2013-05-09 - 14:00
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, MHP Hatay Milletvekili Şefik Çirkin ile birlikte parlamentoda düzenlediği basın toplantısında çözüm sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunarak terör örgütünün yurt dışına silahlarıyla birlikte çekilmesine izin vermenin örgütü meşrulaştırmak anlamına geldiğini savundu.
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, MHP Hatay Milletvekili Şefik Çirkin ile birlikte parlamentoda düzenlediği basın toplantısında çözüm sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunarak terör örgütünün yurt dışına silahlarıyla birlikte çekilmesine izin vermenin örgütü meşrulaştırmak anlamına geldiğini savundu.
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, terör örgütünün yurt dışına silahlarıyla birlikte çekilmesine izin vermenin örgütü meşrulaştırmak anlamına geldiğini savundu ve Türkiye'nin diğer devletlere bundan sonra terör ile ilgili uluslararası işbirliği çağrısının söz konusu olamayacağını ifade etti.
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, çözüm sürecini eleştirdi ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın terör örgütünün taleplerini yerine getirmek için ameliyat masasının başına geçtiğini iddia etti.
MHP'li Vural, çözüm sürecine ilişkin Meclis Araştırma Komisyonu'na üye veren siyasi partilerin, terör örgütünün istek ve arzularını Meclis'e taşıdığını da öne sürdü.
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, sözlerinde şunları kaydetti:
"Çözüm ve barış süreci adı altında milletimizin kimliğini ve devletimizin temellerinin pazarlık konusu yapıldığı bu süreç çerçevesinde PKK Terör örgütünün taleplerini yerine getirmek için Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ameliyat masasının başına geçmiştir ve ameliyat yapmaktadır. Aslında gelinen bu noktada gerek cumhuriyet ekseninde, gerek milli kimlik ekseninde, gerek egemenlik ekseninde ve gerekse devlet ekseninde yapılan bütün tartışmalar aklımıza ünlü ressam Van Gogh'u getiriyor. Biliyorsunuz? Van Gogh kulaklarını neden kestiğini sorduklarında "kendi portremi yapıyordum. Kulakları resme oturtamayınca kesip attım." demiş.
İşte bugün geldiğimiz bu noktada Başbakan da tıpkı Van Gogh gibi ezeli ve ebedi başkan olabilmek, ABD ve İsrail'in BOP amaçlarına uygunluk açısından yeni Türkiye resmi çiziyor ve bu yeni Türkiye'nin önünde de engel gördüğü milli kimliği ve cumhuriyeti budama yoluna gidiyor. Milletin değerlerini bu ikbal uğruna kesip atmaktan da bir rahatsızlık duymuyor.
Geldiğimiz bu noktada bu budama işini pazarlığa oturduğu PKK'nın silahlarının gölgesi altında PKK'yı koalisyon ortağı olarak yapmak istiyor. PKK terör örgütü kurşunları ile kınalı kuzularımızın bacaklarını, kollarını ve birçok evladımızın canını alıyordu. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'da başkanlık sevdası uğruna milletimizin tarihini, değerlerini, kimliğini, birlik ve bütünlüğünü kesip atmak için büyük güçlerin böl, parçala, yut siyasetine hizmet ediyor. İşte AK Partinin Türkiye projesi budur. Öcalan'ın ifadeleri ile yeni Türkiye, Başbakanın ifadeleri ile yeni Türkiye böyle bir Türkiye'dir. Hepimizin ortak değerlerini kesip biçiyorlar. "Analar ağlamasın" sloganı ile de bunu bize yutturmak ve hazmettirmek istiyorlar.
Çözüm ve barış süreci için atılan bu adımlar? Bugüne kadar PKK terör örgütü, Türkiye Cumhuriyeti devletinin ve milletinin egemenlik haklarına silah zoruyla tehdit oluşturarak egemenliğini yok etmek isteyen bir terör örgütüydü. Böyle bir terör örgütü karşısında egemen bir devlet olarak Türkiye olarak diğer devletleri egemenliğimize yönelik böyle bir silahlı terör örgütüne karşı uluslararası mücadele vermeye çağırıyorduk. Ama bugün geldiğimiz bu noktada Türkiye Cumhuriyeti Devleti uluslararası bir tuzağa düşmüştür ve düşürülmüştür. Bugün PKK terör örgütü maalesef bu yönüyle bakıldığında bir terör örgütü olmaktan çıkarılmıştır. Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin muhatabı haline dönüştürülmüştür. Adeta Türkiye'nin savaştığı bir taraf haline getirilmiştir.
Bu yönüyle bakıldığında egemen bir devlet olarak Türkiye, PKK silahlı terör örgütünün varlığını ve egemenliğini meşrulaştırmıştır. Bu çok vahim bir noktadır. Bugüne kadar egemen bir devletiz ve istediğimiz anda terör örgütünün Türkiye Cumhuriyeti Devletine karşı tehdit olacağı her türlü unsura karşı tedbir almak bizim görevimiz diyorduk. Ama bu saatten sonra uygulanan politikalarla AK Parti hükümeti PKK'yı böyle bir egemen devlete yönelik tehdit unsuru olmaktan çıkarttığı için artık bu konuda uluslararası desteği talep etme noktasında bile Türkiye'nin elini zayıflatmıştır. Yurtdışındaki varlığını meşrulaştırmıştır." dedi
Türkiye'nin, Suriye sınırlarında çok önemli sorunlar yaşandığını da belirten Vural, sınır ilçelerinde sokaklarda silahlı insanların dolaştığını, huzursuzluğun arttığını söyledi ve hükümetin sınırda kontrolü ele alacak ve hukuku hâkim kılacak tedbirler almasını istedi.
Suriye'deki gelişmelerin rejim sorununu aştığını, etnik zemine dayalı çatışma ortamına dönüştüğünü ifade eden MHP'li Vural, bu tablonun Hatay'a sıçramasının kenti çok etkileyeceğini dile getirdi.
MHP'li Vural, Hataylıların bütün hoşgörüsüyle birlik ve beraberlik içinde yaşadığını belirtirken Hataylıların içine fitne sokulmak istendiğini de savundu.
Hatay Milletvekili Şefik Çirkin de Cilve gözü sınırında telleri aşarak Türkiye'ye geçmek isteyen bir Suriyeliyi durduran gümrük memurunun Silopi'ye sürüldüğünü öne sürerek, "Bundan sonra hangi gümrük görevlisi hangi işe karışabilir? Hükümet memurunu aciz duruma düşürdü. Hükümet memuruna sahip çıkmadı." dedi
Daha sonra MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural gazetecilerin sorularını da cevapladı.
MHP'li Vural, bir gazeteci tarafından çözüm sürecine ilişkin komisyonun bugün ilk toplantısını yapacağının hatırlatılması üzerine, bunun TBMM tarihinin utanç verici tablolarından biri olduğunu öne sürdü ve "Komisyona üye verenler, aslında PKK'nın istek ve arzularını Meclis'e getirmişler ve millet iradesini silaha teslim etmişlerdir. Şekli bir komisyondur. Hukuki ve siyasi meşruiyeti yoktur. Bozacının şahidi şıracı, şıracının şahidi bozacı olmaktan öteye anlam taşımıyor." dedi
Başka bir gazetecinin Başbakan Erdoğan'ın Akil İnsanlar Heyeti ile bugün toplantı yapacağı anımsatılması üzerine de Vural, "Bizim gördüğümüz parti içi bir toplantıdır bu. Buradan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a sesleniyorum; Bu akillerini şehit ve gazi ailelerimize bulaştırma. Onlar onurlu ve şerefli mücadele sürdürmüş insanların aileleridir. Onların onur ve şerefini kirli pazarlıklara alet etmeyin." diye konuştu.
MHP'li Vural, çözüm süreci ile birlikte şehit ve gazi ailelerinin baskı altına alındığını ve yönlendirilmek istendiğini de sözlerine ekledi.
H. Alper Durmaz
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, terör örgütünün yurt dışına silahlarıyla birlikte çekilmesine izin vermenin örgütü meşrulaştırmak anlamına geldiğini savundu ve Türkiye'nin diğer devletlere bundan sonra terör ile ilgili uluslararası işbirliği çağrısının söz konusu olamayacağını ifade etti.
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, çözüm sürecini eleştirdi ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın terör örgütünün taleplerini yerine getirmek için ameliyat masasının başına geçtiğini iddia etti.
MHP'li Vural, çözüm sürecine ilişkin Meclis Araştırma Komisyonu'na üye veren siyasi partilerin, terör örgütünün istek ve arzularını Meclis'e taşıdığını da öne sürdü.
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, sözlerinde şunları kaydetti:
"Çözüm ve barış süreci adı altında milletimizin kimliğini ve devletimizin temellerinin pazarlık konusu yapıldığı bu süreç çerçevesinde PKK Terör örgütünün taleplerini yerine getirmek için Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ameliyat masasının başına geçmiştir ve ameliyat yapmaktadır. Aslında gelinen bu noktada gerek cumhuriyet ekseninde, gerek milli kimlik ekseninde, gerek egemenlik ekseninde ve gerekse devlet ekseninde yapılan bütün tartışmalar aklımıza ünlü ressam Van Gogh'u getiriyor. Biliyorsunuz? Van Gogh kulaklarını neden kestiğini sorduklarında "kendi portremi yapıyordum. Kulakları resme oturtamayınca kesip attım." demiş.
İşte bugün geldiğimiz bu noktada Başbakan da tıpkı Van Gogh gibi ezeli ve ebedi başkan olabilmek, ABD ve İsrail'in BOP amaçlarına uygunluk açısından yeni Türkiye resmi çiziyor ve bu yeni Türkiye'nin önünde de engel gördüğü milli kimliği ve cumhuriyeti budama yoluna gidiyor. Milletin değerlerini bu ikbal uğruna kesip atmaktan da bir rahatsızlık duymuyor.
Geldiğimiz bu noktada bu budama işini pazarlığa oturduğu PKK'nın silahlarının gölgesi altında PKK'yı koalisyon ortağı olarak yapmak istiyor. PKK terör örgütü kurşunları ile kınalı kuzularımızın bacaklarını, kollarını ve birçok evladımızın canını alıyordu. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'da başkanlık sevdası uğruna milletimizin tarihini, değerlerini, kimliğini, birlik ve bütünlüğünü kesip atmak için büyük güçlerin böl, parçala, yut siyasetine hizmet ediyor. İşte AK Partinin Türkiye projesi budur. Öcalan'ın ifadeleri ile yeni Türkiye, Başbakanın ifadeleri ile yeni Türkiye böyle bir Türkiye'dir. Hepimizin ortak değerlerini kesip biçiyorlar. "Analar ağlamasın" sloganı ile de bunu bize yutturmak ve hazmettirmek istiyorlar.
Çözüm ve barış süreci için atılan bu adımlar? Bugüne kadar PKK terör örgütü, Türkiye Cumhuriyeti devletinin ve milletinin egemenlik haklarına silah zoruyla tehdit oluşturarak egemenliğini yok etmek isteyen bir terör örgütüydü. Böyle bir terör örgütü karşısında egemen bir devlet olarak Türkiye olarak diğer devletleri egemenliğimize yönelik böyle bir silahlı terör örgütüne karşı uluslararası mücadele vermeye çağırıyorduk. Ama bugün geldiğimiz bu noktada Türkiye Cumhuriyeti Devleti uluslararası bir tuzağa düşmüştür ve düşürülmüştür. Bugün PKK terör örgütü maalesef bu yönüyle bakıldığında bir terör örgütü olmaktan çıkarılmıştır. Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin muhatabı haline dönüştürülmüştür. Adeta Türkiye'nin savaştığı bir taraf haline getirilmiştir.
Bu yönüyle bakıldığında egemen bir devlet olarak Türkiye, PKK silahlı terör örgütünün varlığını ve egemenliğini meşrulaştırmıştır. Bu çok vahim bir noktadır. Bugüne kadar egemen bir devletiz ve istediğimiz anda terör örgütünün Türkiye Cumhuriyeti Devletine karşı tehdit olacağı her türlü unsura karşı tedbir almak bizim görevimiz diyorduk. Ama bu saatten sonra uygulanan politikalarla AK Parti hükümeti PKK'yı böyle bir egemen devlete yönelik tehdit unsuru olmaktan çıkarttığı için artık bu konuda uluslararası desteği talep etme noktasında bile Türkiye'nin elini zayıflatmıştır. Yurtdışındaki varlığını meşrulaştırmıştır." dedi
Türkiye'nin, Suriye sınırlarında çok önemli sorunlar yaşandığını da belirten Vural, sınır ilçelerinde sokaklarda silahlı insanların dolaştığını, huzursuzluğun arttığını söyledi ve hükümetin sınırda kontrolü ele alacak ve hukuku hâkim kılacak tedbirler almasını istedi.
Suriye'deki gelişmelerin rejim sorununu aştığını, etnik zemine dayalı çatışma ortamına dönüştüğünü ifade eden MHP'li Vural, bu tablonun Hatay'a sıçramasının kenti çok etkileyeceğini dile getirdi.
MHP'li Vural, Hataylıların bütün hoşgörüsüyle birlik ve beraberlik içinde yaşadığını belirtirken Hataylıların içine fitne sokulmak istendiğini de savundu.
Hatay Milletvekili Şefik Çirkin de Cilve gözü sınırında telleri aşarak Türkiye'ye geçmek isteyen bir Suriyeliyi durduran gümrük memurunun Silopi'ye sürüldüğünü öne sürerek, "Bundan sonra hangi gümrük görevlisi hangi işe karışabilir? Hükümet memurunu aciz duruma düşürdü. Hükümet memuruna sahip çıkmadı." dedi
Daha sonra MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural gazetecilerin sorularını da cevapladı.
MHP'li Vural, bir gazeteci tarafından çözüm sürecine ilişkin komisyonun bugün ilk toplantısını yapacağının hatırlatılması üzerine, bunun TBMM tarihinin utanç verici tablolarından biri olduğunu öne sürdü ve "Komisyona üye verenler, aslında PKK'nın istek ve arzularını Meclis'e getirmişler ve millet iradesini silaha teslim etmişlerdir. Şekli bir komisyondur. Hukuki ve siyasi meşruiyeti yoktur. Bozacının şahidi şıracı, şıracının şahidi bozacı olmaktan öteye anlam taşımıyor." dedi
Başka bir gazetecinin Başbakan Erdoğan'ın Akil İnsanlar Heyeti ile bugün toplantı yapacağı anımsatılması üzerine de Vural, "Bizim gördüğümüz parti içi bir toplantıdır bu. Buradan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a sesleniyorum; Bu akillerini şehit ve gazi ailelerimize bulaştırma. Onlar onurlu ve şerefli mücadele sürdürmüş insanların aileleridir. Onların onur ve şerefini kirli pazarlıklara alet etmeyin." diye konuştu.
MHP'li Vural, çözüm süreci ile birlikte şehit ve gazi ailelerinin baskı altına alındığını ve yönlendirilmek istendiğini de sözlerine ekledi.
H. Alper Durmaz
