2008-10-22 - 12:55
MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır, partisine mensup Eskişehir Milletvekili Beytullah Asil, Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut ve Mersin Milletvekili Akif Akkuş ile TBMM'de düzenlediği basın toplantısında ''Öğrenci Af Yasası'' konusunda partisinin görüşlerini dile getirdi.
MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır, partisine mensup Eskişehir Milletvekili Beytullah Asil, Balıkesir
Milletvekili Ahmet Duran Bulut ve Mersin Milletvekili Akif Akkuş ile TBMM'de
düzenlediği basın toplantısında ''Öğrenci Af Yasası'' konusunda partisinin görüşlerini dile getirdi.
Hazırlanan basın bildirisini okuyan Beytullah Asil, öğrenci affıyla
ilgili iki konunun içlerine sinmediğini belirterek, bunlardan birinin disiplin
suçu işleyenlerin de kapsama dahil edilmesi, diğerinin ise vakıf
üniversitelerinde burslu okurken ilişikleri kesilenlerin, haklarını elde etmeleri
halinde bursluluk statülerine vakıf üniversiteleri mütevelli heyetince karar
verilmesi olduğunu söyledi.
Şandır, daha sonra gazetecilerin sorularını yanıtladı. Bir gazetecinin,
Anayasaya Mahkemesinin türban ile ilgili gerekçeli kararını nasıl
değerlendirdiğini sorması üzerine Şandır, MHP olarak, ilk günden bu yana
başörtüsü sorununu çözmek istediklerini ifade ederek, şunları kaydetti:
''Ancak AKP, YÖK yasasındaki geçici 17. maddesindeki düzenlemeyi yapmakta
tereddüt ettiği için yargı, bu konudaki niyeti sorgulamış ve bu değişikliği
önlemiştir. Başörtüsü taktığından dolayı yükseköğretim özgürlüğünden
yararlanamayan çocuklarımızın bu sorunu mutlaka çözülmelidir. Şimdi değilse sonra
mutlaka çözümlenmelidir.''
Başörtüsü konusunun toplumsal bir ayrışmaya ve toplumun bir değer
üzerinden ayrılıp cepheleşme ve daha sonra da çatışmaya düşmesine hiç kimsenin
seyirci kalmaması gerektiğine işaret eden Şandır, herkesi de sorumluğunun
gereğini yerine getirmeye çağırdı.
Şandır, yargının kararına saygı duyduklarını ancak bu kararların
tartışılmaz olmadığını belirterek, şöyle devam etti:
''Laiklik, vatandaşlarımızın din ve inanç özgürlüğünün de teminatı olmak
durumundadır. Çünkü din ve inanç özgürlüğü de bir temel insan hakkıdır.
Uluslararası hukukun da teminatı altındadır. Kamu düzeninin korunması,
cumhuriyetin değiştirilemez temel niteliklerinin korunması hepimizin üzerinde bir
görevdir ve milletvekili olarak ilk günden bu hususlara bağlı kalacağımıza dair
namusumuz ve şerefimiz üzerine yemin ettik. Bu hususu hiç sorgulamıyoruz. Ama çok
temel bir hüküm olarak laikliğin vatandaşların din ve inanç özgürlüğünün bir
teminatı olduğunu hepimiz kabul etmek mecburiyetindeyiz.''
Anayasa Mahkemesinin bu kararının, millet vicdanında rahatsızlığa sebep
olacağını ifade eden Şandır, ''Başörtüsünden dolayı okuma özgürlüğü elinden
alınan çocukların dışlanmasına, rejime, hukuka, devlete ve toplum düzenine
kinlenmesine sebep olacak bu kararı faydalı bulmamaktayız'' dedi.
Şandır, gerekçede, ''niyet sorgulaması ve laiklik ilkesine, anayasanın
değiştirilemez hükümlerine bir tehdit olduğu'' tanımlarını da bir zorlama
değerlendirme olarak kabul ettiğini belirtti.
MHP'li Şandır, Türkiye'de laikliğin tehdit ve tehlike altında olmadığını
savunarak, ''İnsanlarımızın inanç özgürlüğüne, din özgürlüğünün teminatı olan
laikliğe vatandaşlarımız eşit oranda sahiplenmektedir. Vatandaşlarımız için din
ve vicdan özgürlüğü ne kadar önemli ise laiklik ilkesinin tanzim edici fonksiyonu
da o kadar önemlidir.
Endişemiz ve korkumuz, yargının bu kararından sonra, toplumdaki bir inanç
üzerinden ayrışma daha da derinleşecektir. Toplumsal huzursuzluklara karşı herkes
sorumluluğunu yerine getirmelidir'' diye konuştu.
-''KORKULAR BİZİ KUŞATMASIN''-
Herkesin af edildiği bir ortamda, başörtüsünden dolayı okullarından
atılan, okuma özgürlüğü elinden alınan çocukların da affedilmesi gerektiğini
belirten Şandır, ''Korkular bizi kuşatmasın. Başını örten çocukları bu rejime
tehdit olarak görmek, rejime de haksızlık olur. Cumhuriyetimiz, cumhuriyetimizin
kurucu iradesi toplum tarafından sahiplenmiş ve kurumsallaşmıştır'' dedi.
Şandır, bir başka soru üzerine, Türkiye'yi, Türk milleti adına milletin
oylarıyla yetkilendirilmiş AK Parti Hükümetinin yönettiğine dikkati çekerek,
şöyle devam etti:
''AKP'nin de bu ülkenin sorunlarını çözmek niyetinde olmadığını, belkide
gücünde olmadığını görüyoruz. 6 yıldır Türkiye'yi yönetiyorlar, sürekli anayasa
tartışmaları var. Ama bir milim mesafe kat edilmemiştir. Muhalefet partisi olarak
bizim, Anayasa değişikliği teklif etmemiz pratikte bir anlam ifade etmez.
İktidarımızda biz bu anayasayı değiştireceğiz. Ama bugün Türkiye'yi Türk milleti
adına yöneten AKP iktidarının, Anayasa değiştirmek gibi bir niyetinin ve gücünün
olmadığı ortaya çıkmıştır. Dolayısıyla ne yapacaklarını önceden söyleyebilmek çok
mümkün değildir.''
-''DELİ SAÇMASI''-
Mehmet Şandır, DTP Genel Başkanı Ahmet Türk'ün Diyarbakır'daki
açıklamasının hatırlatılması üzerine de şunları kaydetti:
''Deli saçması... Sayın Ahmet Türk ile Sayın Dengir Mir Mehmet Fırat
yemekte neler konuştuklarını bu topluma anlatmaları gerekmektedir. Bunlar yemek
yedikten sonra Doğu ve Güneydoğu Anadolu, bir kalkışma provasına dönüştü. Bu
ülkenin geleceğine karşı herkes sorumluluğunun idrakinde konuştuklarına dikkat
etmelidir. Ama tüm bu olanların sorumlusu AKP iktidarıdır ve özellikle de
Başbakandır. '15 Ağustos 2005 tarihinde Diyarbakır Meydanı'nda Sayın Erdoğan,
Kürt sorununu siyaset üreterek çözeceğine söz vermişti.' PKK ve yandaşları şimdi
Sayın Başbakana kan akıtarak verdiği sözü hatırlatmaktadır.
Sayın Başbakana sormak gerekir. Pazar günü Diyarbakır'da kendisini
Başbakan olarak hissedebildi mi? Türkiye'yi Başbakan olarak yönettiğine inanıyor
mu? Türkiye'de kötü şeyler oluyor ve ne yazık ki AKP iktidarı bu kötü olan
şeyleri seyrediyor.''
Şandır, Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç'ın açıklamasının
hatırlatılması üzerine de Kılıç'ın açıklamalarının önce yargı tarafından dikkate
alınması gerektiğini söyledi.
Milletvekili Ahmet Duran Bulut ve Mersin Milletvekili Akif Akkuş ile TBMM'de
düzenlediği basın toplantısında ''Öğrenci Af Yasası'' konusunda partisinin görüşlerini dile getirdi.
Hazırlanan basın bildirisini okuyan Beytullah Asil, öğrenci affıyla
ilgili iki konunun içlerine sinmediğini belirterek, bunlardan birinin disiplin
suçu işleyenlerin de kapsama dahil edilmesi, diğerinin ise vakıf
üniversitelerinde burslu okurken ilişikleri kesilenlerin, haklarını elde etmeleri
halinde bursluluk statülerine vakıf üniversiteleri mütevelli heyetince karar
verilmesi olduğunu söyledi.
Şandır, daha sonra gazetecilerin sorularını yanıtladı. Bir gazetecinin,
Anayasaya Mahkemesinin türban ile ilgili gerekçeli kararını nasıl
değerlendirdiğini sorması üzerine Şandır, MHP olarak, ilk günden bu yana
başörtüsü sorununu çözmek istediklerini ifade ederek, şunları kaydetti:
''Ancak AKP, YÖK yasasındaki geçici 17. maddesindeki düzenlemeyi yapmakta
tereddüt ettiği için yargı, bu konudaki niyeti sorgulamış ve bu değişikliği
önlemiştir. Başörtüsü taktığından dolayı yükseköğretim özgürlüğünden
yararlanamayan çocuklarımızın bu sorunu mutlaka çözülmelidir. Şimdi değilse sonra
mutlaka çözümlenmelidir.''
Başörtüsü konusunun toplumsal bir ayrışmaya ve toplumun bir değer
üzerinden ayrılıp cepheleşme ve daha sonra da çatışmaya düşmesine hiç kimsenin
seyirci kalmaması gerektiğine işaret eden Şandır, herkesi de sorumluğunun
gereğini yerine getirmeye çağırdı.
Şandır, yargının kararına saygı duyduklarını ancak bu kararların
tartışılmaz olmadığını belirterek, şöyle devam etti:
''Laiklik, vatandaşlarımızın din ve inanç özgürlüğünün de teminatı olmak
durumundadır. Çünkü din ve inanç özgürlüğü de bir temel insan hakkıdır.
Uluslararası hukukun da teminatı altındadır. Kamu düzeninin korunması,
cumhuriyetin değiştirilemez temel niteliklerinin korunması hepimizin üzerinde bir
görevdir ve milletvekili olarak ilk günden bu hususlara bağlı kalacağımıza dair
namusumuz ve şerefimiz üzerine yemin ettik. Bu hususu hiç sorgulamıyoruz. Ama çok
temel bir hüküm olarak laikliğin vatandaşların din ve inanç özgürlüğünün bir
teminatı olduğunu hepimiz kabul etmek mecburiyetindeyiz.''
Anayasa Mahkemesinin bu kararının, millet vicdanında rahatsızlığa sebep
olacağını ifade eden Şandır, ''Başörtüsünden dolayı okuma özgürlüğü elinden
alınan çocukların dışlanmasına, rejime, hukuka, devlete ve toplum düzenine
kinlenmesine sebep olacak bu kararı faydalı bulmamaktayız'' dedi.
Şandır, gerekçede, ''niyet sorgulaması ve laiklik ilkesine, anayasanın
değiştirilemez hükümlerine bir tehdit olduğu'' tanımlarını da bir zorlama
değerlendirme olarak kabul ettiğini belirtti.
MHP'li Şandır, Türkiye'de laikliğin tehdit ve tehlike altında olmadığını
savunarak, ''İnsanlarımızın inanç özgürlüğüne, din özgürlüğünün teminatı olan
laikliğe vatandaşlarımız eşit oranda sahiplenmektedir. Vatandaşlarımız için din
ve vicdan özgürlüğü ne kadar önemli ise laiklik ilkesinin tanzim edici fonksiyonu
da o kadar önemlidir.
Endişemiz ve korkumuz, yargının bu kararından sonra, toplumdaki bir inanç
üzerinden ayrışma daha da derinleşecektir. Toplumsal huzursuzluklara karşı herkes
sorumluluğunu yerine getirmelidir'' diye konuştu.
-''KORKULAR BİZİ KUŞATMASIN''-
Herkesin af edildiği bir ortamda, başörtüsünden dolayı okullarından
atılan, okuma özgürlüğü elinden alınan çocukların da affedilmesi gerektiğini
belirten Şandır, ''Korkular bizi kuşatmasın. Başını örten çocukları bu rejime
tehdit olarak görmek, rejime de haksızlık olur. Cumhuriyetimiz, cumhuriyetimizin
kurucu iradesi toplum tarafından sahiplenmiş ve kurumsallaşmıştır'' dedi.
Şandır, bir başka soru üzerine, Türkiye'yi, Türk milleti adına milletin
oylarıyla yetkilendirilmiş AK Parti Hükümetinin yönettiğine dikkati çekerek,
şöyle devam etti:
''AKP'nin de bu ülkenin sorunlarını çözmek niyetinde olmadığını, belkide
gücünde olmadığını görüyoruz. 6 yıldır Türkiye'yi yönetiyorlar, sürekli anayasa
tartışmaları var. Ama bir milim mesafe kat edilmemiştir. Muhalefet partisi olarak
bizim, Anayasa değişikliği teklif etmemiz pratikte bir anlam ifade etmez.
İktidarımızda biz bu anayasayı değiştireceğiz. Ama bugün Türkiye'yi Türk milleti
adına yöneten AKP iktidarının, Anayasa değiştirmek gibi bir niyetinin ve gücünün
olmadığı ortaya çıkmıştır. Dolayısıyla ne yapacaklarını önceden söyleyebilmek çok
mümkün değildir.''
-''DELİ SAÇMASI''-
Mehmet Şandır, DTP Genel Başkanı Ahmet Türk'ün Diyarbakır'daki
açıklamasının hatırlatılması üzerine de şunları kaydetti:
''Deli saçması... Sayın Ahmet Türk ile Sayın Dengir Mir Mehmet Fırat
yemekte neler konuştuklarını bu topluma anlatmaları gerekmektedir. Bunlar yemek
yedikten sonra Doğu ve Güneydoğu Anadolu, bir kalkışma provasına dönüştü. Bu
ülkenin geleceğine karşı herkes sorumluluğunun idrakinde konuştuklarına dikkat
etmelidir. Ama tüm bu olanların sorumlusu AKP iktidarıdır ve özellikle de
Başbakandır. '15 Ağustos 2005 tarihinde Diyarbakır Meydanı'nda Sayın Erdoğan,
Kürt sorununu siyaset üreterek çözeceğine söz vermişti.' PKK ve yandaşları şimdi
Sayın Başbakana kan akıtarak verdiği sözü hatırlatmaktadır.
Sayın Başbakana sormak gerekir. Pazar günü Diyarbakır'da kendisini
Başbakan olarak hissedebildi mi? Türkiye'yi Başbakan olarak yönettiğine inanıyor
mu? Türkiye'de kötü şeyler oluyor ve ne yazık ki AKP iktidarı bu kötü olan
şeyleri seyrediyor.''
Şandır, Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç'ın açıklamasının
hatırlatılması üzerine de Kılıç'ın açıklamalarının önce yargı tarafından dikkate
alınması gerektiğini söyledi.
