2010-06-01 - 16:02
TBMM GENEL KURULU...
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Başkanvekili Güldal Mumcu başkanlığında toplanan TBMM Genel Kurulunu İskenderun'da ve Gazze'ye yardım götüren gemilere yapılan saldırılar konusunda bilgilendirdi.
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Gazze'ye yardım
götüren gemilere yapılan saldırıyı lanetledi.

Arınç, Başkanvekili Güldal Mumcu başkanlığında toplanan TBMM Genel
Kurulunu İskenderun'da ve Gazze'ye yardım götüren gemilere yapılan saldırılar
konusunda bilgilendirdi.

Öncelikle İskenderun'daki saldırı hakkında bilgi veren Arınç, kışlaya,
çok yakın noktadan roketatar ve uzun namlulu silahlarla bir grup bölücü terör
örgütü mensubu tarafından silahlı saldırıda bulunulduğunu ifade etti.

Saldırı sonucunda 6 askerin şehit olduğunu belirten Arınç, olaya
savcılığın el koyduğunu, incelemenin devam ettiğini söyledi. Arınç, ''Ayrıca, o
bölgede böylesine cüretkar bir saldırının, kışla tel örgülerinin çok yakınında ve
6 askerimizin şehit olmasına neden olacak şekilde yoğun biçimde yapılması
Genelkurmay tarafından da kendi içerisinde değerlendirilmekte ve
soruşturulmaktadır. Bir güvenlik ya da komuta zafiyeti bulunması halinde
gerekenler şüphesiz yapılacaktır. Olayla ilgili, otobana çok yakın bir yerde
dağlık bölgeden gelerek birliğe hakim bir vaziyette konuşlanan ve saldırıdan
hemen sonra yine ormana karışarak kaçan saldırganların durumunu tespit eden bir
harita bize verilmiştir'' dedi.

Gazze'ye yardım götüren gemilere yönelik İsrail saldırısına da değinen
Arınç, gemilere, uluslararası sularda tamamen haksız ve hukuksuz bir şekilde
saldırıda bulunulduğunu ve masum insanların kanının döküldüğünü kaydetti. Arınç,
ölü ve yaralıların olduğu saldırılarda insani yardım gemilerine de el konulduğunu
anımsattı.

Arınç, şöyle konuştu:

''Kadınların, çocukların, din adamlarının ve sivillerin bulunduğu
gemilere yapılan bu insanlık dışı saldırıyı bir kez daha şiddetle lanetliyoruz.
Amaçları abluka altındaki Gazze'ye yardım götürmek olan bu gemilere ve bu
gemilerde bulunan sivil insanlara yapılan bu saldırı aslında tüm insanlığa ve
dünyanın huzuruna yönelik bir saldırıdır. Saldırı uluslararası sularda, en yakın
İsrail kıyısına 72 mil uzaklıkta bir yerde cereyan etmiştir. İsrail kara suları
veya güvenlik suları ile hiçbir ilgisi bulunmamaktadır. Açık sularda yapılan bu
saldırı adeta bir korsanlık şeklinde, İsrail hava kuvvetlerinin, askeri
güçlerinin iştiraki ile yapılmıştır. Gemilerde, İsrail makamlarının iddia ettiği
gibi silahlı ve militan güçler yer almamaktaydı. Bu gemiler beyaz bayrak
taşıyorlardı ve yüklerinin de ne olduğu beyan edilmişti.''

Sabah saatlerinde sivil ve askeri yetkililerle toplantılar yaptıklarını,
her iki olayı da derinlemesine takip ettiklerini anlatan Arınç, İskenderun'daki
terör saldırısı ile ilgili MİT Müsteşarı ve Genelkurmay yetkilerinin verdiği
bilgiler çerçevesinde ilk tedbirlerin alındığını kaydetti.

Arınç, gemiler ile ilgili olarak da askeri yetkililerin bilgileri ve
sivil yetkililerin değerlendirmesi sonucu acilen yapılacaklar konusunda
çalışmalar yapıldığını anlattı.

Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül'ün İsrail Savunma Bakanı Barak ile
telefon görüşmesi yaparak, gerekli tepki ve hassasiyetleri ilettiğini, konuyla
ilgili acil bilgi istediğini kaydetti.

Dışişleri Bakanlığının konuya ilgili açıklamasıyla ''korsanlığın
lanetlendiğini'' anlatan Arınç, Türkiye'nin Tel Aviv Büyükelçisinin geri
çağrıldığını, İsrail ile gündemde olan 3 askeri tatbikatın iptal edildiğini, BM
Güvenlik Konseyi'nin acilen toplantıya çağrıldığını, özel maçlar yapmak üzere
İsrail'de bulunan U-18 genç milli futbol takımının Türkiye'ye çağrıldığını, NATO
Konseyi'nin olağanüstü toplantıya çağrıldığını, İKÖ, Arap Birliği ve AB'nin
organları ve ilgili tüm kuruluşlarla gereken temasların kurulduğunu dile getirdi.
Arınç, uluslararası kuruluşların göreve davet edildiğini anlattı.

Arınç, konvoyda bulunan vatandaşların güvenliklerin sağlanması,
yaralıların süratle tedavi edilmesi için gerekli adımların atıldığını,
çalışmaların sürdüğünü de kaydetti.

Bülent Arınç, başta ABD olmak üzere pek çok ülkenin olayı lanetlediğini
de anımsattı.

Arınç, 32 ülkeden insanın Gazze'ye yardım için birlikte hareket ettiğini
ve insani bir amaçla bir araya geldiğini belirterek, Mavi Marmara adlı Komor
bandıralı gemide 560 yolcu bulunduğunu ifade etti. Bu yolcuların 353'ünün Türk
vatandaşı olduğunu anlatan Arınç, ayrıca gemide Almanya, ABD, Avustralya,
Bahreyn, Belçika, Bosna-Hersek, Cezayir, Endonezya, Fas, Filistin, Fransa, Güney
Afrika, Hollanda, İngiltere, İspanya, İrlanda, İsrail, İsveç, Kanada, Kosova,
Kuveyt, Lübnan, Makedonya, Malezya, Mısır, Moritanya, Pakistan, Suriye, Umman,
Ürdün, Yemen, Yeni Zelanda ve Yunanistan uyruklu yolcuların da bulunduğunu
söyledi.

Yük gemilerinden ''Gazze''nin 13 Türk personeli ve 5 Türk yolcusu,
''Defne''nin 11 Türk, 2 Azeri personeli ve 7 yolcusu bulunduğunu belirten Arınç,
gemilerin insani yardım malzemesi taşıdığını anımsattı. Arınç, saldırının gece
04.32'de, karaya 72 deniz mili uzaklıkta düzenlendiğini dile getirdi.

Organizasyonu düzenleyen kuruluşun ilgili makamlara verdiği isim
listesinin de kendilerinde bulunduğunu belirten Arınç, ''Tüm bu insanların hepsi,
aylardır abluka altında bulunan Gazze'ye insani yardım götürmek için bir araya
geldiler'' dedi.

Saldırının başlangıcında televizyon kanalları tarafından yayınlandığını,
devamında büyük perdeleme ve karartmayla tüm dünyanın olaya karşı sağır duruma
getirildiğini anlatan Arınç, şunları söyledi:

''Dolayısıyla içeriden bilgi almak imkanı olmadığı gibi İsrail makamları
da bu konuda bugüne kadar bilgi vermekten kaçınmışlardır. Biz bu konuda İsrail
Dışişleri Bakanlığı ile yapılan görüşmeler, Başbakanlar düzeyinde yapılan
çalışmalar ve Dışişleri Bakanlığımızın gayretleri sonucunda yaralı
vatandaşlarımızın bir kısmının isimleri tespit edilmiştir. Bunlar zaten olaydan
sonra helikopterlerle Hayfa ve Tel Aviv'e nakledilmişlerdir. Ölü olanlar
konusunda henüz bize ulaşmış bir bilgi yoktur.''

Arınç, İsrail tarafının kimlik tespiti yapıldığı, bazılarının üzerinde
kimlik bulunmadığı yönünde bilgi verildiğini kaydetti.

Arınç, dün öğrenilen 14 yaralı ile bugün gelen 6 yaralı vatandaşın
adlarının Dışişleri Bakanlığında kurulan kriz merkezinden yakınlarına
bildirildiğini anlattı.

Yaralıların süratle Türkiye'ye getirilmesi ve tedavilerinin burada
yapılmasını istediklerini anımsatan Arınç, ''Bu kabul edildi. Uçaklara uçma izni
verildi ve bugün sabah Genelkurmay Başkanlığımıza ait iki adet, Sağlık
Bakanlığımıza ait bir adet ambulans uçak hareket etti. Saat 08.50 itibarıyla
olunca şu anda yaralılarla birlikte Türkiye'ye gelmek üzere olduklarını
düşünebiliriz'' diye konuştu.

Yaralıların, Ankara Atatürk Araştırma ve Eğitim Hastanesine sevk
edileceğini belirten Arınç, sağlık durumlarına göre yine bu kentte çeşitli
hastanelere gönderilerek, tedavi altına alınacaklarını ifade etti.

Vatandaşların Türkiye'ye dönüşlerinin sağlanması amacıyla THY'ye ait 3
büyük kapasiteli uçağın hazır bekletildiğini bildiren Arınç, vatandaşlardan
12'sinin tarifeli uçuşla ülkeye döndüklerini anımsattı.

Gönüllülerin geri dönmeleri konusunda girişimlerinin sürdüğünü anlatan
Arınç, ''Çünkü aktivistlerin bir kısmının 'Biz hedefe ulaşacağız. Bu yardımları
yerine götüreceğiz. Sonuna kadar bu işin takipçisiyiz' şeklinde beyanda
bulundukları görülmektedir. İsrail makamları bu konuda çok acımasız ve duyarsız
davranmaktadır. Bu kişilerin, belli yerlerde göz altına alındıkları veya
tutuklandıkları da tarafımıza bildirilmiştir'' dedi.

Yardım konvoyunda bulunanların, millet farkını dikkate almaksızın sadece
insani amaçlarla bir araya geldiklerinin bilindiğine dikkati çeken Arınç,
yüklerin inşaat malzemesi, bebek maması ve ilaç olduğunu anlattı.

Adalet Bakanlığında kurulan bir heyetin olayı hukuki açıdan da
incelediğini ifade eden Arınç, konunun ''açık denizde seyreden gemilere
müdahale'' olarak ele alındığını belirtti.

Uluslararası hukuka göre, köle ticareti, uyuşturucu madde kaçakçılığı,
deniz haydutluğu ve açık denizden izinsiz yayın yapılması gibi durumlarda
ülkelerin gemileri denetleme, kovuşturma ve cezalandırma yetkileri bulunduğunu
belirterek, ''Oysa bizim olayımızda böyle bir durum kesinlikle söz konusu
değildir'' dedi.

Saldırının hem uluslararası hukuk hem de Türk ceza kanunu bakımından
takip edileceğini ifade eden Arınç, ''Çünkü Türk Ceza Kanunu'na göre, suç açık
denizde Türk deniz araçlarında işlendiğinde Türkiye'de işlenmiş sayılır. Adalet
Bakanlığımız bu konuda gemilerin çıkış yeri itibarıyla İstanbul Cumhuriyet
Başsavcılığına gerekli talimatları verecektir'' diye konuştu.

Gazze'ye yardım götüren gemilerin bayraklarının da tartışma konusu
olduğunu hatırlatan Arınç, konvoyda bulunan gemilerin Türk, Komor adaları, Yunan,
Kiribati ve ABD bayrakları taşıdığını söyledi.

Arınç, dün ve bugün yapılan açıklamaların büyük hassasiyetler içerdiğini
ve herkesin müşterek inançlarını ortaya koyduğunu söyledi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile MHP Genel Başkanı Devlet
Bahçeli'nin yazılı açıklamalarını okuduğunu ifade eden Arınç, ''Olay
kınanmaktadır. Alınan kararlar kısmen olumlu bulunmaktadır. Bazı konular yetersiz
bulunmaktadır. İnsanlık dışı bir suç işlenmiştir. Daha ağır kelimeler de
kullanılabilir. Bu müşterek hissiyatımızdır. Bu konuda hükümet ve parlamento
inanıyorum ki çok önemli kararlar alacak, mağduriyetler giderilecek. Bu suçu
işleyen İsrail yetkilileri ve hükümetine karşı şüphesiz bir devlet olarak Türkiye
gerekli tavrı gösterecektir'' diye konuştu.

CHP BURSA MİLLETVEKİLİ ONUR ÖYMEN...

Öymen, İsrail'in Gazze'ye yardım götüren gemilere yaptığı saldırılar ile
İskenderun'da yapılan terör saldırısı konusunda, grubu adına yaptığı konuşmada,
her iki olayı kınadıklarını ve lanetlediklerini söyledi.

Her iki saldırının da aynı saatlerde yapılmasını dikkat çekici
bulduklarını belirten Öymen, İsrail'in yaptığı saldırı ile sadece uluslararası
hukuku değil, insani ve ahlaki ölçüleri de ihlal ettiğini kaydetti.

Öymen, Hükümetin, bu konuda BM Güvenlik Konseyinden güçlü bir kınama
kararı çıkartmasını beklediklerini ifade etti.

NATO'dan ve diğer uluslararası kuruluşlardan da kınama beklediklerini
belirten Onur Öymen, ABD'nin saldırıyı kınamadığını, sadece üzüntülerini
ilettiğini bildirdi. Öymen, halkın bu konudaki tepkilerini anladıklarını, ancak
haklı iken haksız duruma düşülecek davranışlardan kaçınılması gerektiğini
vurguladı.

CHP'li Öymen, İsrail'in Gazze'ye hem karadan hem de denizden ambargo
uyguladığını söyledi. Mısır'ın da bölgeye kara ambargosu uygulaması nedeniyle
Filistinlilerin çok sıkıntı çektiğini anlatan Öymen, İsrail'in, yardımların
sadece çok küçük bir bölümünün geçmesine izin verdiğini söyledi.

Onur Öymen, daha önce bir çok kez, Filistin'e yönelik ambargonun
delinmesine çalışıldığı gibi, bu kez de deniz yoluyla ambargonun delinmesine
çalışıldığını, ancak bunda başarılı olunmadığını kaydetti.

Türkiye'nin 60 yıldır bölgedeki silahlı çatışmalara karışmama konusunda
özen gösterdiğini ve hiçbir Türk vatandaşının oradaki çatışmalarda
öldürülmediğini ifade eden Öymen, ''Maalesef dün yaşanan olaylar çok üzüntü
verici bir tablo yaşatmıştır'' dedi.

Onur Öymen, İsrail'in, 28 Mayıstan itibaren sürekli olarak bu gemilere
karşı güç kullanılacağını söylediğini anlattı.

Bu konuda Dışişleri Bakanlığının yaptığı temasları bilemediklerini dile
getiren Öymen, ''Türkiye, bu gemilere dokunulmayacağı izlenimi mi, yoksa bu
gemilere askeri müdahale yapılacağı izlenimi mi aldı? Eğer askeri müdahale
yapılacağı izlenimi aldıysa, bu seferin yapılması Hükümetimizce son derece önemli
bir girişim olarak görülmüşse, o zaman buna koruma vereceksiniz. Somali'deki
tankerlere koruma vereceksiniz, ama içinde 500'den fazla insanın bulunduğu
gemiler tehlikeli bölgeye giderken, uluslararası sularda koruma vermeyeceksiniz.
Bunun mantığı yoktur. Bu konu, Hükümet tarafından aydınlığa kavuşturulmalıdır''
diye konuştu.

Öymen, iyi niyetle başlatılmış olsa bile, bu girişimin sonuca
ulaşmadığını ve Türk-İsrail ilişkilerine kalıcı zarar verdiğini söyledi.

AK Parti Adana Milletvekili Ömer Çelik,
İsrail'i, Tevrat'tan yaptığı ''Lanet olsun öfkenize, şiddetlisiniz. Lanet olsun
gazabınıza çünkü zalimsiniz'' alıntısıyla eleştirdi ve ''Bugün İsrail, Akdeniz'de
Hz. Musa ile savaşmaktadır, Hz. Musa'ya saldırmıştır, firavunun tarafında yer
almıştır'' dedi.

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın, İskenderun'daki
saldırı ve İsrail'in Gazze'ye yardım götüren gemilere yönelik saldırısına ilişkin
TBMM Genel Kuruluna bilgi vermesinin ardından, gruplar söz aldı.

AK Parti Grubunun görüşlerini dile getiren Ömer Çelik, terörle
mücadelenin, belirli bir yerde başlayıp, belirli bir yerde biten, sınırları ve
sonuçları kestirilebilen bir mücadele olmadığını belirtti. Çelik, Türkiye'nin, bu
mücadeleyi verebilecek kudrette olduğunu kaydetti.

İskenderun'da şehit olanlara Allah'tan rahmet dileyen Çelik, ''Bizim
inancımıza göre, şehitler ölü değil, diridirler, yaşayan insanlardan çok daha
diri olarak kendi mertebelerine ulaşmışlardır'' dedi.

İsrail'e, Tevrat'tan, ''Lanet olsun öfkenize, şiddetlisiniz. Lanet olsun
gazabınıza çünkü zalimsiniz'' alıntısıyla seslenen Çelik, İsrail'in saldırısını,
''acizlik, korkaklık, alçaklık örneği'' olarak değerlendirdi.

Çelik, İsrail'in yaptığının, insanlık tarihi adına utanç verici olduğunu,
elindeki propaganda imkanını kullanarak, yalan söylediğini kaydederek, sözlerini
şöyle sürdürdü:

''İsrail'in yaptığı şey Hz. Muhammed'in, Hz. İsa'nın, kendilerinin takip
ettiklerini iddia ettikleri Hz. Musa'nın mesajına aykırıdır. Bugün İsrail,
Akdeniz'de Hz. Musa ile savaşmaktadır, Hz. Musa'ya saldırmıştır, firavunun
tarafında yer almıştır. O gemi, TBMM'nin ta kendisidir, saldırı TBMM'ye
yapılmıştır. O gemide, Nazi soykırımından kurtulmuş bir Yahudi de vardı. İsrail,
Yahudi olduğu için acı çekmiş o kişiye de saldırmıştır. Bugün İsrail, Yahudilere
soykırım uygulayan Nazilerin safındadır, alması gereken ceza da Nazilere verilen
cezanın aynısı olmak zorundadır.

Ayrıca, Hükümete, 'PKK açılımı yapıyor' diyenler şu unutmasınlar; sizin
asmadığınız Apo'nun askerleri saldırıyor, bugünkü askerlerimize. Yapılan iş,
sizin zaaflarınızı gidermekten ibarettir.''

CHP Grup Başkanvekili Kemal Anadol, TBMM'nin, saldırıları kınayan bir
karar almasını önerdi.

Balıkesir Bağımsız Milletvekili Hüseyin Pazarcı da Hükümeti, zamanında
İsrail nezdinde gerekli girişimlerde bulunmamakla eleştirdi.

AK Parti Ankara Milletvekili Haluk Özdalga, İsrail'in, saldırgan ve hukuk
tanımadığını, aynı zamanda yalan söylediğini ifade etti.

Özdalga, Ortadoğu'nun, nükleer santrallerden arındırılmasında atılacak
adımlardan birinin, İsrail'deki nükleer silahlara yönelik tesislerin uluslararası
denetime açılması olduğunu kaydetti.

Konuşmaların ardından TBMM Genel Kurulunda, gündeme geçildi.

MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır, İsrail'in
gemilere saldırısının, Süleymaniye'de askerin başına çuval geçirilmesi olayındaki
gibi geçiştirilemeyeceğini söyledi.

Şandır, TBMM Genel Kurulunda, İsrail'in Gazze'ye yardım götüren gemilere
yaptığı saldırıyla, İskenderun'daki terör saldırısı konusunda grubu adına yaptığı
konuşmada, Türkiye'nin, cumhuriyet tarihi boyunca bu kadar ağır bir saldırıyı ilk
kez yaşadığını söyledi.

İsrail'in saldırısını insanlık suçu olarak nitelendiren Şandır, ''Bu,
Türk milletine, Türkiye Cumhuriyeti devletine yapılmıştır. Bunu herhangi bir
terör olayı olarak göremeyiz'' dedi.

Şandır, İsrail'i şiddetle ve nefretle kınadıklarını, saldırının da devlet
terörü olduğunu belirtti. MHP olarak, bu konunun iç siyaset malzemesi olmaktan
öte, milli bir mesele olarak ele alınmasını düşündüklerini ifade eden Şandır,
Hükümetin saldırıya ilişkin yeterli açıklama yapmadığını bildirdi. Şandır,
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, ''Sonuçlarına katlanmak'' sözüyle neyi
kastettiğinin bilinmesi, bu konunun Meclis'te konuşulması gerektiğini
vurguladı.

Mehmet Şandır, ''Bu mesele sadece Hükümetin değil, Hükümetin
sorumluluğunda milletin meselesidir'' dedi.

İsrail'in saldırısına karşı, Türkiye'nin, özellikle de Meclisin bir
cevabının olması gerektiğine işaret eden Şandır, ''Bu olay, Süleymaniye'de
askerin başına çuval geçirilmesindeki gibi geçiştirilemez. Burada, Türkiye'nin
başına çuval geçirilmiştir sayın iktidar'' diye konuştu.

MHP'li Şandır, eğer söylenemeyen konular varsa, kapalı oturum
yapılabileceğini ifade ederek, kabul edilemez bu sonucun nedenlerinin birlikte
sorgulanması gerektiğini söyledi.

Bu olayın anlık gelişen bir olay olmadığını belirten Şandır, olayın
geçiştirilemeyeceğini kaydetti.

BM Güvenlik Konseyine, saldırıya ilişkin kınama kararı aldırılması
gerektiğini ifade eden Şandır, ''Eğer bu saldırıya karşı, Türkiye Cumhuriyeti
Devleti olarak, gereken tepki ortaya konulamazsa, bundan sonra bu ülkenin
bağımsızlığını korumak gibi bir imkanınız olmayacaktır'' dedi.

MHP Grup Başkanvekili Şandır, İskenderun'da yaşanan saldırıyı da
kınadığını ifade ederek, ''(Güzel şeyler olacak) diye başladığınız bu yolculuk
nereye ulaştı? Bunu lütfen vicdanınızda sorgulayın. Siyaset malzemesi olarak
söylemiyorum. 'Güzel şeyler olacak' diye başladığınız bu bu süreç, bugün, dünden
daha fazla kan akmasına neden oluyor. Nereye varacağız? Şehir merkezine, askeri
üsse saldırıyorlar. Bu gidiş, iyiye gidiş değil. İktidarı, milletin birliğini,
devletin bağımsızlığını savunmak adına üzerine düşen görevi yapmaya davet
ediyorum'' diye konuştu.

BDP Grup Başkanvekili Ayla Akat Ata da grubu adına yaptığı konuşmada,
İskenderun'dan aldıkları haberden sonra sarsıldıklarını söyledi.

Çatışma ortamını engellemek için çabaladıklarını, operasyon alanlarına
yürüdüklerinde buna izin verilmediğini kaydeden Ata, ''Bu Parlamentonun, bugünden
sonra en acil görevi, ülkenin herhangi bir bölgesinde etnik kimliği ne olursa
olsun, bir vatandaşın yaşamını yitirmemesi için ortak bir çalışma içerisine
girmesi ve Kürt sorununun çözümü için üzerine düşeni yapmasıdır'' dedi.

Ata, Filistin halkına maruz görülen zulmün yıllardır devam ettiğini,
ancak soruna çözüm getiren bir bakış açısının geliştirilemediğini ifade etti.

İktidarın 8 yıldır, Filistinlilerin zulmüne sessiz kalmayacağını
söylediğini kaydeden Ata, ''Her savaş bir bütçeye dayanır. İsrail bu bütçeyi
nasıl oluşturuyor? İsrail silah sanayisini ayakta tutan ülkelerden birisi de
maalesef ülkemiz. 'Oraya atılan kurşunun parası Türkiye tarafından verilmektedir'
diye uyarmıştık. Hükümet gereken tedbirleri alabilirdi ama almadı'' dedi. (16.02)