2013-02-07 - 12:40
CHP GRUP BAŞKANVEKİLİ AKİF HAMZAÇEBİ'NİN BASIN TOPLANTISI?
Hamzaçebi: "Kuvvetler ayrılığı yoksa, yargı siyasi gücün kontrolüne, emrine giriyor ise ortada demokrasi de yoktur, Anayasa da yoktur."
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Başbakan'ın eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'un tutuklu olarak yargılanması konusundaki yorumlarına ve "Deniz Kuvvetleri'nde gemileri kullanacak amiral kalmadı" sözlerine değinen Hamzaçebi, CHP'nin bu davaları başından beri "hukukun üstünlüğü, adil yargılama ilkesi gibi kavramları bir kenara atarak yürüyen davalar" olarak gördüğünü ifade etti.

Başbakan'ın bu noktaya gelmesini olumlu bulduklarını, ancak bunun bir "kanaat ifadesi" olduğunu sözlerine ekleyen Hamzaçebi, Yargı'nın tutukluların tutukluluğunun sona ermesine yönelik bir karar almayarak, Üçüncü Yargı Paketi'ni "farklı yorumladığını" belirtti. Tutukluluğun bir "güvenlik önlemi" olduğunu, ancak mevcut davalarda "cezalandırma yöntemine" dönüştüğünü ifade eden Hamzaçebi, 12 Eylül 2011 referandumunda kabul edilen Anayasa Değişikliği ile Genelkurmay Başkanları ve Kuvvet Komutanları için "çok açık bir hüküm" yer aldığını, bu komutanların görevleri ile ilgili olarak "Yüce Divan sıfatı ile Anayasa Mahkemesi'nde yargılanmaları gerektiğini" söyledi.

CHP Grup Başkanvekili Hamzaçebi, Anayasa'nın 145. Maddesi askeri yargının görev alanını tarif edildiğini, buna göre Anayasal düzeni ve bu düzenin işleyişine karşı işlenen suçlara ilişkin davaların adliye mahkemelerinde görüleceğini hükme bağladığını, ancak 148. Maddeye 12 Eylül 2011 referandumunda ilave edilen maddeyle bu genel hükme bir istisna getirilerek Genelkurmay Başkanları ile Kuvvet Komutanlarının görevleri ile ilgili suçlardan dolayı Anayasa Mahkemesi'nde yargılanacağı esasının getirildiğini belirtti.

İlker Başbuğ ve bazı komutanların davalarının adli yargıda görülüyor olmasının "Anayasa'ya aykırı" olduğunu sözlerine ekleyen Hamzaçebi, "yargı bu konuda görüşünü Anayasa koyucunun milletin iradesinden daha farklı bir şekilde ortaya koymuştur, o halde TBMM'ye bu Anayasa değişikliklerini kabul ederek halka götüren parlamentoya bir görev düşmektedir, 12 Eylül 2011 tarihindeki iradesini daha açık bir şekilde ortaya koymak. Önerim şudur: Genelkurmay Başkanları ile Kuvvet Komutanlarının yargılama yerinin Anayasa Mahkemesi olduğunu açık bir şekilde ortaya koyacak bir Anayasa değişikliğini veya yasa değişikliğini gelin hep beraber birlikte yapalım" şeklinde konuştu.

CHP'li Hamzaçebi, Ak Parti'nin dün TBMM Anayasa Uzlaşma Komisyonu'na, yüksek yargıya ilişkin görüşünü ifade eden madde taslaklarını sunduğunu hatırlatarak, "12 Eylül 2011 referandumuna gidilirken Başbakan 26 maddelik anayasa değişikliğinin özünü oluşturan yüksek yargıya ilişkin düzenlemeleri hukukun üstünlüğü, daha demokratik temsil, kuvvetler ayrılığı, bağımsız yargı gibi kulağa hoş gelen kavramlar çerçevesinde anlatmıştı. O tarihten bu yana fazla bir zaman geçmedi. Ama şimdi Anayasa Uzlaşma Komisyonu'na sunmuş olduğu öneri ile AKP'nin kuvvetler ayrılığı gibi bir ilkeye tahammülü olmadığını ortaya koymuştur" dedi. Hamzaçebi, madde taslakları ile ilgili şunları kaydetti:

"Yüksek yargıya ilişkin olarak gerek Anayasa Mahkemesi'nin gerekse Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu üyelerinin atanma usulüne baktığımızda bunun büyük ölçüde siyasi gücün kontrolüne girdiği görülmektedir. 22 üyeli HSYK'nın 16 üyesi başkan veya hükümetin kontrolünde olan kişiler veya parlamento tarafından seçileceği ortaya çıkmaktadır. Anayasa Mahkemesi'nin yapılanması aynı şekildedir. 17 üyeli Anayasa Mahkemesi'nin de tamamının başkan veya Meclis parlamento çoğunluğuna sahip iktidar partisi tarafından atanacağı görülmektedir. Bunun anlamı kuvvetler ayrılığına, demokrasiye elveda demektir. Sayın Başbakan aklından başkanlık sistemini çıkarmıyor, bundan vazgeçmeyeceğini ifade ediyor. Ve başkanın nelere kadir olacağını da bu teklifi ile ortaya koyuyor."

1789 Fransız insan ve yurttaş hakları bildirgesinde "hakların güvence altında olmadığı, kuvvetler ayrılığının olmadığı ülkelerde anayasa yoktur" ilkesinin yer aldığını ifade eden Hamzaçebi, "kuvvetler ayrılığı yoksa yargı siyasi gücün kontrolüne, emrine giriyor ise ortada demokrasi de yoktur, Anayasa da yoktur. Bu proje Anayasayı ortadan kaldırma projesidir. Demokrasiyi ortadan kaldırma, temel hak ve özgürlüklere veda etme projesidir" şeklinde konuştu.

CHP Grup Başkanvekili Hamzaçebi, Hüseyin Çelik'in ABD Büyükelçisi hakkındaki sözleri ile ilgili olarak sorulan bir soru üzerine şunları kaydetti:

"ABD büyükelçisi daha önce hükümetin uygulamalarına yönelik olarak hükümeti destekleyici mahiyette açıklamalar yapıyordu. O zaman AKP'nin hiç sesi çıkmıyordu. Yani o zaman Büyükelçi iyiydi de, şimdi yargıya ilişkin olarak bir takım şikâyetleri veya kendi değerlendirmelerini ortaya koyunca kötü mü oldu? İnsan hakları, özgürlükler iç hukukun konusu değildir. Bir ülkenin iç meselesi değildir. Temel haklar ve özgürlükler, insan hakları gibi konular uluslararası hukukun konusudur. Herkes görüş beyan edebilir. Bu benim iç meselem sen bu konuda görüş beyan edemezsin demek demokrasiyi hazmetmemiş olmak demektir."

Hüseyin Aygün'le polis arasında birkaç gündür yaşananlarla ilgili bir soruya Hamzaçebi, "Milletvekillerinin, siyasetçilerin sözleri, uygulamaları, politikaları nedeniyle herkese karşı, halka karşı, topluma karşı sorumluluğu var. Siyasetçiler sözleri nedeniyle toplumdan destek alabilir, toplumdan eleştiri alabilir, toplum onun sözlerine tepki gösterebilir, bunların hepsi siyasetin tabiatında vardır. Siyasetçiler amacını ifade etmek isterken maksadını aşan cümleler kurabilirler, kelimeleri iyi seçememiş olabilirler. Ancak kamu görevlilerinin demokratik hakkın ötesine geçerek görevleriyle bağdaşmayacak şekilde bir Milletvekilini bu şekilde, kabul edilmesi mümkün olmayan bir sıfatla isimlendirmeleri kabul edilemez. Bu çok yanlıştır. Sayın İçişleri Bakanı'nı da bu konuda hassasiyet göstermeye davet ediyorum. Türk emniyet teşkilatı çok güçlü, çok büyük bir teşkilattır. Ülkenin, toplumun huzuru ve güvenliği için gece gündüz fedakâr bir şekilde çalışmaktadır. Emniyet teşkilatına saygımız büyüktür. Bu tip davranışların Emniyet Teşkilatı'nın tümüne de mal edilmesi mümkün değildir, her büyük kurumda bu tip davranışlar olabilir, bu da kurumu bağlamaz" şeklinde cevap verdi. (12:40)

F.Banu Doğan