2011-11-17 - 13:08
CHP Grup Başkanvekili Mehmet Akif Hamzaçebi, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında gündemdeki konuları değerlendirdi. Hükümetin Van depreminde sınıfta kaldığını savunan Hamzaçebi, "Bölge ülkelerini şekillendirmeye çalışan Sayın Başbakan, Van'daki çocukların ayağına çorap giydirmekten acizdir" dedi.
CHP Grup Başkanvekili Mehmet Akif Hamzaçebi, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında gündemdeki konuları değerlendirdi. Hükümetin Van depreminde sınıfta kaldığını savunan Hamzaçebi, "Bölge ülkelerini şekillendirmeye çalışan Sayın Başbakan, Van'daki çocukların ayağına çorap giydirmekten acizdir" dedi.
CHP ile AKP ile arasında varılan mutabakata ilişkin Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın sözlerine tepki gösteren Hamzaçebi, "11 Temmuz 2011 tarihinde AKP ile CHP yetkilileri arasında varılan bu mutabakat her iki partinin genel başkanlarının onayı ile şekillendirilmiştir" dedi.
Söz konusu mutabakat metnini basın mensuplarına gösteren Hamzaçebi, "Şimdi Sayın Başbakan bu metni inkar etmektedir. Ama öyle anlaşılıyor ki Sayın Başbakan siyaseti dün söylediğini bugün inkar etmek olarak algılıyor" dedi.
CHP Grup Başkanvekili Mehmet Akif Hamzaçebi sözlerinde şunları kaydetti:
"Van depreminin etkileri hala devam etmektedir. Devam eden süreçte şu çok açıkça görülmüştür ki hükümet Van depreminde sınıfta kalmıştır. Van valisinin iki gün önceki açıklaması durumu bütün çıplaklığıyla ortaya koymuştur. Sayın Vali Van'ın adeta bir hayalet şehir olduğunu, paranın geçmediğini ve acil olarak gıda ve kıyafete ihtiyaçları olduğunu ifade etmiştir.
Hükümet yetkililerine bakarsak Van'a yardım yağmıştır. Ama yerelde sorumluluğu üstlenmiş olan sayın Vali'ye bakarsak Van'da gıdaya ve kıyafete ihtiyaç vardır. Bu çok vahim bir tablodur.
Dünya siyasetini şekillendirmeye çalışan sayın Başbakan, bölge ülkelerini şekillendirmeye çalışan sayın Başbakan Van'daki çocukların ayağına çorap giydirmekten acizdir. Van'daki çocuklarımız çorap giyemiyor ama Sayın Başbakan dünya siyasetini şekillendirmekle meşgul. Bu çok üzüntü verici bir tablodur. Kızılay sınıfta kalmıştır. Başbakanlığa bağlı Afet ve Acil Durum Yönetim Başkanlığı, Başbakanlığa yani Sayın Başbakan'a bağlı olması nedeniyle bu depremde gerekli olan önlemleri alamamıştır.
Bu kurum daha öncede ifade ettiğim gibi 1999 yılında Başbakana bağlı olarak kurulduğu için Başbakanın talimatı dışında hareket etmesi mümkün olmadığı için bu kurumun olaylara el koyması ve sorunları çözmesi zaman almaktadır. Başbakana bağlı olması nedeniyle de sorunları çözmekte yetersiz kalmaktadır. Bunu bir tespit olarak ortaya koyuyorum.
Başka bir konuda Sayın Başbakan CHP'ye yönelik değerlendirmelerde ve eleştirilerde bulunmuştur. Bunlardan bir tanesi Türkiye Büyük Millet Meclisi açıldığı zaman yaşanan yemin sorunu nedeniyle CHP ve AK Parti arasında varılan mutabakata ilişkin sözlerdir.
Sayın Başbakan bu mutabakat metnini tanımadığını ifade eden cümleler kullanmıştır. Oysa sayın Başbakan çok iyi bilmektedir ki 11 Temmuz 2011 tarihinde AK Parti ile CHP yetkilileri arasında yapılan bu mutabakat her iki partinin genel başkanlarının onayı ile şekillendirilmiştir.
Metinde yer alan kritik cümleler ve kelimeler bizzat her iki liderin süzgecinden ve onayından geçerek metinde yer almıştır. Simdi Sayın Başbakan bu metni inkâr etmektedir. Bu metin tutuklu milletvekilleri sorununu aşmak amacıyla Türkiye'de uygun bir iklimi yaratmayı hedeflemiş olan bir metindir.
Metnin ikinci ve beşinci paragrafları bu açıdan önemlidir. Seçilmiş tüm milletvekillerinin mecliste olması gerekliliğinin bu metinde uygulanmış olması, tutuklu milletvekillerinin de mecliste olması gerekliliğinin ortaya konulmuş olmasıdır. Ama öyle anlaşılıyor ki Sayın Başbakan siyaseti dün söylediğini bu inkâr etmek olarak algılıyor. Bunu milletimizin takdirine sunuyorum."
Bedelli askerlik konusuna da değinen Hamzaçebi, "Sayın Başbakan bugünlerde bedelli askerliğin kahramanı olarak ortaya çıkmıştır, bedelli askerliğin sözcüsü olarak ortaya çıkmıştır"dedi. Başbakan'ın daha önce bedelli askerlikle ilgili ifade ettiği sözleri hatırlattı.
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, "Bedelli askerlik gündemimizde yok" dediğini hatırlatarak, "Sayın Başbakan bedelli askerlik konusunda kuzu kuzu CHP'nin çizgisine gelmiştir" dedi.
CHP'nin daha önce bedelli askerlik konusunda teklif verdiğini anımsatan Hamzaçebi, "Sayın Başbakan bizim teklifimizin açıklanmasından sonra yapmış olduğu açıklamada CHP'yi çok ağır cümlelerle eleştirdi" dedi.
Hamzaçebi, Başbakan Erdoğan'a, 2B alanlarının satışı konusunda ise, Anayasa'nın 170. maddesinde bir değişiklik yapılması için öneride bulunarak, "Gelin bu değişikliği beraber yapalım" dedi.
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, şözlerine şöyle devam etti:
"Merak ediyorum Sayın Başbakan bedelli askerlikte bu U dönüşünü hangi nedenle yapmıştır, bunu kamuoyuna açıklamasında fayda var. Düzgün siyaset adamları politikalarında bir değişiklik olduğu takdirde bunun gerekçelerini kamuoyuyla paylaşırlar. Sayın Başbakan'a sormak istiyorum, daha evvel, ben Tayyip Erdoğan olarak bu sorumluluğun altına girmem, gerekirse bedelli askerliği referanduma götürürüm, demiştiniz. Şimdi bedelli askerlik düzenlenmenizi referanduma götürecek misiniz?"
Başbakan'ın, CHP Tunceli Milletvekili Kamer Genç'in, TBMM Genel Kurulu kürsüsünden uzaklaştırılması olayı ile ilgili söylediği sözleri de eleştiren Hamzaçebi, "Bu yavuz hırsız örneğidir. Yani hem kaba kuvveti kullanıyorsunuz hem grup olarak parti olarak onun arkasında duruyorsunuz hem de böyle bir olayda CHP'yi TBMM'yi terörize etmekle suçluyorsunuz" dedi.
Türkiye'de terörize olan kurumların olduğunu kaydeden Hamzaçebi, "Sayın Başbakan ve onun hükümeti mahkemeleri terörize etmiştir, yargıyı terörize etmiştir. Bugün Silivri'de özgür bir mahkeme yoktur. Silivri bir toplama kampıdır" dedi.
Başbakan'ın, CHP'yi "vesayetçi" bir parti olarak tanımladığını da ifade eden Hamzaçebi, "Bu popülizmin kendisidir. Sayın Başbakan'a tavsiyem, 27 Nisan e-muhtırası ile hesaplaşın" dedi.
2B konusunda Başbakan'a ve hükümete öneride bulunan Hamzaçebi, "Birincisi; 2B alanlarının satılabilmesi için Anayasa'nın 170. maddesinde bir değişiklik gerekmektedir. Gelin bu değişikliği beraber yapalım. Anayası'nın 170. maddesini değiştirerek 31.12.1981 tarihi itibarıyla orman özelliğini kaybetmiş olması nedeniyle orman sınırı dışına çıkarılmış olan alanların satışına izin veren bir düzenlemeyi yapalım. Anayasal engel olmasın. İkinci önerim; orman köylüsüne bu araziler bedelsiz olarak verilmelidir" dedi.
Hamzaçebi, basın toplantısında gazetecilerin sorularını da yanıtladı. Bazı eski Genelkurmay başkanlarıyla ilgili verilen takıpsizlik kararıyla ilgili soruya Hamzaçebi, "Gerçekten darbelere karşı olan bir hükümetin darbe teşebbüsüyle hesaplaşıyorum derken darbenin kendisiyle hesaplaşmazsanız sizin samimiyetiniz sorgulanır. 28 Şubat'ta aynı konudur. 28 Şubat sürecide 27 Nisan e-muhtırasına benzer bir süreçtir. AKP buralardan güç almaktadır" dedi.
Vicdani ret ile ilgili bir soruya da Hamzaçebi, şöyle dedi:
"Vicdani ret ile ilgili olarak Sayın Adalet Bakanı'nın zikzaklı tutumunu takip ediyorum. Vicdani ret konusunda AİHM kararları vardır. Öte taraftan Türkiye terörle mücadele etmektedir. Türk Silahlı Kuvvetleri'nin ihtiyaçları vardır. Ülkenin gündeminde olan konular CHP tarafından da değerlendirilir, bu konuda CHP tarafından değerlendirilmektedir. Zamanı geldiğinde gerekli açıklama yetkili organlarımız veya grubumuz tarafından kamuoyuna yapılacaktır."
Bir basın mensubunun, AKP ile CHP arasında imzalanan mutabakat metnini de hatırlatarak, "Anayasa Uzlaşma Komisyonu'nda, masadan kalkabilir misiniz?" sorusuna Hamzaçebi, şöyle dedi:
"Anayasa ile ilgili görüşmeleri Meclis Başkanlığı'nda oluşan komisyon yürütüyür. CHP komisyona üye vermiştir. O komisyonun çalışmaları hakkında benim bilgi vermem doğru olmaz. Meşru anayasa önemlidir."
Abdülmecit'i anma törenine CHP'nin gidip gitmeme konusunda bir karar alınıp alınmadığına yönelik soruya Hamzaçebi, "Grup olarak böyle bir karar almış değiliz" dedi.
Bir basın mensubunun, AKP ile CHP arasında imzalanan mutabakat metnine yönelik sorusuna Hamzaçebi, "Bu iklimi Sayın Başbakan tekzip ediyorsa bu protokolden tek taraflı olarak vazgeçiyor demektir. Eğer bunu Sayın Başbakan daha açık bir biçimde ifade ederse bundan mutlu oluruz" dedi. (13:08)
