2010-11-24 - 15:25
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında, Anayasa ve iç tüzük gereğince parlamentoda muhalefete verilen imkânların AKP tarafından yok edildiği iddiasında bulundu
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında,
Anayasa ve iç tüzük gereğince parlamentoda muhalefete verilen imkânların AKP
tarafından yok edildiği iddiasında bulundu.
Vural, AKP hükümetinin hukuktan ve denetimden kaçmak için her türlü imkanı
kullandığını, milletin menfaati için değil kendi menfaatlerini üstün tutan bir
yönetim anlayışı içinde olduğunu söyledi.
Vural sözlerine şöyle devam etti:
"Bugün Danışma Kurulu Toplantısı yapıldı. Anayasa ve İç Tüzüğümüze
göre Salı günleri denetim olmasına rağmen, çoğunluk iradesi denetim
gündemini ortadan kaldırmaktadır. Soru sormamız engellenmektedir.
Kanun tekliflerimiz komisyonlarda gündeme alınmamaktadır. Soru
önergelerimiz Meclis Başkanı tarafından uygun görülmeyip geri
gönderilmektedir. Meclis Başkanı verdiğimiz 1352 soru önergesini geri
göndermiştir. Parlamentoda milletin iradesini nasıl kullanacağız.
Milletvekillerinin soru sorma hakkı yok, denetim yapma hakkı yok,
sorgulama hakkı yok. Cevaplandırılan soruların önemli bir kısmı da
geçiştiriliyor. Böyle bir yönetim anlayışı olmaz. Meclis darbesi yaparak,
Meclise gönderilen Milletvekillerinin iradesini kısıtlayan, denetim yapma
imkanını kısıtlayan bir zihniyetle karşı karşıyayız. Muhalefet Milletvekillerinin
vermiş olduğu kanun teklifleri komisyonda görüşülmüyor. Ama iktidar partisi
Milletvekillerinin verdiği kanun teklifleri hızlandırılmış metotla komisyondan
geçiyor. Böyle bir çifte standart ve ayrımcı düşünce olamaz. Bugün
görülüyor ki millet adına gelenler millete darbe yapmaktadır."
Milletvekillerinin soru önergelerine verilen yanıtların doğruluğu
konusunda da ciddi kuşkuları olduğunu vurgulayan Vural, AK Parti hükümetleri
döneminde soruşturma izni verilmeyen bürokrat sayısının sorulduğu bir soru
önergesine verilen yanıtı gazetecilere gösterdi.
Çevre ve Orman Bakanlığının, soruşturma izni verilmeyen bürokratlara
ilişkin yazışmalarını okuyan Vural, şöyle konuştu:
''Bakın görüyor musunuz, soruşturma izni verilmemesine yönelik kaç tane
örnek var. Önergeye verilen cevapta deniliyor ki, 'bir tanesi için soruşturma
izni istenmiş, izin verilmemiştir' Bilgiler bile doğru verilmiyor. Bakanlar,
milletvekillerine yalan, doğru olmayan bilgiler veriyorlar. Bakın, 'Haklarında
soruşturma izni istenip de verilmeyen bürokratlarla ilgili Danıştay tarafından
kaldırılan karar bulunmamaktadır' verilen cevap bu. Danıştay kararı kaldırıyor,
örnekleri var. Hangisine güveneceğiz? Herkes namuslu ve dürüst olmak zorundadır.
Çevre ve Orman Bakanı'nın bize ilettiği hangi bilgiye güveneceğiz? 'Soruşturma
izni verilmeyen bir kişi vardır' deniliyor. Birden fazla kişi olduğunu
ispatlıyorum burada. Peynir gemisi yalanla yürütülür mü? Görevi kötüye
kullandıklarından ötürü haklarında suç duyurusunda bulunacağız.''
Vural, bazı bürokratlara, ''bu şekilde bilgi verin'' diye zorlamalar ve
baskılar yapıldığını öne sürerek, bu durumun Cumhuriyet Savcılığına şikayet
olarak iletildiğini söyledi.
''Bu şekilde ülke nasıl yönetilecek?'' sorusunu yönelten Vural, ''Bu
gidişle herhalde herkese birer pembe gözlük takmak zorunda kalacağız'' dedi.
Vural, NATO füze savunma kalkanı konusu ile ilgili olarak da NATO
zirvesi sonrasındaki teslimiyetçiliğin zafer olarak görülmesini hayretle
karşıladıklarını söyledi.
"NATO zirvesinde çıkan kararlardan milli menfaatimizin ne olduğunu
Başbakan'a sormak istiyorum" diyen Vural, Türkiye'nin kendi menfaatleri
doğrultusunda hareket etmesi gerektiğini savundu.
Vural, açıklamasının ardından gazetecilerin, Balyoz Davası kapsamında 3
generalin açığa alınmasına yönelik değerlendirmesini sorması üzerine, ''Dava
açıldığı zaman 65. madde yok muydu? Neden şimdi? Netice itibarıyla hukuk
çerçevesinde alınmış bir karardır. Dolayısıyla alınmasına sebep olan yeni bir
delil mi ortaya çıktı? Türkiye'de eğer gerçekten bu soruşturma münasebetiyle
açığa alınmalarla ilgili bir karar varsa darısı inşallah... Mesela, Kayseri
Büyükşehir Belediye Başkanı hakkında Danıştay'ın, soruşturma açılmamasına ilişkin
Sayın Beşir Atalay'ın verdiği kararı kaldırması lazım'' diye konuştu.
Hükümetin bu konulardaki tavrının herkese yönelik olmasında fayda
bulunduğunu ifade eden Vural, ''Sayın bakanların yolsuzluğa bulaşmış bürokratlar
ve belediye başkanları hakkında da aynı şekilde cesaretli olmalarını da
bekliyoruz'' dedi.
Bir gazetecinin, ''BDP yetkilileri basın toplantısı düzenlediler ve
Abdullah Öcalan ile ilgili olarak, 'siyasi şahsiyet' ifadesini kullandılar. Bunu
nasıl değerlendiriyorsunuz?'' sorusuna Vural, ''Türkiye'nin düşürüldüğü durumu
göstermesi bakımından önemli'' yanıtını verdi.
Türkiye'nin bu durumu sorgulaması gerektiğini belirten Vural, şunları
kaydetti:
''İmralı'da yolunu bulamayanlar, bugün geldiğimiz noktada Türkiye'ye yön
veren bir politik lider durumuna dönüştürüldü. Bunun sorumlusu kim? Terör
örgütüyle yürütülen müzakereler doğrultusunda İmralı canisini politik lider
konumuna dönüştüren bir hükümet ile karşı karşıya olduğumuzu düşünüyoruz.
Abdullah Gül, Meclis'te yaptığı bir konuşmada diyor ki, 'İmralı, politik lidere
dönüştürülmemelidir' Adamları gönderiyorsunuz oraya. Bunu da makul
gösteriyorsunuz. Bunları kimlerin cesaretlendirdiğini herkesin ortaya koyması
gerekir. Bunun AKP olduğundan şüphe yoktur.''(15.25)
