AK PARTİ GRUP BAŞKANI GÜLER'İN KONUŞMASI:
AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, "Milli iradeyi her türlü gücün üzerinde tutan anlayışla, 'Terörsüz Türkiye' ve 'Terörden Arındırılmış Bölge' hedefimizden asla taviz vermiyoruz." dedi.
Güler, TBMM'nin açılışının 106. yılı ile 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla gerçekleştirilen TBMM Genel Kurulunun özel gündemli toplantısında yaptığı konuşmada, 23 Nisan 1920'nin bir milletin prangalarından kurtulduğu tarih olduğunu belirtti.
23 Nisan'ın zor şartlar altında dahi esareti kabul etmeyen bir milletin sarsılmaz duruşunu temsil ettiğini vurgulayan Güler, Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılışının kuru bir kurum teşekkülünden ibaret görülemeyeceğini dile getirdi.
Türk milletinin bağımsızlık aşkının tarih boyunca sayısız sınavdan geçerek daha da güçlendiğini dile getiren Güler, İstiklal sevdasının, gerektiğinde her türlü fedakarlığı göze alabilen bir inancın tezahürü olduğunu ifade etti.
Abdullah Güler, milli ve manevi değerlerin toplumu bir arada tuttuğunu, bu değerlerin sadece geçmişin mirası olarak ele alınamayacağını söyledi.
Demokrasinin kıymetini ve önemini öğreten çok çetin sınavlardan geçildiğini belirten Güler, devletin bekası için mücadeleler verildiğini, vesayetin ve birçok antidemokratik saldırının bertaraf edildiğini dile getirdi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde milli iradenin üzerinde hiçbir fani güç tanımadan, milletin tayin ettiği istikametten yollarına devam ettiklerini söyleyen Güler, Türkiye Yüzyılı hedefine Cumhur İttifakı ile omuz omuza ilerlediklerini vurguladı. Güler, şöyle devam etti:
"Milli iradeyi her türlü gücün üzerinde tutan anlayışla, 'Terörsüz Türkiye' ve 'Terörden Arındırılmış Bölge' hedefimizden asla taviz vermiyoruz. Ülkemizi küresel krizlerin ve savaşların ortasında güvenli bir liman olarak korumaya devam edeceğiz. İstiklalimizden ve istikbalimizden ödün vermeden, Sayın Cumhurbaşkanı'mızın ifade ettiği gibi 'Dünya 5'ten büyüktür, daha adil bir dünya mümkündür' mottosuyla sürdürdüğümüz bu yürüyüşte, sadece kendi sınırlarımızda değil, uluslararası alanda da dünya barışına katkı sunuyoruz. Diplomatik gücümüzün en somut örneği, ev sahipliği yaptığımız dev organizasyonlardır."
İstanbul'da gerçekleştirilen Parlamentolar Arası Birlik Genel Kurulu'nun, tarihin en yoğun katılımlı zirvelerinden biri olduğunu söyleyen Güler, Antalya Diplomasi Forumu ile de küresel barışın inşasına önemli katkılar sağlandığını dile getirdi.
- "Bağımsızlık, bir kez kazanılıp sonsuza kadar garanti altına alınan bir kazanım değildir"
AK Parti Grup Başkanı Güler, savaşların, ırkçılık, ayrımcılık gibi hastalıklı siyasetlerin, dünyanın bazı bölgelerinde yaşanan açlık, susuzluk ve ilaçsızlık gibi sorunların en fazla çocukları etkilediğine dikkati çekti.
Birleşmiş Milletler (BM) raporlarına göre Gazze'de yıllardır sistematik şekilde soykırıma maruz kalanların yüzde 70'ini kadın ve çocukların oluşturduğunu belirten Güler, yaşananların sadece izlendiğini ifade etti.
İran'da 168 kız çocuğunun bir ilkokula düzenlenen saldırıda sığındıkları mescitte katledildiğini, bu saldırının da katil İsrail'in siciline "soykırımcıların silinmez bir utanç notu" olarak geçtiğini dile getiren Güler, "Bu trajedi ve hunharlık, herhangi bir Batı ülkesinde yaşansaydı yer yerinden oynatılır, dünya ayağa kaldırılırdı. Ama ne yazık ki dünya, sessizlikle zulmü izlemeye devam ediyor." diye konuştu.
Vatan ve millet bilincinin ortak paydalar arasında yer aldığını belirten Güler, birlik ve beraberlik içinde hareket edildiğinde aşılamayacak hiçbir engelin bulunmadığının altını çizdi.
Abdullah Güler, şunları kaydetti:
"Unutmamalıyız ki bağımsızlık, bir kez kazanılıp sonsuza kadar garanti altına alınan bir kazanım değildir. Aksine, her neslin sahip çıkması, koruması ve yaşatması gereken canlı bir değerdir. Bu bilinçle hareket etmek, sadece bir sorumluluk değil, aynı zamanda milletimize olan borcumuzdur. Bu vesileyle, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere bu vatanı bizlere emanet eden tüm kahramanlarımızı rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum. Onların ortaya koyduğu mücadele, bugün hala bizlere ilham vermekte, onların fedakarlıkları yolumuzu aydınlatmaya devam etmektedir. Bu mirasa sahip çıkmak ve onu daha ileriye taşımak hepimizin ortak görevidir. Aziz milletimizin tecelligahı, Kurtuluş Mücadelemizin karargahı olan, 15 Temmuz'da hain FETÖ darbe girişiminde hedef olan, 'Gazilik' ünvanıyla müşerref olan Meclis'imizde görev yapıyor olmanın, milletimiz için mücadele veriyor olmanın, hakkı, hakikati, adaleti, vicdan ve merhameti savunuyor olmanın tüm milletvekili arkadaşlarımız açısından bir iftihar vesilesi olduğunu bir kez daha ifade ediyoruz."
MHP GRUP BAŞKANVEKİLİ AKÇAY'IN KONUŞMASI:
MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, "Meclisimiz, terörden arındırılmış, huzuru kavileşmiş, iç cephesi sağlam bir Türkiye idealine milli mutabakat zemini ve hukuki çerçeve kazandırmakla mükelleftir. Bu mükellefiyet, hepimizin omuzlarındadır." dedi.
Akçay, TBMM'nin açılışının 106. yılı ile 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla TBMM Genel Kurulu'nda gerçekleştirilen 23 Nisan özel oturumunda MHP Grubu adına konuştu.
TBMM'nin 106. kuruluş yıl dönümünün idrak edildiğini belirten Akçay, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, ilk Meclis'in üyelerini, aziz şehitleri, gazileri ve kahraman ecdadı rahmet ve şükranla andı.
TBMM'nin açılışını, "işgal altındaki vatanın istiklal ve hürriyet için şahlanışı" olarak nitelendiren Akçay, bunun aynı zamanda bir milletin kendi mukadderatına bizzat el koyuşu olduğunu ifade etti.
Meclis'in, Milli Mücadele'nin karargahı, İstiklal davasının meşru hukuk zemini olduğunu belirten Akçay, Meclis'in aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti'ni inşa eden kurucu iradenin ta kendisi olduğunu vurguladı.
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin Türkiye'nin tarihi tecrübesinin ve yönetim ihtiyaçlarının çağın gereklerine göre yeniden şekillenmiş hali olduğunu söyleyen Akçay, bu sistemle birlikte Meclis'in asli fonksiyonlarına daha güçlü bir şekilde kavuştuğunu, yasama, denetim ve temsil vasfının güçlendiğini vurguladı. Akçay, "Meclisimiz yüksek katılım, yüksek temsil, çoğulcu ve uzlaşmacı yapısıyla milli iradenin kapsayıcı mahiyetini güçlü biçimde yansıtmaktadır. Bu sebeple Meclisimize düşen görev büyüktür. Sadece kanun yapmakla yetinemeyiz. Demokrasiyi milli şuurla, hukuku ve hürriyeti sorumlulukla yoğurmalı ve güçlendirmeliyiz." değerlendirmelerinde bulundu.
- "Bu prangaları mutlaka kırıp atacağız"
Tarihin açık bir hakikati telkin ettiğini ifade eden Akçay, iç cephesi sarsılan milletlerin dış baskılara direnmesinin zor olduğunu vurguladı. Bundan dolayı 23 Nisan'ın, sadece harici işgale karşı direnişin değil, aynı zamanda iç cephenin tahkim ve takviyesinin de tarihi olduğunun altını çizen Akçay, iç cephenin, siyasi farklılıkları inkar etmek değil, milli meselelerde aynı istikamette ortak kader şuurunda birleşmek olduğunun altını çizdi.
Atatürk'ün iç cephenin güçlendirilmesine yönelik sözlerini hatırlatan Akçay, şunları kaydetti:
"İç cephenin önemini çok iyi bilen Atatürk, istiklal mücadelesini yürütürken Anadolu'da birlik ve beraberliği sağlamak, iç cepheyi güçlendirmek için bu isyanları bertaraf etmiştir. Terörsüz Türkiye hedefi, Türkiye Yüzyılı'nın kilit taşıdır. Bu hedef, yalnızca bir asayiş meselesi hiç değildir. Milli birliğin tahkimi, demokrasi ve hukukun daha da gelişmesi, huzurun tesisi bakımından hayati değerdedir. Bu anlayışla ülkemiz, kronikleşmiş prangalarından kurtulma iradesini kuşanmıştır. Bu prangaları mutlaka kırıp atacağız. Lakin böylesine hassas dönemlerde, milli meseleleri istismar edenler de vardır. Toplumsal fay hatlarını kaşıyan, sokakları tahrik eden zihniyetleri biliyoruz. Meclisimiz, terörden arındırılmış, huzuru kavileşmiş, iç cephesi sağlam bir Türkiye idealine milli mutabakat zemini ve hukuki çerçeve kazandırmakla mükelleftir. Bu mükellefiyet, hepimizin omuzlarındadır."
- "Yeni dönemde Türkiye, izleyen değil, yön verendir"
MHP Grup Başkanvekili Akçay, 21. yüzyılda yalnızca devletlerin mücadele etmediğini, medeniyet havzalarının ve jeopolitik hedeflerin acımasızca rekabet ettiğini dile getirdi.
Türkiye'nin tarihin hiçbir döneminde hadiselerin peşinden sürüklenmediğini belirten Akçay, Türkiye'nin istikameti tayin eden, nizam kuran ve krizleri devlet refleksi ile yöneten bir siyasi aklın taşıyıcısı olduğunu vurguladı.
Akçay, "Bu akıl, 'devlet ebet müddet, millet ebet müddet' şuuruyla tezahür etmiştir. Atatürk'ün 'Hangi istiklal vardır ki yabancıların nasihatleriyle, yabancıların planlarıyla yükselebilsin?' ikazını unutmayalım. 21. asırda devlet aklımız, kudret ile adaleti, hukuk ve demokrasiyi harmanlamaktadır. İşte bu şuurla hareket ediyoruz. Yeni dönemde Türkiye, izleyen değil, yön verendir. Küresel fırtınaların koptuğu bu devirde Türkiye'nin kılıcı keskin, sözü geçkindir." diye konuştu.
- "Çocuklarımızın gözlerindeki ışık sönmesin, içindeki aslanlar küsmesin istiyoruz"
23 Nisan'ın aynı zamanda çocuklara armağan edilmiş bir bayram olduğunu hatırlatan Akçay, bugünün çocuklara ithaf edilmesinin istikbalin onların temiz kalplerine emanet edilmesinin veciz ifadesi olduğunu dile getirdi. Akçay, "23 Nisan, işte bu yüzden yalnız bir bayram değil, atiye verdiğimiz ahittir. Bizlere düşen mukaddes vazife bellidir: Çocuklarımızın gözlerindeki ışık sönmesin, içindeki aslanlar küsmesin istiyoruz. Evlatlarımıza sadece müreffeh bir ülke bırakmayacağız, daha kudretli, kerim bir devlet, daha köklü bir demokrasi bırakmak mecburiyetindeyiz." dedi.
MHP Grup Başkanvekili Akçay, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nı kutladı.
CHP GENEL BAŞKANI ÖZEL'İN KONUŞMASI:
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "Terörsüz ve demokratik Türkiye sürecindeyiz. Partimize yönelik tüm saldırılara, hatta kapatma davası açılması talebine rağmen Orta Doğu'daki tehditleri görerek, Türklerin ve Kürtlerin kardeşliğinin önemini bilerek, bu milletin barışı ve bekası için bu süreci savunuyoruz ve daha fazla zaman kaybetmeden başarıya ulaşmasını bekliyoruz." dedi.
Özel, TBMM Genel Kurulu'nun, TBMM'nin açılışının 106. yılı ile 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla özel gündemli toplantısında yaptığı konuşmada, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nı kutladı.
Gazi Meclis'in, 106 yıl önce bağımsızlığa yürekten inanmış 115 temsilcinin katılımıyla açıldığını hatırlatan Özel, "Bu millet 23 Nisan 1920 sabahına kolay uyanmadı. Cumhuriyet'in ilanına giden yoldaki engeller de kolay aşılmadı. Milletimiz özgürlüğünü ve bağımsızlığını kazandığı bu yürüyüşte çok ağır bedeller ödedi ama sonunda milletin istikbalini yine milletin azim ve kararı belirledi. Buradan bir kez daha Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere Milli Mücadele kahramanlarımızı minnet ve rahmetle anıyorum." diye konuştu.
Türkiye'nin OECD ülkeleri arasında çocuk yoksulluğunda ikinci sırada olduğunu ve ülkede 8,5 milyon çocuğun yoksulluk çektiğini söyleyen Özel, her yıl ortalama 180 bin çocuğun suça bulaştığını ileri sürdü.
Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'taki okul saldırılarını anımsatan Özel, "Hatta Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'ta en acı haliyle tecrübe ettiğimiz gibi çocuklar cinayetler işliyor. Gelirde, vergide, mahkemelerde ve sosyal hayatta adaletsizlikler toplumsal çöküşe neden oluyor. Evlatlarımız okulda olmasalar bu kez iş cinayetlerinde ölüyorlar. MESEM'lerde, güvensiz koşullarda ucuz iş gücü haline getiriliyorlar. Son 13 yılda iş cinayetlerinde ölen çocuk sayısı 852'ye ulaştı. Bu ülkede birileri güvende, birileri değil." ifadelerini kullandı.
Özel, Adalet Bakanı Akın Gürlek'in bakanlık ve öncesinde görev yaptığı makamlara atanma süreçlerine ilişkin eleştirilerde de bulundu.
CHP'nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu ile seçilmiş belediye başkanlarının 1 yıldır hapiste tutulduğunu ifade eden Özel, şunları söyledi:
"Bu darbe ortadayken, darbeyi yapanların hukuksuzlukları ve haksız zenginleşmeleri kanıtlanmışken şimdi burada hangi hukuktan, demokrasiden bahsedeceğiz? Terörsüz ve demokratik Türkiye sürecindeyiz. Partimize yönelik tüm saldırılara, hatta kapatma davası açılması talebine rağmen, Orta Doğu'daki tehditleri görerek, Türklerin ve Kürtlerin kardeşliğinin önemini bilerek, bu milletin barışı ve bekası için bu süreci savunuyoruz ve daha fazla zaman kaybetmeden başarıya ulaşmasını bekliyoruz ama bu Meclis, Komisyon raporuna kayyumların son bulmasını yazdığı halde, buna rağmen hala 13 seçilmiş başkanın yerinde kayyumlar oturabilmektedir. Bu Meclis, Komisyon raporuna 'Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına uyulmalıdır' yazdığı halde halen bu kararlara uyulmamaktadır."
CHP'ye ve CHP'li belediyelere yönelik soruşturmalara tepki gösteren Özel, partisiyle alakalı "mutlak butlan" tartışmalarını anımsatarak, şunları kaydetti:
"Bu partinin evini yakmaya çalışanlar başarılı olursa bu Meclis'in, demokrasinin kül olmasına nasıl engel olacağız? Demokrasiye kasteden vesayetçiler her gün saldırıyor. Bu millet her sabah bir operasyona uyanıyor. Bizi iyi tanıyın. Biz boynumuzu veririz ama boyun eğmeyiz. Biz devleti kuran partiyiz. Bir avuç darbeciye teslim olmayız. Size saldırdıklarında da darbecilerin karşısındaydık, bize saldırdıklarında da darbecilerin karşısındayız çünkü biz sussak evlatlarımız susmayacak. Biz unutsak tarih unutmayacak, affetmeyecek ama şunu da bilin, Türkiye'de çok kirli ve riskli bir yol açılmıştır. Yarın günü gelir bir gözü dönmüş savcı, bir gizli tanık bulan her istediğine her iftirayı atabilir. Yarın günü gelir bir asliye hukuk hakimini şeytana uyduran her siyasi partinin il başkanlığını ele geçirebilir. Yarın günü gelir bölge adliye mahkemesine bastıran bir siyasi partinin seçilmişlerini görevinden edebilir. Ateşle oynuyorlar. Ateşle oynayan elini yakar, ateşle oynayan evini yakar."
Özel, 19 Mart 2025'ten beri partilerini değil demokrasiyi savunduklarını belirterek, "Unutmayın, bu milletten isteyin canını, evladını verir ama Atatürk'ün emaneti sandığı kimseye vermez." dedi.
Milletin son sözünü söylemek için sandığı beklediğini ileri süren Özel, boşalan milletvekillikleri için ara seçim yapılmasının Anayasal bir zorunluluk olduğunu savundu.
DEM PARTİ EŞ GENEL BAŞKANI BAKIRHAN'IN KONUŞMASI:
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, "Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin, "Sayın Cumhurbaşkanı, barış şimdi vurulacak mührü bekliyor. İktidar olarak sorumluluk sizdedir. Süleyman sizsiniz, mühür sizdedir. Millet hazırdır, Türkiye hazırdır, tarih hazırdır. Şimdi barışı kurmanın tam zamanıdır." dedi.
Bakırhan, TBMM'nin açılışının 106. yılı ile 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla gerçekleştirilen TBMM Genel Kurulunun özel gündemli toplantısında, Kahramanmaraş ve Şanlıurfa'daki okul saldırılarında hayatını kaybeden öğrencilere Allah'tan rahmet, yaralılara şifa diledi.
Bugün çocuklara armağan edilmiş bir bayramı kutlarken, bir yandan da çocukların yasını tuttuklarını belirten Bakırhan, bu meselede polemiğin değil, ortak aklın devreye girmesi gerektiğini söyledi.
Cumhuriyetin 20. yüzyılın başında "fikri bir devrim" olduğunu aktaran Bakırhan, farklı halklar ve kimliklerin omuz omuza savaşarak ortak bir zafer kazandığını ancak "kurtuluşun çoğulculuğunun kuruluşta görmezden gelindiğini" ileri sürdü.
- "Farklılıkların birbirini ezmediği, birbirini tanıdığı bir zeminde buluşalım"
Meclisin 100 yıl önce cumhuriyet fikrini esas alarak kurtuluş iradesiyle kurulduğunu, bugün ise barış iradesi etrafında yeniden anlam kazandığını dile getiren Bakırhan, şunları kaydetti:
"Takvimler 2026'yı gösteriyor ama bu kürsünün omuzlarındaki tarihsel ağırlık, 1920'lerin ağırlığıdır. 1920'lerde dünya altüst olurken bu topraklar kurtuluşu çoğulcu bir Meclis'te ortak akılda buldu. Farklı sesler bir arada konuştu ve bu ülke ayağa kalktı. Bugün takvimler 2026'yı gösterirken yeniden o kavşaktayız. Orta Doğu yeniden şekilleniyor, dünya yeniden kuruluyor. Biz bir kez daha birlikte güçlenmekten yanayız. Farklılıkların birbirini ezmediği, birbirini tanıdığı bir zeminde buluşalım. O gün varoluş silahla savunuldu, bugün demokratik bir yeniden varoluşu müzakereyle, hukukla, cesaretle savunuyoruz."
Son 1 yılda "Terörsüz Türkiye" hedefi kapsamında çalışmalar yapıldığına işaret eden Bakırhan, Cumhuriyet tarihinde ilk kez siyasi partilerin ortak sorumlulukla hareket ettiğini vurguladı.
İkinci yüzyılda Meclisin ellerinde demokratik bütünleşmeyle tamamlanmış Cumhuriyet'in 86 milyonun en hayati ihtiyacını karşılayacağını ifade eden Bakırhan, "Cumhuriyet'i kuranlar bir devlet inşa etti. Bize düşen ise o devleti herkesin eşit ve özgür yaşayabileceği bir yaşam adası haline getirmektir. Statükonun korkusuna değil, inşacı aklın cesaretine ihtiyacımız var." diye konuştu.
Türkiye'nin sıradan bir ülke olmadığına, enerji koridorlarının, ticaret hatlarının, korkuların ve rekabetin kesiştiği bir eşikte yer aldığına dikkati çeken Bakırhan, Türkiye'nin sadece coğrafyayla değil, jeopolitikle tanımlandığını, bu yüzden tehdidin her zaman büyük, fırsatın da her zaman sınırsız olduğunu belirtti.
Küresel düzenin çatırdadığını, savaşın doğasının değiştiğini, çatışmaların yalnızca cephelerde değil, ekonomilerde, enerjinin geçtiği dolaşım hatlarında yürüdüğünü anlatan Bakırhan, böylesi bir dönemde "iç barışın bir tercih değil, tarihsel zorunluluk olduğunu" vurguladı.
Bugün Türkiye'nin en büyük gücünün Türklerin ve Kürtlerin ortak mukadderatı olduğunu söyleyen Bakırhan, "Tarih, Türkler ve Kürtlerin ortak coğrafya ve kaderde birlikte yaşamasını zaruri kıldı. Şimdi birlikte yaşamı siyasi rekabetlerle değil uzlaşma alanlarıyla, ayrımlarla değil ortak değerlerle inşa edebiliriz. Bu ortaklıklar zayıflarsa devlet zayıflar. Bu ortaklıklar güçlenirse Türkiye güçlenir, 86 milyon kazanır." görüşlerini paylaştı.
- "Bu dönemde tıkayan değil, yol açan bir iradeye ihtiyacımız var"
Terör örgütü PKK'nın silah bırakma kararını "Türkiye'nin en büyük gelişmesi" diye nitelendiren Bakırhan, "Bu kararı küçümseyen barışı küçümser." dedi.
Barışı "karşılıklı adımlarla döşenen bir merdiven" olarak tanımlayan Bakırhan, "Her basamak bir öncekinin üzerine kurulur. Şüphesiz devletin, siyasetin, toplumun ve örgütün atacağı adımlar vardır. Hiçbirimiz bu sorumluluğun dışında değiliz, farkındayız. Hiçbir büyük barış bir günde kurulmadı ama hiçbir kalıcı barış da karşılıklı irade olmadan sağlanamadı. Bu dönemde tıkayan değil, yol açan bir iradeye ihtiyacımız var. Şüpheye değil, güvene ihtiyacımız var." şeklinde konuştu.
Bakırhan, 1071'den bugüne "ara ara güncelleyerek sürdürülen bir akdin" bulunduğunu söyleyerek, şunları kaydetti:
"1920'de bu akdi Meclis'te bir kez daha tazelemeye çalıştık ama o akit 4 Mart 1925'te Takrir-i Sükun ile her şekilde zedelendi. Üzerinden 100 yıl geçti, şimdi zedelenen akdi onarma zamanıdır. Bizim bu topraklarla bağımız daimidir ve hasbidir. Bin yıl boyunca ahde vefa gösterdik, kimse tersini söyleyemez. Malazgirt, ortak kadere açılan bir kapıydı. Çanakkale, Türk'ün, Kürt'ün, Arap'ın, Laz'ın aynı toprağa birlikte can verdiği bir andır. Selahaddin, sadece bir komutan değil, adaletin timsaliydi. Eşme ruhu ise 100 yıllık yaraların hala sarılabileceğini gösteren bir umuttu. Bugün bu ruhları ve tarihsel mirasları güncelleme zamanıdır."
"Kürtlerin eşit yurttaşlar olarak hukuk içine alınmasının" Cumhuriyet'in demokratik kuruluşunun ikinci eşiği olacağını dile getiren Bakırhan, "Şimdi birlikte barışı inşa etmenin zamanıdır. Şimdi kardeşliği eşitlik hukuku etrafında örme zamanıdır. Bu, bizim kuşağımıza tarihin yüklediği ağır bir yüktür. Bu yükten kaçanlar çocukların yüzüne bakamaz. Bu Meclis, ikinci yüzyılda barışın Meclis'i olma potansiyeline sahiptir, barışa hiç bu kadar yakın olmamıştır. Tarih savaşa tevessül edenleri değil, barışı kuranları yazar." ifadelerini kullandı.
Bakırhan, "Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin, "Sayın Cumhurbaşkanı, barış şimdi vurulacak mührü bekliyor. İktidar olarak sorumluluk sizdedir. Süleyman sizsiniz, mühür sizdedir. Millet hazırdır, Türkiye hazırdır, tarih hazırdır. Şimdi barışı kurmanın tam zamanıdır. Bu Meclis barışı kuran meclis olsun. Bu onur nişanesiyle hatırlansın. Bu kuşak, çocuklarına savaşı değil, barışı miras bıraksın. 23 Nisan yalnızca bir kuruluşun değil, bir yeniden doğuşun da bayramı olsun." diye konuştu.
İYİ PARTİ GENEL BAŞKANI DERVİŞOĞLU'NUN KONUŞMASI:
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, "Bir daha hiçbir anne ve baba çocuğunu okula korkuyla göndermesin, bir daha hiçbir şehir çocuklarının yaşadığı felaketlerle anılmasın, bir daha hiçbir 23 Nisan'a mahcubiyetin gölgesi düşmesin." dedi.
Dervişoğlu, TBMM Genel Kurulu'nun, TBMM'nin açılışının 106. yılı ile 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla özel gündemli toplantısında yaptığı konuşmada, 23 Nisan'a okul saldırılarının yaşattığı acıyla girdiklerini söyledi.
Okullarda alınan güvenlik tedbirlerinin, sosyal medya yasağının, okul girişlerine turnike yerleştirmenin bu tür olayların yaşanmasını engellemede hiçbir işe yaramayacağını savunan Dervişoğlu, "Çünkü çocuklarımızın okullarına korku ve endişe içerisinde gidiyor olması yalnızca bu saldırılardan ibaret değildir. Evlatlarımız, bir geleceksizlik sarmalındadır, belirsizlik kuşatmasındadır. Çocuklarımız göz göre göre değersizleşmektedir." diye konuştu.
Dervişoğlu, bugün milli egemenliğin de çocuklarla aynı durumda olduğunu öne sürerek, şunları kaydetti:
"Çocuklarımıza nasıl bakıyorsak işte bu kutlu çatıya da aslında öyle bakıyoruz, çocuklarımız nelerden mahrumlarsa Meclisimiz de aynısından mahrumdur, millet iradesi nasıl gölgelenmişse çocuklarımızın istikbali de öyle gölgelenmiştir, hiç kimse de bu sorumluluktan münezzeh değildir. 'Dünyada da benzer olaylar oluyor' diye bahaneler üretebiliriz, kendimizi sabahtan akşama kadar kandırmaya çalışabiliriz ama netice asla değişmez. Bugün Türkiye Büyük Millet Meclisi, Türk milletinin hayallerinin, umutlarının, heyecanlarının, refah, adalet ve huzur taleplerinin iktidar oylarıyla reddedildiği bir tören alanına dönüştürülmüştür. 23 Nisan'ın ruhu buna razı değildir, Gazi Meclisin hatırası buna razı değildir, bu milletin evlatları da emin olun ki bu olup bitenlerden razı değildirler."
Çocukken bayramlarda kendisini hep değerli hissettiğini, okul bahçesinde, resmi geçitlerde marş söylerken bayrağın, şiirlerin, sözlerin bir parçası olarak gördüğünü aktaran Dervişoğlu, bugün kendisinin ve milletin yaşadıklarının hayallerden ve ülkü birliğinden uzak olduğunu iddia etti.
Hükümetin politikalarını eleştiren Dervişoğlu, "Bu yarım asrın tam yarısında, Türkiye'yi tek başına bir iktidar yönetmiş. 'Milli ve manevi değerlerimiz, milli irade, aile, kalkınma ve adalet' demiş. Hangi mefhumu andıysa ya sakatlamış ya hasta etmiş, hatta yok etmiş." şeklinde konuştu.
Dervişoğlu, disiplinle sevginin, bilimle kültürün, düzenle özgürlüğün, eşitlikle adaletin bir arada mümkün olabileceğine inandıklarını, kendilerini daha iyiye layık gördüklerini, bu sebeple Türk milletinin kendisine kati bir yön tayin ettiğini, o yönün adının da Cumhuriyet olduğunu vurguladı.
Egemenliğin "millet adına sorumluluk almak" anlamına geldiğini belirten Dervişoğlu, şu ifadeleri kullandı:
"Disiplin ile sevginin, bilim ve kültürün, düzen ile özgürlüğün, eşitlik ile adaletin bir arada mümkün olabileceğine inanırız. Kendimizi daha iyiye layık görürüz. Bu sebeple Türk milleti kendisine kati bir yön tayin etmiştir ki o yönün adı 'Cumhuriyet'tir. Bugün 106 yaşındaki bu çatıyı yeniden güçlü kılmak zorunda kaldığımız için aslına bakarsanız hicap, çocukluğumdan beri bana öğretilenlere sadık kaldığım içinse gurur duyuyorum. Bu Meclisi yeniden milletin sesinin, milletin aklının ve vicdanının, en önemlisi de kudretinin merkezi kılmak bizim yegane temennimiz ve mücadelemizdir. Bir daha hiçbir anne ve baba çocuğunu okula korkuyla göndermesin, bir daha hiçbir şehir çocuklarının yaşadığı felaketlerle anılmasın, bir daha hiçbir 23 Nisan'a mahcubiyetin gölgesi düşmesin. Bu duygu ve düşüncelerle başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere bu Meclisi kuran iradeyi, Milli Mücadele'nin bütün kahramanlarını rahmetle ve minnetle anıyor, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nı kutluyorum."
YENİ YOL PARTİSİ GRUP BAŞKANI EKMEN'İN KONUŞMASI:
Yeni Yol Partisi Grup Başkanı Mehmet Emin Ekmen, Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin, "'Hayırlı işlerde acele ediniz' ilahi düsturunu da hatırlatarak, ilgili yasanın Meclis'e geciktirilmeden sevkini dikkatlerinize sunmak gerekmektedir. Belirsizlik, sürecin başarısını tehdit etmektedir." dedi.
Ekmen, TBMM'nin açılışının 106. yılı ile 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla gerçekleştirilen TBMM Genel Kurulu'nun özel gündemli toplantısında Yeni Yol Partisi Grubu adına konuştu.
Mehmet Emin Ekmen, Kahramanmaraş ve Şanlıurfa'daki okul saldırılarında hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet, yaralılara acil şifalar diledi.
TÜİK ve UNICEF verilerine göre Türkiye'de her 3 çocuktan birinin şiddetli maddi yoksunluk çeken hanelerde yaşadığını aktaran Ekmen, bu çocukların yüzde 60'ından fazlasının düzenli olarak et, tavuk veya balık tüketemediğini söyledi. Geçen yıl 600 binden fazla çocuğun eğitim sisteminden koptuğunu ileri süren Ekmen, bunda en belirgin gerekçenin yoksulluk olduğunu iddia etti.
Konuşmasında ailenin önemine dikkati çeken ve aileyi "umudun ve yarına duyulan güvenin yeşerdiği yer" olarak nitelendiren Ekmen "Gençler, yeni bir hayatı filizlendirme konusunda tereddüt yaşıyorsa, bunun temelinde yarının ne getireceğine dair duyulan derin belirsizlik ve güvensizlik vardır." diye konuştu.
Ekmen, Türkiye'de nüfus artış hızının azalmasının sadece küresel eğilimlerle açıklanamayacağını anlattı.
"Evlenme ve doğurganlık istatistiklerinin 2018 sonrası trajik kırılımı tesadüfle açıklanamaz." diyen Ekmen, "Gençler evlenemiyor, evlenenler çocuk sahibi olmaya korkuyor. Bu durum, ülke yönetimi ve topluma sinen ruh halinden bağımsız değildir." ifadelerini kullandı.
Türkiye'yi sarsan bir başka tehdidin ise bağımlılıklar olduğunun altını çizen Ekmen, Yeşilay'ın tespitlerine göre kumar ve bahis bağımlılığının ilk defa madde bağımlılığının önüne geçtiğini anlattı. Ekmen, "Kumar ve bahis, bireysel bir zaaf ya da asayiş sorunu olmaktan çıkmıştır. Karşımızda yuvaları yıkan, alın terini tüketen, gençleri borçla, aileleri çaresizlikle baş başa bırakan çok yönlü bir yıkım tablosu vardır. Bu karanlık düzenin ve bu çıkmaz yolun sonu da ne acıdır ki intiharlardır." sözlerini sarf etti.
- "Yaşanan tıkanıklığın en somut nedeni, hukuki altyapının eksikliği"
Yeni Yol Partisi Grup Başkanı Ekmen, Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, silahların ebediyen susmasına yönelik atılan bu adımı "amasız, fakatsız ve açıkça" desteklediklerini bildirdi.
"Süreçte yaşanan tıkanıklığın en somut nedeni, hukuki altyapının eksikliğidir." diyen Ekmen, sözlerini şöyle sürdürdü:
"İktidarın artık bir yönetim tarzına dönüştürdüğü 'adımlar atılsın, hukuk arkadan gelsin' anlayışı güveni azaltmakta, belirsizliği ve şüpheyi beslemektedir. Milletimizin sürece olan desteği devam etse de inancı azalmaktadır. 'Hayırlı işlerde acele ediniz' ilahi düsturunu da hatırlatarak, ilgili yasanın Meclis'e geciktirilmeden sevkini dikkatlerinize sunmak gerekmektedir. Belirsizlik, sürecin başarısını tehdit etmektedir. Yasayı şartlara bağlamak anlamsızdır. Yapılan ve yapılacak yasal düzenlemeler devleti, terörle mücadele, egemenlik ve yargılama hakkından alıkoymayacaktır. Bu yasanın çıkmasının, devlet aleyhine doğuracağı hiçbir sonuç yoktur."
Ekmen, İsrail'in, Filistin'e, Lübnan'a ve İran'a yönelik saldırıları ve uluslararası toplumun bu durum karşısındaki sessizliğinin gücün değil, adaletin merkezde olduğu yeni bir düzene duyulan ihtiyacı açıkça gösterdiğini anlattı. Böyle bir ortamda Türk savunma sanayisinin kazandığı milli kabiliyetleri ve ihracat başarılarını oldukça kıymetli bulduklarını vurgulayan Ekmen, "SİHA'larımız, uydularımız ve gemilerimizle gurur duyuyoruz. Savunma sanayisi kapasitemizin, hava savunma ve saldırı kabiliyetinin de hızla artmasını umuyoruz." diye konuştu.
MECLİS'TE GRUBU BULUNMAYAN PARTİLERİN TEMSİLCİLERİNİN KONUŞMALARI
Meclis'te grubu bulunmayan partilerin temsilcileri, TBMM'nin açılışının 106. yılı ile 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla gerçekleştirilen TBMM Genel Kurulu'nun özel gündemli toplantısında konuştu.
Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, TBMM'nin kuruluşunun nişanesi olarak 23 Nisan'ın çocuklara armağan edildiğini belirtti.
Bugün, bu kürsüden kendilerine ve tüm idarecilere "Biz bu emaneti layıkıyla koruyabiliyor muyuz?" sorusunun yöneltilmesi gerektiğini ifade eden Erbakan, "Yeni nesillerimize, çocuklarımıza, evlatlarımıza sahip çıkabiliyor muyuz? Bugün ne yazık ki okullarımızda şahit olduğumuz şiddet sahneleri, Kahramanmaraş'tan, Şanlıurfa'dan gelen acı haberler sıradan birer asayiş vakası değildir." dedi.
Asıl yapılması gerekenin "okul kapılarına polis dikip dedektör koymak" değil, gençlerin kalbine "ahlak ve maneviyat nöbetçisini yerleştirmek" olduğunu dile getiren Erbakan, "Eğer biz evlatlarımızın kalbini 'önce ahlak ve maneviyat' düsturuyla doldurmazsak, o boşluğu yabancı kültürlerin, materyalist zihniyetlerin karanlığı doldurur. Bu nedenle diyorum ki gerçek bayram, evlatlarımızın, 'manevi vatan' şuuruyla yetiştiği, vatanıyla birlikte aklını, kalbini ve vicdanını da koruma şuuruna eriştiği gün yaşanacaktır." diye konuştu.
TİP Genel Başkanı Erkan Baş, 23 Nisan'ın her şeyden önce "halk egemenliği" ve "emperyalizme karşı direniş" anlamlarına geldiğini söyledi.
Baş, 2018'den bugüne 578 çocuk işçinin hayatını kaybettiğini söyleyerek, 3 milyon çocuğun çalışmak zorunda kaldığını iddia etti. Baş, "Şöyle bir tabloyla karşı karşıyayız, halkın egemenliğinin olmadığı yerde çocuklar güven içinde, özgür, mutlu ve huzurlu yaşayamıyorlar." dedi.
DSP Genel Başkanı Önder Aksakal, bugünün karar vericileri olarak, çocukların yarın işsiz kalmadığı, bilimle aydınlanan, laik eğitimle yoğrulan, fırsat eşitliği ve güven içinde yaşayan bir Türkiye inşa etmek zorunda olduklarını belirterek, "Ancak ne kötü bir tecellidir ki bugünü, bir hafta önce yine bir çocuk tarafından gerçekleştirilen silahlı saldırı sonucu eğitim sıralarında yaşamlarını yitiren çocuklarımızın ve onlara kendini siper eden bir öğretmenimizin acısını yüreğimizde yaşayarak idrak ediyoruz." diye konuştu.
Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Meclis'in açıldığı gün emperyalizme karşı milletin sözünün başladığı gün olduğunu, ancak bugün emperyalizm ve siyonizme karşı mücadelenin "ağır yaralar aldığını" savundu.
"Ülkemize ve bölgemize nizam vermeye, rejim tarif etmeye kalkan Epstein müdavimi ve dünyadaki en büyük siyonistlerden biri Antalya Diplomasi Forumu'nda baş köşede ağırlandı" diyen Arıkan, "106 yıl önce günün imkansızlıkları içinde devleşen iradenin, bugün, bir avuç karanlık odağın karşısında suskun kalmayı hak etmediğini" söyledi.
Arıkan, iktidar ve muhalefetin üzerine düşenin, hak ve adalet ekseninde samimi bir diyalog zemini oluşturmak, toplumun hiçbir kesimini ötekileştirmeden dayanışma ve kardeşliği muhkem kılmak olduğunu dile getirdi.
EMEP Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca Demir, çocukların yaşadığı sorunlara değinerek, "Çare bizdedir, halktadır, milyonlardadır. 23 Nisan 1920'de ortaya konulan halk iradesinin arkasında durmak, halkların kardeşliği ve çocuklarımızın geleceği temelinde yeniden inşa etmek, işçi sınıfının önderliğinde yeni bir kurtuluş mücadelesini yaratıp büyütmek, bugün bu ülkenin her yurttaşının, her yurt seveninin önündeki en önemli görevdir. " ifadelerini kullandı.
Demokrat Parti İzmir Milletvekili Haydar Altıntaş, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarının, "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" sözüyle ve Meclis'ten aldıkları güç ve yetkiyle bütün emperyalist güçlere karşı büyük bir direnç gösterdiğini hatırlattı.
Altıntaş, "Yaptıkları savaşı Allah'ın inayetiyle kazanarak, bu milleti özgürlüğüne, bağımsızlığına kavuşturmuşlardır. Yaşasın Cumhuriyet, yaşasın demokrasi, yaşasın Atatürk ve onun silah arkadaşları. Cumhuriyet'imize ve demokrasimize hiçbir noktada, hiçbir surette halel gelmesin." dedi.
Cumhuriyetin en temel kurallarından birinin "anayasa" olduğunu, anayasaya uyulmuyorsa cumhuriyetin zedelendiğini belirten Altıntaş, "Bağımsız bir devletin temsilcilerinin önünde eğileceği tek güç önce Allah, sonra millettir. Onun dışında hiçbir güçten Türk milleti ve milleti yönetenler, emir ve komuta almaz. Tom Barrack'ın Türk milleti adına, devletimizin kuruluş kaidesi adına yapmış olduğu bütün açıklamaları şiddetle reddediyorum." diye konuştu.
