Genel Kurul, Meclis Başkanvekili Sırrı Süreyya Önder başkanlığında toplandı.
Toplantıda, Cumhurbaşkanlığının yanı sıra Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı, Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği, Diyanet İşleri Başkanlığı, Devlet Arşivleri Başkanlığı, Milli Saraylar İdaresi Başkanlığı, Strateji ve Bütçe Başkanlığı, İletişim Başkanlığı, Savunma Sanayii Başkanlığı bütçeleri ile 2024 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi'nin ilk 4 maddesi görüşülecek.
MHP milletvekilleri, TBMM Genel Kurulunda, Cumhurbaşkanlığının 2024 yılı bütçesi üzerinde konuştu.
MHP Konya Milletvekili Kalaycı, 2024 yılı bütçe teklifinde Cumhurbaşkanlığına 12 milyar 283 milyon lira ödenek öngörüldüğünü, bunun 4 milyar 335 milyon lirasının Barışı Destekleme ve Koruma Harekatı giderleri için ilgili kurumlara aktarılmak üzere ayrıldığını belirtti.
E-Devlet'e yeni hizmetlerin dahil edildiğini, hizmetlerin bütünleşik bir yaklaşımla sunumunun ön plana çıkarıldığını ifade eden Kalaycı, Avrupa Komisyonu 2023 Yılı e-Devlet Kıyaslama Raporu'nda, Türkiye'nin 35 ülke arasında ilk kez 10'uncu sırada yer aldığını kaydetti.
Dijital ekonominin, yaygın ve etkin olduğu alanlardaki güvenlik endişelerini bertaraf ederek, Türkiye'ye önemli fırsatlar sunacağını dile getiren Kalaycı, bu amaçla dijitalleşmeye uygun araç, yöntem ve mevzuatın günün şartlarına göre düzenlenmesinin önemli olduğunu anlattı.
Mustafa Kalaycı, yeşil üretim stratejisinin, hem ekolojik dengenin sağlanması hem de sürdürülebilir bir ihracat hedefi için öncelikli konulardan biri olduğuna işaret ederek, "İklim değişikliğine uyum politikaları kapsamında tarım, orman, su, gıda gibi konulara ilişkin tedbirlerin yanında ekonomik ve ticari hayat, uluslararası ilişkiler ve hukuk alanlarını da kapsayan uyum düzenlemelerinin yapılmasını, yeterli kurumsal kapasitenin oluşturulmasını gerekli görüyoruz." diye konuştu.
Ekonomide bağımsızlığı, teknoloji yoğun ve katma değeri yüksek yerli ve milli üretimi artırmayı sağlamak amacıyla başlatılan milli teknoloji hamlesine çok önem verdiklerini vurgulayan Kalaycı, "Tam bağımsız güçlü Türkiye ülküsüyle milli teknoloji hamlesi yolculuğuna devam eden TEKNOFEST, gençlerimize 'Biz de başarabiliriz' kültürünü ve öz güvenini aşılamakta, geleceğe umutla bakmalarını ve hayallerini gerçekleştirmelerini sağlamaktadır." değerlendirmesinde bulundu.
Kalaycı, TEKNOFEST'in, savunma, havacılık ve uzay alanında teknoloji endüstri bölgesine sahip ve savunma sanayisi üssü olma yolunda ilerleyen Konya'ya da yakışacağını ifade etti.
- "Türk istihbaratı aleyhine videolar servis ediyorlar"
MHP İzmir Milletvekili Tamer Osmanağaoğlu, son yıllarda gerçekleştirilen yasal düzenlemeler sayesinde Milli Güvenlik Kurulunun, "sivil yönetimin üzerinde sallanan Demokles'in kılıcı olmaktan çıktığını" söyledi.
Milli Güvenlik Kurulunun, güvenlik bürokrasisiyle seçilmiş iradenin bir arada karar verebildiği, Türkiye'ye yönelik potansiyel saldırıları önlemeye odaklanan bir yapıya dönüştüğünü aktaran Osmanağaoğlu, "Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği, milli iradeye pusu kuranlar için savunma mevzisi olmaktan çıkmıştır, artık milletin güvenliğiyle alakalı politikalar üreten ve çözümler düzenleyen bir koordinasyon merkezi haline gelmiştir. Bu hayırlı dönüşüm, Türk demokrasisi açısından yüz ağartıcıdır." görüşünü paylaştı.
Osmanağaoğlu, Milli İstihbarat Teşkilatının yükünün ağır, üstlendiği vazifenin son derece çetin olduğunu belirterek, "Suriye'nin kuzeyinde, boyunlarında sahiplerinin tasması, tatlı hülyalara dalan hainlere bu kürsüden sesleniyorum: Türk'ün kulakları sağır eden ihtişamıyla kabusu yaşamaya devam edeceksiniz. Kandil'deki inlerinde masum kanı dökmek için fırsat kollayan hayasız sapkınlara sesleniyorum: Türk ordusunun sizler için hazırladığı küçük sürprizlerle son nefesinizi vermeye devam edeceksiniz." ifadesini kullandı.
Milli İstihbarat Teşkilatı tarafından, hudutlar dışında nokta atışı operasyonlarla terör örgütlerinin kilit isimlerinin etkisiz hale getirildiğini anlatan Osmanağaoğlu, "Bazı Avrupa ülkeleri tarafından kirli bilgilerle beslenen unsurlar, Türk istihbaratı aleyhine videolar servis etmektedir. Bu yürütülen tiyatroda, firari FETÖ'cülerden tescilli kriminallere kadar pek çok figüran da rol almaktadır. Türkiye'de bazı kimseler de maalesef, bu operasyona aparat olma gafletine düşmektedir." dedi.
- "İnsan, Kur'an'ı 5 yaşında öğrenmelidir, 85 yaşında değil"
MHP Ankara Milletvekili Yaşar Yıldırım, Karabağ konusunda Azerbaycan-Türkiye ittifakının sonucunda Türk Devletleri Teşkilatı'nın kurulduğunu anımsattı.
Yıldırım, 300 milyonluk bir nüfus, 4,5 milyon kilometrekarelik bir coğrafyada Türk Birliği kurulduğunu vurgulayarak, "Bu, ümmetin birliğine atılan bir adımdır; bu, İslam'ın birleşmesi hususunda yapılan en önemli çalışmadır, Allah sonunu hayretsin. Bu, 2040 vizyonuyla birlikte hayata geçecektir, yaşayan görecektir." diye konuştu.
Diyanet İşleri Başkanlığınca açılan, 4-6 yaş arası çocuklara yönelik, Kur'an-ı Kerim kurslarına değinen Yıldırım, şunları kaydetti:
"Bununla ilgili çok menfi tavırlar koyanlar oldu, infialler oldu. Bunlar devam etsin, devam edecek. En güzel yapılan icraatlardan biri 4-6 yaş arası Kur'an kurslarıdır. İnsan, Kur'an'ı 5 yaşında öğrenmelidir, 85 yaşında değil. Hayata başlarken Allah'ın kelamını, emrini, yasağını ve müsaadesini bilmek lazım. Bu yönden Sayın Diyanet İşleri Başkanımızı ve yetkililerini tebrik ediyorum. Tepki elbette olacaktır. Türkiye'de din düşmanlığı yoktur, İslam düşmanlığı vardır. Her hususta İslam'a dil uzatmadan ilk fırsatta Diyanet'e saldırılır. Biz, dinimizin, Diyanet İşlerimizin, müftümüzün, imamımızın, müezzinimizin yanındayız. Bir adım geri atmayız, esnemeyiz, kim gelirse gelsin biz onların yanındayız; bunu da hiç kimse unutmasın."
Diyanet İşleri Başkanlığı personelinin sorunlarına ilişkin de Yıldırım, vekil imamlar ile fahri Kur'an kursu öğreticilerinin sorunlarının çözülmesini istedi.
MHP'li Yıldırım, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığının önemine de işaret ederek, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin, Hacı Bektaş'taki 6 dönüm arazisini cemevi yapmak üzere, Horasan Erenleri Dernekler Federasyonuna hibe ettiğini hatırlattı.
- "Belirli şartları sağlayan gazeteciler yeşil pasaport alabilme imkanına kavuşmalı"
MHP Kayseri Milletvekili İsmail Özdemir, kurumlar arası ilişkiyle beraber devlet ile toplum ve devletler arası ilişkinin sağlıklı bir zeminde yürüyebilmesi için güçlü ve işlevsel bir iletişim stratejisine ihtiyaç olduğunu dile getirdi.
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının, kurulduğu günden bu yana önemli sorumlulukları yerine getirdiğini anlatan Özdemir, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Kuruluşundan beri en güzide devlet kurumları arasında yer alan Başkanlığın sadece mevzuatlara hakim bir unsur olması değil, teknik düzeyde en ileri seviyede bilgi toplama, analiz etme, değerlendirme ve politika üretme gibi alanlarda da yetişmiş personel katkısıyla çalışmalarına devam etmesi elzemdir. Bu kapsamda sosyoloji, felsefe, tarih, gazetecilik, ilahiyat gibi geniş bir yetkinlik kadrosunu bünyesinde barındıran İletişim Başkanlığı, her an dinamik olan bir anlayış ve eylem haliyle faaliyetlerine devam etmektedir. Milli güvenliğimizin ve toplumsal huzurumuzun korunmasında önemli vazifeler üstlenmenin yanında Türkiye'nin uluslararası imajının korunması ve geliştirilmesi hususunda da İletişim Başkanlığının başarılı çalışmaları vardır."
Özdemir, son zamanlarda Türkiye aleyhinde dezenformasyon faaliyetlerinin dikkat çekici şekilde arttığına işaret ederek, "Yalan, yanlış, yanıltıcı ve yönlendirici haberlerle Türkiye, uluslararası medya organları, düşünce kuruluşları ve terör örgütleri tarafından karalanmaya çalışılmaktadır. Türkiye'nin attığı adımların dış müdahalelere ve manipülasyonlara açık hale gelmemesi, dünya kamuoyuna Türkiye'nin tezlerinin en doğru ve hızlı şekilde anlatılabilmesi için İletişim Başkanlığının teknolojik, fiziki ve insan gücünün güçlendirilerek ilgili kurumlarla yetki çatışması oluşmayacak bir eş güdüm içerisinde faaliyetlerinin sürdürülmesi sağlanmalıdır." ifadesini kullandı.
Basın yayın kuruluşlarının sorunlarının çözülmesinin, demokrasi açısından önem arz ettiğini dile getiren Özdemir, özellikle yerel medyanın son dönemlerde yaşadığı zorluklar ve diğer sıkıntılar üzerinde hassasiyetle durulması gerektiğini söyledi. Özdemir, şöyle devam etti:
"Yerel medyaya uygun koşullarda kredi desteği verilmesi, desteğin teknolojik gelişimi ve yatırım ihtiyaçları göz önüne alınarak uzun vadeli olması ve sektörde istihdamı desteklemesi önemli olacaktır. Özellikle reklamlar ile resmi ilanlara uygulanan vergilemede, gazete kağıdı, gazete mürekkebi ve kalıp gibi ürünlerin gümrük vergilerinde gazetelere kolaylıklar getirilmesi, özgür basın anlayışına katkı sağlayacaktır. Anadolu medyasının, basın ahlakına sahip, tarafsızlık ilkesine bağlı ve objektif şekilde faaliyetlerini sürdürebilmesi için özel destek programları uygulamaya konulmalı, yerel medyaya kamu reklamlarından daha fazla pay verilmelidir."
İsmail Özdemir, medya mensuplarının, başta FETÖ olmak üzere Türkiye karşıtı faaliyet yürüten çevrelere yönelik medya diplomasisine katkı sağlamada üstlendiği veya üstlenebileceği destekler göz önüne alındığında, belirli şartları sağlayan gazetecilerin yeşil pasaport alma imkanına bir an önce kavuşmaları gerektiğini de belirtti.
İnternet gazeteciliğinin yaygınlaştığına dikkati çeken Özdemir, bu alanda gerekli ve yeterli hukuki düzenlemelerin hayata geçirilmesinin önemini vurguladı.
TBMM Genel Kurulunda, DEM Parti milletvekilleri, Cumhurbaşkanlığının 2024 yılı bütçesi üzerinde söz aldı.
DEM Parti Muş Milletvekili Sezai Temelli, bir ülkenin bütçesinin kim tarafından ve nasıl yapıldığının, o ülkenin demokrasisi açısından bir gösterge olduğunu söyledi.
Türkiye'de bir "demokrasi krizinin" olduğunu iddia eden Temelli, "Bu köhne sistemin dayattığı bir bütçe anlayışıyla değil, özellikle yerellerden başlayan, halkın katıldığı, radikal demokrasi anlayışıyla, demokratik ulus anlayışıyla hayata geçmiş bütçeler ancak Türkiye'yi demokratikleştirebilir." diye konuştu.
DEM Parti İstanbul Milletvekili Cengiz Çiçek, çözüm sürecinde atılan adımlara değinerek, halkın bu sürece verdiği desteğin yüzde 80'lere çıktığını dile getirdi.
"Çözüm sürecinin bitmesinin ardından Türkiye'de büyük bir siyasal ve idari çürümenin başladığını" savunan Çiçek, "Kürt meselesi çözümsüz kaldıkça spordan sanata, siyasetten yargıya her yerde bir çözülme ve yozlaşma alıp başını gidiyor. Kaybeden ülke insanı, kazanan ise sermaye grupları ve sömürüden beslenenler oluyor." değerlendirmesinde bulundu.
DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Cengiz Çandar, konuşmasına Kürtçe başlayarak, sadece Kürt milletvekillerinin değil, kendisi gibi 65 yaşından sonra Kürtçe öğrenmeye başlayan milletvekillerinin de Kürtçeyi konuştuğunu aktardı.
Kürtçe öğrenme sebeplerini anlatan Çandar, şöyle devam etti:
"Benim bu yaştan sonra Kürtçe öğrenmeye kalkışmamın tek sebebi var: Nüfusun beşte biri veya dörtte biri oranında, halkımızın ayrılmaz bir parçası olarak gördüğümüz Kürt vatandaşlarımıza göstermemiz gereken saygıdan ötürü Kürtçe öğrendim. Kürt vatandaşlarımızın büyük çoğunluğu benim ana dilimi biliyor; resmi dil olduğu için öğreniyor. Ama benim gibilerin de gönüllü olarak onların ana dilini öğrenmeye çalışması, hem onlara saygı hem de ülkemizin ulusal, toplumsal ve hatta toprak bütünlüğü bakımından gerekli bir çaba olmalıdır. Bugün de öyle düşünüyorum. Bir durup düşünün, şu anda TBMM çatısı altında Kürtçenin işitilmesi, ülkenin birliği açısından daha hayırlı değil mi?"
Çandar, Kürtçe ifadelerin, Meclis tutanaklarına "anlaşılmayan bir dil" olarak kaydedilmemesi gerektiğini, Kürtçenin TBMM çatısı altında telaffuz edilmesini "bölünme değil birleşme şansı olarak gördüklerini" kaydetti.
Anayasa Mahkemesinin, Can Atalay hakkındaki ikinci hak ihlali kararını anımsatan Çandar, "Can Atalay, bu sıralardaki meşru yerini bir an önce almalıdır." görüşünü paylaştı.
- "Bu bütçeyi halklar yapmamıştır"
DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Anayasa'daki din, inanç, vicdan özgürlüğü ile laiklik gibi ilkelerin "kağıt üzerinde olduğunu, bu ilkelerin gerçek hayatta hiçbir karşılığının olmadığını" ileri sürdü.
"Alevilik başta olmak üzere birçok inancın baskı altına alındığını ve asimile edildiğini" iddia eden Fırat, "Diyanet İşleri Başkanlığı, mezheplerin hepsini kapsamıyor; devletin belirlediği dinsel sınırlar içinde dine, inanca müdahale etti, fetvalar verdi." ifadesini kullandı.
DEM Parti Ağrı Milletvekili Heval Bozdağ, ülkenin kaynaklarını savaş ve savunmaya harcayan bir bütçenin tartışıldığını savundu.
Bozdağ, "Bu bütçeyi halklar yapmamıştır. Çünkü bunca yoksulluğun, açlığın, sefaletin olduğu bir ülkede kimse savunmaya bu kadar bütçe ayırmaz. Güvenlikçi anlayış, eğitimden sağlığa tüm kalemlere yansımıştır." sözlerini sarf etti.
CHP milletvekilleri, TBMM Genel Kurulunda Cumhurbaşkanlığının 2024 yılı bütçesi üzerinde konuştu.
CHP Elazığ Milletvekili Gürsel Erol, Türkiye'de en öncelikli sorunun deprem olduğunu, deprem olmadan önce alınacak tedbirlerin, depremden sonra yapılacak yatırımların onda biri olduğunu söyledi.
Bütçenin önemli konularından birinin deprem öncesi alınacak tedbirlerle ilgili olması gerektiğini dile getiren Erol, deprem öncelikli yatırım programının revize edilmesini talep etti.
CHP Muğla Milletvekili Cumhur Uzun, bütçenin, "yandaşlar ve tefeciler için yapılmış; saraydaki atanmışlar tarafından yazılmış" olduğunu ileri sürerek, "O nedenle bu bütçe faiz bütçesi, borç ödeme bütçesi, hatta faizin de faizinin ödenmesi bütçesi olmuştur. Bu bütçede emekçinin, çiftçinin, esnafın, emeklinin, memurun, kadının, gençlerin, öğrencinin, engellilerin; velhasıl cefakar halkımızın yaşam koşullarını iyileştirmeye yönelik tek bir ödenek tahsisi ne yazık ki bulunmamaktadır." diye konuştu.
CHP Muğla Milletvekili Süreyya Öneş Derici, Türkiye'nin, Cumhuriyet'in ikinci yüzyılında "her gün biraz daha antidemokratik ve otoriter uygulamalarla yönetildiğini, kurumlarda tarikat ve cemaat kadrolaşmasının olduğunu" öne sürdü.
Güvenlik kurumlarını güçsüzleştirecek, iktidarın ideolojik menfaatlere uygun dönüştürülmesine neden olacak her türlü müdahalenin karşısında duracaklarını, şeffaflığı savunacaklarını söyleyen Derici, "Belli ki yaşadığınız güç zehirlenmesiyle sanal bir gerçekliğe inanıyorsunuz. Bugün ülkede sizin çizdiğiniz mutluluk tablosunun aksine derin bir yoksulluk sorunu, iç ve dış güvenlik sorunları, hukuksuzluk ve antidemokratik uygulamalar bulunmakta." ifadelerini kullandı.
- "Toplumsal çürüme riskiyle karşı karışayız"
CHP İstanbul Milletvekili Yüksel Mansur Kılınç, 2024 yılında, güvenlik ve savunma alanına 1 trilyon lirayı aşan bir bütçe ayırıldığını, güvenlik ve savunma alanında görev yapan insan kaynağının ise 1 milyon kişiyi aştığını ifade etti.
Buna rağmen Türkiye'nin güvenlik tablosunun iyi olmadığını öne süren Kılınç, "Ülkemizin güvenlik kurumları bu çürümeyi hak etmiyor. Türkiye Cumhuriyeti kara parayla uyuşturucuyla insan kaçakçılığıyla organize suç örgütleriyle anılmayı hak etmiyor. Saray ve tek adam yönetimi kurumları, devleti çürüttü. Şimdi evlerimizde, sokaklarımızda, okullarımızda, mahallelerimizde, şehirlerimizde büyük bir toplumsal çürüme riskiyle karşı karşıyayız." değerlendirmesinde bulundu.
CHP Ankara Milletvekili Okan Konuralp, Diyanet İşleri Başkanlığının, "toplumun tüm kesimlerinin Diyanet'i" olmasına yönelik beklentilerin dile getirildiğini ancak sonuç alınamadığını öne sürdü.
Devletin görevinin "ayrımcılığa uğramıyorsunuz" demek yerine her bir vatandaşın derdine merhem olacak çareleri bulmak olduğunu dile getiren Konuralp, Diyanet İşleri Başkanlığının yeniden yapılandırılması ve tüm inançlara eşit mesafede hizmet veren bir kuruma dönüşmesi gerektiğini söyledi.
Konuralp, sosyal medyada yer bulan imam sayısının hızla arttığını, Diyanet İşleri Başkanlığının bunlara karşı sessiz kaldığını iddia ederek, "Oysa Diyanet'in bu çağdaki en önemli görevlerinden biri, bu sosyal medyadaki sözde din adamlarına karşı mücadele etmek, toplumu bunlardan korumaktır." dedi.
CHP İzmir Milletvekili Sevda Erdan Kılıç, Türkiye'nin hemen hemen her alanda büyük bir yozlaşma yaşadığını öne sürerek, "Çürümüşlüğün hakim olduğu bir ülkede bütçe yapmanın da bu bütçeyi halka anlatmanın da halkı inandırmanın da bir anlamı olmadığını düşünüyorum." diye konuştu.
İktidarın, Türkiye'nin dünyanın ilk 10 ekonomisinden biri olması, kişi başı milli gelirin 25 bin dolara çıkması, ihracatın 500 milyar dolara yükselmesi, işsizliğin yüzde 5'e inmesi, enflasyon ve faizin düşmesi gibi güzel hedefleri bulunduğunu söyleyen Kılıç, ancak hiçbir hedefin tutmadığını iddia etti.
CHP Manisa Milletvekili Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu, Milli Saraylar Başkanlığının 2022 yılı kesin hesabına bakıldığında başlangıç ödeneğinin 277 milyon lira, yıl sonunda gerçekleşen harcamanın ise 1 milyar 357 milyon lira olduğunu belirterek, benzer bir durumun 2023 bütçe gerçekleşmesi için de geçerli olduğunu dile getirdi.
Bakırlıoğlu, bütçeden deprem bölgesine yeterince pay ayrılmadığını öne sürdü.
- "Öyle görünüyor ki ek bütçe gelecek"
CHP Balıkesir Milletvekili Ensar Aytekin, bütçenin, doğmamış çocuğun üzerinde hakkı bulunan bir mekanizma olduğunu, sıkı sıkıya korunup denetlenmesi, sorgulanması gerektiğini ifade etti. Aytekin, şunları kaydetti:
"Bu bütçeye baktığımızda içinde bolca verginin olduğunu görüyoruz. Bütçenin yüzde 25'i bütçe açığından oluşuyor. AKP yönetemediği, har vurup harman savurduğu bütçenin faturasını halka kesiyor. Öyle görünüyor ki eylülü görmeden bir ek bütçe yine Meclis'in gündemine gelecek.
Türkiye Yüzyılı öyle bir makyaj ki makyaj silinince açlığı görüyoruz. O kadar ki Merkez Bankası Başkanı bile İstanbul'da ev bulamıyor ve annesinin yanına yerleşiyor. Başkan, Barınamıyoruz Hareketi'ndeki gençlerle buluşsun, o gençler kendilerine olayın sebebini gayet net anlatır. Eserinizle ne kadar övünseniz az. Bu ülkede derin yoksulluk yok, bu ülkede yoksulluk uçurumu var, bu ülkede bodur çocuk gerçeği var, beslenemediği için ağzında diş olmayan çocuklar var. Türkiye Yüzyılı'nın özeti şudur: Emekliye kuru ekmek, öğrenciye kurtlu yemek, yoksullara taş çorbası, saraydakilere ızgara ciğer, yürek. Bu bütçeye 'hayır' demek bizim vatandaşlık görevimizdir."
CHP Adana Milletvekili Burhanettin Bulut, Türkiye'nin basın özgürlüğünde 180 ülke arasında 165. olduğunu savunarak, "dezenformasyon yasası" kapsamında 33 gazetecinin soruşturma geçirdiğini ifade etti. Bulut, "Türkiye'deki deprem gerçeğini, yargıdaki yolsuzluğu ve seçimdeki suistimalleri aktaran gazetecilerin karşılarında adli güçleri bulduğunu" savundu.
CHP Antalya Milletvekili Cavit Arı, 2024 bütçesinin "bütçe açığı" ile başlandığını öne sürdü.
Bütçenin gelir kısmının hemen hemen tamamının vergiden oluştuğunu söyleyen Arı, "Bu gelir çoğunlukta dolaylı vergi sistemiyle toplanan vergilerden oluşuyor. Yani bizim gariban vatandaşın, emekçinin, çalışanın, işçinin, işsizin yaptığı harcamalarda ödediği vergiler." diye konuştu.
AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, CHP milletvekillerinin konuşmasından sonra söz alarak, Türkiye'nin bir hukuk devleti olduğunu söyledi.
Kimin elinde bilgi, belge, delil varsa savcılıklara gidip şikayet başvurusunda bulunabileceğini belirten Güler, "Uydurma, gerçek dışı, hayali ne kadar bilgi varsa lütfen buraya getirmeyin. Elinizde ne delil varsa, kim hangi suça karışmışsa bizzat takipçisi olacağım." dedi.
TBMM Genel Kurulunda, AK Parti milletvekilleri, Cumhurbaşkanlığının 2024 yılı bütçesi üzerinde söz aldı.
AK Parti Ankara Milletvekili Murat Alparslan, AK Parti hükümetleri olarak bütçedeki her bir kuruşun hakkını verip, millete hizmetkar olmaya devam edeceklerini söyledi.
Bütçede kolektif aklı, ortak şuuru ve katılımcılığı esas aldıklarını ifade eden Alparslan, "2024 yılı bütçemizde sağlam şehirler, sağlıklı toplumlar ve güçlü ekonomi öne çıkmaktadır. AK Parti, milletin gündemini esas alan, milletin gündemini kendi gündemi kabul eden, icraatlarında, politikasında, bütçesinde bunu önceleyen partidir. Millet de hep arkamızda olmuştur. Bu bütçeyi de daha büyük, daha güçlü devlet olmak adına ortaya koyuyoruz." diye konuştu.
AK Parti Balıkesir Milletvekili Ali Taylan Öztaylan, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi sayesinde devlet yönetiminde üstün bir koordinasyon sağlandığını ve Türkiye'nin günlük kısır tartışmalardan sıyrıldığını belirtti.
Muhalefeti eleştiren Öztaylan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Koordine olamazsanız yürüyen merdivenlere tersten binersiniz, 'aylarca hayır oyu verin' diye dolanıp referandumda oyunuzu dahi kullanamazsınız, belediye başkanınızın yanında kürsüde kendinize yer dahi bulamazsanız, milletin alnını koyduğu seccadeye maalesef ayakkabılarınızla basarsınız, 6'lı değil 16'lı masa da kursanız bu milletin gönlünde taht kuramazsınız. Koordine olup bir de bu milletin gönlünde taht kurunca 30 yıldır işgal altındaki Karabağ bir ninenin duasıyla kurtuluyor, 40 yıldır kadın, çocuk, öğretmen, doktor demeden katliam yapan PKK terör örgütü belini doğrultamaz hale geliyor ve belki de en önemlisi, ecdadın İstanbul'a mührü Ayasofya Camisi prangalarından kurtarılarak aslına rücu ediyor."
- "200'e yakın örgüt mensubu etkisiz hale getirilmiştir"
AK Parti Erzurum Milletvekili Selami Altınok, MİT'in terörle mücadele alanında yürüttüğü çalışmalarda istihbarat toplamanın ötesine geçerek hedefi yok etme yöntemini benimsediğini; örgütlerin stratejisini deşifre etmeye ve lider kadroları etkisiz hale getirmeye odaklandığını söyledi.
MİT'in, PKK/YPG, FETÖ ve DEAŞ başta olmak üzere terör örgütlerinin Türkiye karşıtı faaliyetlerine darbe vurduğunu, örgütlerin yurt dışındaki yapılanmalarıyla da mücadele ettiğine dikkati çeken Altınok, şöyle devam etti:
"MİT tarafından PKK/KCK'yla mücadele bağlamında 2023 yılında yürütülen çalışmalar neticesinde Irak ve Suriye'de 200'e yakın örgüt mensubu etkisiz hale getirilmiştir. FETÖ'nün mahrem yapılanmasıyla ilgili çalışmalar, DEAŞ'ın ülkemiz açısından eylem yaratabilecek tehlikeli arayışları, MİT'in radikal terör örgütleriyle mücadele alanında yapılan çalışmalarını örnek olarak görmek mümkündür. Ülkemizin son dönemde gerçekleştirdiği atılımlar, yakın coğrafyamızda yaşanan çatışmalar ve vekalet savaşları, ülkemize yönelik ve Türkiye üzerinden çevre ülkelere yönelik casusluk faaliyetlerini de ivmelendirmektedir. İstihbarata karşı koyma alanında yegane sorumlu olan MİT, hassasiyeti gereği kamuoyuna yansıtılmayan birçok ülke, servis ve taşeron kuruluşun ülkemizdeki casusluk ve algı operasyonu faaliyetlerinin deşifre edilmesini sağlamıştır."
AK Parti Diyarbakır Milletvekili Mehmet Sait Yaz, Diyanet İşleri Başkanlığının, yurt içi ve yurt dışında hizmetlerini günden güne artırmaya devam ettiğini, çalışmalarıyla Türkiye'nin birlik ve beraberliğine, insanlığın barış ve huzuruna destek olduğunu, her türlü aşırılıktan uzak, sade ve dengeli bir dini hayata rehberlik etmeye, her türlü din istismarına, fitne ve tefrikaya karşı müteyakkız davranarak toplumu bilinçlendirmeye özen gösterdiğini dile getirdi.
- "Tezvirat mafyalarına İletişim Başkanlığımız asla geçit vermeyecektir"
AK Parti İzmir Milletvekili Eyyüp Kadir İnan, İletişim Başkanlığının, Türkiye'nin yükselen kurumlarının başında geldiğini, uluslararası arenada eskisinden çok daha güçlü diplomasi yürüten en yeni kurumlardan biri olduğunu vurguladı.
Ana muhalefetin, İletişim Başkanlığının çalışmalarından rahatsızlık duyduğunu dile getiren İnan, "Devlet ve iletişim kavramını yan yana getiremeyecek olan, devlet tecrübesinden çok uzun yıllardır mahrum kalan ana muhalefet cenahının İletişim Başkanlığımıza at gözlüğüyle bakmakta olduğunun farkındayız." dedi.
İletişim Başkanlığı bünyesinde kurulan Dezenformasyonla Mücadele Merkezinde İsrail'in Filistin'le ilgili yalan haber ve içeriklerinin ortaya çıkarılıp dünya kamuoyuyla paylaşmasından rahatsızlık duyulduğunun altını çizen İnan, "İletişim Başkanlığından ve faaliyetlerinden kim rahatsız derseniz, vereceğimiz net iki cevap vardır; birincisi ana muhalefet, ikincisi İsrail ve siyonistlerdir." ifadelerini kullandı.
"Türk siyaset tarihinde en çok yalan söyleyen parti kimdir?" sorusuna yanıt olarak akla bir partinin geldiğini dile getiren İnan, şunları kaydetti:
"Son 100 yılın tüm yalancılarının yalanlarını toplayın, son 10 yılda CHP tarafından söylenen yalanlar kadar etmez. Kampanya zamanı her güne bir yalan sığdırdınız, her dakika bir yalan ürettiniz. Seçmenimize türlü türlü hakaretler, uzaktan kumandalı bir şekilde FETÖ'den aldığınız destek mesajları ve kullandığınız yalanlar ve daha niceleri... Önce ağlayarak, sonra kahkahalarla dil çıkartarak yolladığınız eski Genel Başkan'ınız seçimden önce İletişim Başkanlığı Başkan Yardımcılarını hedef alarak, tahkir ederek, tehdit ederek twit attı, yalan söyledi. Bizim İletişim Başkan Yardımcılarımız Evren ve Çağatay Bey bu millete bir yalan söylemedi ama sizin iki Belediye Başkanı'nız Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş bu milletin gözünün içine baka baka '13'üncü Cumhurbaşkanı'mız Kemal Kılıçdaroğlu adına buradayız.' diyerek tüm televizyon ekranlarında 14 Mayıs gecesi yalan söylediler. Üstelik, gençlere 'Aramızda kalsın' diyerek yalan söylediler. Hala bu millete bu iki Belediye Başkanı'nın büyük bir özür borcu var.
Şöminelerdeki taklit odunların gerçek ateşle ne kadar çok alakası varsa CHP'nin de gerçek belediyecilikle halka hizmet götürmekle o kadar alakası var. İstanbul'a ve Ankara'ya hizmet götürmek yerine cumhurbaşkanı yardımcılığına oynayan bu iki Belediye Başkanı bu millete seçim gecesi söyledikleri o yalanların hesabını sandıkta ve 31 Mart 2024'te verecektir. Bu yalanlarınıza, bu milleti zehirleyen iftiralarınıza karşılık hamdolsun Anadolu Ajansımız, Serdar Karagöz, ekibi gerçek ve hakkaniyetli sonuçları aziz milletimizle paylaştı. Milletimizi iftiralarıyla yalanlarıyla manipülasyonlarıyla bot hesaplarıyla zehirlemeye kalkışanlara; bu ülkede kaos ve kriz bekçiliği yapanlara; yalanla terör üreten ve terörle yalanda ittifak kuranlara ve tezvirat mafyalarına İletişim Başkanlığımız asla geçit vermeyecektir."
TBMM Genel Kurulunda Saadet Partisi milletvekilleri, Cumhurbaşkanlığının 2024 yılı bütçesi üzerinde konuştu.
Saadet Partisi Grup Başkanı Özdağ, Cumhurbaşkanlığı hükûmet sitemine geçtikten sonra verilen vaatlerin yerine getirilmediğini öne sürerek parlamenter sistemde ciddi problemler olduğunu söyledi.
Avrupa Birliği üyeliği kriterlerine ilişkin fasılların açılması, kanunlarda yapılan düzenlemeler ve anayasa değişikliğiyle beraber Türkiye'nin demokratikleşme yolunda büyük mesafeler aldığını belirten Özdağ, "O 'kör', 'şaşı', 'topal', 'çolak' dediğiniz o parlamenter sistemde bence göreceli de olsa birilerine göre zaman zaman başarısız bulunsa bile başarılıydı." ifadesini kullandı.
Özdağ, hükûmetin ekonomi politikalarını eleştirerek "Çalışan emeklilere de 5 bin lira verilmesiyle ilgili önce diyorsunuz ki 'Vermeyeceğiz.' ardından daha sonra gelip 'Vereceğiz.' diyorsunuz. Çiftçi kayıt belgesi olmayanlara da vermiyorsunuz. İşinizi güzel yapmıyorsunuz. Neden yapmıyorsunuz? Bu sistemden dolayı yapmıyorsunuz. Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi ortak aklı ortaya çıkarmaz." dedi.
Anayasa değişikliği çalışmalarına değinen Özdağ, "Anayasa değişikliğini yapamazsınız, yapmanız mümkün değildir. Neden? Siz mevcut Anayasa'ya uymuyorsunuz, dokunulmazlıkların kaldırılmasıyla ilgili uymuyorsunuz, çifte standartlısınız siz. Devlet bürokrasisinde kesinlikle çifte standartlı davranmaz, yargı kesinlikle çifte standartlı davranmaz." ifadesini kullandı.
- "2023 hedefleri ne oldu?"
Saadet Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Bülent Kaya da ekonomide alınan yanlış kararlar neticesinde Türkiye'nin yüksek enflasyon ve kur riski ile karşı karşıya kaldığını söyledi.
Kaya, hükûmetin ekonomiye ilişkin sunduğu ekonomi modellerini eleştirerek "Öve öve bitiremediler günün sonunda 700 milyarı aşkın bir maliyet ve bu sistemden vazgeçilme noktasına gelindi. 2018'den bu yana da yürürlükte olan bir hükûmet sistemi ile karşı karşıyayız. Buraya nasıl geldiğimizi hep beraber tespit etmezsek tıpkı kur korumalı mevduattan nasıl çıkmamız gerektiğini kara kara düşündüğümüz gibi bu sistem yürümemesine rağmen nasıl çıkacağımızı konuşamayacak duruma geliriz." dedi.
Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi'ne Türkiye'nin ihtiyacı olduğu için geçilmediği görüşünü savunan Kaya, "Olağanüstü şartlarla bu sisteme geçmek zorunda kalındı. Bu sisteme geçmemizin temel sebebi sayın Erdoğan'ın başkanlık sistemindeki ısrarı hem partisini hem de hükûmeti yönetme arzusundan kaynaklanıyor. Yeni bir seçimden çıkmış 5 yıllık süre ile iktidar olmuş ortaklarını desteği ile de olsa Meclis çoğunluğunu elinde bulunduran bir iktidar bugün söylediğimiz sözlere kulaklarını tıkıyor olabilir. Nasıl kur korumalı mevduatın bu ülkeye zararlarını kabul ettiyseniz Türk tipi başkanlık sisteminin de zararlarını tartışmamız gerektiğini kabul etmeniz lazım. Siyaseti, ekonomiyi normalleştirmemiz lazım." şeklinde konuştu.
Saadet Partisi Kayseri Milletvekili Mahmut Arıkan ise ekonomiden istihdama, yatırımdan adalete büyük hedefler ve mega projelerden bahsedildiğini belirterek "2024'e girmek üzereyiz ve 2024 bütçesini konuşuyoruz. Peki, 2023 hedefleri ne oldu?" ifadesini kullandı.
Arıkan, hükûmetin hem bütçe hakkını hem de bütçeyi deldiğini öne sürerek "Bütçeyi dış borçlarla deliyorsunuz. Keyfi ve yanlış harcamalarla boşaltılan hazineyi sessiz sakin borç parayla doldurmaya çalışıyorsunuz. Her Hazine ve Maliye Bakanınızı kapı kapı para aramak zorunda bırakıyorsunuz. Enflasyon altında maalesef milletimizi ezdiniz, bütçeyi de delmek zorunda kaldınız. Bütçeyi yeni vergilerle deldiniz, bütçeyi vergi düzeninizle deldiniz, yeni ekonomi modellerinizle deldiniz." sözlerini sarf eti.
Bütçe açığının devlet düzenini ve devletin dış politikasını bozduğunu belirten Arıkan, "Bütçe dediğimiz kanun metni aynı zamanda bir vizyon metnidir. Cumhurbaşkanlığının bütçesi; 12 milyar 283 milyon Türk lirası. Burada dikkat çekilmesi gereken şey, Cumhurbaşkanlığı bütçesinin geçen yıla göre yüzde 85'lik bir artış göstermesidir, bütçede en çok artış alan kurumlardan bir tanesi. Cumhurbaşkanlığına bağlı olan 8 başkanlık, 1 genel sekreterlik, 4 ofis ve 9 politika kuruluyla bu devasa bütçe düşünüldüğünde Türkiye'de etkinin de yetkinin de kimde toplandığını net bir şekilde görebiliyoruz. Madem bu iş böyle gidecek, öyleyse günlerdir bütçelerini konuştuğumuz bakanlıklara ne hacet var?" diye konuştu.
Saadet Partisi grubunun konuşmalarının tamamlanmasının ardından TBMM Başkanvekili Sırrı Süreyya Önder birleşime 40 dakika ara verdi. Edinilen bilgiye göre, verilen arada TBMM Başkanvekili Önder'in tansiyon problemi yaşadığı bu nedenle tedbir amaçla hastaneye gittiği öğrenildi. Aranın ardından oturumu TBMM Başkanvekili Gülizar Biçer Karaca açtı.
İYİ Parti milletvekilleri Cumhurbaşkanlığının 2024 yılı bütçesi üzerinde söz aldı.
Paçacı, 2002 yılı öncesi her yıl yapılan bütçe görüşmelerinin Meclis çalışmaları içinde çok önemli bir yere sahip olduğunu, bütçe görüşmeleri için tüm siyasi partilerin çok ciddi hazırlıklar yaptığını, halkın ve medya kuruluşlarının görüşmeleri yakından takip ettiğini kaydetti.
Bugün ise AK Parti milletvekilleri dahil halkın ve medyanın eskisi gibi bütçe görüşmelerine ilgi duymadığını iddia eden Paçacı, "Bu durumun temel sebebi Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'dir. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi demokratik dengeyi zayıflatmış, kuvvetler ayrılığı ilkesini erozyona uğratmış, ekonomiyi krizden krize sürüklemiş, temel hak ve özgürlükleri kısıtlamıştır. Cumhurbaşkanlığı sistemi, devletimizin bütün köklü kurumlarını zayıflatmış, devletin sahip olduğu kurumsal hafızayı yok etmiş ve binlerce yıldır süregelen devlet geleneğimizin birikimini tasfiye etmiştir." diye konuştu.
Paçacı, mevcut sistemle siyasi parti ve devlet yönetimin iç içe geçtiğini, siyasallaşan bir devlet yapısı ve devletleşen bir siyasi partiyle karşı karşıya olduklarını söyledi.
Meclisin bütçe yapma yetkisinin elinden alındığını ileri süren Paçacı, "Bugün bütçe oylamasının da hiçbir işlevi ve önemi kalmamıştır. Bütçe, Meclis'te reddedilse bile Cumhurbaşkanı yeniden değerlemeyle bütçeyi uygulamaya devam edebilir." dedi.
Paçacı, yargı kurumlarına olan güvenin en düşük seviyelere indiğini, yargı organlarının verdiği kararlar karşısında halkın adalete olan inancın her geçen gün zayıfladığını savundu.
Can Atalay ile ilgili Yargıtay ve Anayasa Mahkemesinin verdiği kararları anımsatan Paçacı, "Devlet organizasyonunun ana taşıyıcısı olan yargı erki adil ve tarafsız olma kimliğini kaybetmiş, siyasi iktidar adına hareket eden bir yapıya dönüşmüştür." ifadelerini kullandı.
İYİ Parti Kayseri Milletvekili Dursun Ataş, bu bütçenin Türkiye'nin sadece ekonomik sorunlarının değil, aynı zamanda yönetilememe sorunu olduğunu gösterdiğini belirtti.
Ataş, "Bu bütçe, faiz lobilerini mutlu eden bütçedir. Bu bütçe aydınlık bir gelecek vadetmiyor. Gerçek anlamda insan hayatına dokunmuyor, insanların ihtiyaçlarına cevap vermiyor." diye konuştu.
İYİ Parti İzmir Milletvekili Hüsmen Kırkpınar ise bu bütçe geçim sıkıntısı içinde kıvranan milyonlarca kişiyi görmezden gelen bir bütçe olduğunu iddia etti.
Kırkpınar, "Bu bütçe milleti açlık sınırının altına mahkum eden, ülke kaynaklarını yandaşlara peşkeş çekerek zengin eden yoksulluk içindeki milletin paralarını sığınmacılara dayatan ve içinde milletin olmadığı bütçedir." dedi.
Kırkpınar, fahri Kuran kursu öğreticilerin, ücretlerinin düşük olduğunu, SGK primlerinin eksik yatırıldığını, bu nedenle fahri Kuran kursu öğreticilerinin mağdur olduğunu kaydetti.
Fahri Kuran kursu öğreticilerin kadrolu personellerle aynı işi yapmalarına karşın hiçbir sosyal hakka sahip olmadığını ifade eden Kırkpınar, Diyanet İşleri Başkanlığının bu mağduriyeti gidermesini istedi.
İYİ Parti Çanakkale Milletvekili Rıdvan Uz, bütçenin Türkiye'nin gerçek sorunları ve ihtiyaçlarını yansıtacak şekilde hazırlanmadığını, keyfi ve müsrif bir anlayışı pekiştirdiğini iddia etti.
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne yönelik eleştirilerde bulunan Uz, "Bu sistem Cumhurbaşkanı'na geniş yetkiler verirken, Meclis'in, yargının ve denetim kurumlarının rol ve etkinliğini azalttı. Cumhurbaşkanlığına bağlı olarak kurulan başkanlıklar da bakanlıkların sorumluluk ve yetkilerini gasp ederek kamu yönetiminde kargaşa ve çift başlılık oluşmasına neden oldular." dedi.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Cumhurbaşkanlığının 2024 yılı bütçesinin görüşüldüğü TBMM Genel Kurulunda söz alarak Pençe Kilit Harekat Bölgesi'nde, 3 kahraman Mehmetçiğin şehit olduğunu 4 Mehmetçiğin yaralı olduğunu büyük bir üzüntüyle öğrendiğini söyledi.
Şehitlere Allah'tan rahmet, yakınlarına, silah arkadaşlarına ve aziz millete başsağlığı dileğinde bulunan Yılmaz, şu ifadeleri kullandı:
"Yaralı kahraman Mehmetçiklerimizin tahliye ve tedavilerini, kurumlarımız yakından takip ediyor. İlgililer çok yakından sahayla ilgileniyorlar. Yaralı Mehmetçiklerimize acil şifalar diliyorum. Bu hadiseler hepimizi derinden üzmektedir. Aynı zamanda terörle mücadeledeki kararlılığımızı da artırarak devam ettirecektir. Bu hadiselerin hiç yaşanmayacağı günlere Türkiye kararlı mücadelesiyle elbette ulaşacaktır."
TBMM Başkanvekili Gülizar Biçer Karaca da başkanlık divanı olarak şehitlere Allahtan rahmet, şehitlerin ailelerine ve Türk Silahlı Kuvvetlerine başsağlığı diledi. Karaca, yaralı askerlerin acil şifaya kavuşması temennisinde bulundu.
TBMM'deki siyasi partilerin grup başkanları ile grup başkanvekilleri de şehit askerler için başsağlığı dileğinde bulundu.
