2011-02-02 - 17:00
MHP GRUP BAŞKANVEKİLİ VURAL'IN BASIN TOPLANTISI?
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, MHP Ordu Milletvekili ve Adalet Komisyonu üyesi Rıdvan Yalçın ile parlamentoda düzenlediği basın toplantısında Adalet Komisyonu'nda görüşülen Yargı Düzenlemelerine İlişkin Kanun Tasarıları hakkında değerlendirmelerde bulunarak TBMM Adalet Komisyonu'nda kabul edilen, Danıştay ve Yargıtay'ın daire sayısını artıran tasarının görüşme sürecini değerlendirdi.

MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, MHP Ordu Milletvekili ve Adalet Komisyonu üyesi Rıdvan Yalçın ile parlamentoda düzenlediği basın toplantısında Adalet Komisyonu'nda görüşülen Yargı Düzenlemelerine İlişkin Kanun Tasarıları hakkında değerlendirmelerde bulunarak TBMM Adalet Komisyonu'nda kabul edilen, Danıştay ve Yargıtay'ın daire sayısını artıran tasarının görüşme sürecini değerlendirdi.

Adalet Komisyonu'nda Yargı Düzenlemelerine İlişkin Kanun Tasarıları'nın yer aldığını ve bu eksende de yoğun tartışmaların yaşandığını belirten Vural, MHP olarak Adalet Komisyonu'nda bu gelişmeler karşısında açık ve net duruş sergilediklerini söyledi.

Komisyonda görüşmeler esnasında özellikle AK Parti ve CHP ekseninde yaşanan kutuplaşma nedeni ile MHP'nin görüş ve düşüncelerinin yeterince gündeme gelmediğini yada yanlış yansıtıldığını savunan Vural, MHP olarak Yargıdaki gelişmeleri yakından takip ettiklerini ve bu gelişmelerde AK Parti ve CHP'nin oluşturduğu yaklaşımlar dışında MHP'nin de kendi çözümleri ve yaklaşımları olduğunu ifade etti.

MHP olarak komisyondaki tavırlarının bağımsız, tarafsız bir yargının oluşumunu temin etmeye yönelik olduğunu belirten Vural, ancak komisyon görüşmelerinde, milletin sesi olan milletvekillerinin haklarının gasp edildiğini öne sürdü.

Tek taraflı bir iradeyle susturulma yoluna gidildiğini savunan Vural, buna karşılık CHP'li üyelerin de süreci uzatmak suretiyle, hakkı suistimal eden bir yaklaşım içinde olduğunu belirtti.

AK Partiye göre, milli iradenin ''parmak iradesi'' olduğunu iddia eden Vural, şunları söyledi:

''Onlara göre, 'bir an önce bitsin, ne lüzum var konuşmaya.' Onlara göre demokrasi, parmak kaldır ve indir demek. Fetva makamı ile yönetilen demokrasi olmaz. Millet bizi getirmişse, Mecliste onları temsil edelim diye getirmiştir. Buradaki hak ve yetkileri elbette kullanırız.

Maalesef iki siyasal zihniyet de bu süreç içinde taraf oluşturup, bu kavgayı kendi aralarında bir kavga haline dönüştürmek istiyorlar. Biz milletin kavgasını veriyoruz, milletin adaletini arıyoruz. Ama beyefendiler maalesef, sırça köşklerdeki makam ve mevki kavgası içine girmişlerdir. MHP'nin bu konudaki tavrı açıktır. Yargının siyasallaşması ve yargıya yürütmenin müdahalesi doğru değildir. Hakim ve savcıların yürütmenin baskısı altında bırakılması doğru değildir.''

MHP Ordu Milletvekili ve Adalet Komisyonu üyesi Rıdvan Yalçın'ın MHP Adalet Komisyonu üyeleri adına MHP'nin duruşunu, görüş ve düşüncelerini paylaşacağını belirten Vural sözü Yalçın'a bıraktı;

TBMM Adalet Komisyonundaki görüşmeleri değerlendiren Rıdvan Yalçın da komisyonda usul hataları yapıldığını söyledi.

Yargıtayda 2 milyona yakın dosya bulunduğunu, bu kurumdaki iş yoğunluğunu kabul ettiklerini belirten Yalçın, şunları kaydetti:

''Yargıdaki sıkışıklığa hiçbir önlem almayan bu iktidar, bugün, Hizbullah tahliyelerini fırsat bilerek, Yargıtayı suçluyor. Hizbullah tahliyelerinin kamuoyunda oluşturduğu infialden istifade ederek, Yargıtayın ve Danıştayın yapısını değiştirmeye tevessül ediyor. Biz bunu, yakışıksız buluyoruz. Siz iktidar olarak, Hizbullah tahliyelerinin olmasını istemiyorsanız, bir maddelik bir kanunla ilgili maddenin yürürlüğünü de erteleyebilirdiniz. Bunu yapmayarak, bu tahliyelerin olmasına göz yumduysanız, şimdi de çıkıp Yargıtayı suçlayıp, 'Biz bu yapıyı değiştirmeliyiz' gibi bir meşrulaştırmaya müracaat etmemeniz gerekir.

Adalet Komisyonundaki tartışmalar sebebiyle ulusal basınında ilgi gösterdiği özellikle Yargıtay ve Danıştay Kanunlarında değişiklik öngören, hem Yargıtay hem de Danıştay da üye sayısını arttıran düzenlemeye ilişkin MHP'nin aldığı konumun bazı basın yayın organlarında farklı değerlendirilmesi üzerine bu basın toplantısı ihtiyacı doğmuştur.

Milliyetçi Hareket Partisi olarak milletimiz bizi TBMM'ye ve dolayısıyla ihtisas komisyonlarına kendi hassasiyetlerini, kendi endişelerini ifade etmemiz için göndermiştir. Biz hangi şartlar altında olursa olsun, hem meclisin açık olmasına, hem de komisyonların çalışmalarını sürdürmelerine olan ihtiyaç çerçevesinde bu koltukları terk etmeyeceğiz. TBMM'de çalışmak ciddi bir iştir. Biz hangi şartlar altında olursa olsun bizi seçip buraya gönderen halkımızın hassasiyetlerini ve endişelerini komisyonlarda ve Genel Kurul'da ifade etmeye devam edeceğiz. Bu anlamda CHP'nin istifa hususundaki takdirleri kendilerini bağlar ama bizim bu inisiyatifi doğru bulmadığımızı ifade etmek isterim.

Benim komisyonda konuşmalarımda ifade ettiğim üzere her şeyden evvel çok ciddi bir usul hatası yapılmıştır. 2008 yılında görüştüğümüz ve bu iktidarın bir hükümet tasarısı olarak getirdiği Yargıtay Kanunu'nda değişiklik öngören tasarı ki bu tasarıda bugün yapılanın tam aksine ve tersine 250 olan Yargıtay Üye sayısı 150'ye indiriliyordu. Bunun temel gerekçesi de İnsaflar hayata geçeceği için Yargıtay da fazla üye bulundurmanın gereksiz olduğu ifade ediliyordu. Bu yasa o zaman ki tepkiler üzerine geri çekilmişti. Şimdi getirilen tasarıda ise tam tersi bir inisiyatif kullanılıyor. Her şeyden evvel halen komisyon gündeminde olan bu iki tasarının mutlaka birleştirilip görüşülmesi gerekirdi. Yine bugün görüştüğümüz tasarı çerçevesinde adli tıp kurumu ile ilgili de düzenlemeler var. Bizzat bizim algıladığımız Adli Tıp Kanun Teklifi var. Adli Tıp Kurumu'nun bugünkü statüsü Adalet Bakanlığı'na bağlı. Biz onun özerkleştirilmesini ve merkezinin de İstanbul'dan Ankara'ya taşınmasını öngören bir teklifte bulunmuştuk. Bugün kü tasarıda Adli Tıp Kurumu ile ilgili düzenlemeler olmasına rağmen içtüzükteki açık hüküm karşısında, ilişkili, ilgili kanun teklifleri ve tasarıları birleştirilerek görüşülür maddesine rağmen komisyon başkanı kendi inisiyatifi ile bu ilgili kanunları birleştirmemiştir. İlk ciddi usul hatası budur.

Ne olmuştur da 2008'den bu yana Yüksek Yargı Organlarının üye sayısını azaltmak isteyen iktidar bugün tam tersi bir inisiyatif kullanmak istemektedir. Bu önemli bir sorudur. Bu sorunun cevabı, süreç içerisinde Türk halkının farklı hassasiyetlerinin istismarı ile oluşmuş bir referandum sonucudur. Çünkü artık HSYK'nın yapısı değişmiş ve orada iktidarla aynı frekansta bir yapı oluşmuştur.

2008'de iktidar kendi frekansımda hakimler atayamıyorsam o zaman üye sayısını azaltayım diye düşünen iktidar bugün nasılsa HSYK kendi frekansımda, ben Yüksek Yargı organlarını da bu fırsatı değerlendirip kendi frekanslarımda bir yapı oluşturayım diye düşünmektedir
Bunun ürkütücü somut örnekleri vardır. Kamuoyunun önemli bir kesimi ciddi tereddütler içerisindedir." dedi

Komisyondaki değerlendirmelerinde de Yargıtayda ki dosyaların birikmesinin nedeninin iktidar olduğunu söylediklerini belirten Yalçın, AK Parti'nin, iflas etmiş adalet politikalarının sorumluluğunu yüksek yargıya atmak istediğini ileri sürdü.

Mısır'da yaşanan olaylara da değinen Vural, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, Mısır'da yaşanan olayları değerlendirirken, Mısır Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek'e yönelik olarak, ''Halkın haykırışına kulak ver'' dediğini hatırlatarak sözlerine şöyle devam etti:

''Mısır'da gelişmeler olmuştur ama Başbakan sessizdir. Ne zaman Obama'dan telefon almıştır, ondan sonra sesi çıkmaya başlamıştır. Sayın Başbakan, hemen kaynak yapmıştır meseleye. Sayın Başbakan Mısır'da halkın talepleri üzerinden demokrasi çağrıları yapmaktadır. Dön de şu ülkene bir bak. 'Halkın sesine kulak ver' diyen Sayın Başbakan'a sesleniyorum. Hüsnü Mübarek'e akıl verirken, aynada kimi görüyorsun mübarek Başbakan?

Ortadoğu'da krallardan, sultanlardan, emirlerden, devlet başkanlarından 'insan hakları ödülü' alan 'üstün mümtaz Müslüman şahsiyet' ödülü alan Başbakan. Onların methiyelerini burada pazarlayan da Recep Tayyip Erdoğan. Bu ödülleri alırken, kimden ödül aldığını bilmiyor muydun sen? Bu methiyeler dizildiği zaman kimlerin methiyeleri ile karşı karşıya olduğunu bilmiyor muydun? O zaman orada Mısırlı, Tunuslu yok muydu? Ortadoğu'da, Başbakan'ın özlemini duyduğu Başkanlık sistemleri yıkılıyor. Parlamenter demokrasiyi yönetemeyenler bugün gücü daha fazla elinde tutabilmek için başkanlık rejimi hayallerine girmiştir. Türkiye, Ortadoğu sultanlarının ve tek adamların yönettiği ülkelere benzetilerek uyumlaştırılmak istenmektedir. Milli ordu yerine kendi ordusunu kurmak isteyen bir hükümetle karşı karşıyayız.

Başbakan'a göre, benim tarafımda olmayan bertaraf edilmelidir. Başbakan'ı eleştirmek artık suç olmuştur. Elinde kör bir makasla, milletin değil kendi arzuları için siyaset terziliği yapan baş terzi, Recep Tayyip Erdoğan'dır.''

Gazetecilerin sorularını cevaplayan Vural, MİT'in, Başbakan Erdoğan'a İstanbul'da suikast düzenleneceğine ilişkin rapor hazırladığı yönündeki iddialara ilişkin değerlendirmesinde, ''2007 yılında olmuş bu konu. MİT'e ve Başbakanlığa soruyorum; 2007 yılında araştırdınız da neden bu adamları yakalamadınız? Suikast haberleri üzerinde yeni gündem, mağduriyetler oluşturulmak isteniyor. Görünen o ki Başbakanı bir takım yerlerin hedefi olarak gösterme eğilimi vardır. Biz de hedefiz, bizim de korumamız var. Son zamanlarda arttı tabii bir takım tehditler. Bütün bunlar olabilir'' diye konuştu.

Vural, ''tehditler arttı'' ifadesine ilişkin soruya da ''Tehdit konusu siyaseten değerlendireceğim bir konu değil'' yanıtını verdi.

Oktay Vural, CHP ve BDP'nin, Başbakan Erdoğan'ın yaptığı toplu açılışlara ilişkin eleştirileri ile ilgili soru üzerine, ''Hangi fabrikayı açmışlar? Bunlar bu kadar açılış yapıyor ama işsizlik artıyor. Ne açılışı yapıyorsunuz siz?'' dedi.

Vural, Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç'ın, muhalefetin yargı ile ilgili değerlendirmelerine yönelik açıklaması ile ilgili soruya da ''O zaman cübbesini çıkarsın gelsin AKP'den aday olsun. Hangi reformdan bahsediyorsun ey Haşim Kılıç. Bugün yargı baskı altında. Ben milletin yargısını istiyorum. Oturduğunuz sırça köşkünüzün, siyasi düşüncenizin yargısını istemiyorum. Muhalefete dil uzatmasın. Sayın Haşim Kılıç, muhalefeti susturmak yerine hiç olmazsa muhalefetin sesini kısan hükümet hakkında bir iki laf etse daha iyi olur'' diye konuştu. (17:00)