2011-07-22 - 14:18
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, TBMM'de gazetecilerin sorularını cevapladı. Vural, Türkiye'nin
stratejik taktik ve teknik anlamıyla terörle mücadeleden vazgeçtiğini öne
sürdü.
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, TBMM'de gazetecilerin sorularını cevapladı.
Vural, Türkiye'nin stratejik taktik ve teknik anlamıyla terörle mücadeleden vazgeçtiğini öne
sürdü.
Van Bağımsız Milletvekili Aysel Tuğluk'un, ''Keşke o gün özerkliği
açıklamasaydık'' sözlerine ilişkin değerlendirmesinin sorulması üzerine Vural,
''Zırvayı ne zaman açıklarsan fark eder mi? O gün açıklanmasıyla sonra
açıklanmasının arasında bir fark var mı'' dedi.
Vural, Türk milletinin egemenliğinden kopmanın, özerklik talep etmenin
haklı bir tarafı olmadığını belirterek, şöyle konuştu:
''Bu yaklaşım tarzı, 13 askerimizi şehit eden bir eylem karşısında, o
eylemi mazur gösteren bir yaklaşım tarzının ayrı bir örneğidir. Dolayısıyla
demokratik özerklik taleplerini sonra ifade etmelerinin hiçbir anlamı yoktur.
Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne yönelik girişimleri silah
zoruyla millete kabul ettirmek isteyen bir siyaset anlayışının, bunu ne zaman,
hangi ortamda söylediğinin hiçbir anlamı yoktur.
PKK terör örgütünün etekleri altında siyaset yapanlar, PKK'nın istek ve
arzularını yerine getirmek için bunları dile getirenlerin söylediklerinin hiçbir
anlamı yoktur. Demokratik özerklik talebi bu milletin bölünmez bütünlüğüne
yönelik girişimin bir parçasıdır.''
MHP Grup Başkanvekili Vural, bir gazetecinin, ''Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan'ın, 'polisleri iç güvenlik harekatında kullanacağız' sözlerinin, terörle
mücadelede asker yerine bundan sonra polisin kullanılacağı şeklinde
anlaşıldığını'' söylemesi üzerine, terörle mücadelede hükümetin ne dediğinin, ne
yapmak istediğinin anlaşılmadığını söyledi.
''Bu anlayış, terörle mücadele konusunda, terör örgütünün aldığı cesaret
karşısında, acze düşmüş bir hükümetin sorumluluğu terörle mücadele edenlere
havale etme noktasındadır. Suçlu terörle mücadele edenler mi? Dön aynaya bak,
iğneyi kendine batır bakalım. Terörle mücadele yerine terörle müzakere eden,
İmralı ile müzakere eden, Kandil'de beslenmelerine müsaade eden sen değil misin''
diyen Vural, stratejik alanlarda yapılan yanlışlıkların bedelinin terörle
mücadele edenlere havale edilmek istendiğini iddia etti.
Oktay Vural, şunları söyledi:
''Kandil'de terör örgütünü besleyen Barzani'nin altına kırmızı halı
serenler kimler? Bunlar değil mi? Türkiye, stratejik taktik ve teknik anlamıyla
maalesef terörle mücadeleden vazgeçmiştir. Şimdi asker mi, polis mi?... Bu
yaklaşımlar, Bakanlar Kurulu, AKP ve hükümetin sorumluluktan kaçarak, sorumluluğu
asker ya da polise havale etme anlayışından kaynaklanıyor.
Başbakan, 'terör örgütünde iki başlılık var' diyor. Herhalde
projelerinden biri de terör örgütündeki bu iki başlılığı kaldırmak. Devlet, terör
örgütünün iki başlı olmasından rahatsız oluyor. Ne yapacaksınız bunları
uzlaştıracak mısınız, terör örgütünü tek başlı hale mi dönüştüreceksiniz? Bunlar,
terörle mücadelede ortaya konulan siyasi zaaflardır.''
Vural, hükümetin, açılım adı altında terör örgütünün siyasal amaçlarını
meşrulaştıran girişimlerden süratle vazgeçmesi gerektiğini ifade etti. (14.18)
Vural, Türkiye'nin stratejik taktik ve teknik anlamıyla terörle mücadeleden vazgeçtiğini öne
sürdü.
Van Bağımsız Milletvekili Aysel Tuğluk'un, ''Keşke o gün özerkliği
açıklamasaydık'' sözlerine ilişkin değerlendirmesinin sorulması üzerine Vural,
''Zırvayı ne zaman açıklarsan fark eder mi? O gün açıklanmasıyla sonra
açıklanmasının arasında bir fark var mı'' dedi.
Vural, Türk milletinin egemenliğinden kopmanın, özerklik talep etmenin
haklı bir tarafı olmadığını belirterek, şöyle konuştu:
''Bu yaklaşım tarzı, 13 askerimizi şehit eden bir eylem karşısında, o
eylemi mazur gösteren bir yaklaşım tarzının ayrı bir örneğidir. Dolayısıyla
demokratik özerklik taleplerini sonra ifade etmelerinin hiçbir anlamı yoktur.
Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne yönelik girişimleri silah
zoruyla millete kabul ettirmek isteyen bir siyaset anlayışının, bunu ne zaman,
hangi ortamda söylediğinin hiçbir anlamı yoktur.
PKK terör örgütünün etekleri altında siyaset yapanlar, PKK'nın istek ve
arzularını yerine getirmek için bunları dile getirenlerin söylediklerinin hiçbir
anlamı yoktur. Demokratik özerklik talebi bu milletin bölünmez bütünlüğüne
yönelik girişimin bir parçasıdır.''
MHP Grup Başkanvekili Vural, bir gazetecinin, ''Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan'ın, 'polisleri iç güvenlik harekatında kullanacağız' sözlerinin, terörle
mücadelede asker yerine bundan sonra polisin kullanılacağı şeklinde
anlaşıldığını'' söylemesi üzerine, terörle mücadelede hükümetin ne dediğinin, ne
yapmak istediğinin anlaşılmadığını söyledi.
''Bu anlayış, terörle mücadele konusunda, terör örgütünün aldığı cesaret
karşısında, acze düşmüş bir hükümetin sorumluluğu terörle mücadele edenlere
havale etme noktasındadır. Suçlu terörle mücadele edenler mi? Dön aynaya bak,
iğneyi kendine batır bakalım. Terörle mücadele yerine terörle müzakere eden,
İmralı ile müzakere eden, Kandil'de beslenmelerine müsaade eden sen değil misin''
diyen Vural, stratejik alanlarda yapılan yanlışlıkların bedelinin terörle
mücadele edenlere havale edilmek istendiğini iddia etti.
Oktay Vural, şunları söyledi:
''Kandil'de terör örgütünü besleyen Barzani'nin altına kırmızı halı
serenler kimler? Bunlar değil mi? Türkiye, stratejik taktik ve teknik anlamıyla
maalesef terörle mücadeleden vazgeçmiştir. Şimdi asker mi, polis mi?... Bu
yaklaşımlar, Bakanlar Kurulu, AKP ve hükümetin sorumluluktan kaçarak, sorumluluğu
asker ya da polise havale etme anlayışından kaynaklanıyor.
Başbakan, 'terör örgütünde iki başlılık var' diyor. Herhalde
projelerinden biri de terör örgütündeki bu iki başlılığı kaldırmak. Devlet, terör
örgütünün iki başlı olmasından rahatsız oluyor. Ne yapacaksınız bunları
uzlaştıracak mısınız, terör örgütünü tek başlı hale mi dönüştüreceksiniz? Bunlar,
terörle mücadelede ortaya konulan siyasi zaaflardır.''
Vural, hükümetin, açılım adı altında terör örgütünün siyasal amaçlarını
meşrulaştıran girişimlerden süratle vazgeçmesi gerektiğini ifade etti. (14.18)
