2009-02-20 - 15:00
AK Parti Grup Başkanvekili Nihat Ergün, Parlamentoda düzenlediği basın toplantısında, CHP'li bazı yetkililerle bazı Alman yetkililer arasında, Türkiye ve AK Parti aleyhine, önemli bir işbirliğinin olduğunu iddia ederek, ''Bu işbirliğinin, CHP'ye de Türk siyasetine de hiç bir faydası olmayacaktır'' dedi.
AK Parti Grup Başkanvekili Nihat Ergün, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında, muhalefet partisi
liderlerinin AK Parti ve Hükümet ile ilgili değerlendirmeleri ve son günlerdeki
bazı gelişmeler hakkında açıklamalarda bulundu.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın, CHP MYK üyesi Ali Kılıç'ın iddiaları
üzerinden partisi ile ilgili yaptığı değerlendirmeleri üzülerek izlediğini ifade
eden Ergün, Kılıç'ın, Adalet Bakanlığının Almanya'dan bir türlü alamadığı
dosyayı, kendisinin aldığını iddia ederek Baykal'a verdiğini, Baykal'ın da bunu
''işte dosya'' diye gösterdiğini söyledi.
Ergün, Almanya'da devam eden davanın dosyasının, söz konusu dosya
olmadığının anlaşıldığını dile getirerek, ''Koskoca anamuhalefet partisi genel
başkanı, bir parti yetkilisi tarafından kamuoyu önünde aldatılmış bir pozisyona
düştü'' diye konuştu.
Kılıç'ın getirdiği dosyanın, ''bir kısmının internetten oluşturulduğu ve
bir kısmının da Alman mahkemelerindeki bazı kişilere rüşvet verilerek alındığı''
gibi yorumların da basında yer aldığını hatırlatan Ergün, Kılıç'ın, CHP MYK
üyesi olmasının yanı sıra, Alman vatandaşı, Alman SDP üyesi, Friedrich Ebert
Vakfı ve bazı sol Alman örgütlerin üyesi olduğunu öne sürdü.
-''ALİ KILIÇ, KARMAŞIK BİR YAPIYA SAHİP''-
''Belli ki Kılıç, ilişkileri itibariyle karmaşık bir yapıya sahip'' diyen
Ergün, Ali Kılıç'ın, 2005'te CHP ile ilişkileri geliştirmek isteyen Ebert
Vakfından 85 bin avro para çektiğini söyledi. Ergün, bu konunun Baykal'ı, bir çok
siyasiyi ve hukuk adamını ilgilendirdiğini belirtti.
AK Parti Grup Başkanvekili Ergün, Kılıç'ın, bazı PKK üyeleriyle de yakın
ilişki içinde olduğunun kamuoyunda konuşulduğunu ve Mahmut Yıldız isimli PKK
elemanını yanında kaçak olarak çalıştırdığı için Alman makamlarınca 5 bin 500
avroluk cezaya çarptırıldığını iddia etti.
CHP Grup Başkanvekili, İstanbul Büyükşehir Belediyesi başkan adayı Kemal
Kılıçdaroğlu'nun son Almanya ziyaretinden de bahseden Ergün, Kılıçdaroğlu ve
Kılıç'ın Almanya ziyaretinde, onlarla aynı arabada bulunan Nevzat Rıdvan ve
Mustafa Ünal'ın, ''terör suçu işledikleri ve Almanya'da uyuşturucu kaçakçılığı''
yaptıklarına ilişkin haberlerin medyada yer aldığını söyledi.
-''PARTİSİNİN KAYNAKLARINI HORTUMLAYAN BİR YÖNETİM''-
Nihat Ergün, şöyle konuştu:
''Bu ilişkiler bize şunu göstermektedir ki CHP veya CHP'li bazı
yetkililerle bazı Alman yetkililer arasında, Türkiye ve AK Parti aleyhine önemli
bir işbirliği söz konusudur. Bu işbirliğinin, CHP'ye de Türk siyasetine de hiç
bir şekilde faydası olmayacaktır. Alman mahkemelerinden rüşvetle belge aşırmak,
sahte dosya takdim etmek ve Deniz Feneri iddianamesinin Türkçe'ye çevrilmesinde,
iddianameye ilaveler yaparak evrakta sahtecilik fiillerinin içinde olabilen bir
kişinin, Sayın Baykal'ın yanında olmaması gerekir.
Partimize yönelik bu gibi kişilerin iddialarıyla AK Parti'nin siyasetinin
finansmanının yurt dışından, Deniz Feneri'den ve Almanya'daki bazı ilişkilerden
karşılandığı iddiası, koskoca bir yalandır. AK Parti'nin finansmanın nasıl
sağlandığını, parti yetkilileri daha önce açıklamıştı. CHP, Anayasa Mahkemesi
tarafından, parti kaynaklarını usulüne uygun olmayan bir şekilde harcadığı tespit
edilerek, hakkında trilyon davası açılacak noktaya gelmiştir. Kendi partisinde
yolsuzluk yapan, partisinin kaynaklarını hortumlayan bir yönetimin var olduğu bir
anamuhalefet partisi ile karşı karşıyayız.''
Ergün, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında, CHP'nin bazı kaynaklarını
yanlış bazı işlerin finansmanına aktardığına dair oluşan şüpheleri daha önce de
sorduklarını, ancak yanıtını alamadıklarını söyledi.
CHP'nin, CHP belgeseli filmi yapılması karşılığında 4,5 milyon lirayı
Tuncay Özkan'a verdiğini ifade eden Ergün, ''Ancak şu ana kadar kimse böyle bir
film görmedi. Faturasız ödeme yapılmıştı, sonra bazı faturalar da uyduruldu. Ama
buna rağmen, Tuncay Özkan yapımı bir CHP belgeseli izleyemedik. İzleyen varsa
bilmiyorum. CHP, gerçekten bir belgesel film mi yaptırmıştır, yoksa CHP
kaynakları, Tuncay Özkan'ın bazı faaliyetlerinin finansmanı için mi
verilmiştir?'' diye konuştu.
Ergün, daha önce Baykal'a sorduğu bazı soruların, kendisine pop sosyolog
da denilen bir yazar tarafından gündeme alındığını ifade ederek, yazarın,
Baykal'ın tehdit edildiğine dair, muhalefetin sindirilmek istendiğine dair
yazılar yazdığını anımsattı.
-''DEVLETİN ÇARKLARI DOĞRU İŞLEMEYE BAŞLAMIŞTIR''-
Yazılarda, iktidara özel istihbarat bilgileri aktarıldığının
belirtildiğini ve ''Baykal hakkında özel bilgileriniz mi var?'' diye sorulduğunu
kaydeden Ergün, şunları kaydetti:
''Hayır. Sayın Baykal hakkında hiç kimsenin bilmediği özel bilgilerden
hareketle bir şey söylemiyoruz. Herkesin bildiği ama değerli yazarın bir türlü
görmek istemediği bilgiler de söylüyoruz. Sayın Baykal'ın Ergenekon davası ile
ilgili tutumu herkesin malumudur. Açık bir avukatlık içine girmiştir. Bunun da
ötesinde yargıyı tehdit eden söylemler içinde bulunmaktadır. Biz bunu bir panik
hali olarak değerlendirdik ve bunun sebebini sorduk. Bir kez daha soruyoruz, Bu
panik halinin sebebi nedir? Bunlardan bir tanesi, sizin, Ergenekon zanlısı Tuncay
Özkan'la olan mali ilişkiniz midir, birtakım faaliyetlerinin sizin tarafınızdan
finanse edilmiş olması sorunu mudur? Bu sorunun cevabı verilmemiştir.
Ergenekon zanlısı ve firarı olan yeni adı Turhan Gomez olan, Turhan
Çömez'le olan özel görüşmeleriniz midir? Sayın Çömez, size bu görüşmede, Ankara
Tenis Kulübünde yaptığı bazı temasların bilgisini mi aktarmıştır? Niçin, bu kadar
ilgili ve özel görüşme yaptınız? Biz de bu olgulardan hareketle Sayın Baykal'a bu
soruları sormaktayız. Bu soruların açık cevabının verilmesi lazımdır.
Aynı yazar, Başbakan'a özel bir istihbarat birimi kurulduğunu ve bilgi
aktarıldığını ifade ediyor. Türkiye'de istihbarat birimlerinin kime bağlı olduğu
bellidir. Türkiye aleyhine birtakım faaliyetlerin bilgileri Başbakana
gelmektedir. MİT ve emniyet, istihbaratlarını Başbakana getirmek durumundadır.
İstihbarat bilgileri, anlaşılan o ki önceki yıllarda Başbakana gitmeden bazı
medya organlarına mı gidiyordu da bu sayın yazar şimdi Başbakana istihbarat
gitmiş olmasını eleştiriyor. Sistem doğrulmuştur, sistem düzelmiştir. Kime ne
bilgi gitmesi gerekiyorsa ona bilgi gitmektedir, devletin çarkları doğru işlemeye
başlamıştır.''
-''DÜRÜSTLÜK HAVARİSİ HALİNE GETİRİLMESİ DOĞRU DEĞİL''-
Nihat Ergün, CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu'nun, İstanbul
Büyükşehir Belediyesi başkan adayı olduğunu unutarak, partisi ile ilgili
iddialarda bulunmaya devam ettiğini söyledi.
Kılıçdaroğlu'nun ''dürüstlük havarisi'' haline getirilmesinin doğru
olmadığını dile getiren Ergün, Kemal Kılıçdaroğlu'nun geçmişinin, söylenen gibi
olmadığını kaydetti.
Nihat Ergün, Kılıçdaroğlu'nun, SSK Genel Müdürü olduğu 1992-1994
yıllarında, eski hükümlüleri kuruma alma adı altında, bazı aşırı örgüt
militanlarını işe aldığını ifade ederek, ''Ali Uludağ, dev-yol militanı; Medet
Kalkan, Halkın Kurtuluşu Örgütü militanı; Habip Gürsel Güral, silahlı örgüt
kurmaktan mahkum; Hasan Ertürk, dev-yol silahlı devrim birlikleri üyesi, Mehmet
Ardıç ve Behlül Karataş, Halkın Kurtuluşu Cephesi üyesi... Daha başka isimler de
sayılabilir. Kılıçdaroğlu'nun bir yerde yönetime geldiğinde nasıl bir politika
izleyebileceğinin işaretlerini vermektedir'' diye konuştu.
Kılıçdaroğlu'nun, bazı akrabalarını da işe aldığını belirten Ergün,
''Ecevit, Elvan, Hülya, meryem, Ümmühan Karabulut gibi şahıslar Kılıçdaroğlu'nun
1. derecede akrabalarıdır, bu kişileri 1998'te işe almıştır. Kılıçdaroğlu,
1966'da soyadı değişikliğine giderek, soy ismini Kılıçdarloğlu haline
getirmiştir. Bu kişiler, Tunceli Nazimiye Ballıca'dandır'' dedi.
Ergün, Kılıçdaroğlu'nun akraba kayırmacılığını anne tarafıyla da
sürdürdüğünü kaydederek, işe aldığı Filiz, Gülbin, Nagehan Gündüz isimli
kişilerin de annesi Yemoş Gündüz tarafından akrabaları olduğunu söyledi.
-''ECEVİT, KILIÇDAROĞLU'NUN ADAYLIĞINI REDDETTİ''-
PKK'ya yardım yaptığı, evinde barındırdığı raporlarla tespit olan Dr.
Muzaffer Irmak'ın başhekimliği konusunda da yıllarca direnç gösterdiğini belirten
Ergün, ''Bu noktalar, Sayın Ecevit tarafından da bilindiği için, büyük ihtimalle
1999'daki seçimlerde DSP'den adaylığı reddedildi'' diye konuştu.
AK Parti Grup Başkanvekili Ergün, CHP'nin Kocaeli Büyükşehir Belediye
Başkan adayı Sefa Sirmen hakkında da görüşlerini açıkladı.
Baykal'ın, Sirmen'in Yuvacık Barajına ilişkin davadan beraat ettiğini
söylemesine rağmen, bunun doğru olmadığını ifade eden Ergün, Sirmen'in,
yargılandığı davaların mahkemelerini ve duruşma tarihlerini açıkladı. Nihat
Ergün, bu davalarından birisinin, 29 Nisanda Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesinde
yargılanacağı dava olduğunu dile getirdi.
-''CHP İÇERİSİNDEKİ İKTİDAR MÜCADELESİ''-
CHP Genel Sekreter Yardımcısı Mehmet Sevigen hakkındaki olaya da değinen
Ergün, ''Bu olay, nüfus suistimali değil de nedir?'' diye sordu.
Nihat Ergün, Baykal'ın işi hafifletmek için, ''Ne olacak canım bir
işgüzarlık yapmış'' diyerek olayı geçiştirmeye çalıştığını belirterek, sözlerini
şöyle sürdürdü:
''Bu olay, CHP içerisindeki bir iktidar mücadelesinin aracı olarak da
kullanılıyor olabilir. Sayın Baykal, kalır mı gider mi, seçimden önce mi bu
hesaplaşmalar olur sonra mı olur? Bunu bilemeyiz. Ama Sayın Kılıçdaroğlu'nun da
konuya taraf olması bize ilginç geldi. İstanbul'daki imajını yükseltmeye dönük
bir pay çıkartmaya çalışmaktadır. Kılıçdaroğlu, Baykal tarafından İstanbul'a
sürgüne gönderildiğini düşünmektedir. Seçimi kaybedip, yükselen yıldız olma
özelliğini ortadan kalkmasına dönük bir operasyona uğradığını düşünmekte ve karşı
bir operasyona başlamıştır. Gelişmeler, böyle bir değerlendirmeyi insanın aklına
getiriyor' dedi.
Hürriyet Gazetesinden Mehmet Yılmaz'ın, ''Mehmet Sevigen'in Baykal'ın
gölgesi olduğunu, bu işten Sayın Baykal'ın da sorumlu tutulması gerektiğini''
yazdığını ifade eden Ergün, ''Belli ki Bekir Coşkun da Sayın Baykal'dan ümidini
kesmiştir'' diye konuştu.
-BAHÇELİ'YE YANIT-
Nihat Ergün, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin partisine yönelik
eleştirilerine de yanıt verdi.
Bahçeli'nin, AK Parti'nin, ''İşimiz hizmet, gücümüz millet'' sloganını,
''Türk milletinin aklı ve hafızasıyla alay etmek için ortaya atılmış'' bir slogan
olarak değerlendirdiğini belirten Ergün, ''Türk milletinin aklı ve hafızası
yerindedir. Bu nedenle de AK Parti'yi iktidara getirmiştir. AK Parti'nin,
2002-2004-2007 yıllarında aldığı ve 2009'da alacağı oy, Türk milletinin
hafızasının, dirayetinin, basiretinin eseridir'' dedi.
-SORULARI YANITLADI-
Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Ergün, ''Sefa Sirmen hakkında
iddialarda bulundunuz. Sirmen, milletvekili iken, 'dokunulmazlığımı kaldırın'
dedi. Siz kaldırmadınız, korudunuz. Kaldırsaydınız şimdi belki de hapiste
olacaktı. Bu bir insanı korumak değil midir?'' sorusu üzerine, kimseyi
korumadıklarını söyledi.
Milletvekillerinin dokunulmazlıkları kalktıktan sonra yargılanmaya
başladıklarını ifade eden Ergün, sadece milletvekillerinin dokunulmazlığını
kaldıran bir çalışmanın doğru olmayacağını kaydetti.
Nihat Ergün, ''Alışveriş çekleri dağıtılacak kişiler neye göre
belirlenecek?'' sorusunu yanıtlarken, sosyal yardımların parti yardımı
olmadığını, devletin yardımı olduğunu ifade ederek, bu yardımların seçim olduğu
için değil, 12 boyunca devam eden yardımlar olduğunu bildirdi.
liderlerinin AK Parti ve Hükümet ile ilgili değerlendirmeleri ve son günlerdeki
bazı gelişmeler hakkında açıklamalarda bulundu.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın, CHP MYK üyesi Ali Kılıç'ın iddiaları
üzerinden partisi ile ilgili yaptığı değerlendirmeleri üzülerek izlediğini ifade
eden Ergün, Kılıç'ın, Adalet Bakanlığının Almanya'dan bir türlü alamadığı
dosyayı, kendisinin aldığını iddia ederek Baykal'a verdiğini, Baykal'ın da bunu
''işte dosya'' diye gösterdiğini söyledi.
Ergün, Almanya'da devam eden davanın dosyasının, söz konusu dosya
olmadığının anlaşıldığını dile getirerek, ''Koskoca anamuhalefet partisi genel
başkanı, bir parti yetkilisi tarafından kamuoyu önünde aldatılmış bir pozisyona
düştü'' diye konuştu.
Kılıç'ın getirdiği dosyanın, ''bir kısmının internetten oluşturulduğu ve
bir kısmının da Alman mahkemelerindeki bazı kişilere rüşvet verilerek alındığı''
gibi yorumların da basında yer aldığını hatırlatan Ergün, Kılıç'ın, CHP MYK
üyesi olmasının yanı sıra, Alman vatandaşı, Alman SDP üyesi, Friedrich Ebert
Vakfı ve bazı sol Alman örgütlerin üyesi olduğunu öne sürdü.
-''ALİ KILIÇ, KARMAŞIK BİR YAPIYA SAHİP''-
''Belli ki Kılıç, ilişkileri itibariyle karmaşık bir yapıya sahip'' diyen
Ergün, Ali Kılıç'ın, 2005'te CHP ile ilişkileri geliştirmek isteyen Ebert
Vakfından 85 bin avro para çektiğini söyledi. Ergün, bu konunun Baykal'ı, bir çok
siyasiyi ve hukuk adamını ilgilendirdiğini belirtti.
AK Parti Grup Başkanvekili Ergün, Kılıç'ın, bazı PKK üyeleriyle de yakın
ilişki içinde olduğunun kamuoyunda konuşulduğunu ve Mahmut Yıldız isimli PKK
elemanını yanında kaçak olarak çalıştırdığı için Alman makamlarınca 5 bin 500
avroluk cezaya çarptırıldığını iddia etti.
CHP Grup Başkanvekili, İstanbul Büyükşehir Belediyesi başkan adayı Kemal
Kılıçdaroğlu'nun son Almanya ziyaretinden de bahseden Ergün, Kılıçdaroğlu ve
Kılıç'ın Almanya ziyaretinde, onlarla aynı arabada bulunan Nevzat Rıdvan ve
Mustafa Ünal'ın, ''terör suçu işledikleri ve Almanya'da uyuşturucu kaçakçılığı''
yaptıklarına ilişkin haberlerin medyada yer aldığını söyledi.
-''PARTİSİNİN KAYNAKLARINI HORTUMLAYAN BİR YÖNETİM''-
Nihat Ergün, şöyle konuştu:
''Bu ilişkiler bize şunu göstermektedir ki CHP veya CHP'li bazı
yetkililerle bazı Alman yetkililer arasında, Türkiye ve AK Parti aleyhine önemli
bir işbirliği söz konusudur. Bu işbirliğinin, CHP'ye de Türk siyasetine de hiç
bir şekilde faydası olmayacaktır. Alman mahkemelerinden rüşvetle belge aşırmak,
sahte dosya takdim etmek ve Deniz Feneri iddianamesinin Türkçe'ye çevrilmesinde,
iddianameye ilaveler yaparak evrakta sahtecilik fiillerinin içinde olabilen bir
kişinin, Sayın Baykal'ın yanında olmaması gerekir.
Partimize yönelik bu gibi kişilerin iddialarıyla AK Parti'nin siyasetinin
finansmanının yurt dışından, Deniz Feneri'den ve Almanya'daki bazı ilişkilerden
karşılandığı iddiası, koskoca bir yalandır. AK Parti'nin finansmanın nasıl
sağlandığını, parti yetkilileri daha önce açıklamıştı. CHP, Anayasa Mahkemesi
tarafından, parti kaynaklarını usulüne uygun olmayan bir şekilde harcadığı tespit
edilerek, hakkında trilyon davası açılacak noktaya gelmiştir. Kendi partisinde
yolsuzluk yapan, partisinin kaynaklarını hortumlayan bir yönetimin var olduğu bir
anamuhalefet partisi ile karşı karşıyayız.''
Ergün, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında, CHP'nin bazı kaynaklarını
yanlış bazı işlerin finansmanına aktardığına dair oluşan şüpheleri daha önce de
sorduklarını, ancak yanıtını alamadıklarını söyledi.
CHP'nin, CHP belgeseli filmi yapılması karşılığında 4,5 milyon lirayı
Tuncay Özkan'a verdiğini ifade eden Ergün, ''Ancak şu ana kadar kimse böyle bir
film görmedi. Faturasız ödeme yapılmıştı, sonra bazı faturalar da uyduruldu. Ama
buna rağmen, Tuncay Özkan yapımı bir CHP belgeseli izleyemedik. İzleyen varsa
bilmiyorum. CHP, gerçekten bir belgesel film mi yaptırmıştır, yoksa CHP
kaynakları, Tuncay Özkan'ın bazı faaliyetlerinin finansmanı için mi
verilmiştir?'' diye konuştu.
Ergün, daha önce Baykal'a sorduğu bazı soruların, kendisine pop sosyolog
da denilen bir yazar tarafından gündeme alındığını ifade ederek, yazarın,
Baykal'ın tehdit edildiğine dair, muhalefetin sindirilmek istendiğine dair
yazılar yazdığını anımsattı.
-''DEVLETİN ÇARKLARI DOĞRU İŞLEMEYE BAŞLAMIŞTIR''-
Yazılarda, iktidara özel istihbarat bilgileri aktarıldığının
belirtildiğini ve ''Baykal hakkında özel bilgileriniz mi var?'' diye sorulduğunu
kaydeden Ergün, şunları kaydetti:
''Hayır. Sayın Baykal hakkında hiç kimsenin bilmediği özel bilgilerden
hareketle bir şey söylemiyoruz. Herkesin bildiği ama değerli yazarın bir türlü
görmek istemediği bilgiler de söylüyoruz. Sayın Baykal'ın Ergenekon davası ile
ilgili tutumu herkesin malumudur. Açık bir avukatlık içine girmiştir. Bunun da
ötesinde yargıyı tehdit eden söylemler içinde bulunmaktadır. Biz bunu bir panik
hali olarak değerlendirdik ve bunun sebebini sorduk. Bir kez daha soruyoruz, Bu
panik halinin sebebi nedir? Bunlardan bir tanesi, sizin, Ergenekon zanlısı Tuncay
Özkan'la olan mali ilişkiniz midir, birtakım faaliyetlerinin sizin tarafınızdan
finanse edilmiş olması sorunu mudur? Bu sorunun cevabı verilmemiştir.
Ergenekon zanlısı ve firarı olan yeni adı Turhan Gomez olan, Turhan
Çömez'le olan özel görüşmeleriniz midir? Sayın Çömez, size bu görüşmede, Ankara
Tenis Kulübünde yaptığı bazı temasların bilgisini mi aktarmıştır? Niçin, bu kadar
ilgili ve özel görüşme yaptınız? Biz de bu olgulardan hareketle Sayın Baykal'a bu
soruları sormaktayız. Bu soruların açık cevabının verilmesi lazımdır.
Aynı yazar, Başbakan'a özel bir istihbarat birimi kurulduğunu ve bilgi
aktarıldığını ifade ediyor. Türkiye'de istihbarat birimlerinin kime bağlı olduğu
bellidir. Türkiye aleyhine birtakım faaliyetlerin bilgileri Başbakana
gelmektedir. MİT ve emniyet, istihbaratlarını Başbakana getirmek durumundadır.
İstihbarat bilgileri, anlaşılan o ki önceki yıllarda Başbakana gitmeden bazı
medya organlarına mı gidiyordu da bu sayın yazar şimdi Başbakana istihbarat
gitmiş olmasını eleştiriyor. Sistem doğrulmuştur, sistem düzelmiştir. Kime ne
bilgi gitmesi gerekiyorsa ona bilgi gitmektedir, devletin çarkları doğru işlemeye
başlamıştır.''
-''DÜRÜSTLÜK HAVARİSİ HALİNE GETİRİLMESİ DOĞRU DEĞİL''-
Nihat Ergün, CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu'nun, İstanbul
Büyükşehir Belediyesi başkan adayı olduğunu unutarak, partisi ile ilgili
iddialarda bulunmaya devam ettiğini söyledi.
Kılıçdaroğlu'nun ''dürüstlük havarisi'' haline getirilmesinin doğru
olmadığını dile getiren Ergün, Kemal Kılıçdaroğlu'nun geçmişinin, söylenen gibi
olmadığını kaydetti.
Nihat Ergün, Kılıçdaroğlu'nun, SSK Genel Müdürü olduğu 1992-1994
yıllarında, eski hükümlüleri kuruma alma adı altında, bazı aşırı örgüt
militanlarını işe aldığını ifade ederek, ''Ali Uludağ, dev-yol militanı; Medet
Kalkan, Halkın Kurtuluşu Örgütü militanı; Habip Gürsel Güral, silahlı örgüt
kurmaktan mahkum; Hasan Ertürk, dev-yol silahlı devrim birlikleri üyesi, Mehmet
Ardıç ve Behlül Karataş, Halkın Kurtuluşu Cephesi üyesi... Daha başka isimler de
sayılabilir. Kılıçdaroğlu'nun bir yerde yönetime geldiğinde nasıl bir politika
izleyebileceğinin işaretlerini vermektedir'' diye konuştu.
Kılıçdaroğlu'nun, bazı akrabalarını da işe aldığını belirten Ergün,
''Ecevit, Elvan, Hülya, meryem, Ümmühan Karabulut gibi şahıslar Kılıçdaroğlu'nun
1. derecede akrabalarıdır, bu kişileri 1998'te işe almıştır. Kılıçdaroğlu,
1966'da soyadı değişikliğine giderek, soy ismini Kılıçdarloğlu haline
getirmiştir. Bu kişiler, Tunceli Nazimiye Ballıca'dandır'' dedi.
Ergün, Kılıçdaroğlu'nun akraba kayırmacılığını anne tarafıyla da
sürdürdüğünü kaydederek, işe aldığı Filiz, Gülbin, Nagehan Gündüz isimli
kişilerin de annesi Yemoş Gündüz tarafından akrabaları olduğunu söyledi.
-''ECEVİT, KILIÇDAROĞLU'NUN ADAYLIĞINI REDDETTİ''-
PKK'ya yardım yaptığı, evinde barındırdığı raporlarla tespit olan Dr.
Muzaffer Irmak'ın başhekimliği konusunda da yıllarca direnç gösterdiğini belirten
Ergün, ''Bu noktalar, Sayın Ecevit tarafından da bilindiği için, büyük ihtimalle
1999'daki seçimlerde DSP'den adaylığı reddedildi'' diye konuştu.
AK Parti Grup Başkanvekili Ergün, CHP'nin Kocaeli Büyükşehir Belediye
Başkan adayı Sefa Sirmen hakkında da görüşlerini açıkladı.
Baykal'ın, Sirmen'in Yuvacık Barajına ilişkin davadan beraat ettiğini
söylemesine rağmen, bunun doğru olmadığını ifade eden Ergün, Sirmen'in,
yargılandığı davaların mahkemelerini ve duruşma tarihlerini açıkladı. Nihat
Ergün, bu davalarından birisinin, 29 Nisanda Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesinde
yargılanacağı dava olduğunu dile getirdi.
-''CHP İÇERİSİNDEKİ İKTİDAR MÜCADELESİ''-
CHP Genel Sekreter Yardımcısı Mehmet Sevigen hakkındaki olaya da değinen
Ergün, ''Bu olay, nüfus suistimali değil de nedir?'' diye sordu.
Nihat Ergün, Baykal'ın işi hafifletmek için, ''Ne olacak canım bir
işgüzarlık yapmış'' diyerek olayı geçiştirmeye çalıştığını belirterek, sözlerini
şöyle sürdürdü:
''Bu olay, CHP içerisindeki bir iktidar mücadelesinin aracı olarak da
kullanılıyor olabilir. Sayın Baykal, kalır mı gider mi, seçimden önce mi bu
hesaplaşmalar olur sonra mı olur? Bunu bilemeyiz. Ama Sayın Kılıçdaroğlu'nun da
konuya taraf olması bize ilginç geldi. İstanbul'daki imajını yükseltmeye dönük
bir pay çıkartmaya çalışmaktadır. Kılıçdaroğlu, Baykal tarafından İstanbul'a
sürgüne gönderildiğini düşünmektedir. Seçimi kaybedip, yükselen yıldız olma
özelliğini ortadan kalkmasına dönük bir operasyona uğradığını düşünmekte ve karşı
bir operasyona başlamıştır. Gelişmeler, böyle bir değerlendirmeyi insanın aklına
getiriyor' dedi.
Hürriyet Gazetesinden Mehmet Yılmaz'ın, ''Mehmet Sevigen'in Baykal'ın
gölgesi olduğunu, bu işten Sayın Baykal'ın da sorumlu tutulması gerektiğini''
yazdığını ifade eden Ergün, ''Belli ki Bekir Coşkun da Sayın Baykal'dan ümidini
kesmiştir'' diye konuştu.
-BAHÇELİ'YE YANIT-
Nihat Ergün, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin partisine yönelik
eleştirilerine de yanıt verdi.
Bahçeli'nin, AK Parti'nin, ''İşimiz hizmet, gücümüz millet'' sloganını,
''Türk milletinin aklı ve hafızasıyla alay etmek için ortaya atılmış'' bir slogan
olarak değerlendirdiğini belirten Ergün, ''Türk milletinin aklı ve hafızası
yerindedir. Bu nedenle de AK Parti'yi iktidara getirmiştir. AK Parti'nin,
2002-2004-2007 yıllarında aldığı ve 2009'da alacağı oy, Türk milletinin
hafızasının, dirayetinin, basiretinin eseridir'' dedi.
-SORULARI YANITLADI-
Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Ergün, ''Sefa Sirmen hakkında
iddialarda bulundunuz. Sirmen, milletvekili iken, 'dokunulmazlığımı kaldırın'
dedi. Siz kaldırmadınız, korudunuz. Kaldırsaydınız şimdi belki de hapiste
olacaktı. Bu bir insanı korumak değil midir?'' sorusu üzerine, kimseyi
korumadıklarını söyledi.
Milletvekillerinin dokunulmazlıkları kalktıktan sonra yargılanmaya
başladıklarını ifade eden Ergün, sadece milletvekillerinin dokunulmazlığını
kaldıran bir çalışmanın doğru olmayacağını kaydetti.
Nihat Ergün, ''Alışveriş çekleri dağıtılacak kişiler neye göre
belirlenecek?'' sorusunu yanıtlarken, sosyal yardımların parti yardımı
olmadığını, devletin yardımı olduğunu ifade ederek, bu yardımların seçim olduğu
için değil, 12 boyunca devam eden yardımlar olduğunu bildirdi.
