2016-12-22 - 15:22
TBMM GENEL KURULU...
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı başkanlığında toplandı. Genel Kurul'da, Sınai Mülkiyet Kanunu Tasarısı kabul edildi.
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı başkanlığında toplandı.

HDP Bingöl Milletvekili Hişyar Özsoy, dış politik gelişmeler, CHP Kocaeli Milletvekili Haydar Akar, yaşanan ulaşım sorunları ve AK Parti Şanlıurfa Milletvekili Kemalettin Yılmaztekin de Dünya Arapça Günü dolayısıyla gündem dışı birer konuşma yaptı.

Gündem dışı konuşmaların ardından grup başkanvekilleri yerlerinden söz alarak gündemdeki konuları değerlendirdi.

MHP Grup Başkanvekili Erhan Usta, Fırat Kalkanı Harekatı'nda şehit düşen askerlere Allah'tan rahmet, ailelerine başsağlığı diledi. Sarıkamış Harekatı'nın da yıl dönümü olduğunu anımsatan Usta, Sarıkamış Harekatı'nın büyük bir kahramanlık olayı olduğunu söyledi.

HDP Grup Başkanvekili Ahmet Yıldırım da HDP'nin tutuklu milletvekillerini anımsatarak, AK Parti Sözcüsü Yasin Aktay'ın milletvekillerinin tutuklanmasını sahiplendiğini öne sürerek, "Kendisi gibi seçilerek buralara gelmiş olan milletvekilleriyle ilgili yargının yetkisini gasbedecek, ona talimat verecek açıklamalarından dolayı Yasin Aktay'ı şiddetle kınıyoruz." dedi. Yıldırım'ın, konuşmasında tutuklama işlemini "rehin alma" olarak ifade etmesi dikkati çekti.

KESK'in İstanbul'dan Ankara'ya yürüyüş yaptığını hatırlatan Yıldırım, yürüyüşe katılanların geçtikleri her şehirde polisin engellemesiyle karşılaştıklarını iddia ederek, bu uygulamaya son verilmesini istedi.

HDP'li Yıldırım'ın konuşmasının ardından oturumu yöneten Başkanvekili Bahçekapılı, "Tutuklu milletvekilleriniz var, bunu eleştirebilirsiniz bunu saygıyla karşılarız. Ama burada 'rehin' kelimesini kullanmanız doğru değil. Burası hukuk devleti, yargı yollarıyla ilgili süreç başlamıştır, 'rehin' kelimesini kullanmamanızı rica ediyorum." diye konuştu.

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, Türkiye'nin sınırlarındaki terör unsurlarına karşı yürütülen Fırat Kalkanı Harekatı hakkında hükümetin Genel Kurulda bilgilendirme yapacağını belirterek, konunun hassasiyeti dolayısıyla siyasi parti gruplarına verilen sürenin uzatılmasını istedi.

AK Parti Grup Başkanvekili Naci Bostancı da Fırat Kalkanı Harekatı'nda şehit düşen askerlere Allah'tan rahmet dileyerek, konuya ilişkin yapılacak görüşmelerde siyasi partilere verilen konuşma süresinin uzatılmasının uygun olacağını söyledi.

Türkiye'nin bir hukuk devleti olduğunu anımsatan Bostancı, "Bunun işleyişine itirazımız olabilir ama elimizdeki hukuk budur. Hukuk kendi şartları, itiraz mekanizması çerçevesinde işlemek durumundadır. Hukuka bırakılmış bir alanın siyaset maharetiyle şekilendirilmesi doğru değildir. Parti olarak, HDP'nin parti binalarına bir takım çevrelerin yaptığı saldırıları şiddetle reddederiz. Hukuka bırakılmış işlerin hukuka bırakması gerektiğini ifade ederiz." dedi.

Grup başkanvekillerinin konuşmasının ardından Milli Savunma Bakanı Fikri Işık, terör unsurlarına karşı yürütülen Fırat Kalkanı Harekatı hakkında, Genel Kurulu bilgilendirdi.

Milli Savunma Bakanı Fikri Işık, "Bugüne kadar Fırat Kalkanı Harekatı kapsamında DEAŞ terör örgütünden 1005 terörist etkisiz hale getirilmiştir. Ayrıca DEAŞ?a ait 4 tank, 29 havan, 41?i silahlı 97 araç, 621 bina ve 61 savunma mevzii, 28 komuta merkezi, 17 cephanelik imha edilmiş, 11 bombalı araç tesirsiz hale getirilmiştir. PKK/PYD/YPG teröristlerinin 299?u etkisiz hale getirilmiştir. Bu operasyonlar sırasında PKK/PYD/YPG?ye ait 14 bina, 4 savunma mevzii, 5 araç ve 1 Drone da imha edilmiştir." bilgisini verdi.

Milli Savunma Bakanı Işık, "121. gününe girilen Fırat Kalkanı Harekatı" hakkında Genel Kurulda bilgilendirme yaptı.

Dün hayatını kaybeden 16 şehit başta olmak üzere tüm şehitlere Allah?tan rahmet, gazilere acil şifalar temennisinde bulunan Işık, yaralanan askerler arasında 3'ünün durumunun ağır olduğunu bildirdi.

Işık, Sarıkamış Harekatı'nın 102. yılı dolayısıyla Sarıkamış şehitlerine de Allah'tan rahmet diledi.

Türkiye'nin içinde bulunduğun bölgenin 1. Dünya Savaşı?ndan sonraki en büyük alt üst oluşu yaşadığını belirten Işık, 1991 yılındaki 1. Körfez Savaşı ile başlayan süreç, 2003 yılında ikinci harekatla devam ettiğini, ancak bölgeye huzur ve demokrasi vaadiyle yapılan bu operasyonların, bugün itibarıyla bölgeyi belki de tarihinin en ciddi karmaşasına ve kargaşasına sürüklediğini dile getirdi.

"Bölge adeta kan ve gözyaşı deryasına döndü." diyen Işık, şöyle devam etti:

"Yüzbinlerce insan hayatını kaybetti. Milyonlarca insan yaşadığı toprakları terk etmek zorunda kaldı. Cansız bedeni sahile vuran Aylan bebek, donuk gözlerle insanlığın taşlaşmış vicdanını seyreden Umran yavrumuz, yaşının çok üzerinde bir sorumlulukla Halep?in çığlığını bütün dünyaya duyuran Bana kızımız gibi ismini bilemediğimiz yüzbinlerce çocuk, genç ve kadının geleceğe dair umutları çalındı. Kendi iktidarlarının devamı için kendi halkının üzerine bomba atmaktan çekinmeyen diktatörler, koltukları için mezhepçi ve ayrımcı politikalarla bölgeyi felakete sürükleyen liderler ve hükümetler, bu feci tablonun oluşmasında başrol oynadılar. Dünya barışını tesis etmek iddiasıyla kurulan uluslararası teşkilatlar ve kendi konforundan ödün vermeyen bazı büyük devletler, bölgedeki yangını görmezden geldi, elini taşın altına koymadı, masumların ve mazlumların gözyaşlarını silmek için üzerine düşeni yapmadı.

Bölgedeki idarelerin acziyeti, ülkelerin yönetilemez duruma gelmesi, barış ve demokrasi söylemlerini bayraklaştıran ancak harekete geçmekten imtina eden küresel güçlerin bu coğrafyadan yükselen seslere kulak tıkaması, başta DEAŞ olmak üzere birçok terör örgütü için çok elverişli bir zemin oluşturdu ve bölgelerde yuvalanmalarına sebep oldu. Sınırlarımızın hemen ötesinde yuvalanan ve gün geçtikçe azgınlaşan terör örgütleri, hudutlarımızı, şehirlerimizi ve ülkemizi tehdit etmeye başladı."

Bakan Işık, Fırat Kalkanı Harekatı'nın, uluslararası hukuktan kaynaklanan meşru müdafaa hakkına istinaden, hudut güvenliğini sağlamak, DEAŞ saldırılarını önlemek ve sınırların bitişiğinde bir terör koridoru oluşturulmasını engellemek için başlatıldığını belirtti. Işık, Suriye?deki iç savaş ortamından istifade eden DEAŞ terör örgütünün Türkiye sınırında varlığını sürdürdüğü dönemde, hemen her gün Katyuşa roketleri fırlattığını, bu nedenle, Kilis?te 21 vatandaşın hayatını kaybettiği, yüzlercesinin yaralandığı; ayrıca DEAŞ?ın Suruç, Ankara, İstanbul ve Gaziantep?te gerçekleştirdiği saldırılarda 241 vatandaşın hayatını kaybettiğini anımsattı.

Işık, "O dönemde DEAŞ?ın saldırılarına karşı anında misliyle mukabele etsek de DEAŞ teröristleri sınırın Suriye tarafına kaçarak gizlenebilmekteydi. Bu nedenle, DEAŞ tehdidi tam olarak bertaraf edilememişti. Neticede, Suriye?den kaynaklanan terörden en fazla etkilenen ülke biz olduk." diye konuştu.

Gerek DEAŞ, gerek PKK/PYD/YPG?nin terör saldırıları nedeniyle yüzlerce vatandaşın hayatını kaybettiğine dikkati çeken Işık, "Bu terör saldırılarına karşı gerekli tedbirleri almak, vatandaşlarımızın can ve mal güvenliğini sağlamak, Hükümetimizin en önemli önceliğidir." ifadesini kullandı.

Türkiye'nin, sadece DEAŞ?a karşı değil, DEAŞ?la mücadele ettiğini ileri sürerek, bazı üçüncü ülkelerden silah ve mühimmat temin eden PKK/PYD/YPG?ye karşı da bir büyük mücadele verdiğini vurgulayan Işık, "Üstelik, bu terör şebekesi, uluslararası toplumun DEAŞ ile mücadelede yetersiz kalmasından veya isteksizliğinden yararlanarak, sanki DEAŞ?a karşı arazide mücadele edebilecek tek aktör olduğu iddiasındaydı. Bu şekilde elde ettiği destek sayesinde, Suriye?nin kuzeyinde toprak kazanma hevesine ve kontrolündeki kantonları birleştirme hayaline kapılmıştı." değerlendirmesinde bulundu.

Işık, Suriye?deki iç savaşta 600 bin civarında insanın hayatını kaybettiğini, ülke nüfusunun yaklaşık yarısının evini barkını terk etmek mecburiyetinde kaldığını, milyonlarca insanın mülteci konumuna düştüğünü, bunlardan 2 milyon 750 bin Suriyelinin Türkiye'ye sığındığına işaret etti.

Işık, şunları kaydetti:

"Biz, yıllardan beri, uluslararası topluma, Suriye?deki ihtilafa kalıcı bir siyasi çözüm bulununcaya kadar, Suriye?de güvenli bölge oluşturulması gerektiğini anlatmaya çalıştık, çalışıyoruz. Böylece, bir çözüme değin, Suriyelilere kendi ülkelerinde yaşayabilecekleri, insani yardımların rahatça ulaştırılabileceği, emniyetli ve huzurlu bir alanın sağlanabileceğini söylüyoruz.

İşte, Fırat Kalkanı Harekatı, bu koşullarda, öncelikle ülkemizin ve vatandaşlarımızın güvenliğini temin etmek; aynı zamanda, yerlerinden edilmiş Suriyeli kardeşlerimize terörden arındırılmış güvenli bir bölge sağlamak üzere, Birleşmiş Milletler Şartının meşru müdafaa hakkına dair 51. maddesine ve ilgili BM Güvenlik Konseyi Kararlarına istinaden ve tamamıyla uluslararası hukuka uygun olarak başlatılmıştır. Nitekim, Fırat Kalkanı Harekatı DEAŞ?la Mücadele Uluslararası Koalisyonu tarafından da desteklenmektedir. Keza, bu harekata katılan hava kuvvetleri unsurlarımız, Rusya Federasyonu tarafından kontrol edilen hava sahasında eşgüdüm içerisinde görevlerini icra etmektedir. Böylece, Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) güçlerinin, bizim de desteğimizle, sahada mücadele etmesi sağlanarak, Suriye?nin kuzeyindeki belirli bir bölgenin DEAŞ?tan ve her türlü terör tehdidinden arındırılması hedeflenmektedir.

DEAŞ teröründen ve diğer terör örgütlerinden arındırıldıkça bu bölgeye dönüşlerin başladığını biliyoruz. Cerablus, Er Rai ve DEAŞ açısından büyük sembolik önem taşıyan Dabık?ın kurtarılması gerçekten önemlidir. Böylece, 2 bin kilometrekare civarında bir alan teröristlerden temizlenmiş, 225 meskun mahal özgürleştirilmiştir.

Bugüne kadar Fırat Kalkanı Harekatı kapsamında DEAŞ terör örgütünden 1005 terörist etkisiz hale getirilmiştir. Ayrıca DEAŞ?a ait 4 tank, 29 havan, 41?i silahlı 97 araç, 621 bina ve 61 savunma mevzii, 28 komuta merkezi, 17 cephanelik imha edilmiş, 11 bombalı araç tesirsiz hale getirilmiştir. Bir yandan DEAŞ?a karşı mücadele ederken, diğer yandan da bölgedeki PKK/PYD/YPG unsurlarıyla da mücadele edilmesi gereklidir. PKK/PYD/YPG teröristlerinin 299?u etkisiz hale getirilmiştir. Bu operasyonlar sırasında PKK/PYD/YPG?ye ait 14 bina, 4 savunma mevzii, 5 araç ve 1 Drone da imha edilmiştir."

Milli Savunma Bakanı Fikri Işık, "Aynı anda hem DEAŞ?a hem de PKK/PYD/YPG ve DHKP-C gibi bölgedeki bütün terör örgütlerinin tamamına karşı en büyük mücadeleyi veren tek ülke, Türkiye?dir." dedi.

Işık, Fırat Kalkanı Harekatı hakkında TBMM Genel Kurulda bilgi verdi.

Fikri Işık, mevcut aşamada, harekat planının en kritik ve en zorlu safhalarından olan El Bab?ın DEAŞ?tan temizlenmesi için büyük bir mücadelenin verildiğini belirtti. El Bab?dan sonra, sıranın Rakka?ya geleceğini bilen terör örgütü DEAŞ'ın burada intihar saldırılarıyla, keskin nişancılarla, el yapımı patlayıcılarla ve muhtelif tuzaklarla ciddi bir direnç gösterdiğini vurgulayan Işık, El Bab'ın, DEAŞ için de coğrafi ve psikolojik açılardan kritik bir yer olduğunu bildirdi.

Işık, El Bab?ın kuzeyinden ve batısından devam eden kuşatma ve meskun mahal muharebelerinin, buranın yoğun sivil nüfusa sahip bir yerleşim merkezi olması nedeniyle azami hassasiyetle icra edildiğini, DEAŞ'ın ise en vahşi yöntemlerle, sivil insanları canlı kalkan olarak kullanmak suretiyle, kalleşçe hareket ettiğini söyledi.

Terör örgütü DEAŞ?ın en büyük direnç gösterdiği mevzilerinden birinin El Bab?ın batısında, şehre hakim bir tepede bulunan ve DEAŞ tarafından bir askeri karargah ile mühimmat deposuna dönüştürülen hastane bölgesi olduğunu anlatan Işık, şöyle devam etti:

"En fazla şehidimiz de dün buranın ele geçirilmesi sırasında sürdürülmekte olan operasyonlar sırasında verilmiştir. Özgür Suriye Ordusunun da şehitleri vardır. Şüphesiz, bu kayıplar hepimizi derinden üzmektedir. Ülkemizin güvenliği ve sınırlarımızın hemen bitişiğinde bir terör koridoru oluşturulmasını önlemek için canlarını feda eden 35 kahraman şehidimiz ebediyete kadar milletimizin gönlünde yaşayacaktır. Fırat Kalkanı Harekatı sırasında şehit olan Özgür Suriye Ordusu mensupları da kendi vatanlarında asla unutulmayacaktır.

Maalesef, çağımızın belası terörizm ile mücadele etmek kolay bir iş değildir. Bilhassa, çöken veya çökmekte olan devletlerin, silahlı çatışmaların ve vekalet savaşlarının yürütüldüğü bölgelerde, bu mücadele daha da zordur. Hele, masum sivil halkın da yaşadığı meskun mahallerde, sivilleri de canlı kalkan olarak kullanmaktan hiç çekinmeyen cani teröristlere karşı operasyonlar planlayıp asker ve sivil kayıp vermeden icra edebilmek, çok müşkül ve hassasiyet arz eden bir durumdur. Bir de bölgemizde başka hesapları olan bazı güçlerin, bölgedeki muhteris aktörleri kullandığı, oldubitti şeklinde oyunların tasarlandığı hallerde, terörle mücadele ayrıca daha da zorlaşmaktadır."

Işık, Fırat Kalkanı Harekatı ile Türkiye'nin, ulusal güvenliği bakımından çok büyük önem arz eden bir bölgede, herhangi bir terör örgütünün faaliyet göstermesine, bir terör koridoru oluşturulmasına veya aleyhinde herhangi bir oldubittiye yol açılmasına rıza göstermeyeceğini ortaya koyduklarını bildirdi.

Bakan Işık, "Aynı anda hem DEAŞ?a hem de PKK/PYD/YPG ve DHKP-C gibi bölgedeki bütün terör örgütlerinin tamamına karşı en büyük mücadeleyi veren tek ülke, Türkiye?dir. Bu arada, FETÖ de boş durmamakta, Ankara?daki Rus Büyükelçisi'ne hain bir suikast düzenleyerek, Rusya ile büyük çabalarla yeniden onarılan ilişkilerimizi ve Halep?teki sivillerin tahliye edilmesini de sağlayan işbirliğimizi bozmanın hesaplarını yapmaktadır. Türkiye, bu oyunların hiç birisine gelmeyecek ve teröre asla teslim olmayacaktır." diye konuştu.

Dün Rus basınında mevkidaşı ile çarşamba günü yaptığı bir görüşmede kendisine ait olmayan bir ifadenin kullanılması nedeniyle tekzip yayınladığını, tekzipte, ifade edilen cümlelerin kendisine ait olmadığını özellikle belirttiğini anımsatan Işık, bazı art niyetli kalemşörler ve medya mensuplarının tekzip hiç yapılmamış gibi bugün yorumlara sarıldığına işaret etti.

Işık, "Türkiye, baştan beri Suriye'deki ılımlı muhalefetin kendi topraklarında zalim Esed'e karşı sürdürdüğü mücadeleyi meşru bir müdafaa olarak görmektedir. Bugün Rusya da ılımlı muhalefetle terör grupları arasına set çekmeyi, bunlar arasında ayrım yapmayı kesinlikle kabul etmiştir. Rusya'nın dahi kabul ettiği bir gerçeği halen kabul etmeyen bazı çevrelerin ısrarla ve inatla bu konuda adeta Esed'in sözcülüğüne soyunmuş olmaları da manidardır." değerlendirmesini yaptı.

Milli Savunma Bakanı Işık, şöyle devam etti:

"Milli seferberlik ruhuyla, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, hükümetimizin kararlı tutumu, Türk Silahlı Kuvvetlerimizin tüm mensuplarının büyük fedekarlakla ve kahramanca yürüttüğü bu kahramanca mücadelenin, başarıya ulaşacağından en ufak bir kuşkumuz yoktur. Bu kapsamda Milli Savunma Bakanlığı olarak harekatın ikmal bakım ve tedarikine yönelik her türlü tedbir alınmıştır ve gelişen ihtiyaçlara tedbirler alınmaya devam edilecektir. Harekatın başından itibaren sınırlarımız içerisinde ve ötesinde personelimizin iaşe ve ibatesinin en iyi şekilde sağlanabilmesi maksadıyla birlik imkanları, kamu kurum ve kuruluşları ile valilikler aracılığıyla gerekli tüm tedbirler alınmaktadır.

Bu arada, bütün müttefiklerimize ve dostlarımıza da bir terör örgütüne karşı bir başka terör örgütünü kullanmak suretiyle başarıya ulaşılamayacağını, terör örgütleri arasında ayrım yapmanın kesinlikle yanlış olduğunu, hem Suriye?nin hem de Irak?ın toprak bütünlüğü ile siyasi birliğinin korunmasının şart olduğunu, bıkmadan usanmadan izah ediyoruz."

Işık, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyinin asli görevi olan uluslararası barışın ve güvenliğin sağlanmasında aciz kalması ve bunun karşısında Suriye?de kalıcı bir siyasi çözüm için yapılabilecek her şeyi yapmaya çalıştıklarını belirtti. Işık, 20 Aralık 2016 tarihinde Moskova?da, Türkiye, Rusya ve İran?ın katılımıyla gerçekleştirilen ikili ve üçlü görüşmelerin de bunun somut bir göstergesi olduğunu söyledi. Bakan Işık, tüm bu konuları geçen hafta Fransa, İngiltere ve ABD savunma bakanları ile de görüştüğünü, sadece diplomasiyle yetinmeyerek, gerekli gördükleri somut tedbirleri almaya da devam ettiklerini vurguladı.

Rusya ile yapılan işbirliği sayesinde Doğu Halep?teki sivillerin gönüllü tahliyesi bağlamında da önemli ilerlemeler kaydedildiğine değinen Işık, "Bu sabah itibariyle toplamda 37 bin 500 sivil Halep?ten güvenli bölgelere tahliye edilmiştir. Ayrıca, Suriye?de kalıcı bir ateşkesin tesis edilmesini ve siyasi bir çözüme ulaşılmasını teminen, Moskova?daki ortak açıklamada belirtilen yol haritasının uygulanması için de çalışılmaktadır." diye konuştu.

Geçen hafta Paris'te, Fransa savunma bakanı ile Londra'da, İngiltere, ABD ve ayak üstü Almanya savunma bakanı ile Irak'ın savunma bakan vekili ve genelkurmay başkanı ile ayrı ayrı görüşmeler yaptığına işaret eden Işık, şu görüşlere yer verdi:

"Bu görüşmelerde Türkiye'nin bu konudaki öncelikleri, hassasiyetleri ve kırmızı çizgileri net olarak bir kez daha ifade edildi. Muhattaplarımızla yaptığımız görüşmelerin sonucunda muhattaplarımızın her birinden özellikle Fırat Kalkanı Harekatı'nı desteklediklerini, kantonların birleştirilmesine karşı olduklarını. Menbiç'teki PKK/PYD/YPG varlığının oradan bir an önce çekilmesinin temini ve Irak ile Suriye'nin toprak bütünlüğü konusunda onların da mutabakatlarını temin ettik. Tabi bu Türkiye için artık yeterli değil. Bundan sonra icraat zamanıdır. Bütün bu değerlendirmelerimizin sonucunda artık Türkiye olarak beklentimiz bu ülkelerin harekete geçmesi, biraz önce söylediğim konularda artık somut adımların atılmasıdır. Artık bundan sonra somut adımların atılmasını bekliyoruz ve bu adımların atılması için de gayretlerimizi sürdürüyoruz."

Gazi Meclisin, Türkiye?nin terörle mücadelesindeki himaye ve desteğinin hayati önem taşıdığını ve bunun mücadelelerinin başarıya ulaşana kadar süreceğinden emin olduklarına dikkati çeken Işık, "Zira, devletimizin ve milletimizin bekasına yönelik tehditleri ortadan kaldırmak için büyük bir mücadelenin verildiğini sizler de çok iyi biliyorsunuz. Bu mücadelede başta Türk Silahlı Kuvvetleri olmak üzere tüm güvenlik güçlerimizin en önde yer aldığını biliyorsunuz." dedi.

Işık, bu mücadelede kesin ve kalıcı başarının, bütün milletin desteğiyle geleceğine işaret etti.

Işık, şunları kaydetti:

"Asil milletimizin ve Gazi Meclisimizin bu mücadeleden de başarı ile çıkacağı inancımız tamdır. Sonunda bölgemizde gerçek bir barış, huzur ve refah ortamı da oluşturulacaktır. Terör belası defedilecek, insanlarımız can ve mal güvenliğinden endişe etmeyecektir. Her karış toprağı şehit kanlarıyla yoğurulmuş olan vatanımız, tüm şehitlerini sonsuza kadar şükranla anacak, hepsinin isimlerini nesiller boyunca gönlünde yaşatacaktır. Daha güzel günler ufuktadır. Sabır ve azimle mücadelemizi sürdürmek mecburiyetindeyiz. Yüce Türk milletinin temsil edildiği Gazi Meclisimizin desteği, bu mücadelemizde en büyük güç kaynağımız olmaya devam edecektir. Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır."

*** HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ ***