2010-04-24 - 17:29
ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ TBMM GENEL KURULUNDA...
TBMM Genel Kurulunda, Anayasa değişikliği teklifinin 13. maddesine 338 kabul, 70 ret oyu verildi.
Anayasa değişikliği teklifinin 13. maddesine 338 kabul, 70 ret oyu verildi.

TBMM Genel Kurulundaki gizli oylamaya 408 milletvekili katıldı. Oylamada
338 kabul, 70 ret oy çıktı.

Teklifin 13. maddesiyle, Anayasa'nın devlette memur çalıştırılmasına
ilişkin hükümler içeren 128. maddesine ''Ancak, mali ve sosyal haklara ilişkin
toplu sözleşme hükümleri saklıdır'' fıkrası ekleniyor. Bu düzenlemeyle,
Anayasanın 53. maddesindeki değişiklikle memurlara tanınması öngörülen ''Toplu
sözleşme hakkı'' 128. maddeye yansıtılıyor.

Meclis Başkanı Mehmet Ali Şahin, birleşime yarım saat ara verdi.

Muhalefet partileri, anayasa değişiklik teklifiyle kamu görevlilerine grev hakkı
verilmemesini eleştirdi.

Anayasa değişiklik teklifinin kamu görevlilerine ''toplu sözleşme hakkı''
tanınmasına ilişkin düzenleme içeren 13. maddesi TBMM Genel Kurulunda
görüşülüyor.

Gruplar adına yapılan konuşmalarda söz alan MHP Bursa Milletvekili İsmet
Büyükataman, ''Anayasa değişikliği teklifinin kriz ve kutuplaşma ortamında sanal
gündem oluşturmak amacıyla'' getirildiğini iddia etti. Kamu görevlilerine grev
hakkı verilmemesini eleştiren Büyükataman, ''Grev hakkı tanınsaydı daha çağdaş
bir yaklaşım olurdu. Grevsiz toplu sözleşme aldatma ve göz boyamadan başka bir
şey değildir'' dedi. Büyükataman, teklifin mevcut anayasaya aykırı olduğunu ileri
sürerek, ''Milletin hayrına da değildir'' diye konuştu.

CHP İstanbul Milletvekili Bihlun Tamaylıgil, ''grevsiz toplu sözleşmenin
bir anlamının olmadığını'' dile getirerek, ''Başbakan geçmişte giydiği grev
önlüğünü unutuyor'' ifadesini kullandı. Ordunun ve yargının ''RTÜK'e benzetilmek
istendiğini'' öne süren Tamaylıgil, ''Her kurumu teslim almak istiyorsunuz.
Demokrasi havariliğinizin boyası dökülüyor'' dedi.

BDP Siirt Milletvekili Osman Özçelik, yeni anayasa yapılmamasını
eleştirerek, 'makyaj'' değişikliklerle bir yere varılamayacağını söyledi. Özçelik
de grev hakkı verilmemesini eleştirdi, bunun uluslararası sözleşmelere aykırı
olduğunu belirtti.

AK Parti İzmir Milletvekili İbrahim Hasgür, CHP'nin ''yüksek yargıda
kendi zihniyetinin hakim olduğunu düşündüğünü ve bunun değişmesini istemediğini''
öne sürdü.

Hasgür'ün ''12 Eylül hepimize acılar verdi'' sözleri üzerine, MHP ve CHP
sıralarından laf atıldı. Bazı milletvekilleri, ''Ne kadar yattın'' dediler.
Hasgür ise ''Darbe anayasasına sahip çıkmanın bir mantığı olabilir mi?'' diye
sordu.

Toplu sözleşme hakkının daha ilerisinin ''grev hakkı'' olduğunu, ancak
memur olmanın verdiği yükümlülükler ile grev kavramının bağdaştırılması konusunda
sıkıntılar bulunduğunu ifade eden Hasgür, şöyle konuştu:

''Belki bundan sonraki adımlarda, kamu personel rejiminde yapılacak
değişikliklerle bu halledilebilir. Mesela bazı Avrupa ülkelerinde olduğu gibi üst
düzey görevler memuriyet olarak kalarak diğer personel büro çalışanı şeklinde
kadrolandırılabilir. Böyle bir çalışmayla bugün memur olarak adlandırılan çok
sayıda çalışan memuriyet dışına çıkarılıp grev hakkı düzenlenebilir. İnşallah bir
sonraki anayasa değişikliğinde grev hakkını da vermek bu Meclise nasip olur.''

Sataşma gerekçesiyle söz alan CHP Grup Başkanvekili Kemal Anadol, 12
Eylül'ün üzerinden 30 yıl geçtiğini, dün olmuş gibi konuşulmasının doğru
olmadığını söyledi. Anadol, ''12 Eylül ile göğüs göğüse mücadele eden insanlar
burada. Ben Barış Derneği davası sanığıyım, siz hayali ihracat sanığısınız. 30
sene sonra menzil dışına çıkınca konuşacaksın. Böyle bir şey yok. Böyle yağma
yok. 12 Eylül anayasasına 'hayır' oyu kullanamadım. Çünkü 12 Eylül beni cezaevine
atmıştı. Siz neredeydiniz? Siz 12 Eylül olmasaydı siz olmazdınız'' diye
konuştu.

TBMM Genel Kurulunda, Anayasa değişikliği teklifinin görüşmelerinde
''darbe ürünü'' tartışması yaşandı.

AK Parti Grup Bakanvekili Bekir Bozdağ, teklifin 13. maddesi üzerinde
görüşmeler sırasında CHP Grup Başkanvekili Kemal Anadol'un ''12 Eylül olmasaydı
siz olmazdınız'' sözleri üzerine ''sataşma olduğu'' gerekçesiyle söz aldı.

Bozdağ, TBMM'nin demokrasi ve milletin iradesinin ürünü olduğunu
belirtti. Darbelere, hukuk dışı her türlü müdahaleye karşı olduklarını ifade eden
Bozdağ, ''Hem 1960 darbesini kınadık, lanetledik. Onları bayram olarak
kutlayanları ve o yapıyı kutsayanları kınayarak, eleştirerek buralara geldik. Biz
darbeden yana hiç olmadık. Darbenin ürünü olarak, bu Mecliste, itham
edilemeyecek, belki en son itham edilecek bir yapıyı hiçbir grup için
görmüyorum'' dedi.

AK Parti'nin 2001 yılında kurulduğunu hatırlatan Bozdağ, şöyle konuştu:

''12 Eylül 1980 nire, 2001 nire... Nasıl bir irtibat kurdu anlamam
mümkün değil. Ama biz diyoruz ki 'artık darbecileri yargının önüne çıkaralım.
Hesap versinler, yargılansınlar.' Bu Anayasa değişikliği onun içindir.
Darbecilerin milli iradenin üzerine koyduğu ipotekleri kaldıralım, her türlü
vesayeti ortadan kaldıralım. Onun için darbecilerin yaptığı Anayasa ile darbe
sözleşmesi ile bu ülke yoluna devam etmesin. Onun için huzurlarınızdayız, onun
için Anayasa değişikliği yapıyoruz. Bir yandan 'darbeciler yargılansın' derken,
öte yandan onların yargılanmasını yol açacak ve kurdukları vesayet düzenini
ortadan kaldıracak değişiklikler olmasın diye mücadele etmek... Hangisi, ne
yana?

Bugüne kadar darbe zihniyetinin sahipleri ses çıkardığında çantayı alıp
gidenler, 27 Nisan e-muhtırası ortaya çıktığında, karşısında milletin gür sesini
ilk defa duymuşlardır. Biz şapkayı alıp giden siyasetin sahipleri değiliz. Darbe
zihniyetini benimseyenlerin veya o onlayışta olanların sesini çıkardığı anda esas
duruşa geçenlerdir. 12 Mart muhtırası verildiği zaman parlamento ve milletin
iradesi yok sayıldığı zaman parlamentoyu çalıştırıp, talimatla yasa çıkaran hiç
olmadık, hiçbir zaman da olmayacağız.''

''Sataşma olduğu'' gerekçesiyle söz alan CHP Grup Başkanvekili Hakkı Suha
Okay, 12 Eylül darbesinde, parlamentoda temsil edilen iki siyasi partinin
kapatıldığını, bu partilerin yöneticilerinin yargılandığını, bu partilerle aynı
ideolojiyi paylaşan çok sayıda insanın cezaevlerine konulduğunu, milyonlarca
insanın fişlendiğini, halen fişleme düzeninin devam ettiğini söyledi.

12 Eylül'ün, iki partiyi siyasetten yasakladığını, yeni partilerin ortaya
çıktığını anlatan Okay, şöyle konuştu:

''Yeni kurulan bu partiler, rüzgar gülü gibi 'dört bir yanı kucaklıyoruz'
dediler, Türkiye'nin siyasi naturası bozuldu. O partiler, parlamentoya geldiler,
saman alevi gibi yükseldiler, sonra bir kısmı yok oldu. Yeniden saman alevi gibi
yükselen partiler oldu; onlar da bir gün yok olacaktır. Ancak, 12 Eylül'ün ürünü
olan Anayasanın, sadece AKP ve CHP'nin bulunduğu geçen dönemde 5 kez, 17 maddesi
değiştirildi. Burada ucuz politika yapıp, darbecilerin anayasasını koruyorsunuz
demek yakışık almıyor. Burada 27 Nisan muhtırasına sessiz kalındı deyip, 4
Mayısta o muhtırayı yazan işgüzarla Dolmabahçe'de buluşup, sırdaş olanlar, kanka
olanların partisi burada.''

Okay, CHP Lideri Deniz Baykal'ın, Mecliste yaptığı dünkü konuşmasında
''darbeyi yapanlardan utanç duyduğunu'' söylediğini belirterek, ''Bunu söyleyen
parti karşısında 'darbe anayasasını savunuyor' demek hiçbir partiye prim
getirmez. Bu parlamento içerisinde 12 Eylül ürünü bazı partiler bulunmaktadır''
dedi.

AK Parti Grup Başkanvekili Suat Kılıç, Okay'ın ardından söz alarak, ''Bu
çatı altında 12 Eylül'ün mağduru parti var ama 12 Eylül'ün ürünü olan bir parti
göremiyorum. Görüyorsanız bunu açıkça ifade etmeniz gerekiyor'' diye konuştu.

Bazı siyasi partilerin saman alevi gibi büyüyüp, yok olduklarına ilişkin
sözlerle, AK Parti'nin kastedilmiş olabileceğini düşünmediğini kaydeden Kılıç, AK
Parti'nin son 4 seçimde en fazla oy alan parti olarak çıktığını, CHP'nin ise
önceki dönem Parlamento dışında kaldığını anımsattı.

Suat Kılıç, ''Hiçbir partiyi, 12 Eylül'ün ürünü şeklinde yaftalamanın
gereği yoktur. 12 Eylül'ün sebep sonuç ilişkisini, burada bulunan siyasi
partilerle kurmanın da gereği yoktur. Asıl olan özgürlükleri, demokrasiyi, hukuku
kavrayış biçimidir. Anayasa değişikliği teklifimizi özünden değerlendirecek
olursanız size düşen bir görev var: Eğer ki 12 Eylül ile aranıza mesafe
koyacaksanız az sonra başlayacak gizli oylama öncesinde milletvekillerinizin oy
kullanma hakkı üzerindeki ipoteği kaldırın'' diye konuştu.

Madde üzerinde kişisel görüşlerini açıklayan AK Parti Konya Milletvekili
Hüsnü Tuna'nın ''Eğer masumiyet ilkesine saygılı olmazsak, Erzincan otellerinde
sahte şahit ayarlamalarından tutun, kapatma davalarında terör örgütü mensubu,
siyasetçi ve yargı mensubu birlikteliklerine kadar gideriz'' demesi üzerine, CHP
İzmir Milletvekili Ahmet Ersin tepki gösterdi.

''Sataşma olduğu'' gerekçesiyle söz alan Ersin, Erzincan'da, gizli tanık
olan bir kişiye 80 bin lira verdiğinin ileri sürüldüğünü belirterek, ''Ne
Erzincan'da ne de başka bir yerde gizli tanık veya başkasına ne para verdim; ne
para pazarlığı yaptım ne de böyle bir şeye aracılık ettim. Bunlar, bazı
üşütüklerin ortaya attığı deli saçması iddialardır'' dedi.

Kendisine yapılan ''kirli komplonun'' aslında TBMM'ye yapılmış olduğunu
anlatan Ersin, ''O sabah kaldığım otelin restoranında kahvaltı yaparken 7-8 kişi
benimle görüşmek istedi, ben de kendileriyle sohbet ettim. Bunlardan birinin
gizli tanık olduğu iddia edildi. Öyle bile olsa görüşürüm. Çünkü ben
milletvekiliyim. Bu deli saçması iddialara inananlar zekalarını kontrol
ettirsinler'' diye konuştu.

İddiayı ortaya atanların ''müfteri'' olduğunu ifade eden Ersin, bunu
ispat etmek zorunda olduklarını kaydetti.

Madde üzerinde milletvekillerinin sorularını yanıtlayan Devlet Bakanı
Hayati Yazıcı, Türk siyasi tarihinde yapılan 5 anayasadan 3'ünün olağanüstü
dönemlerde, son ikisinin ise darbe dönemlerinde yapıldığını belirterek, ''Arzu
ederiz ki Meclis konsensüs içinde herkesin şikayet ettiği 1982 Anayasası'ndan
kurtulup, hak ve özgürlükleri önceleyen bir anayasayı hep birlikte yapılım''
dedi.

CHP Antalya Milletvekili Tayfur Süner'in ''Anayasa Mahkemesi Başkanı
mutabakat sağlayın' dedi'' şeklinde konuştuğunu anlatan Yazıcı, ''Niye onu
hatırlatıyorsun, bu çok olağan bir şey. Elbette mutabakat içinde olmasın arzu
ederiz. Ama bu mecliste bu mutabakatı sağlayamıyoruz diye 'Anayasa mutabakatsız
yapılıyor' denemez. Millette mutabakat var, sivil toplum kuruluşları ile
mutabakat var. Arzumuz sizinle birlikte yapmak. Ama sizin katılmayışınız,
milletin katılmadığı, sivil toplum kuruluşlarının katılmadığı, sendikalarının
katılmadığı değil.

Bu Anayasayı yapmakla asayiş bozukluğu mu düzelecek? uyuşturucu tüketimi
mi azalacak? Nerede asayiş bozukluğu? Elbette 2 milyon insanın yaşadığı
büyükşehirlerde asayiş olayı olacak. Ama asayiş bozukluğu olarak
nitelendirilebilecek yaygın bir bozukluk söz konusu değil. ''

CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu'nun ''Sayın Bakan milletin
mutabakatı olduğunu nereden çıkarıyor?'' sorusuna Yazıcı, ''Yapılan anketler, bu
Anayasa değişikliğinin halk, sivil toplum kuruluşları, meslek odaları ve
sendikalar tarafından kabul edildiğini ve arzu edildiğini gösteriyor. Memurlarla
ilgili düzenleme, memur sendikalarının isteği doğrultusunda konulmuştur'' dedi.

Komisyon Başkanı Burhan Kuzu, Yüksek Askeri Şura ile ilgili düzenlemeden
sonra ilişiği kesilenlerin geri dönmesinin söz konusu olup olmadığı sorusuna,
''Tabii bunlarla ilgili bir düzenleme metinde olmayacak. Ancak dava açmaya engel
yok. Buna mahkemeler karar verecek. Düzenleme bazında yapılacak bir şey yok''
yanıtını verdi. (20.15)