçe hakkına darbe vurmaya Başbakan'ın hakkı yoktur.''
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, gazetecilerin sorularını da cevapladı. Bir gazetecinin Sayıştay raporlarının kendilerine verilip verilmeyeceği ile ilgili sorusu üzerine Hamzaçebi şunları söyledi:
''Elbette. Ben bütçe hakkına sahip Parlamento'nun mensubu olan bir milletvekiliyim. Bu hakkı bana millet vermiştir. Sayıştay, bu raporları bana vermemezlik yapamaz. Bu denetimi millet yapacaktır. Asıl denetim milletin denetimidir. Sayıştay millet adına yapacaktı, onun elinden bu denetim alınmışsa biz bunu milletle paylaşmanın yolunu bulacağız, bunu mutlaka yapacağız." dedi
Bir gazetecinin de BDP'lilerin dokunulmazlıkları ile ilgili sorusuna ise Hamzaçebi, Başbakan'ın bir süredir terör örgütü mensuplarıyla kucaklaşan BDP'li milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılmasına yönelik mesajlar verdiğini, dosyanın da Meclis'e geldiğini hatırlattı. Hamzaçebi, sözlerine şöyle devam etti:
"Bir süredir terör olayları durdu, açlık grevleri Apo'nun talimatıyla sona erdirildi, Başbakan'ın idam cezasının geri gelmesi yönündeki değerlendirmeleri birden gündemden çekildi. Bu sürece paralel olarak Başbakan bir takım adımlar atıyor; anadilde savunma dedi, bir Bakan 'Kürtçe kamu hizmeti' dedi, yine Başbakan 'valiler seçimle gelmesi tartışılmalı' dedi. Bu çok önemlidir, kamuoyunun yeterince ilgisini çekmedi bu konular. Ama Başbakan'ın asıl istediği, demek istediği, bu konularla ilgili olarak federasyonun tartışılmasıdır."
H. Alper Durmaz
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, "Milletin bütçe hakkı elinden alınmıştır. 12 Eylül darbesini yapan komutanlar bile kendi döneminin harcamalarını Sayıştay denetimi dışında bırakmayı düşünmemişlerdir. Bu ilk kez yaşanmaktadır."
CHP'li Hamzaçebi, Sayıştay'ın denetimi yapılmış ve raporu düzenlenmiş olan konuları içeren 132 raporu TBMM'ye göndermesi gerektiğini belirterek " 2013 yılı bütçe kanun tasarısı üzerinde Plan ve Bütçe Komisyonu'nda yapılan görüşmeler bu nedenle eksiktir." dedi
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, sözlerine şöyle devam etti:
"Sayıştay'ın kamu hesapları ile ilgili yaptığı denetim konusunda bir değerlendirme yapmak istiyorum. Demokrasiler ve demokrasilerin temel kurumu olan parlamentolar bütçe hakkından doğmuştur.
İnsan hak ve özgürlüklerinin tarihini bir anlamda bütçe hakkının tarihi olarak da isimlendirilebiliriz.
Demokrasilerde ve demokrasilerin kökleştiği bütün ülkelerde devletin nereye ne kadar harcama yapacağı ile ve bu harcamaların yapılabilmesi için halktan alınacak vergilere millet adına, halk adına onun temsilcileri karar verir. Yani gerçekte bütçeyi yapan milletin kendisidir.
Milletin bu hakkına bütçe hakkı diyoruz. Millet bu hakkını temsilcileri kanalı ile kullanır. Parlamentoya seçilmiş olan kişiler kanalıyla kullanır. Bu nedenle bütçe hakkı ülkelerine anayasalarında ayrıca düzenlenir.
Türkiye'nin anayasası da öteden beri bütçe kanununa ilişkin özel düzenlemeler içerir. Bütçe hakkının doğal sonucu devletin topladığı vergilerin usulüne uygun olarak toplanıp toplanmadığı ile toplanan bu vergiler ile yapılan harcamaların usulüne uygun olarak ve yerinde yapılıp yapılmadığının denetlenmesidir.
Yine bu denetimi bütün demokrasilerde parlamento adına Sayıştay'lar yapar.
Türkiye'de de Sayıştay millet adına, TBMM adına kamu harcamalarının usulüne uygun olarak yapılıp yapılmadığını denetlemekle görevli olan bir kurumdur. Sayıştay'ın bu görevi kurulmuş olduğu 1862 yılından bu yana bu şekildedir.
Kamu mali yönetim ve denetiminde 2005 yılında yeni bir sisteme geçtik. Yine bu sisteme geçişin doğal sonucu olarak 2010 yılı sonunda yeni bir Sayıştay yasası TBMM tarafından kabul edilerek yürürlüğe girdi. Ancak devletin 2010 yılı harcamaları Sayıştay tarafından denetlenmemiştir.
Sayıştay bunun gerekçesini yeni yasaya uyum sağlama olarak ortaya koymuştur. Bu gerekçe gerçekçi değildir. Yeni Sayıştay yasasının hazırlığı 2005 yılından bu yana Sayıştay tarafından yürütülmüştür.
Devletin 2011 yılı harcamaları ise Sayıştay tarafından denetlendiği ve bu denetim sonucunda 132 adet rapor düzenlendiği halde bu raporlar TBMM'ye intikal ettirilmemiştir. Bunun gerekçesi olarak da 4 Temmuz 2012 tarihinde TBMM'de kabul edilen torba yasada Sayıştay'ı ilgilendiren bir hüküm gösterilmektedir.
Söz konusu torba yasa Sayıştay'ın denetim yetkisini kısıtlamıştır. Biz bu kısıtlaya yönelik düzenlemeyle ilgili olarak anayasa mahkemesinde iptal davası açtık. Ancak kısıtlama kısıtlamanın yürürlüğe girdiği tarihten sonra yapılacak olan denetimlerle ilgilidir.
Bu tarihten önce denetimi yapılmış ve raporu düzenlenmiş olan konular bu kısıtlamanın dışındadır. Sayıştay'ın görevi 132 raporu TBMM'ye göndermektir. 2013 yılı bütçe kanun tasarısı üzerinde Plan ve Bütçe Komisyonunda yapılan görüşmeler bu nedenle eksiktir.
Milletin bütçe hakkı elinden alınmıştır.
12 Eylül darbesini yapan komutanlar bile kendi döneminin harcamalarını Sayıştay denetimi dışında bırakmayı düşünmemişlerdir. Bu ilk kez yaşanmaktadır. Bütçe hakkı milletin elinden alınmıştır, bütçe hakkına darbe vurulmuştur.
Sayın Başbakan Muhteşem Yüzyıl dizisiyle Kanuni'ye sahip çıkan, onun dizide yanlış tanıtıldığın söyleyen değerlendirmeler yapıyor. Ben Başbakan'a bütçe hakkına da sahip çıkmasını tavsiye ediyorum. Bütçe hakkına darbe vurmaya Başbakan'ın hakkı yoktur.''
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, gazetecilerin sorularını da cevapladı. Bir gazetecinin Sayıştay raporlarının kendilerine verilip verilmeyeceği ile ilgili sorusu üzerine Hamzaçebi şunları söyledi:
''Elbette. Ben bütçe hakkına sahip Parlamento'nun mensubu olan bir milletvekiliyim. Bu hakkı bana millet vermiştir. Sayıştay, bu raporları bana vermemezlik yapamaz. Bu denetimi millet yapacaktır. Asıl denetim milletin denetimidir. Sayıştay millet adına yapacaktı, onun elinden bu denetim alınmışsa biz bunu milletle paylaşmanın yolunu bulacağız, bunu mutlaka yapacağız." dedi
Bir gazetecinin de BDP'lilerin dokunulmazlıkları ile ilgili sorusuna ise Hamzaçebi, Başbakan'ın bir süredir terör örgütü mensuplarıyla kucaklaşan BDP'li milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılmasına yönelik mesajlar verdiğini, dosyanın da Meclis'e geldiğini hatırlattı. Hamzaçebi, sözlerine şöyle devam etti:
"Bir süredir terör olayları durdu, açlık grevleri Apo'nun talimatıyla sona erdirildi, Başbakan'ın idam cezasının geri gelmesi yönündeki değerlendirmeleri birden gündemden çekildi. Bu sürece paralel olarak Başbakan bir takım adımlar atıyor; anadilde savunma dedi, bir Bakan 'Kürtçe kamu hizmeti' dedi, yine Başbakan 'valiler seçimle gelmesi tartışılmalı' dedi. Bu çok önemlidir, kamuoyunun yeterince ilgisini çekmedi bu konular. Ama Başbakan'ın asıl istediği, demek istediği, bu konularla ilgili olarak federasyonun tartışılmasıdır."
H. Alper Durmaz
