2020-12-15 - 13:12
TBMM Genel Kurulunda, Cumhurbaşkanlığının 2021 yılı bütçesi kabul edildi. Genel Kurulda, Cumhurbaşkanlığı bütçesinin görüşmelerinin tamamlanmasının ardından 2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi'nin ilk dört maddesi de kabul edildi.
TBMM Genel Kurulu, TBMM Başkanvekili Celal Adan başkanlığında toplandı.
Genel Kurulda, Cumhurbaşkanlığı, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı, Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği, Diyanet İşleri Başkanlığı, Devlet Arşivleri Başkanlığı, Milli Saraylar İdaresi Başkanlığı, Strateji ve Bütçe Başkanlığı, İletişim Başkanlığı, Savunma Sanayi Başkanlığının bütçeleri görüşüldü.
Genel Kurulda, Cumhurbaşkanlığı bütçesinin görüşmelerinin tamamlanmasının ardından 2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi'nin ilk dört maddesi de kabul edildi.
TBMM Başkanvekili Celal Adan, Türkiye'nin S-400 füze sistemi almasına yönelik ABD yaptırım kararına tepki gösterdi.
Adan, TBMM Genel Kurulunda, Cumhurbaşkanlığı ile bağlı kurumların 2021 yılı bütçesinin görüşmeleri sırasında yaptığı açıklamada, Türkiye Cumhuriyeti'nin egemen bir devlet olmanın gerekliliğini yerine getirerek kendi teknolojisini üretmek için çaba gösterdiğini söyledi.
Son yıllarda yerli ve milli üretimin en başarılı örneklerinin savunma sanayi alanında hayat bulduğunun altını çizen Adan, şunları kaydetti:
"Türkiye'nin bu bağımsız ve başarılı hamlesini cezalandırmak, yükselen ivmesini kesintiye uğratmak için birtakım adımlar atılmaktadır. Savunma Sanayii Başkanı İsmail Demir'e ve aynı sahada çalışan başka bürokratlarımıza yönelik ABD'nin aldığı keyfi karar bu kapsamda değerlendirilmelidir.
Bir devlet görevlisi, sırf Türk milletine karşı vazifesini yerine getirmeye çalıştığı için ABD'nin Hazine Bakanlığınca cezalandırılıp yaptırım listesine alınıyor. Diplomatik nezakete ve evrensel hukuk normlarına zarar veren bu had bilmezlik, bir şahsa değil doğrudan Türkiye Cumhuriyeti'ne kesilmiş bir ceza olarak algılanmalıdır. Şahsi kanaatim, Sayın İsmail Demir ve tüm bürokratların maruz kaldığı muamele milletimiz tarafından tepkiyle karşılanmıştır."
TBMM Genel Kurulu'nda, Cumhurbaşkanlığı ile bağlı ve ilgili kuruluşların 2021 Yılı bütçeleri üzerinde HDP milletvekilleri söz aldı.
HDP Van Milletvekili Sezai Temelli, bütçenin Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin bütçesi olduğunu, parlamenter sistem teamülleriyle oluşmuş bir bütçe olmadığını söyledi.
Bütçenin her şeyden önce kapsamlı bir ekonomi politik metin olduğunu dile getiren Temelli, "Bu iktisadi ve siyasi belge sadece ekonomiyle sınırlı değildir, bundan öte toplumsal sınıf ve kesimler üzerinde siyasi iktidarın kararlarının etkisini de yansıtır. Bu nedenle politiktir ve doğası gereği sınıfsaldır." ifadesini kullandı.
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin kendisinin başlı başına bir kriz olduğunu savunan Temelli, "Bu bir kayyum sistemidir, bütçe hakkının kayyum eliyle gaspıdır." diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, "Kürt sorunu yoktur" dediğini belirten Temelli, "Gelirken bu sorunu tanıyan ve çözmeye talip olanlar giderken 'Kürt sorunu yoktur' derler. Demek ki gidişiniz yakın." dedi.
İnsan onuruna yakışır bir ücret hakkının aynı zamanda bütçe hakkı olduğunu vurgulayan Temelli, şöyle devam etti:
"Asgari ücret tartışmaları aslında bize algısal bir oyun oynuyor, yukarıya değil aşağıya bakıyoruz. Türkiye'de aşırı bozulmuş gelir ve servet dağılımı, bu yoksulluğun ve sefalet ücretlerinin başlıca nedeni. İktidar, aşırı ve haksız zenginleşmeyi azaltmak, bu adaletsizliğin kaynağını kurutmak yerine asgari ücretle emekçilere asgari yaşamı dayatmaya devam ediyor."
Türkiye'de 10 milyon civarında işçinin asgari ücret altında veya asgari ücret civarında ücretle çalıştığını anımsatan Temelli, asgari ücretin giderek ortalama ücret halini aldığını ifade etti.
HDP Mersin Milletvekili Rıdvan Turan ise HDP İstanbul İl Binası'nda bulunduğunu iddia ettiği dinleme cihazlarının resmini göstererek, "O kadar zavallı bir durum ki 'Kürt meselesi benim meselem'den başlayan güzergah, 'Avrupa Birliği'nin yolu Diyarbakır'dan geçer' siyasi söylemi, en sonunda Erdoğan'ın 'bu meseleyi mutlaka çözeceğim' iradesinin gelip dayandığı nokta HDP'nin İstanbul örgütüne böcek yerleştirmek." diye konuştu.
HDP İstanbul Milletvekili Hüda Kaya, sistemin her kurumunda adaletsizliklerin yaşandığını öne sürerek, "İnsanların inanç adına bir ehliyet atfettikleri Diyanet kurumu diğer tüm kurumlardan daha fazla bir vebal, haksızlık, bağnazlık, adaletsizlik ve çürümüşlük içerisindedir." iddiasında bulundu.
TBMM Genel Kurulunda, Cumhurbaşkanlığı ile bağlı kurumların 2021 yılı bütçelerinin görüşmelerinde CHP'li milletvekilleri söz aldı.
Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak, ABD'nin, Türkiye'ye yönelik açıkladığı yaptırım kararını derin bir endişeyle karşıladıklarını ve şiddetle kınadıklarını söyledi.
Bu kararın, NATO ittifakının savunma kapasitesini zayıflatacak nitelikte olduğunu ifade eden Öztrak, "Biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak sorunun aşılmasında gösterilecek her çabanın yanında olacağız." dedi.
Son 2,5 yıldır ekonomik, siyasal ve toplumsal hayatın, iç içe krizlerle sarsıldığını belirten Öztrak, yaşanan sorunlar karşısında ülkenin derin bir buhran içinde olduğunu ileri sürdü.
Öztrak, "Milletimiz yokluktan cinnet geçiriyor, eline yazdığı iş, aş mesajıyla ülkeyi yönetenlere canıyla ihtarname çekiyor. Salgında her gün binlerce yurttaşımız hastalanıyor, yüzlerce yurttaşımız hayatını kaybediyor ama ülkeyi yönetenler hasta ve vefat sayılarını milletimizden gizleyerek salgınla mücadele ettiklerini sanıyorlar. Gerçeği öğrenemeyen yurttaşlarımız da salgını hafife alıyor, salgın büyüyor, bu sefer suçlu vatandaşlarımız oluyor." dedi.
TBMM'ye milletin sorunlarına çözüm yolu bulunması için büyük görevlerin düştüğünü, parti ayrımı yapılmaksızın milletin sesine ses, derdine derman olmak adına çalışmak zorunda olduklarını anlatan Öztrak, şöyle konuştu:
"Bugün varlık sebebini unutmuş hükümete, şahsını devlet sanma gafletine düşenlere gerçek yerlerini ve asli vazifelerini hatırlatmak zorundayız. İlk cumhurbaşkanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün ifadesiyle, Cumhurbaşkanlığı, büyük bir ulusun erdemini, yönünü, uygun niteliklerini belirleyen makamın adıdır. Cumhurbaşkanlığı makamı, anayasal ve siyasal sistemimizde devletin sigortası olarak vurgulanmıştır. Cumhurbaşkanı işte bu nedenle bu kürsüde tarafsızlık yemini etmiştir. Ancak Cumhurbaşkanı bu tarafsızlık yeminine rağmen parti genel başkanı koltuğuna oturunca bu makam işlevsiz kalmıştır, devletin sigortası yanmıştır. Devleti şirket gibi yönetmek için devletteki kariyer kurumları birer birer kapatılmıştır. Oysa devletler, kurumlarıyla var olur. Nitelikli kurumlara sahip devletler etkili, verimli ve iyi çalışır."
Ankara Milletvekili Tekin Bingöl de 2021 yılı bütçesinin, rakamlarıyla hiçbir gerçeklik ifade etmediğini, İşkur'un işsizlik rakamları ile TÜİK'in enflasyon rakamlarının AK Partili milletvekillerine bile inandırıcı gelmediğini ileri sürdü.
Açıklanan rakamları pazarın, marketin, konfeksiyon dükkanları yalanladığını iddia eden Bingöl, "Bu bütçe halkın bütçesi değildir. Bütçe açıkları her geçen yıl büyümektedir. 2017 yılında 48 milyar lira bütçe açığı varken 2018 yılında bu açık 66 milyar lira, 2019 yılında 123 milyar lira, 2020 yılı öngörüsü ise 139 milyar liradır. Ama daha yılın dokuzuncu ayında 140 milyar; göreceğiz, bu yılın sonunda bütçe açığı en az 200 milyarı aşacak. 2021 yılı bütçesinde bir rekor var, 245 milyar açık ile başlayan bir bütçe var. Bu açık bununla kalmayacak ve 300-400 milyar lirayı bulacak." dedi.
Aydın Milletvekili Bülent Tezcan da Cumhurbaşkanlığı makamının, devletin uyum ve düzenli bir şekilde çalışmasını gözetmekle görevli olduğunu söyledi.
Cumhurbaşkanlığı makamının bugün bir husumet makamı haline geldiğini iddia eden Tezcan, "Şeklen tarafsızlık yemini etmiş, aslen husumet yemini içmiş bir cumhurbaşkanı makamı ile karşı karşıyayız." dedi.
Tezcan, 15 Temmuz FETÖ darbe girişimi sonrasında alınan OHAL kararının, sivil bir darbe olduğunu öne sürdü.
Böylece Türkiye'de yeni bir darbe kültürünün inşa edildiğini iddia eden Tezcan, şunları kaydetti:
"20 Temmuz sivil darbesiyle Türkiye'de yeni bir darbe kültürü inşa ettiniz. Kuvvetler bir kişinin elinde toplanmış vaziyette. TBMM'nin, milletvekillerinin itibarı ayaklar altında. Yargı bağımsızlığı ayaklar altında, hakimler ve savcıların karar verirken saraya yaranma telaşı, adalet duygusunun önüne geçmiştir. Bugün Anayasa Mahkemesi kararına uymayan hakimler var. 12.5 milyon işsiz, 30 milyona yakın yoksul vatandaşımız var. Yeni bir vesayet düzeni kuruldu. Sandığa saygı duymayan bir vesayet sistemi. Bu tek adam rejimi 18 yıl önce sandıkla geldi, şimdi sandıkla gideceği gün yaklaştıkça, saygısızlığa başladı. Liyakat düzeni yok edildi. Rüşvet zanlısı daha mahkemede aklanmadan büyükelçi atıyorsunuz. Bir bakanın istifasını 5 kanal ancak verebildi. Basın İlan Kurumu, basın infaz kurumu olmuş. Bu bütçe şımarıkların bütçesidir ve biz bu şımarıklığın ortağı olmayacağız."
İstanbul Milletvekili Yüksel Mansur Kılınç da vatan savunmasında kutsal bir görevi ifa eden tüm güvenlik güçlerine başarılar diledi. Kılınç, ABD'nin yaptırım kararını asla kabul etmediklerini, kararı tanımadıklarını ifade etti.
Ankara Milletvekili Ali Haydar Hakverdi ise CHP olarak hizmete karşı olmadıklarını belirterek, "Biz hizmet yapılırken yapılan soyguna karşıyız." dedi.
İzmir Milletvekili Atila Sertel de İletişim Başkanı Fahrettin Altun'un Türkiye'de "küçük bir Recep Tayyip Erdoğan" olduğunu iddia etti. Sertel, Altun'un istediği kişiye basın kartı verirken, istemediğine vermediğini ileri sürdü.
Sertel, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın emekliyi, köylüyü, maden işçisini sevmediğini, 13,2 milyon emeklinin 9 milyonunun asgari ücretin altında maaş aldığını ifade etti.
Tarım kesimine bakıldığında köylü ne ekerse eksin "dert" biçtiğini öne süren Sertel, "Çıkmış dün Tarım Bakanı nelerden bahsediyor. Saraydan bakınca hayat öyle güzel ki, hele bir de 5 maaş, 10 maaş cebe koyarsan... Sevmiyorsunuz, gençleri sevmiyorsunuz, emekliyi sevmiyorsunuz, PTT memurunu sevmiyorsunuz, itfaiyecileri hiç sevmiyorsunuz, onları meslek olarak dahi kabul etmiyorsunuz. Hiç kimseyi sevmiyorsunuz." ifadelerini kullandı.
CHP grubunun konuşmalarının tamamlanmasının ardından AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin söz istedi.
Yapılan eleştirileri iki boyutuyla düşünmek gerektiğini, eleştiri hacminin aşıldığında inancın da kaybolduğunu ifade eden Zengin, "Yapılan yorumlar tamamen sizin kodlamanız. Konuşmalardaki tekerlemelere bakınca vatandaşın algılama düzeyini ilkokul düzeyinde zannediyorsunuz. Vatandaş sizi, bizi sulu götürür, susuz getirir. Vatandaşımızın algılaması, değerlendirmesi böyle bir zeminde değil. Vatandaş son derece yüksek düzeyden değerlendirme yapıyor. İnanılmaz bir doz aşımı ile karşı karşıya olduğumuzu düşünüyorum." dedi.
CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç ise 2019 yılı Sayıştay Raporu kapsamında Cumhurbaşkanlığının harcamalarının afaki rakamlar içerdiğini belirterek, "Her şeyi geçiyorum sarayın ek binalarına 2020 sonuna kadar 748 milyon dolar harcanmıştır." ifadelerini kullandı.
MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay ise CHP'li milletvekillerinin konuşmaları sırasında MHP'ye yönelik "Sarayın küçük parçası" gibi ifadeler kullandıklarını söyledi.
AK Parti ve MHP'nin Cumhur İttifakını oluşturduğunu, her şeyin açık, şeffaf olduğunu aktaran Akçay, şöyle konuştu:
"Ama siz yaptığınız ortaklıklardan utanıp sıkılıyor, bunu açıkça deklere edemiyorsunuz. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, çok başlılığı ortadan kaldırırken sizler hala vesayet makamlarını savunuyorsunuz. Sizler pasif, edilgen muhalefetsiniz, çünkü kendi gündeminiz yok. Sadece iktidar karşıtlığına odaklanmışsınız. Değirmencinin kör beygiri gibi iktidarın etrafında dönüp duruyorsunuz. Biz Cumhur İttifakıyız. MHP size çok büyük geldiği için bu acıyı yaşıyorsunuz. MHP gerektiğinde hamle yapan aktif bir siyasi partidir. Siz ise ABD'den iktidar dilenen saray dilencilerisiniz."
Bunun üzerine tekrar söz isteyen Engin Özkoç ise "Teessüf ederim, MHP nasıl bize büyük geliyor? Siz nerede oturuyorsunuz, biz nerede? Milletimiz kimin büyük olduğuna, kimin olmadığına oylarıyla karar veriyor. Muhalefet, muhalefetliğini yapıp muhalefetin yanında dursaydı millet bu durumda olmazdı." diye konuştu.
***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***
Genel Kurulda, Cumhurbaşkanlığı, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı, Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği, Diyanet İşleri Başkanlığı, Devlet Arşivleri Başkanlığı, Milli Saraylar İdaresi Başkanlığı, Strateji ve Bütçe Başkanlığı, İletişim Başkanlığı, Savunma Sanayi Başkanlığının bütçeleri görüşüldü.
Genel Kurulda, Cumhurbaşkanlığı bütçesinin görüşmelerinin tamamlanmasının ardından 2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi'nin ilk dört maddesi de kabul edildi.
TBMM Başkanvekili Celal Adan, Türkiye'nin S-400 füze sistemi almasına yönelik ABD yaptırım kararına tepki gösterdi.
Adan, TBMM Genel Kurulunda, Cumhurbaşkanlığı ile bağlı kurumların 2021 yılı bütçesinin görüşmeleri sırasında yaptığı açıklamada, Türkiye Cumhuriyeti'nin egemen bir devlet olmanın gerekliliğini yerine getirerek kendi teknolojisini üretmek için çaba gösterdiğini söyledi.
Son yıllarda yerli ve milli üretimin en başarılı örneklerinin savunma sanayi alanında hayat bulduğunun altını çizen Adan, şunları kaydetti:
"Türkiye'nin bu bağımsız ve başarılı hamlesini cezalandırmak, yükselen ivmesini kesintiye uğratmak için birtakım adımlar atılmaktadır. Savunma Sanayii Başkanı İsmail Demir'e ve aynı sahada çalışan başka bürokratlarımıza yönelik ABD'nin aldığı keyfi karar bu kapsamda değerlendirilmelidir.
Bir devlet görevlisi, sırf Türk milletine karşı vazifesini yerine getirmeye çalıştığı için ABD'nin Hazine Bakanlığınca cezalandırılıp yaptırım listesine alınıyor. Diplomatik nezakete ve evrensel hukuk normlarına zarar veren bu had bilmezlik, bir şahsa değil doğrudan Türkiye Cumhuriyeti'ne kesilmiş bir ceza olarak algılanmalıdır. Şahsi kanaatim, Sayın İsmail Demir ve tüm bürokratların maruz kaldığı muamele milletimiz tarafından tepkiyle karşılanmıştır."
TBMM Genel Kurulu'nda, Cumhurbaşkanlığı ile bağlı ve ilgili kuruluşların 2021 Yılı bütçeleri üzerinde HDP milletvekilleri söz aldı.
HDP Van Milletvekili Sezai Temelli, bütçenin Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin bütçesi olduğunu, parlamenter sistem teamülleriyle oluşmuş bir bütçe olmadığını söyledi.
Bütçenin her şeyden önce kapsamlı bir ekonomi politik metin olduğunu dile getiren Temelli, "Bu iktisadi ve siyasi belge sadece ekonomiyle sınırlı değildir, bundan öte toplumsal sınıf ve kesimler üzerinde siyasi iktidarın kararlarının etkisini de yansıtır. Bu nedenle politiktir ve doğası gereği sınıfsaldır." ifadesini kullandı.
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin kendisinin başlı başına bir kriz olduğunu savunan Temelli, "Bu bir kayyum sistemidir, bütçe hakkının kayyum eliyle gaspıdır." diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, "Kürt sorunu yoktur" dediğini belirten Temelli, "Gelirken bu sorunu tanıyan ve çözmeye talip olanlar giderken 'Kürt sorunu yoktur' derler. Demek ki gidişiniz yakın." dedi.
İnsan onuruna yakışır bir ücret hakkının aynı zamanda bütçe hakkı olduğunu vurgulayan Temelli, şöyle devam etti:
"Asgari ücret tartışmaları aslında bize algısal bir oyun oynuyor, yukarıya değil aşağıya bakıyoruz. Türkiye'de aşırı bozulmuş gelir ve servet dağılımı, bu yoksulluğun ve sefalet ücretlerinin başlıca nedeni. İktidar, aşırı ve haksız zenginleşmeyi azaltmak, bu adaletsizliğin kaynağını kurutmak yerine asgari ücretle emekçilere asgari yaşamı dayatmaya devam ediyor."
Türkiye'de 10 milyon civarında işçinin asgari ücret altında veya asgari ücret civarında ücretle çalıştığını anımsatan Temelli, asgari ücretin giderek ortalama ücret halini aldığını ifade etti.
HDP Mersin Milletvekili Rıdvan Turan ise HDP İstanbul İl Binası'nda bulunduğunu iddia ettiği dinleme cihazlarının resmini göstererek, "O kadar zavallı bir durum ki 'Kürt meselesi benim meselem'den başlayan güzergah, 'Avrupa Birliği'nin yolu Diyarbakır'dan geçer' siyasi söylemi, en sonunda Erdoğan'ın 'bu meseleyi mutlaka çözeceğim' iradesinin gelip dayandığı nokta HDP'nin İstanbul örgütüne böcek yerleştirmek." diye konuştu.
HDP İstanbul Milletvekili Hüda Kaya, sistemin her kurumunda adaletsizliklerin yaşandığını öne sürerek, "İnsanların inanç adına bir ehliyet atfettikleri Diyanet kurumu diğer tüm kurumlardan daha fazla bir vebal, haksızlık, bağnazlık, adaletsizlik ve çürümüşlük içerisindedir." iddiasında bulundu.
TBMM Genel Kurulunda, Cumhurbaşkanlığı ile bağlı kurumların 2021 yılı bütçelerinin görüşmelerinde CHP'li milletvekilleri söz aldı.
Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak, ABD'nin, Türkiye'ye yönelik açıkladığı yaptırım kararını derin bir endişeyle karşıladıklarını ve şiddetle kınadıklarını söyledi.
Bu kararın, NATO ittifakının savunma kapasitesini zayıflatacak nitelikte olduğunu ifade eden Öztrak, "Biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak sorunun aşılmasında gösterilecek her çabanın yanında olacağız." dedi.
Son 2,5 yıldır ekonomik, siyasal ve toplumsal hayatın, iç içe krizlerle sarsıldığını belirten Öztrak, yaşanan sorunlar karşısında ülkenin derin bir buhran içinde olduğunu ileri sürdü.
Öztrak, "Milletimiz yokluktan cinnet geçiriyor, eline yazdığı iş, aş mesajıyla ülkeyi yönetenlere canıyla ihtarname çekiyor. Salgında her gün binlerce yurttaşımız hastalanıyor, yüzlerce yurttaşımız hayatını kaybediyor ama ülkeyi yönetenler hasta ve vefat sayılarını milletimizden gizleyerek salgınla mücadele ettiklerini sanıyorlar. Gerçeği öğrenemeyen yurttaşlarımız da salgını hafife alıyor, salgın büyüyor, bu sefer suçlu vatandaşlarımız oluyor." dedi.
TBMM'ye milletin sorunlarına çözüm yolu bulunması için büyük görevlerin düştüğünü, parti ayrımı yapılmaksızın milletin sesine ses, derdine derman olmak adına çalışmak zorunda olduklarını anlatan Öztrak, şöyle konuştu:
"Bugün varlık sebebini unutmuş hükümete, şahsını devlet sanma gafletine düşenlere gerçek yerlerini ve asli vazifelerini hatırlatmak zorundayız. İlk cumhurbaşkanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün ifadesiyle, Cumhurbaşkanlığı, büyük bir ulusun erdemini, yönünü, uygun niteliklerini belirleyen makamın adıdır. Cumhurbaşkanlığı makamı, anayasal ve siyasal sistemimizde devletin sigortası olarak vurgulanmıştır. Cumhurbaşkanı işte bu nedenle bu kürsüde tarafsızlık yemini etmiştir. Ancak Cumhurbaşkanı bu tarafsızlık yeminine rağmen parti genel başkanı koltuğuna oturunca bu makam işlevsiz kalmıştır, devletin sigortası yanmıştır. Devleti şirket gibi yönetmek için devletteki kariyer kurumları birer birer kapatılmıştır. Oysa devletler, kurumlarıyla var olur. Nitelikli kurumlara sahip devletler etkili, verimli ve iyi çalışır."
Ankara Milletvekili Tekin Bingöl de 2021 yılı bütçesinin, rakamlarıyla hiçbir gerçeklik ifade etmediğini, İşkur'un işsizlik rakamları ile TÜİK'in enflasyon rakamlarının AK Partili milletvekillerine bile inandırıcı gelmediğini ileri sürdü.
Açıklanan rakamları pazarın, marketin, konfeksiyon dükkanları yalanladığını iddia eden Bingöl, "Bu bütçe halkın bütçesi değildir. Bütçe açıkları her geçen yıl büyümektedir. 2017 yılında 48 milyar lira bütçe açığı varken 2018 yılında bu açık 66 milyar lira, 2019 yılında 123 milyar lira, 2020 yılı öngörüsü ise 139 milyar liradır. Ama daha yılın dokuzuncu ayında 140 milyar; göreceğiz, bu yılın sonunda bütçe açığı en az 200 milyarı aşacak. 2021 yılı bütçesinde bir rekor var, 245 milyar açık ile başlayan bir bütçe var. Bu açık bununla kalmayacak ve 300-400 milyar lirayı bulacak." dedi.
Aydın Milletvekili Bülent Tezcan da Cumhurbaşkanlığı makamının, devletin uyum ve düzenli bir şekilde çalışmasını gözetmekle görevli olduğunu söyledi.
Cumhurbaşkanlığı makamının bugün bir husumet makamı haline geldiğini iddia eden Tezcan, "Şeklen tarafsızlık yemini etmiş, aslen husumet yemini içmiş bir cumhurbaşkanı makamı ile karşı karşıyayız." dedi.
Tezcan, 15 Temmuz FETÖ darbe girişimi sonrasında alınan OHAL kararının, sivil bir darbe olduğunu öne sürdü.
Böylece Türkiye'de yeni bir darbe kültürünün inşa edildiğini iddia eden Tezcan, şunları kaydetti:
"20 Temmuz sivil darbesiyle Türkiye'de yeni bir darbe kültürü inşa ettiniz. Kuvvetler bir kişinin elinde toplanmış vaziyette. TBMM'nin, milletvekillerinin itibarı ayaklar altında. Yargı bağımsızlığı ayaklar altında, hakimler ve savcıların karar verirken saraya yaranma telaşı, adalet duygusunun önüne geçmiştir. Bugün Anayasa Mahkemesi kararına uymayan hakimler var. 12.5 milyon işsiz, 30 milyona yakın yoksul vatandaşımız var. Yeni bir vesayet düzeni kuruldu. Sandığa saygı duymayan bir vesayet sistemi. Bu tek adam rejimi 18 yıl önce sandıkla geldi, şimdi sandıkla gideceği gün yaklaştıkça, saygısızlığa başladı. Liyakat düzeni yok edildi. Rüşvet zanlısı daha mahkemede aklanmadan büyükelçi atıyorsunuz. Bir bakanın istifasını 5 kanal ancak verebildi. Basın İlan Kurumu, basın infaz kurumu olmuş. Bu bütçe şımarıkların bütçesidir ve biz bu şımarıklığın ortağı olmayacağız."
İstanbul Milletvekili Yüksel Mansur Kılınç da vatan savunmasında kutsal bir görevi ifa eden tüm güvenlik güçlerine başarılar diledi. Kılınç, ABD'nin yaptırım kararını asla kabul etmediklerini, kararı tanımadıklarını ifade etti.
Ankara Milletvekili Ali Haydar Hakverdi ise CHP olarak hizmete karşı olmadıklarını belirterek, "Biz hizmet yapılırken yapılan soyguna karşıyız." dedi.
İzmir Milletvekili Atila Sertel de İletişim Başkanı Fahrettin Altun'un Türkiye'de "küçük bir Recep Tayyip Erdoğan" olduğunu iddia etti. Sertel, Altun'un istediği kişiye basın kartı verirken, istemediğine vermediğini ileri sürdü.
Sertel, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın emekliyi, köylüyü, maden işçisini sevmediğini, 13,2 milyon emeklinin 9 milyonunun asgari ücretin altında maaş aldığını ifade etti.
Tarım kesimine bakıldığında köylü ne ekerse eksin "dert" biçtiğini öne süren Sertel, "Çıkmış dün Tarım Bakanı nelerden bahsediyor. Saraydan bakınca hayat öyle güzel ki, hele bir de 5 maaş, 10 maaş cebe koyarsan... Sevmiyorsunuz, gençleri sevmiyorsunuz, emekliyi sevmiyorsunuz, PTT memurunu sevmiyorsunuz, itfaiyecileri hiç sevmiyorsunuz, onları meslek olarak dahi kabul etmiyorsunuz. Hiç kimseyi sevmiyorsunuz." ifadelerini kullandı.
CHP grubunun konuşmalarının tamamlanmasının ardından AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin söz istedi.
Yapılan eleştirileri iki boyutuyla düşünmek gerektiğini, eleştiri hacminin aşıldığında inancın da kaybolduğunu ifade eden Zengin, "Yapılan yorumlar tamamen sizin kodlamanız. Konuşmalardaki tekerlemelere bakınca vatandaşın algılama düzeyini ilkokul düzeyinde zannediyorsunuz. Vatandaş sizi, bizi sulu götürür, susuz getirir. Vatandaşımızın algılaması, değerlendirmesi böyle bir zeminde değil. Vatandaş son derece yüksek düzeyden değerlendirme yapıyor. İnanılmaz bir doz aşımı ile karşı karşıya olduğumuzu düşünüyorum." dedi.
CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç ise 2019 yılı Sayıştay Raporu kapsamında Cumhurbaşkanlığının harcamalarının afaki rakamlar içerdiğini belirterek, "Her şeyi geçiyorum sarayın ek binalarına 2020 sonuna kadar 748 milyon dolar harcanmıştır." ifadelerini kullandı.
MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay ise CHP'li milletvekillerinin konuşmaları sırasında MHP'ye yönelik "Sarayın küçük parçası" gibi ifadeler kullandıklarını söyledi.
AK Parti ve MHP'nin Cumhur İttifakını oluşturduğunu, her şeyin açık, şeffaf olduğunu aktaran Akçay, şöyle konuştu:
"Ama siz yaptığınız ortaklıklardan utanıp sıkılıyor, bunu açıkça deklere edemiyorsunuz. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, çok başlılığı ortadan kaldırırken sizler hala vesayet makamlarını savunuyorsunuz. Sizler pasif, edilgen muhalefetsiniz, çünkü kendi gündeminiz yok. Sadece iktidar karşıtlığına odaklanmışsınız. Değirmencinin kör beygiri gibi iktidarın etrafında dönüp duruyorsunuz. Biz Cumhur İttifakıyız. MHP size çok büyük geldiği için bu acıyı yaşıyorsunuz. MHP gerektiğinde hamle yapan aktif bir siyasi partidir. Siz ise ABD'den iktidar dilenen saray dilencilerisiniz."
Bunun üzerine tekrar söz isteyen Engin Özkoç ise "Teessüf ederim, MHP nasıl bize büyük geliyor? Siz nerede oturuyorsunuz, biz nerede? Milletimiz kimin büyük olduğuna, kimin olmadığına oylarıyla karar veriyor. Muhalefet, muhalefetliğini yapıp muhalefetin yanında dursaydı millet bu durumda olmazdı." diye konuştu.
***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***
