2022-04-23 - 17:30
TBMM GENEL KURULU 23 NİSAN ÖZEL OTURUMU
TBMM Genel Kurulu, Şentop başkanlığında, TBMM'nin açılışının 102. yılı ile 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla özel gündemle toplandı.
MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, TBMM Genel Kurulunun, TBMM'nin açılışının 102'nci yılı ile 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla özel gündemli toplantısında yaptığı konuşmada, Meclisin, 102 yıl önce, memleketin dört bir yanından gelen kahramanların dualarıyla, azim ve iradesiyle açıldığını anımsattı.

"O kahramanlar ki, kaosa sürüklenen vatanda umutlu günlerin taze filizlerini yeşerttiler. Ümitleri boğan felaketlerden göz kamaştıran zaferler çıkardılar." ifadelerini kullanan Akçay, "O kahramanlar, Ulus'taki mütevazı binada, okullardan getirilen tahta sıralarda, isli gaz lambaları altında, Polatlı'dan gelen top sesleri içinde, bağımsızlığa inanmış bir milletin neleri başarabileceğini tüm dünyaya ispat ettiler. İşgalciler Anadolu?yu paylaşırken, o kahramanlar milli egemenliği hakim kılarak teslimiyet belgelerini yırtıp attılar." diye konuştu.

Milletin, 23 Nisan?da; etnik köken, dil, din, mezhep, yöre ayrımı yapmaksızın milli devlet ülküsünde birleştiğini, bağımsız yaşama iradesini ortaya koyduğunu belirten Akçay, TBMM'nin, Türk milletinin kendini yönetme şuurunun belgesi olduğunu vurguladı.

Türkiye'nin kalkınma ve gelişme hamlelerinin bu çatı altında biçimlendiğini; demokrasinin bu sıralarda gelişip, memlekete yayıldığını dile getiren Akçay, "Gazi Meclisimiz yoklukları aştı, zorlukları yendi, işgal ve esareti yok etti ve zaferini 29 Ekim 1923?te Cumhuriyetle taçlandırdı. 23 Nisan, baharın müjdesini veren kiraz çiçekleri misali, milletimizin geleceği olan çocuklarımıza ve dünyadaki tüm çocuklara armağan edilen ilk ve tek bayramdır." değerlendirmesini yaptı.

Son 60 yıl içinde vesayet ve darbe girişimlerine maruz kalan TBMM'nin, 15 Temmuz 2016 gecesi FETÖ'cü hainler tarafından bombalandığını hatırlatan Akçay, "Aziz milletimiz, tıpkı 102 yıl önce olduğu gibi, işgalcilere ve onların iş birlikçilerine gereken cevabı vermiş ve meclisimiz Gazi unvanını yeniden kazanmıştır. Yabancı ülkelerden himaye dilenen mandacı ve bölücülere 'iktidar değişsin de nasıl değişirse değişsin' diyen gafillere ve işbirlikçilere karşı her daim teyakkuzda olmak milli bir vazifedir." dedi.

Akçay, 102'nci yaşı kutlanan TBMM'nin, bugün kuruluş felsefesine bağlı olarak yeni bir vizyona sahip olduğunu belirtti.

Türkiye'nin, içinden geçilen tüm sıkıntılı dönemlere rağmen, çok partili demokratik siyasi hayatı kökleştirip ve kurumsallaştırdığını ifade eden Akçay, şunları kaydetti:

"16 Nisan 2017 Anayasa referandumuyla Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, milletimizin yüksek takdiriyle kabul edilmiştir. Bu yeni sistemle yürütmede yüzde 50'den fazla yüksek bir temsiliyet sağlanarak milli irade güçlü bir şekilde tahkim edilmiştir. Gazi Meclisimiz yüzde 99 nispetinde çok yüksek bir temsiliyete kavuşmuştur. TBMM; 14 parti, 5 grup ve 7 bağımsız milletvekiliyle çoğulculuğa, temsilde adalete ve sandalye dağılımları itibarıyla uzlaşmacı bir yapıya sahiptir.

Meclisimiz kuvvetler ayrılığına sahip, güçlü, fonksiyonel ve daha demokratik bir yapıya kavuşmuştur. Mühür vurulmuş; vesayet odakları, darbeler ve hükümet krizleriyle yaşanan istikrarsızlıklar tarihin tozlu raflarına kaldırılmıştır. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, Türkiye?nin iç ve dış politikadaki atılımlarının yolunu açmıştır.

Türkiye 'Yurtta barış dünyada barış' parolasıyla, sorunlara mahkum değil hakim bir şekilde, küresel ve bölgesel istikrarın garantörü konumuna gelmiştir. Türkiye, yaklaşık 6 yıldır kaybolan yıllarını telafi etmektedir. Eski sisteme dönme arzusu, siyasi gericiliktir. Polemiklerle, kısır çekişmelerle kaybedecek vaktimiz yok. Sen, ben, öteki, beriki demenin kimseye faydası yok. Temel milli konularda, Türkiye?ye yönelik tehdit ve tehlikelere karşı kenetlenerek büyük hedeflere doğru omuz omuza yürümeliyiz."

HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, TBMM'nin açılışının 102. yılı ile 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla özel gündemle toplanan TBMM Genel Kurulunda yaptığı konuşmada, 23 Nisan'ın halk egemenliğinin tesisi ve Cumhuriyetin kurulmasında önemli bir adım olduğu konusunda kuşku olmadığını belirterek, bugünü kutladı.

TBMM'de her 23 Nisan oturumunda yaptıkları konuşmalarda bir hususun altını özellikle çizdiklerini dile getiren Beştaş, "O da bugünkü Meclis gerçekliğini eksiklikleri de olsa aşan, onun ilerisinde olan 1920 Meclis'i ve kapsayıcı yapısıdır. Kayıtlara baktığımızda Lazistan mebusu da Kürdistan mebusu da vardır. Ademimerkeziyetçilik ve temsilde kısmen de olsa adalet prensiplerinin esas alındığı mozaiği 1921 Anayasası'nda görmek de mümkündür." ifadesini kullandı.

Beştaş, ülkenin son derece akışkan olan küresel değişikliklerden azade olmadığını söyleyerek, "Türkiye 2023 ile yeni bir yüzyıla girerken bazı siyasi, sosyal ve toplumsal anlayışları ya terk edecek ya da zamanın ruhuna yenilmiş, hikayesini kaybetmiş bir ülke olarak yola geriden, son derece krizli ruh halleri ve bitmek tükenmek bilmeyen eksen kaymaları devam edecek." diye konuştu.

Cumhuriyetin 100 yıllık süre boyunca anti demokratik bir karaktere sahip olduğunu öne süren Beştaş, "Evet ortada bir cumhuriyet var ama eksiktir. Hem de demokratik değil. Ortada sembolik bir demokrasi var ama toplumdan yana değil. Ortada sorunlar var ama yönetenler görmekten ve çözmekten yana değil. Ortada farklılık, çok seslilik var ama hepsi tehlike olarak görülüyor." görüşünü savundu.

Cumhur İttifakı'nın, Cumhuriyetin ikinci yüzyılına yeni bir inkar konseptiyle girmeye çalıştığını iddia eden Baştaş, şöyle devam etti:

"Özellikle Aleviler ve Kürtler başta olmak üzere halklara dönük tahammülsüzlüğün nirvanaya ulaşması, demokratik siyaset yürütenlerin tutuklanması, kadın düşmanları, cezaevlerindeki şiddet, şeffaf hale gelen işkence ve milyonların adeta vatandaşlıktan çıkarılmasına dönüşen kayyum rejimi bunun göstergelerindendir. İşte bu kıyametin içinde bizim inandığımız reçete demokratik ulus reçetesidir. Demokratik ulus, tüm bu sosyal, siyasal, ekolojik ve ekonomik krizlere karşı geliştirilmiş toplumcu bir politikanın adıdır. İnançları, halkların birliğini, toplumsal cinsiyeti, özgürlük ve dayanışmayı esas alır. Çok dilli, çok kimlikli, çok inançlı ve çok kültürü içeren, ötekileştirmeyen demokratik bir cumhuriyetin ulus halidir. Biz HDP olarak her şeyin politika ile başladığına inanıyoruz ve demokrasi, politikanın ahlaki yüzüdür diyoruz. Herkesin diline doladığı, içinde politikanın olmadığı soyut demokrasi değil, toplumsal sorunlara çözüm olacak hakiki demokrasi istiyoruz. Çünkü günümüz dünyasının bayrağı demokrasidir, gençler ve kadınlar bu bayrağın taşıyıcılarıdırlar."

Adaletin en büyük amaçları olduğunu vurgulayan Beştaş, adaletten yoksun her politikanın yaşam siyasetinin ihlali olduğunu belirtti.

Meral Danış Beştaş, "Laik, sivil, özgürlükçü ve inanç özgürlüğünü gözeten; farklı kimlik, dil ve kültürleri kapsayan, toplumsal müzakereden yana bir anayasa demokratik çıkışın başlangıcı ve ruhudur. Biz halklar bahçesi HDP olarak kimlikleri yok sayan, bizleri katı tanımlara hapseden, toplumsal sorunlarımızı çözmek yerine daha da kutuplaştıran, kriz ve kaoslarla ayakta kalmaya ant içmiş, doğayı düşman ilan etmiş; hükümetlerin halka değil, halkın hükümetlere hesap verdiği bir cumhuriyet istemiyoruz. En köklü ve hayati sorun olan Kürt sorununu çözmeyen, çözemeyen bir cumhuriyet istemiyoruz. Bizim ihtiyacımız demokratik bir cumhuriyettir." diye konuştu.

23 Nisan'da çocukların kutlayabileceği bir bayramdan söz edemeyeceklerini savunan Beştaş, cezaevlerine atılan, şiddete ve cinsel istismara uğrayan, sokakta, tarlada çalıştırılan, ana dilinde eğitim göremeyen çocukların bu ülkenin kanayan yarası olduğunu ifade etti.

TÜİK verilerine göre, Türkiye'de ekonomik faaliyette çalışan 720 bin çocuk işçi bulunduğuna işaret eden Beştaş, Meclis'te "Çocuk Hakları Daimi Komisyonunun" bir an önce kurulması ve "Çocuk Hakları Bakanlığının" kurulması için yasal sürecin başlatılması çağrısında bulundu.

İYİ Parti TBMM Grup Başkanı ve Bursa Milletvekili İsmail Tatlıoğlu, TBMM'nin açılışının 102. yılı ile 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla özel gündemle toplanan TBMM Genel Kurulunda konuşma yaptı.

Tatlıoğlu, bu mücadeleyi yürütenlerin özgürlük mücadelesini milli egemenliğe dayandırdığını, meşruiyeti ve ahlaki üstünlüğü mücadelenin ön koşulu olarak kabul ettiklerini vurguladı.

İstiklal savaşı kahramanları ve Cumhuriyetin yüksek vizyonlu kadrolarının bu şartlar altında bile ilkesel duruşlarını gösterdiklerini ifade eden Tatlıoğlu, "19. ve 20. yüzyıl, milli egemenliğe dayanmayan ve hukuku öncelemeyen onlarca bağımsızlık hareketinden ortaya çıkan insani dramlara şahitlik etmiştir. Milli egemenliğe dayanmayan bağımsız hareketlerin büyük kısmı ülkeleri savuran diktatör rejimlere savrulmuştur ve insani dram hikayeleriyle dolmuştur." diye konuştu.

Bu nedenle milli egemenliği esas alan Cumhuriyetin kurucu kadrolarına müteşekkir olduklarını dile getiren Tatlıoğlu, işgal altında iken bile milli egemenlikten, hukuktan, müzakereden ve istişareden vazgeçilmediğini, yegane meşruiyet kaynağı olarak milletin görüldüğünü, Türk devletinin böyle kurulduğunu kaydetti.

Milli egemenliğin kitaplara konu olsun diye değil, hayatın akışına yön versin diye önemsendiğini söyleyen Tatlıoğlu, şöyle konuştu:

"Yasama ve yargı organlarının bağımsızlığı, devletin bağımsızlığı demektir ve milli egemenliğimizin temelidir. Liyakat, milli egemenliğimizin vazgeçilmez bir unsurudur. Parlamento ve yargı, kararlarını millet adına verir. Bütün parlamentolar yalnızca 'egemenlik kayıtsız şartsız milletindir' sözünü yaşatmakla yükümlüdürler. Fakat bugünlerde olduğu gibi adeta bir kuvvetler birliği şartlarının dayatılması; hakimiyetin, milletin meclisinden saraylara taşınması ve atanmış dar bir kadroya sığdırılması, adaletin ve liyakatin ezilmesi, milli egemenliğin yalnızca metinlerde kalarak hayatın akışında bir alan bulamamasıdır. Bu da inanç, hürriyet ve teşebbüs hürriyeti kısıtlanmış, kendini ifade edemeyen bir toplum demektir."

İsmail Tatlıoğlu, Türkiye'nin 1889 yılında ilk defa siyasi partilerle tanıştığını hatırlatarak, Türkiye'nin son beş yılki kadar siyasetin daraldığı bir alanı çok az gördüğünü iddia etti.

"Partili cumhurbaşkanı sisteminin" böyle bir atmosfere neden olduğunu ileri süren Tatlıoğlu, "Bugünkü hakim olan yönetim anlayışını 28 Şubat'a taşıyalım. Apoletleriyle brifing veren paşaların ve cüppeleriyle bu toplantılara katılan hakimlerin, yapılan tüm zulümlere alkış tutan üniversite yöneticilerinin hukuku ezen zihniyetine mi yakındır, yoksa inandıkları gibi kendilerini toplumda ifade etmek isteyen, bu yüzden itilip kakılan, yarına yönelik hayal kuramayan gençlerin, kadınların yarınlarına mı daha yakın? Bu nedenle demokrasi adına verdiğimiz bu mücadele aynı zamanda tarih nezdinde verdiğimiz itibar ve milli egemenlik mücadelesidir." diye konuştu.

Elindeki nüfus cüzdanını gösteren Tatlıoğlu, bu cüzdanı taşıyan herkesin eşit olduğunu, bunun dışında bir referans aranmasının milli egemenlik ve hak gaspı anlamına geldiğini belirtti.

Türkiye'de milli egemenlik gaspının yaşandığını herkesin görmesi gerektiğini öne süren Tatlıoğlu, "Parlamento, milletin bu hakkını önleyecek tek mercidir. Toplumun hiçbir sorununu bu parlamentonun hukukuna aykırı davranarak, toplumu ayrıştırarak, siyaseti kompartımanlara ayırarak çözemeyiz. Sorunları siyasi kompartımanlarla çözemeyiz. Bu bir siyasi feodalitedir ve dünya böyle çözememiştir." ifadelerini kullandı.

Tatlıoğlu, toplumun beklentisinin yüksek olduğunu dile getirerek, insanları mutlu ve huzurlu kılmanın, özgür ve refah içinde yaşayacakları bir ülke oluşturmanın herkesin amacı olması gerektiğini vurguladı.

Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, TBMM'nin açılışının 102. yılı ile 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla özel gündemle toplanan TBMM Genel Kurulunda yaptığı konuşmada, TBMM'nin millet için hep umudu temsil ettiğini söyledi.

Mustafa Destici, milletin, yurdun işgal edildiği günden bugüne, Meclis'i varsa, millet iradesi tecelli ediyorsa, Ankara'da temsilcileri görev yapıyorsa umudunu kaybetmediğini, o umut ve millet iradesinin karşısına çıkan her engeli aştığını, her düşmanı, her zorluğu yendiğini kaydetti.

Türkiye'nin etkisi ve gücünün, sınırlarından ibaret olmadığını ifade eden Destici, şöyle konuştu:

"Türkiye Cumhuriyeti, dünya üzerindeki her ülkede hayatını devam ettiren vatandaşlarımızın; tüm dünyada, 'Türküm' diyen her soydaşımızın; dünya üzerinde dara düşmüş, işgal altında, zulüm gören, haksızlığa uğrayan her Müslüman'ın; 'Bir gün gelecek' diye beklediği; kendinin bildiği, kendinden bildiği; zırhı, koruyucusu, sığınağı, şefkat eli, adalet kalesidir. Türkiye Cumhuriyeti, biz ne kadar birlik içinde, ne kadar dayanışma içindeysek, ne kadar bizi millet yapan değerlerimize bağlıysak, o kadar güçlü olmuştur."

Ordunun dağıtıldığı, devletin egemenliğini kaybettiği, vatan topraklarının işgal edildiği günlerde, yokluk içinde verilen var olma mücadelesi devam ederken, Kurtuluş Savaşı'nı yöneten Gazi Meclis'te Yunan ordusunun, İngiliz askerlerinin, Ermeni çetelerinin bulunmadığını söyleyen Destici, ancak bugün bir terör örgütüne sırtını dayadıklarını söyleyenlerin Meclis'te bulunabildiğini söyledi.

Destici, terör örgütlerinin, terör örgütlerinin sözcülüğünü yapanların, kamu imkanlarını, siyaseti, Gazi Meclis'i bir propaganda aracı olarak kullanmalarının, iç hukuka da uluslararası hukuka da insan haklarına da aykırı olduğunu belirtti. Destici, "Gazi Meclis'imizin vatansever, milletperver milletvekilleri, milletimize karşı tarih önünde de sorumluluk taşıyoruz. Bu ayıba artık son vermeliyiz." diye konuştu.

- Diğer konuşmalar

TİP Genel Başkanı Erkan Baş ise bir zamanlar "Bugün 23 Nisan, neşe doluyor insan" dediklerini ancak bugün "neşe dolan" bulunmadığını iddia ederek, "Bayağı doluyuz ama hiç neşe dolu değiliz." dedi.

DP Genel Başkanı Gültekin Uysal, cihana kafa tutmuş, bir devletin kuruluşuna liderlik etmiş, nice düşman ve tertipleri yenmiş Meclis'in bugün güçsüz bırakıldığını, milli egemenliğin simgesi olmaktan uzaklaştırıldığını öne sürdü.

TBMM'nin, milletin egemenliğini tesis etmek gayretiyle kurulduğunun unutulmaması gerektiğini söyleyen Uysal, Meclis'in açılışının 102. yılını ve "milletin saltanat günü" olan 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nı kutladı.

Meclis Başkanı Mustafa Şentop, konuşmaların tamamlanmasının ardından 26 Nisan Salı günü saat 15.00'te toplanmak üzere birleşimi kapattı.