2017-06-07 - 16:25
TBMM Genel Kurulu, başkanvekili Ahmet Aydın Başkanlığında toplandı.TBMM Genel Kurulunda, Türkiye ile Katar Arasında Jandarma Eğitim ve Öğretimine İlişkin İşbirliği Protokolü'nün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı kabul edildi.
TBMM Genel Kurulu, başkanvekili Ahmet Aydın Başkanlığında toplandı.
AK Parti Erzurum Milletvekili Mustafa Ilıcalı, "Gelecek nesillere iyi bir çevre bırakmalıyız. Çevrenin kirlenmesini önlemek için üzerimize düşen görevleri mutlaka yapmalıyız." dedi.
Gündemdışı söz alan AK Parti Erzurum Milletvekili Ilıcalı, 5 Haziran'ın, 1972 yılında "Dünya Çevre Günü" olarak kabul edildiğini anımsattı.
Çevrenin, toprağın, suyun, havanın, değişik nedenlerden dolayı kirlendiğini belirten Ilıcalı, "Bundan dolayı da burada yaşayan insanlar büyük ölçüde zarar görüyor." diye konuştu.
Teknolojinin ilerlediği, nüfusun ve insanların ihtiyaçlarının her geçen gün arttığını vurgulayan Ilıcalı, şöyle devam etti:
"Bunları yaparken doğaya zarar vermemek, toprağımızı korumak, suyumuzu kirletmemek, zaten çok az olan su kaynaklarını en iyi şekilde kullanmamız gerekiyor. 50 yılda tropik ormanların ve doğal otlak alanların yok olma pahasına tarım alanları 1,4 milyar hektardan 1,5 milyar hektara ulaştı. Her yıl 51 kilometrekare toprak erozyonla kaybediliyor ve Avrupa'da her bir saatte 11 hektar tarım alanı binalarla örtülerek kullanılmaz hale getiriliyor. Çöpe atılan gıda, bugün dünya çapında yetersiz beslenen 842 milyon insana yetecek miktarda."
Ilıcalı, gelecek nesillere iyi bir çevrenin bırakılmasını isteyerek, şunları kaydetti:
"Çevrenin kirlenmesini önlemek için üzerimize düşen görevleri mutlaka yapmalıyız. Sadece bir hafta boyunca değil, her gün bu bilinçte olmamız lazım. Tüm insanların sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkı vardır. Bu hakkı vermek için de siyasetçiler olarak, akademisyenler olarak gerekli çalışmaları yapalım."
CHP İstanbul Milletvekili Gamze Akkuş İlgezdi, son 14 yılda hükümetin parasız kamusal sağlık hizmetlerinden tamamen çekildiğini bildirdi.
Bugün yürürlükte olan Sağlıkta Dönüşüm Programı'yla, Türkiye'de hastanelerin ticarethaneye, hastaların müşteriye, doktorların müşteri temsilcisine dönüştürüldüğünü öne süren İlgezdi, "Sağlık kurumlarının kar amacı gözeten ticarethanelerden hiçbir farkı kalmadı." ifadesini kullandı.
Sağlık hakkının, toplumun geniş kesimleri için ulaşılması zor, lüks bir tüketim aracı haline geldiğini savunan İlgezdi, "Sağlığın bir kamu hizmeti olduğunu unutanlara bir kez daha hatırlatmak isterim ki parasız ve kaliteli sağlık hizmeti sadaka değil, temel haktır." sözlerini sarfetti.
MHP'nin, gıda israfı konusunda verdiği Meclis araştırması önergesinin bugün görüşülmesi önerisi kabul edilmedi.
Danışma Kurulu toplanamadığından MHP'nin Genel Kurula taşıdığı grup önerisi üzerinde söz alan MHP İstanbul Milletvekili Arzu Erdem, israfın çok yüksek seviyede olduğunu söyledi.
MHP olarak her türlü gıda israfı sorununun araştırılması, tüketiminin kontrollü hale getirilmesi ve gereken önlemlerin alınması hakkında verdikleri önergeye destek olunmasını isteyen Erdem, şunları ifade etti:
"Gıda israfı, 'üretilen gıdaların tüketilmeden çöpe gitmesi' olarak da tanımlanmaktadır. Gıda israfının Türkiye ve dünyaya faturası gittikçe artmaktadır. TÜİK verilerine göre, 18 milyon ton meyve ve sebze çöpe atılmaktadır. Dünyanın hiçbir ülkesinde ekmeğe bizim ülkemizde verildiği kadar önem verilmemektedir. Her yıl 1.7 milyar ekmek çöpe gitmektedir."
Türkiye'nin dünyanın en büyük 4'üncü sebze, 10'uncu meyve üreticisi olduğuna işaret eden Erdem, "Dünyada bir yılda üretilen sebzenin yüzde 2.5'i meyvenin ise yüzde 2'si Türkiye'de üretilmektedir ama önemli bölümü iyi paketlenemediği için henüz raflara gelmeden çöpe gitmektedir." diye konuştu.
AK Parti Konya Milletvekili Hacı Ahmet Özdemir de israfın önlenmesi konusunda verilen önergenin yerinde olduğunu bildirdi.
Açlık vakalarının 20-21'inci yüzyılın en önemli sorunu olduğunu vurgulayan Özdemir, "İsraf elbette dinimizce haramdır ve herkesçe de kabul edilmiş bir olgudur. Dünya bize çocuklarımızın emanetidir. Onun için kaynakları mümkün mertebe israf etmeden kullanmalıyız. Özellikle öneriyi takdim eden parti grubuna ve milletvekilimize teşekkür ediyorum." ifadesini kullandı.
CHP Bolu Milletvekili Tanju Özcan ise MHP'nin önergesinin önemli olduğuna işaret etti.
Bıçağın henüz kemiğe dayanmadığının söylendiğini aktatran Özcan, şunları kaydetti:
"İsrafı yüce Allah haram olarak tanımlamış. İsrafın önüne geçmek için batılı ülkeler yasal düzenlemeler yaparken bizde hala ses yok. Bana göre en büyük israf kamuda yaşanmaktadır. Türkiye'de 130 bin makam aracı var. İlçelerde bile müdürlerin makam aracı var. Bundan daha büyük israf olur mu? Kamuda israf bitmediği sürece Türkiye'de israf bitmez. 214 milyar lira israf söz konusu. MHP'nin bu önerisini gelin kabul edelim, araştıralım."
Konuşmaların ardından oylanan MHP'nin önerisi, kabul edilmedi.
TBMM Başkanvekili Ahmet Aydın, terörün dili, dini, cinsi, ırkı olmadığını belirterek, "Teröre karşı tüm dünyayı ve uluslararası toplumu samimi bir duruşa davet ediyoruz." dedi.
TBMM Genel Kurulunda, partilerin grup başkanvekilleri, yerlerinden söz aldılar.
İran'da IŞİD tarafından sahiplenilen korkunç saldırların yaşandığını belirten HDP Grup Başkanvekili Filiz Kerestecioğlu, "Türkiye'nin girmeye hevesli olduğu Körfez batağının sonuçlarının ne kadar acı olabileceğini bu saldırı aslında hepimize gösterdi." ifadesini kullandı.
"Bugün Meclis gündemine sanki başka hiçbir sözleşme veya görüşebilecek konu yokmuş gibi Katar'la uluslararası ikili anlaşmaları gündeme getirmek kimin aklına gelir?" diye soran Kerestecioğlu, "Gerçekten kaynayan bir kazan olan ve hangi tarafının kaynayacağı da belli olmayan Körfez kazanına ülkemizi atamazsınız. Bunda dikkatli olmak zorundasınız çünkü bunun muhatabı sadece iktidar olarak siz değilsiniz." değerlendirmesinde bulundu.
MHP Grup Başkanvekili Erhan Usta, terör saldırılarında şehit olanlara Allah'tan rahmet, yaralılara acil şifalar diledi.
Bu sabah İran'da gerçekleştirilen terör saldırılarını kınadığını belirten Usta, "Körfez'deki kriz tırmanıyor maalesef. Sayın Cumhurbaşkanı ve hükümetin arabulucu olarak işin diyalogla çözülmesi yönünde gayretleri takdire şayandır. Türkiye'nin böyle bir durumda yok sayılması doğru bir şey değildir." diye konuştu.
CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, TBMM şeref salonunda, Osmanlı sergisi olduğunu anımsatarak, "Güzel, bir itirazımız yok; Selçuklu da bizim Osmanlı da bizim ama Amerikan Başkanına yazdığı bir mektupta TBMM'yi 'şer zümresi' olarak niteleyen Sultan Vahdettin'in de boy boy resimlerinin sergilenmesini milletvekillerimizin ve kamuoyunun takdirine bırakıyorum." ifadesini kullandı.
Altay, Meclis Başkanından bu hassasiyetleri 23 Nisanlarda, 29 Ekimlerde, 10 Kasımlarda göstermesini beklemenin "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" diyerek Meclisi kuran Gazi Mustafa Kemal'e saygının bir gereği olduğunu bildirdi.
"İkinci bir Adil Öksüz vakasına dönüşen", Atatürk'e hakaret ettiği halde bir aydır bulunamayan Hasan Akar'ın nerede olduğunu müteaddit defalar hükümete sorduklarını ve bir cevap alamadıklarını belirten Altay, "Aklımızda, Hasan Akar denilen bu meczubun hükümet tarafından saklandığı ve korunduğu intibaı oluşmaktadır. Hükümeti bu konuda daha dürüst ve samimi davranmaya davet ediyorum." dedi.
Altay, Türkiye'nin, Ortadoğu'da yaşanan gelişmelerde taraf olmaktan ziyade bölge barışına hizmet edecek çatışmasızlık ortamına zemin hazırlayacak politikalar geliştirmesi gerektiğini kaydetti.
AK Parti Grup Başkanvekili Naci Bostancı, İran'da bugün gerçekleştirilen terör saldırısında hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet, İran halkına başsağlığı diledi.
Bostancı, şunları kaydetti:
"Esasen bu coğrafyada din ve mezhep örtüsü altında uluslararası güçlerin kanlı çıkar arayışları söz konusudur. Maalesef, bölgedeki bazı güçler de mezhep ve din mobilizasyonu çerçevesinde karanlık çıkar arayışlarına ve Ortadoğu'nun istikrarsızlaştırma çalışmalarına rüzgar veriyorlar. Bu coğrafyada barışın ve huzurun teminatı ancak oradaki insanların barış ve kardeşliği üzerinden geçer. Dolayısıyla, akıl doğrultusunda davranmak, uluslararası güçlerin oyuncağı olmamak, din ve mezhep eksenli kışkırtmalara gelmemek son derece önemli. Bugün Katar'ın yaşadığı olay, ambargo meselesi de bu genel senaryonun bir parçasıdır.
Türkiye, Ortadoğu'da bu kirli çıkar arayışlarına karşı bütün Ortadoğu halklarının, bütün mezheplerden, dinlerden insanların barışı ve selameti için bir uluslararası politikayı sürdüren bir ülkedir. Bunu doğru ve tutarlı bir şekilde görmekte ve içeriden bakarken de buradaki gelişmelere karşı Türkiye'nin sergilediği tavrı, içerideki siyasi mücadelenin rekabetçi bir unsuru olarak değerlendirmemekte fayda vardır."
TBMM Başkanvekili Ahmet Aydın, Başkanlık Divanı olarak bugün İran Parlamentosuna yapılan terör saldırısını şiddetle, nefretle kınadıklarını belirtti.
Aydın, "Terörün dili, dini, cinsi, ırkı yok. Teröre karşı tüm dünyayı ve uluslararası toplumu samimi bir duruşa davet ediyoruz." dedi.
Türkiye Cumhuriyeti'nin köklü, geçmişi olan, medeniyetler oluşturmuş büyük bir cumhuriyet olduğunu vurgulayan Aydın, "Cumhuriyet bizimdir. Osmanlı, Selçuklu bizim köklerimizdir, medeniyetimizdir. Bunları tartışmak bir tarafa ama köklerimizi, medeniyetimizi reddedemeyiz, inkar edemeyiz. Oradaki tartışmaları muhakkak sağlıklı, sağduyulu, geleceğe perspektif çizecek şekilde yapabiliriz." değerlendirmesinde bulundu.
CHP'li Altay, yeniden söz alarak, Meclis Başkanının göreve geldiğinden bu yana yaptığı konuşmalarda Mustafa Kemal Atatürk'ü özellikle zikretmediğini iddia ederek, "Bunun altını çiziyorum ama bu toprakların bize yurt edilmesinde kanı akan, Selçuklu'ya da, Osmanlı'ya da, bu cumhuriyeti kuranlara da minnet ve şükran duygularımı da ifade ediyorum." ifadesini kullandı.
TBMM Genel Kurulu'nda, Türkiye ile Katar arasında uluslararası iki anlaşmanın uygun bulunmasına dair kanun tasarıları, gündemin ilk sırasına alınarak görüşmelere başlandı.
TBMM Genel Kurulu'nda, AK Parti'nin, Genel Kurul'un çalışma gündemi ve saatlerine ilişkin grup önerisi kabul edildi.
Buna göre, "Türkiye ile Katar Arasında Katar Topraklarında Türk Kuvvetlerinin Konuşlandırılmasına İlişkin Uygulama Anlaşması ile Anlaşmanın Tadili Hakkında Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı" ile "Türkiye ile Katar Arasında Jandarma Eğitim ve Öğretimine İlişkin İşbirliği Protokolünün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı" gündemin bir ve ikinci sırasına alındı.
Tasarıların görüşmelerine başlandı.
Öte yandan Katar ile ilgili eğitim, deniz taşımacılığı ve gemi adamlarının eğtimine ilişkin üç uluslararası anlaşmanın uygun bulunmasına dair kanun tasarıları da gündemin ön sıralarına çekildi.
AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş, "İrademizin olmadığından bahsedenlere, PKK'nın güdümündeki bir parti bize irade dersi veremez diyorum." dedi.
CHP'nin çevre hakkı ihlallerinin araştırılması amacıyla TBMM Genel Kurulu'na verdiği önerge hakkında söz alan CHP Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer, iktidar partisinin 175 milyon zeytin ağacının bulunduğu alanı imara açma gayreti içinde olduğunu öne sürdü.
Çevreyi tahrip etmekte ısrar edilmesi halinde gelecek kuşaklara bırakacak bir çevrenin olmayacağını belirten Yüceer, "Her vatandaş temiz bir çevre hakkına sahiptir. Türkiye'nin dört bir yerinden çevre kirliliğine dair manzaralar var. Bu bizim çevremiz, bu bizim topraklarımız. Bu toprakları birileri üç beş kuruş daha fazla kar etsin diye kirlettirmeyeceğiz. Geleceğe temiz bir çevre bırakmalıyız." diye konuştu.
AK Parti Trabzon Milletvekili Muhammet Balta da çeresel sorunların TBMM'de gündeme taşınması durumunun önemli, ancak hükümete yapılan eleştirilerin haksız olduğunu kaydetti.
Balta, "İnsanların 2002 yılında maskeyle dolaştığını, suların tankerlerle getirilip satıldığını, balıkların nasıl öldüğünü unutmadık. Yapılan her alandaki yatırımlarda çevre hassasiyetimizin en üst düzeyde olduğunu milletimiz biliyor. Artan nüfus karşısında gelişen ihtiyaçlara karşı çözüm önerilerinin ortaya konulması lazım. Ekonomi büyüyecek, sanayi gelişecek ama enerji ihtiyacına karşı yapılacak hiçbir uygulamayı benimsemeyeceksiniz." ifadelerini kullandı.
Balta, çevre hassasiyeti konusunda alınan kararlar noktasında var güçleriyle çalıştıklarını bildirdi.
HDP Batman Milletvekili Ayşe Acar Başaran da bu hafta, zeytinliklerin imara açılması tasarısını görüşeceklerini aktardı.
Bunun en büyük doğa talanı olacağını öne süren Başaran, "Tasarı, dünya çevre gününde karşımızda duruyor. Zeytin, bütün mitolojik hikayelerde yerini bulmuştur. Nuh tufanında bile olmayanı bugün siz yapmaya çalışıyorsunuz. Zeytin biz gelmeden önce buradaydı, biz gittikten sonra da bulda olması lazım. Tarihe tesis bırakamayacaksınız. Milli irade diye bir şey var. Her yeşil alandan yol yapmak zorunda değilsiniz. Dünya betonlaşmadan döndü artık." diye konuştu.
Başaran, İmar Yasası'nın ihmal edilmesine yönelik uygulamaların herkes tarafından bilindiğini, ihmalin cezasının da 4 bin lira olduğunu anlattı.
İmar cezası kesilen hiçbir işletmenin kapatılarak yerinden kaldırıldığına şahit olmadığını da iddia eden Başaran, 'Tarihte hep mücadele edenler, direnenler kazanmıştır." dedi.
AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş da AK Parti'nin iradesinin olmadığı yönündeki iddialara yanıt verdi.
Muş, "İrademizin olmadığından bahsedenlere, PKK'nın güdümündeki bir parti bize irade dersi veremez diyorum. 600 bin hektar olan zeytin alanı 850 bin hektara çıkmış. AK Parti olarak tarım ne kadar önemliyse, ülkemizin ihtiyaç duyduğu sanayi araçları da o kadar önemlidir." değerlendirmesinde bulundu.
MHP Kocaeli Milletvekili Saffet Sancaklı ise Türkiye Futbol Federasyonu'nun yönetim tarzına ilişkin eleştirilerde bulundu.
A Milli Takımı yönetenlerin ABD'de yaptığı kampları ve kafiledeki isimlerin oralarda kimlerle konuştuğunu herkesin bildiğini anlatan Sancaklı, "Milli Takım'da oyuncuların birbirlerine silah çektiği dönemleri biliyorum." dedi.
Sancaklı, Barcelona takımında oynayan Arda Turan'ın Milli Takım'ın gururu olduğunu vurgulayarak, "Arda ki düzgün bir çocuktur. Arda'nın hatası, düzenlediği basın toplantısı olmuştur. Basın toplantısında Arda, 'Milli Takımı bıraktım' diyor. Arda, sen kimsin de Milli Takımı bırakıyorsun. Hiç kimsenin gücü Milli Takımı bırakmaya yetmez. Al bayrağı bırakmaya kimsenin gücü yetmez. Arda bizim mahallemizin çocuğudur, kendisini severiz. Kimlerle oturup kalkıyorsa, bıraksın o kişileri." diye konuştu.
CHP Grup önergesinin bugün görüşülmesi kabul edilmedi.
Öte yandan Genel Kurul'da, HDP'nin, "Lobicilik faaliyetleri adı altında ABD'deki kuruluşlara birtakım iş adamları üzerinden yapılan ödemeler" ve "Malta Belgeleri" ile ilgili araştırma önergesinin bugün görüşülmesi önerisi de kabul edilmedi.
TBMM Genel Kurulunda, Türkiye ile Katar Arasında Jandarma Eğitim ve Öğretimine İlişkin İşbirliği Protokolü'nün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı kabul edildi.
Kanunun gerekçesinde, Türkiye Cumhuriyeti İçişleri Bakanlığı ile Katar Devleti İçişleri Bakanlığı arasında 25 Aralık 2001 tarihinde imzalanan Güvenlik İşbirliği Anlaşması hükümleri çerçevesinde, "Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Katar Devleti Hükümeti Arasında Jandarma Eğitim ve Öğretimine İlişkin İşbirliği Protokolü"nün 02 Aralık 2015 tarihinde Doha'da imzalandığı hatırlatıldı.
Türkiye Cumhuriyeti Jandarma Genel Komutanlığı ile Katar Devleti İç Güvenlik Kuvvetleri arasında tesis edilecek iş birliğinin prensip ve çerçevesini belirlemek maksadıyla hazırlanan protokol ile eğitim faaliyetlerinin planlama, koordinasyon ve icrasına ilişkin hususlar ve tarafların görev ve sorumlulukları belirlendiği kaydedildi.
İki ülke protokol çerçevesinde şu alanlarda iş birliği yapılacak:
- Birlik, karargah ve kurumlara ziyaretler,
- Tarafların okul, eğitim merkezi ve birliklerinde karşılıklı verilecek eğitim (lisan eğitimi dahil) ve öğretim,
- İç güvenlik eğitimi, kaçakçılık ve organize suçlarla mücadele eğitimi, toplumsal olaylara müdahale eğitimi, askeri kolluk görevlerine yönelik eğitimler ve mobil eğitim timi görevlendirmeleri,
- Her iki tarafın birlik, karargah ve kurumlarında verilecek görev başı eğitimi,
- Tarafların okul, eğitim merkezi ve birliklerinde karşılıklı verilecek kurslar,
- Eğitimde kullanılan teçhizat ve eğitim yardımcı malzemelerinin geliştirilmesinde karşılıklı yardımlaşma,
- Müşterek konularda tecrübe ve bilgi mübadelesi ile teknolojik iş birliği,
- Eğitim-öğretim ve teknik-lojistik konularda bilgi ve tecrübe aktarımı maksadıyla "danışmanlık hizmeti" sağlanması,
- Genelkurmay Başkanlığına bağlı eğitim ve öğretim kurumlarında eğitim, öğretim ve kurs görmek üzere personel gönderilmesi.
TBMM Genel Kurulunda, Türkiye ile Katar Arasında Katar Topraklarında Türk Kuvvetlerinin Konuşlandırılmasına İlişkin Uygulama Anlaşması ile Anlaşmanın Tadili Hakkında Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı kabul edildi.
Kanunun gerekçesinde, 28 Nisan 2016 tarihinde Doha'da imzalanan "Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Katar Devleti Hükümeti Arasında Katar Topraklarında Türk Kuvvetlerinin Konuşlandırılmasına İlişkin Uygulama Anlaşması? ile egemenlik, eşitlik, karşılıklı saygı üzerine ve ulusal mevzuat ile uluslararası hukukun kapsamı dahilinde, Katar'ın askeri kurumlarının modernizasyonu; askeri eğitim ve öğretim alanında iş birliğinin çeşitlendirilmesi; tatbikat, eğitim ve öğretim vasıtasıyla Katar Silahlı Kuvvetlerinin savunma imkan ve kabiliyetlerinin geliştirilmesinin desteklenmesi ve icra edilecek müşterek eğitim ve tatbikatlar ile iki ülkenin birlikte çalışabilirlik ve eşgüdümünün artırılarak bölgesel ve küresel barışa katkı sağlanmasının amaçlandığı belirtildi.
İki tarafın yazılı mutabakatı ile uygun bulunacak diğer görevlerin yerine getirilebilmesi maksadıyla iş birliği uygulamasının ayrıntılarının, müteakiben akdedilecek protokoller ve diğer düzenlemelerin de anlaşmayla belirlenmesinin hedeflendiği kaydedildi.
"Misyon" başlığında birliğin asli görevi "gerçekleştirilecek müşterek, birleşik tatbikatlar ve eğitimler vasıtasıyla Katar'ın savunma imkan ve kabiliyetlerinin geliştirilmesini desteklemek; her iki tarafın da mutabakatına tabi olarak, diğer ülkelerin silahlı kuvvetleri ile eğitim, tatbikatlar icra etmek ve üzerinde mutabık kalınacak terörizmle mücadele ile uluslararası barışı destekleme harekatlarına katkı sağlamak ve iki tarafın yazılı mutabakatı ile uygun bulunacak diğer görevler" olarak tanımlanıyor.
*** HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***
AK Parti Erzurum Milletvekili Mustafa Ilıcalı, "Gelecek nesillere iyi bir çevre bırakmalıyız. Çevrenin kirlenmesini önlemek için üzerimize düşen görevleri mutlaka yapmalıyız." dedi.
Gündemdışı söz alan AK Parti Erzurum Milletvekili Ilıcalı, 5 Haziran'ın, 1972 yılında "Dünya Çevre Günü" olarak kabul edildiğini anımsattı.
Çevrenin, toprağın, suyun, havanın, değişik nedenlerden dolayı kirlendiğini belirten Ilıcalı, "Bundan dolayı da burada yaşayan insanlar büyük ölçüde zarar görüyor." diye konuştu.
Teknolojinin ilerlediği, nüfusun ve insanların ihtiyaçlarının her geçen gün arttığını vurgulayan Ilıcalı, şöyle devam etti:
"Bunları yaparken doğaya zarar vermemek, toprağımızı korumak, suyumuzu kirletmemek, zaten çok az olan su kaynaklarını en iyi şekilde kullanmamız gerekiyor. 50 yılda tropik ormanların ve doğal otlak alanların yok olma pahasına tarım alanları 1,4 milyar hektardan 1,5 milyar hektara ulaştı. Her yıl 51 kilometrekare toprak erozyonla kaybediliyor ve Avrupa'da her bir saatte 11 hektar tarım alanı binalarla örtülerek kullanılmaz hale getiriliyor. Çöpe atılan gıda, bugün dünya çapında yetersiz beslenen 842 milyon insana yetecek miktarda."
Ilıcalı, gelecek nesillere iyi bir çevrenin bırakılmasını isteyerek, şunları kaydetti:
"Çevrenin kirlenmesini önlemek için üzerimize düşen görevleri mutlaka yapmalıyız. Sadece bir hafta boyunca değil, her gün bu bilinçte olmamız lazım. Tüm insanların sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkı vardır. Bu hakkı vermek için de siyasetçiler olarak, akademisyenler olarak gerekli çalışmaları yapalım."
CHP İstanbul Milletvekili Gamze Akkuş İlgezdi, son 14 yılda hükümetin parasız kamusal sağlık hizmetlerinden tamamen çekildiğini bildirdi.
Bugün yürürlükte olan Sağlıkta Dönüşüm Programı'yla, Türkiye'de hastanelerin ticarethaneye, hastaların müşteriye, doktorların müşteri temsilcisine dönüştürüldüğünü öne süren İlgezdi, "Sağlık kurumlarının kar amacı gözeten ticarethanelerden hiçbir farkı kalmadı." ifadesini kullandı.
Sağlık hakkının, toplumun geniş kesimleri için ulaşılması zor, lüks bir tüketim aracı haline geldiğini savunan İlgezdi, "Sağlığın bir kamu hizmeti olduğunu unutanlara bir kez daha hatırlatmak isterim ki parasız ve kaliteli sağlık hizmeti sadaka değil, temel haktır." sözlerini sarfetti.
MHP'nin, gıda israfı konusunda verdiği Meclis araştırması önergesinin bugün görüşülmesi önerisi kabul edilmedi.
Danışma Kurulu toplanamadığından MHP'nin Genel Kurula taşıdığı grup önerisi üzerinde söz alan MHP İstanbul Milletvekili Arzu Erdem, israfın çok yüksek seviyede olduğunu söyledi.
MHP olarak her türlü gıda israfı sorununun araştırılması, tüketiminin kontrollü hale getirilmesi ve gereken önlemlerin alınması hakkında verdikleri önergeye destek olunmasını isteyen Erdem, şunları ifade etti:
"Gıda israfı, 'üretilen gıdaların tüketilmeden çöpe gitmesi' olarak da tanımlanmaktadır. Gıda israfının Türkiye ve dünyaya faturası gittikçe artmaktadır. TÜİK verilerine göre, 18 milyon ton meyve ve sebze çöpe atılmaktadır. Dünyanın hiçbir ülkesinde ekmeğe bizim ülkemizde verildiği kadar önem verilmemektedir. Her yıl 1.7 milyar ekmek çöpe gitmektedir."
Türkiye'nin dünyanın en büyük 4'üncü sebze, 10'uncu meyve üreticisi olduğuna işaret eden Erdem, "Dünyada bir yılda üretilen sebzenin yüzde 2.5'i meyvenin ise yüzde 2'si Türkiye'de üretilmektedir ama önemli bölümü iyi paketlenemediği için henüz raflara gelmeden çöpe gitmektedir." diye konuştu.
AK Parti Konya Milletvekili Hacı Ahmet Özdemir de israfın önlenmesi konusunda verilen önergenin yerinde olduğunu bildirdi.
Açlık vakalarının 20-21'inci yüzyılın en önemli sorunu olduğunu vurgulayan Özdemir, "İsraf elbette dinimizce haramdır ve herkesçe de kabul edilmiş bir olgudur. Dünya bize çocuklarımızın emanetidir. Onun için kaynakları mümkün mertebe israf etmeden kullanmalıyız. Özellikle öneriyi takdim eden parti grubuna ve milletvekilimize teşekkür ediyorum." ifadesini kullandı.
CHP Bolu Milletvekili Tanju Özcan ise MHP'nin önergesinin önemli olduğuna işaret etti.
Bıçağın henüz kemiğe dayanmadığının söylendiğini aktatran Özcan, şunları kaydetti:
"İsrafı yüce Allah haram olarak tanımlamış. İsrafın önüne geçmek için batılı ülkeler yasal düzenlemeler yaparken bizde hala ses yok. Bana göre en büyük israf kamuda yaşanmaktadır. Türkiye'de 130 bin makam aracı var. İlçelerde bile müdürlerin makam aracı var. Bundan daha büyük israf olur mu? Kamuda israf bitmediği sürece Türkiye'de israf bitmez. 214 milyar lira israf söz konusu. MHP'nin bu önerisini gelin kabul edelim, araştıralım."
Konuşmaların ardından oylanan MHP'nin önerisi, kabul edilmedi.
TBMM Başkanvekili Ahmet Aydın, terörün dili, dini, cinsi, ırkı olmadığını belirterek, "Teröre karşı tüm dünyayı ve uluslararası toplumu samimi bir duruşa davet ediyoruz." dedi.
TBMM Genel Kurulunda, partilerin grup başkanvekilleri, yerlerinden söz aldılar.
İran'da IŞİD tarafından sahiplenilen korkunç saldırların yaşandığını belirten HDP Grup Başkanvekili Filiz Kerestecioğlu, "Türkiye'nin girmeye hevesli olduğu Körfez batağının sonuçlarının ne kadar acı olabileceğini bu saldırı aslında hepimize gösterdi." ifadesini kullandı.
"Bugün Meclis gündemine sanki başka hiçbir sözleşme veya görüşebilecek konu yokmuş gibi Katar'la uluslararası ikili anlaşmaları gündeme getirmek kimin aklına gelir?" diye soran Kerestecioğlu, "Gerçekten kaynayan bir kazan olan ve hangi tarafının kaynayacağı da belli olmayan Körfez kazanına ülkemizi atamazsınız. Bunda dikkatli olmak zorundasınız çünkü bunun muhatabı sadece iktidar olarak siz değilsiniz." değerlendirmesinde bulundu.
MHP Grup Başkanvekili Erhan Usta, terör saldırılarında şehit olanlara Allah'tan rahmet, yaralılara acil şifalar diledi.
Bu sabah İran'da gerçekleştirilen terör saldırılarını kınadığını belirten Usta, "Körfez'deki kriz tırmanıyor maalesef. Sayın Cumhurbaşkanı ve hükümetin arabulucu olarak işin diyalogla çözülmesi yönünde gayretleri takdire şayandır. Türkiye'nin böyle bir durumda yok sayılması doğru bir şey değildir." diye konuştu.
CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, TBMM şeref salonunda, Osmanlı sergisi olduğunu anımsatarak, "Güzel, bir itirazımız yok; Selçuklu da bizim Osmanlı da bizim ama Amerikan Başkanına yazdığı bir mektupta TBMM'yi 'şer zümresi' olarak niteleyen Sultan Vahdettin'in de boy boy resimlerinin sergilenmesini milletvekillerimizin ve kamuoyunun takdirine bırakıyorum." ifadesini kullandı.
Altay, Meclis Başkanından bu hassasiyetleri 23 Nisanlarda, 29 Ekimlerde, 10 Kasımlarda göstermesini beklemenin "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" diyerek Meclisi kuran Gazi Mustafa Kemal'e saygının bir gereği olduğunu bildirdi.
"İkinci bir Adil Öksüz vakasına dönüşen", Atatürk'e hakaret ettiği halde bir aydır bulunamayan Hasan Akar'ın nerede olduğunu müteaddit defalar hükümete sorduklarını ve bir cevap alamadıklarını belirten Altay, "Aklımızda, Hasan Akar denilen bu meczubun hükümet tarafından saklandığı ve korunduğu intibaı oluşmaktadır. Hükümeti bu konuda daha dürüst ve samimi davranmaya davet ediyorum." dedi.
Altay, Türkiye'nin, Ortadoğu'da yaşanan gelişmelerde taraf olmaktan ziyade bölge barışına hizmet edecek çatışmasızlık ortamına zemin hazırlayacak politikalar geliştirmesi gerektiğini kaydetti.
AK Parti Grup Başkanvekili Naci Bostancı, İran'da bugün gerçekleştirilen terör saldırısında hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet, İran halkına başsağlığı diledi.
Bostancı, şunları kaydetti:
"Esasen bu coğrafyada din ve mezhep örtüsü altında uluslararası güçlerin kanlı çıkar arayışları söz konusudur. Maalesef, bölgedeki bazı güçler de mezhep ve din mobilizasyonu çerçevesinde karanlık çıkar arayışlarına ve Ortadoğu'nun istikrarsızlaştırma çalışmalarına rüzgar veriyorlar. Bu coğrafyada barışın ve huzurun teminatı ancak oradaki insanların barış ve kardeşliği üzerinden geçer. Dolayısıyla, akıl doğrultusunda davranmak, uluslararası güçlerin oyuncağı olmamak, din ve mezhep eksenli kışkırtmalara gelmemek son derece önemli. Bugün Katar'ın yaşadığı olay, ambargo meselesi de bu genel senaryonun bir parçasıdır.
Türkiye, Ortadoğu'da bu kirli çıkar arayışlarına karşı bütün Ortadoğu halklarının, bütün mezheplerden, dinlerden insanların barışı ve selameti için bir uluslararası politikayı sürdüren bir ülkedir. Bunu doğru ve tutarlı bir şekilde görmekte ve içeriden bakarken de buradaki gelişmelere karşı Türkiye'nin sergilediği tavrı, içerideki siyasi mücadelenin rekabetçi bir unsuru olarak değerlendirmemekte fayda vardır."
TBMM Başkanvekili Ahmet Aydın, Başkanlık Divanı olarak bugün İran Parlamentosuna yapılan terör saldırısını şiddetle, nefretle kınadıklarını belirtti.
Aydın, "Terörün dili, dini, cinsi, ırkı yok. Teröre karşı tüm dünyayı ve uluslararası toplumu samimi bir duruşa davet ediyoruz." dedi.
Türkiye Cumhuriyeti'nin köklü, geçmişi olan, medeniyetler oluşturmuş büyük bir cumhuriyet olduğunu vurgulayan Aydın, "Cumhuriyet bizimdir. Osmanlı, Selçuklu bizim köklerimizdir, medeniyetimizdir. Bunları tartışmak bir tarafa ama köklerimizi, medeniyetimizi reddedemeyiz, inkar edemeyiz. Oradaki tartışmaları muhakkak sağlıklı, sağduyulu, geleceğe perspektif çizecek şekilde yapabiliriz." değerlendirmesinde bulundu.
CHP'li Altay, yeniden söz alarak, Meclis Başkanının göreve geldiğinden bu yana yaptığı konuşmalarda Mustafa Kemal Atatürk'ü özellikle zikretmediğini iddia ederek, "Bunun altını çiziyorum ama bu toprakların bize yurt edilmesinde kanı akan, Selçuklu'ya da, Osmanlı'ya da, bu cumhuriyeti kuranlara da minnet ve şükran duygularımı da ifade ediyorum." ifadesini kullandı.
TBMM Genel Kurulu'nda, Türkiye ile Katar arasında uluslararası iki anlaşmanın uygun bulunmasına dair kanun tasarıları, gündemin ilk sırasına alınarak görüşmelere başlandı.
TBMM Genel Kurulu'nda, AK Parti'nin, Genel Kurul'un çalışma gündemi ve saatlerine ilişkin grup önerisi kabul edildi.
Buna göre, "Türkiye ile Katar Arasında Katar Topraklarında Türk Kuvvetlerinin Konuşlandırılmasına İlişkin Uygulama Anlaşması ile Anlaşmanın Tadili Hakkında Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı" ile "Türkiye ile Katar Arasında Jandarma Eğitim ve Öğretimine İlişkin İşbirliği Protokolünün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı" gündemin bir ve ikinci sırasına alındı.
Tasarıların görüşmelerine başlandı.
Öte yandan Katar ile ilgili eğitim, deniz taşımacılığı ve gemi adamlarının eğtimine ilişkin üç uluslararası anlaşmanın uygun bulunmasına dair kanun tasarıları da gündemin ön sıralarına çekildi.
AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş, "İrademizin olmadığından bahsedenlere, PKK'nın güdümündeki bir parti bize irade dersi veremez diyorum." dedi.
CHP'nin çevre hakkı ihlallerinin araştırılması amacıyla TBMM Genel Kurulu'na verdiği önerge hakkında söz alan CHP Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer, iktidar partisinin 175 milyon zeytin ağacının bulunduğu alanı imara açma gayreti içinde olduğunu öne sürdü.
Çevreyi tahrip etmekte ısrar edilmesi halinde gelecek kuşaklara bırakacak bir çevrenin olmayacağını belirten Yüceer, "Her vatandaş temiz bir çevre hakkına sahiptir. Türkiye'nin dört bir yerinden çevre kirliliğine dair manzaralar var. Bu bizim çevremiz, bu bizim topraklarımız. Bu toprakları birileri üç beş kuruş daha fazla kar etsin diye kirlettirmeyeceğiz. Geleceğe temiz bir çevre bırakmalıyız." diye konuştu.
AK Parti Trabzon Milletvekili Muhammet Balta da çeresel sorunların TBMM'de gündeme taşınması durumunun önemli, ancak hükümete yapılan eleştirilerin haksız olduğunu kaydetti.
Balta, "İnsanların 2002 yılında maskeyle dolaştığını, suların tankerlerle getirilip satıldığını, balıkların nasıl öldüğünü unutmadık. Yapılan her alandaki yatırımlarda çevre hassasiyetimizin en üst düzeyde olduğunu milletimiz biliyor. Artan nüfus karşısında gelişen ihtiyaçlara karşı çözüm önerilerinin ortaya konulması lazım. Ekonomi büyüyecek, sanayi gelişecek ama enerji ihtiyacına karşı yapılacak hiçbir uygulamayı benimsemeyeceksiniz." ifadelerini kullandı.
Balta, çevre hassasiyeti konusunda alınan kararlar noktasında var güçleriyle çalıştıklarını bildirdi.
HDP Batman Milletvekili Ayşe Acar Başaran da bu hafta, zeytinliklerin imara açılması tasarısını görüşeceklerini aktardı.
Bunun en büyük doğa talanı olacağını öne süren Başaran, "Tasarı, dünya çevre gününde karşımızda duruyor. Zeytin, bütün mitolojik hikayelerde yerini bulmuştur. Nuh tufanında bile olmayanı bugün siz yapmaya çalışıyorsunuz. Zeytin biz gelmeden önce buradaydı, biz gittikten sonra da bulda olması lazım. Tarihe tesis bırakamayacaksınız. Milli irade diye bir şey var. Her yeşil alandan yol yapmak zorunda değilsiniz. Dünya betonlaşmadan döndü artık." diye konuştu.
Başaran, İmar Yasası'nın ihmal edilmesine yönelik uygulamaların herkes tarafından bilindiğini, ihmalin cezasının da 4 bin lira olduğunu anlattı.
İmar cezası kesilen hiçbir işletmenin kapatılarak yerinden kaldırıldığına şahit olmadığını da iddia eden Başaran, 'Tarihte hep mücadele edenler, direnenler kazanmıştır." dedi.
AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş da AK Parti'nin iradesinin olmadığı yönündeki iddialara yanıt verdi.
Muş, "İrademizin olmadığından bahsedenlere, PKK'nın güdümündeki bir parti bize irade dersi veremez diyorum. 600 bin hektar olan zeytin alanı 850 bin hektara çıkmış. AK Parti olarak tarım ne kadar önemliyse, ülkemizin ihtiyaç duyduğu sanayi araçları da o kadar önemlidir." değerlendirmesinde bulundu.
MHP Kocaeli Milletvekili Saffet Sancaklı ise Türkiye Futbol Federasyonu'nun yönetim tarzına ilişkin eleştirilerde bulundu.
A Milli Takımı yönetenlerin ABD'de yaptığı kampları ve kafiledeki isimlerin oralarda kimlerle konuştuğunu herkesin bildiğini anlatan Sancaklı, "Milli Takım'da oyuncuların birbirlerine silah çektiği dönemleri biliyorum." dedi.
Sancaklı, Barcelona takımında oynayan Arda Turan'ın Milli Takım'ın gururu olduğunu vurgulayarak, "Arda ki düzgün bir çocuktur. Arda'nın hatası, düzenlediği basın toplantısı olmuştur. Basın toplantısında Arda, 'Milli Takımı bıraktım' diyor. Arda, sen kimsin de Milli Takımı bırakıyorsun. Hiç kimsenin gücü Milli Takımı bırakmaya yetmez. Al bayrağı bırakmaya kimsenin gücü yetmez. Arda bizim mahallemizin çocuğudur, kendisini severiz. Kimlerle oturup kalkıyorsa, bıraksın o kişileri." diye konuştu.
CHP Grup önergesinin bugün görüşülmesi kabul edilmedi.
Öte yandan Genel Kurul'da, HDP'nin, "Lobicilik faaliyetleri adı altında ABD'deki kuruluşlara birtakım iş adamları üzerinden yapılan ödemeler" ve "Malta Belgeleri" ile ilgili araştırma önergesinin bugün görüşülmesi önerisi de kabul edilmedi.
TBMM Genel Kurulunda, Türkiye ile Katar Arasında Jandarma Eğitim ve Öğretimine İlişkin İşbirliği Protokolü'nün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı kabul edildi.
Kanunun gerekçesinde, Türkiye Cumhuriyeti İçişleri Bakanlığı ile Katar Devleti İçişleri Bakanlığı arasında 25 Aralık 2001 tarihinde imzalanan Güvenlik İşbirliği Anlaşması hükümleri çerçevesinde, "Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Katar Devleti Hükümeti Arasında Jandarma Eğitim ve Öğretimine İlişkin İşbirliği Protokolü"nün 02 Aralık 2015 tarihinde Doha'da imzalandığı hatırlatıldı.
Türkiye Cumhuriyeti Jandarma Genel Komutanlığı ile Katar Devleti İç Güvenlik Kuvvetleri arasında tesis edilecek iş birliğinin prensip ve çerçevesini belirlemek maksadıyla hazırlanan protokol ile eğitim faaliyetlerinin planlama, koordinasyon ve icrasına ilişkin hususlar ve tarafların görev ve sorumlulukları belirlendiği kaydedildi.
İki ülke protokol çerçevesinde şu alanlarda iş birliği yapılacak:
- Birlik, karargah ve kurumlara ziyaretler,
- Tarafların okul, eğitim merkezi ve birliklerinde karşılıklı verilecek eğitim (lisan eğitimi dahil) ve öğretim,
- İç güvenlik eğitimi, kaçakçılık ve organize suçlarla mücadele eğitimi, toplumsal olaylara müdahale eğitimi, askeri kolluk görevlerine yönelik eğitimler ve mobil eğitim timi görevlendirmeleri,
- Her iki tarafın birlik, karargah ve kurumlarında verilecek görev başı eğitimi,
- Tarafların okul, eğitim merkezi ve birliklerinde karşılıklı verilecek kurslar,
- Eğitimde kullanılan teçhizat ve eğitim yardımcı malzemelerinin geliştirilmesinde karşılıklı yardımlaşma,
- Müşterek konularda tecrübe ve bilgi mübadelesi ile teknolojik iş birliği,
- Eğitim-öğretim ve teknik-lojistik konularda bilgi ve tecrübe aktarımı maksadıyla "danışmanlık hizmeti" sağlanması,
- Genelkurmay Başkanlığına bağlı eğitim ve öğretim kurumlarında eğitim, öğretim ve kurs görmek üzere personel gönderilmesi.
TBMM Genel Kurulunda, Türkiye ile Katar Arasında Katar Topraklarında Türk Kuvvetlerinin Konuşlandırılmasına İlişkin Uygulama Anlaşması ile Anlaşmanın Tadili Hakkında Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı kabul edildi.
Kanunun gerekçesinde, 28 Nisan 2016 tarihinde Doha'da imzalanan "Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Katar Devleti Hükümeti Arasında Katar Topraklarında Türk Kuvvetlerinin Konuşlandırılmasına İlişkin Uygulama Anlaşması? ile egemenlik, eşitlik, karşılıklı saygı üzerine ve ulusal mevzuat ile uluslararası hukukun kapsamı dahilinde, Katar'ın askeri kurumlarının modernizasyonu; askeri eğitim ve öğretim alanında iş birliğinin çeşitlendirilmesi; tatbikat, eğitim ve öğretim vasıtasıyla Katar Silahlı Kuvvetlerinin savunma imkan ve kabiliyetlerinin geliştirilmesinin desteklenmesi ve icra edilecek müşterek eğitim ve tatbikatlar ile iki ülkenin birlikte çalışabilirlik ve eşgüdümünün artırılarak bölgesel ve küresel barışa katkı sağlanmasının amaçlandığı belirtildi.
İki tarafın yazılı mutabakatı ile uygun bulunacak diğer görevlerin yerine getirilebilmesi maksadıyla iş birliği uygulamasının ayrıntılarının, müteakiben akdedilecek protokoller ve diğer düzenlemelerin de anlaşmayla belirlenmesinin hedeflendiği kaydedildi.
"Misyon" başlığında birliğin asli görevi "gerçekleştirilecek müşterek, birleşik tatbikatlar ve eğitimler vasıtasıyla Katar'ın savunma imkan ve kabiliyetlerinin geliştirilmesini desteklemek; her iki tarafın da mutabakatına tabi olarak, diğer ülkelerin silahlı kuvvetleri ile eğitim, tatbikatlar icra etmek ve üzerinde mutabık kalınacak terörizmle mücadele ile uluslararası barışı destekleme harekatlarına katkı sağlamak ve iki tarafın yazılı mutabakatı ile uygun bulunacak diğer görevler" olarak tanımlanıyor.
*** HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***
