2008-10-22 - 14:15
CHP GRUP BAŞKANVEKİLİ OKAY'IN BASIN TOPLANTISI
Okay: "Adalet Bakanı Şahin, derhal görevinden istifa etmelidir."
CHP Grup Başkanvekili Hakkı Suha Okay, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında,
Adalet Bakanı Şahin'e yönelik eleştiriler yöneltti.
Şahin'in, ''Görevini yerine getirirken; bir Adalet Bakanının yapması
gerekenleri yapmayıp, yapmaması gereken her şeyi yaptığını'' belirten Okay,
çağdaş demokrasilerde, Adalet Bakanlığı ekseninde ''Böylesine skandalların''
yaşanmadığını söyledi.
Ergenekon davasının, ''AK Parti muhaliflerinin sindirildiği siyasi bir
yapıya büründüğünü'' öne süren Okay, duruşmanın yapıldığı gün ortaya çıkan
görüntülerin, Şahin'in, bilinçli olarak görevini yerine getirmediğini
gösterdiğini savundu. Okay, ''Kamuoyu, Adalet Bakanı'ndan davayı siyasi olarak
etkilemesini değil, adil yargılamanın yapılmasına imkan sağlanmasını beklerken,
Adalet Bakanı bunun tam tersini yapıyor'' dedi.
Okay, Şahin'in, ortadaki gerçeklere karşın halen mahkeme salonunun fiziki
şartlarını oluşturmamasını ''Tam bir skandal'' olarak değerlendirdi.
İddianamede örgüt üyeliğiyle suçlanan birçok sanığın, birbirleriyle
tanışmadıklarını belirten Okay, bu durumun, yargılamanın yüz yüze olması ve
davanın bütünlüğü ilkelerini ortadan kaldırdığını ifade etti. Okay, ''Adil
yargılama hakkının ihlali tartışmasızdır. Hem ulusal hukukun hem de uluslararası
hukukun ihlali söz konusudur. Türkiye 12 Eylül döneminde bile yaşamadığı bu
tabloyu, bu Adalet Bakanı döneminde yaşamıştır. Bu aşamaya kadar siyasi güçle
iddianameyi şekillendirenlerin, fiziki şartlarla davayı şekillendirmeye
çalışmakta oldukları açık bir şekilde ortaya çıkmıştır'' diye konuştu.

-''BAKAN YÜZÜNDEN YAŞANAN REZALET''-

Adalet Bakanı Şahin'in, ''Silivri'de bugün yaşananları önümüzdeki
günlerde yaşamayacağımızı düşünüyorum'' sözlerinin, sadece ''Aymazlıkla''
açıklanamayacağını kaydeden Okay, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Tamamen kötü niyetin kendi ağzıyla itirafıdır. Sonuç olarak mahkeme
salonuna siyaset girince, adalet dışarı çıkmıştır. Bu Bakan yüzünden yaşanan
rezaletten, adalete olan güven sarsılmıştır. Şimdi Adalet Bakanı'na soruyorum;
Ergenekon davasında hangi kamu görevlilerine bilgi sızdırdığı gerekçesiyle işlem
yapıldı? Mahkemenin gizlilik kararını ihlal eden hangi medya kuruluşlarına dava
açıldı ve bu davaların sonuçları ne oldu? Bu iki basit sorunun yanıtı yoksa
kendisi de bu hukuksuzluğun bir parçasıdır.''

-''SİSTEMATİK İŞKENCE''-

Okay, Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin'in döneminde işkencenin, ''Tekrar
hortladığını, hem özgürlüklerin hem de Türkiye'nin güvenliğinin ayaklar altına
alındığını'' iddia etti.
''Bir kişi hem karakolda polislerce, hem de cezaevinde infaz memurlarınca
işkenceye tabi tutuluyor, doktor kontrollerinde işkence ortaya çıkmıyor ve bu
kişi ölüyorsa, bu ülkede sistematik işkence var demektir'' diyen Okay, şunları
kaydetti:
''O ülkede siyasi iktidarın sorumluluğu altındakiler cinayet
işlemektedir. Engin Çeber olayı Türkiye'de sistematik işkence olduğunun
kanıtıdır. Polislerin ifadelerinin tek bir kalemden çıkması, imla hatalarının
bile aynı olması, iktidarın işkencecileri himaye ettiğini ortaya koymaktadır.
Adalet Bakanı, kendine bağlı olan bir kurumda cinayet işlenmesine ilişkin
sorumluluktan, özür dileyerek kurtulamaz. Hele işkenceyi, cinayeti devlete mal
edip, işin içinden sıyrılamaz. Cezaevlerinde işkence iklimini yaratan baş sorumlu
bu Adalet Bakanı'dır. Adil yargılamanın önünde engel olan, cinayete zemin
hazırlayan,ideolojik birlikteliği olan suçluları himaye eden bir Adalet Bakanının
o makamı boşaltması gerekir.
Adalet Bakanı, yükümlülüklerini bilmiyorsa bu vahimdir, ancak üzerine
düşeni biliyor da görevlerinin gereklerini yapmıyorsa, bu daha da vahimdir.
Çağdaş demokratik ülkelerde, Sayın Şahin gibi bir Adalet Bakanı o koltukta
oturamaz. Türkiye'de de oturmaması gerekir. Görevlerini bilerek savsaklayan,
bakanlığın sorumluluklarını yerine getirmeyen Sayın Şahin, daha fazla o koltuğu
işgal etmeden derhal görevinden istifa etmelidir.''

CHP Grup Başkanvekili Hakkı Suha Okay, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında,
gazetecilerin Anayasa Mahkemesinin gerekçeli kararına ilişkin sorularını yanıtladı.
Anayasa değişikliği gündeme geldiğinde, bunun teklif dahi edilemeyeceğini
söylediklerini belirten Okay, ''Bir hukukçu ve siyasetçi olarak, her dediğimizin
doğru olduğunun teyit edilmesinin mutluluğunu yaşıyorum. Ama bu bir maç kazanma
sevinci içinde değil'' dedi.
Gerekçeli karardaki muhalefet şerhlerinin, kendi içinde çelişkili
olduğunu ileri süren Okay, Anayasa Mahkemesinin bu kararı verirken, çok ciddi bir
şekilde, tüm argümanları kullandığını ifade etti.
''Anayasa Mahkemesi bu kararla, yasamanın görev alanına müdahale
etmiştir'' yönündeki eleştirilere işaret eden Okay, demokratik hukuk devletinde,
yasamanın, ''Ben her şeyi yaparım'' deme hakkının olmadığını söyledi. Okay,
''Parlamento, her istediğini yapar'' anlayışının, 200 yıl öncede kalan bir
demokrasi anlayışı olduğunu belirtti.
Okay, herkesin, demokrasiye ve anayasanın ilk 4 maddesine sadakatle
yükümlü olduğunu dile getirerek, ''Buna rağmen, mağduru oynayıp, boynu bükük
görüntü verip; 'yasama erkini kullanamıyoruz...' anayasaya göre kullanacaksınız,
o anayasa laik, sosyal, hukuk devleti diyor. İstediğin gibi Türkiye
Cumhuriyetinin yönetim biçimini değiştirme hakkın yok. Yasamanın sınırı da
anayasanın kendi hükümleri içinde vardır'' diye konuştu.

OKAY, ADALET BAKANI ŞAHİN'İ İSTİFAYA ÇAĞIRDI

Okay, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında, Adalet Bakanı Şahin'e
yönelik eleştiriler yöneltti.
Şahin'in, ''Görevini yerine getirirken; bir Adalet Bakanının yapması
gerekenleri yapmayıp, yapmaması gereken her şeyi yaptığını'' belirten Okay,
çağdaş demokrasilerde, Adalet Bakanlığı ekseninde ''Böylesine skandalların''
yaşanmadığını söyledi.
Ergenekon davasının, ''AK Parti muhaliflerinin sindirildiği siyasi bir
yapıya büründüğünü'' öne süren Okay, duruşmanın yapıldığı gün ortaya çıkan
görüntülerin, Şahin'in, bilinçli olarak görevini yerine getirmediğini
gösterdiğini savundu. Okay, ''Kamuoyu, Adalet Bakanı'ndan davayı siyasi olarak
etkilemesini değil, adil yargılamanın yapılmasına imkan sağlanmasını beklerken,
Adalet Bakanı bunun tam tersini yapıyor'' dedi.
Okay, Şahin'in, ortadaki gerçeklere karşın halen mahkeme salonunun fiziki
şartlarını oluşturmamasını ''Tam bir skandal'' olarak değerlendirdi.
İddianamede örgüt üyeliğiyle suçlanan birçok sanığın, birbirleriyle
tanışmadıklarını belirten Okay, bu durumun, yargılamanın yüz yüze olması ve
davanın bütünlüğü ilkelerini ortadan kaldırdığını ifade etti. Okay, ''Adil
yargılama hakkının ihlali tartışmasızdır. Hem ulusal hukukun hem de uluslararası
hukukun ihlali söz konusudur. Türkiye 12 Eylül döneminde bile yaşamadığı bu
tabloyu, bu Adalet Bakanı döneminde yaşamıştır. Bu aşamaya kadar siyasi güçle
iddianameyi şekillendirenlerin, fiziki şartlarla davayı şekillendirmeye
çalışmakta oldukları açık bir şekilde ortaya çıkmıştır'' diye konuştu.

-''BAKAN YÜZÜNDEN YAŞANAN REZALET''-

Adalet Bakanı Şahin'in, ''Silivri'de bugün yaşananları önümüzdeki
günlerde yaşamayacağımızı düşünüyorum'' sözlerinin, sadece ''Aymazlıkla''
açıklanamayacağını kaydeden Okay, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Tamamen kötü niyetin kendi ağzıyla itirafıdır. Sonuç olarak mahkeme
salonuna siyaset girince, adalet dışarı çıkmıştır. Bu Bakan yüzünden yaşanan
rezaletten, adalete olan güven sarsılmıştır. Şimdi Adalet Bakanı'na soruyorum;
Ergenekon davasında hangi kamu görevlilerine bilgi sızdırdığı gerekçesiyle işlem
yapıldı? Mahkemenin gizlilik kararını ihlal eden hangi medya kuruluşlarına dava
açıldı ve bu davaların sonuçları ne oldu? Bu iki basit sorunun yanıtı yoksa
kendisi de bu hukuksuzluğun bir parçasıdır.''

-''SİSTEMATİK İŞKENCE''-

Okay, Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin'in döneminde işkencenin, ''Tekrar
hortladığını, hem özgürlüklerin hem de Türkiye'nin güvenliğinin ayaklar altına
alındığını'' iddia etti.
''Bir kişi hem karakolda polislerce, hem de cezaevinde infaz memurlarınca
işkenceye tabi tutuluyor, doktor kontrollerinde işkence ortaya çıkmıyor ve bu
kişi ölüyorsa, bu ülkede sistematik işkence var demektir'' diyen Okay, şunları
kaydetti:
''O ülkede siyasi iktidarın sorumluluğu altındakiler cinayet
işlemektedir. Engin Çeber olayı Türkiye'de sistematik işkence olduğunun
kanıtıdır. Polislerin ifadelerinin tek bir kalemden çıkması, imla hatalarının
bile aynı olması, iktidarın işkencecileri himaye ettiğini ortaya koymaktadır.
Adalet Bakanı, kendine bağlı olan bir kurumda cinayet işlenmesine ilişkin
sorumluluktan, özür dileyerek kurtulamaz. Hele işkenceyi, cinayeti devlete mal
edip, işin içinden sıyrılamaz. Cezaevlerinde işkence iklimini yaratan baş sorumlu
bu Adalet Bakanı'dır. Adil yargılamanın önünde engel olan, cinayete zemin
hazırlayan,ideolojik birlikteliği olan suçluları himaye eden bir Adalet Bakanının
o makamı boşaltması gerekir.
Adalet Bakanı, yükümlülüklerini bilmiyorsa bu vahimdir, ancak üzerine
düşeni biliyor da görevlerinin gereklerini yapmıyorsa, bu daha da vahimdir.
Çağdaş demokratik ülkelerde, Sayın Şahin gibi bir Adalet Bakanı o koltukta
oturamaz. Türkiye'de de oturmaması gerekir. Görevlerini bilerek savsaklayan,
bakanlığın sorumluluklarını yerine getirmeyen Sayın Şahin, daha fazla o koltuğu
işgal etmeden derhal görevinden istifa etmelidir.''




-''ÇOK FRAPAN''-

Bir soruyu yanıtlarken, Okay, DTP Genel Başkanı Ahmet Türk'ün dün
Diyarbakır'daki açıklamalarını ''Çok frapan'' diye değerlendirdi. Okay, bu
açıklamaların, Türk-Kürt kardeşliğini örseleyecek, zedeleyecek nitelikte ve
tahrik içerikli olduğunu savunarak, ''Bu açıklamaların bir başka benzerinin, bir
kaç gün önce Sayın Cumhurbaşkanı tarafından, yabancı basın kuruluşuna ifade
edildiği basında yer aldı. Türkiye'de kökene dayalı ayrımcılık yapmak, çok büyük
haksızlıktır. Siyasetçilerin, topluma yön verenlerin tahrikten uzak, gerçekleri
çarpıtmadan açıklamalarda bulunmaları gerekir'' diye konuştu.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın, Diyarbakır'daki olaylara ilişkin dün
grup toplantısında yaptığı açıklamaların sorulması üzerine Okay, ''İstanbul'da
bir demokratik talebi acımasız şekilde bastırıyorsunuz, Diyarbakır'da da bir
başka gücünün baskılamasıyla yarattığı tehditle, devlet yok görüntüsü vermesine
göz yumuyorsunuz. Sayın Baykal, 'Diyarbakır'da da İstanbul'da yaptığını yap'
dememiştir'' görüşünü dile getirdi.