2018-11-14 - 17:05
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Mithat Sancar başkanlığında toplandı. Genel Kurulda, Sağlıkla İlgili Bazı Kanun ve KHK'lerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin ilk 22 maddesini kapsayan birinci bölümü kabul edildi.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Mithat Sancar başkanlığında toplandı. Sancar, gündeme geçmeden önce üç milletvekiline gündem dışı söz verdi.
TİP Hatay Milletvekili Barış Atay Mengüllüoğlu, Meclisin, ülkenin gerçek sahibi olan, alın teri döken milyonlarca emekçinin sorunlarını gündemine almak istemediğini savunarak, "Daha yarım saat önce bir emekçi, belediyedeki işinden atıldığı için Halkla İlişkiler Binasında intihara teşebbüs etti. İşte size zenginleşen Türkiye." ifadesini kullandı.
Bunun üzerine söz alan AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu, bu açıklamaların gerçeği yansıtmadığını, AK Parti hükümetlerinin, işçilerin ekonomik durumlarına önemli katkı sağladığını belirterek, "Türkiye'de cumhuriyet rejimi vardır, saray rejimi yoktur. Türkiye Büyük Millet Meclisi, saray diye nitelendirilen bütün binalar, milletin binalarıdır ve millete kalacak olan binalardır. Versay Sarayı, Kremlin Sarayı, Beyaz Saray diye kendinden geçenler, kendi ülkelerinin, milletin malı olan mekanları, külliyeleri zemmetmemelidirler, kötülememelidirler." diye konuştu.
MHP Düzce Milletvekili Ümit Yılmaz, 12 Kasım'da gerçekleşen Düzce depreminin yıl dönümünde, bu konuda vatandaşların bilinçlendirilmesinin ve AFAD'ın daha da güçlendirilmesinin gereğine işaret etti. Yılmaz, Düzce'de, üzerinden uzun yıllar geçmesine rağmen yerel yönetimce depremin etkilerinin hala giderilemediğini, bu sıkıntının giderilmesi gerektiğini söyledi.
İYİ Parti Grup Başkanvekili Lütfü Türkkan, silahlı saldırı sonucu hayatını kaybeden Lastik-İş Sendikası Genel Başkanı Abdullah Karacan'a Allah'tan rahmet diledi.
Ahıska Türkleri'nin soykırıma uğradığını anımsatan Türkkan, bu soydaşların Türk vatandaşlığına geçirilmesini istedi. Türkkan, hükümeti eleştirerek, "11 Uygur Türkü, bir aydır havalimanında insanca yaşamaktan uzak yaşam sürdürmektedir. Arkadaş, Türk kelimesinden, Türklerden bu kadar nefret etmeyin. 4 milyon Suriyeliyi misafir ediyorsunuz da 11 tane Uygur Türkü'ne niye çok görüyorsunuz bu vatanı." dedi.
MHP Grup Başkanvekili Muhammed Levent Bülbül de soykırıma uğrayan Ahıska Türklerini rahmetle andı ve dünyanın birçok ülkesinde yaşayan Ahıska Türklerinin bir an önce vatanlarına dönmesinin temin edilmesini istedi.
14 Kasım'ın "Dünya Diyabet Günü" olduğunu anımsatan Bülbül, diyabetin, ciddi organ kayıplarına yol açan ve yaşam kalitesini olumsuz şekilde etkileyen bir hastalık olduğuna işaret etti. Bülbül, bulaşıcı olmayan hastalıklar arasında diyabet ve komplikasyonlarının önemli yer tuttuğuna dikkati çekerek, "TİP1 diyabet hastalarının sürekli glikoz kontrol cihazında devlet desteğinin sağlanması, engelli statüsünde çalışma imkanına kavuşturulması, kullandıkları insülin pompalarında devlet katkısının artırılması ve pompa fiyatlarının makul seviyeye çekilmesinin sağlanması gerekmektedir." diye konuştu.
HDP Grup Başkanvekili Fatma Kurtulan, HDP Grubunun 30 soru, 8 araştırma önergesi ile 9 kanun teklifinin, bazı gerekçelerle iade edildiğini belirterek, "Bu önergelerimizin üstünü çizen kimdir?" ifadesini kullandı.
Buna yönelik olarak TBMM Başkanvekili Sancar, "Bu uygulamayla uzun süredir karşı karşıya olduğumuz bir gerçek. Ben de bu uygulamadan nasibini almış bir milletvekiliyim, başka birçok arkadaşım gibi. Bu sorunun, doğal muhatabı, Meclis Başkanı ve Başkanlık Divanıdır. Konunun Meclis Başkanlık Divanına yeniden getirilmesi için ben de girişimlerde bulunacağım." dedi.
CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, Gazze'de yaşanan insanlık dramına dikkati çekerek, Türkiye'nin Filistin meselesindeki önemli rolünü Mısır'a kaptırdığını, bölgedeki etkinliği bakımından bu durumun Türkiye'nin güç kaybına neden olduğunu savunarak, "Filistin meselesi, Türkiye için, milletimiz için kıymetli, önemlidir. Bir Filistinlinin canı yandığında Türkiye'nin de canı acımaktadır. Hükümeti bu konuda bundan sonraki süreçte daha dikkatli, tutarlı, duyarlı olmaya daveti görev sayıyoruz." değerlendirmesinde bulundu.
Gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayetine ilişkin ses kayıtlarının bütün dünyaya dinletildiğini ancak bu tapelerin, sadece milletin iradesinin tecelli ettiği Meclis'ten saklandığını ileri süren Altay, şöyle devam etti:
"Eğer hükümetten bir bakan bizi izliyorsa ve bunu kendilerine yakıştırıyorlarsa söyleyecek sözümüz yok. Ama Türkiye'nin aziz milletimizin egemenlik hakkını hükümet değil, TBMM kullanmaktadır. Bu hak, Meclis'e aittir. Meclis'in bilmediği, dünyanın bildiği ne varsa hükümet, bir an önce, hiç gecikmeden Meclis'e ve aziz milletimize saygının da gereği olarak bize burada, gerekirse kapalı oturumda, bilgi vermek zorundadır. Hükümeti, TBMM'ye karşı yaptığı bu saygısızlıktan dolayı kınayarak, bir an önce Meclis'i bilgilendirmeye davet ediyorum."
AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu, Kaşıkçı'nın ölümüne ilişkin meseleyi, Türkiye'nin tüm dünyanın gündemine taşıdığını, olayın bütün gerçeklerinin ortaya çıkarılmasına yönelik önemli bir süreci yönettiğini söyledi. Akbaşoğlu, "Yetkili organlarca da kamuoyu bu konunun nasıl gerçekleştiğiyle ilgili bilgi sahibi kılınmış ve kamuoyunda bu hususlar açıklıkla gündem olmuş ve konuşulmuştur. Tabii ki daha fazla, ayrıntılı bilgilendirme talepleri olabilir, yalnız saygısızlıkla itham edilecek bir boyut sürecin başından beri yaşanmamıştır." dedi.
Akbaşoğlu, Türkkan'ın "Türkler'den nefret etmeyin" ifadesinin de çok talihsiz ve gerçek dışı bir itham olduğunu belirterek, "Biz, bu aziz ve asil milletin bir üyesi olmaktan iftihar eden insanlarız. Bu cümleyi asla ve kata kabul etmiyor, tamamıyla reddediyoruz." diye konuştu.
İsrail'in Filistinliler'e yönelik vahşetinin kabul edilemeyeceğini dile getiren Akbaşoğlu, oradaki saldırının aslında bütün insanlığa yönelik olduğunu vurguladı. Türkiye'nin, Filistinli kardeşlerinin her zaman yanında olduğunu ve olmaya devam edeceğini dile getiren Akbaşoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde Türkiye'nin, bugüne kadar bu konuda çok önemli girişimlerde bulunduğunu ve başarılar elde ettiğini, Filistin meselesinde saygın yerini muhafaza etmeyi sürdüreceğini bildirdi.
Yeniden söz alan Lütfü Türkkan, "Söylediği ile eylemleri farklı olanlara, ben Kocaeli milletvekiliyim, İzmit'te 'Maval okuma' derler. Ne yapıyorsan onu söyle. 11 Uygur Türkü orada. Onları tutuyorsunuz. Bir tek günahları var, Türk olmaları." ifadesini kullandı.
Akbaşoğlu da buna cevaben, AK Parti'nin söyledikleri ile eylemlerinin örtüştüğünü vurgulayarak, "İster Türk, ister Kürt, ister Arap, ister Acem olsun, biz herhangi bir mağduriyet, gayrimeşruluk varsa onun düzeltilmesi için içerde de dışarda da her zaman mücadele ederiz." dedi.
Daha sonra söz alan Engin Altay, "Kaşıkçı cinayeti kepazeliğinin bir başarı gibi aktarılmasını anlamıyorum. Alem kör, millet sersem değil sayın mevkidaşım." diye konuştu.
Altay, Kaşıkçı cinayetine ilişkin ses kayıtlarının milletvekillerine dinletilmemesini de "Bu kelimenin tam karşılığı olarak yürütmenin, yasamaya saygısızlığıdır." şeklinde değerlendirdi.
Akbaşoğlu, Altay'ın bu sözlerine "Bütün dünyanın takdir ettiği süreci, kötülemeye yönelik bu çabayı boş bir yaklaşım olarak görüyorum." yanıtını verdi.
TBMM Genel Kurulunda daha sonra Sağlıkla İlgili Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin bölümleri üzerinde görüşmelere geçildi.
Öte yandan Uganda Cumhuriyeti Parlamento üyeleri, Genel Kurul çalışmalarını bir süre izledi.
AK Parti Samsun Milletvekili Ahmet Demircan, AK Parti'nin "taşeron işçilerin kadroya geçirilmesine yönelik sözünü" belirli kriter ve kurallar çerçevesinde yerine getirdiğini belirterek, "Bu kriter ve kurallar dahilinde olan 1 milyona yakın personel alındı. Sağlık Bakanlığında da yaklaşık 150 bin personel kadroya geçti." dedi.
TBMM Genel Kurulunda, Sağlıkla İlgili Bazı Kanun ve KHK'lerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin birinci bölümü üzerinde siyasi parti grubu temsilcileri konuştu.
İYİ Parti Grup Başkanvekili Lütfü Türkkan, "Teklifte öyle maddeler var ki cezası var suçu yok. 'Şundan dolayı sana ceza veriyorum' diyemiyorsunuz, sadece 'güvenlik soruşturmasına takıldın' diyorsunuz. Bu suçlama çok soyut bir şey. Bu teklifi böyle geçirmek doğru olmaz. Suçu belli olmayan ama cezası belli olan bir durum var ortada. Suçladığınız kişiye neyle suçlandığını söylemelisiniz." diye konuştu.
AK Parti iktidarının, hep hastane ya da cezaevlerinin büyüğünü yapmakla övündüğünü, bunu başarı olarak sunduğunu savunan Türkkan, "Oraları kendi kadrolarınızla doldurmak için yapıyorsanız, bunun vebali büyük olur, ağır olur." dedi.
MHP Gaziantep Milletvekili Ali Muhittin Taşdoğan, tüm sağlık çalışanlarının gözünün bugün Meclis'te olduğunu belirtti.
Sağlık çalışanı şiddete maruz kaldığında, suçu işleyen kişi hakkında işlem yapılacak ve tutuklanacak olmasının önemli gelişme olduğuna işaret eden Taşdoğan, en çok acil servislerde şiddet olayı yaşandığını, öncelikle buralardaki şiddet olaylarının önlenmesi gerektiğini vurguladı.
Taşdoğan, ülkedeki hastanelerde acil servislere gelen hasta sayısının çok olduğunu, 2 milyon nüfuslu Gaziantep'te 4 milyon kişinin acil servise başvurduğunu söyledi.
HDP İzmir Milletvekili Serpil Kemalbay Pekgözegü, sağlıkta şiddetin temellerine inmek gerektiğini ifade ederek, "Bu konuyla ilgili sağlıklı çalışma yapabildik mi? Hayır. Baskı altında sabahlara kadar komisyon çalışması yaptık. Teklifle ilgili belli bir düzenleme yapıldı ancak bu da yeterli değil." dedi.
Teklifle, yaklaşık 7 bine yakın hekimin yargılanmadan, hukuk süreci yaşamadan mesleklerini kamuda yapamaz duruma getirildiğini kaydeden Pekgözegü, "Eskiden sakıncalı piyadeler vardı, şimdi de sakıncalı hekimler var. Bir suçları varsa yargılanmaları gerekir, eğer yoksa mesleğe kabul etmemek olmaz." diye konuştu.
Pekgözegü, bugün sağlık emekçilerine karşı yapılan bu müdahalenin, gelecek dönemde başka meslek gruplarına da yapılabileceğini ileri sürdü.
Türkiye bir hukuk devleti ise her şeyin hukuk çerçevesinde yapılması gerektiğini belirten Pekgözegü, "Hekimler, 'savaş dursun' dedikleri için bu listelere alınmışlardır. Bu listeler, siyasi tasfiye için oluşturulmuş listelerdir; bazı kişilerin devletten ayıklanması için yapılan bir uygulamadır." iddiasında bulundu.
CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, teklife ilişkin eleştirilerini dile getirerek, "İnsanları mesleğinden mahrum bırakacak bir saik, nasıl sizin grubunuza hakim olur. Yargı kararı ile meslekten atılanlar var ama şimdi siz yargı kararına bile güvenmiyorsunuz, 'güvenlik soruşturmasını geçemedi' diye insanların mesleğini yapmasını engelliyorsunuz." dedi.
Tanrıkulu, "Çok zor ve uzun olan tıp eğitimi alan öğrenciler, güvenlik soruşturması nedeniyle görevlerini yapamayacak. Bunu nasıl yapabiliyorsunuz? Yargıya güvenmiyorum ama yargı kararı bile olmadan bunu nasıl yapabileceksiniz? Bunu anlayamıyorum. Amacınız şu; öğrencilikten başlayarak muhalefeti engellemek. Çünkü, öğrenciler fişlenmek korkusuyla muhalefet edemeyecek." ifadelerini kullandı.
"Yarın bir gün bunu avukatlara da getireceksiniz." diyen Tanrıkulu, güvenlik soruşturmasından geçemeyenlerin avukatlık yapamayacağını iddia etti. Sezgin Tanrıkulu, "Hatta daha da ileri gideceksiniz, mali müşavirlere, mühendislere de getireceksiniz. Giderek bu noktaya doğru taşınacak." şeklinde konuştu.
CHP'li Tanrıkulu, bu teklifin vicdandan ve etik değerlerden yoksun olduğunu savunarak, "Yol yakınken, gelin bu teklifi düzeltelim." dedi.
AK Parti Samsun Milletvekili Ahmet Demircan, teklifin birinci bölümü üzerinde, milletvekillerinin sorularını yanıtladı.
Demircan, AK Parti'nin "taşeron işçilerin kadroya geçirilmesine yönelik sözünü" belirli kriter ve kurallar çerçevesinde yerine getirdiğini belirterek, "Bu kriter ve kurallar dahilinde olan 1 milyona yakın personel alındı. Sağlık Bakanlığında da yaklaşık 150 bin personel kadroya geçti. Bu kritere uymayan, hizmet ve teknik donanım oranını tutturmayan kişilerin kadroya alınması noktasında ise sorun yaşandı." diye konuştu.
Hastanelerin randevu sistemine ilişkin soruyu cevaplayan Demircan, bu sistemdeki taleplerin çok büyük oranının karşılandığını, hastanelerdeki yığılmaların önüne geçen bu sistemin bundan sonraki süreçte tüm ülkede yaygınlaşacağını söyledi.
AK Parti, TBMM Genel Kurulu'nda görüşülen, Sağlıkla İlgili Bazı Kanun ve KHK'lerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin 5. maddesi üzerinde önerge verdi.
Kabul edilen önergeye göre; terör örgütlerine üyeliği, mensubiyeti, iltisakı veya bunlarla irtibatı olduğu için kamu görevinden çıkarılan ve güvenlik soruşturması sonucunda kamu görevine alınmayan devlet hizmeti yükümlüsü doktorlar, çıkarma veya göreve alınmama kararının verildiği tarihten itibaren 450 gün sonunda mesleklerini icra edebilecek. Teklifin mevcut halinde bu süre 600 gün idi.
Aynı önerge doğrultusunda, "terör örgütlerine üyeliği, mensubiyeti, iltisakı veya bunlarla irtibatı olduğu için kamu görevinden çıkarılan doktorlar, diş doktorları ve tıpta uzman olanların yalnızca SGK anlaşması olmayan özel hastanelerde çalışabileceklerine" yönelik hüküm de metinden çıkarıldı.
TBMM Genel Kurulunda, teklifin birinci bölümünün maddeleri üzerindeki görüşmeler sürüyor.
CHP Kütahya Milletvekili Ali Fazıl Kasap, yasa teklifini eleştirerek "Hitler Almanyası'nda Nürnberg yasalarıyla tıp ve hukuk fakülteleri birilerine yasaklanmıştı. Eğer bu yasa onaylanırsa, bizim onlardan farkımız kalmayacak. Bu yasa, 7 bin hekimi betonla mezarlara gömme yasasıdır." ifadelerini kullandı.
İYİ Parti İzmir Milletvekili Aytun Çıray, teklifin 5. maddesinin "masumiyet karinesinin reddi anlamına geldiğini" belirterek teklifin yasalaşmasıyla haklarında kesinleşmiş yargı kararı olmayan hekimlerin çalışma özgürlüğünün engelleneceğini söyledi.
Saadet Partisi İstanbul Milletvekili Nazır Cihangir İslam, güvenlik soruşturmasından geçemeyen hekimlerin 450 gün beklemesinin nedenini anlayamadığını ifade ederek "Komisyonda ne konuştuk? Adeta kurban pazarlığı yapar gibi pratisyen 75, uzman 125 olsun, olmasın. Burada anladık ki mesele güvenlik meselesi değil." diye konuştu.
İslam, AK Parti grubuna yönelik olarak, "Sizin kafanızda sanki her şeyin bir fiyatı var. Karşısına aldığı herhangi bir nesneye, insana, hayvana, dağa, taşa 'ben bundan kaç para çıkartabilirim' diyen kafa kapitalist bir kafadır. Aslında kapitalist kafanın zenginlikle doğrudan bir alakası da yoktur; amelesinizdir ama kafa kapitalist olabilir, milletvekilisinizdir ama kafa kapitalist olabilir." ifadelerini kullandı.
Kamuya istihdamda aile fertlerinin de güvenlik soruşturmasından geçmesine ilişkin düzenlemeyi eleştiren İslam, "(Ben bir sivil ölüyüm), bu tanımı siz yaptınız; bu da sivil ölümün siyah kefeni, bunu giydim, 'şartlar da kabul' dedim. Ama siz, ana, babayı, kardeşleri ve çocukları, usul ve füruyu içine kattığınız zaman artık sivil ölümden sivil soykırıma geçiyorsunuz." dedi.
İslam, AK Partinin totaliter rejimlerin ideolojik ve bastırıcı bütün aygıtlarını kullandığını ileri sürdü.
Cihangir İslam'ın bu ifadeleri üzerine söz alan AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu, "Safsatanın kölesi olanlar hakikate kördürler ancak bunun şuuruna varamazlar." dedi.
Tekrar söz alan İslam'ın, "Hakaret anlamında kullanmadım. Sofistler var Platon döneminde Atina'da yaşamış. Safsata, aslında sofistlerin bizim literatüre girmiş ismidir." ifadelerini kullanması üzerine ise Akbaşoğlu, "Aynı cümleyi kendisi için kullanmış oldu. Dolayısıyla ben kendi bağlamında iade ettim." şeklinde konuştu.
****HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DOKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****
TİP Hatay Milletvekili Barış Atay Mengüllüoğlu, Meclisin, ülkenin gerçek sahibi olan, alın teri döken milyonlarca emekçinin sorunlarını gündemine almak istemediğini savunarak, "Daha yarım saat önce bir emekçi, belediyedeki işinden atıldığı için Halkla İlişkiler Binasında intihara teşebbüs etti. İşte size zenginleşen Türkiye." ifadesini kullandı.
Bunun üzerine söz alan AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu, bu açıklamaların gerçeği yansıtmadığını, AK Parti hükümetlerinin, işçilerin ekonomik durumlarına önemli katkı sağladığını belirterek, "Türkiye'de cumhuriyet rejimi vardır, saray rejimi yoktur. Türkiye Büyük Millet Meclisi, saray diye nitelendirilen bütün binalar, milletin binalarıdır ve millete kalacak olan binalardır. Versay Sarayı, Kremlin Sarayı, Beyaz Saray diye kendinden geçenler, kendi ülkelerinin, milletin malı olan mekanları, külliyeleri zemmetmemelidirler, kötülememelidirler." diye konuştu.
MHP Düzce Milletvekili Ümit Yılmaz, 12 Kasım'da gerçekleşen Düzce depreminin yıl dönümünde, bu konuda vatandaşların bilinçlendirilmesinin ve AFAD'ın daha da güçlendirilmesinin gereğine işaret etti. Yılmaz, Düzce'de, üzerinden uzun yıllar geçmesine rağmen yerel yönetimce depremin etkilerinin hala giderilemediğini, bu sıkıntının giderilmesi gerektiğini söyledi.
İYİ Parti Grup Başkanvekili Lütfü Türkkan, silahlı saldırı sonucu hayatını kaybeden Lastik-İş Sendikası Genel Başkanı Abdullah Karacan'a Allah'tan rahmet diledi.
Ahıska Türkleri'nin soykırıma uğradığını anımsatan Türkkan, bu soydaşların Türk vatandaşlığına geçirilmesini istedi. Türkkan, hükümeti eleştirerek, "11 Uygur Türkü, bir aydır havalimanında insanca yaşamaktan uzak yaşam sürdürmektedir. Arkadaş, Türk kelimesinden, Türklerden bu kadar nefret etmeyin. 4 milyon Suriyeliyi misafir ediyorsunuz da 11 tane Uygur Türkü'ne niye çok görüyorsunuz bu vatanı." dedi.
MHP Grup Başkanvekili Muhammed Levent Bülbül de soykırıma uğrayan Ahıska Türklerini rahmetle andı ve dünyanın birçok ülkesinde yaşayan Ahıska Türklerinin bir an önce vatanlarına dönmesinin temin edilmesini istedi.
14 Kasım'ın "Dünya Diyabet Günü" olduğunu anımsatan Bülbül, diyabetin, ciddi organ kayıplarına yol açan ve yaşam kalitesini olumsuz şekilde etkileyen bir hastalık olduğuna işaret etti. Bülbül, bulaşıcı olmayan hastalıklar arasında diyabet ve komplikasyonlarının önemli yer tuttuğuna dikkati çekerek, "TİP1 diyabet hastalarının sürekli glikoz kontrol cihazında devlet desteğinin sağlanması, engelli statüsünde çalışma imkanına kavuşturulması, kullandıkları insülin pompalarında devlet katkısının artırılması ve pompa fiyatlarının makul seviyeye çekilmesinin sağlanması gerekmektedir." diye konuştu.
HDP Grup Başkanvekili Fatma Kurtulan, HDP Grubunun 30 soru, 8 araştırma önergesi ile 9 kanun teklifinin, bazı gerekçelerle iade edildiğini belirterek, "Bu önergelerimizin üstünü çizen kimdir?" ifadesini kullandı.
Buna yönelik olarak TBMM Başkanvekili Sancar, "Bu uygulamayla uzun süredir karşı karşıya olduğumuz bir gerçek. Ben de bu uygulamadan nasibini almış bir milletvekiliyim, başka birçok arkadaşım gibi. Bu sorunun, doğal muhatabı, Meclis Başkanı ve Başkanlık Divanıdır. Konunun Meclis Başkanlık Divanına yeniden getirilmesi için ben de girişimlerde bulunacağım." dedi.
CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, Gazze'de yaşanan insanlık dramına dikkati çekerek, Türkiye'nin Filistin meselesindeki önemli rolünü Mısır'a kaptırdığını, bölgedeki etkinliği bakımından bu durumun Türkiye'nin güç kaybına neden olduğunu savunarak, "Filistin meselesi, Türkiye için, milletimiz için kıymetli, önemlidir. Bir Filistinlinin canı yandığında Türkiye'nin de canı acımaktadır. Hükümeti bu konuda bundan sonraki süreçte daha dikkatli, tutarlı, duyarlı olmaya daveti görev sayıyoruz." değerlendirmesinde bulundu.
Gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayetine ilişkin ses kayıtlarının bütün dünyaya dinletildiğini ancak bu tapelerin, sadece milletin iradesinin tecelli ettiği Meclis'ten saklandığını ileri süren Altay, şöyle devam etti:
"Eğer hükümetten bir bakan bizi izliyorsa ve bunu kendilerine yakıştırıyorlarsa söyleyecek sözümüz yok. Ama Türkiye'nin aziz milletimizin egemenlik hakkını hükümet değil, TBMM kullanmaktadır. Bu hak, Meclis'e aittir. Meclis'in bilmediği, dünyanın bildiği ne varsa hükümet, bir an önce, hiç gecikmeden Meclis'e ve aziz milletimize saygının da gereği olarak bize burada, gerekirse kapalı oturumda, bilgi vermek zorundadır. Hükümeti, TBMM'ye karşı yaptığı bu saygısızlıktan dolayı kınayarak, bir an önce Meclis'i bilgilendirmeye davet ediyorum."
AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu, Kaşıkçı'nın ölümüne ilişkin meseleyi, Türkiye'nin tüm dünyanın gündemine taşıdığını, olayın bütün gerçeklerinin ortaya çıkarılmasına yönelik önemli bir süreci yönettiğini söyledi. Akbaşoğlu, "Yetkili organlarca da kamuoyu bu konunun nasıl gerçekleştiğiyle ilgili bilgi sahibi kılınmış ve kamuoyunda bu hususlar açıklıkla gündem olmuş ve konuşulmuştur. Tabii ki daha fazla, ayrıntılı bilgilendirme talepleri olabilir, yalnız saygısızlıkla itham edilecek bir boyut sürecin başından beri yaşanmamıştır." dedi.
Akbaşoğlu, Türkkan'ın "Türkler'den nefret etmeyin" ifadesinin de çok talihsiz ve gerçek dışı bir itham olduğunu belirterek, "Biz, bu aziz ve asil milletin bir üyesi olmaktan iftihar eden insanlarız. Bu cümleyi asla ve kata kabul etmiyor, tamamıyla reddediyoruz." diye konuştu.
İsrail'in Filistinliler'e yönelik vahşetinin kabul edilemeyeceğini dile getiren Akbaşoğlu, oradaki saldırının aslında bütün insanlığa yönelik olduğunu vurguladı. Türkiye'nin, Filistinli kardeşlerinin her zaman yanında olduğunu ve olmaya devam edeceğini dile getiren Akbaşoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde Türkiye'nin, bugüne kadar bu konuda çok önemli girişimlerde bulunduğunu ve başarılar elde ettiğini, Filistin meselesinde saygın yerini muhafaza etmeyi sürdüreceğini bildirdi.
Yeniden söz alan Lütfü Türkkan, "Söylediği ile eylemleri farklı olanlara, ben Kocaeli milletvekiliyim, İzmit'te 'Maval okuma' derler. Ne yapıyorsan onu söyle. 11 Uygur Türkü orada. Onları tutuyorsunuz. Bir tek günahları var, Türk olmaları." ifadesini kullandı.
Akbaşoğlu da buna cevaben, AK Parti'nin söyledikleri ile eylemlerinin örtüştüğünü vurgulayarak, "İster Türk, ister Kürt, ister Arap, ister Acem olsun, biz herhangi bir mağduriyet, gayrimeşruluk varsa onun düzeltilmesi için içerde de dışarda da her zaman mücadele ederiz." dedi.
Daha sonra söz alan Engin Altay, "Kaşıkçı cinayeti kepazeliğinin bir başarı gibi aktarılmasını anlamıyorum. Alem kör, millet sersem değil sayın mevkidaşım." diye konuştu.
Altay, Kaşıkçı cinayetine ilişkin ses kayıtlarının milletvekillerine dinletilmemesini de "Bu kelimenin tam karşılığı olarak yürütmenin, yasamaya saygısızlığıdır." şeklinde değerlendirdi.
Akbaşoğlu, Altay'ın bu sözlerine "Bütün dünyanın takdir ettiği süreci, kötülemeye yönelik bu çabayı boş bir yaklaşım olarak görüyorum." yanıtını verdi.
TBMM Genel Kurulunda daha sonra Sağlıkla İlgili Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin bölümleri üzerinde görüşmelere geçildi.
Öte yandan Uganda Cumhuriyeti Parlamento üyeleri, Genel Kurul çalışmalarını bir süre izledi.
AK Parti Samsun Milletvekili Ahmet Demircan, AK Parti'nin "taşeron işçilerin kadroya geçirilmesine yönelik sözünü" belirli kriter ve kurallar çerçevesinde yerine getirdiğini belirterek, "Bu kriter ve kurallar dahilinde olan 1 milyona yakın personel alındı. Sağlık Bakanlığında da yaklaşık 150 bin personel kadroya geçti." dedi.
TBMM Genel Kurulunda, Sağlıkla İlgili Bazı Kanun ve KHK'lerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin birinci bölümü üzerinde siyasi parti grubu temsilcileri konuştu.
İYİ Parti Grup Başkanvekili Lütfü Türkkan, "Teklifte öyle maddeler var ki cezası var suçu yok. 'Şundan dolayı sana ceza veriyorum' diyemiyorsunuz, sadece 'güvenlik soruşturmasına takıldın' diyorsunuz. Bu suçlama çok soyut bir şey. Bu teklifi böyle geçirmek doğru olmaz. Suçu belli olmayan ama cezası belli olan bir durum var ortada. Suçladığınız kişiye neyle suçlandığını söylemelisiniz." diye konuştu.
AK Parti iktidarının, hep hastane ya da cezaevlerinin büyüğünü yapmakla övündüğünü, bunu başarı olarak sunduğunu savunan Türkkan, "Oraları kendi kadrolarınızla doldurmak için yapıyorsanız, bunun vebali büyük olur, ağır olur." dedi.
MHP Gaziantep Milletvekili Ali Muhittin Taşdoğan, tüm sağlık çalışanlarının gözünün bugün Meclis'te olduğunu belirtti.
Sağlık çalışanı şiddete maruz kaldığında, suçu işleyen kişi hakkında işlem yapılacak ve tutuklanacak olmasının önemli gelişme olduğuna işaret eden Taşdoğan, en çok acil servislerde şiddet olayı yaşandığını, öncelikle buralardaki şiddet olaylarının önlenmesi gerektiğini vurguladı.
Taşdoğan, ülkedeki hastanelerde acil servislere gelen hasta sayısının çok olduğunu, 2 milyon nüfuslu Gaziantep'te 4 milyon kişinin acil servise başvurduğunu söyledi.
HDP İzmir Milletvekili Serpil Kemalbay Pekgözegü, sağlıkta şiddetin temellerine inmek gerektiğini ifade ederek, "Bu konuyla ilgili sağlıklı çalışma yapabildik mi? Hayır. Baskı altında sabahlara kadar komisyon çalışması yaptık. Teklifle ilgili belli bir düzenleme yapıldı ancak bu da yeterli değil." dedi.
Teklifle, yaklaşık 7 bine yakın hekimin yargılanmadan, hukuk süreci yaşamadan mesleklerini kamuda yapamaz duruma getirildiğini kaydeden Pekgözegü, "Eskiden sakıncalı piyadeler vardı, şimdi de sakıncalı hekimler var. Bir suçları varsa yargılanmaları gerekir, eğer yoksa mesleğe kabul etmemek olmaz." diye konuştu.
Pekgözegü, bugün sağlık emekçilerine karşı yapılan bu müdahalenin, gelecek dönemde başka meslek gruplarına da yapılabileceğini ileri sürdü.
Türkiye bir hukuk devleti ise her şeyin hukuk çerçevesinde yapılması gerektiğini belirten Pekgözegü, "Hekimler, 'savaş dursun' dedikleri için bu listelere alınmışlardır. Bu listeler, siyasi tasfiye için oluşturulmuş listelerdir; bazı kişilerin devletten ayıklanması için yapılan bir uygulamadır." iddiasında bulundu.
CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, teklife ilişkin eleştirilerini dile getirerek, "İnsanları mesleğinden mahrum bırakacak bir saik, nasıl sizin grubunuza hakim olur. Yargı kararı ile meslekten atılanlar var ama şimdi siz yargı kararına bile güvenmiyorsunuz, 'güvenlik soruşturmasını geçemedi' diye insanların mesleğini yapmasını engelliyorsunuz." dedi.
Tanrıkulu, "Çok zor ve uzun olan tıp eğitimi alan öğrenciler, güvenlik soruşturması nedeniyle görevlerini yapamayacak. Bunu nasıl yapabiliyorsunuz? Yargıya güvenmiyorum ama yargı kararı bile olmadan bunu nasıl yapabileceksiniz? Bunu anlayamıyorum. Amacınız şu; öğrencilikten başlayarak muhalefeti engellemek. Çünkü, öğrenciler fişlenmek korkusuyla muhalefet edemeyecek." ifadelerini kullandı.
"Yarın bir gün bunu avukatlara da getireceksiniz." diyen Tanrıkulu, güvenlik soruşturmasından geçemeyenlerin avukatlık yapamayacağını iddia etti. Sezgin Tanrıkulu, "Hatta daha da ileri gideceksiniz, mali müşavirlere, mühendislere de getireceksiniz. Giderek bu noktaya doğru taşınacak." şeklinde konuştu.
CHP'li Tanrıkulu, bu teklifin vicdandan ve etik değerlerden yoksun olduğunu savunarak, "Yol yakınken, gelin bu teklifi düzeltelim." dedi.
AK Parti Samsun Milletvekili Ahmet Demircan, teklifin birinci bölümü üzerinde, milletvekillerinin sorularını yanıtladı.
Demircan, AK Parti'nin "taşeron işçilerin kadroya geçirilmesine yönelik sözünü" belirli kriter ve kurallar çerçevesinde yerine getirdiğini belirterek, "Bu kriter ve kurallar dahilinde olan 1 milyona yakın personel alındı. Sağlık Bakanlığında da yaklaşık 150 bin personel kadroya geçti. Bu kritere uymayan, hizmet ve teknik donanım oranını tutturmayan kişilerin kadroya alınması noktasında ise sorun yaşandı." diye konuştu.
Hastanelerin randevu sistemine ilişkin soruyu cevaplayan Demircan, bu sistemdeki taleplerin çok büyük oranının karşılandığını, hastanelerdeki yığılmaların önüne geçen bu sistemin bundan sonraki süreçte tüm ülkede yaygınlaşacağını söyledi.
AK Parti, TBMM Genel Kurulu'nda görüşülen, Sağlıkla İlgili Bazı Kanun ve KHK'lerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin 5. maddesi üzerinde önerge verdi.
Kabul edilen önergeye göre; terör örgütlerine üyeliği, mensubiyeti, iltisakı veya bunlarla irtibatı olduğu için kamu görevinden çıkarılan ve güvenlik soruşturması sonucunda kamu görevine alınmayan devlet hizmeti yükümlüsü doktorlar, çıkarma veya göreve alınmama kararının verildiği tarihten itibaren 450 gün sonunda mesleklerini icra edebilecek. Teklifin mevcut halinde bu süre 600 gün idi.
Aynı önerge doğrultusunda, "terör örgütlerine üyeliği, mensubiyeti, iltisakı veya bunlarla irtibatı olduğu için kamu görevinden çıkarılan doktorlar, diş doktorları ve tıpta uzman olanların yalnızca SGK anlaşması olmayan özel hastanelerde çalışabileceklerine" yönelik hüküm de metinden çıkarıldı.
TBMM Genel Kurulunda, teklifin birinci bölümünün maddeleri üzerindeki görüşmeler sürüyor.
CHP Kütahya Milletvekili Ali Fazıl Kasap, yasa teklifini eleştirerek "Hitler Almanyası'nda Nürnberg yasalarıyla tıp ve hukuk fakülteleri birilerine yasaklanmıştı. Eğer bu yasa onaylanırsa, bizim onlardan farkımız kalmayacak. Bu yasa, 7 bin hekimi betonla mezarlara gömme yasasıdır." ifadelerini kullandı.
İYİ Parti İzmir Milletvekili Aytun Çıray, teklifin 5. maddesinin "masumiyet karinesinin reddi anlamına geldiğini" belirterek teklifin yasalaşmasıyla haklarında kesinleşmiş yargı kararı olmayan hekimlerin çalışma özgürlüğünün engelleneceğini söyledi.
Saadet Partisi İstanbul Milletvekili Nazır Cihangir İslam, güvenlik soruşturmasından geçemeyen hekimlerin 450 gün beklemesinin nedenini anlayamadığını ifade ederek "Komisyonda ne konuştuk? Adeta kurban pazarlığı yapar gibi pratisyen 75, uzman 125 olsun, olmasın. Burada anladık ki mesele güvenlik meselesi değil." diye konuştu.
İslam, AK Parti grubuna yönelik olarak, "Sizin kafanızda sanki her şeyin bir fiyatı var. Karşısına aldığı herhangi bir nesneye, insana, hayvana, dağa, taşa 'ben bundan kaç para çıkartabilirim' diyen kafa kapitalist bir kafadır. Aslında kapitalist kafanın zenginlikle doğrudan bir alakası da yoktur; amelesinizdir ama kafa kapitalist olabilir, milletvekilisinizdir ama kafa kapitalist olabilir." ifadelerini kullandı.
Kamuya istihdamda aile fertlerinin de güvenlik soruşturmasından geçmesine ilişkin düzenlemeyi eleştiren İslam, "(Ben bir sivil ölüyüm), bu tanımı siz yaptınız; bu da sivil ölümün siyah kefeni, bunu giydim, 'şartlar da kabul' dedim. Ama siz, ana, babayı, kardeşleri ve çocukları, usul ve füruyu içine kattığınız zaman artık sivil ölümden sivil soykırıma geçiyorsunuz." dedi.
İslam, AK Partinin totaliter rejimlerin ideolojik ve bastırıcı bütün aygıtlarını kullandığını ileri sürdü.
Cihangir İslam'ın bu ifadeleri üzerine söz alan AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu, "Safsatanın kölesi olanlar hakikate kördürler ancak bunun şuuruna varamazlar." dedi.
Tekrar söz alan İslam'ın, "Hakaret anlamında kullanmadım. Sofistler var Platon döneminde Atina'da yaşamış. Safsata, aslında sofistlerin bizim literatüre girmiş ismidir." ifadelerini kullanması üzerine ise Akbaşoğlu, "Aynı cümleyi kendisi için kullanmış oldu. Dolayısıyla ben kendi bağlamında iade ettim." şeklinde konuştu.
****HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DOKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****
