2012-08-08 - 13:34
MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
MHP'li Yeniçeri, Şemdinli'de çatışmaların "on beş gündür devam ettiğini" hatırlatarak PKK'nın son zamanlarda "hem Şemdinli'deki militanlarının hem de Suriye'nin kuzeyine aktardığı güçlerin üzerindeki baskıyı azaltmak amacıyla karakollara saldırdığını" belirtti. "Güvenlik güçlerinin Şemdinli'deki PKK'nın yol kesme, adam kaçırma ve sabotaj eylemlerini sona erdirmek için operasyonlara aralıksız devam ettiği" bilgisini veren Özcan Yeniçeri, "PKK'nın Şemdinli'de takındığı tavır intihar niteliğinde, şuursuz ve cinnet özelliği taşıyor. Bilindiği gibi PKK varlığını kalleşçe "vur kaç" taktiğine borçluydu. Şimdi PKK "vur kal" taktiği uyguladığını söylüyor. PKK'nın vurduğu yerde kalabilmesi için arazi avantajının yanında çok daha başka şartların oluşmasına ihtiyacı var. PKK, Şemdinli'de vurduğu yerde kalabilme şartlarına sahip değil o halde neden böyle bir yöntem deniyor? Daha doğrusu PKK "vur kal" değil "vur öl" taktiği mensuplarına neden uygun görüyor? Daha doğrusu PKK kaybedeceği mukadder olan böyle bir saldırıyı niçin yapıyor? Bu saldırı sonucunda hangi amacı gerçekleştireceğini umuyor? Niçin böyle bir zamanda PKK saldırıyor? Bu sorulara cevap bulmak zorundayız" şeklinde konuştu.
"PKK'nın yaşanan iç savaş nedeniyle Suriye ordusunun Kuzey'den kısmen çekilmesi ve bölgedeki hakimiyetin PKK/PYD'nin eline geçmesine izin vermesi, PKK için önemli bir imkan yaratmıştır. Ayrıca Suriye ordusu geri çekilirken ağır silahlarını PKK'ya bırakmış olması da bu saldırılar için PKK'nın eli kanlı elebaşlarını cesaretlendirmiştir" şeklinde konuşan Yeniçeri, "Türkiye'nin bölge ülkelerinin tamamıyla bozulan ilişkileri de PKK'nın bu tür saldırılarında başat bir rol oynadığını da söyleyebiliriz" dedi.
Özcan Yeniçeri, "bir yıl önce Türkiye, Malatya Kürecik'e Füze Kalkanı'nın kurulmasına izin vererek İran'la ilişkilerin kökten değişmesine neden olduğunu" belirterek "İranlı yetkililer bir savaş söz konusu olduğunda ilk önce Kürecik'e saldıracaklarını defalarca açıklamışlardır. Türkiye'nin son zamanlarda takip ettiği Suriye politikası ise İran ile ilişkileri dönüşü olmayan bir mecraya sokmuştur. Çünkü benim de her fırsatta dile getirdiğimi gibi 'Türkiye Suriye ilişkileri özünde Türkiye İran ilişkisi anlamına gelmektedir" şeklinde konuştu.
Şemdinli'de meydana gelen saldırının, "Türkiye'nin bölge ülkeleriyle yaşadığı ilişkilerden soyutlayarak anlamlandırmanın mümkün olmadığını" ifade eden Yeniçeri, "PKK başından bu yana ABD'nin dolaylı ve üstü kapalı desteğiyle eylemlerini sürdürüyordu. Artık bu desteğin ardına Irak, Suriye ve İran da eklenmiştir. Ayrıca PKK'nın Suriye'nin kuzeyinde yarattığı emrivaki de sonuç vermiştir" dedi.
Türkiye ile Suriye, Irak ve İran hükümetleri arasındaki ilişkiler kötüleşmeye devam ettiği sürece "PKK'nın saldırılarının hız kesmeyeceğini" iddia eden Yeniçeri, "Türkiye çok daha farklı, vahim ve olağan dışı PKK saldırılarına hazırlıklı olmalıdır. Hükümetin ve güvenlik güçlerinin terör konusunda yirmi dört saat uyanık ve her türlü gelişmeye açık olması gerekmektedir" şeklinde konuştu.
CHP'nin TBMM'yi olağanüstü toplantıya çağırmasıyla ilgili görüşlerini de açıklayan Yeniçeri, "Kendi takdirleridir. Ancak MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin '5 saat konuşacağınıza, Şemdinli'de 5 saat devletin gücünü gösterin' yaklaşımına karşı, CHP'li Sayın İnce, seviyesiz bir üslup içinde ciddiyetsiz bazı sözler söylemiştir. Kötü söz sahibinin olduğundan sözlerin o yönüyle ilgilenmiyoruz" diye konuştu. Yeniçeri şunları kaydetti:
"Sayın İnce ve CHP yetkililerinin muhalefet yapmayı, ortaya çıkan her sorun karşısında toplanmak, konuşmak ve tartışmak için TBMM'yi ya da parlamentoda gurubu bulunan partileri toplanmaya çağırmaktan ibaret bir süreç olarak görmeleri ilginçtir. CHP'nin girişimiyle AKP/CHP liderleri bundan birkaç ay evvel bir araya gelmiş, konuşmuştu. Ortaya koskocaman bir sıfır çıkmıştı. CHP, giderek "gel konuşalım" partisine dönüşmüş durumdadır"
"Terör sorunuyla ilgili olarak TBMM'de söylenmeyen söz, yapılmayan toplantı, alınmayan karar ve açıklanmayan görüş kalmadığını" hatırlatan Yeniçeri, "Terörle sıcak mücadelenin sürdüğü bir aşamada bu konu için TBMM'yi toplantıya çağırmak terör örgütünün motivasyonuna katkı sağlamaktan öteye bir yararı olmayacaktır. Yapılması gereken şey, sorunu sözlere değil eylemlere ilişkilenmektir. Türkiye Cumhuriyeti terör konusunda "sözün bittiği yerdedir" CHP'nin de bunu anlaması gerekmektedir" dedi.
"CHP'nin terör konusunda da kafası fena halde karışıktır. Öcalan'ın "ev hapsine çıkarılması"ndan teröristlere "genel af"a kadar uzanan bir dizi CHP söylemi var. "Avrupa Konseyi Yerel Yönetimler Özerklik Şartı'na konulan çekinceleri kaldırılması"ndan terör sorununu etnik esaslı "Kürt Sorunu" olarak tarif etmeye kadar uzanan bir skalada CHP gidip, geliyor. CHP terör konusunda nerede olduğu ve nerede durduğu belli olmayan bir sarkaç siyaseti izliyor. Teröristlerin vur kaç stratejisini CHP'nin sarkaç siyaseti ile önlemek de mümkün görünmüyor" şeklinde konuşan Yeniçeri, "AKP ve CHP her iki siyasi parti de terör konusunda açılımcı, müsait ve teslimata hazır bir görüntü sergiliyor. AKP'ye göre "Kürt Sorunu bir vardır bir yoktur"; CHP'ye göre ise "hem vardır, hem de yoktur" şeklinde ele alınıyor" dedi. (13:34)
"PKK'nın yaşanan iç savaş nedeniyle Suriye ordusunun Kuzey'den kısmen çekilmesi ve bölgedeki hakimiyetin PKK/PYD'nin eline geçmesine izin vermesi, PKK için önemli bir imkan yaratmıştır. Ayrıca Suriye ordusu geri çekilirken ağır silahlarını PKK'ya bırakmış olması da bu saldırılar için PKK'nın eli kanlı elebaşlarını cesaretlendirmiştir" şeklinde konuşan Yeniçeri, "Türkiye'nin bölge ülkelerinin tamamıyla bozulan ilişkileri de PKK'nın bu tür saldırılarında başat bir rol oynadığını da söyleyebiliriz" dedi.
Özcan Yeniçeri, "bir yıl önce Türkiye, Malatya Kürecik'e Füze Kalkanı'nın kurulmasına izin vererek İran'la ilişkilerin kökten değişmesine neden olduğunu" belirterek "İranlı yetkililer bir savaş söz konusu olduğunda ilk önce Kürecik'e saldıracaklarını defalarca açıklamışlardır. Türkiye'nin son zamanlarda takip ettiği Suriye politikası ise İran ile ilişkileri dönüşü olmayan bir mecraya sokmuştur. Çünkü benim de her fırsatta dile getirdiğimi gibi 'Türkiye Suriye ilişkileri özünde Türkiye İran ilişkisi anlamına gelmektedir" şeklinde konuştu.
Şemdinli'de meydana gelen saldırının, "Türkiye'nin bölge ülkeleriyle yaşadığı ilişkilerden soyutlayarak anlamlandırmanın mümkün olmadığını" ifade eden Yeniçeri, "PKK başından bu yana ABD'nin dolaylı ve üstü kapalı desteğiyle eylemlerini sürdürüyordu. Artık bu desteğin ardına Irak, Suriye ve İran da eklenmiştir. Ayrıca PKK'nın Suriye'nin kuzeyinde yarattığı emrivaki de sonuç vermiştir" dedi.
Türkiye ile Suriye, Irak ve İran hükümetleri arasındaki ilişkiler kötüleşmeye devam ettiği sürece "PKK'nın saldırılarının hız kesmeyeceğini" iddia eden Yeniçeri, "Türkiye çok daha farklı, vahim ve olağan dışı PKK saldırılarına hazırlıklı olmalıdır. Hükümetin ve güvenlik güçlerinin terör konusunda yirmi dört saat uyanık ve her türlü gelişmeye açık olması gerekmektedir" şeklinde konuştu.
CHP'nin TBMM'yi olağanüstü toplantıya çağırmasıyla ilgili görüşlerini de açıklayan Yeniçeri, "Kendi takdirleridir. Ancak MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin '5 saat konuşacağınıza, Şemdinli'de 5 saat devletin gücünü gösterin' yaklaşımına karşı, CHP'li Sayın İnce, seviyesiz bir üslup içinde ciddiyetsiz bazı sözler söylemiştir. Kötü söz sahibinin olduğundan sözlerin o yönüyle ilgilenmiyoruz" diye konuştu. Yeniçeri şunları kaydetti:
"Sayın İnce ve CHP yetkililerinin muhalefet yapmayı, ortaya çıkan her sorun karşısında toplanmak, konuşmak ve tartışmak için TBMM'yi ya da parlamentoda gurubu bulunan partileri toplanmaya çağırmaktan ibaret bir süreç olarak görmeleri ilginçtir. CHP'nin girişimiyle AKP/CHP liderleri bundan birkaç ay evvel bir araya gelmiş, konuşmuştu. Ortaya koskocaman bir sıfır çıkmıştı. CHP, giderek "gel konuşalım" partisine dönüşmüş durumdadır"
"Terör sorunuyla ilgili olarak TBMM'de söylenmeyen söz, yapılmayan toplantı, alınmayan karar ve açıklanmayan görüş kalmadığını" hatırlatan Yeniçeri, "Terörle sıcak mücadelenin sürdüğü bir aşamada bu konu için TBMM'yi toplantıya çağırmak terör örgütünün motivasyonuna katkı sağlamaktan öteye bir yararı olmayacaktır. Yapılması gereken şey, sorunu sözlere değil eylemlere ilişkilenmektir. Türkiye Cumhuriyeti terör konusunda "sözün bittiği yerdedir" CHP'nin de bunu anlaması gerekmektedir" dedi.
"CHP'nin terör konusunda da kafası fena halde karışıktır. Öcalan'ın "ev hapsine çıkarılması"ndan teröristlere "genel af"a kadar uzanan bir dizi CHP söylemi var. "Avrupa Konseyi Yerel Yönetimler Özerklik Şartı'na konulan çekinceleri kaldırılması"ndan terör sorununu etnik esaslı "Kürt Sorunu" olarak tarif etmeye kadar uzanan bir skalada CHP gidip, geliyor. CHP terör konusunda nerede olduğu ve nerede durduğu belli olmayan bir sarkaç siyaseti izliyor. Teröristlerin vur kaç stratejisini CHP'nin sarkaç siyaseti ile önlemek de mümkün görünmüyor" şeklinde konuşan Yeniçeri, "AKP ve CHP her iki siyasi parti de terör konusunda açılımcı, müsait ve teslimata hazır bir görüntü sergiliyor. AKP'ye göre "Kürt Sorunu bir vardır bir yoktur"; CHP'ye göre ise "hem vardır, hem de yoktur" şeklinde ele alınıyor" dedi. (13:34)
