2011-11-25 - 13:45
CHP Bursa Milletvekili Sena Kaleli, CHP'li bir grup milletvekili ile birlikte parlamentoda ''Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü'' dolayısıyla basın toplantısı düzenledi.
CHP Bursa Milletvekili Sena Kaleli, CHP'li bir grup milletvekili ile birlikte parlamentoda ''Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü'' dolayısıyla basın toplantısı düzenledi.
CHP'li Kaleli, kadının toplum içinde yer alması, sosyalleşmesinin erkeği de sosyalleştireceğini, her yönden kontrollü hale getireceğini belirterek, sevgisiz, sadece ideolojilerin peşinden giden anlayışın, şiddetin çözümü olamayacağını söyledi.
Kürsüye siyah kurdele bırakan Kaleli, ''Kurdeleleri, fili ve sözlü eylemler nedeniyle Genel Kurulda Başkanlık Divanı kürsüsüne de bırakacağız. Kadınları şiddetten kurtarmak için önce parlamentoda şiddete son vermelerini isteyeceğiz'' dedi.
Sena Kaleli, ''Toplum, töre, namus anlayışının yanı sıra erkekleri rahatlatacak kurallarla gelenek haline getirilmiş bakış açısı, kadına şiddeti adeta meşru kılmaktadır. Kadının ekonomik ve sosyal yaşamdan uzaklaştırılması, mazbutlaştırma ve muhafazakarlaştırma çabaları da şiddete zemin hazırlamaktadır'' diye konuştu.
Kaleli, son 10 yıllık araştırmalara bakıldığında, ciddi bir zihni gerileme içinde olunduğunun görüldüğünü dile getirerek, ''Şiddetin son 10 yılda bu derece artmasından birinci derecede sorumlu, AKP hükümetleri ve politikalarıdır'' görüşünü savundu.
Kadınlar olarak, şiddetsiz, her alanda eşit, insanca bir yaşam istediklerini dile getiren Kaleli, sözlerini şöyle tamamladı:
" Bugün Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü." Yani şiddeete uğrasın ya da uğramasın bütün kadınların ve şiddete karşı çıkan herkesin sesini yükseltme günü.
Bu çığlığın her yere ulaşması adına sizlerin de sesimize güç katacağınıza yürekten inanıyorum.
Türkiye hâlâ biyolojik farkı öne sürülerek kadın, erkek eşitliğine inanmayan, kadının bedenine 3 çocuk diyerek hükmetmek isteyen, hak ve özgürlükleri kısıtlayan, şiddetin her geçen gün arttığı muhafazakâr bir ülke durumundadır.
Bunun ekonomik, sosyal ve kültürel dönüşümlerle, göçlerle yakından ilgisi olduğu açıktır.
Bir diğer çarpıcı gelişme ise sosyo-kültürel alışkanlıklardaki dönüşümün yarattığı olumsuzluklardır.
Dünya Ekonomik Forumu'nun Cinsiyet Uçurumu Raporu'na göre kadının ekonomiye katılımında son 5 yılda ilerleyeceğimize daha da gerilemişiz.
2007'de 128 ülke arasında 118'inciyken 2011'de 135 ülke arasında 132'nciyiz.
Son 7 yılda 4190 kadının öldürülmesi ise gerilemenin bir başka boyutu.
Profesör Doktor Yılmaz Esmer'in araştırmasına göre "bazı kadınlar kocalarından dayak yemeyi hak ediyor" diyenlerin oranı 1996'da yüzde 19 iken, 2011'de bu oran yüzde 30'a yükselmiştir.
Yine aynı araştırmaya göre, bir erkeğin birden fazla eşi olmasının kabul edilebirliğine dair oranlar 1996'da yüzde 10 iken , 2011'de yüzde 23'e çıkmıştır.
Bu endeks oranların gerçekliğine , ekonomik gerçekliğe rağmen , TÜİK mutluluk istatistiklerinde evli kadınların neredeyse tamamı mutlu gösterilmektedir.
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin'e seslenmek istiyorum; öğrenci hakları ve insan haklarını savunurken tutuklanan ve insan hakları ihlallerinin bolca yaşandığı ülkemizde kadına şiddet, nasıl insan hakkı ihlali olarak görülecek, toplumsal sorunun çözümü nasıl mümkün olabilecek- 3 çocuk yapması istenerek bedenine hükmedilen, aile planlamasının rafa kalktığı, aile ve sosyal politikaların içinde birey olarak eşit olamamış kadına nasıl fırsat eşitliği sağlanabilecek- Bu anlayışla dünyada, eşitlikle başlayıp, bedensel farkındalıkla gelişen, hak, özgürlük, ve toplumsal cinsiyet eşitliğine varan kadın hareketinin biz neresinde olabiliriz.
Sayın Bakan; artık söz değil, eylem zamanıdır. Düşünen, sorgulayan kadın olmak, önce kadının algısını değiştirmek, sonra zihniyeti dönüştürmek daha doğru bir yöntemdir. Kadının özgüven kazanması, düşük benlikten kurtarılması gerekir.
Eğer samimiyseniz, "Erkek egemen söylemle genel kurulu yöneten, meclis idaresinin sorumluluğunu üstlenen ve TBMM'nin saygınlığını yerlere düşüren parlâmento içi şiddetten" işe başlayalım." (13:45)
