2010-12-08 - 13:21
BDP GRUP BAŞKANVEKİLİ AYLA AKAT ATA'NIN BASIN TOPLANTISI?
BDP Grup Başkanvekili Ayla Akat Ata, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında İstanbul'da üniversite öğrencilerine polisin orantısız güç kullanımına tepki göstererek "Geçmiş dönemlerde de gençler dar ağaçlarında idama götürülmüş, polis kurşunu ile yaşamlarına son verilmiş sonuç alınamamıştır. İktidarı bu politikalardan vazgeçmeye çağırıyoruz" diye konuştu.

BDP Grup Başkanvekili Ayla Akat Ata, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında İstanbul'da üniversite öğrencilerine polisin orantısız güç kullanımına tepki göstererek "Geçmiş dönemlerde de gençler dar ağaçlarında idama götürülmüş, polis kurşunu ile yaşamlarına son verilmiş sonuç alınamamıştır. İktidarı bu politikalardan vazgeçmeye çağırıyoruz" diye konuştu.

BDP Grup Başkanvekili Ayla Akat Ata, demokratik toplumlarda toplanma özgürlüğünün siyasal ve toplumsal yaşamın vazgeçilmez unsurları olarak görüldüğünü, düşünce ve ifade özgürlüğü ile doğrudan bağlantılı olan toplanma ve gösteri yapma hakkının aynı zamanda düşünceyi ifade etmenin kolektif bir biçimi ve düşünce özgürlüğünün devamı, tamamlayıcısı niteliğinde olduğunu ifade etti.

Toplanma ve gösteri özgürlüğü hakkının kullanılmasının izin almaksızın yalnızca bildirime tabii bir hak olduğu ve Anayasa ile düzenlendiğine dikkat çeken Ata, bildirimin taşıdığı amaç ise bu hakkı kullanan topluluğun toplantı esnasındaki güvenliğini sağlamak olduğunu söyledi.

BDP Grup Başkanvekili Ayla Akat Ata, konuşmasına şöyle devam etti:

" Gerek Türkiye Cumhuriyeti Anayasası gerekse Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşme ve anlaşmalar, toplantı ve gösteri özgürlüğünün yalnızca kamu güvenliği ve başkalarının hak ve özgürlüklerinin kısıtlanması durumunda yasalarla sınırlandırılabileceğini ifade etmektedir.

Bu nedenle her bir demokratik hak talebinin ifadesinde kendi özel koşulları değerlendirilerek başkalarının hak ve özgürlüklerinin kısıtlanıp kısıtlanmadığı ve kamu güvenliğinin bozulup bozulmadığı göz önüne alınmalıdır. Ancak Türkiye'de ortaya konan neredeyse demokratık her eylem ve etkinliğe " kamu düzenini koruma, güvenliği sağlama" gerekçesi öne sürülerek ağır bir biçimde müdahale edilmektedir.

Nitekim geçtiğimiz hafta sonu Başbakan Tayip Erdoğan'ın demokratik açılım kapsamında rektörlerle bir araya geldiği toplantı esnasında, dışarıda seslerini duyurmaya çalışan üniversite öğrencilerine yönelik gerçekleştirilen ağır müdahale, bunun son örneğini oluşturmaktadır.

Bugün üniversiteler, ticari ve siyasi kaygılardan arındırılmış akademik kaygıların ön plana çıktığı ve özgür düşüncenin hakim olduğu kurumlar olması gerekirken, ne yazık ki 1980 darbesi ile birlikte gelen her siyasal iktidarla birlikte resmi ideolojinin bayraktarlığını yapan kurumlar haline dönüştürülmeye çalışılmıştır. Üniversitelerin bilimsel, özgür düşüncenin tartışıldığı alanlar haline dönüşmesini sağlayan üniversite öğrencileri ise bu ideolojinin taşıyıcısı konumuna getirilmeye çalışılmıştır.

Üniversite öğrencileri de mevcut sistemin taşıyıcılığına karşı çıkan tıpkı kadınlar, emekçiler, işçiler gibi cezai yaptırımlar ve müdahaleler kanalıyla susturulmaya ve baskılanmaya çalışılmaktadır." dedi

Ata, İstanbul'daki olayla ilgili AKP'lilerden gelen değerlendirmelere de tepki gösterdi. Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek ve AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik'in açıklamalarını hatırlatan Ata, "Öğrencileri giydikleri montların aynı olmasından dolayı suçlu gören iktidar, geçmiş dönemde türban konusunda benzer söylemleri taşıyanlarla aynı çizgiye gelmiş, kılık kıyafete göre öğrencileri yargılayanlardan bugün itibariyle farklı olmadıklarını ortaya koymuşlardır" dedi.

Son yıllarda batı illerindeki üniversitelerde okuyan Kürt öğrencilere yönelik de bilinçli bir baskı ve sindirme politikası uygulandığını belirten Ata, "Hükümete diyoruz ki; geçmi, dönemlerde de benzer politikalar sonucu gençler dar ağaçlarında idama götürülmüş, gözaltı ve tutuklamalarla cezaevlerinde teslim alınmaya çalışılmış, polis kurşunu ile yaşamlarına son verilmiş ancak bir sonuç alınamamıştır. Bu nedenle iktidarı bu politikalardan bir an önce vazgeçmeye, bu ülkenin demokrat, yurtsever ve devrimci gençlerinin üzerinden ellerini çekmeye davet ediyoruz.
Unutulmamalıdır ki toplumda var olan muhalif sesler, demokrasinin gelişmesinin güvencesi iken, eleştiri hakkını engellemek diktatöryal bir yaklaşımdır" diye konuştu.

Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Ata, CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi'nin hafta başında AKP'lilerce verilen kanun teklifiyle, dayak yiyen öğrencilerin polis hakkında dava açamayacağına ilişkin açıklamalarının hatırlatılması üzerine "Hiçbir komu görevlisinin dokunulmazlık zırhı içinde olmasını kabul etmiyoruz. Milletvekilleri de buna dahil" dedi. Ata, CHP'nin teklifin yasalaşması halinde Anayasa Mahkemesi'ne başvuracağının hatırlatılarak destek verip vermeyeceklerinin sorulması üzerine "Tabi ki destek veririz" diye konuştu. Ata, İstanbul'daki olaylar sırasında hamile bir öğrencinin çocuğunu düşürmesiyle ilgili bazı çevrelerce "hamilenin eylemde ne işi var" şeklinde yorumlar yapıldığının hatırlatılması üzerine de "Kişi hak ve özgürlükleri kutsaldır.Kimse eyleme katılmasını yargılayamaz" diye konuştu.

Basın toplantısında söz alan BDP İstanbul Milletvekili Ufuk Uras ise, "Beyaz Saray'ın önünde hamile kadın niye eylem yapıyor diye soruluyor mu? Asıl sorulması gereken;niye AKP gaz kaçırıyor, niye Kaddafi İnsan Hakları Ödülü'nü aldıktan sonra Tayyip Erdoğan performansını kanıtlamaya çalışıyordur" diye konuştu.(13:21)