2017-12-18 - 11:48
TBMM Genel Kurulunda, Avrupa Birliği Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Türk Akreditasyon Kurumu, Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı, Yüksek Öğretim Kurulu ile üniversitelerin 2018 yılı bütçeleri kabul edildi.
TBMM Genel Kurulunda, Avrupa Birliği ve Milli Eğitim Bakanlıklarının 2018 yılı bütçelerinin görüşüldü.
Genel Kurul, TBMM Başkanvekili Yaşar Tüzün başkanlığında toplandı.
Yedinci turda Avrupa Birliği Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Türk Akreditasyon Kurumu, Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı, Yüksek Öğretim Kurulu ile üniversitelerin 2018 yılı bütçeleri görüşüldü.
Genel Kurulda, Avrupa Birliği ile Milli Eğitim Bakanlıkları ile bağlı kurumların 2018 yılı bütçeleri üzerinde CHP milletvekilleri söz aldı.
CHP İstanbul Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı, Türkiye ile AB ilişkilerinde hiçbir ilerlemenin olmadığını, ortaya konan yeni hiçbir şeyinde bulunmadığını ileri sürdü.
Avrupa Parlamentosunun üyelik müzakerelerinin askıya alınmasına ilişkin tavsiye kararını hatırlatan Salıcı, "Raporun içeriği ya da Türkiye'nin son dönemlerde insan haklarına bakışıyla ilgili Avrupa Konseyi tarafından da yayınlanan raporların içeriği tam bir facia. Hükümet Avrupa Birliği Bakanlığını kurmuş ancak icraat yok. Geçtiğimiz yıl Avrupa Birliği Bakanlığının bütçesi 313 milyon lira. Bu bütçe 2018 yılı için 347 milyon lira. Siz eğer AB ile ilişkiyi geliştirmek istiyorsanız, bunun için bir çaba gösteriyorsanız bütçeyi daha da arttırırsınız. Bu rakamlar yapmış olduğunuz çalışmaların, vermiş olduğunuz çabanın aslında bir işe yaramadığını ya da hükümetiniz ile AB arasında ilişki kurma, Türkiye'yi Avrupa Birliğine tam üye yapma konusunda ciddi bir irade olmadığını gösteriyor." diye konuştu.
CHP Antalya Milletvekili Mustafa Akaydın, eğitimin bir ülkenin geleceğini belirleyen en önemli süreç olduğunu söyledi.
Türkiye'nin en önemli sorunlarının başında eğitimin kalitesizliğinin bulunduğunu öne süren Akaydın, son 15 yıl içinde milli eğitim politikalarının sayısız değişiklik geçirdiğini, cumhuriyetin temel ilkelerinin gözardı edildiğini ve laiklik dışı uygulamalara tanıklık ettiklerini öne sürdü.
Milli Eğitim Bakanlığının 2018 yılı bütçesi 135 milyar lira olarak öngörüldüğünü ve bu rakamın son 5 yılın en düşük yüzdesine sahip bir bütçeye denk geldiğini belirten Akaydın, "Bu rakamlara bakıldığında ikili eğitimden tekli eğitime geçiş hayal gibi görünüyor. 2014 yılında bitmesi planlanan FATİH projesi adeta duvara toslamış durumda. Eğitim politikaları bilimsellikten tamamen uzaklaşmış, evrim teorisi müfredat dışı, çocuklarımız adeta hurafeler tarafından yönlendiriliyor." ifadelerini kullandı.
CHP İstanbul Milletvekili Süleyman Sencer Ayata, Türkiye'de eğitimleşme oranlarının arttığını ancak benzer ülkelere göre oranların hala düşük seviyelerde olduğunu söyledi.
Eğitim sisteminin vasıflı insan gücü yetiştirme bakımından başarı gösteremediğini savunan Ayata, çocukların okula aynı koşullarda başlamadığını, çocuğun nerede doğduğu, annenin babanın mesleği, çocuğun cinsiyetinin, eğitim ve daha sonraki çalışma hayatında son derece belirleyici olduğunu dile getirdi.
Yaşanan olumsuzlukları önlemek için gelir dağılımı bozukluğunu gidermek gerektiğini ancak mevcut yardım sisteminin ihtiyacı karşılamadığını savunan Ayata, şu değerlendirmede bulundu:
"Muhtaç olan ailelerin çocukları eğitimlerine şansız başlıyorlar ve bu fırsat eşitsizliği onların hayatının sonuna kadar onları etkilemeye devam ediyor. Türkiye'de birçok hesaplamalara göre her iki çocuktan birisi bu anlamda dezavantajlı durumda. Çocuğa önemli yetiler okul öncesi çağında kazandırılmaktadır. Bizde toplumun yarısı bu yetilerin kazandırılmasından yararlanamıyor. Günümüzde teknolojiler ve meslekler hızla değişiyor. Yeni mesleklerde eleştirel düşünebilen, sorun çözebilen, yaratıcı ve iletişim becerilerine sahip elemanlar aranıyor. Dar anlamda uzman istenmiyor, dönüştürülebilir becerilere sahip elemanlar isteniyor. Biz ise dar uzmanlaşmayı teşvik etmeye çalışıyoruz. Akıntıya karşı kürek çekmeye çalışıyoruz."
CHP Bursa Milletvekili Ceyhun İrgil ise bütçesinin yüzde 80'ini personel giderine harcayan bir Milli Eğitim Bakanlığından çok fazla bir şey de beklemenin doğru olmayacağını vurguladı.
Milli Eğitim Bakanlığının söz konusu bütçesiyle eğitimde fırsat eşitliğini yaratmasının, eğitim yatırımlarını artırmasının beklenemeyeceğinin altını çizen İrgil, "Olsa olsa öğretmen ataması yapmasını bekleriz ama Milli Eğitim Bakanlığı bunu da yapmıyor. Milli Eğitim Bakanlığı 2018 yılında 20 bin öğretmenin atamasının yapılacağını söylüyor ama açık bulunan kadro sayısı 100 bin. Öğretmenin ücretlisi, geçicisi olmaz. Bizim kadrolu öğretmenlere ihtiyacımız var." dedi.
İrgil, yürek yaralayan bir başka konunun da KHK'lar olduğunu, haklarında hiçbir suçlama bulunmayan binlerce eğitimcinin işsiz konumda bulunduğunu öne sürdü.
Öğretim Üyesi Yetiştirme Programı (ÖYP) kapsamında görev yapan araştırma görevlilerinin de müdahale edilmemesi durumunda 15 gün sonra geleceklerinin bir belirsizliğe sürükleneceğini öne süren İrgil, bu çalışan grubunun sorunlarının da çözüm beklediğini söyledi.
İrgil, "Öğrenci affı ve ÖYP'liler konusunda tüm siyasi partilere sataşmada bulunuyorum. Bu konuda hiç mi sözünüz yok, gelin bu çocukların sorunlarına çözüm bulalım." diye konuştu.
HDP Diyarbakır Milletvekili Feleknas Uca, AK Parti'nin, AB'ye girme hedefinin olup olmadığını sorarak, "Varsa Türkiye'nin hukuk ve idare sistemini AB ile uyumlaştırmak için neden hiç çaba harcamıyorsunuz? Eğer AB'ye girme hedefiniz yoksa Avrupa Birliği Bakanlığının varlık sebebi nedir?" dedi.
HDP milletvekilleri, Avrupa Birliği ve Milli Eğitim Bakanlıklarının 2018 yılı bütçeleri üzerinde TBMM Genel Kurulunda görüşlerini dile getirdi.
HDP İzmir Milletvekili Ertuğrul Kürkcü, kendileri için iki Avrupa olduğunu belirterek, bunların, bankaların, tröstlerin, finans kapitalin Avrupası ile halkların Avrupası, bir sosyal Avrupa ümidi ve ihtimali olduğunu söyledi.
Kürkcü, partisinin AB'yi bir kurtuluş ümidi, gelecek ufku, beklentisi olarak görmediğini ancak Türkiye'nin üyelik sürecine, insan hakları, demokrasi, hukuk devleti ilkelerinin Türkiye'de içselleşmesi açısından büyük dikkatle baktıklarını söyledi. Kürkcü, HDP'nin, Türkiye AB üyesi olsun, olmasın daima insan haklarının, eşitliğin, özgürlüğün, adaletin bir imkan ve ilke haline geldiği uluslararası toplumun yaratılması için çalışacağını kaydetti.
HDP Diyarbakır Milletvekili Feleknas Uca, Türkiye ile AB arasındaki üyelik müzakerelerinin kopma noktasına geldiğini ileri sürerek, bunun en önemli nedeninin OHAL ile beraber zirveye ulaşan antidemokratik uygulamalar olduğunu savundu.
AK Parti'nin, AB'ye girme hedefinin olup olmadığını soran Uca, "Varsa Türkiye'nin hukuk ve idare sistemini AB ile uyumlaştırmak için neden hiç çaba harcamıyorsunuz? Eğer iktidarın AB'ye girmek gibi bir hedefi yoksa, temel görevi AB üyelik sürecini hızlandırmak, gelişmeleri izlemek ve üyelik sonrası çalışmaların koordinasyonunu yürütmek olan Avrupa Birliği Bakanlığının varlık sebebi nedir? Müzakerelerin koşullu olarak askıya alındığı 2017'de Avrupa Birliği Bakanlığına ayrılan bütçe nereye harcandı? Bütçeden 2018 yılı için Avrupa Birliği Bakanlığına ayrılacak yaklaşık 350 milyon liralık ödeneği, işlevine ve kuruluş amacına uygun nasıl harcamayı planlıyorsunuz?" sorularını yöneltti.
AK Parti Grup Başkanvekili Naci Bostancı, HDP Iğdır Milletvekili Mehmet Emin Adıyaman'ın konuşmasında, Kürtlere karşı ayrımcı politikalar uygulandığına yönelik ifadeler kullandığını belirterek, sataşma gerekçesiyle söz istedi.
Bu ülkede Kürtlerin ve Türklerin olduğunu, bunlara ilişkin kimsenin sorunu bulunmadığını ifade eden Bostancı, modern devletlerin, vatandaşların eşitliği üzerine kurulduğunu anımsattı. Bostancı, bu ülkenin her karış toprağının, aynı zamanda Kürtler, Türkler için olduğunu vurgulayarak, PKK terör örgütünün, demokratik zemini tahrip ettiğini, halkları birbiri aleyhine kışkırttığını belirtti. Bostancı, buna teslim olmamak gerektiğini dile getirerek, "Sizin göreviniz her şartta demokratik zeminin üslubu, dili, tavrı ve tarzı olmalıdır. 80 milyonun iradesini lütfen dikkate alın." değerlendirmesinde bulundu.
AK Parti Muğla Milletvekili Hasan Özyer, "Hedefimiz, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün de isabetle belirttiği gibi, muasır medeniyet seviyesidir yani bugünkü tabirle, Batı normlarının da üstündedir." dedi.
TBMM Genel Kurulunda, AK Parti milletvekilleri, Avrupa Birliği ile Milli Eğitim Bakanlıkları ile bağlı kurumların 2018 yılı bütçeleriyle ilgili söz aldı.
AK Parti Muğla Milletvekili Özyer, Türkiye'de son 15 yılda sessiz bir devrim gerçekleştiğini, reformlarla ülkenin adeta çehresinin değiştiğini söyledi.
Avrupa Birliği Bakanlığı'nın da AB müktesebatına uyum çerçevesinde gıda güvenliğinden katı atık yönetimine, enerji verimliliğinden tüketici haklarına kadar çok sayıda düzenlemeyi hayata geçirdiğini ifade eden Özyer, şunları kaydetti:
"Avrupa Birliği Bakanlığı bu düzenlemelerle halkımızın hayat standartlarının daha da yükselmesini sağlamıştır. Ancak Türkiye'nin nihai hedefi bunların da üstündedir. Hedefimiz, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün de isabetle belirttiği gibi, muasır medeniyet seviyesidir yani bugünkü tabirle, Batı normlarının da üstündedir. Her alanda büyüyen ve gelişen ülkemiz, siyasi ve ekonomik istikrarıyla bölgesel sorunların çözümüne de katkı sağlamakta ve etkinliğini artırmaktadır. Dinamik yapısı ve genç nüfusuyla AB'ye üye olan bir Türkiye, birliğe önemli bir güç katacak ve birliğin her alanda etkinliğini ve gücünü artıracaktır."
Özyer, Türkiye'nin PKK, FETÖ, DEAŞ, PYD ve YPG gibi uluslararası terör örgütlerinin saldırılarına maruz kaldığını anımsattı.
Söz konusu terör örgütlerinin, küresel bir tehdit haline geldiğinin altını çizen Özyer, "Terörle mücadelede AB ülkelerinin daha etkin rol alması gerekmektedir. Ülkemiz yıllardır terör örgütleriyle mücadele ederken AB sürecinde sorumluluklarını yerine getirmeyi de başarmıştır. Maalesef, AB'nin sorumluluklarını yerine getirmediğini görmekteyiz." ifadelerini kullandı.
AK Parti Konya Milletvekili Leyla Şahin Usta, Türkiye'nin yakın bölge ve çevre havzalardaki politika önceliklerinin AB üyeliği süreciyle bütünlük arz ettiğini söyledi.
Türkiye ile AB ilişkilerinin bu perspektiften bakıldığında, küresel barışı tehdit eden gerilimlerin yumuşatılmasında, uluslararası terör, küresel çatışma, enerji güvenliği gibi risk alanlarında küresel işbirliğinin yaygınlaştırılmasında önem kazandığını anlatan Usta, "Türkiye'nin AB üyeliğini stratejik bir hedef olarak görmekteyiz. Bu hedefler doğrultusunda atılan adımlar Türkiye'nin AB üyeliği sürecinde yeni bir dönem başlamıştır. Bazı Avrupa ülkelerinin haksız ve temelsiz muhalefetine rağmen biz AB'ye tam üyelik yolunda gereken adımları atmaya da devam edeceğiz. Özel bir statü istemiyor, sadece hak ettiğimizi elde etmek istiyoruz." dedi.
Leyla Şahin Usta, AKPM'nin asil üyelerinden biri olduğunu, Türkiye'nin denetim sürecine geri çekilmesi döneminde 3 parti milletvekilleri ile bir araya gelip Türkiye için ortak hareket ettiklerini anlattı.
Bir partinin ise bulunulan noktada Türkiye aleyhinde konuştuğunu, her fırsatta Türkiye'nin aleyhinde oy kullandığını Avrupa Konseyinin Genel Kurulunda ise terör örgütlerini desteklediklerini belirten Usta, "Ben bunların kimler olduğunu söylemeyeceğim. Türk milleti zekidir, bu durumu da onların takdirlerine sunuyorum." dedi.
HDP İzmir Milletvekili Ertuğrul Kürkçü, Usta'nın açıklamalarının partilerine yönelik bir sataşma olduğunu öne sürerek söz istedi.
Kürkçü, HDP olarak AKPM'ye "milli maç" için gitmediklerini ifade ederek, "İnsan hakları, demokrasi ve hukuk devleti tartışmasına burada nasıl katılıyorsak orada da öyle katılıyoruz. Bakan bunu hangi yorumla katılır bunu bilmiyorum ama ben Ömer Çelik'in şu beyanına katılıyorum; "Orası bizim kendi evimiz, burada nasıl yaşıyor ve konuşuyorsak orada da öyle yaşıyor ve konuşuyoruz. İyi ki HDP gibi bir muhalifiniz var, bundan istifade etmeye bakın, iyi gelir size." ifadelerini kullandı.
AK Parti İzmir Milletvekili Kerem Ali Sürekli de Türk Akreditasyon Kurumunun (TÜRKAK), AB uyum sürecinde teknik alanın düzenlenmesine yönelik olarak oluşturulan kurumlardan biri olduğunu anımsattı.
TÜRKAK'ın, bugüne kadar bin 472 uygunluk, değerlendirme kuruluşunu akredite ettiğini belirten Sürekli, "Verilen akreditasyon hizmeti sayesinde ülkemizde kalite altyapısı güçlenmekte, piyasada güven oluşmakta, kaliteli ürün ve hizmetler yaygınlaşmakta, ülkemizde üretilen mal ve hizmetlerin uluslararası geçerliliği sağlanmaktadır." dedi.
TÜRKAK'ın uluslararası standartlığın bekçiliğini yaptığını ifade eden Sürekli, kurumun 2004 yılından bu yana kendi imkanlarıyla faaliyetlerini başarılı bir şekilde sürdürdüğüne dikkati çekti.
Kurumun, 2017 yılı Kasım ayı sonuna kadar 22 milyon liralık giderine karşılık 37 milyon lira gelirinin bulunduğunun altını çizen Sürekli, "Bu bütçede 17 milyon 560 bin TL kendilerine ödenek ayırdık, bu da kullanılmayacak, kurum kendisini finanse ediyor." diye konuştu.
AK Parti Elazığ Milletvekili Ejder Açıkkapı ise AK Parti'nin iktidara geldiği 2002 yılında 10 milyar lira olan Milli Eğitim Bakanlığı bütçesinin 2018 yılında 134 milyar 727 milyon liraya yükseldiğini ve bu büyüklüğü ile yeni bir zirve yakaladığını söyledi.
Eğitimin, toplumların gelişmesinde nitelikli bir unsur olduğuna değinen Açıkkapı, "AK Parti olarak 2002 yılından bu yana vatandaşlarımızın eşit şartlarda eğitim ve öğretim hakkını sağlamak için temel altyapı ve erişim problemlerini önemli ölçüde çözüme kavuşturduk. Şu an görev yapan her 3 öğretmenden ikisi iktidarımız döneminde atanmıştır. Yine, öğretmenlerimizin yüzde 66'sının 40 yaş altında olması da oldukça dikkat çekici ve önemlidir. Ülkemizin her bölgesinde öğretmen norm doluluk oranları birbirlerine yaklaştırılmıştır." değerlendirmesinde bulundu.
AK Parti Balıkesir Milletvekili Ali Aydınlıoğlu, daha önce olduğu gibi önümüzdeki yılda bütçe gelirinde en büyük payı eğitime ayırdıklarını söyledi.
Milletin kaynaklarını milletin hizmetine sunmaya çalıştıklarını ifade eden Aydınlıoğlu, "AK Parti hükümetlerinin disiplinli mali politikaları nedeniyle tüm yatırımları rahatlıkla yapabiliyoruz. Okullarımız birçok yerde eğitim kampüslerine dönüştürülmüştür. Eğitimde nitelik ve nicelik yönünden birçok ülkenin önündeyiz ve bunu da öğretmenlerimize borçluyuz." dedi.
AK Parti Sinop Milletvekili Nazım Maviş de bütçelerin sadece rakamlardan ibaret olmadığını, her bütçenin bir felsefesinin bulunduğuna dikkati çekti.
AK Parti'nin en büyük payı eğitime ayırmasının felsefesinin ise eğitime verilen önemi işaret ettiğini vurgulayan Maviş, şöyle konuştu:
"İktidarımız döneminde amacımız hep eğitimde kaliteyi artırmak oldu. Eğitime erişimde fırsat eşitliğini sağlamak hedefimiz, eğitim ortamının demokratikleştirilmesi ise en önemli hedefimiz oldu. 28 Şubatın izlerini sildik. Öğretmen ve öğrencilerin başörtü zulmünü ortadan kaldırdık. Hayat dinamik ve her gün yeni gelişmelerle karşı karşıyayız. Bu hızlı değişim karşısında eğitimde de sürekli yenileşme amacını güttük. Her şey AK Parti'nin kontrolünde iyi bir şekilde ilerliyor."
AK Parti Kocaeli Milletvekili Mehmet Akif Yılmaz ise öğretmenlik mesleğinin itibarının korunması gerektiğini, bu kapsamda öğretmen stratejisini hayata geçiren bakanlığa teşekkür ettiğini söyledi.
2002 yılında 98 milyar olan genel bütçenin 2018 yılında 762 milyar liraya yükselmesinin net bir tablo olarak karşılarında bulunduğunu anlatan Yılmaz, şunları kaydetti:
"Bu tablo bize şunu net olarak gösteriyor; birileri iktidar olamamanın hırsıyla millet bütçesini yırtma küstahlığına başvursa da Türkiye başta eğitim olmak üzere her alanda büyüyor. Milletimizin beklediği kalkınma hamlelerine iç ve dış tüm engellemelere rağmen kararlılıkla devam ediyor ve edecek inşallah. İktidarın yolunu sandıkta değil de darbe ve vesayet rejiminde gören bu hastalıklı anlayış, ekonomik kalkınmamıza, nitelikli insan kaynağımıza yıllarca darbe vurmuştur. Türkiye Cumhuriyeti devletinin itibarını sarsan, en ağır darbeleri de millet bütçesini yırtan bu zihniyetten aldık."
Yılmaz'ın konuşması üzerine söz isteyen CHP Grup Başkanvekili Engin Altay ise iktidarın önyargı ve paranoyalardan kurtulması gerektiğini öne sürdü.
Devlet ve hükümet kavramlarının karıştırılmaması gerektiğini ifade eden Altay, "Devlet ve hükümeti karıştırdığınız sürece bu milleti bölme anlayışına hizmet etmiş olursunuz. Bu devletin bekasından sadece AK Parti değil bu meclisin tüm milletvekili sorumludur. Keşke o milletin bütçesi olsaydı. Bu bütçe milletin bütçesi değildir." ifadelerini kullandı.
MHP İstanbul Milletvekili Arzu Erdem, "AB, olmazsa olmazımız mı? Değil. Dayatmalarla ülkemizi rencide edecek şekilde, yapılmayacak şeyler önümüze getirildiği zaman da AB üyesi olma şartımız yok." dedi.
MHP İstanbul Milletvekili Arzu Erdem, AB üyelik sürecinin uzun yıllara dayanan, kendisinin ve milletvekili arkadaşlarının önemli bir bölümünün yaşından daha uzun olan bir süreyi kapsadığını ifade etti.
Türkiye'nin, AB üyeliği sürecine 1963 yılında Avrupa Ekonomik Topluluğu Ortaklık Anlaşması'nı imzalamasıyla adım attığını anımsatan Erdem, 1987'de tam üyelik başvurusu yapıldığını, Türkiye'nin 1999'da aday ülke olarak kabul edildiğini anlattı.
Erdem, AB ülkelerinin üyelik müzakerelerinde Türkiye'yi sürekli yargıladığını, birtakım kriterlerin yerine getirilmesi için parmağını göstererek Türkiye'yi hizaya çekmeye çalıştığını söyledi.
Arzu Erdem, "AB, olmazsa olmazımız mı? Değil. Mücadeleler verildi, bugüne kadar çalışmalar yapıldı. Çalışmaların devamı sürdürülebilir ama dayatmalarla ülkemizi rencide edecek şekilde, yapılmayacak şeyler önümüze getirildiği zaman AB üyesi olma şartımızın olmadığını, içe dönük bir yapının ya da farklı yerlere yönelik bir yapının ekonomik kalkınmayla ilgili sürdürülebilir olduğunu da belirtmemizde yarar var." diye konuştu.
MHP Ankara Milletvekili Zühal Topcu da 2002'den bu yana gelen bütün Milli Eğitim Bakanlarının, "Sistemi değiştiriyoruz." dediğini belirterek, "Sistem derken siz neyi, biz neyi anlıyoruz?" diye sordu.
15 yılda yapılan nicel çalışmalara karşın nitelikte arzulanan hedeflere ulaşılamadığını savunan Topcu, değişiklik yapmak isteniliyorsa öğretmenlerden başlanılması gerektiğini kaydetti.
MHP Erzurum Milletvekili Kamil Aydın, en önemli hak ve vasıtanın eğitim olduğunu, beşeri kalkınmanın temelinde doğru, sağlıklı bilginin elde edimesini sağlayan eğitimin yattığını vurguladı.
Çin, Japonya ve Almanya'ya bakıldığında kalkınmanın sadece bilim ve teknolojiden kaynaklığını düşünmenin eksik olacağını belirten Aydın, Türk milli eğitiminin temelde, öncelikli olarak temel milli değerlere bağlı, evrenseli arama ve geliştirmeyi hedef alması gerektiğini dile getirdi.
Eğitim bütçesinin beşte dördüne yakınının personel giderleri ve SGK ödemeleri olduğunu dile getiren Aydın, yeni yatırımlara ya da idealize edilen programlara kaynak aramada sorunlar bulunduğunu söyledi.
Aydın, matruşka bebek gibi üniversite açıldığını ifade ederek, "Kopya kağıdı araya koyduk. Her üniversiteye bakın, aynı fakülte, aynı bölümler var. Standart aynı." dedi.
***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***
Genel Kurul, TBMM Başkanvekili Yaşar Tüzün başkanlığında toplandı.
Yedinci turda Avrupa Birliği Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Türk Akreditasyon Kurumu, Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı, Yüksek Öğretim Kurulu ile üniversitelerin 2018 yılı bütçeleri görüşüldü.
Genel Kurulda, Avrupa Birliği ile Milli Eğitim Bakanlıkları ile bağlı kurumların 2018 yılı bütçeleri üzerinde CHP milletvekilleri söz aldı.
CHP İstanbul Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı, Türkiye ile AB ilişkilerinde hiçbir ilerlemenin olmadığını, ortaya konan yeni hiçbir şeyinde bulunmadığını ileri sürdü.
Avrupa Parlamentosunun üyelik müzakerelerinin askıya alınmasına ilişkin tavsiye kararını hatırlatan Salıcı, "Raporun içeriği ya da Türkiye'nin son dönemlerde insan haklarına bakışıyla ilgili Avrupa Konseyi tarafından da yayınlanan raporların içeriği tam bir facia. Hükümet Avrupa Birliği Bakanlığını kurmuş ancak icraat yok. Geçtiğimiz yıl Avrupa Birliği Bakanlığının bütçesi 313 milyon lira. Bu bütçe 2018 yılı için 347 milyon lira. Siz eğer AB ile ilişkiyi geliştirmek istiyorsanız, bunun için bir çaba gösteriyorsanız bütçeyi daha da arttırırsınız. Bu rakamlar yapmış olduğunuz çalışmaların, vermiş olduğunuz çabanın aslında bir işe yaramadığını ya da hükümetiniz ile AB arasında ilişki kurma, Türkiye'yi Avrupa Birliğine tam üye yapma konusunda ciddi bir irade olmadığını gösteriyor." diye konuştu.
CHP Antalya Milletvekili Mustafa Akaydın, eğitimin bir ülkenin geleceğini belirleyen en önemli süreç olduğunu söyledi.
Türkiye'nin en önemli sorunlarının başında eğitimin kalitesizliğinin bulunduğunu öne süren Akaydın, son 15 yıl içinde milli eğitim politikalarının sayısız değişiklik geçirdiğini, cumhuriyetin temel ilkelerinin gözardı edildiğini ve laiklik dışı uygulamalara tanıklık ettiklerini öne sürdü.
Milli Eğitim Bakanlığının 2018 yılı bütçesi 135 milyar lira olarak öngörüldüğünü ve bu rakamın son 5 yılın en düşük yüzdesine sahip bir bütçeye denk geldiğini belirten Akaydın, "Bu rakamlara bakıldığında ikili eğitimden tekli eğitime geçiş hayal gibi görünüyor. 2014 yılında bitmesi planlanan FATİH projesi adeta duvara toslamış durumda. Eğitim politikaları bilimsellikten tamamen uzaklaşmış, evrim teorisi müfredat dışı, çocuklarımız adeta hurafeler tarafından yönlendiriliyor." ifadelerini kullandı.
CHP İstanbul Milletvekili Süleyman Sencer Ayata, Türkiye'de eğitimleşme oranlarının arttığını ancak benzer ülkelere göre oranların hala düşük seviyelerde olduğunu söyledi.
Eğitim sisteminin vasıflı insan gücü yetiştirme bakımından başarı gösteremediğini savunan Ayata, çocukların okula aynı koşullarda başlamadığını, çocuğun nerede doğduğu, annenin babanın mesleği, çocuğun cinsiyetinin, eğitim ve daha sonraki çalışma hayatında son derece belirleyici olduğunu dile getirdi.
Yaşanan olumsuzlukları önlemek için gelir dağılımı bozukluğunu gidermek gerektiğini ancak mevcut yardım sisteminin ihtiyacı karşılamadığını savunan Ayata, şu değerlendirmede bulundu:
"Muhtaç olan ailelerin çocukları eğitimlerine şansız başlıyorlar ve bu fırsat eşitsizliği onların hayatının sonuna kadar onları etkilemeye devam ediyor. Türkiye'de birçok hesaplamalara göre her iki çocuktan birisi bu anlamda dezavantajlı durumda. Çocuğa önemli yetiler okul öncesi çağında kazandırılmaktadır. Bizde toplumun yarısı bu yetilerin kazandırılmasından yararlanamıyor. Günümüzde teknolojiler ve meslekler hızla değişiyor. Yeni mesleklerde eleştirel düşünebilen, sorun çözebilen, yaratıcı ve iletişim becerilerine sahip elemanlar aranıyor. Dar anlamda uzman istenmiyor, dönüştürülebilir becerilere sahip elemanlar isteniyor. Biz ise dar uzmanlaşmayı teşvik etmeye çalışıyoruz. Akıntıya karşı kürek çekmeye çalışıyoruz."
CHP Bursa Milletvekili Ceyhun İrgil ise bütçesinin yüzde 80'ini personel giderine harcayan bir Milli Eğitim Bakanlığından çok fazla bir şey de beklemenin doğru olmayacağını vurguladı.
Milli Eğitim Bakanlığının söz konusu bütçesiyle eğitimde fırsat eşitliğini yaratmasının, eğitim yatırımlarını artırmasının beklenemeyeceğinin altını çizen İrgil, "Olsa olsa öğretmen ataması yapmasını bekleriz ama Milli Eğitim Bakanlığı bunu da yapmıyor. Milli Eğitim Bakanlığı 2018 yılında 20 bin öğretmenin atamasının yapılacağını söylüyor ama açık bulunan kadro sayısı 100 bin. Öğretmenin ücretlisi, geçicisi olmaz. Bizim kadrolu öğretmenlere ihtiyacımız var." dedi.
İrgil, yürek yaralayan bir başka konunun da KHK'lar olduğunu, haklarında hiçbir suçlama bulunmayan binlerce eğitimcinin işsiz konumda bulunduğunu öne sürdü.
Öğretim Üyesi Yetiştirme Programı (ÖYP) kapsamında görev yapan araştırma görevlilerinin de müdahale edilmemesi durumunda 15 gün sonra geleceklerinin bir belirsizliğe sürükleneceğini öne süren İrgil, bu çalışan grubunun sorunlarının da çözüm beklediğini söyledi.
İrgil, "Öğrenci affı ve ÖYP'liler konusunda tüm siyasi partilere sataşmada bulunuyorum. Bu konuda hiç mi sözünüz yok, gelin bu çocukların sorunlarına çözüm bulalım." diye konuştu.
HDP Diyarbakır Milletvekili Feleknas Uca, AK Parti'nin, AB'ye girme hedefinin olup olmadığını sorarak, "Varsa Türkiye'nin hukuk ve idare sistemini AB ile uyumlaştırmak için neden hiç çaba harcamıyorsunuz? Eğer AB'ye girme hedefiniz yoksa Avrupa Birliği Bakanlığının varlık sebebi nedir?" dedi.
HDP milletvekilleri, Avrupa Birliği ve Milli Eğitim Bakanlıklarının 2018 yılı bütçeleri üzerinde TBMM Genel Kurulunda görüşlerini dile getirdi.
HDP İzmir Milletvekili Ertuğrul Kürkcü, kendileri için iki Avrupa olduğunu belirterek, bunların, bankaların, tröstlerin, finans kapitalin Avrupası ile halkların Avrupası, bir sosyal Avrupa ümidi ve ihtimali olduğunu söyledi.
Kürkcü, partisinin AB'yi bir kurtuluş ümidi, gelecek ufku, beklentisi olarak görmediğini ancak Türkiye'nin üyelik sürecine, insan hakları, demokrasi, hukuk devleti ilkelerinin Türkiye'de içselleşmesi açısından büyük dikkatle baktıklarını söyledi. Kürkcü, HDP'nin, Türkiye AB üyesi olsun, olmasın daima insan haklarının, eşitliğin, özgürlüğün, adaletin bir imkan ve ilke haline geldiği uluslararası toplumun yaratılması için çalışacağını kaydetti.
HDP Diyarbakır Milletvekili Feleknas Uca, Türkiye ile AB arasındaki üyelik müzakerelerinin kopma noktasına geldiğini ileri sürerek, bunun en önemli nedeninin OHAL ile beraber zirveye ulaşan antidemokratik uygulamalar olduğunu savundu.
AK Parti'nin, AB'ye girme hedefinin olup olmadığını soran Uca, "Varsa Türkiye'nin hukuk ve idare sistemini AB ile uyumlaştırmak için neden hiç çaba harcamıyorsunuz? Eğer iktidarın AB'ye girmek gibi bir hedefi yoksa, temel görevi AB üyelik sürecini hızlandırmak, gelişmeleri izlemek ve üyelik sonrası çalışmaların koordinasyonunu yürütmek olan Avrupa Birliği Bakanlığının varlık sebebi nedir? Müzakerelerin koşullu olarak askıya alındığı 2017'de Avrupa Birliği Bakanlığına ayrılan bütçe nereye harcandı? Bütçeden 2018 yılı için Avrupa Birliği Bakanlığına ayrılacak yaklaşık 350 milyon liralık ödeneği, işlevine ve kuruluş amacına uygun nasıl harcamayı planlıyorsunuz?" sorularını yöneltti.
AK Parti Grup Başkanvekili Naci Bostancı, HDP Iğdır Milletvekili Mehmet Emin Adıyaman'ın konuşmasında, Kürtlere karşı ayrımcı politikalar uygulandığına yönelik ifadeler kullandığını belirterek, sataşma gerekçesiyle söz istedi.
Bu ülkede Kürtlerin ve Türklerin olduğunu, bunlara ilişkin kimsenin sorunu bulunmadığını ifade eden Bostancı, modern devletlerin, vatandaşların eşitliği üzerine kurulduğunu anımsattı. Bostancı, bu ülkenin her karış toprağının, aynı zamanda Kürtler, Türkler için olduğunu vurgulayarak, PKK terör örgütünün, demokratik zemini tahrip ettiğini, halkları birbiri aleyhine kışkırttığını belirtti. Bostancı, buna teslim olmamak gerektiğini dile getirerek, "Sizin göreviniz her şartta demokratik zeminin üslubu, dili, tavrı ve tarzı olmalıdır. 80 milyonun iradesini lütfen dikkate alın." değerlendirmesinde bulundu.
AK Parti Muğla Milletvekili Hasan Özyer, "Hedefimiz, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün de isabetle belirttiği gibi, muasır medeniyet seviyesidir yani bugünkü tabirle, Batı normlarının da üstündedir." dedi.
TBMM Genel Kurulunda, AK Parti milletvekilleri, Avrupa Birliği ile Milli Eğitim Bakanlıkları ile bağlı kurumların 2018 yılı bütçeleriyle ilgili söz aldı.
AK Parti Muğla Milletvekili Özyer, Türkiye'de son 15 yılda sessiz bir devrim gerçekleştiğini, reformlarla ülkenin adeta çehresinin değiştiğini söyledi.
Avrupa Birliği Bakanlığı'nın da AB müktesebatına uyum çerçevesinde gıda güvenliğinden katı atık yönetimine, enerji verimliliğinden tüketici haklarına kadar çok sayıda düzenlemeyi hayata geçirdiğini ifade eden Özyer, şunları kaydetti:
"Avrupa Birliği Bakanlığı bu düzenlemelerle halkımızın hayat standartlarının daha da yükselmesini sağlamıştır. Ancak Türkiye'nin nihai hedefi bunların da üstündedir. Hedefimiz, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün de isabetle belirttiği gibi, muasır medeniyet seviyesidir yani bugünkü tabirle, Batı normlarının da üstündedir. Her alanda büyüyen ve gelişen ülkemiz, siyasi ve ekonomik istikrarıyla bölgesel sorunların çözümüne de katkı sağlamakta ve etkinliğini artırmaktadır. Dinamik yapısı ve genç nüfusuyla AB'ye üye olan bir Türkiye, birliğe önemli bir güç katacak ve birliğin her alanda etkinliğini ve gücünü artıracaktır."
Özyer, Türkiye'nin PKK, FETÖ, DEAŞ, PYD ve YPG gibi uluslararası terör örgütlerinin saldırılarına maruz kaldığını anımsattı.
Söz konusu terör örgütlerinin, küresel bir tehdit haline geldiğinin altını çizen Özyer, "Terörle mücadelede AB ülkelerinin daha etkin rol alması gerekmektedir. Ülkemiz yıllardır terör örgütleriyle mücadele ederken AB sürecinde sorumluluklarını yerine getirmeyi de başarmıştır. Maalesef, AB'nin sorumluluklarını yerine getirmediğini görmekteyiz." ifadelerini kullandı.
AK Parti Konya Milletvekili Leyla Şahin Usta, Türkiye'nin yakın bölge ve çevre havzalardaki politika önceliklerinin AB üyeliği süreciyle bütünlük arz ettiğini söyledi.
Türkiye ile AB ilişkilerinin bu perspektiften bakıldığında, küresel barışı tehdit eden gerilimlerin yumuşatılmasında, uluslararası terör, küresel çatışma, enerji güvenliği gibi risk alanlarında küresel işbirliğinin yaygınlaştırılmasında önem kazandığını anlatan Usta, "Türkiye'nin AB üyeliğini stratejik bir hedef olarak görmekteyiz. Bu hedefler doğrultusunda atılan adımlar Türkiye'nin AB üyeliği sürecinde yeni bir dönem başlamıştır. Bazı Avrupa ülkelerinin haksız ve temelsiz muhalefetine rağmen biz AB'ye tam üyelik yolunda gereken adımları atmaya da devam edeceğiz. Özel bir statü istemiyor, sadece hak ettiğimizi elde etmek istiyoruz." dedi.
Leyla Şahin Usta, AKPM'nin asil üyelerinden biri olduğunu, Türkiye'nin denetim sürecine geri çekilmesi döneminde 3 parti milletvekilleri ile bir araya gelip Türkiye için ortak hareket ettiklerini anlattı.
Bir partinin ise bulunulan noktada Türkiye aleyhinde konuştuğunu, her fırsatta Türkiye'nin aleyhinde oy kullandığını Avrupa Konseyinin Genel Kurulunda ise terör örgütlerini desteklediklerini belirten Usta, "Ben bunların kimler olduğunu söylemeyeceğim. Türk milleti zekidir, bu durumu da onların takdirlerine sunuyorum." dedi.
HDP İzmir Milletvekili Ertuğrul Kürkçü, Usta'nın açıklamalarının partilerine yönelik bir sataşma olduğunu öne sürerek söz istedi.
Kürkçü, HDP olarak AKPM'ye "milli maç" için gitmediklerini ifade ederek, "İnsan hakları, demokrasi ve hukuk devleti tartışmasına burada nasıl katılıyorsak orada da öyle katılıyoruz. Bakan bunu hangi yorumla katılır bunu bilmiyorum ama ben Ömer Çelik'in şu beyanına katılıyorum; "Orası bizim kendi evimiz, burada nasıl yaşıyor ve konuşuyorsak orada da öyle yaşıyor ve konuşuyoruz. İyi ki HDP gibi bir muhalifiniz var, bundan istifade etmeye bakın, iyi gelir size." ifadelerini kullandı.
AK Parti İzmir Milletvekili Kerem Ali Sürekli de Türk Akreditasyon Kurumunun (TÜRKAK), AB uyum sürecinde teknik alanın düzenlenmesine yönelik olarak oluşturulan kurumlardan biri olduğunu anımsattı.
TÜRKAK'ın, bugüne kadar bin 472 uygunluk, değerlendirme kuruluşunu akredite ettiğini belirten Sürekli, "Verilen akreditasyon hizmeti sayesinde ülkemizde kalite altyapısı güçlenmekte, piyasada güven oluşmakta, kaliteli ürün ve hizmetler yaygınlaşmakta, ülkemizde üretilen mal ve hizmetlerin uluslararası geçerliliği sağlanmaktadır." dedi.
TÜRKAK'ın uluslararası standartlığın bekçiliğini yaptığını ifade eden Sürekli, kurumun 2004 yılından bu yana kendi imkanlarıyla faaliyetlerini başarılı bir şekilde sürdürdüğüne dikkati çekti.
Kurumun, 2017 yılı Kasım ayı sonuna kadar 22 milyon liralık giderine karşılık 37 milyon lira gelirinin bulunduğunun altını çizen Sürekli, "Bu bütçede 17 milyon 560 bin TL kendilerine ödenek ayırdık, bu da kullanılmayacak, kurum kendisini finanse ediyor." diye konuştu.
AK Parti Elazığ Milletvekili Ejder Açıkkapı ise AK Parti'nin iktidara geldiği 2002 yılında 10 milyar lira olan Milli Eğitim Bakanlığı bütçesinin 2018 yılında 134 milyar 727 milyon liraya yükseldiğini ve bu büyüklüğü ile yeni bir zirve yakaladığını söyledi.
Eğitimin, toplumların gelişmesinde nitelikli bir unsur olduğuna değinen Açıkkapı, "AK Parti olarak 2002 yılından bu yana vatandaşlarımızın eşit şartlarda eğitim ve öğretim hakkını sağlamak için temel altyapı ve erişim problemlerini önemli ölçüde çözüme kavuşturduk. Şu an görev yapan her 3 öğretmenden ikisi iktidarımız döneminde atanmıştır. Yine, öğretmenlerimizin yüzde 66'sının 40 yaş altında olması da oldukça dikkat çekici ve önemlidir. Ülkemizin her bölgesinde öğretmen norm doluluk oranları birbirlerine yaklaştırılmıştır." değerlendirmesinde bulundu.
AK Parti Balıkesir Milletvekili Ali Aydınlıoğlu, daha önce olduğu gibi önümüzdeki yılda bütçe gelirinde en büyük payı eğitime ayırdıklarını söyledi.
Milletin kaynaklarını milletin hizmetine sunmaya çalıştıklarını ifade eden Aydınlıoğlu, "AK Parti hükümetlerinin disiplinli mali politikaları nedeniyle tüm yatırımları rahatlıkla yapabiliyoruz. Okullarımız birçok yerde eğitim kampüslerine dönüştürülmüştür. Eğitimde nitelik ve nicelik yönünden birçok ülkenin önündeyiz ve bunu da öğretmenlerimize borçluyuz." dedi.
AK Parti Sinop Milletvekili Nazım Maviş de bütçelerin sadece rakamlardan ibaret olmadığını, her bütçenin bir felsefesinin bulunduğuna dikkati çekti.
AK Parti'nin en büyük payı eğitime ayırmasının felsefesinin ise eğitime verilen önemi işaret ettiğini vurgulayan Maviş, şöyle konuştu:
"İktidarımız döneminde amacımız hep eğitimde kaliteyi artırmak oldu. Eğitime erişimde fırsat eşitliğini sağlamak hedefimiz, eğitim ortamının demokratikleştirilmesi ise en önemli hedefimiz oldu. 28 Şubatın izlerini sildik. Öğretmen ve öğrencilerin başörtü zulmünü ortadan kaldırdık. Hayat dinamik ve her gün yeni gelişmelerle karşı karşıyayız. Bu hızlı değişim karşısında eğitimde de sürekli yenileşme amacını güttük. Her şey AK Parti'nin kontrolünde iyi bir şekilde ilerliyor."
AK Parti Kocaeli Milletvekili Mehmet Akif Yılmaz ise öğretmenlik mesleğinin itibarının korunması gerektiğini, bu kapsamda öğretmen stratejisini hayata geçiren bakanlığa teşekkür ettiğini söyledi.
2002 yılında 98 milyar olan genel bütçenin 2018 yılında 762 milyar liraya yükselmesinin net bir tablo olarak karşılarında bulunduğunu anlatan Yılmaz, şunları kaydetti:
"Bu tablo bize şunu net olarak gösteriyor; birileri iktidar olamamanın hırsıyla millet bütçesini yırtma küstahlığına başvursa da Türkiye başta eğitim olmak üzere her alanda büyüyor. Milletimizin beklediği kalkınma hamlelerine iç ve dış tüm engellemelere rağmen kararlılıkla devam ediyor ve edecek inşallah. İktidarın yolunu sandıkta değil de darbe ve vesayet rejiminde gören bu hastalıklı anlayış, ekonomik kalkınmamıza, nitelikli insan kaynağımıza yıllarca darbe vurmuştur. Türkiye Cumhuriyeti devletinin itibarını sarsan, en ağır darbeleri de millet bütçesini yırtan bu zihniyetten aldık."
Yılmaz'ın konuşması üzerine söz isteyen CHP Grup Başkanvekili Engin Altay ise iktidarın önyargı ve paranoyalardan kurtulması gerektiğini öne sürdü.
Devlet ve hükümet kavramlarının karıştırılmaması gerektiğini ifade eden Altay, "Devlet ve hükümeti karıştırdığınız sürece bu milleti bölme anlayışına hizmet etmiş olursunuz. Bu devletin bekasından sadece AK Parti değil bu meclisin tüm milletvekili sorumludur. Keşke o milletin bütçesi olsaydı. Bu bütçe milletin bütçesi değildir." ifadelerini kullandı.
MHP İstanbul Milletvekili Arzu Erdem, "AB, olmazsa olmazımız mı? Değil. Dayatmalarla ülkemizi rencide edecek şekilde, yapılmayacak şeyler önümüze getirildiği zaman da AB üyesi olma şartımız yok." dedi.
MHP İstanbul Milletvekili Arzu Erdem, AB üyelik sürecinin uzun yıllara dayanan, kendisinin ve milletvekili arkadaşlarının önemli bir bölümünün yaşından daha uzun olan bir süreyi kapsadığını ifade etti.
Türkiye'nin, AB üyeliği sürecine 1963 yılında Avrupa Ekonomik Topluluğu Ortaklık Anlaşması'nı imzalamasıyla adım attığını anımsatan Erdem, 1987'de tam üyelik başvurusu yapıldığını, Türkiye'nin 1999'da aday ülke olarak kabul edildiğini anlattı.
Erdem, AB ülkelerinin üyelik müzakerelerinde Türkiye'yi sürekli yargıladığını, birtakım kriterlerin yerine getirilmesi için parmağını göstererek Türkiye'yi hizaya çekmeye çalıştığını söyledi.
Arzu Erdem, "AB, olmazsa olmazımız mı? Değil. Mücadeleler verildi, bugüne kadar çalışmalar yapıldı. Çalışmaların devamı sürdürülebilir ama dayatmalarla ülkemizi rencide edecek şekilde, yapılmayacak şeyler önümüze getirildiği zaman AB üyesi olma şartımızın olmadığını, içe dönük bir yapının ya da farklı yerlere yönelik bir yapının ekonomik kalkınmayla ilgili sürdürülebilir olduğunu da belirtmemizde yarar var." diye konuştu.
MHP Ankara Milletvekili Zühal Topcu da 2002'den bu yana gelen bütün Milli Eğitim Bakanlarının, "Sistemi değiştiriyoruz." dediğini belirterek, "Sistem derken siz neyi, biz neyi anlıyoruz?" diye sordu.
15 yılda yapılan nicel çalışmalara karşın nitelikte arzulanan hedeflere ulaşılamadığını savunan Topcu, değişiklik yapmak isteniliyorsa öğretmenlerden başlanılması gerektiğini kaydetti.
MHP Erzurum Milletvekili Kamil Aydın, en önemli hak ve vasıtanın eğitim olduğunu, beşeri kalkınmanın temelinde doğru, sağlıklı bilginin elde edimesini sağlayan eğitimin yattığını vurguladı.
Çin, Japonya ve Almanya'ya bakıldığında kalkınmanın sadece bilim ve teknolojiden kaynaklığını düşünmenin eksik olacağını belirten Aydın, Türk milli eğitiminin temelde, öncelikli olarak temel milli değerlere bağlı, evrenseli arama ve geliştirmeyi hedef alması gerektiğini dile getirdi.
Eğitim bütçesinin beşte dördüne yakınının personel giderleri ve SGK ödemeleri olduğunu dile getiren Aydın, yeni yatırımlara ya da idealize edilen programlara kaynak aramada sorunlar bulunduğunu söyledi.
Aydın, matruşka bebek gibi üniversite açıldığını ifade ederek, "Kopya kağıdı araya koyduk. Her üniversiteye bakın, aynı fakülte, aynı bölümler var. Standart aynı." dedi.
***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***
