2010-04-26 - 11:21
ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ TBMM GENEL KURULUNDA...
TBMM Genel Kurulu, Anayasa değişikliği teklifini görüşmek üzere toplandı. Genel Kurulda, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, hükümet adına söz alarak, Ermenistan ile ilişkiler konusunda bilgi vermek üzere kürsüye geldi.

TBMM Genel Kurulu, Anayasa değişikliği teklifini görüşmek üzere toplandı.

TBMM Başkanvekili Nevzat Pakdil'in başkanlığında toplanan Genel Kurulda,
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, hükümet adına söz alarak, Ermenistan ile
ilişkiler konusunda bilgi vermek üzere kürsüye geldi.

Genel Kurul, alınan karar gereğince, Anayasa değişikliği teklifinin 19,
20, 21. ve 22. maddeleri üzerindeki görüşmeler tamamlanıncaya kadar çalışacak.

Teklifin 19. maddesiyle Anayasa Mahkemesinin görev ve yetkilerini
düzenleyen 148. maddesinde değişiklik yapılarak, kişisel başvuru hakkı tanınıyor.
Meclis Başkanı, Genelkurmay Başkanı, kuvvet komutanları ile Jandarma Genel
Komutanı da görevleriyle ilgili suçlardan dolayı Yüce Divanda yargılanması hükme
bağlanıyor.

Teklifin 20. maddesiyle Anayasa Mahkemesinin çalışma ve yargılama usulünü
düzenleyen 149. maddesinde değişiklik yapılarak, Anayasa Mahkemesinin iki bölüm
ve Genel Kurul halinde çalışması düzenleniyor.

21. maddeyle Anayasa'nın, Askeri Yargıtaya ilişkin düzenleme içeren 156.
maddesinde değişiklik yapılıyor. Askeri Yargıtay üyelerinin disiplin ve özlük
işlerinde askerlik hizmetinin gereklerine bakılmayacak. Bunun için hakimlik
teminatı esasları dikkate alınacak. Teklifin 22. maddesiyle de Anayasa'nın 157.
maddesinde değişiklik öngörülüyor. Askeri Yüksek İdare Mahkemesi üyeleri için de
hakimlik teminatı getiriliyor.

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, gelecek ay yüksek düzeyli stratejik işbirliği
konseyi mekanizmasını Yunanistan ve Rusya ile kurulacağını bildirdi.

Davutoğlu, TBMM Genel Kurulunda verdiği bilgide, geçen yıl stratejik
işbirliği çerçevesinde Irak ile 48 Suriye ile 51 anlaşma imzalandığını anımsattı.
Bakan Davutoğlu'nun konuşmasında öne çıkan bazı başlıklar şöyle:

''-Önümüzdeki ay aynı yüksek düzeyli stratejik işbirliği konseyi
mekanizmasını Yunanistan ve Rusya ile kuracağız. Sayın Başbakanımızın Yunanistan
ziyaretinde Yunanistan ile ortak kabine toplantısı gerçekleştireceğiz. Rusya
Devlet Başkanı Medvedev'in Türkiye ziyaretinde de Türkiye ile Rusya arasında yine
yüksek düzeyli stratejik işbirliği konseyi kurulacak. Aynı konsey yapılanmasını
Bulgaristan ve Ukrayna ile de kurmayı planlıyoruz.

-Kafkasya'daki statükonun devam etmesini istemiyoruz.

-Önümüzdeki hedeflerimizden biri de Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin
herhangi bir başka üçüncü ülke tarafından, bu hangi ülke olursa olsun, gündeme
getirilmesi ve yargılanmasına izin vermemektir.

-Önümüzdeki günlerde Medvedev Türkiye'ye gelecek, gündemimizdeki en
önemli konulardan biri Azerbaycan'ın işgal altındaki toprakları olacak. Biz bu
konuyu kendi meselemiz olarak ele alıyor, bu konuyu her zeminde gündemde tutmaya
devam ediyoruz.

-Bundan sonra atılacak adımlar konusunda Türkiye ile Azerbaycan arasında
tam bir koordinasyon vardır. Hiçbir gelişme Türkiye ile Azerbaycan arasındaki
dostluğa darbe vuramaz. Bunu herkes bilmeli.''

Davutoğlu, ''önümüzdeki dönemde aynı anda gerçekleştirmek istedikleri
hedefleri'' de şöyle sıraladı:

''-Türkiye-Ermenistan ilişkileri diğer komşu ülkelerle olduğu gibi
normalleşecek. Bir şekilde bunun gerçekleşmesini istiyoruz.

-Buna paralel olarak, Azerbaycan'ın işgal altındaki topraklarında,
işgalin bitmesi de dahil olmak üzere, Azerbaycan-Ermenistan ihtilafı çözülecek...
Ve Türkiye-Ermenistan sınırı açıldığı gibi Azerbaycan-Ermenistan sınır da
açılacak. Bu şu demektir: Erzurum'dan Orta Asya'ya doğru bir koridor açılacak.

-Bu konunun artık Türkiye-Amerika ilişkileri başta olmak üzere, herhangi
bir başka ilişkimizin gölgesinde veya o ilişkiye gölgede bırakacak şekilde
gelişmesine izin vermeyeceğiz.

-Türklerle ve Ermeniler, asırlarca bir arada yaşayan bu iki millet,
dünyanın neresinde olduklarında karşılaştıklarında sadece acıları değil, ortak
tarihleri de paylaşmayı da öğrenecekler; birlikte yaşayacaklar, bundan sonra da
birlikte olacaktır.''

''Bizim barış perspektifimiz budur'' diyen Davutoğlu, bu konuda iyimser
olduğunu dile getirdi.

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Ermesintan
ile imzalanan protokollerin ruhuna ve lafzına aykırı şekilde yorumlanması
durumunda Türkiye'nin gerekli tedbirleri alma hakkının olduğunu belirtti.
Davutoğlu, siyasi şartlar oluştuğunda protokollerin parlamentolar tarafından
onaylanacağını söyledi.

Türkiye-Ermenistan ilişkileri konusunda TBMM Genel Kurulunda konuşan
Davutoğlu, konuya ilişkin daha önce TBMM'yi bilgilendirdiğini, siyasi parti
liderlerini ziyaret ederek bilgi verdiğini anımsattı. Türkiye-Ermenistan
ilişkilerinin normalleştirilmesini Türk dış politikasının genel çerçevesi
içerisinde anlamak gerektiğini belirten Davutoğlu, son yıllardaki dış politikanın
önemli ilkesinin komşu ülkelerle mümkünse en minimum düzeyde ilişkilerin
götürülmesi olduğunu söyledi.

Davutoğlu, komşu ülkelerin bulunduğu bölgelerde aktif bir dış politika
izleyerek, bu bölgelerde kalıcı barışın oluşmasını temin etmeyi de
hedeflediklerini kaydetti. Bütün komşu ülkelerle stratejik işbirliği konseyi
kurma aşamasına geldiklerini ifade eden Davutoğlu, ciddi sıkıntıların büyük
ölçüde aşıldığını anlattı.

Geçen yıl Irak ve Suriye ile bu çerçevede anlaşmalar imzalandığını
anımsatan Davutoğlu, önümüzdeki ay aynı mekanizmanın Yunanistan ve Rusya ile
kurulacağını bildirdi. Davutoğlu, aynı mekanizmayı Bulgaristan ve Ukrayna ile
kurmayı da planladıklarını söyledi.

Türkiye'nin Azerbaycan ve Gürcistan ile yakın ilişkileri göz önünde
tutulduğunda tek eksik halkanın Ermenistan olduğunu anlatan Davutoğlu, ''Biz,
Ermenistan'ın diğer komşu ülkelerle olduğu gibi Türkiye ile karşılıklı sınırlara
saygı, karşılıklı diplomatik ilişkilerin derinleştirilmesine esası çerçevesinde
iyi ilişkiler geliştirmek istiyoruz. Bu, aslında 'Yurtta sulh, cihanda sulh'
ilkesinin bugünkü çağa uyarlanmış dış politikasıdır'' dedi.

Balkanlar'da, Kafkaslar'da, Orta Asya'da ve Orta Doğu'da ortak bir
güvenlik anlayışıyla, üst düzey siyasi diyaloğa ve çok kültürlü bir yapıya dayalı
yeni bir düzen anlayışının gelişmesini istediklerini belirten Davutoğlu, ''Öyle
bir Balkanlar, öyle bir Kafkasya, öyle bir Orta Doğu ve öyle bin Orta Asya
tahayyül ediyoruz ki hiçbir ülke bir diğerinden güvenlik bakımından sıkıntı
duymasın. Bu ülkeler ekonomik olarak iç içe geçsin. Yine bu ülkeler farlı dinlere
mensup olsalar dahi bir arada yaşamaya özen göstersinler, üst düzey siyasi
diyaloğu sürdürsünler'' diye konuştu.

Komşu ülkeler ile vizelerin bu nedenle kaldırılığını belirten Davutoğlu,
bölgedeki en büyük ekonominin Türkiye ekonomisi olduğunu söyledi. Davutoğlu,
Türkiye'nin bütün bölgenin ekonomik olarak lokomotifi olma gücüne sahip olduğunu
vurgulayarak, ''İstiyoruz ki bütün sınırlar açılsın. İş adamları, mallar bu
bölgelerde serbestçe hareket edebilsin. İstiyoruz ki bu bölgelerde güvenlik hakim
olsun, çatışma hakim olmasın; işgaller bitsin, donmuş krizlere çözümler bulunsun.
Bu perspektif hayata geçtiğinde bu bölgenin lokomotifi Türkiye olacaktır. Hem
barış lokomotifi hem ekonomik lokomotifi Türkiye olacaktır, hem de düzen kurucu
aktörü Türkiye olacaktır'' diye konuştu.

Davutoğlu, 24 Nisan 2010'un ''Büyük Balkan barışının başladığı gün''
olarak hatırlanacağını ifade ederek, 15 yıldır birbirleriyle görüşmeyen Sırbistan
ve Bosna Hersek Cumhurbaşkanlarının, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün ev
sahipliğinde buluştuklarını ve Balkanlar'da ortak adım atma kararı aldıklarını
kaydetti.

Donmuş krizlerin çözüme kavuşması için çaba gösterdiklerini ifade eden
Davutoğlu, Kafkasya'ya da aynı perspektifle baktıklarını söyledi.

Davutoğlu, sözlerine şöyle devam etti:

''Ne olursa olsun statüko sürsün' diyebiliriz. Belki bir dönem rahat
ederiz. Eleştirilere muhatap olmayız... Ama çocuklarımıza problemli bir Kafkasya
bırakırız. Türkiye herhangi bir ülke değildir. Ermenistan, Gürcistan,
Azerbaycan'da olan her şey bizi ilgilendirir. Rusya'nın ve İran'ın Kafkasya'daki
her türlü yaklaşımı bizimle doğrudan alakalıdır. Dolayısıyla Kafkasya'da
statükonun devam etmesini istemiyoruz. Çünkü, Kafkasya'daki statüko ne
Türkiye'nin, ne kardeş Azerbaycan'ın, ne Ermenistan'ın, ne Rusya'nın, ne İran'ın
ne de herhangi bir ülkenin yararına değildir. Ama bu statükoyu değiştirecek cesur
adımlar atılamamıştır. Bütün hedefimiz bu statükoyu doğru yönde değiştirmektir.
Taş yerinden oynamıştır ve bu taş Kafkaslara barış ve istikrar gelecek şekilde
yerine oturtulmalıdır. Bütün hedefimiz budur...''

Dışişleri Bakanı Davutoğlu, Ermenistan ile protokollerin yeni bir barış
dönemi başlatılması için imzalandığını, yola çıkarken statükodan menfaatlenen
diasporadaki bazı çevrelerin ve bazı aktörlerin bunu engellemeye çalışacaklarını
tahmin ettiklerini söyledi. Davutoğlu, ''Ama eğer bu tür adımlar atıyorsanız
böyle meydan okumalara karşı hazırlıklı olmanız gerekir. Biz de bu çerçevede
hazırlıklarımızı yaptık. Bu süreçlerde özgüveni yüksek olan, kendine güvenen ve
paniğe kapılmayan aktörler bir sonraki adımda mutlaka kazançlı çıkarlar'' dedi.

Çok açık bir vizyonla hareket ettiklerini anlatan Davutoğlu, ''İstiyoruz
ki halkımız, hem yüce meclis bize destek versin'' şeklinde konuştu.

Protokollerin imzalanmasından sonraki süreci anımsatan Davutoğlu,
Ermenistan Anayasa Mahkemesi kararının protokollerin lafzına ve ruhuna uygun
düşmeyin unsurlar barındırdığını söyleyerek, bütün taraflar nezdinde ciddi
girişimlerde bulunduklarını kaydetti. Davutoğlu, ''Protokollerin onaylanma
aşamasında herhangi bir fluluk, karmaşıklık olmamasına özen göstereceğiz. Eğer bu
protokoller ruhuna ve lafzına aykırı şekilde yorumlanacak olursa her zaman
gerekli tedbirleri alma hakkımız vardır. Biz her türlü tedbiri alarak en sağlam
temelde bu protokollerin yorumlanmasına özen göstereceğiz'' dedi.

Ermenistan'da ve diasporada 24 Nisan öncesinde her yıl olduğu gibi
hareketlenme olduğunu, her yıl gerekli tepkileri verdiklerini kaydeden Davutoğlu,
konuşmasına şöyle devam etti:

''Bu yıl da bu hareketlenmeler olmuştur. Bunun sonucunda, biraz da iç
politik saiklerle Sayın Sarkisyan bu protokollerin parlamentoda onay sürecini
dondurmuştur ama 'sürecin durmadığını' belirtmiştir. 'Protokolleri çektim'
demedi. 'Gündemden düşmüştür' demedi. Ne zaman siyasi şartlar oluşursa, ki bu
siyasi şartlar herkesçe bilinen şartlardır, uygun siyasi psikoloji oluştuğunda
parlamentolarımız buna onay verecektir.''

ABD'deki Ermenistan tasarısına ilişkin hükümetin her türlü tedbiri
aldığını belirten Davutoğlu, ''Hedefimiz Türkiye Ermenistan ilişkilerinin üçüncü
bir ülke tarafından gündeme getirilmesine izin vermemektir'' dedi.

Davutoğlu, bütün süreçte Azerbaycan yetkilileri ile tam bir koordinasyon
içinde hareket edildiğini, her aşamada görüş alındığını belirterek, Türkiye'nin
Azerbaycan'ın işgal altındaki toprakları konusunda yürüttüğü çabaları anlattı.
Davutoğlu, ''Bu konuyu kendi meselemiz olarak ele alıyor ve her zeminde gündemde
tutmaya devam ediyoruz. Bundan sonra atılacak adımlar konusunda Türkiye ile
Azerbaycan arasında tam bir koordinasyon vardır. Hiçbir gelişme Türkiye ile
Azerbaycan arasındaki dostluğa darbe vuramaz'' diye konuştu.

Hedeflerinin Türkiye-Ermenistan ilişkilerini normalleştirmek,
Azerbaycan-Ermenistan ihtilafının çözülmesi olduğunu kaydeden Davutoğlu,
''Türkiye-Ermenistan sınırı açıldığı gibi, Ermenistan Azerbaycan sınırı da
açılacak'' diye konuştu. Bu konunun Türkiye'nin üçüncü ülkelerle ilişkini
gölgeleyecek şekilde izin vermeyeceklerini kaydeden Davutoğlu, ''Türkler ve
Ermeniler dünyanın neresinde olursa olsun karşılaştıklarında sadece acıları değil
ortak tarihleri de paylaşmayı öğrenecekler, birlikte yaşayacaklar, bundan sonra
da beraber olacaklar. Bizim barış perspektifimiz budur'' dedi.

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, sözlerini şöyle tamamladı:

''Bu çabalara karşın Ermenistan'da kendini bilmez bazı grupların milli
onurumuzu zedeleyecek şekilde bayrağımıza ve devlet sembollerimize yönelik
yaptıkları eylemleri en şiddetli şekilde kınıyoruz. Bunu her düzeyde kınadık ama
şunu biliyoruz ki bu provokatörler bizim büyük vizyonumuzun hayata geçmesini
engelleyemeyecekler. Onlara karşı her yerde her zeminde mücadele etmeye devam
edeceğiz. Türk milletenin onurlu tarihine hakaret eden herkese hak ettiği cevabı
bundan sonra da vereceğiz. Türkiye bütün coğrafyanın lokomotif gücü olmaya
kararlıdır ve olacaktır.''

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, ABD Başkanı
Barack Obama'nın 24 Nisan konuşmasıyla ilgili Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile
Dışişleri Bakanlığının ifadeleri arasında bir çelişki olmadığını belirterek,
''Tam tersi, muhataplarımız bu ifadelerden ne anlaşılması gerektiğini
anlamışlardır'' dedi

Davutoğlu, TBMM Genel Kurulunda konuşmasının ardından milletvekillerinin
sorularını yanıtladı.

ABD Başkanı Obama'nın 24 Nisan'da yaptığı konuşmaya ilişkin Başbakan
Recep Tayyip Erdoğan ile Dışişleri Bakanlığının açıklaması arasında ''bir
çelişkinin söz konusu olmadığını'' söyleyen Davutoğlu, aksine bu açıklamaların
birbirini tamamlayıcı mahiyette olduğunu belirtti.

Her şeyden önce dış politika uygulamasında ''muhatapların bu mesajları
nasıl algıladıklarının esas olduğunu'' dile getiren Davutoğlu, şunları
kaydetti:

''Her şeyden önce sayın Başbakanımız bu ifadeden memnuniyet duyduğunu
söylememiştir. Sayın Başbakanımızın ifadesi aynen şu şekilde; 'bazı mahfillerin
bildiğiniz gibi bu konuyla alakalı beklentileri çok farklıydı ama o olmadı.'
Evet, bazı mahfiller, hem Türkiye içinde hem Türkiye dışında, o açıklamada bazı
ifadeleri beklediler. Zannedildi ki, Türkiye Cumhuriyeti gibi güçlü bir devlet
'bu ifadelerin yer alabileceği' baskısı altında bazı tavizler verecektir. Türkiye
Cumhuriyeti Hükümeti hiç bir taviz vermedi. ABD Temsilciler Meclisi Dışişleri
Komitesinden çıkan karardan sonra takındığımız kararlı tutum, ABD tarafından
doğru algılanmıştır. Ulaşması gereken yere ulaşmıştır ve sayın Başbakanımızın
Washington zirvesinde de bu konu bu mesaj çerçevesinde doğru anlaşılmıştır.

Sayın Başbakanımızın ifadesi bu mesajın doğru anlaşıldığını gösteren
ifadedir. Yine bu ifade Türkiye'nin hiç bir şekilde baskı altında karar
almayacağını bir kez daha dünyaya göstermiştir. Sayın Başbakanımızın ifadesinin
nihai olarak vurguladığı husus budur. Bu mahfillerin beklentileri boşa çıkmıştır.
Beklenti ki, bu ifade kullanılacak ve Türk-Amerikan ilişkileri gerginleşecek.
Beklendi ki, bu ifadesinin kullanılmaması dolayısıyla Türk-Ermenistan süreci
duracak ama hiç birisi olmadı. Hem Türk-Amerikan ilişkileri sıkıntıya girmedi hem
Ermenistan ile normalleşme süreci de olduğu minval üzerine devam ediyor.

Benim ve Bakanlığımız ifadeleri ise sayın Obama'nın açıklamasındaki
unsurların doğru olmadığını gösterir ifadelerdir. Bu da gerekli yerlere
ulaşmıştır. Sayın Başbakanımız, Bakanlığım ve bundan önceki bütün Türkiye
Cumhuriyeti Hükümetleri, tarihin üçüncü taraflarca böylesine tek yanlı
yorumlanmasına her zaman karşı çıkmıştır. Özellikle de sayın Başbakanımız her
zaman karşı çıkmıştır. Bu sebeple 2005 yılında sizlerin de desteğiyle tarih
komisyonu için dönemin Ermenistan Cumhurbaşkanına mektup yazmıştır. Biz, adil
hafıza diye yeni ve kapsamlı bir kavramla tüm dünyaya sesleniyoruz ve seslenmeye
devam edeceğiz. Benimle sayın Başbakan'ın ifadeleri arasında bir çelişki yoktur,
tam tersi muhataplarımız bu ifadelerden ne anlaşılması gerektiğini
anlamışlardır.''

Müzakere sürecinin kendi doğası olduğunu ve tarafların bu doğayı
bildiklerini belirten Davutoğlu, ''Nelerin müzakere edilip edilmediği kayıtlarda
vardır. Türkiye'nin müzakereye nereden başladığı, hangi unsurları vurguladığı da
vardır'' dedi.

''Sarkisyan, protokoller sonrası açıklamasında 'Ermenistan Cumhuriyeti,
Sovyet Ermenistan döneminden miras kalan sınırlarını fiilen ve hukuken
tanımaktadır' diyor. Bu ne demektir? Kimse, hiç bir komşu ülke, Türkiye'den
toprak talep etme gücüne, cüretine sahip değil zaten. Bırakın talep etmeyi,
zihinlerinin ucundan geçiremezler'' diyen Davutoğlu, şunları kaydetti:

''Ama zaaf gösterirseniz, bekleyerek statükonun bekçiliğini yaparsanız, o
statükoyu kendi iradenizle değiştirme gücü göstermezseniz, herkes her şeyi talep
eder. Bugün Türkiye, talep eden makamdadır. Bugün Türkiye, Balkanlar'da barışı
kuran makamdadır. Bütün dünyada, BM Güvenlik Konseyinde, G-20 Platformu'nda,
Medeniyetler İttifakı'nda küresel düzenin bekçisidir. Sadece milli çıkarların
bekçisi değildir. Hem bölgesel düzeni hem küresel düzeni kuran aktörlerden birisi
biz olacağız. Bundan kimsenin şüphesi olmasın.'' (11:21)