2020-12-18 - 16:23
2021 YILI BÜTÇE GÖRÜŞMELERİNDE SON GÜN
TBMM Genel Kurulu, bütçenin tümü üzerindeki görüşmeleri yapmak üzere Meclis Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop başkanlığında toplandı. Genel Kurulda, 2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi ve 2019 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi kabul edildi.
Gündeme geçmeden önce değerlendirmelerde bulunan Şentop, 2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2019 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi'nin, Plan ve Bütçe Komisyonunda 21 Ekim-27 Kasım tarihleri arasında görüşülerek kabul edildiğini hatırlattı.

TBMM Genel Kurulu'nun, 7 Aralık Pazartesi günü başladığı bütçe görüşmelerini bugün tamamlayacağını belirten Şentop, bu süreçte Genel Kurulda 11 gün boyunca, 71 oturumda toplam 143 saatlik çalışma yürütüldüğünü bildirdi.

Bugünkü kapanış görüşmelerinden sonra Genel Kurulda yapılacak oylamayla bütçe ve kesin hesap kanun tekliflerinin görüşmelerinin tamamlanacağını söyleyen Şentop, bütün partilere mensup milletvekillerinin, bilhassa bütçe görüşmeleri sürecinde Meclis kürsüsünden dile getirdikleri görüş ve önerileri, milletin büyük bir merak ve ilgiyle izlediğini ifade etti.

Şentop, millet iradesinin tecelli ettiği TBMM çatısı altında yürütülen çalışmaların bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da büyük bir olgunlukla devam edeceğine inancının tam olduğunu belirtti.

Bu yıl Meclis çalışmalarının bütün dünyada olduğu gibi Kovid-19 salgınının etkileri altında gerçekleştirdiklerine dikkati çeken Şentop, "Bu dönemde bir yandan TBMM olarak üstümüze düşen yasama, denetim ve temsil faaliyetlerini yerine getirmeye çalışırken diğer yandan bu süreci en az sıkıntıyla atlatmaya çalışıyoruz. Bu zorlu şartlara rağmen bugüne kadarki bütçe görüşmeleri sürecinde gerek komisyon gerekse Genel Kurul aşamalarında çalışmalara katılan, müzakere ve katkı sağlayan bütün Meclis Başkanvekillerimize, Divan üyelerimize, Grup Başkanvekillerimize, milletvekillerimize, bakanlarımıza, bürokratlarımıza ve Meclis çalışanlarımıza özverili çalışmalarından dolayı teşekkür ediyorum." dedi.

Şentop, bugün görüşmeleri tamamlanacak 2021 yılı bütçesinin, hayırlı olmasını diledi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile AK Parti Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş bütçe görüşmelerini takip etmek üzere Genel Kurula geldi.

MHP Genel Başkan Yardımcısı, Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı, "Geçmişte talep etiğimiz silahları ve füze savunma sistemlerini satmayan ABD?nin 'S-400?ü niye aldınız?' diye yaptırım kararı alması hukuksuzluktur, saygısızlıktır. Türkiye?nin neyi kimden alacağına kimse karışamaz." dedi.

Kalaycı, TBMM Genel Kurulunda, 2021 yılı bütçesinin tümü üzerinde MHP Grubu adına söz aldı.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin, Türk milletinin tarihi misyonuna ve devlet geleneğine uygun bir yönetim modeli olduğunu belirten Kalaycı, "Anayasamız ile güvence altında bulunan cumhuriyetin temel nitelikleri, milli ve üniter devlet yapımız, Türk milli kimliği, Atatürk, demokratik rejim ve temel insan hakları gibi değerler kırmızı çizgilerimizdir." diye konuştu.

Türkiye'ye yönelik saldırıların etkisiyle 2018 yılının son çeyreğinden itibaren 3 çeyrek daralan Türkiye ekonomisinin, gerekli önlemlerin zamanında ve cesaretle alınması sonucu 2019 yılının ikinci yarısından itibaren güçlü bir şekilde toparlandığını ve yüzde 0,9 ile beklentilerden hızlı büyüdüğünü belirten Kalaycı, "2019 yılında başta uluslararası kuruluşlar olmak üzere ekonomimizde yüksek daralma bekleyenlerin, olumsuz tablo çizenlerin hepsi ters köşe olmuştur." ifadesini kullandı.

Türkiye'nin, 2020 yılının ilk çeyreğinde yüzde 4,4 büyüme ile Avrupa Birliği, G20 ve OECD ülkeleri arasında en güçlü büyüme performansı gösteren ülke olduğunu anımsatan Kalaycı, "Türkiye, Kovid-19 salgınının ekonomi üzerindeki olumsuz etkisini azaltmak amacıyla bir dizi tedbiri süratle uygulamaya koymuştur. Üretimin ve tedarik zincirinin kesintiye uğramaması, istihdamın korunması ve finansal sistemin sağlıklı işleyişinin sürdürülmesi için eşgüdümlü politika adımları atılmıştır. Böylelikle salgının yıkıcı etkisi birçok ülkeye göre nazaran Türkiye?de daha az düzeydedir." değerlendirmesini yaptı.

Türkiye'nin 2020 yılı ekonomik büyüme hedefinin yüzde 0,3 öngörüldüğünü ancak bu rakamın muhtemelen aşılacağını dile getiren Kalaycı, iddiaların aksine, açılan ve kapanan şirket ve esnaf sayılarının pozitif görünümde olduğunu söyledi. Kalaycı, finansal istikrarın sürdürülebilirliği açısından hane halkı ve reel kesim borçluluğunun da Türkiye'ye benzer ülkelere ve AB ortalamasına kıyasla düşük riskliliğini sürdürdüğünü ifade etti. Kalaycı, şöyle devam etti:

"Esnafın vergi, prim, kredi borçlarının belirli bir süre ertelenmesi ve sicil affının güncellenmesi yararlı olacaktır. Ayrıca, esnaf ve sanatkarımızı korumak için AVM ve büyük market zincirlerinin şehir merkezinde şube açmaları adil rekabet şartlarını bozmayacak şekilde kurallara bağlanmalıdır. Çiftçilerimizin Tarım Kredi ve Ziraat Bankasına olan kredi borçlarına da kamu alacaklarının yapılandırılmasında öngörülen şartlarda bir yapılandırma imkanı verilmelidir. Kur artışlarının etkisiyle başta gübre, mazot, yem, elektrik gibi tarımsal girdilerin fiyatları artmıştır. Çiftçilerimizin girdilerini uygun fiyatla alabilmesi sağlanmalıdır. Üreticilere sağlanan yüzde 75?i hibe tohum desteğinin kapsamı genişletilmelidir. Hayvancılık açısından yem maliyetinin azaltılması ve kaba yem açığının giderilmesi büyük önem taşımaktadır. Kaliteli yem ve bitkilerin üretimi ve hayvancılık destekleri artırılmalıdır. Elektrik faturaları önemli bir maliyet unsuru olmuştur. Ailelere yönelik sağlanan elektrik fatura desteği dar gelirli vatandaşlarımız için önemli bir adım olmuştur. Çiftçinin, sanayicinin ve esnafın elektrik faturası yükünü hafifletecek adımlar da atılmalıdır. 2021 yılına dair asgari ücretin belirlenmesi çalışmaları devam etmektedir. MHP olarak net asgari ücretin açlık sınırının üzerine çıkarılması görüşündeyiz. Ayrıca asgari ücretliye büyükşehirlerde ulaşım desteği verilmesini ve asgari ücretten vergi alınmamasını savunuyoruz."

Türkiye'nin, dünyanın ve içinde bulunduğu bölgenin çetin ve zorlu şartlarında olağanüstü bir diriliş ve yükseliş azmiyle öne çıktığını dile getiren Kalaycı, "Bölgesel ve küresel ölçekte her alanda uluslararası hukuka uygun, meşru ve milli politikalarla bekamıza, güvenliğimize, egemenlik haklarımıza ve tarihi mirasımıza sahip çıkılmaktadır." dedi.

Terörle mücadelenin kararlı, etkin ve başarılı bir şekilde devam ettirildiğini vurgulayan Kalaycı, "Artık terörün sonuna yaklaşılmaktadır. Kanlı örgütün dağ kadrosu da günbegün erimekte, elebaşları bir bir imha edilmektedir. İç barış ve huzur ortamı güçlü bir şekilde tesis edilmektedir." diye konuştu.

Bölgenin barış ve istikrarı için doğal kaynakların adaletli ve hakkaniyet ölçülerine dayalı paylaşımının vazgeçilmez önemde olduğuna işaret eden Kalaycı, "Hiç kimse fiili durum yaratmaya çalışmamalıdır. Türkiye?nin kimsenin hakkında gözü yoktur. Kimseye de haklarını çiğnetmeyecektir. Egemenlik haklarımız dokunulmazımızdır." ifadelerini kullandı.

ABD ile ilişkilerin ekonomik, siyasi ve güvenlik boyutlarıyla her iki tarafın karşılıklı çıkarlarına hizmet edecek şekilde, eşitlik ve karşılıklılık temelinde yürütülmesinin esas olması gerektiğini belirten Kalaycı, "Geçmişte talep etiğimiz silahları ve füze savunma sistemlerini satmayan ABD?nin 'S-400?ü niye aldınız?' diye yaptırım kararı alması hukuksuzluktur, saygısızlıktır. Türkiye?nin neyi kimden alacağına kimse karışamaz. NATO kapsamında bir müttefikimiz görünen ABD, önce dost mu düşman mı buna karar vermeli, müttefiklik hukukuna bağlı olup olmadığını gözden geçirmelidir." değerlendirmesinde bulundu.

Kalaycı, küresel ve bölgesel gelişmelerin seyri hangi yönde olursa olsun Türkiye'nin, hak ve menfaatlerini koruma kararlılığı ile politikalarını yürüterek kime yahut neye göre değil milli perspektiften ve başkent Ankara vizyonuyla bakışını devam ettireceğini kaydetti.

MHP İstanbul Milletvekili İsmail Faruk Aksu, "Tüm dünyayı sarsan krizler yokmuş gibi davranmak, ekonomik güvenliğimizi tehdit eden gelişmelere kör ve sağır olmak samimiyetsizlik, Türkiye'nin verdiği terör mücadelesini görmezden gelmek ise vicdansızlık olacaktır. Bunları dikkate almadan yapılan değerlendirmeler ise salgından ve afetlerden siyasi rant devşirmek çabası olarak görülecektir." dedi.

Aksu, TBMM Genel Kurulunda, 2021 yılı bütçesinin tümü üzerinde MHP Grubu adına söz aldı.

2021 yılı bütçesinin ilk kez program bütçe esaslarına göre hazırlandığını ve merkezi yönetim bütçesindeki ödeneklerin 68 program arasında dağıtıldığını dile getiren Aksu, program bütçeyle kamu hizmetleriyle kaynak tahsisleri arasında güçlü bir bağ kurulduğunu, hedeflerle kaynaklar ilişkilendirilerek çıktı ve sonuç odaklı bir yaklaşım ortaya konulduğunu belirtti.

Bütçe teklifinin, 2021-2023 dönemini kapsayan Yeni Ekonomi Programı'nda çerçevesi çizilen hedeflerle uyumlu olarak hazırlandığının altını çizen Aksu, "Bütçe teklifinin dikkat çekici yönü sağlık, eğitim, tarım ve sosyal destek harcamalarındaki yüksek artışlardır." dedi.

"Bütçenin en önemli özelliklerinden birisi de yatırım öncelikli olmasıdır." ifadesini kullanan Aksu, 2020 yılında 56,6 milyar lira olan sermaye gideri ödeneklerinin yüzde 83 oranında artırılarak merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idarelere, yatırımları için 103,7 milyar lira ödenek tahsis edildiğini belirtti.

Aksu, ekonomik sınıflandırmaya göre, 2021 yılı merkezi yönetim bütçe ödenekleri içinde en büyük payı, yüzde 41,6'yla cari transferler, yüzde 22,4'le de personel giderlerinin aldığını dile getirerek şöyle devam etti:

"Bütçelerin niteliği, şüphesiz kaynak tahsisinin nasıl önceliklendirildiği ile yakından ilişkilidir. Bu doğrultuda bakıldığında, kaynakların öncelikli olarak sağlığa, eğitime, sosyal korumaya, yatırıma, teşvik ve desteğe ayrıldığı; özellikle salgın nedeniyle oluşan belirsizlikleri gidermeye, öngörülebilir bir ekonomik düzen tesis etmeye, yatırımcı, üretici, çalışanlarımız, emeklilerimiz ve dar gelirli vatandaşlarımız için güvenli bir gelecek inşasına yönelik olduğu anlaşılmaktadır."

2021 yılı bütçesinin, Kovid-19 salgınının tüm ekonomileri derinden etkilediği, küresel ekonomiye ilişkin belirsizliklerin arttığı bir konjonktürde hazırlandığına dikkati çeken Aksu, salgının ortaya çıkardığı ağır şartlar altında önceliklerin belirlenmesi, hedeflerin tutarlı olarak ifade edilmesi ve geleceğe yönelik belirsizliklerin giderilmesi açısından, salgın sürecinin kendine özgü şartlarının dikkate alınmasının özel önem arz ettiğini söyledi. Aksu, "Toplumsal dayanışmanın, insan sağlığına ve güvenliğine yapılan yatırımların öneminin ortaya çıktığı bu süreçte Türkiye, sağlık altyapısı, sosyal güvenlik sistemi, kurumsal ve beşeri kapasitesi, etkili hükümet sistemi ve yönetim şekli, sevk ve idare yeteneği, insan merkezli medeniyet tasavvuru ve bunlara uygun politikalarıyla bu sürecin yönetiminde, dünyada öne çıkan başarılı ülkelerden birisi olmuştur." ifadesini kullandı.

Salgın nedeniyle büyük yaralar alan dünya ekonomisi gibi Türkiye ekonomisinin de bu süreçten olumsuz etkilendiğini anımsatan Aksu, şu değerlendirmeyi yaptı:

"Tüm dünyada neredeyse durma noktasına gelen bir sektörel üretim yapısı söz konusu olmuştur. Bu dönemde firmaların, yatırım-üretim kararlarını olumsuz yönde etkileyen sermaye ihtiyaçlarının salgın sürecinin gereklerine uygun olarak teşvik sistemiyle karşılanması önemli hale gelmiştir. Türkiye bu yönde önemli teşvik ve destekler uygulamış, işten çıkarma yasağı, kısa çalışma ödeneği, vergi ertelemeleri, normalleşme desteği, kredi faiz indirimleri ve nakit desteği gibi uygulamaları süratle hayata geçirmiştir. Üretimin ve tedarik zincirinin kesintiye uğramaması, istihdamın korunması ve finansal sistemin sağlıklı işleyişinin sürdürülmesi için eş güdümlü politika adımları devreye konulmuş, konulmaya da devam edilmektedir. Bu kapsamda, esnaf ve sanayicimiz, çiftçimiz, dar gelirlilerimiz, çalışanlarımız, muhtaçlarımız ve tüm toplum kesimleri rahatlatılmış, eş zamanlı olarak da ekonomide yeniden çarkları döndürmeye dönük etkin ve kararlı adımlar atılmıştır. Bu çerçevede Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan?ın esnafımıza yönelik destek paketi açıklamaları da beklentilere uygun önemli bir adım olmuştur. Böylece, salgının olumsuz etkisi en aza indirilmiş, ekonomik faaliyette yılın üçüncü çeyreğinden itibaren de hızlı bir toparlanma başlamıştır."

Türkiye ekonomisine ilişkin değerlendirmeler yapılırken son yıllarda ülke bekasına yönelik saldırılar ile ekonomi üzerinden yapılan operasyonlar ve bunlarla mücadelenin getirdiği ekonomik maliyetin dikkate alınması gerektiğini söyleyen Aksu, şöyle konuştu:

"Tüm dünyayı sarsan krizler yokmuş gibi davranmak, ekonomik güvenliğimizi tehdit eden gelişmelere kör ve sağır olmak samimiyetsizlik, Türkiye'nin verdiği terör mücadelesini görmezden gelmek ise vicdansızlık olacaktır. Bunları dikkate almadan yapılan değerlendirmeler ise salgından ve afetlerden siyasi rant devşirmek çabası olarak görülecektir. Şüphesiz vatandaşlarımız daha fazla refah beklentisi içindedir. Vatandaşlık vecibelerini bihakkın yerine getiren insanımızı çağdaş medeniyet düzeyine ve hatta ötesine taşımak için gayret göstermek hepimizin ortak sorumluluğudur. Salgının etkisinin azaltılmasına ve üretimin desteklenmesine yönelik tedbirlerle, bugünkü konjonktürel sıkıntılar inşallah aşılacak, ekonomide sağlanacak iyileşmeye de paralel olarak vatandaşlarımızın ertelenen talepleri de karşılanacaktır."

Reformist adımların Türkiye?nin gücüne güç katacağına inandıklarını vurgulayan Aksu, bunun için hukuk normlarında, vergilemede ve bürokratik işlemlerde, yatırım için her bakımdan öngörülebilir, istikrarlı ve güvenilir, yerli ve yabancı yatırımcı için bütünüyle kurumsal hale gelmiş bir yatırım ortamının teşekkül ettirilmesinin önem arz ettiğini kaydetti.

CHP Konya Milletvekili Abdüllatif Şener, Türkiye'nin mahpus sayısı açısından dünyanın 8. büyük ülkesi olduğunu, önceki ülkelerin nüfus açısından Türkiye'nin 4 katı olan ABD, 17 katı olan Çin, 2,5 katı olan Brezilya, iki katı olan Rusya ve 16 katı olan Hindistan olduğunu belirterek, "Hani diyordunuz ya 'dünya lideri' diye. Bunu gördüğümde dedim 'yakaladım.' Hapishane ve mahpus sayısında dünya lideri." dedi.

Şener, TBMM Genel Kurulunda, 2021 yılı bütçesinin tümü üzerinde CHP Grubu adına söz aldı.

AK Parti İzmir Milletvekili Binali Yıldırım'ı karşısında görünce aklına gelen bir anekdotu paylaşmak istediğini belirten Şener, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a, kendisinin de bir bakanı olduğu hükümetin başbakanlığını yaptığı dönemde, bir helikopter seyahatinde Thomas Friedman'ın "Dünya Düzdür" kitabının çeviri nüshasıyla özetini sunduğunu anlattı.

Kitapta sözü edilen küreselleşmenin 3. evresinin ilk yıllarının, AK Parti hükümetinin ilk senelerine denk geldiğini belirten Şener, bu dünya düzeninde, Afrika savanlarındaki aslan ve ceylanların rekabetinin, dünya ülkeleri arasında yaşandığını ifade etti.

Şener, dünyanın en zengin ama nüfusu az olan ülkelerinin, nüfusları kalabalık gelişmemiş ülkeleri kaynak transferi ve ihtiyaçlarına göre yapılandırarak yönettiklerini vurgulayarak, "Eğer kendini sonbahar rüzgarlarına bırakırsan, plansız programsız, hükümet etmek hay huyla geçerse, sonunda küresel rüzgarlar sizin ekonominizi sizin ihtiyacınıza göre değil kendi ihtiyacına göre yapılandırırlar. Türkiye'nin geldiği nokta maalesef budur." diye konuştu.

CHP'li Şener, Türkiye'nin, dünyada işsizliğin en yüksek olduğu ülkelerden biri olduğunu belirterek, "Şu anda Türkiye'de bulunan işsizlik, Cumhuriyet tarihi boyunca tüm iktidarların işsizlik rakamlarından çok daha kötüdür. OECD ülkelerinde, 37 ülke, Türkiye en fazla işsizliğin olduğu ülkedir. 179 dünya ülkesine baktığınızda yine aynı şeyi görürsünüz. İşsizliğin en fazla olduğu ülkelerden biri Türkiye'dir. Bu ortamda gençlerimiz perişandır, mahvolmuşlardır, umutlarını ellerinden almışsınızdır, geleceğe umutla bakamaz hale getirmişsinizdir." dedi.

Türkiye'de çalışanların da yanlış ekonomik politikalar nedeniyle perişan olduğunu savunan Şener, çalışan olarak gösterilen kişilerin üçte birinin kayıt dışı, sigortasız olduğunu söyledi.

Abdüllatif Şener, Türkiye'de çalışanların yarısının asgari ücretle, açlık sınırının altında ücretle istihdam edildiklerini belirterek, "Yüzde 70'i de yoksulluk sınırı içerisinde yaşıyor. Enflasyon tüm gelir gruplarını vuruyor. Dünyanın en yüksek enflasyonlarından biri Türkiye'de. Gıda enflasyonu, resmi enflasyonun iki katı." ifadelerini kullandı.

Pek çok sektörün müşterisizlikten kan ağladığını öne süren Şener, dükkanını kapatan esnafa karşılıksız destek uygulamasını Mısır'ın bile hayata geçirdiğini; Türkiye'de ise ücretsiz izne ayrılan çalışana günlük 39 lira veren hükümetin esnafa bin lira yardımda bulunduğunu kaydetti.

Şener, 1930'da CHP'nin iktidarında yürürlüğe giren Umumi Hıfzıssıhha Kanunu'nun 83. maddesinde, salgın hastalık halinde evinde kalmak zorunda kalanlara ücret ödenmesinin hükme bağlandığını anımsatarak, "65 yaş üstü, 20 yaş altı diye evlerine hapsettiğiniz, dışarı çıktıkları zaman ağır cezalar verdiğiniz, şu ana kadar tek bir lira vermediğiniz kesim için, 1930 tarihli kanun diyor ki, 'onlara asgari ücret düzeyinde para vermek zorundasın.' Bakın Hıfzıssıhha Kanunu halen yürürlükte ve siz ödemiyorsunuz. Kanuna uymayı bile beceremiyorsunuz." diye konuştu.

"İktidarın, 2021 yılı bütçesinde 8-10 milyon çiftçiye verilecek tarım desteği tutarını 21 milyar liraya indirdiğini ancak yandaş müteahhitlere 31 milyar lira ödenek ayırdığını" öne süren Şener, çiftçinin 130 milyar liralık borcunun sürekli faizle yapılandırıldığını belirtti. Şener, "Ne faizci bir hükümet oldunuz. Çiftçinin, esnafın, yapılandırdığınız kredilerden dolayı faiz ödeyecek hali mi kaldı?" dedi.

Süt inekçiliği yapanların maliyetlerini karşılayamadığı için battığını savunan Şener, "Sizin bu ithalat merakınız, Türk çiftçisini değil, Sırbistan, Arjantin, Brezilya'nın, dünyanın diğer ülkelerinin çiftçisini besliyor." ifadesini kullandı.

Pancar fiyatlarının geç ve düşük açıklandığı için üreticinin perişan olduğunu öne süren Şener, öte yandan Konya Ovası'na yönelik sulama sorununun çözümüne yönelik bir proje hazırlanmadığını belirtti.

Kanal İstanbul Projesi'nin, etrafından arsa alanlara rant sağlamak dışında bir işe yaramayacağını iddia eden Şener, "Kanal İstanbul için ayrılacak tutarın dörtte birinin Konya Ovası'nın sulama sorununu çözeceği; kalan kısmın da diğer illerdeki vatandaşlara iş ve aş sağlayabileceği" görüşünü savundu.

CHP'li Şener, Birleşmiş Milletlerin bir raporuna göre hazırladığı grafiği göstererek, Türkiye'deki nüfusun yüzde 1'inin ülke gelirinden aldığı payın, nüfusun yüzde 50'sinin gelirinden fazla olduğunu kaydetti. Şener, "Bu taksimi kurt yapmaz kuzulara şah olsa. Ama siz yapıyorsunuz." dedi.

Nüfusun yüzde 1'inin ülke gelirinden aldığı pay açısından, gelir dağılımı en bozuk 5 ülkeden birinin Türkiye olduğunu anlatan Şener, "Bir numara Katar, bizimkilerdeki Katar sevgisinin nereden geldiği belli, kendilerine benziyor. Böyle politika olmaz, vazgeçin." ifadesini kullandı.

Konuşması sırasında kavramları karıştırması nedeniyle milletvekillerinin laf atması üzerine de Şener, "Size ders çalışmak için biraz uykumu az aldım, ondan kaynaklanıyor." karşılığını verdi.

Şener, iktidarın, Cumhuriyet tarihi boyunca yapılandan daha fazla hapishane yaptığını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Atladığınız tek bir yıl yoktur. 2014 yılında 14, 2015'te 18, 2016'da 38, 2017'de 12, 2018'de 15, 2019'da 26, 2020'de 18. '2021'de de 39 yeni cezaevi açılacak.' demişsiniz. 2002'de 58 bin mahpus var, 2019'da 291 bin 500 mahpus var. FETÖ'den önceki sayınız da 232 bin. Af yasasıyla 45 bin kişi çıkmış, şu anda 265 bin kişi içerde. Böyle bir mantık olmaz. İşiniz gücünüz sizi eleştiren, yanlışlarınızı ortaya dökmeye çalışan, gizlediğiniz sakladığınız devletin resmi rakamlarını, yandaş müteahhitlere verdiğiniz devletin milyarlık işlerini araştırmaya kurcalamaya çalışan biri olduğu zaman hemen tutuyorsunuz terör iltisaktan doğru mahkemeye."

***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***