2017-11-01 - 16:06
TBMM GENEL KURULU...
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı başkanlığında toplandı. Genel Kurulda, Helal Akreditasyon Kurumu (HAK) Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı, TBMM Genel Kurulunda kabul edilerek yasalaştı.
MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, "Deniz ve hava taşıtlarında vergisiz akaryakıt kullanılırken tarladaki traktörden esnafın ürün servisi yaptığı kamyonetinden neden vergi alınıyor?" diye sordu.

TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı başkanlığında toplandı. Bahçekapılı, grup başkanvekillerine yerlerinden söz verdi.

MHP Grup Başkanvekili Akçay, benzin ve motorin fiyatlarına yapılan zamların Türkiye'nin önemli gündem maddelerinden birisi olduğunu söyledi.

Son 5 günde yapılan zam tutarının benzinde 21, motorinde ise 31 kuruş olduğunu ifade eden Akçay, "Bu zamlardan en fazla etkilenen kesim, esnaf ve çiftçilerimizdir. Esnaf ve çiftçimizin artan akaryakıt fiyatları karşısında korunması elzemdir. Akaryakıttan alınan vergilerde bu iki kesim için acil düzenlemeler yapılmalıdır. Deniz ve hava taşıtlarında vergisiz akaryakıt kullanılırken tarladaki traktörden, esnafın ürün servisi yaptığı kamyonetinden neden vergi alınıyor? Denizde gezen teknelerin Türkiye ekonomisine katkısı, sabahtan akşama üretime yönelik çalışan traktörden daha mı fazladır? Bu zamlar Türkiye ekonomisinin büyümesi önünde engeldir. Hiçbir bahane hükümetin, esnafı ve çiftçiyi kollamasına engel olmamalıdır." diye konuştu.
HDP Grup Başkanvekili Ahmet Yıldırım ise dünyanın birçok ülkesinde 1 Kasım gününün, dünya Kobani günü olarak kutlandığını öne sürdü.

DEAŞ'ın yayılmacı ve istilacı politikasına dur denilen yerin 2014 yılında Kobani olduğunu anlatan Yıldırım, "IŞİD'in ilk kez yenilgiyi tattığı yer Kobani'dir. Bu nedenle karanlığa karşı aydınlık, yılgınlığa ve çaresizliğe karşı umudun zaferi olan Kobani'deki o direnişte yaşamını yitirenleri saygıyla anıyorum." ifadelerini kullandı.

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay da Kamu Personeli Seçme Sınavı'nı kazanan ancak güvenlik soruşturması nedeniyle göreve başlayamayan 3 binin üzerinde sağlık personelinin bulunduğunu söyledi.

Söz konusu personelin feryat ettiğini kaydeden Altay, "Meclisin bu konuda parti ayrımı yapmaksızın bu insanların feryadına kulak vermesini bekliyoruz. Aç insan, işsiz insan sudan çıkmış balık gibidir. Burada bizim karnımız tok, sırtımız pek. Bu kanayan yarayı bir an evvel dindirmemiz lazım. Sınav kazanan bu 3 bin 233 kişinin bu sorununu giderelim." diye konuştu.

AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan ise 1 Kasım 2015'in Türk siyasi tarihinde bir dönüm noktası olduğunu söyledi.

Milletin, hükümetlerin kurulamadığı kısa bir dönemden sonra siyasete el koyduğunu, bir başka ifadeyle sosyolojinin siyasete galip geldiğini ifade eden Turan, "AK Parti olarak seçim zaferinin mutluluğunu yaşadık. Bu seçim başarısı çalışan, ter döken, emek veren tüm teşkilatlarımızındır. Tüm teşkilatlarımızı tekrardan kutlamak istiyorum." dedi.

Turan, Engin Altay'ın ifade ettiği sağlık personeli konusunun geçen hafta da dile getirildiğini, buna ilişkin Meclisin bilgilendirildiğini anlatarak, konunun takipçisi olduklarını vurguladı.

TBMM Genel Kurulunda, "eğitim müfredatı", "tutuklu milletvekilleri" ve "Cankurtaran Tüneli" konularında MHP, HDP ve CHP'nin verdiği grup önerileri görüşüldü.

MHP, Danışma Kurulu toplanamadığı için eğitim müfredatına yönelik araştırma önergesinin bugün görüşülmesini grup önerisi olarak Genel Kurul gündemine getirdi.

MHP İstanbul Milletvekili Arzu Erdem, önergenin gerekçesini açıklarken eğitimin, doğumla başlayıp ölüme kadar devam ettiğini, eğitimin en önemli ayağının okul ve öğretmenler olduğunu söyledi.

Erdem, 15 yıllık AK Parti iktidarında Milli Eğitim Bakanlığında 7 bakanın değiştiğini, 22 köklü değişiklik yapıldığını ifade etti. Erdem, eğitimde deneme yanılmanın çocuklarda, ailelerde travmaya yol açtığını, eğitim sistemine güvensizlik yarattığını savundu.

Eğitim müfredatı belirlenirken çocukların milli şuur, manevi değerleri bilmesinin de sağlanması gerektiğini belirten Erdem, müfredatta adab-ı muaşeret, hitabet ve diksiyon derslerinin olması gerektiğini kaydetti.

HDP Grup Başkanvekili Ahmet Yıldırım, her çocuğun ana diliyle konuşması, ana diliyle kültürünü yaşaması, eğitim görmesinin doğuştan gelen hakkı olduğunu söyledi. Yıldırım, bunun, uluslararası sözleşmelerle güvence altına alındığını ifade etti.

CHP İstanbul Milletvekili Gamze Akkuş İlgezdi, sürekli eğitim sisteminde değişiklik yapılarak, umutsuz, yitik kuşaklar yaratıldığını öne sürdü. Bilimsel, laik eğitimden vazgeçildiğini savunan İlgezdi, "Öğrenmeyi yok ederseniz sadece bilimi değil, özgürlüğü yok edersiniz. Özgürlüğü yok ederseniz genç beyinleri yok edersiniz. Düşünceyi yok ederseniz geleceği yok edersiniz. Eğitimin siyaset üstü alan olduğunu kabul edin." dedi.

AK Parti Konya Milletvekili Hacı Ahmet Özdemir, adab-ı muaşeret derslerinin, okullarda müstakil olarak olmasa da ünite şeklinde yer aldığını anımsattı. Özdemir, imam hatip liselerinde hitabet derslerinin, sosyal bilimler liselerinde de iletişim becerileri derslerinin olduğunu anlattı.

Yapılan oylama sonrası MHP'nin grup önerisi kabul edilmedi.

Daha sonra HDP'nin grup önerisinin görüşmelerine geçildi.

Tutuklu milletvekillerine yönelik grup önerisi üzerinde konuşan HDP Mardin Milletvekili Mithat Sancar, "Tutuklu milletvekillerimiz, genel başkanlarımız barış, hakikat, özgürlük ve demokrasi istiyordu. Biz savaş değil barış, yalan değil hakikat, zulüm değil adalet diyoruz." diye konuştu.

CHP Burdur Milletvekili Mehmet Göker, tutuklu milletvekillerinin yasama faaliyetlerine katılamadığına işaret ederek, "Onlar içeride, biz dışarıdayken Meclis sandalyeleri boş. Burada bir çelişki var. 'Milli iradeyi bir kişiye devretmeyin.' dediğimiz zaman Melih Gökçek, arabanın üzerinde fır fır dönüyordu. Milli iradeyi gasbettiniz, adamcağız fışkiyeleriyle baş başa kaldı. Sıra size gelmez sanmayın. Oy toplayan başkanlar da öyle düşünüyordu. Bir tek kişinin yeri sağlamdır, o da sarayda oturmaktadır." diye konuştu.

AK Parti Sivas Milletvekili Hilmi Bilgin, terörle mücadelede sadece Türk Silahlı Kuvvetleri değil, toplumun her kesiminin üzerine düşeni yapması, teröre karşı açıkça tavır alması gerektiğini söyledi. Bilgin, bu konuda en büyük görevin siyasilere düştüğünü dile getirerek, siyasi kurumların bir kısmının bunu yapmadığını, terörü övdüğünü belirtti.

Bilgin, 154 milletvekilinin dokunulmazlığının kaldırıldığını, bu işlem yapılırken parti ayrımı yapılmadığını söyledi. HDP milletvekillerinin, terör gerekçesiyle tutuklandığını anımsatan Bilgin, HDP milletvekillerinin Kürtlerin haklarını savunduğu için tutuklandığı algısı yaratıldığını ifade etti. Bilgin, yargının, tarafsız, bağımsız şekilde hukuka uygun olarak karar verdiğini, bir kimsenin milletvekili olmasının, o kimseye suç işleme hakkı tanımadığını, kimsenin teröre destek veremeyeceğini kaydetti.

Genel Kurulda HDP'nin grup önerisi de kabul edilmedi.

Daha sonra CHP'nin Artvin Hopa Dağı Cankurtaran Tüneli ile ilgili yaşanan sorunlara yönelik grup önerisi görüşüldü.

CHP Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan, bu tünelin Artvinliler için can damarı olduğunu dile getirerek, "Bu tünele başlandı. Neden bitirmiyorsunuz?" diye sordu.

MHP Adana Milletvekili Muharrem Varlı da tünelin bir an önce açılmasını isteyerek, tünel, viyadükleri ne kadar fazlalaştırırlarsa zamandan ve yakıttan tasarruf edileceğini kaydetti.

HDP Gaziantep Milletvekili Mahmut Toğrul, "Barış olsun dediğimiz için arkadaşlarımız yargılanıyor. AKP'lilerin hangisinin bir gün mahkemeye gittiğini gördünüz? Hepsi yüz kızartıcı suçlardı, zimmete para geçirmek, ihaleye fesat karıştırmak, taciz, tecavüz. Bunlar var sizin davalarınızda." görüşünü iddia etti.

Bunun üzerine AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan, sataşma gerekçesiyle söz aldı.

Bu dilin saygınlıktan uzak olduğunu belirten Turan, bütün dosyaların ne olduğunun belli olduğunu belirtti. İddiada bulunan kişinin, bu iddiasını ispatlaması gerektiğini vurgulayan Turan, milletvekillerinin hangi dosyasının olduğunun TBMM Başkanlığında bulunduğunu söyledi.

Kendisinin de hakaret davası olduğunu anlatan Turan, şöyle devam etti:

"Hiçbirimizin dediğiniz gibi o adi suçlarla ilgili sorunu yok. AK Parti ve diğer partilerin dokunulmazlığını hep beraber kaldırdık. Şov yapıyordunuz, 80 vekil 'Kaldırın' diyordunuz. Kaldırdık, niye ağlıyorsunuz şimdi? Ağlamayacaksınız. Bu iş yargının işi. Mahkemeye gittim, ifade verdim. Her AK Parti'li vekil, dokunulmazlığı kaldırılınca mahkemeye gitti, ifade verdi. O mahkemeler Türk milleti adına karar verdiler. Ama siz 'Mahkeme kim? Gitmem' derseniz o mahkeme gelir, götürür. Dokunulmazlığı kaldırdınız, bundan sonrası bizim işimiz değil mahkemenin işi."

Birleşimi yöneten TBMM Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, bu dönemde milletvekilleri dosyaları arasında taciz, tecavüz dosyası olduğunu duymadığını kaydederek, "Bunu burada söylemenizi talihsizlik olarak addediyorum." dedi.

HDP Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş, dokunulmazlıkların HDP milletvekillerine yönelik kaldırıldığını savundu. Beştaş'ın, "Neden sizden tutuklu milletvekili yok? Hiç suç işlenmedi mi?" sorusuna Turan, "Neden tutuklanmadı diyorsa yargıya sormak lazım. Yargı kararına saygı duyacağız." karşılığını verdi.

Toğrul'un daha sonra ayağa kalkarak, "Taciz, tecavüz kelimesini, o heyecanla...." diye sözlerine başlaması üzerine Turan, sıra kapağına vurarak, tepki gösterdi. Tartışmanın uzaması üzerine Bahçekapılı, birleşime ara verdi.

Aranın ardından söz alan Toğrul, siyasi olmayan adli suçları sayarken, milletin hukukunun taciz edildiğini söylemek istediğini, Genel Kurulda kimseyi kastetmediğini belirterek, yanlış anlaşılmışsa üzüntülerini dile getirdiğini söyledi.

Konuşmaların ardından yapılan oylamada CHP'nin grup önerisi kabul edilmedi.

TBMM Genel Kurulunda, Helal Akreditasyon Kurumu (HAK) Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı'nın birinci bölümü kabul edildi.

Kabul edilen maddelere göre, HAK, verilen görevleri yerine getirmek üzere Ekonomi Bakanlığı ile ilgili ve Türkiye'de helal akreditasyon hizmeti sunma yetkisine sahip tek kuruluş olacak.

HAK, helal uygunluk değerlendirme kuruluşlarını akredite edecek, bu kuruluşların ulusal ve uluslararası standartlara göre faaliyette bulunmalarını, düzenledikleri belgelerin ulusal ve uluslararası alanda kabulünü sağlayacak.

HAK, idari ve mali özerkliğe sahip, özel bütçeli olacak.

Tasarıyla "helal akreditasyon" tanımı yapılıyor. "Helal akreditasyon", helal uygunluk değerlendirme alanında faaliyet gösteren kuruluşların HAK tarafından ulusal ve uluslararası kabul görmüş teknik kriterlere göre değerlendirilmesi, yeterliliğinin onaylanması, düzenli aralıklarla denetlenmesi ve izlenmesini ifade edecek.

Yurt içi ve yurt dışında yerleşik helal uygunluk değerlendirme kuruluşlarına helal akreditasyon hizmeti sunacak olan kurum, helal akreditasyonla ilgili kıstas ve tedbirleri belirleyecek, bunları uygulayacak.

Kurum, faaliyet alanı kapsamında, uluslararası ve bölgesel akreditasyon birlikleri ve örgütleri nezdinde Türkiye'yi temsil edecek, bunlara üye olacak, yönetimlerinde görev alacak veya bu kuruluşların merkezi olarak hizmet verecek, ikili veya çok taraflı karşılıklı tanıma anlaşmalarını imzalayacak. HAK, akreditasyon kuruluşları ve akreditasyon kuruluşu bulunmayan ülkelerdeki helal akreditasyon ile ilgili kurum ve kuruluşlarla ilişkiler kuracak, iş birliğinde bulunacak.

Kurum, helal uygunluk değerlendirme kuruluşlarının gerçekleştirdiği faaliyetleri icra edemeyecek, verdikleri hizmetleri sunamayacak, bir helal uygunluk değerlendirme kuruluşunda hissedar olamayacak ve bu kuruluşlara danışmanlık hizmeti veremeyecek.

Helal Akreditasyon Kurumu, Yönetim Kurulu, Danışma Kurulu ve Genel Sekreterlik birimlerinden oluşacak.

Kurumun karar organı olarak Yönetim Kurulu, başkan ve 4 üye olmak üzere Ekonomi Bakanının teklifi üzerine Başbakan tarafından atanacak.

Başkan, tam zamanlı sözleşmeli olarak istihdam edilecek.

Danışma Kurulu, aralarında bakanlık temsilcilerinin de olduğu 44 kamu ve özel sektör kurum ve kuruluşundan oluşacak.

Yönetim Kurulu ve Danışma Kurulu üyelerinin görev süreleri 3 yıl olacak.

İhtiyaç görülmesi halinde ilgili görülen ulusal ve uluslararası kuruluşlardan Danışma Kurulu toplantılarına temsilci davet edilebilecek.

Helal Akreditasyon Kurumunda, Helal Akreditasyon Dairesi Başkanlığı, Uluslararası İlişkiler Dairesi Başkanlığı, Yönetim Hizmetleri Dairesi Başkanlığı birimleri yer alacak.

Helal Akreditasyon Dairesi, helal uygunluk değerlendirme faaliyetleri yapan kuruluşların helal akreditasyon başvurularını inceleyecek, sonuçlandıracak, akredite edilen kuruluşları izleyecek, denetleyecek.

Uluslararası İlişkiler Dairesi, helal akreditasyon konusunda her türlü bilimsel ve teknik incelemeleri gerçekleştirecek, helal akreditasyonun önemini artırıcı faaliyetler yapacak.

Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, "Ekim ayında Türkiye OECD ve G20 içinde büyümede bir numara olmuştur. Üçüncü çeyrekte ise 9,6 bir büyüme tahmininde bulunuyorum. Bunun da çok büyük bir kısmı üretimden, yatırımdan ve ihracattan gelecek." dedi.

Zeybekci, TBMM Genel Kurulunda görüşülen Helal Akreditasyon Kurumu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı'nın ikinci bölümü üzerinde milletvekillerinin sorularını yanıtladı.

Eximbank'ın sadece bankalardan teminat getirenlere kredi vermesi durumunun bankacılık ve kredilendirme anlamındaki ilkelere aykırı olduğunu, dolayısıyla Merkez Bankası Kanununda bu konu ile ilgili değişiklik yaptıklarını ve uygulamasına başlandığını belirten Zeybekci, "Eximbank artık değerlendirmesini yaparak, risk alarak ya da ipotek alarak kredi veriyor." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, İran ziyareti sırasında Merkez Bankaları arasında bir anlaşma yapıldığına, iki ülke parası üzerinde ticaret yapma noktasındaki engelin kalktığına işaret eden Zeybekci, bankaların bunu yapabilir hale geldiğini aktardı.

Türkiye'nin domuz eti ithalatı konusuna da değinen Bakan Zeybekci, domuz etinde 2012 yılında ithalatın 201 dolar seviyesinde olduğunu, 2016 yılında ise bin 93 dolarlık bir ithalatın gerçekleştiğini bildirdi.

Zeybekci, aradaki yıllarda ise herhangi bir ithalatın söz konusu olmadığını kaydetti.

Akaryakıta yapılan zam oranlarına ilişkin de Bakan Zeybekci, benzin ve motorin fiyatlarıyla ilgili kurulmuş otomatik bir sistem bulunduğunu, dolayısıyla artış ve da düşüş fiyatlarına herhangi bir kurumun müdahalesinin olmadığını ifade etti.

Gerek döviz kuru gerekse enerji fiyatlarındaki etkili artışın bu otomatik sisteme aktarıldığını belirten Zeybekci, "Benzin ve mazot fiyatlarıyla ilgili otomatik olarak kurulmuş olan bir sistem var; buna ne hükümet ne de Enerji Bakanlığı karar veriyor. Gerek kur, gerekse dünyadaki enerji fiyatlarıyla ilgili artış doğrudan oraya yansıtılıyor. Otomatik olarak çalışan bir mekanizma var. Ekonomilerin de böyle olması lazım, fiyat belirleme mekanizmalarının da böyle olması lazım. Bu çalışma son derece sağlıklıdır." değerlendirmesini yaptı.

Nihat Zeybekci, Türkiye'nin Ekim ayı itibarıyla tarihinin en yüksek ihracatını gerçekleştirdiğine işaret ederek, şu bilgileri verdi:

"Ekim tarihi itibarıyla tarihimizin en yüksek ihracat artışını gerçekleştirdik. Yüzde 15,6 oranında ihracat gerçekleştirdik. Büyümeyle ilgili olarak da geçen sene bu ülkedeki işgal girişimine rağmen, bu ülkeyle ilgili her türlü antipropagandaya rağmen, ülkeye giren doğrudan yabancı sermaye girişi, ihracatımızın performansı artı üretim ve kapasite kullanım oranlarıyla ilgili de inanılmaz rakamlar ortaya çıkıyor ki ilk yarıda yüzde 5,1'lik bir büyüme geldi. Yüzde 5,1'lik büyümenin yüzde 2,2'si ihracattan yüzde 1,7'si de yatırımlardan yani üretimden geliyor. Büyümenin 3,9'u tam istediğimiz noktadan geliyor. Ekim ayında Türkiye OECD ve G20 içinde büyümede bir numara olmuştur. Üçüncü çeyrekte ise 9,6 bir büyüme tahmininde bulunuyorum. Bununda çok büyük bir kısmı üretimden, yatırımdan ve ihracattan gelecek. Türkiye yıl sonu itibarıyla yüzde 6,5'luk bir büyümeyle yılı kapatacak. Bu dünyanın hakikaten hayretle takip ettiği, takdirle takip ettiği bir büyümedir. Dünyadaki tüm kuruluşlar, Türkiye ile ilgili büyüme rakamlarını 3 defa revize ettiler. Kasım sonu Aralık başı gibi tekrar bazıları revize edecektir."

****HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DOKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****