2011-12-19 - 12:50
BDP GRUP BAŞKANVEKİLİ HASİP KAPLAN'IN BASIN TOPLANTISI?
Hasip Kaplan, KESK Genel Başkanı Lami Özgen ve beraberindeki heyetle parlamentoda basın toplantısı düzenledi.
21 Aralık'ta bir günlük grev yapacaklarını ifade eden Lami Özgen, "AKP hükümeti kamu emekçilerinin yıllardır verdiği meşru mücadeleyi, uluslararası sözleşmeleri ve Anayasa'yı yok sayarak grevli toplu sözleşme hakkımızı engellemeye çalışıyor. Kamu emekçilerinin geleceklerini çalmayı hedefleyen 4688 sayılı yasa taslağına , iş güvencesini ortadan kaldırmaya yönelik girişimlere karşı, sendikal hak ve özgürlüklerin genişletilmesi ve ülkenin demokratikleşmesi, kamu emekçilerinin insanca yaşayacak bir gelire kavuşturulması için mücadelemizi sürdüreceğiz. Bu nedenle grev hakkımızın yasal teminat altına alındığı bir toplu sözleşme düzeni için, 4C,4B,50Dve 4924 veya taşeron adı altında sürdürülen güvencesiz çalışmaya son verilerek temel ücretlerin arttırılarak hukuksuz, haksız ve mesnetsiz biçimde yapılan gözaltı ve tutuklamalara son verilerek serbest bırakılmaları için 21 Aralık'ta grevdeyiz" diye konuştu.

KESK'in 21 Aralık'ta yapacağı grevi BDP olarak desteklediklerini belirten Hasip Kaplan, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Hayata Dönüş Operasyonlarının ve Maraş Katliamının yıldönümünde adalet arayışının devam ettiğini ifade eden Kaplan,"30 bin gaz bombası atan tüm sorumluların ortaya çıkarılması çabalarımız devam edecek" dedi.

Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay'ın 'Tek yönlü uyguladığımız entegre bir stratejimiz var, devlet olarak. Sınır ötesi operasyonlardan, KCK operasyonlarına hepsi koordinasyon içinde, tartışılmış, kararlaştırılmış, planlanmış ve yürütülmektedir' sözlerini hatırlatan Kaplan, bu sözlerin Anayasayı ihlal ve yargıya müdahalenin itirafı olduğunu söyledi. Konuyla ilgili Meclis Araştırması açılması yönünde teklif verdiklerini ifade eden Kaplan, "Açılım sürecinin başından beri sorumlu olan 'demokratik açılım koordinatörü', şu an hükümetin sorumlu Başbakan Yardımcısı olarak görevini sürdüren Beşir Atalay'ın beyanları, suçüstü yakalandığının itirafıdır. Tutuklama ve gözaltıların bağımsız yargının işi olduğunu söyleyen hükümet, bu açıklamayla Anayasayı ihlal etmiş, bağımsız yargıya müdahale ederek yargıyı siyasallaştırmıştır. Başbakan, 'KCK tutuklamaları devam edecek', İçişleri Bakanı ise, ' Gerekirse 8 bin kişiyi tutuklayacağız' sözlerini sarf etmiştir. Bakanların hepsi savcı, başsavcı olmuştur. Hukuk devletinde değil, Muz Cumhuriyeti'nde dahi bu kadar hukuk ihlali olmaz" şeklinde konuştu.

Meclis soruşturması açılması için gerekli sayılarının olmadığını belirten Kaplan, ''Bizim sayımız 29. Vicdanının sesini dinleyecek 26 milletvekiline eriştiğimiz anda Meclis'te bu dönemin ilk soruşturma önergesini vermiş olacağız'' dedi.

Cumhurbaşkanı görev süresi ile ilgili de görüşlerini aktaran Kaplan, "Referandumla, yani milletin iradesiyle cumhurbaşkanının görev süresi 5 yıl olarak belirlenmiştir. Bu nedenle Cumhurbaşkanı seçimi 2012'de yapılmalıdır. Millet iradesine saygı ve siyasi ahlak bunu gerektirir. Neden korkuyor hükümet seçime gitmekten? Siz millet iradesinin üstünde misiniz? Buradan Sayın Gül'e de sesleniyorum: Makamınızı tartışma konusu yapmayın. Sadece Başbakan'dan değil, köşkten de millet iradesine saygı bekliyoruz. Anayasayı kanunla dolanma zihniyetine karşıyız" diye konuştu.

BDP'nin Batman ve Şırnak'ta yapılan mitingleri sonrasında operasyonlar yapıldığını öne süren Kaplan, "Şırnak'ta 10 binlerce kişinin toplandığı miting yaptık. Akşam 20 kişi gözaltına alındı. Yine Batman'da miting düzenledik. Batman Belediyesi'ne operasyon yapıldı. HSYK'ya görevini kötüye kullanan savcı ve hakimleri şikayet edeceğiz. Vali, kaymakam ve emniyet müdürleri hakkında suç duyurusunda bulunacağız. Bu işin peşini bırakmayacağız" dedi.

Toplantı sonrası soruları cevaplayan Kaplan, AK Parti Diyarbakır Milletvekili Oya Eronat'ın BDP tarafından protesto edilip edilmeyeceği sorusunu şu sözlerle cevapladı: "Diyarbakır halkının iradesi; seçim yasalarına, darbe hukukuna rağmen 80 bin oyla Hatip Dicle'dir. Oya Eronat, Diyarbakır iradesinin çalınmasının sembolü olarak AKP Milletvekilidir. Hem yavuz hırsız, hem de hakaret edecekler. Buna izin vermeyeceğiz."

Hasip Kaplan Fransa'da oylanacak 'İnkar Yasası' ile ilgili ise: " Sarkozy ile Başbakan arasında hiçbir fark yok. Sarkozy ırkçı, milliyetçi, muhafazakar ve uluslararası sermaye ile işbirliği içindedir. Fransa'nın geçmişinde Cezayir ve Ruanda Katliamı vardır. Cezayir'in lideri uçakla kaçırılıp bir şatoda yargılandığı zaman Cezayirli avukatlar savunuyordu ve saldırıya uğruyorlardı. Öcalan da yargılanıyor 36 avukatını Erdoğan tutuklatıyor. Sarkozy, Cumhurbaşkanlığı seçiminde ırkçı bir partiyle işbirliği yaptı. Erdoğan da cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Sarkozy gibi MHP'yi yanına alarak Cumhurbaşkanı olmaya çalışıyor. 'Libya'ya saldırmayacağız' diyen Başbakan, bir hafta sonra Sarkozy ile NATO altında Libya'ya saldırdı. Tarihle, gerçekle yüzleşmek zorundayız. Dersim Katliamı, Hayata Dönüş Operasyonları, 17 bin faili meçhulle hükümetin yüzleşmesi gerekiyor. Başbakan, bir duruş göstermek istiyorsa Avrupa Mahkemesine gitsin, Türkiye Avrupa Konseyi üyesidir, gider devlet adına başvurursun" diye konuştu. (12:50)